Vaaz Kategorileri
İman Konuları
İbadet Konuları
Sosyal Konular
Ramazan Vaazları
Dini Günler ve Geceler
DİB Örnek Vaazları
Kur'an'dan Öğütler
Genel Konular
islam ve Aile
Görev,Sorumluluk,Ahlak
Mevlid-i Nebi Vaazları
Ana Menü
Çocuklar İçin
Kur'an Öğreniyorm
Dinimi Öğreniyorum
Dini Bilgiler
Oyunlar
Ansiklopedi ve sözlük
Osmanlıca Sözlük
İslam Ansiklopedisi
Dini Sözlük
Dini Terimler
Küçük Lügat
Dini Kitaplar
P.Hayatı Salih Suruç
Kur'an ve Bilim
Günümüzde İslam
Kıssadan Hisse
Ehli Sünnet Yolu
İslam Tasavvufu
En Güzel Örnek
Gıybet Hastalığı
Adım Adım Kurtuluş
Mesneviden Öyküler
Kaynaklarıyla İslam Fıkhı Celal YILDIRIM

ONBİRİNCİ BÖLÜM.. 2

DİBAĞAT VEYA BOĞAZLAMA İLE TEMİZLİK.. 2

Vâcib Olanlar : 6


ONBİRİNCİ BÖLÜM

 

DİBAĞAT VEYA BOĞAZLAMA İLE TEMİZLİK

 

Domuzdan başka diğer bütün hayvanların .derisi, İslâm Şeriatı­nın belirttiği biçimde boğazlanmakla temi? sayılır. Derinin rutubeti iyice alındıktan sonra üzerinde hem oturulur, hem namaz dalınabilir. Bilindiği üzere her hayvanın eti yenilmez. İslâm Dini hangi hayvan­ların etinin yenilebileceğini hem genel Ölçüde, hem özel biçimde açıklamıştır. O halde derisi temiz olan her hayvanın eti helâldir, di­ye bir kaide yoktur. Yukarıda, da belirttiğimiz gibi, domuz bütünüy­le murdar kabul edildiğinden derisi de necis sayılmıştır. Dişer hay­vanlar şer'î biçimde boğazlandıkları takdirde çoğunun eti yenilmese bile derileri temizdir, yararlanılabilir.

l — Ölü, hayvanlara gelince, bunların da derisi dibağatle temiz­lenir. Ancak domuz derisi müstesna. Şafi'lere göre köpek derisi de domuz derisi gibidir.

Dibağat çeşitti kimyevi maddelerle yapılabileceği gibi kireç, ar­senik ve alçı, güneş, toprak ve rüzgarla da yapılabilir. Yani ıfböfcün bu durumlarda derinin rutubeti giderilmiş, bozulma tehlikesi kalma­mışsa, o takdirde ölmüş hayvanın olsa, ya da üzerinde da­ha önce kan hayvan pisliği gibi necasette dokunmuş olsa, temiz­lenmiş sayılır.

Ancak şap, mazı ve benzeri kimyasal özelliği ve te*süH bulunan maddelerle dibağat yapılması daha sıhhatlidir. Çünkü deri ve mikroorganizmaların etkisiyle çabuk bozulur. Bilhassa üzerinde et, yağ gibi artıklar bırakılan derilerde bozulma oram daha yüksektir.

Bu konuda içtihada nıesned olan hadis-i şerif ise îbn Abbas (R.A.) tarikiyle rivayet edilmiştir :

2  — «Deri dibağat edildiğinde temiz olur..»[1]

Mâlikîler dibağati temizleyici yollardan saymamışlar ve yuka­rıdaki hadîsi nezafet anlamına hamletmişler. Hanbelüer de buna yakın bir ictihadda bulunmuşlardır. Safilere göre, dibağatin mikro­organizmaları öldürecek ölçüdeki kimyevi maddelerden olmasını önermişlerdir.[2]

3  — Bu konu hakkındaki diğer sahih rivayetler ise şöyledir :

«Herhangi bir deri dibağat edilirse, gerçekten temizlenir,   (yani temiz olur).»[3]

Hz. Meymune'nin kölesine bir koyun ya da keçi sadaka olarak verilmişti. Boğazlanmadan ölen bu hayvan henüz kaldırılmadan Re~ sûlüllah (A.S.) Efendimiz oradan geçti. Hayvanın öldüğünü görün­ce : «Neden bunun derisini yüzüp dibağat etmek suretiyle yararlan­mıyorsunuz?» diyerek uyarıda bulundu. Onlar da «Ya Resûlellah hayvan diri değil, ölüdür.» deyince, Efendimiz (A.S.) : *Ölü ise onun ancak etini yemek haramdır..» buyurdu.[4]

Mü'minlerin Anası Hz. Şevde (R.A.) 'dan yapılan sahih rivayete göre, Hz. Şevde diyor ki :

«Bizim bir koyunumuz vardı, öldü, onun derisini yüzüp dibağat yaptık ve eskiyinceye kadar kullandık.»[5]

İbn Abbas (R.A.) diyor ki :

Batı (mağrib) cihetine gitmiştik, yanımızda Berberilerle Mecu-sîlerden bazı kimseler de vardı. Bir koyun boğazlayıp getirdiler, biz onun etinden yemedik. Fakat deri tutumlar içinde su getiriyorlar­dı. Bu durumu Resûlüllah (A.S.) Efendimizden sorduk. Bize şöyle buyurdu : «Dibağat o su tulumlarım temizlemiştir.»[6]

Yine îbn Abbas (R.A.)'dan yapılan sahih rivayette deniliyor ki :

«Resûlüllah (A.S.) Efendimiz hayvan derisinden ma'mul su tu­lumundan abdest almak istedi. Ashabdan birisi : «Bu ölmüş bir hay­vanın derişidir» dedi. Bunun üzerine Peygamber (A.S.) Efendimiz «Dibağet edilmesi onun pisliğini ve murdarlığını gidermiştir.[7]

bu konuda birkaç sahih rivayet daha vardır. arzu edenler nas-burraye'nin birinci cilt, 115 - 116 - 117 sahifelerine baksın.

4  — Necis (Murdar) şeylerin şer'î hükümleri :

Ayni necis olan şeyler ikiye ayrılır :

1. Muğallaza olanı ki bundan ancak bir dirhem (3,20 gr.) ibâ­dete engel sayılmaz. îdrar ve benzeri sıvı olanından ise bir elin aya­sı kadar ibâdete engel değildir. Fazlası engeldir.

2. Hafife olanı ki bundan dokunduğu elbisenin dörtte birinden az bir miktarı ibâdete engel sayılmaz.

Dirhemin her devirde mevcut örfe göre takdir edilmesini sa­vunanlar olmuştur. Ancak şef*î dirhemin itibar edilmesi daha sa­hih bir görüş olarak kabul edilmiştir.[8]

5  — Muğallaza olan necis  nelerdir?

a) însan bedeninden çıkıp abdest ya da guslü gerektiren her şey muğallaza kabul edilmiştir : Dışkı, idrar, meni, meyzi, vedyi, kanlı su, kusmuk -ağız dolusu olduğu takdirde- bu cümledendir. [9]Âdet görme, loğusalık ve istihaza (rahimdeki bir rahatsızlık ya da illetten dolayı gelen kan) da ayni kelimenin kapsamına girer. Yani bunlar da necasetti muğallazadan sayılır.[10]

Küçük yaşta kız ve erkek çocuklarının idrarı -yemek yesinler, demesinler fark etmez- bu tarife girer.[11]

b) Şarap, akıtılan kan, ölü eti, eti yenmiyen hayvanların idra­rı, dışkısı, sığır tersi, köpek dışkısı, tavuk, ördek, kaz, hindi ve ben­zeri hayvanların dışkısı da necaset-i galizedendir.[12]

Yırtıcı hayvanların, kedi ve farenin dışkısı da bu cümledendir. Kedi ile fare idrarı bir aya miktarını aşarsa, zahir rivayete göre ne­caset-i galizedendir.[13]

Yılan dışkısı ile büyük kene pisliği (kanı) ve büyük keler kanı -akıcı olduğu takdirde- necaset-i galizdendir.[14]  Tabii bunlar da belirtilen miktarı bulduğu takdirde ayni hükme girer. Bir dirhem miktarını aşacak kadar elbiseye dokunacak olursa, namazın ceva­zına mani. olur.

6  — Hafif sayılan necis nelerdir?

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, dokunduğu yerin dörtte birinden az bir miktarı ibâdete engel sayılmamıştır. Ancak dörtte birin takdi­rinde farklı görüşler ortaya çıkmıştır :

a) Elbiseden dokunduğu kısmın dörtte biri,

Örneğin kol ya da etekten birine dokunduğunda, dokunan bu bölümün dörtte birini kapsayıp kapsamadığına bakılır. Dokunduğu yer elbise değil de belli bir organımız -el ve ayak gibi- ise yine ayni miktarı bulup bulmadığına göre takdir edilir. [15]Fetva da buna göredir, Tuhfe sahibi bunun sahih olduğunu savunmuştur.[16]

b) Bütün elbisenin dörtte biriyle itibar edilir. Bu görüş sahih kabul edilmemiştir.

7  — Hafif sayılan necisler :

1. Eti yenen hayvanların idrarı,

2. At'ın idrarı da (eti yenildiği için),

3. Eti yenmiyen kuşların dışkısı,

4. Şehid kanı, üzerinde bulunduğu takdirde,

Şehid kanını, üzerinde bulunduğu sürece temiz kabul edenler de olmuştur.

5. Her canlının safrası, idrarı gibidir,

6. Çok ufak damlalar, yani zerrecikler halinde elbiseye sıçra­yan idrar af kapsamına giren necasetten sayılmıştır. Çünkü bilhas­sa rüzgarlı havalarda bundan korunmak çok zordur.

Dinimiz bu konuda da mü'minlere bir kolaylık getirmiş» insanı sık sık meydana gelen bir meşakatten kurtarmıştır. Ancak her za­man idrar sıçrama ve serpintisinden korunmak Sünnettir. Hem ka­bir azabının çoğu, idrardan korunmamaktan ileri geldiği sahih ri­vayetle sabit olmuştur.

İdrarın zerrecikler halindeki serpintisi elbise ve bedene dokun­duğu takdirde hüküm böyledir..Suya dokunduğu, yani serpilip içine girdiği takdirde onu necis eder. Çünkü suyun temizliği, beden ve el­bise temizliğinden daha önemlidir.[17]

Elbise ya da bedene sıçrayıp serpilen idrar tanecikleri iğne ucu gibi zerrecikler halinde değil de daha büyük parçalar halindeyse, o takdirde dokunduğu yeri -belirtilen miktarı bulmuşsa- necis yapar ve ibâdete engel olur.[18]

Dirhem (3,2 gr.) miktarı necaset her ne kadar namazın fesadını gerektirmiyorsa da bu vaziyette namaz kılmakta kerahet-i tahrimi-ye vardır. Bu hususta icmâ' vardır. Dirhem miktarından az ise, kera­het-i tenzihiye vardır. Ne var ki, kişi haberi olmadan beden, ya da elbisesinde dirhem miktarı necis bulunduğu halde namaz kılar ve sonra farkına varırsa, müftabih olan kavle göre, namazı iade etmek gerekmez. Ancak namazda iken farkına varılır veya bu esnada bir yerden sıçrayıp dokunursa, o takdirde cemaati kaçırma endişesis ol­sa bile namazı kesmek vâcib olur. Çünkü cemaatle namaz kılmak sünnettir; elbise ya da bedene dokunan necaseti yıkayıp temizlemek vâcibdir. Ama vakit daralmışsa, namazı kestiği takdirde vaktin çık­ma endişesi mevcutsa, o takdirde namazı kesmeyip devam ederek tamamlar.[19]

8 — Bu konuda bir takım meseleler :

Yılan gömleği, sahih kavle göre temizdir. Beraberinde taşıyan ûmsenin namazına engel sayılmaz. Yılan derisi üzerinde farklı gö­müşler varsa da günümüzün gelişen tekniği bunu açıklığa kavuştur­muş ve deri sanayiinde bu deriyi dibağat etmenin mümkün olduğu anlaşıldığından, o takdirde dibağat yapılmış yılan derisi temizdir, namaza engel değildir.

Uyumakta olan kimsenin ağzından akan salya, ister tükrük bez­lerinden, ister mideden gelsin sahih kavle göre necis değildir. Bu bakımdan namaza engel görülmemiştir. Bu, İmam Ebû Hanîfe ile İmam Muhammed'e göredir. Fetva da buna göre verilmiştir.

Ölünün ağzından gelen salya, necis sayılmıştır.[20]

İpek böceğinin meydana getirdiği ıslaklık, dışkısı ve böceğin kendisi, sahih kavle göre necis değildir.

Eti yenen kuşların -güvercin, kumru, serçe ve benzeri kuşlar gi­bi- dışkısı temizdir.[21]

a) Merkebin sütü temizdir. En sahih olan görüş budur. Ancak içilmesi doğru değildir. Çok şerefli sayılan insanın eti yenmiyen bir hayvanın sütünü içmesi uygun görülmemiştir.[22]

Boğazlanan hayvanın damarlarında kalan kan, ma'fuvattan sa­yıldığı için bu durumda elbise ya da bedene dokunursa, fazla miktar­da bile olsa necis değildir; kılman namazı bu durumda iradeye gerek yoktur. Çünkü Şer'i boğazlamadan sonra akacak olan kan dışarı çıkmıştır. Damarlarda kalan kanı tamamen çıkarmak çok zor, hat­ta imkânsızdır. İslâm her konuda olduğu gibi bu konuda da en gü­zel biçimi sunduktan sonra bunun dışında meşakkati gerektireni hoş karşılamıştır. Damarlarda kalan kan bu cümledendir. Kur'ân'da ve hadis-i şerifte «dem-i meshuf = Akan, akıtılmış olan kan» necis sa­yılmıştır. Ette kalan bu tarifin dışında kalır.[23]

Ancak hayvan boğazlandığında akan kan ete dokunursa, o ne­cis sayılır, bu nedenle yıkanıp temizlenmesi vâcibdir.

Ciğer ve dalaktaki kan necis değildir; bu konuda icmâ vardır. Kesülüllah (A.S.) Efendimiz : «Bize iki ölü, iki de kan helâl kılın­mıştır. Ölüler    Balık ile çekirgedir.   Kanlar ise, ciğer ve dalaktır.»[24]

b) Pire, bit ve benzeri parazitlerin dışkısı veya kanı -çok bile olsa- temiz sayılmıştır. Balık ve suda yaşayan hayvanların kanı el­biseyi necis yapmaz. Bu, İmam Ebû Hanîfe ile İmam Muhammed'e göredir. O halde balıçıkların elbisesine dokunan kan namaza engel sayılmaz.[25]

c) Fare dışkısı buğdaya karışır da o vaziyette buğday uyutulur veya yağ içine düşerse, tadlarını değiştirmedikçe, bunları necis et­miş sayılmaz. Çünkü çoğu yerlerde ve evlerde gıda maddelerini fare dışkısından korumak çok zordur. Ancak sağhk yönünden gıda mad­delerini kullanmadan önce  iyice gözden geçirilmesi sünnete daha uygundur. Fakih Ebû Leys, bu kavli uygun ve muteber görmüştür. Mesail-i Ebû Hafs'de de buna fetva verilmiştir. Fazla bilgi için Fetâ­vâ-yi Hindiyye'ye bakılması tavsiye edilir.

d) Elbiseye dokunan, fakat ilk dokunduğunda bir dirhem mik­tarından az olan, sonra yayılarak bir dirhem miktarını aşan necis yağ namaza mani olur mu? Fukahanın çoğuna göre, mani' olur. Bu görüşle amel edilmiştir.[26] 

Necis bir elbise temiz bir elbiseye sarılır da ondaki ıslaklık te­miz elbiseye geçerse, bakılır : Nemlenen temiz elbise sıkılınca dam­layacak kadar su emmişse, o da necis olmuş sayılır. Sadece nemlen­miş, sıkıldığında damlayacak kadar su çıkmazsa o takdirde necis ol­muş sayılmaz. Bunun gibi temiz bir bez necis bir bez üzerine serilir veya necis bir yer üzerine konulur da elbise veya yerdeki ıslaklık konulan temiz elbiseye geçerse, yukarıdaki ölçüye göre amel edilir.[27]

Islak ayağını necis olan bir   toprak üzerine ya  da murdar  bir yaygı üzerine korsa, ayağı necis olmaz. Bunun aksine ıslak olmayan yağını bu kez necis olan ıslak bir yaygı üzerine korsa, bakılır : Aya-ıslanırsa necis olduğu kabul edilir. Muhtar olan görüş budur.

e) Davar tersi çamura karıştırılarak sıva ve benzeri bir şeyde ullamlır da o duvar üzerine ıslak bir mendil ya da bez aşılırsa ne-is olur mu? Muhtar olan kavle göre necis olmaz.

Rüzgarın sürükleyip getirdiği ve elbiseye dokundurduğu kuru lavar tersi, dokunduğu yeri necis yapmaz. Tabii ıslak olanı bir dir-lıem miktarında bulunursa o takdirde necis etmiş sayılır.[28]

Necis olan maddelerden yükselen buhar dokunduğu yeri necis sapmaz. Sahih olan görüş budur.

f) Bir evin içinde tezek ve benzeri necis bir madde yakılır da pndan yükselen duman ya da buhar tavana aksedip orada bir taba­ka meydana getirdikten sonra terlemeye baslar ve damlayan su el­bise ya da başka bir eşyaya dokunursa, necasetin eseri açıktan belli olmadıkça dokunduğu yeri necis yapmaz. İmam Ebübekir Muham-med bin Fazl buna göre fetva vermiş ve Fetâvâ-yi Gıyasiyye de ay­ini hükmü fetva sadedinde belirtmiştir.

Genellikle buharlaşan necis bir maddenin necaseti buhar ile bir­likte yükselmez. Fukaha buna dayanarak tavla ve ağıl gibi hayvan­ların çok eyleştiği yerlerde hayvan tersinden yükselen buharın ta­vanda ıslaklık meydana getirmesi ve zaman zaman su damlaları ha­linde düşmesi, dokunduğu yeri necis yapmaz, diye fetva vermişler­dir.

Büyük abdest bozduktan sonra su ile ya da kâğıt ve benzeri bir şeyle temizlenen kimse, dübüründeki ıslaklığı iyice gidermeden yel­lenecek olursa, bundan dolayı o nahiye necis olmuş sayılmaz.

Döşek çarşafına dokunup kuruyan meni üzerinde uyurken ter­leyen ve bu nedenle kuru meninin ıslanmasına yol açan kimsenin meniye dokunduğu elbisesi necis olur mu? Meninin ıslaklığı dokun-duğu yerde belirgin olmadıkça necis etmiş sayılmaz.[29]

Akar veya herhangi bir su kenarında dururken bir merkebin o suya idrar etmesiyle sıçrayan su serpintileri, dokunduğu yeri necis yapar mı? Dokunan serpintilerin necis olduğu kesinlik kazanmadık-çî   namazın   cevazına engel olmaz, isterse   dokunan serpinti   fazla miktarda olsun. Çünkü bu serpintinin su olması da muhtemeldir. Bunun gibi suya atılan hayvan tersi ve benzeri necis maddelerden dolayı meydana gelen serpinti, dokunduğu yeri necis yapmaz. An­cak dokunan serpintinin necis olduğu kesinlikle bilinirse, c takdir­de namazın cevazına engel sayılır. Muhtar olan kavi budur. Fakih Ebû Leys bu görüşü tutmuş, onunla amel etmiştir. Bu durumlarda suyun akar, ya da durgun olması arasında bir fark gözetilin emiştir.

g) Açık hela ve benzeri necaset bulunan yerlere konan sinek­lerin dokunduğu elbise ve benzeri eşya necis olur mu? Gelip doku­nan sinekler çok miktarda olursa, namazın cevazına engel sayılmış­tır. Az miktarda olursa, engel olmayacağına fetva  verilmiştir.

Ne var ki, sinekler kondukları pisliklerden ayaklarıyla durma­dan mikrop taşır ve şuraya buraya bulaştırırlar. İslâm Şeriatı bura­da konuyu bu açıdan değil de namaza engel olup olmayacağı açı­sından ele almıştır. Çünkü sineklerin namaz kılan bir adamın üze­rine gelip konmasını her yerde engellemek mümkün değildir. Din bu konuda bir kolaylık getirmektedir. Sağlık yönünden ise, Resûlül-lah CA.S.) Efendimiz bunun için önlem alınmasını emretmiş ve : «Kim pis çamaşırlarını Müslümanların gelip geçtiği yol üzerinde yıkar [veya evindeki hamam ve tuvaletin suyunu sokağa akıtırsa), Allah'ın meleklerin ve bütün insanların iâneti ona olur.»[30]

Diğer bir hadislerin de ise :

«Lanete sebep olan iki şeyden sakının! Bunun üzerine Ashab soruyor :                                                           

—  Lanete sebep olan iki şey nedir?         

Cevap veriyor :                                               

—  İnsanların yollarına veya gölgeliklerine hela yapan,    büyük küçük abdest bozan kimselerdir.»[31]

Ayak ya da elbisesine çamur dokunan ve bunu yıkamadan ge­lip namaz kılan kimsenin ayağında veya elbisesinde necaset eseri görülmedikçe, kıldığı namaz sahihtir.

h) Temiz bir toprak necis bir su ile çamur edilir veya bunun aksi yapılırsa, sahih olan kavle göre, o çamur necis sayılır.[32]

Necis saman çamura karıştırılıp sıva ya da başka bir işte kulla­nılırsa, bakılır : Saman çok miktarda olup çamurun üstünde kendini hissettiriyorsa, o takdirde çamur necis olmuş sayılır.

Ancak sözü edilen çamur samanla birlikte iyice kurursa, artık necis olma hükmü kalkar. Yani onun temizliğine hükmedilir.[33]

i) Köpek insan azasından birini veya elbisesinden bir bolümü ağzıyla tutar, ya da ısırırsa -ister bu durumda, köpek öfkeli olsun, ister normal bulunsun- tuttuğu ya da ısırdığı yerde ıslaklık belirgin halde ise necis sayılır.

Muhtar olan da bu kavidir.[34]

Fil yeşil bitki ile karnını doyuran memeli bir hayvan olmasına sı, aslan, kaplan, pars ve benzeri yırtıcı hayvanlardaki gibi necis sa­yılmıştır;-hortumuyla bir elbise ya da bedeni ıslatırsa, temizlenmesi gerekir.[35]

Fil yeşil biki ile karnını doyuran memeli bir hayvan olmasına rağmen, salyası necis sayılmış ve bu konuda yırtıcılardan olan as­lan ve kaplana benzetilmiştir. Bu bir ictihaddır ki Hanefilerin görü­şünü yansıtır. Malikilere göre, köpeğin de, filin de salyası necis.de­ğildir. Çünkü bu mezhebe göre diri olan her hayvan ve ondan mey­dana gelen salya, ter ve benzeri şeyler temizdir.[36]

Deve, koyun ve keçilerin kıyık ve dışkısı içindeki arpa daneleri yıkanırsa temizlenmiş sayılır. Sığır tersi kıyığı içindekiler ise yıkansa bile necis sayîır. Çünkü arpanın onda tam bozulmadık kalması pek mümkün değildir.[37]

Ekmek içinde raslanan fare dışkısı, dağılmadık bir vaziyette ise bulunduğu nahiye kesilip atıldıktan sonra geriye kalan kısım yeni­lir. Ama dağılmış ve çevresinin rengini değiştirmişse, şüpheyi gide­recek kadar kısım kesilip atılır. Gerisi temiz sayılır.[38]

Koyun, keçi ve deve sağılırken dışkısı süt kabına düşecek olur­sa, henüz rengini vermeden ve dağılma isti.'dadı göstermeden almır-sa bir sakınca görülmemiştir. Aksi halde süt necis olur.

9 — İdrar ve Dışkıdan sonra temizlenme :

Bu iki ihtiyacı giderirken mümkün olduğu kadar kıble cihetine yönelmemek sünnettir. Bunun müstehab olduğu da söylenir. Unuta­rak kıbleye karşı oturmuşsa, hatırlayınca derhal yönünü değiştirme­si de müstehabdır. Kadının da çocuğunu kıbleye karşı tutup çişini ya da dışkısmr yaptırması mekruh sayılmıştır.

Günümüzde İslâm'ın bu sünnetini bilmiyenler tarafından yaptı­rılan bina, büro ve apartman dairelerinde tuvalet taşı kıbleye karşı konulmaktadır. Dinî kültürün toplum yapısında ne kadar zayıfla­dığı bundan da anlaşılmaktadır. Tevhid Dininin odağı sayılan Kâ'be mü'minlerin birliğini sağlayan tek merkezdir. Ona karşı saygısızlık, îslâm'm birleştirici ve kaynaştırıp kardeş yapıcı havasının dışına çıkmak demektir. Bu hususa dikkat edilmesi her zaman tavsiye edi­lir.

Bu konuda ön ve arkayı sağ el ile temizlemek mekruhtur. Çün­kü sağ el, daha nezih ve temiz işlerde kullanılır. Sol el ise bu ve ben­zeri konularda... Sağ feyiz ve bereketi, uğur ve ikbali temsil eder, onu âdi şeylerde kullanmamak sünnete uygun olur. Ne var ki sol eli felçli, ya da sakat olan kimselerin sağ ellerinde belirtilen şeylerde kullanmalarında bir sakınca kalmaz.

Necis eşya i?e temizlik yapılmaz. Bunun gibi kemik, tezek, cam, ağaç yaprağı, saç et ve yiyecek maddeleriyle temizlik yapmak mek­ruhtur. Sözü edilen maddelerin çoğunu insanlar bazı yararlı konu­larda da kullanmaktalar. Kemiklerin toplanıp üğütülerek hayvan yemine katılması, tezeğin gübre ya da yakıt olarak kullanılması, cam ve benzeri madenî eşyanın toplatılarak fabrikalarda değerlen­dirilmesi bu cümledendir.

İslâm Dini, her çağa ve her millete seslenen son dindir. İnsan­ların yararlanacağı maddeleri her zaman muhterem saymış ve ko­runması için bir takım çare ve önlemler koymuştur.

Taşla temizlenmek mümkündür. Su bulunmadığı veya su bulun­duğu halde önce taşla temizlenip sonra su ile iyice paklanmak daha iyidir.

a) Kâğıtın bu konuda kullanılmasını mahzurlu görenler olmuş­sa da bunun bir dayanağı yoktur. Sırf üzerine âyet, hadîs yazıldığı dikkate alınarak bu hükme varılmıştır. Bu konuda tesbit edilen bir hadîs de yoktur.

Kemik ve tezekle istincanın mekruh sayıldığının ise dayanağı vardır. Ebû Hüreyre (R.A.) diyor ki :

«Resûlüllah (A.S.) Efendimiz idrar ve dışkımızı yaparken kıb­leye yönelmekten ve bir de tezek ve kemik ile ön ve arkamızı temiz­lemekten men'etti bizi.»[39]

Sağ el ile de bu konuda temizlik yapılmaması şuhadîsle men'-edilmiştir :

«Sizden biriniz idrarını yaptığında tenasül aletini sağ eliyle tut­masın. Helaya girdiğinizde sağ elinizle ön ve arkanızın temizliğini yapmayın. Su içtiğinizde bir nefesle içmeyin.»[40]

10  — Bu konudaki diğer hadîsler :

Üzerinde Allah (C.C.) ismi, ya da bir âyet yazılı bulunan bir eş­ya ile helaya girilir mi? Fukaha bunu mekruh saymıştır; ancak sö­zü edilen eşyanın çalınmasından veya kaybolmasından endişe edilir ya da iyice bir kılıfa yerleştirilmiş bulunursa, o takdirde mekruh sa­yılmamıştır.

Bize kadar ulaşan bir rivayette, Hazreti Enes (R.A.) diyor ki :

«resülüllah (a.s.î efendimiz, üzerinde muhammedün resû-lüllah yazılı bulunan bir yüzük takınmıştı. Helaya gireceği za­man çıkarıp bir yere kordu.»

Bu hadîsin münker olduğunu Ebû Davud tesbit etmiştir. Hadisin birinci cümlesi sahihtir. Yani Resûlüllah (A.S.) Efendimizin yüzüğü­nün üzerinde sözü edilen ibare yazılı idi. İkinci cümlenin ma'lûl ol­duğu El-Hafız söylemekedir.[41]

11  — Küçük ve büyük ihtiyacı giderirken gizlenmek :

Şehirde yaşayanların haliyle tuvalete gitmeleri gerekir. So­kaklarda idrarını yapanlar, Peygamber (A.S.) Efendimizin hem önemli Sünnetlerinden birine saygısızlık ediyor, hem de insanlığını unutmuşa benziyor.

Sahabeden Hz. Cabir bin Abdülah (R.A.) diyor ki :

»Resûlüllah (A.S.) Efendimizle birlikte bir seferde bulunuyor­duk. Efendimiz tuvalet yapmak istediğinde herkesten uzaklaşır, gö-rülmüyecek bir yere sığınırdı.»[42]

İstinca (Ön ve arkayı temizlemek) beş türlüdür :

Bunlardan ikisi vâcibdir, biri sünnet, biri müstehab, biri de bid'-at'tir. [43]

 

Vâcib Olanlar :

 

a) Büyük abdesti bozduktan sonra çıkış yerini yıkamak vâcib­dir. Bunun gibi cünüp, ayhali ve loğusanın da ön ve arkalarını iyice yıkamaları bu cümledendir.

b) Necaset (dışkı) çıkış yerinin çevresine yayıldığında dokun­duğu yerleri de iyice yıkamak, temizlemek vâcibdir. Bu, İmam Mu-hammed'e göredir. İmam Ebû Hanîfe ile İmam Ebû Yusuf'a göre çev­reye taşan dirhem miktarı olursa vâcib, az bir miktar olursa sünnet­tir. Burada İmam Muhammed'in görüş ve içtihadıyla amel etmekte yarar vardır. İhtiyata daha uygundur.[44]

c) Necaset çıkış yerinin çevresine dağılıp yayılmazsa, o takdir­de temizlenmesi, su ile yıkanması veya taş ve benzen bir madde ile temizlenmesi sünnettir.

d) Sadece idrar yapılırsa, o takdirde tenasül aletini veya ciha­zını yıkamak müstehabdır.

e) Yellendikten sonra temizlenmeye kalkışmak bid'attır.

12 — Helaya girilirken :

Helaya girilirken, mümkünse üzerindeki elbisenin başkasıyla girmek müstehabdır. Mümkün olmadığı takdirde hiçbir beis görül­memiştir. Burada üzerindeki elbiseden maksat, içinde namaz kıldığı elbisedir. Bununla beraber tuvalette elbise ve bedeni necasetten ve kullanılan su serpintilerinden korumakta titizlik göstermek sünnete uygun bir davranıştır. Bunu müstehab sayanlar ria olmuştur.

Helaya sol ayak atılarak girilirken şöyle duâ etmek müstehabdır:

«Allahim! hubs ve habaisden sana sığınırım.»[45]

Helada bulunduğu süre içinde konuşmak, Allah'ı zikretmek, ak-sıranı cevaplandırmak, verilen selâm'ı alıp karşılık vermek, okunan ezanı cevaplandırmak mekruhtur.

Kendisi aksırdığı takdirde içinden Allah'a hamdetmekle yeti­nir, dilini kullanmaz. Yine bu süre içinde mümkün olduğu takdirde sümkürmez, tükürmez, sağa sola iltifat etmez, beden ve elbisesiyle oynamaz, başını göğe doğru kaldırmaz, lüzumundan fazla oturmaz.

Nitekim tbn Ömer  (R.A.)'in tesbitine göre,   Resûlüllah (A.S.) Efendimiz tenha bir yere çekilip idrarını yaparken yakınından geçip selâm veren adamın selâmına karşılık vermedi.»[46]

Diğer bir rivayette ise deniliyor ki :

«İki kişi tabii ihtiyaçlarını gidermek için çıkar da avret yerleri­ni açpı konuşmaya başlarlarsa, herhalde Allah onlara gazab eder.»[47]

13 — Heladan çıkarken şöyle dua eder :

«Hamdolsun o Allaha ki benden bana eziyyet vereni giderdi ve bana yararlı olanı bıraktı.»[48]

Hz. Âişe (R.A.î Validemiz'den yapılan rivayette ise, Resûlüllah (A.S.) Efendimiz heladan çıkarken «gufraneke» dediği tesbit edil­miştir.[49]

Akar ya da durgun suya ihtiyacı gidermek, nehir ve akar kena­rına pislemek, kuyu, havuz, çeşme, kabir ve davarların otlakların­da idrar yapmak yada büyük abdest bozmak mekruhtur. Yollara, gölgeliklere ve halkın zaman zaman toplanıp sohbet ettiği açık hava yerlere bu gibi ihtiyaçları gidermek te men'edilmiş ve yapana lanet kapısı açılmıştır.

a) Ayakta, uzanık vaziyette veya tamamen soyunmuş bir vazi­yette -hiç bir özür yokken- idrar yapmak mekruhtur. Bir özürden do­layı ise sakınca görülmemiştir.

Bu konuda Hazreti Âişe (R.A.) Validemiz diyor ki :

«Kim size Resûlüllah (A.S.) Efendimizin ayakta durup idrarını yapığını söylerse salan onu tasdik etmeyin. Çünkü Resûlüllah (A.S.l ancak çömeierek idrarını yapardı.»[50]

îmam-ı Nevevi (R.A.) bu konuda diyor ki :

«Şüphesiz ki çömeierek idrar yapmak daha uygun olanıdır. Ama ayakta idrar yapmak ta Resûlüllah (A.S.) Efendimizin fiiliyle sabit olmuştur. Ö halde ayakta idrar yapmak mubahtır. Nitekim Hz. Hu-zeyfe (R.A.)'nin bu konuda rivayet ettiği sahih bir hadis vardır.»

Nevevî'nin bu tesbitinde ümmet için kolaylık vardır. Allah (C.C.) daha iyisini bilir. [51]

 



[1] Buharı - Müslim : İbn - Abbaa (R.A.)'dan.

[2] Bu konuda geniş bilgi için bak : Kitabu'l-Fıkhi Ala'l-Mezahibi'l-Arbaa / Ab-durrahman El-Ceziri : C. l, S. : 36-37.

[3] Dare-Kutni : îbn. Ömer (R.A.)'dan sahih isnadla.

[4] Buhari-- Müslim : îbn Abbas (R.A.)'dan    Dare-Kutnî : îsnadlannm hepsi sahihtir.

[5] Buhari ; Eymân ve Nüzur bahsinde : Hz. Şevde (RA.)'dan.

[6] Müslim : Ebuihayr hadîsinden rivayet etmiştir.

[7] Beyhakî : İsnadı sahihtir. : Hâkim Sahihtir.

[8] Siracülvehhac - Fetâvâ-yi Hindiyye.

[9] Bahririk / ibn Nüceym. - Fetavâ-yi Hindiyye.

[10] Siracülvehhac.

[11] EI-İhtiyar Şerhi Muhtar.

[12] Fetvâ-yi Kadıhan - Fetâvâ-yi Hindiyye.

[13] Fetâvâ-yi Kadıhan - Fetâvâ-yi Hindiyye. - El-Hulasa.

[14] Tatarhaniyye - Fetâvâ-yi Hindiyye.

[15] Et-Tuhfe - El-Muhit - El-Bedayi' - Siracülvehhac - Fetâvâ-yi Hindiyye.

[16] Bahrirâik.

[17] Siracülvehhac - Fetâvâ-yi Hindiyye.

[18] Bahrirâüc - Fetâvâ-yi Hindiyye.

[19] Tahtâvi : 84.

[20] Siracülvehhac - Fetâvâ-yi Hindiyye.

[21] Siracülvehhac : Kitabulfıkh Alâ'ı-Mezahibi'l-Arbaa.

[22] Et-Tebyin - Münyetü'I-Musalli - El-Hidaye - En-Nihaye.

[23] El-Muhit / Radiyüddin Sarahsî.

[24] İbn Mâce - Hâkim : İbn Ömer (R;A.)'darı.

[25] Fetâ"vâ-yi Kadıhan - Fetâvâ-yi Hindiyye.

[26] Siracülvehhac - Münyetü'l-Musalli - Fetâvâ-yi Hindiyye.

[27] EI-Hulasa.- Fetâvâ-yi Hindiyye.

[28] Fetâvâ-yi Kadıhan.

[29] Fetâvâ-yi Kadıhan. - Fetâvâ-yi Hindiyye.

[30] Taberani - Beyhakî : Muhammed bin Sirîn'den.

[31] Müslim - Ebû Dâvud : Ebû Hüreyre (R.A,)'den.

[32] Fetâvâ-yi Kadıhan - Fetâvâ-yi Hindiyye.

[33] El-Muhit / Radiyüddin Sarahsî.

[34] Münyetü'l-Musallî - El-Halöbt.

[35] Fada bilgi   için bak : El-Fıkhu Ala'l-Mezhabi'l-Arbaa : C. 1, S. : 10-11 / A'yan-i necise.

[36] El-Muhit / Radiyûddin Sarahsi - Fetiva-yi Kadıhan.

[37] Siracülvehhac.

[38] Fetva-yi Kadıhan.

[39] Buhari - Nasbu'r-Râye / Zeylai.

[40] Kütüb-i Sitte - Nasbu'rRaye / Zeylai.

[41] Fıkhu's-Sünne / Seyyid Sabık.

[42] îbn Mâce - Ebü Dâvud  Cabir (R.A.)'dan.

[43] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/133-145.

[44] Fetava-yi Hindiyye.

[45] muhaddislerden bir cemaat rivayet etmiştir. hubs ve habais, insanın beden ve ruh yapısına zarar veren her türlü kötülük, mikrop, pislik, cin ve şeytanlardır.

[46] Buhari'den başka diğer muhaddisler.

[47] Ahmed bin Hanbel - Ebû Davud - İbn Mâce s  Ebû Saîd  (RA)'den

[48] Fetâvâ-yi Hindiyye - Ebû Hatim.

[49] Nesa'nin dışında Kütüb-i Sitte sahipleri.

[50] Ebû Davud hariç diğer beş muhaddîs rivayet etmişlerdir.

[51] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/145-147.

Online Bağış
Hediyen Dünyanın En Güzel Hediyesi Olsun
Haftanın Hutbesi
26.11.2021 Mümin Faydasız Sözlerden Ve Lüzumsuz İşlerden Uzak Durur
19.11.2021 Şiddet İnsan Onuruyla Asla Bağdaşmaz
12.11.2021 Allah İle Kul Arasındaki Kutlu Bağ
05.11.2021 İnsan İmanla Yücelir
29 10 2021 Yaşlılarımıza Vefa, Rahmet Ve Mağfiret Vesilemizdir
27.08.2021 Allah’ın Yardım Ettiğine Mağlubiyet Yoktur
Kur'an-ı Kerim Dinle
DİB Kur'an Portalı
Ramazan Pakdil Sureler
Bünyamin Topçuoğlu
Bünyamin T.oğlu Aşirler
İlhan Tok Hatim
Abdussamed Hatim
Abdul Rahman Al Sudais
Ahmed Al Ajmi Hatim
F.Çollak Görüntülü Hatim
İshak Daniş Hatim
5 Hafız OK takipli Hatim
Mehmet Emin Ay Hatim
İsmail Biçer Ok Takipli
İsmail Biçer Aşr-ı Şerifler
114 Sure 114 Hafız
S.Hafızlar Görüntülü
Kur'an International
Tefsir
Cüz Cüz Kur’an Özeti
Elmalı Tefsiri
Elmalı Meali
Fizilali Kur'an
DİB Kuran Meali
Kur'an-ı Nasıl Anlayalım
Fıkıh
K.İslam Fıkhı
R. Muhtar-İbn-i Abidin
Gurer Ve Dürer
Mülteka El Ebhur
Kuduri Tercümesi
Nûru'l-îzâh Tercümesi
Büyük Şafi Fıkhı
Detaylarıyla Namaz
Hadis
Kütübüs-Sitte
Sahihi Buhari
Ellü'lüü vel-Mercan
Hadis El Kitabı
40 Hadis ve izahı
Uydurma Hadisler
Üye Adı
Parola

Şifremi unuttum -
Sayfa oluşturulma süresi: 0.04 saniye 11,184,530 Tekil Ziyaretçi
Copyright © 2012 islamda Hayat
Sitemizdeki Vaaz, Hutbe ve Yazılar kaynak göstermek şartı önceden izin Almadan Ticari Amaçlar Dışında Kullanmak Serbestir.

Tüm Bilgiler Ümmete Vakıftır copyright © 2002 - 2021