Zulme Razı Olmak Da Zulümdür
Gönderen Kadir Hatipoglu - Mart 01 2024 01:00:00

                                                                                                                                               Vaaz Resimleri: w.jpg

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

  Değerli kardeşimiz,

Rabbimiz

وَلَا تَرْكَـنُٓوا اِلَى الَّذٖينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُۙ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ اَوْلِيَٓاءَ ثُمَّ لَا تُنْصَرُونَ

"Bir de sakın zulmedenlere meyletmeyin, sempati duymayın. Yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostunuz yoktur; sonra yardım da göremezsiniz." (Hud, 11/113)

Bu  ayet sadece zulmedenleri değil, zulme alet olanı, taraftar olanı hatta az bir meyil gösterenleri bile içine almaktadır. Çünkü "küfre razı olmak küfür olduğu gibi, zulme razı olmak da zulümdür." Dalalete, yalana, günaha, harama taraftar olmak dalalettir, yalandır, günahtır, haramdır.

Burada وَلَا تَرْكَـنُٓوا اِلَى الَّذٖينَ ظَلَمُوا “zulmedenlere meyletmeyin, sempati duymayın”den maksat, bir anlamda onların zulmüne meyletmeyin, demektir.

Müslüman hem zulmetmeyecek hem de zalimden ve onun zulmünden razı olmayacak, yaptığı zulmü övmeyecek, taraftar olamayacak ve zulmünün yayılmasına asla katkı sağlamayacaktır. Yoksa onun zulmüne meyletmiş olacağından zulmüne ortak olur.

Öyleyse, her Müslümanın; günahın hangi çeşidi olursa olsun, rıza göstermemek, itaat etmemek, muhabbet etmemek, onlara muvafakat etmemek, dostluk ve arkadaşlıkta bulunmamak, destek olmamak, taraftar olmamak, yaltaklık yapmamak, onları savunmamak gibi görevleri vardır.

Ayette zulme meyletmenin bile bu kadar dehşetli olduğu dikkatlere sunulmaktadır. Zulmün en hafifi bile böyle olursa, en büyüğünden ne derece şiddetle kaçmak gerektiğine de bir ima vardır.

Beyzâvî ayette geçen   وَلَا تَرْكَـنُٓوا “rükün” kelimesinin "az eğilmek" olduğunu ifade eder. Yani onlara doğru az bir şekilde dahi olsa  yakınlık göstermeyin, demektir. Alimler, burada yasaklanan şey, zalimlerin üzerinde bulundukları zulme rıza göstermek, onların bu işini iyi görmek, hem kendileri hem başkalarına onun güzel olduğunu göstertmek ve buna benzer şeylerde onlara katılmaktır. Ama, onlardan gelebilecek bir zararı defetmek ve zarurî, hemen elde edilmesi gereken bir menfaati temin etmek için onların arasına karışmak, yasaklanan bu meyil çeşidine dahil değildir, demiştir. (bk. Razi, İlgili ayetin tefsiri)

Alimler zulmü üç kısım halinde incelemişlerdir:

1.  İnsanla Allah arasındaki zulüm:

Yüce Allah’a şirk (ortak) koşmak ve emirlerini inkâr etmektir. Yüce Allah (CC) şöyle buyurmuştur;

وَاِذْ قَالَ لُقْمٰنُ لِابْنِهٖ وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَيَّ لَا تُشْرِكْ بِاللّٰهِؕ اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظٖيمٌ

 (Hani Lokman oğluna öğüt vererek, şöyle demişti: “Yavrum, Allah’a ortak koşma. Çünkü şirk çok büyük bir zulümdür!”) (Lokman 13) ayetinde buna dikkat çekilmiştir. Yüce Allah`ın varlığını, birliğini inkâr etmek zulüm olduğu gibi, imân esaslarından herhangi birini inkar etmek de zulüm ve küfürdür.

2. İnsanlar arasındaki zulüm.

Zulme meyletmek, zalime rıza göstermektir. Temel insan haklarından olan mal, can, akıl, nesil ve ilim emniyetine güç kullanarak müdahale etmek, yalan ve iftiralarda fitne çıkarmak.

وَلَا تَرْكَـنُٓوا اِلَى الَّذٖينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُۙ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ اَوْلِيَٓاءَ ثُمَّ لَا تُنْصَرُونَ

“Sakın zulmedenlere meyletmeyin, yoksa size de ateş dokunur. Allah’tan başka sahibiniz de yok, sonra kurutulamazsınız!” ( Hud 113)

Hadisi şeriflerde şöyle buyrulmaktadır;

اتَّقُوا الظُّلْمَ فَإِنَّ الظُّلْمَ ظُلُمَاتٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

“ Zulümden sakınınız, zira zulüm kıyamet gününde sahibini saran zifiri karanlık olacaktır.” (Buharı)

insanların kendi hemcinslerine karşı işledikleri suçlar, günahlar ve haksızlıklardır. İnsanla insan arasındaki zulüm de, bu geniş alanda büyük bir yere sahip bulunmaktadır. Zaten zulüm denince ilk olarak akla insanların birbirlerine karşı olan hareketlerindeki yanlış, kötü ve zararlı davranışları zulüm olarak tanıtılmış, bunların işlenmemesi istenmiş ve işleyenler zalim olarak ifade edilmiştir.

Örneğin, Adam Öldürmek,Hırsızlılık Yapmak,Erkeklerin erkeklerle temasta bulunması (homoseksüellik) ve yol kesip kötülükte bulunmak,zina yapmak ,suçlu insanları bırakıp suçsuzları cezalandırmak,Allah`ın indirdiği hükümlerle hükmetmemek, birer zulümdür ve bunları veya bunlardan birini yapan da zalimdir. Bu nedenle haram olan şeyleri yapanlara meyletmek, taraftar olmak, benimsemek, sempati duymak da o zulme ortak olmak demektir.

3. Zulmün bir çeşidi de, insanın kendi kendine zulmetmesidir.

Bu hususta da çeşitli âyetler vardır. Nitekim,

وَلَوْ اَنَّهُمْ اِذْ ظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ جَٓاؤُ۫كَ فَاسْتَغْفَرُوا اللّٰهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا اللّٰهَ تَـوَّاباً رَحٖيماً

“...Eğer onlar kendilerine kötülük ettiklerinde sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileselerdi, peygamber de onlar için mağfiret dileseydi, elbette Allah’ı ziyadesiyle affedici ve esirgeyici bulurlardı.” (Nisâ, 4/64)

وَمَا ظَلَمَهُمُ اللّٰهُ وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

“Allah onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı." (Nahl, 16/33)

فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِنَفْسِهٖۚ

“Onlardan kimi nefsine zulmedendir” (Fâtır, 35/32)  gibi ayetlerde buna dikkat çekilmiştir.

Yüce Allah’a kul olacağına, kendi iradesiyle zalimlere boyun eğerek köleleşmeyi kabul etmektir.

ذٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْدٖيكُمْ وَاَنَّ اللّٰهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِلْعَبٖيدِۙ

 “ İşte bu, sizin kendi ellerinizle ortaya koyduğunuz yüzündendir! Yoksa Allah, kullarına karşı asla zulmeden değildir” (Enfal 51)

اِنَّ اللّٰهَ لَا يَظْلِمُ النَّاسَ شَيْـٔاً وَلٰكِنَّ النَّاسَ اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

“Şüphesiz ki Allah, insanlara zerre kadar zulmetmez, ama insanlar kendilerine zulmediyorlar.” ( Yunus 44)

Peygamberimiz (S.A.V.) bizleri şöyle uyarmaktadır.

“انْصُرْ أخاك ظالمًا أو مظلومًا” فقال رجل: يا رسول الله، أَنْصُرُهُ إذا كان مظلومًا، أرأيت إِنْ كان ظالمًا كيف أَنْصُرُهُ؟ قال: “تَحْجِزُهُ -أو تمْنَعُهُ- من الظلم فإنَّ ذلك نَصْرُهُ”

(“Din kardeşin zalim de olsa, mazlum da ona yardım ediniz.” Sahabe sordu, Ya Resulullah mazluma yardım etmeyi anladık, lakin zalime nasıl yardım etmeliyiz. Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdular: “ Zalimin kollarını tutarak (gücünü kırarak) zulmüne engel olursanız, şüphesiz ki, bu iş ona yardım etmektir.”(Buharı)

Yine peygamberimiz

Zalim olduğunu bildiği halde, zalime yardım etmek için yürüyen kimse İslam’dan çıkmış olur.” (Ramüz-ül Ehadis 5551)

Değerli Kardeşlerim

Bu zülüm çeşitlerinden hangisi olursa olsun, zulüm, yaratılış düzeninde bozukluk ve sapmalara sebep olmaktadır. İnsanın dışındaki bütün varlıklar, yaratılış düzenini bozmamakta, nasıl yaratılmışlarsa, öyle hareket etmektedirler. Allah`ın emir ve yasaklarını dinlemeyen, zulüm yollarına düşen insanlar ise, insanın yaratılış gayesinin dışına çıkmaktadırlar. Bu halleriyle de, varlıklar arasında en büyük zalimlerden olma durumuna düşmektedirler.

İşte ayette bu zalimlere ve zulümlerine meyledenlerin de onlar gibi olacağı ve bu durumlarının da cehennem azabına neden  olacağı bildirilmektedir.

Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُصٖيبَنَّ الَّذٖينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَٓاصَّةًۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَدٖيدُ الْعِقَابِ

“İçinizden sadece zulmedenlere dokunmakla kalmayacak olan bir musibetten sakının ve bilin ki Allah’ın cezası çok şiddetlidir.”  Enfâl, 8/25.

Hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır:

إِنَّ النَّاسَ إِذَا رَأَوُا الظَّالِمَ فَلَمْ يَأْخُذُوا عَلَى يَدَيْهِ أَوْشَكَ أَنْ يَعُمَّهُمُ اللَّهُ بِعِقَابٍ مِنْهُ

“İnsanlar zalimin zulmünü görür de ona engel olmazsa, Allah’ın onları genel bir azaba uğratması kaçınılmazdır.” Tirmizî, Fiten 8.

Muhterem Kardeşlerim

Yüce Allah’ın (CC) hükümlerini hafife alarak, sınırı ve haddi aşanları şöyle uyarmaktadır.

يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تُحَرِّمُوا طَيِّبَاتِ مَٓا اَحَلَّ اللّٰهُ لَكُمْ وَلَا تَعْتَدُواؕ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدٖينَ

“Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı nimetlerin temizlerini kendinize haram etmeyin ve aşırı da gitmeyin, çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.” (Maide 87)

Aşırı giden, haddini ve hududunu bilmeyen insanların sıfatlarını Kur’an-ı kerim şu şekilde açıklıyor: Yancıdırlar, dönektirler, zalimlere meylederler, Yüce Allah’ın hükümlerini hafife alırlar, hırsız, arsız ve ahlaksızdırlar. İnkârcıdırlar, müşriktirler, fasıktırlar (yoldan çıkmış), ikiyüzlü münafıktırlar.

Müslümanları dost edinmek yerine, şer güçleri ve hainleri dost edinmeye çalışırlar. Nefislerinin esiri olduklarından hain ve kindardırlar. İslam ve Müslüman düşmanı hainlerle birlikte hareket etmekten utanmazlar. Zulme, zalime, terörizme, ses çıkaramayacak kadar korkaktırlar. Hak ve hakikati, nefsi hırsla ve batıl fikirlerle örtemeye çalışan dilli ve dilsiz şeytanlar gibidirler. Haddini aşanlara Hz. Ali Şöyle buyuruyor; “Haksızlığın önünde eğilmeyiniz. Eğilirseniz hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.”

Muhterem Müslümanlar!

Bugün, fert, toplum ve insanlık olarak ağır bir imtihandan geçiyoruz. Hak, hukuk, ahlak, vicdan ve merhamet gibi insanı insan yapan değerler; işgalci zalimler ve destekçileri tarafından ayaklar altına alınmaktadır. Filistinli kardeşlerimiz yaklaşık bir asırdır kendi vatanlarında baskı, esaret ve zulüm altında yaşamaya mahkûm edilmiştir. Bugün de Gazze’de kadın, çocuk, yaşlı demeden dünyanın gözü önünde büyük bir soykırım gerçekleştirilmektedir.

Aziz Müminler!

Eşi görülmemiş bu soykırımı gerçekleştiren gözü dönmüş caniler, cesaretlerini ümmet-i Muhammed’in suskunluğundan ve dağınıklığından almaktadır. Oysa yüce dinimiz İslam, bizleri vahdete çağırmaktadır. Birlik olmaya, birlikte hareket etmeye davet etmektedir. Sadece dualarımızı değil, bilgimizi, gücümüzü, maddi ve manevi imkânlarımızı birleştirmemizi istemektedir. İstiklal Şairimiz bu hususu ne de güzel ifade etmektedir:

Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez,

Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.

Bu mabedimizden tüm insanlığa şöyle seslenmek isterim

Ey İnsanlar!

Yaşanan bu vahşet, sadece Müslümanların değil bütün insanlığın ortak sorunudur. Dünyanın gözü önünde gerçekleştirilen cinayetlere seyirci kalmak hatta destek olmak, bütün insanlığın ayıbıdır. Zira kendilerini diğer insanlardan üstün tutan, yeryüzünü özel mülkleri gören zalimler, sadece Müslümanların değil, bütün insanlığın geleceğine kastetmektedir. Ülkemiz, dinimiz, dilimiz, ırkımız ne olursa olsun böyle bir katliama karşı çıkmak insan olmanın gereğidir.

Zulüm nerede işlenirse işlensin zalime dur demek insan olarak hepimizin mesuliyetidir. Çünkü zulme rıza göstermek de zulümdür.

İslam düşmanı kahpeler, Hz. Ömer’i rukü de, Hz. Osman’ı rahlenin başında Hz. Âli’yi secde de, birçok sahabeyi kalleşçe pusuya düşürerek, iman ehli tarihi şahsiyetlerimizi kahpece hançerleyerek, alçakça zehirleyerek şehit ettiler. Bugünde o kahpelerin, kahpe çocuklarından oluşan lanetti Siyonistler kinlerini Gazzede kusuyorlar. Bu küstahlığa sevinenler, ses çıkarmayanlar olayı saptırmaya çalışanlar, zalimdirler zalim sevicileridirler.

İslam ümmetine yönelik yapılan saldırılara, İslam dünyası sesiz kalmamalıdır. Gayrı Müslim devlet yöneticilerinin, Papa’nın, patriğin, hahamların, kardinallerin, papazların dolambaçlı kınamalarına aldanmamalıdırlar. Gayri Müslimlerin kasıtlı olarak İslam dinini terör dini, Müslümanları terörist olarak göstermeye çalışan zalimler topluluğuna, İslam dünyasının milli ve yerli düşünen tarihçileri, siyasetçileri, aydın ve yazarları susmamalıdırlar.

Kıymetli Kardeşlerim!

Masum canlara kıyan katillerin zulmüne karşı durmazsak ateş tüm dünyayı saracak, kimse güvende olmayacaktır. Çocukların bombalar altındaki çığlıklarını duymazsak herkesin canı yanacaktır. Unutmayalım ki herkesin, her zaman kötülüğe engel olmak için yapabileceği bir şeyler mutlaka vardır. Zulme engel, mazluma umut olmak için caydırıcı rol üstlenelim; elimizle, dilimizle ve kalbimizle ne gerekiyorsa yapalım. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır:

مَنْ رَأَى مُنْكَرًا فَلْيُنْكِرْهُ بِيَدِهِ وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِلِسَانِهِ وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أَضْعَفُ الإِيمَانِ

“Kim bir kötülük ve haksızlık görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin...”

Aziz Müslümanlar!

Kadın erkek, genç yaşlı her birimiz dünyadaki tüm zulümlerin son bulması için sorumluluklarımızı yerine getirelim. Hz. İbrahim’in ateşini söndürmeye giden karınca misali hakkın yanında, bâtılın karşısında yer almaya devam edelim. Bizler inanıyoruz ki bu zor günler elbet sona erecektir. Zalimlerin zulmü mutlaka bitecek, mazlumların yüzü gülecek, zafer inananların olacaktır. Mazlumların umudu olan aziz milletimiz, ümmet bilinciyle dünyamızı yeniden barış yurdu haline getirecektir.



islam ve Hayat,Güncel Vaaz ve Hutbeler