Vaaz Kategorileri
İman Konuları
İbadet Konuları
Sosyal Konular
Ramazan Vaazları
Dini Günler ve Geceler
DİB Örnek Vaazları
Kur'an'dan Öğütler
Genel Konular
islam ve Aile
Görev,Sorumluluk,Ahlak
Mevlid-i Nebi Vaazları
Ana Menü
Çocuklar İçin
Kur'an Öğreniyorm
Dinimi Öğreniyorum
Dini Bilgiler
Oyunlar
Ansiklopedi ve sözlük
Osmanlıca Sözlük
İslam Ansiklopedisi
Dini Sözlük
Dini Terimler
Küçük Lügat
Dini Kitaplar
P.Hayatı Salih Suruç
Kur'an ve Bilim
Günümüzde İslam
Kıssadan Hisse
Ehli Sünnet Yolu
İslam Tasavvufu
En Güzel Örnek
Gıybet Hastalığı
Adım Adım Kurtuluş
Mesneviden Öyküler
Kaynaklarıyla İslam Fıkhı Celal YILDIRIM

MEDİNE'YE GİTMEK ve RAVZA-İ MUTAHHARAYI ZİYARET ETMEK.. 2

Önce Mescid-İ Haram'ı Mı Ziyaret Etmek Sünnettir?. 2

Medine'ye Doğru Yolculuk Yaparken : 2

Medine'nin Ağaçlan Göründüğü Zaman : 2

Medine'nin Binaları Görünmeye Başlayınca : 2

Medine'ye Girmeden Boy Abdesti Almak : 3

Medineye Yaklaşıldığında Binekten İnip Yaya Yürümek : 3

Medine'ye Ayak Basıldığında Şu Duayı Yapmak : 3

Mescid-İ Resülüllah'a Cibril Kapısından Girmek : 3

Baki' Kabristanını Ziyaret : 4

Küba Mescidini Ziyaret : 4


MEDİNE'YE GİTMEK ve RAVZA-İ MUTAHHARAYI ZİYARET ETMEK

 

Mekke'den sonra ikinci kutsal belde, Şüphesiz ki Rasûlüllah (A. S.) Efendimizin Medinesi'dir. Mekke'yi fethettiğinde, Ansar, Peygam­ber (A.S.) kendi beldesini fethetti, artık orada kalır, diye endişelen-mişti. Ama Resûlüllah (A.S.) hem Medine'yi, hem Ansan çok sever­di. «Herkes başka tarafa gitse, ben Ansarla birlikte Medine'ye gide­rim...» buyurması, bu kutsal beldeye karşı olan bağlılık ve sevgisini göstermeye kâfidir. Mekke'nin nasıl bir harem, sının varsa, Medi­ne'de aynı hürmete lâyık görülmüş ve bu sebeple bazı yasaklar kon­muştu.

Bilindiği gibi, yeryüzünde ancak üç mescidi ziyaret için yola çık­mak mubahtır : Mescidü'l-Harem, Mescid-i Resûlüllah ve Mescid-i Aksa...

Nitekim Allah Resulü bu konuda şöyle buyrmuştur :

«Binekler (ve gerekli nevale)  ancak üç mescid için hazırlanır i Mescid-i Harem, Benim Mescidim ve Mescid-i Aksa...»[1]

Resûlüllah (A.S.) Efendimiz kendi mescidinde kılınan bir nama-un fazilet ve sevabını belirtirken şöyle buyurmuştur :

«Benim Mescidimde kılınan bir namaz;, başka mescidlerde kıh-nan bin namazdan daha faziletlidir, ancak Mescid-i Haram müstes­na... Mescid-i Haram'da kılman bir namaz, başkasında kılınan na­mazdan yüz bin defa daha faziletlidir.»[2]

«Kim benim Mescidimde hiç kaçırmadan kırk (vakit) namaz kı­larsa kendisine, biri ateşten kurtulma beratı, biri azabdan kurtulma beratı yazılır ve nifaktan da uzak tutulur.»[3]

Bunun için İslâm Büyükleri, Ravza-i Mutahhara'ya gitmek, Re­sûlüllah (A.S.) Efendimizin Kabr-i şeriflerini ziyaret etmek, mendup-lann en üstünü, sevgi ve saygının en anlamlısıdır. Hattâ hali-vakti yerinde olanlara vâcib kuvvetinde bir sünnettir, diyenler de olmuş­tur. [4]

 

Önce Mescid-İ Haram'ı Mı Ziyaret Etmek Sünnettir?

 

Farz hac için evinden çıkan ve bu niyetle ihrama giren kimse­nin önce Mekkeye gitmesi, Mescid-i Haram'ı   ziyaret etmesi,   sonra da Medine'ye uğraması ve Ravza-i Mutahhara'yı ziyaret etmesi da­ha uygundur. Nafile hacce niyet getirip ihrama giren kimsenin ise -vakit müsaitse- önce ikisinden birine gitmekte serbesttir. Çünkü ha­diste, ancak üç mescidi ziyaret için binek ve nevale hazırlanıp yola çıkılır, denilmiştir. [5]

 

Medine'ye Doğru Yolculuk Yaparken :    

 

Yol boyunca Tekbir, Tehlü, Tesbîh getirmenin yanısıra Peyganı-ber (A.S.) Efendimize sık sık salât-u selâm getirmek, şefaatini talep etmek güzel amellerden biridir.[6]

Mekke'den Medine'ye gidiliyorsa, o takdirde yol üzerindeki mes-cidlere uğrayıp mümkünse vakit namazlarını bu mescidlerde- kılmak erişilmesi az olan faziletlerdendir. [7]

 

Medine'nin Ağaçlan Göründüğü Zaman :

 

Medine sınırına yaklaştıkça salât-u selâmı çoğaltmak, kibir, gu­rur, haset ve kin gibi mânevi hastalıkların kalbimizde ve ruhumuz­da eseri varsa, onları temizleyip atmak, tam bir tevazu kaftanına bürünüp Resuller Resulünün huzuruna gitmek, ümmetliğimize yakı­şan bir niyet ve davranış ölçüsüdür.[8]

 

Medine'nin Binaları Görünmeye Başlayınca :

 

Medine'ye iyice yaklaşıldığında Resûlüllah (A.S.) Efendimize olan içten bağlılığımızı. Ona karşı beslediğimiz sınırsız sevgi ve say-1 gımızı bütün mevcudiyetimizle belirgin hale getirmemiz kadar asil bir davranış düşünülemez. Bu sırada salât-u selâm getirerek şu dua­yı okumak tavsiye edilmiştir :

«Allahım! Bu şenin Peygamberin Muhammed (A.S.)'m Haremi­dir! Bunu benim için Cehennem ateşinden koruyucu ve azaâbdan gü­ven içinde kalmamı sağlayıcı eyle...»

Bu arada herkes aklına gelen uygun ölçü ve anlamda d,uâ ve dileklerde bulunabilir. [9]

 

Medine'ye Girmeden Boy Abdesti Almak :

 

Resûlüllah (A.S.)'m tertemiz Medine'sine girerken mümkünse boy abdesti almak, güzel koku sürünüp en temiz elbiseleri giyinmek, mü'min olarak terbiye ve nezaketimizin icâbıdır.  Mümkün olmadığı takdirde mukaddes beldeye girildikten sonra ilk iş olarak yıkanmak, güzel koku sürünüp tertemiz elbiselerle Mescid-i Saadete yönelmek­tir.

Medine'ye, tam bir edep, terbiye, nezaket ve tevazu havası için­de girmek, lüzumsuz şeylerle meşgul olmamak, beraberimizdeki ar­kadaşlara karşı çok nezih davranmak müstehabdır.[10]

 

Medineye Yaklaşıldığında Binekten İnip Yaya Yürümek :

 

Çoğu salih ve arif kişilerin yaptığı gibi, Medine'ye yaklaşırken Peygamber Efendimize üstün sevgi ve saygımızı    belirtir anlamda binekten inip yaya yürümemiz tavsiye edilmiştir.[11]

 

Medine'ye Ayak Basıldığında Şu Duayı Yapmak :

 

«Ey Göklerin, yeryüzünün ve rüzgarların Rabbisi olan Allahim! Eu beldenin hayrım ve feyzini senden istiyorum? bu beldenin ehlinin ve içindeki şeylerin hayrını da senden diliyorum. Bu beldede bulu­nan her türlü kötülük ve serden sana sığmıyorum. Allahım! Burası senin Resulünün Haremidir, içine girmeni, Cehennem ateşinden ko­ruyucu yap ve azâbdan güvsm içinde olmamı sağlayıcı kıl..."[12]

Mescid-i Saadete girerken, diğer mescidlerde olduğu gibi sağ ayak atılarak girilir. Salat-u Selâm verildikten sonra şu duâ yapılır :

«Allahım! Peygamber Efendimize bol rahmetini indir, O'nun ha­nedan ve arkadaşlarına da rahmetini bol bol sun... Günahlarımı ba­ğışla Rahmetin kapılarını bana aç... Allahım! bugün beni sana yö­nelenlerin en güzel yöneleni, sana yaklaşanların en çok yaklaşanı, sana dua edenlerin en çok kurtulanı, senin rızanı dileyenlerin en çok dileyeni eyle...»[13]

 

Mescid-İ Resülüllah'a Cibril Kapısından Girmek :

 

Mescid-i Saadete Cibril kapısından girilmesi elbetteki daha fazi­letlidir. Bununla beraber müsait olan bir kapıdan girmek de uygun­dur, îçeri girilince, yer müsait olduğu takdirde Menber yanında du­rulup iki rek'at namaz kılmak, sonra Allah'ın bu kutsal yerleri ziyârette kendisini başarılı kıldığı için Ona şükür secdesinde   bulunmak ve secdede duâ yapmak müstehabdır.

Secdeden kalkıldığında tam bir edep ölçüsü içinde Resûlüllah (A.S.) Efendimizin Kabr-i Şeriflerine yaklaşılarak baş ucuna yakın yerde durulur ve kıbleye yönelecek şekilde vaziyet alınır, elini kab­re ve etrafındaki korkuluklara dokundurmaksızıiı huzurda yerini alır. Sonra : «Selâm sana ey Allah'ın Peygamberi, Allah'ın lahmet ve berekâti da sana,.. Ben şehadet ediyoıum ki, sen Allah'ın Resulü­sün. Risâletini gerçekten tebliğ ettin, emâneti yerine getirdin, ümme­te gereken nasihati yaptın, ruhun övgü değer anlamda alınıncaya kadar Allah yolunda hakkıyle cihâd ettin. Allah bizim küçük ve bü­yüklerimizden yana sana en hayırlı mükâfatlan versin, en üstün sa-lât-u selâmı sana olsun... Allahım! Kıyamet günü Hz. Muhammed'i peygamberlerin en yakını eyle (bizim için), onun kâsesinden hiza (Kevser suyunu) içir? şefaatini bize nasîb eyle ve bizi kıyamet gü­nünde onun yakın arkadaşlarından yap... Allahım! Peygamberi ziya­retimin sonu bu olmasın, bundan böyle tekrar ziyaret imkânlarını bahşeyle... Ey yücelik, kerem ve lütuf sahibi!»[14]

Bütün bu duâ ve niyazlarda bulunurken sesini fazla yükseltmez, işitilmiyecek kadar da alçaitmaz; kendisi işitecek bir sesle duâ eder.

Resûlüllah (A,S.) Efendimize selâm söylemesini tavsiyede bulu­nan din kardeşlerini o yüce makamda hatır lıy ar ak, selâmları tebliğ eder. Onlar için şefaat dileğinde bulunur.

Sonra bir adım kadar ilerliyer.ek Ebubekir sıddîk (R.A.)'m baş-ucuna gelir : «Selâm sana ey Resûlüllah'ın Halîfesi, Ey ResûiiUiah'm mağarada arkadaşı! Selâm sana ey yolculukta Resûlüllah in yoldaşı!-Selâm sana, ey Resûlüllah'ın sırlarını muhafazada Onun en güve­nilir dostu! Allah bizden yana sana en üstün mükâfatlar versin. Pey­gamber ümmetine imamlık yaptın, Ona en güzel halîfe olmayı sağ­ladın, yolunda yürüdün, dinden çıkan murtedlerle savaştın, Islâmi-yeti yaydın, akrabalık bağlarını kuvvetlendirdin; hep Hak için söyle­din, hak ehline yardımcı oldun, ölüm gelinceye kadar hu şerefli ve faziletli yolda yürüdün. Allanın selâmı, rahmet ve berekâtı sana ol­sun!..»

Dedikten ve Sıddik-ı Ekbere en üstün sevgi saygısını sunduk­tan sonra Hz. Ömer (R.A.)'m başucuna gelip şöyle selâm verir :

«Selâm sana ey mü'minlerin emîril. Selâm sana ey İslâm'ı   güç­lendiren!. Selâm sana ey putları kıran!. Allah bizden yana sana   en üstün mükâfatlar lütfeylesin. Seni İslâm âlemine halîfe seçenlerden Allah razı olsun. Sen cidden hayatında da ölümünden sonra da İs­lâm'a ve Müslümanlara hep yardımcı oldun. Yetimleri himayene al­dın, akrabaları kaynaştırdın. İslâm seninle kuvvet buldu. Sen Müslü­manlar için kadri yüce bir Önder oldun? doğru yolu buldun ve doğru yolu gösterdin. Müslümanları dağınıklıktan kurtarıp birlik ve dirlik­lerini sağladın. Fakirlerini zengin, kırıklarını tamir eyledin. Allah'ın selâmı, rahmet ve berekâtı sana olsun!.»

Sonra Resûlülîah'm bu güzide iki halifesini selâmlayıp ta'zima-tım sunduktan sonra tekrar Resûlüllah (A.S.) Efendimizin baş ucu­na yakın yere dönüp şöyle der :

«Allahım, sen söyledin ve sözün haktır : (Eğer onlar kendilerine zulmettiklerinde sana gelip Allah'tan    günahlarının bağışlanmasını dileseler ve Peygamber de onlar için Allah'tan bağışlanma dileseydi, herhalde Allahı, tevbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli bu-lurlardi.l İşte biz de senin sözünü işiterek geldik, emrine itaat ederek huzurunda durduk; Peygamberin şefatini dileyerek sana sığınıyoruz. Ey Rabbimiz! Bizi bağışla, bizden Önce imân eden kardeşlerimizi de bağışla. Ey Eabbimiz! Dünyada da bize iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi Cehennem azabından koru.»

Sonra da hatırına gelen hususlarda duâ ve niyazda bulunur, Re-sülüllah (A.S.) Efendimizin şefaatçi olmasını diler. Sonra Ebû Lüba-be sütununa gelip -ki bu minberle kabir arasındadır- iki rek'at na­maz kılıp tevbe ve istiğfarda bulunur. Sonra Üstüvane-i Hannane'ye gelip dayanır, göz yaşları akıtarak Cenab-ı Rabbi'l-Izzete yönelip di­linin döndüğü, kalbinin algıladığı kadar kendi nefsine, ana-babası-na ve bütün mü'minlere duâ eder. Rahmet ve mağfiretler diler.

Vakit Namazlarım Mescid-i Saadette Cemaatle eda eder. Yemek ve benzeri ihtiyaçlar dışında Mescid'den ayrılnıayıp ruhen arınmaya vicdanen gelişmeye çalışır. Allah ve Resulüne yakın olmanın en de­rin zevkini almaya gayret eder. Geceleri -müsaade edildiği takdirde-Mescid-i Saadetten ayrılmayıp Kur'ân okur, zikir ve teşbihte bulu­nur. Peygamber (A.S.) Efendimize sık sık salât-u selâm getirir.[15]

 

Baki' Kabristanını Ziyaret :

 

Bu arada kabirleri ziyareti ihmâl etmez. Önce Peygamberin am­cası Hz. Abbas'm, torunu Hz. Hasan'm, Zeynelabidîn'in, Muhammed Bakır ve oğlu Cafer Sadık'ın, Hz. Osman'ın, Peygamber (A.S.) Efen^ dimizin oğlu İbrahim'in Ezvac-i tahirattan birçoğunun medfun bu­lunduğu Bakî' kabristanına gidilir. Orada yatanların hepsine selâm verilir, rahmet ve gufran dileğiyle duâ ve niyazda bulunulur. Ashab ve Tabiin'den orada gömülü bulunan zatların kıyamet günü şefaatçi olmaları istenilir.

Baki'de Fatıma mescidinde namaz kılınır. Duâ ve istiğfar yapıla­rak dışarı çıkılır. Sonra Uhud şehidleri ziyaret edilir. Ziyaret sırasın­da şöyle denilmesi rnüstehabdır :

«Sabrettiğinize karşılık selâm ve esenlik size. Âhiret yurdu ne güzeldir. Ey mü'minler yurdu! Selâm size olsun. İnşaallah biz de ge­lip size katılacağız...»

Bu duadan ve selâmdan sonra Âyet-i Kürsî ile Ihlâs okunur. Bil­hassa Uhud'da yatan şehidler serveri Hz. Hamza'ya selâm verilir. [16]

 

Küba Mescidini Ziyaret :

 

Cumartesi günü Küba Mescidini ziyarete gitmek müstehabdır. Çünkü Resûlüllah (A.S.) Efendimiz fırsat buldukça cumartesi gün­leri bu mescide uğramış, namaz kılıp duâ etmiştir. «Ey zayıfların yar­dımına koşan, ey dertlilerin derdine deva veren Allahım! Bize de me-ded-u inayette bulun, kapma geldik, bizi kusur ve günahlarımızla kabul buyur... Sıkıntı ve üzüntülerimizi gider, kötülüklerimizi iyilik­lere çevir. Efendimiz Muhammed'e (A.S.i bol rahmet ve esenlikler bahşeyle .Ey ihsana bol, lûtfu geniş, rahmeti sonsuz, gufranı sınırsız Allahım! Duâ ve niyazlarımızı, istek ve arzularımızı yerine getirip kabul buyur.»

Diye duâ edilir. Mutlaka belirtilen duayı yapmak şart değildir. Bunun dışında mü'minin içinden estiği ölçü ve anlamda duâ ve ni­yazda bulunması tavsiye edilmiştir.[17]

Medine'de kalındığı süre içinde kılacağı bütün namazları Mes­cidi Saadette kılması müstehabdır. Ayrılacağı zaman veda anlamın­da iki rek'at namaz kılıp yine içinden estiği şekilde duâ ederek göz yaşı akıtması uygun olur. Son olarak da Resûlüllah (A.S.) Efendimizin Kabr-i Şeriflerine gelip salât-u selâm vermesi, sevgi ve ta'zimatı-nı sunması da müstehabdır.[18]

«Kim Medine'de ölmeye imkân bulursa orada ölsün. Çünkü Me­dine'de ölen kimseye kıyamet günü ben şefaatçi ve şâhid olurum.»[19]

Küba Mescid'i Hakkında da şunu buyurmuştur : «Kim evinde iyice temizlenip abdest alır, öylece Küba Mescidi'-ne gelir de namaz kılarsa, kendisine bir umre sevabı verilir.»[20]

 



[1] Sahih-i Buharı - Müslim - Ebû Davud : Ebû Hüreyre (R.A.)'den.

[2] Ahmed bin Hanbel : Sened-i Sahihle.

[3] Ahmed bin Hanbel - Taberani : Sened-i Sahihle.

[4] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/417-418.

[5] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/418-419.

[6] Fethü'l-Kadir -. Kemal îbn Hümam.

[7] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/419.

[8] Gayetâ's-Sürucî Şerhü'l-Hidâye.

Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/419.

[9] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/419.

[10] El-îhtiyar Şerhü'l-Muhtar - Musili- - Fetâvâ-yi Hindiyye.

Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/419-420.

[11] Fethü'î-Kadir - Kemal İbn Hümam.

Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/420.

[12] Fetâvâ-yi Kaadıhan - Fetâvâ-yi Hindiyye.

[13] Fetâvâ-yi Kaadıhan - Fetâvâ-yi Hindiyye.

Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/420.

[14] El-Muhit - Serahsi - fetâvâ-yi Hindiyye.

[15] Fetâvâ-yi Hindiyye.

Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/420-422.

[16] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/423.

[17] Fetâvâ-yi Kaadıhan - Fetâvâ-yi Hindiyye.

[18] Siracü'l-Vehhac – Halvanî.

[19] Taberani - îsnad-i Hasen ile.

[20] Ahmed bin Hanbel - Nesâî - ibn Mâce – El-Hâkim : Sahih isnadla.

Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/423-424.

Online Bağış
Hediyen Dünyanın En Güzel Hediyesi Olsun
Haftanın Hutbesi
26.11.2021 Mümin Faydasız Sözlerden Ve Lüzumsuz İşlerden Uzak Durur
19.11.2021 Şiddet İnsan Onuruyla Asla Bağdaşmaz
12.11.2021 Allah İle Kul Arasındaki Kutlu Bağ
05.11.2021 İnsan İmanla Yücelir
29 10 2021 Yaşlılarımıza Vefa, Rahmet Ve Mağfiret Vesilemizdir
27.08.2021 Allah’ın Yardım Ettiğine Mağlubiyet Yoktur
Kur'an-ı Kerim Dinle
DİB Kur'an Portalı
Ramazan Pakdil Sureler
Bünyamin Topçuoğlu
Bünyamin T.oğlu Aşirler
İlhan Tok Hatim
Abdussamed Hatim
Abdul Rahman Al Sudais
Ahmed Al Ajmi Hatim
F.Çollak Görüntülü Hatim
İshak Daniş Hatim
5 Hafız OK takipli Hatim
Mehmet Emin Ay Hatim
İsmail Biçer Ok Takipli
İsmail Biçer Aşr-ı Şerifler
114 Sure 114 Hafız
S.Hafızlar Görüntülü
Kur'an International
Tefsir
Cüz Cüz Kur’an Özeti
Elmalı Tefsiri
Elmalı Meali
Fizilali Kur'an
DİB Kuran Meali
Kur'an-ı Nasıl Anlayalım
Fıkıh
K.İslam Fıkhı
R. Muhtar-İbn-i Abidin
Gurer Ve Dürer
Mülteka El Ebhur
Kuduri Tercümesi
Nûru'l-îzâh Tercümesi
Büyük Şafi Fıkhı
Detaylarıyla Namaz
Hadis
Kütübüs-Sitte
Sahihi Buhari
Ellü'lüü vel-Mercan
Hadis El Kitabı
40 Hadis ve izahı
Uydurma Hadisler
Üye Adı
Parola

Şifremi unuttum -
Sayfa oluşturulma süresi: 0.02 saniye 11,184,696 Tekil Ziyaretçi
Copyright © 2012 islamda Hayat
Sitemizdeki Vaaz, Hutbe ve Yazılar kaynak göstermek şartı önceden izin Almadan Ticari Amaçlar Dışında Kullanmak Serbestir.

Tüm Bilgiler Ümmete Vakıftır copyright © 2002 - 2021