Vaaz Kategorileri
İman Konuları
İbadet Konuları
Sosyal Konular
Ramazan Vaazları
Dini Günler ve Geceler
DİB Örnek Vaazları
Kur'an'dan Öğütler
Genel Konular
islam ve Aile
Görev,Sorumluluk,Ahlak
Mevlid-i Nebi Vaazları
Ana Menü
Çocuklar İçin
Kur'an Öğreniyorm
Dinimi Öğreniyorum
Dini Bilgiler
Oyunlar
Ansiklopedi ve sözlük
Osmanlıca Sözlük
İslam Ansiklopedisi
Dini Sözlük
Dini Terimler
Küçük Lügat
Dini Kitaplar
P.Hayatı Salih Suruç
Kur'an ve Bilim
Günümüzde İslam
Kıssadan Hisse
Ehli Sünnet Yolu
İslam Tasavvufu
En Güzel Örnek
Gıybet Hastalığı
Adım Adım Kurtuluş
Mesneviden Öyküler
Mülteka El Ebhur Tercemesi

Atların Zekâtı Faslı2

Altın, Gümüş Ve Metâ'ın Zekâtı Babı2

Öşür Toplayıcı Babı3

Mâden Hazine Babı4

Hâriçte Yetişenin Zekâtı  Babı4

Zekât  Sarfedilecek  Yerler  Babı5

Sadaka -İ Fıtır Babı7

Oruç   Bahsi 8

Orucu Bozan Şeyler Babı10

(Keffaret İcabedenler) 10

(Oruçluya Mekruh Olup - Olmayan Şeyler):12

Oruç  Tutmayı  Mubah  Kılan   Özürler   Faslı13

Nezir Orucu Faslı 14

Î'tikâf Babı15

Hac  Bahsi15

İhrama Girmek Faslı17

Haccın Tatbikatı Faslı17

Vakfa Ve Kadınlarla  İlgili Hükümler Faslı19

Haccî Kıran Ve Temettü Babı20

İhramın Cinâyetleri Babı21

Tavafın  Cinayetleri   Faslı22

Av Öldürmek Faslı22

İhrams1z Mîkatî Geçmek Babı23

İki İhramı Cem'etmek Babı24

Haccın Fevti, Hacc Ve Umre Erkânından Men Edilmesi  Babı24

Haccı Bedel Bâb1. 25

Hedy Babı27

Müteferrik  Mes'eleler28

Nikâh   Bahsi 28

Nikahlanmaları  Haram Olanların  Bâbı30

Nikahda Veliler. Eş Ve Denklikler Babı36

Nikâhda Müteber Olan Denklîkler Faslı38

Fudulî Nikâh Faslı39

Mehîr Babı 41

Kölenin  Nikâhı Babı51

Kâfirin Nikahı Babı53

Zevceler Arasında Adalet Babı55

Süt Emme Bahsi 56

 


Atların Zekâtı Faslı

 

At, (üremesi için) otlayiei olduğu zaman gerek aygır at olsun ve gerekse kısrak olsun tmam'i Âzam (R.A.)'a göre ona zekât vaciptir. İmam'ı Ebû Yûsuf ile İmam'ı Muhammed (R.A.) için hilaf vardır. Eğer (zekât'ı eda eden) isterse her kısraktan birer altın verir, isterse kıymet­lendirir ve eğer kıymeti nisaba baliğ olursa, kıymetten yirminin dörtle bîri (beş dirhem) ini verir.

Hâlis Erkek (Aygır) atlar için ittifakla bir şey yoktur.

Hâlis kısrakta zekât vacip olmasında tmam'ı Âzam'dan iki rivayet vardır.

Katır ve eşekte, ticaret için olmadığı takdirde bir şey vacip değil­dir [1].

Deve yavrularına, kuzu ve oğlaklara ve buzağılara da zekât yoktur. Ancak onlarla beraber büyükleri bulunursa (büyüklere tâbi olmakla) vacip olur. imam'ı Ebû Yûsuf'a göre  (deve yavruları, kuzu, oğlak ve buzağılarda), bunların cinsinden biri vacip olur [2].

Yük hayvanı, çeşitli işlerde kullanılan hayvan ve beslenen (hayvjin-lar) için bir şey lâzım değildir [3].

Müşterek otlatılan hayvanlarda zekât vacip değildir. Ancak her bi­rinin hissesi nisaba baliğ olursa (o zaman vaciptir).

Bir kimse üzerine üç yaşında erkek bir dana vacip olsa, bu danada zekât verecek kimsenin yanında bulunmasa, fazlasiyle beraber (vacip olandan) daha düşük olanını verir. Veya (vacip olandan) daha iyisini verir ve fazlasının parasını alır.

Muhayyarhk zekat toplayan içindir de denildi.

Zekât, öşr, Haraç, Keffâretler, nezirler ve sadaka'i fıtırda kıyme­tini vermekle caiz olur.          

Üzerinden bir sene geçtikten sonra malın helâkiyle zekât sakıt olur [4]. Eğer malın bâzısı helak olursa, o (Helak olan malın) hissesi sakıt olur.

Evvelki helak olan (mal nisaptan) muaf olarak hesap edilir. Bun­dan sonra (helak olan mal o affı) takip eden nisaba hesap edilir. İmamı Azam (R.A.)'a göre helak olan, af ve sarf olunur. Bundan sonra af'vı takip eden nihayet buluncaya kadar nisaba hesap edilir. İmam'ı Ebû Yûsuf'a göre ise, helak olan evv lâ muaf tutulandan sonra şayi olan nisaba hesap edilir.

Zekât (imam'ı Âzam ile İmam'ı Ebû Yûsuf R.A. a göre) nisaba tealluk eder, affa tealluk etmez. İmam'ı Muhammed'e göre ise her ildsine de tealluk eder. Eğer seksen koyunun üzerinden bir sene geçtikten sonra kırk tanesi öise, İmam'ı Âzam ile îmam'ı Ebû Yûsuf (R.A.)'a göre tam bir koyun vacip olur. imam'ı Muhammed'e £bre ise bir koyu­nun yarısı vacip olur.

Eğer kırk deveden onbeş tanesi ölse, (imam'ı Azam'a göre) iki ya­şına girmiş bir dişi deve yavrusu vacip olur.

imam'ı Ebû YûsuFa göre, üç yaşma girmiş bir dişi deve yavrusu­nun otuzalti cüz'ünden, yirmi beş cüz'ü olur. imam'ı Muhammed'e gö­re ise, üç yaşma girmiş bir dişi yavrusunun yarısı ve sekizde biri (beş) vacip olur.

Zekât toplayan kimse zskât'm vasatını (ortasını) alır. En kötü veya en iyisini almaz. Eğer Derebeyler otlak hayvanların zekât'im, Öş­rü ve haracı alsalar, sahibine fetva verilirki; eğer o zekât'ı derebeyler mahallinde sarf etmediierse, o zekât'ı gizli olarak iade ederler. Ancak haracın (iadesine fetva verilmez)[5].

 

Altın, Gümüş Ve Metâ'ın Zekâtı Babı

 

Altının nisabı yirmi raiskâldir. Gümüşün nisabı ikiyüz dirhemdir [6]. Altm ve gümüşte vâcibolan, rub'û Öşr (yâni kırkda biri) dir. Bun­dan sonra altının her dört miskâîinde ve gümüşün her kırk dirhemin­de hesabiyle vacip olur. İmam'ı Ebû Yûsuf ile İmam'ı Muhammed, eğer dörtten ve kırktan az olursa, ziyâdesinin hesabiyle (nisaptan fazlasına) zekât vâcîbolur dediler.

Altın ve gümüşte, vacip olmakta ve eda etmekte muteber olan ve­zin (tartıdır). (Öşrî olan) dirhemlerde muteber olan yedi tartıdır ve o da (yedi tartıda) dirhemlerden onu (on dirhemi), yedi miskâl (altı­nın) tartışıdır[7].

Bir maddenin altını veya gümüşü galip olsa, o maddenin hükmü hâlis altın ve gümüş hükmü gibidir. Karışık maddesi galip olan şeyler­de (nisapta) tartısı değil, kıymeti itibar olunur ve (karışmış olan şey­de, diğer) eşyalarda olduğu gibi ticarete niyyet şart kılındı [8]

(Altın ve  gümüşün)   dövülmemiş  külce  olanlarında,  ziynet  olanlarında, sahan, tepsi ve di£er kullanılacak olan şeylerde zekât vacip oluf. [9] Ticaret malının kıymeti altın ve gümüşün nisabına baliğ olduğun­da (zekât) vacip olur ve ticaret nıeta'i fukaraya daha menfaatti olan şeyin kıymeti ile kıymetlendirilir. Nisap tamam olsun için (metâ'm) kıy­meti altın ve gümüşe İlâve edilir.

(İmam'ı Âzam'a göre altın ve gümüşten)  biri  diğerine kıymeti ilâve edilir. İmam'ı Ebû Yûsuf ile İmam'ı Mııhammed'e göre ise, iki den biri diğerine eüzlemie ilâve olunur. Nisabın senesinde ye hükn|ü ıîo nisap cinsinden istifade edilen nisaba ilâve edilir[10]. Sene ortasıiıc nisabın noksanîa^ması, eğer iki tarafın da tanı olursa zarar vermez[11]. Eğer nisap sahibi (bir nisabın) birkaç yıllık zekâtını acele etse (verse). veya nisapların zekâtını acele etse. sahih olur [12]. Taklibi (Kabile ba-şı)nın çocuklarının malında bir şey yoktur. Erkekler üzerine (vacip olan zekât) kadınlar üzerine de vaciptir. [13]

 

Öşür Toplayıcı Babı

 

O (öşür toplayıcı): Tüccarların sadakalarını almak için yol üzeri­ne sultan tarafından dikilen kimsedir, üşür toplayan kimse müslüman-lardaıı   (nisabının)  yirmisinin  dörtte bîrini. Zımmîden  yarısını  ve harbi [14] den ise. eğer malı nisaba baliğ olursa ve onların bizden aldıkları şeyin miktarı da bilinmezse, öşrünün tamamını alır. Eğer (miktarı) bi­linirse onun misli alınır.- Fakat, eğer harbî olan kimse malın tamamını bizden alırsa, (öşür toplayan kimse) onlardan hepsini almayıp belki (öşür) toplayan kimse o harbîyi emin olarak mekânına yetiştirecek bir miktar şey (mal, para) elinde bırakır. Eğer (ehli harpler bizden) bir şey almazlarsa, (öşür toplayan kimsede) onlardan bir şey almaz. Evinde nisabı ikmal eder bir sevi olduğuna ikrarda etse (öşür toplayan kimse) az olandan almaz.

Senesinin tamam olduğunu İnkâr eden kimsenin sözü, borcunun ol­madığını inkâr eden (borçlu olduğunu söyleyen) kimsenin sözü, veya şe­hirde fukaraya kendisi verdiğini, otlak hayvanlardan başka dâva eden kimsenin yemini, veya diğer bir Öşür toplayan kimse yemini İle bulu­nursa yemini kabul edilir,  (dâvası makbul olur).

(Diğer bir öşür toplayan verdim dediğine) beraatı ibraz etmek şart değildir. O kimsenin şehrin hâricinde kendim verdim dediği ve şehirde dahi olsa otlak hayvanlarda kendim verdim sözü kabul edilmiş olmaz.

Müslümandan kabul edilen şey, zimmiden de kabul edilir. (Bu zikr olunanların birisi) harbiden kabul edilmez. Ancak cariyesine (şu câri­ye)  benim tmmüveledimdir   (dediği sözü muteber olur).

Harbî, üzerinden bir sene geçmeden evvel ikinci defa öşür topla­yana uğrasa, eğer o harbinin uğraması kendi evine döndükten sonra ise ikinci defa öşür alınır. Eğer (evine dönmeden uğrasa) öşür alınmaz. Ticaret için olan kâfirin şarabının kıymeti üşür'e tâbi tutulur. Domu­zun kıymeti ise, öşre tâbi tutulmaz.

İmam'ı Ebû Yûsuf'a göre, eğer (zımmi) ikisine beraber (şarap ve domuza) uğranılsa, öşür toplayan kimse her ikisinin kıymetini de (şa­raba tâbi olarak) öşre tâbi tutar. Şehirde bırakılan mal, bir kimsenin bir adama ticaret için verdiği mal (sermaye), ortakmal ve izin verilen kimsenin kazancı Öşre tâbi tutulmaz. Ancak üzerinde borcu olmaz ve efendisi ile beraber olursa müstesnadır. Bir kimse yol kesen eskiya'ya uğrasa ve eşkiyalar o kimseden öşür alsalar, ikinci defa öşür alınır. [15]

 

Mâden Hazine Babı

 

Bir müslüman veya bir zımmi öşür verilen arazide veya harafta bağ­lanan arazide altın veya gümüş, veya demir, veya kalay, veya bakır madeni bulsa, o bulduğu madenden beşte biri alınır. Eğer arazi (ma­ğara veya dağ gibi) memlüke değilse, bakisi (beşte dördü) bulan kimse içindir. Eğer arazi memîüke ise bakisi mâliki içindir. Harbînin bulduğu madenlerin hepsi, ganimettir. Eğer (müslüman veya zımmî) kendi ha­nesinde bulsa (İmam'ı Âzam'a göre) beşte biri alınmaz. İmam'ı Ebû Yû­suf ile İmam'ı Muhammed, muhalefet edip  (beşte biri alınır demişler.)

Müslüman veya r.ınımi rb'tn harblerin arazisinde hazîne -bulsalar İmanı'ı Azam'dan iki rivayetle be-4;- biri a'ınnuu, bir rivayet*. te beşte bîri alınır. E£or bir kimse bir hazine buisa \e o hazinede (Ke-lime'İ Şehâdet ve müslüman sutlaRtur-ıun ismi gibi) İslâm alameti ol­sa, o hazine, bulunan mal - eşya gibidir. F,ü;er bulduğu hazinede (put., gibi) küfür alâmeti varsa, beşte birisi ahnır.

E£er buldu&u arazı memlüke di'iüse, o hazinenin bakisi bnîan irin­dir, l^er arazi nıemîüke olnrsn, imnnVı Ebû Ynsuf'a %övv (>'ino beşte biri alındıktan sonra bakisi bulan K-imUr). İmam'ı Azam İle İmam'i Mu-hammed'e güre ise, bakisi, e£er bilinirse ilk fetihte ona kim mâlik oldu ise onundur. E£er ilk fetihte kim nr'ıîik (iUiuku bilinmezse, islanıda m?.-rui olan (bilinen) en uzak fetheden mâliki irindir.

Eiçerki bulunan şeyde hususi alâmeti sörülmeyip, miislümanlura mı, gayri muzlimlere mi ait olduğu anlaşılmazsa, zahir mezhepte kâfir ,malından saydır. Zurnanınır/.da  müsîvimanlann mabdır da denildi.

Bir kimse emin ob.rr.k dân harbe ı^îrip darı harbin ovasında ma­den - hazine bulsa, o bulduğu madenin hepsi bulan kimse içindir. E&er o hazineyi dûn harpte bir evde bulsa, onu sahibine teslim eder. E£er ehli harbin maden - hazinesini dan barlmı memlüke olmayan arazisinde bulsa beşU* bir'oıi ahr ve bakisi (bulan kimse) içindir.

l>a£da bulunan Zebercet (taşı) ve feyrûzeç (taşı) gibilerde beşle bi­ri alınmaz. Cıvada, (imanı*) Azam'a pörr) beşte biri alınır. İnci ve an-berde (İmara'ı Âzam'la İmam'1. Muhamnıed K.A. a s^re) be*-*' hirİ alın­maz, tmam'ı Ebû Yûsuf'a £ön» ise, aksi iledir; (Cıvada r;az, îııei ve anberden almır).    [16]                '                                                    

 

Hâriçte Yetişenin Zekâtı  Babı

 

Yağmurun suladığı arazide veya »ulayıcı o araziyi akar su ile sula-sa veya dağın meyvesinden alınan şeyde, Öşür vardır. Alman şey gerek az olsun, gerek çok olsun, nisap ve başka şartî o im anı aks iz m (zekât vâ-cibolur). İmam'ı Ebû Y~ûsıif ile İmam'ı Muhanımed (R.A.)'a göre bir sene baki kalan ve beş Ölçeğe baliğ olan şeyde (öşür) vacip olur. Bîr Öl­çek almışsa, (bir sâ 62400 dirhem) dir.

ölçekle olmayan şeyin (zâferan, pamuk... gibi) kıymet  olan şeyin ednasından beş ölçeğe baliğ olursa, İnıam'ı EbÖ Y'ûsuı a h.. vacip olur). İmam'ı Muhammed'e göre o şeyi kendi nev'i takdir onman şeyin yükseğinden beş misline baliğ olsa, öşür vacip olur.  (İmam'ı Mu-hammed zekât'ın vucûbuııu)   pamukta beş yük, zâferanda beş batman itibâr etti.

Odun da, (kalem yapılan) kamışta, kuru otta, samanda ve hurma yaprağında bir şey yoktur. Büyük kova ile veya dolapla veya deve ile sulanan şeylerde, ekinin ücretini (amele ve öküz nafakası nehir ücreti ve bekçi parası gibileri) hesap etmeden önce yarım öşür vaciptir. Balda az olsun, çok olsun, dağdan veya öşre tâbi olan araziden alındığı zaman öşür vaciptir. İmam'ı Muhammed'e göre beş ferak (ölçek)e baliğ olun­ca (öşür vacip olur). Ferak - otuz altı rıüldir. İmam'ı Ebû Yûsuf'a göre (bal) on sahtiyan kovaya bâüğ olduğunda öşür vaciptir.

îmam'ı Azam ile İmam'ı Ebû Yûsuf (E.A.)'a göre tağlibi (kâfir) kabilesinin Öşre tâbi olan arazisinden iki öşür alınır, imam'ı Muham­med'e göre ise, eğer (o kabile öşre tâbi olan araziyi) Müslümanlardan satın aldı ise, bir Öşür alınır. Eğer bir zımmî (o, tağlibi kabilesinin ara­zisinden)  satın alsa,  (o zımmîden) iki öşür alınır.

O tağlibi kabilesinin arazisinden bir müslüman satın alsa, veya (o tağlibi kabilesine mensup olan kimse) müslüman olsa, yine İki öşür alı­nır, îmam'ı Ebû Yûsuf muhaliftir, imam'ı Muhanımed, İmam'ı Ebû Yû­suf'la beraberdir denildi. Tağlibi kabilesinden erkekleri üzerine lâzım olan şey kadınları ve çocukları üzerine de lâzımdır.

Eğer bir zımmî bir müslümanm Öşre tâbi olan arazisini satın (İmam'ı Âzam'a göre) o z:mmi üzerine haraç lâzımdır. İmam1! Muham­med'e göre o arazinin hükmü üşriye olarak hâki kalır.                      ;

Eğer (öşre tâbi olan araziyi) bir müslüman ŞüTa (aldığı bahijyı verip eebir yoluyla) zımmî'den alsa, veya o arz hey'i fasit olduğu irin satan müslümana geri verilse, öşür avdet eder (ve alınır). Bahçe yapı­lan yerde, eğer (o yer) zimmî'nin olursa veya musîümamn olur da na­raca da bağlanan su ile sularsa, haraç vardır.Eğer o yeri öşrü alınan su ile sulasa Öşür vardır. Zimnıî'ııin d<* olsa, evde (odada) bir şey yoktuV.

Yağmur suyu, kuyu suyu ve çi'şme suyu öşür'e tâbidir. Acemin kazdığı nehirlerin suyu (Nüşirvan ve Vezdicerd'İn nehirleri gibi) haraca tâbidir. Seyhan, Ceyhan, Dicle, Fırat; Ebû Yûsuf'a göre, haraca tâbi­dir. İmam'ı Muhammed muhaliftir, (yâni buna göre öşridîr). üşre tâbi olan arazideki (meydana gelen) yağ, tuz ve zift pınarında da bir şey yoktur. Zikri geçen pınar haraea bağlanmış yerde olsa, ziraata elverişli olan taraftan haraç alınır. Pınarın kendisinden alınmaz. Bir arazide hem öşür hem de haraç içtimâ etmez.

Not :   Bu bahsin, başlığında geçen zekât kelimesi öşür mânasını ve öşür hükmünü ifade etmektedir. Binaenaleyh bahsin içinde geçen zekâtş kelimeleri öşür olarak ifade edilmiştir. Şayet zekât kelimesi zikredilen [ yerleri olursa öşür anlamında anlamalıyız. [17]

 

Zekât  Sarfedilecek  Yerler  Babı

 

 (Kendilerine zekât verilen kimseler)[18]

a)   Sadaka, fakir irindir. Fakir,  kemlisine îıit malı bulunan fakat, (o malı) nisap miktarını doldurmayan kimsedir [19]

b)   Sadaka miskin irindir. Miskin, kendisine ait  hiç bir şeyi olma­yan kimsedir. Bunun aksi ile de (yuni fakir bir şeyi olmayana ve mis­kinde nisaptan az şey'i olana) denildi.

c)   Amil içindir: Ameli miktarı verilir [20]. Velevki zengin olsun.

d)  Bedeli kitabete ayrılan köleye  (efendisine) âzad edilmesine şart oîan bedeli vermesi için  (efendisi zengin tle olsa başkalarının zekâtı' ile) yardım olunur.

e)  Borcundan fazla   nisaba   mâlik   olmayan   borçluya yardım olu­nur [21].

f)  İmanı1] Ebû Yûsuf'a göre muharebeden kesilmiş fakir  (yani fa­kirliğinden dolayı İslam ordusuna  katılmayan)  kimseye ve İmam'ı Mu-hammed'e göre Hacıya   (Hac yolunda  malını, parasını ve  binidîni  kay­betmiş)  fakir kimseye zekâtla yardım olunur [22].

g)  Vatanında zengin olup da hâli hâzırda yanında malı, parası bu­lunmayan  (İbni Sebil-yol oğlu)  müsâfire yardım olunur.

(Zekât bu yedi sınıf) Fukaranın hepsine ve bâzısına vermesi caiz­dir. (Zekât), mescit yapmak için veya ölünün kefeni için veya ölünün (ölü olanda alacağı olan veya ölünün zekâttan olan)   borcunu ödemek

için, veya zekâtla köle satıııalip azat etmek için [23] ve zimmîye  (vatanf-d aşa) verilmez.                                                                                     

Ama zekât malından hâriç (Fitra, Keffâret, nezir ve nafile) sadaj-ka (zımmîye) vermek sahihtir. Hangi maldan olursa olsun nisaba mâj-Hk olan zengine veya (zenginin) kölesine veya küçük çocuğuna zekât verilmez. Zenginin büyük çocuğuna ve büyük oğlunun hanımına eğer ikisi de İakirlerse diğerlerinin hilâimadır, (yâni bu ikisine zekât verilir) [24]. Hz. Ali veya Abbas veya Cafer ve akil veya Haris bin Abdulmuttalibin sülâlesinden olan Hâşim'i kabilesine, velevki zekât üzerine âmil (zekât toplayıcı) da olsa, yine zekâttan bir şey verilmez [25]. Nafile sa­daka bunların hilaf ınadır, denildi. Beni Hâşim'in azatlıları (kendilerine sadaka verilmenin  caiz olup olmaması  hususunda)   kendileri  gibidir.

Zekât borçlusu olan kimse, zekât'mı her ne kadar yukarıda da ol­sa, aslına [26] (babasına, anasına, anası veya babası taralından olan de­desine ve ninesine...) veya her ne kadar aşağıda oJsa fer'ine (evlâtla­rına ve evlâtlarının evlâtlarına - torunlarına) [27], veya hanımına veremez. {Erkemin hanımına vedemediği i;ibi) kadm da (İmanı'i Azam' (R.A.)a Köre) kocasına veremez [28]. İmam'ı Ebû Yûsuf ile İmam'ı Muhamraed muhaliftirler. (Bunlara çöre kadının kocasına zekât verme­si caizdir). Kölesine veya, mükâtebine, veya müdebberine, veya tmmi velcd'ine (zekâtını) veremez. Bâzı âzası, âzad edilmiş olan kölesine de (İmam'ı Âzam'a göre zekâtını) veremez, imam'ı Ebû Yûsuf ile İmam'ı Muhamnıed (K.A.)  muhaliftirler.

Eğer zekât borçlusu olan kimse zekâtını ihtiyaç sahibi zannettiği bir kimseye verse, sonra da zengin olduğu, \eya Hâşimi olduğu veya kâfir olduğu veya (verenin) babası olduğu, veya oğlu olduğu meydana çıksa,  {İmam'ı Âzam ile İmam'ı Muhammed'e  Rüre)   kifayet eder [29]

İmam'i Ebû Yûsuf muhaliftir, (yakın hasıl olduğu ivin iadesi lâzımdır dedi).

Eğer ki ihtiyaç sahibi zanniyle verdiği kimsenin kendi kölesi veya mukâtebî olduğu anlaşılsa, kifayet etmez (iade lâzımdır). Zekât'ı, bir güne yetecek miktarda vermek menduptur. Borçlu olmayan, fakire ni­sap miktarı veya nisaptan ziyade zekât vermek mekruh oldu [30]

Zekât malını (ikâmet ettiği yerden) başka yerlere (vilâyetlere ve­ya memleketlere) göndermek mekruhtur. Ancak kendi akrabası için gönderirse, mekruh değil (hem sadaka, hem de sile ecri var)dır. Veya kendi beldesindeki olan fukaradan daha fakir ve daha muhtaç olursa, mekruh değildir. Bir günlük yiyeceği olan kimsenin istenmesi helâl [31]

 

Sadaka -İ Fıtır Babı           

 

Havâİci Asliyeden [32]  fazla olarak nisaba mâlik olan, her müslu-man üzerine, nisab nâmî olmasa da sadaka-i fitır vaciptir. Bu nisap sebebiyle (kendisine) sadaka (almak) haram otur ve kurban vacip olur [33]. (İnsanın kendi) nefsi, fakir olan küçük çocuğu ve kendi hizmetçisi olan kölesi için velevki (köle) kâfir de olsa sadaka-i fıtır vaciptir. Mü-debberinden ve ümmü veledinden içinde sadaka-i fitır vaciptir. Hanımı [34], büyük çocuğu ve zengin çocuğu İçin vacip değildir. Belki küçüğün kendi mâlinden vaciptir. Mecnun, küçük çocuk gibidir. Mükâteb ve ti­caret için olan köleleri, firar eden kölesi irin vacip delildir. Ancak (köle) geldikten sonra vaciptir.      ,                                     

İki kişi arasında müşterek bir veya birçok köleler için (İmam'ı Âzam'a göre) vacip değildir. İmam'ı Ebû Yûsuf ile İmam'ı Muhammed'e göre ortaklardan her birinin üzerine mAİ başından kendisine mahsus olan şeyin fitrası vaciptir, eşkâs (parça) dan değil (meselâ; iki kimse­nin üç kölesi olsa, her birinin üzerine bir kulenin fitrası vaciptir, tjçüncüsü afv olunmuştur). Eğer Röle muh:ıyyar olarak satılsa, satılana mâ­lik olan kimse üzerine vacip olur. (Eğer muhayyarhk bozulursa fıtra sa­tanın  üzerinedir. Eğer bozulmazsa  alanın  üzerindedir).

Sadaka-i fıtır, Ramazan'] Şerif Bayramının ilk gününde salak at-masiyle vacip olur. Bir kimse şafaktan evvel ölse, veya şafaktan sonra İslama gelse, veya âoğsa fitrası vacip olmaz. Sadaka-i fıtrin zamanı gel­mezden evvel herhangi bir müddet ayirmaksızın takdimi sahihtir [35]

Bayram namazından evvel fitrayı vermek mendup oldu, Fıtra, Bay­ram namazından sonraya tehir etmekle düşmez (Bayramdan sonraya da kalsa verilmesi lâzımdır).

Sadaka-i Fıtır: Buğdaydan veya undan, veya (kavrulmuş) kavut undan yarım sâ'dır [36], veya hurmadan, veya arpadan bir sâ'dır, kuru üzüm, buğday gibidir. İmameyne göre kuru üzüm, arpa gibidir. Bu da Hasan (Bin Ziyad)ın İnıamVAzam'dan rivayetidir. Mercimek ve (kuru fasulya) .gibilerinden bir sâ; Sekiz ırak rıtii (Batmanı) nı kapsar, tmam'i Ebû Yûsuf'a söre* beş nlıl ve ntihıı ü<;te biridir. I$ir kimse iki batman buğday verse salıih olur. imam'ı Muhammed muhaliftir. Buğday ile eş­ya satın alınan yerlerde buğday vermek efdaldır. imam'ı Ebû Yûsuf'a göre ise, akça (para) vermek efdaldir. [37]

 

Oruç   Bahsi [38]

 

O  (oruç) :   Şafaktan itibaren güneş,  batana kadar ehlinden m;,\t.-t ile yemekten, içmekten ve cinsi münasebetten f'nelsi) men etmektir; [39]. O (ehil olan kimse), Müslüman, akıllı, hayız ve nifaNtaıı temiz olan kim­sedir.

Ramazan orucu, edâen ve kazaen mükellef olan her müslünıaıı üze­rine farzdır[40]. Nezir oruçları ve keffâret oruçları vaciptir. Ye bunlar­dan gayrisi nafiledir. Ramazan ve Kurban bayramında ve eyyamı teş-ikta (Kurban Bayramının ikinci, üçüncü ve dördüncü içünü) oruçjjtul-mak haramdır.                                                                                      

Eda edilen Ranıazan'ı Şerif ve muayyen nezirde niyyet, gecenin ip­tidasından, istiva (kaba kuşluk) zamanına kadar sahih olur [41]. (Kuş­luktan sonra) tam istiva zamanında (ve istivadan sonra akşama ka­dar) niyyet sahih olmaz. Asah olan da budur. (Bu hususta Mukim ile müsâfir, sağlam ile hasta arasında fark  yoktur).

 (Eda edilen Ramazan orucu ve muayyen nezir) mutfak niyyet ve liâfileye niyyet İİe sahih olur. Mukim olan sağlam kimsenin (Ramazan­ca) başka bir vacibe niyyet etmesiyle (yine) Ramazan orucu sahih olur. (Ramazandan sayılır). Fakat muayyen nezre (niyyet etmesiyle rama-fcan sahih) olmaz. Belki niyyet ettiği oruç vâki olur. Eğer hasta veya müsâfir (Ramazanda) başka vacibe niyyet etse (inıam'ı Âzam'a göre) niyyet ettiği şey vâki olur. îmam'ı Ebû Yfı^uf ite inıam'ı Muhammed'e göre ise, (niyyet ettiği o vacip) Ramazandan sayılır.

i Nafile oruç hepsi kaba kuşluktan evvel niyyetle sahih olur. Kaza orucu mutlak he.zir ve keffâretlerde ancak geceden muayyen niyyet ile sahih olur.

Şek gününde oruç tutulmaz. Ancak nafile olarak tutulur. (O şek gününün orucu) bir kimsenin âdet edinmiş orucuna, (pazartesi, perşem­be veya her ayın sonundan üç gün tutulan oruç... gibi) tesadüf ederse, (tutulması) müstehaptır. (Eğer tesadüf etmezse) havastan olan tutar. (Havastan) başkası kaba kuşluktan sonra iftar eder. Şek gününde, ra­mazan orucuna veya başka bir vacibe niyye tiyle oruç (tutmak) mekruh kılındı.

Şek günü Ramazan olursa, tuttuğum oruç nafile olsun veya başka .vacipten olsun diye (şek gününde) niyet ederse, yine (şek gününde oruç I tutmak mekruhtur). Yukarıda zikrolunan kelâmın cümlesinde eğer Ra­mazan sabit olursa, Ramazan orucundan sayılır. Eğer (şek pvnü Rama­zandan sabit olmaz da) ve cezm etmiş (kestirmiş)se, (vacip v. rileden niyyet ettiği olur. Eğer tereddüt etmişse, nafile oh Kğ*-r s.şe.-. günü) Ramazan olursa, ben Ramazandan oruçlu olurum, eğer Ramazandan olmazsa oruçlu olmam derse, velevki Ramazan olduğu sabit olsa da o kimsenin orucu sahih olmaz, (ve g kimse asla) oruçlu da olmaz.

Semâda (bulut, duman, sis gibi) illet olsa, Ramazan ayının (gö­rülmesinde) adaletli bir kimsenin haberi,, (ben gördüm demesi) velev­ki köle veya kadın veya iftiradan dolayı had olunup tevbe edenlerden olsun  (şahadeti)  kabul olunur [42]   (Ayı  görmekte)   şahadet lâfzı  şart değildir. Ramazan Bayramının ayında ve zilhicce aynıda iki hüîjj; (er­keğin) veya bir hür (erkek)le İki hürre 'kadın; m şehâdeti, adalet şar-tiyle ve şahadet lâfzı şartiyle kaimi olunur. Oâva  (lâfzı)  şart  değildir.

Eğer semâda illet olmazsa küllisinde (Ramazan ve Kurban Bayram­larında), haberleri ilim vâki olan büyük topluluk lâzımdır, (imanı'ı Azam'daiı) bîr rivayette iki kimsenin şehûdHiyle iktifa olunur, imanı'ı Tahavî, eğer başka memleketlin gelmişse veya yüksek yerden (mİnâ-re, dağ gibi...)  görmüşse, bir kimsenin sehâdeti ile iktifa olunur dedi.

Eğer otuz gün oruç tutsalar ve bayram ayını görmeseler, Rama-zan evvelinde iki kimsenin sehâdetiyle oruç tutulursa, iftar etmek he­lâl olur. Eğer bir kimsenin şehâdetiyie tutulursa, (iftar) helâl olman (Vânİ Bayram yapmazlar).

Bir kimse Ramazan veya Bayram ayını görse ve sözü reddolunsa (yâni Gazi şehâdetini kabul etmezce), o kimse oruç tutar. Eğer iftar ederse (keffâretsiz) sâdece ka?.2 eder. Şaban ve Ramazanın 29 unda ayı aramaları (görmek istemeleri) insanlar üzerine vacip olur. (Ayın görül­mesiyle Ramazan) bir yerde sabit r>!sa bütün insanlara lâzımdır [43]. (Ay için) mekânların değişmesiyle (Aynı) doğduğu mekânda değişir denilmiştir. [44]

 

Orucu Bozan Şeyler Babı

(Keffaret İcabedenler) [45]

 

Ramazanda kasten ön veya arkadan cima eden, veya cima olu­nan [46], vcv£ kasten yiyen veya içen kimse üzerine, gıda cihetinden veya deva cihetinden olsun [47], keffâreti zihar gibi kaza ve keffâret ya-cip olur. Eğer bir kimse kan aldırır veya kıy be t yaparda, bu yaptıklar rından dolayı orncu bozuldu zannı ile kasten yerse, yine keffâret lâzım­dır. Ramazandan başka orucun bozulmasında keffâret yoktur .

[48] (Yalnız kaza icabedenler):

Eğer (Ramazanda) hata'en [49] mükrehen fzorlatmakla) iftar et­se veya şırınga vurulsa [50], veya burnuna ilâç döküp büron kemiğine ye-tisse, veya kulaklarına ilâç) damlatsa, içeriye veya damağa kadar derin olan bir yaraya yaş bir ilâç konulsa ve ilâçta içeriye veya damağa kadar nüfuz etse [51], veya kum veya demir yutsa, veya ağız dolusu  (kasten) kendini kustursa, veya gece zanniyle sahur yemeği yese, halbuki şafak atmış olsa, veya güneş battı zanniyie iftar etse, halbuki güneş batmamış olsa, veya unutarak yese ve orucu bozdu zannedip (bu defada) kasten yese [52], veya uyurken boğazına su dökülse, veya bir kadın uyurken ci-ir' olunsa, veya delirdiği halde cima oluma, veya ramazanda oruç tut­maya ve yemeğe niyyet etmese, ancak  (keffâretsiz) kaza vacip olur.

Bir kimse oruca niyyet etmediği balde sabahlasa ve kasten yese (İmam'ı Âzam'a göre gerek zevalden evve» esin gerekse .sonra yesin mü­savidir ve keffâretsiz) kaza vaciptir. ini£ .ı'ı Ebû Yûsuf ile İmam'ı Mu-hammed'e göre geride geçtiği gibi (yâni kaza vacip olduğu pbi. Zeval den evvel yese) keffârette vaciptir.[53]

Eğer bir kimse unutarak yese veya içse veya cima etse, orucu bo­zulmaz. Eğer bir kimse uyuşa ve iht-ilâm olsa [54] veya (güzel bir ka­dına) bakmakla (meni) inzal olsa [55], veya yağlansa veya sürme çe­kinse [56], (veya refikasını öpse) [57], veya gıybet etse, veya kan al-dırsa, veya ona  (oruçluya)  kusmak arız oisa, veya kendi isteği ile az kussa, veya cünüp elarak sabahîasa, veya kulağına su dökülse [58], yine orucu bozulmaz. Zekerinin deliğine yağ veya başka şey dökülse (îmam'ı Azam'a göre) yine orucu bozulmaz, imam'i Ebfı Yûsuf muhaliftir, (oru­cu bozar der). Eğer bir kimsenin boğazına toz veya duman, veya sinek girse, orucu bozulmaz (fakat kendisi ithal ederse orucu bozulur).

Eğer (oruçlu kimsenin boğazına) yağmur suyu veya kar girse esâh rivayette orucu bczuîur. Eğer oruçlu kimse ölü kadını veya hayvanı [59], veya (diri insanın) ön ve arkasından başka (kasık, koltuk, göbek., gibi) yerlerini vat etse [60], veya öpse, veya tutup okşasa, eğyr (meni) ge­lirse orucu bozulur (kaza eder keffâret lâzım gelmez). Eğer meni gelmez­se   (orucu)   bozulmaz,

Eğer oruçlu kimse dişleri arasındaki olan şeyleri yutsa ve yutulan şeyde nohut miktarı olursa kaza eder. Nohuttan küçük oİursa kaza et­mez. Fakat (nohuttan az olan şeyi) çıkarsa ve sonra da yese kaza eder. Eğer oruçlu kimse hâriçten bir tane susanı yese, eğer  (çiğnemeksizin) bütün yutarsa, orucu bozulur [61] ve eğer ki (yutmaksizın) çiğnese bo­zulmaz.

Ağız doîusu kusmuk, eğer gerisin geri kendiliğinden (karnına) gi­derse veya .oruçlu olduğunu hatırladığı halde oruçlu kimse) kendisi yu­tarsa îmam'ı Ebû Yûsuf'a göre orucu bozulur. Eğer az olursa orucu boz­maz. İmam'i Muhammed'e göre az (kusmuğun) iadesiyle oruç bozulur, çok (kusmuğun) kendiliğinden avdetiyle yutulmasında oruç bozul­maz [62]

 

(Oruçluya Mekruh Olup - Olmayan Şeyler):

 

Özürsüz olarak bir şeyin tadına bakmak ve çiğnemek [63], sakız çtğnemek [64], eğer nefsine emin olmazsa (ailesini) öpmek, mekruhdur [65]. Eğer (nefsine) emin ise mekruh değildir. Sürme çekinmek, bıyığını yağla­mak, zcvaldan sonrada olsa misvak kullanmak, küçük çocuk için lâzım olan taamı çiğnemek ve kan aldırmak  (oruçlu kimse için)  mekruh değildir.

îmam'ı Azam'a göre serinlemek için burnuna su vermek (ve başına su dökmek) mekruhtur. Serinlemek için gusl etmek ve (serinlemek için) yaş elbiseye bürünmek de mekruhtur. (Serinlemek için yapılan şeyler) İmara*! Ebü Yûsuf'a göre mekruh değildir. Özürsüz ağza su aîmak mek­ruh olur denildi. Fahiş mübaşeret (yâni refikasının fereine kendi fercıni dokundurmak), birbirinin boynuna sarılmak ve musafaha etmek (el tu­tuşmak Îmam'ı AzanVdan) bîr rivayette mekruh oldu.

Sahur (yemeği) yemek [66], sahuru te'hir etmek ve iftarın acele edilmesi müstehaptır .[67]

 

Oruç  Tutmayı  Mubah  Kılan   Özürler   Faslı             

 

Oruç ile hastalığının artmasından (veya uzamasından) korkan has- fi ta İçin ve müsâfir için iftar etmek nmbah olur [68]. Eğer kendisine (oruç I zarar vermezse, nıüsâfirin) oruç tutması daha hayırlıdır. Eğer o (hasta î ve müsâfir, hasta ve müsâferet) halinde iken ölseler, onların üzerlerine { kaza yoktur.                                                                                           

Hasta ve nıüsâfire oruotan tutmadıkları miktarı kaza etmek vacip | olur ki; eğer hasta tutmadığı miktarı kadar zaman (hastalıktan) sıhhat jj bulursa veya musâfir tutmadığı miktarı kadar (seferden sonra) mukim |j' olarak kalırsa, eğer (hasta tutmadığı zaman miktarı sıhhat bulmayıp j ve müsâfir müsâfirlik miktarı mukim olarak kalmazsa), ancak sıhhati | ve ikâmeti miktarı (günün kazası) vacip olur.                                        

Velîsi o (hasta veya müsâfir için) fıtra gibi tutmadığı her gün için jj yedirir [69]. Eğer vasiyet ederse o (yedirilecek olan şey eğer varisleri | olursa) malinin üçte birinden (şayet varisleri yoksa malının hepsinden) f. vacip olur. Eğer vasiyet etmezse,  (varislerine yedirmek)  vacip değildir.

Vû vermediklerinde mes'uİ olmazlar). Eğer (velî) feda ettiği şeyi te-beix "î ederse, saîıih olur.

NamrU da orr=e gibidir (yâni oruçta iîc miktar taam yedîrilirse na-mfuda da öyledir). Her namazın fidyesi, bir günlük orucun fidyesi gibi­dir. Sahih olan bndur [70]

öl-inüa velisi Ölü için oruç tutmaz ve namaz da kılamaz [71] Rama­zanın kazasını isterse aralıklı olarak tutar, isterse birbiri arkasına (ayır-inaks-zsa) tatar. Eğer Ramazanın kazasını,.diğer Ramazan gelene kadar t-^hir etse, (Ramazan orucunun) edası (kaza üzerine) takdim olunur. Bandan sonra (evvelki kazaya kalan Ramazan) kaza eder ve üzerine fidye de lâzım gelmez.

Şeyh'i ıâni eğer oruçtan âciz olursa, iftar eder ve her gün için fitra gibi taam yediri?, (yâni fidyesini verir)[72]. Eğer (Şeyh'i fâni fidye verdikten sonra oruç tutmaya) muktedir olsa, (tutmadığı orucun kaza­sı) üzerine lâzım olur.

Kendi nefsinden veya cocnğuiv3an korkan, ham?!? veya emzikli (ka­dın) ivtar edip fidye vermeksizin ve keffâret icap etmeksizin kaza eder.

Başlanılıp, sonra da bozulan nafile oruçların kazası vacip olur. An­cak nehyolıman günlerde (İki bayram günleri ve üç günde Syyara'ı teş-rikör) kaza vacip olmaz [73]. Kir rivayette nafile (om n) için özürsüz iftar etmek mubah değildir. Nafile orucunu ziyafet özrüyie iftar etmek mubah olur [74]. Eğer iftar ederse kazası vacip oîur.

Eğer müsâfîr orucu yemeğe îriyyet etse, bundan sonra mukim olsa ve niyyetin vaktinde oruca niyyet etse, o rJyyet ettiği, orucu (farz olstm, nafile olsun) sahih olur. Ramazan giinünde setere çıkfm ir.aküne kaza vacip olduğu gibi ki, eğer (mukîmük) Ramazanda vıi û buldu ise niy­yet ettiği orrç lâzmı olur. Fakat eğer iftar ederse, ikisinde dahi (müsâ-firin seferden dönmesi hâli ile, mukimin sefere çıkması lîâîinde) keffâ-ret yoktur [75],

Bir kimse üzerine günlerce baygınlık gelse, o günleri kaza eder, ancak baygınlık geldiği günü veya gecesinde üzerine baygınlık gelse gü­nünü kaza etmez [76]. Bir kimse Ramazanın tamamında cinnet getÎTse (deiirse) kaza etmez. Eğer o (mecnun) Ramazanın (gece veya gündü­zünde) bir saat ayıîsa geçmiş günleri kaza eder. Gerek mecnun olduğu halde baliğ olsun, gerekse (mecnunluk), bulûğundan sonra arız olsun, zahir olan rivayeti beraberdir.                                                       

Ramazandan bir günde, eğer küçük çocuk baliğ, veya kâfir müslü-nıan, veya müsâfir mukîm olsa veya hayizh (kadın) temizlense, (Rama­zana hürmet, ve kendilerini oruçluya teşbih için) o günün bakiyesini tut­mak lâzımdır. O günün kazası evvelki ikiye (baliğ olan sabi ve müslüman olan kâfire) lâzım gelmez. Son iki (ikâmet eden müsâfir ve temizlenen hayizh) evvelki ikinin hüâfmadır, (bunlar eğer iftar etmişlerse o günü kaza ederler) [77].

 

Nezir Orucu Faslı [78]

 

Bir kimse bayram günlerini ve teşrik günlerini (Kurban Bayramının İkinci, üçüncü ve dördüncü günleri) oruca nezir etse sahih olur. (Fakat) iftar eder ve kaza eder. Eğer bir kimse bir *ene oruç tutmaya nezre-tse, bu (beş günü) iftar edip sonra (vacibi düşürmek için) kaza eder. Eğer bu (beş günü) tutarsa, üzerine kaza lâzım gelmez. Bundan sonra (Aleyye Savmu Hâzihil Eyyamı Evisseneti. — Şu günlerin veya senenin orucu üzerime lâzımdır), diye bu söz ile ancak nezre niyet etse, veya nezre niyet edip yemin olmaya niyet etse, veya bir şeye niyet etmese (yânjj nezre ve yemine niyyet etmese, bu üç suretle) ancak nezir olur, yemin olmaz.

Nezir olmamakla yemine niyyet etse, ancak yemin olur, (nezir ol­maz). İftar ile keffâretî yemin vacip oiur. Kaza vacip olmaz. Eğer nezir ve yemine niyyet etse, veya sadece yemine niyyet, etse, (nezir hatırına gelmezse), hem nezir hem de yemin olur. Eğer İftar ederse, kaza,ve kef-fâret vacip olur. İmam'ı Ebû Yûsuf'a göre evvelkinde (nezir ve yemine niyyetfce) nezir, ikinci de (sadece yemine niyyette) yemindir. (Ramazan Bayramının birinci gününü yiyip) Şevval ayından altı gününde araya fasıla vermeden oruçlu bulunmak mekruh değil (müstehap ve sünnet) dir [79]. Bu altı günü {bayramdan sonra) ayırarak tutmak kerahattan ve nasaraya teşbihten uzaktır.  (Belki ayırarak tutmak afdaldır). [80]

 

Î'tikâf Babı

 

î'tikâf Sünneti müekkededir [81]. î'tikâf nezir'Ie vacip olar. (İtik&f beş vakit eda olunan) cemaat mescidinde î'tikâf niyyetiyle ikâmet et­mektir, î'tikâfın en azı, İmam'ı Âzam'a göre bir gündür. İmam'ı Ebû Vûsufa göre (î'tikâfın en azı) bir günün ekserisidir. İmam'ı Muhammede göre ise, bir saattir. Vacip olan (nezrohman) î'tıkâfta oruç şartlar. (İmara'i Âzam'dan) bîr rivayette nafile ''(î'tikâita dahi) oruç şarttır. Ka­dın (namaz kıldığı) odasının namazgahında (bir kösesinde) î'tikâf eder. î'tikâfa giren kimse mescitten çıkmaz, ancak insanın haceti için (haceti gidermek, abdest almak veya gusül etmek.. gibi) veya sünneti ile beraber cumaya yetişebilecek bir vakitte çıkar. (Yalnız, gitmiş oldu­ğu) camide cum'a. namazının edalından fazla durmaz. Savet durursa î'tîkâf fasit olmaz. Eğer î'tikâfa piren kimse özürsüz bir saat mescit­ten dışarıya çıkarsa, (İmam'ı Azam'a güre) i'tİkâfi fasit olur. İmam'ı Übû Yûsuf ile imam'ı Muhammed'e göre i.se, bir günün ekserisinde di-şarda bulunmadığı müddetçe î'tikâi  fasit eimaz.

İ'tlkâfa giren kimsenin yemesi, İçmedi ve uykusu mescitledir. î'ti­kâfa gîreıı kimse için, metâ'ı (eşya ve mah) huzır I.uİuntluniîaksızın alış, veriş (yapmak) caiz oîu:\ İ'tikâf a giren kimseden başkasında (mescitten alış veriş) caiz değildir. î'tiî:â'a giren kimss.1 üzerine (mescit haricinde dalü olsa) cima ve cimâ'In eağir&ulürı (okşamak, öpmek... gibi) dahi haramdır [82]. Unutarak olsa veya gece de oKa, cima ile dokunmak ve öpmekle, i'tikâf fasit omr. Fert'lcn başka yeri cimâ'ında eğer İnzal olur­sa î'tîkâf yine fasit olur. Eğer im:âl olmazsa, lâsit etmez.

İ'tikâfa giren kimse için su'-mitk ve hayırlı sözler haricinde konuş­mak mekruhtur. Bir kimse (gece niyet etmeksizin) birçok günlerin î'ti-kâfını nezretse, o (kimse) nezrertigi (günierin) gecesiyle lâzım olur. Eğer (gecelerine niyyet etmeksizin) iki günü î'tikâfa nezretse o (i'tikâia gi­ren kimseye) o (iki günün- i'tikâfı) gecesiyle lâzım olur. îmaırrı Ebû Yûsuf o (iki geceden) evvelki gecede muhaliftir. (Yâni c i! olmaz der). Eğer hasseten gündüzlere niyyet ederse sahih olur. iit'; ..^i giren kimse ne kadar şart koşmamışsa da, i'tikâf ta tetâbuû (iasila \erraenıekl lâ­zımdır, î'tikâf, başlamakla (bir ^Ün ve bir, geceyi tamamlamak) lâzım gelir. Ancak îmam'ı Muhammed'e göre, (tamamlamak) lâzım gelmez (zira İmam'ı Muhammed'e göre i'tikâi bir saattir). [83]

 

Hac  Bahsi

 

Hac :  Fili Mahsus (ihram üzere tavaf, sâ'y ve ihramlı olarak vak­fa) ile zamanı mahsusta (hac aylarında)  Mekânı mahsusu  (Arafat ve Kâbe'i Muazzamayj) ziyarettir.

Hac : FesT üzere (acele olarak ilk farz olduğu sene) hayatta bir defa farzdır [84]. İınam'i Muhammed muhalefet edip (vücûbu acele ol­mak üzere değil, terâhi - hayatında mühlet üzeredir)  demiştir.[85]

(Haccm Farziyetinin ve Edasının şartı):

a)   Müslüman olmalıdır   (gayri rnüslimler mükellef  değildirler).

b)   Hür olmalıdır  (köle ve câriye mükellef delildir).

c)   Akıllı olmalıdır (deli olanlar mükellef değildir).

d)   Bâüğ olmalıdır   (bir çocuk akıllı ve mümeyyiz de olsa,  hac ile mükellef değildir)[86]

e)  Vücut sıhhatta bulunmalıdır.   (Hastaya vacip  değildir).

i) Kendi hâline münasip nakil vasıtası ve yolda yapacağı masraf­lara mukabil parası bulunmalı ve jiidip geri dönmeye nafakası kâfi gel­melidir[87]

g) Nafaka ve vasıta parası, havayici asliyesinden ve (Hicaza gi­dip) gelinceye kadar (kendisinin) ve aile efradının (mûtad veçhile) nafa­kalarından fazla olmak ve hac yolunda emin   (korkusuz)  olmalıdır.

h) Kadın için, eğer kadının ikâmetgâhı (memleketi) İle Mekke ara­sında sefer müddeti, (18 saatlik) meşale varsa, kocası veya mahremi (ebedî nikâh düşmeyeni) bulunmak şartiyle farz kılındı[88]. Kadının ko­cası veya mahreminden biri olmayınca hac edemez. Mahremin akıllı ve baliğ olması, mecûsi ve fâsik olmaması şart kılındı. Mahremin nafakası  (hac yapan kadının) üzerinedir. Kocasının izni yok iken o (kadın mah­remi) ile farz olan hacci edâ eder [89]

Sabi veya kök* ihrama girse (ihramdan sonra ^sabi) baliğ ve (köle) azad olsa ve (Ef'âli hacri edâ etseler, baliğ ve köle iken yaptığı hac) farzdan caiz olmaz  (nafile olur).

Eğer sabi (ihrama girdikten aoııra baliğ olsa ve bulûğdan sonra) ihramım (Arafatta vakfadan evvel) farz irin yemle.se, sahih olnr. Fa­kat köle bunun hilâfınadır.

 (Haccın Farzı):

a)  İhramdır  ve   (İhram Efali  hacda —  tavaf,  sâ've  vak şarttır.

b)  Arafatta vakfadır [90]

c)  Ziyaret tavafıdır. Bu (son) ikisi  (haeem) rüknüdür [91]. (Haccm Vacibi):

a)   Müzdelifede vakfa yapmak (yâni Kurban Bayramının birin nünün şafağından sonra ve güneşin dogmasından evvel, velev bhj i;saat müzdelifede durmak).

b)   Safa ile merve arasında (y.'cii defa)  sâ'yetmek.ı

c)   Kem'yi  Cimar  (-VFinada uf al.-  itiş  yığınlarına ufieik taslak at­mak) dır.

d)   Âafkî için tavafı saderde bulunmak (yâni dışardan gelen hacılara mahsustur kî; Beyti Şerifi bir dönüş veda tavafı île tavaf etmeleridir.)

e)   Tıraş olmak veya saçlar: biraz kesmektir. Terkiyle kan (Kurban) vacip olan her şey vaciptir. Far/, ve vaciplerden başkası sünnet ve mejı-dübdür.

Haccın ayları :

Şevval, Zilkade ve Zilhiece'nin evvelki on ^Ünüdür. Hac aylarından evvel (hac için) ihram mekruhtur.

Umre sünneti (Müekkede) dir, Mectineliler için mikât: «Züihuleyfe1», Şamlılar için: «Cuhfe», Iraklılar için: «Zâtı ırk», Necitliîer için: «Karmi, Yemenliler için «Yelem lem», zikrolunan mîkatlar bu mekân ehilleri için ve hâriçten bu mahalle uğrayanların inikatlarıdır.                                  

Mekkeye girmek arzu eden kimse için mıkatlardan ihramı te'hir h|a-ram olur. İhramı mîkattan evvel giymek caizdir. Ve (ihramın takdimi;) ef daldır.                                                                                                            

Mîkatin dahilinde (haremde) olan kimse için ihramsız olarak (hac için değil de bir hacet için) Mekkeye girmek caiz olur. (Mikad dahilin­de olan kimsenin) ihramının vakti (mîkatla harem arasındağ yâni ha­rem havası dışında) «Hill» dir [92]. Hacda, Mekkede bulunan zat için, (mîkat) haremdir ve umrede (Mekkede bulunan zat için mikat) Hill (mîkatla harem arası) dır. [93]

 

İhrama Girmek Faslı

 

(Hac ve umre kasdoden kimse) ihrama girmek istediği zaman, tır­naklarını kesmek, bıyığını kısaltmak ve kasığını tıraş etmek mendup-tur. Bundan sonra abdest alır veya gusül eder. (Gusül yapmak) ef'dal­dır. (İhram giiymek isteyen kimse beline ip bağlamadan) yeni ve beyaz izar {don ve eteklik yerinde) ve ridu (kaftan) giyer [94]. O (yeni ive be­yaz olması) ef daldır. Eğer (rida ve izar) yıkanmış olursa vr; a! avret yerini kapatan bir elbise giyerse caizdir.

İhramdan önce güzel koku sürünür. (İhrama girdiği yerde) iki rek'at namaz kılar. Eğer (ihrama gin-n kimse) yalnız haee yapacaksa, o (iki rek'atm) akabinde «Allâhüımne innî üridül haeee, feyessirhülî ve tegabbelhü minnî — Ey AUahınıî (C.C.) ben lıacc yapmak istiyorum. Binaenaleyh benim için ha e em edâ^mi kolay eyle ve benden onu (haecı) kabul et.»  der

Eğer kalbiyle niyyet edip (iîsâniyir soyieme/.se) yine kifayet eder. Bundan sonra telbiye eder. «Lebbeyk el'îâîıümm îebbeyk, lebbeyke îâse-rike leke lebbeyk, tnnei, lıamde vennimete leke vel'müK:? lfif-erikelek,* der. (Bu kelimelerden bir şey) noksan yapma/. Ziyûde etmek (Lebbeyk ve sa'deyk velhayru biyedeyk gibî) cîıiz olur.

Hacc için niyyet ettiği halde telbiyede bulunduğu zaman muhakkak o kimse Shramh olur ki, cimû'dan (\eya fahiş sözden veya kadınların yanında cimâ'ya ait söz konuşmaktan), mâsiyetten, kavgadan (müna­kaşa ve dedikodudan), karr.dn br.Hman av hayvanlarım Öldürmekten, o (ava eli ile) işaret edij> (£(i>te;'mekten), ve onun üzeriıu1 (lalan yer­de av hayvanı var gibi) delâlet etmekten, bit öldürmekten, güzel koku sürünmekten, tırnak kesmekten, başının ve bedeninin kılım tıraş etmek­ten, sakalını tıraş etmekten, başını veya yüzünü örtmekten, başını ve sakalını hitmî (eVeÜT) île yıkamaktan, gömlek veya don veya kaftan, veya sarık,  veya  takke-kiüâh  giymekten  sakınsın = r-ekinsiiı.

Mest giymekten de sakinsin. Ancak na'îeyn (ta!" r. = üzeri a -'-i terlik) bulunmayıp (mestlerin) topuklarının aşağısıncLüL esip giymiş olursa müstesnadır. Zâfer.an, veya as;.ur. veya kırmi/.i ile- boyanmış ih­ram giymeden de karınsın. Aneak yıkanıp kokusu gitmiş olursa müs­tesnadır.

İhranüı kinime iein gusletmek ve lıumama girmek, beytin ve binidi-niıı gölgesinde (kafası isabet etmemek şar tiyle kafasının değmesi mek­ruhtur) gölgelenmek, para kesesini bciine bağlamak, düşmanla muka-tele etmek caizdir.

İhranıh kimse namaz akabinde se-iııi yükseltici olduğu halde tolbi-yeyi çok eder ve her ne zamanki yüksek yere çıksalar veya bir dereye inseler veya kafileye rast gelseler ve seher vakitlerinde telbiyeyi (Leb­beyk duasını) tok yaparlar. [95]

 

Haccın Tatbikatı Faslı

 

(İhrama giren kimse)  Melikeye girdiği zaman, Mescidi haramdan başlar, (thramlı kimse) Beyti şerifi aşikar gördüğü zaman tekbir ve tehlil eder. Hacer'i esved (siyah taş)'e i>.tikbâl edip, oradan baslar. Na­mazda olduğu gibi ikî elini Kaldırarak tekbir ve tehlil eder. Başka (bir kimseye) eza vermeksizin eğer kadir olursa, Haceri esved'İ öper, veya (kalabalıktan öpmeye kadir olamazsa) istî'lâm eder (yâni uzaktan ateşe ısınmak için tuttuğu gibi avuçlarını Haceri Ksved'e doğru uzatır ve elini tasa kor, sonra kendi avucunu öper), veya elinde olan oîr şeyi Haceri Esved'e dokundurur ve o şeyi öper, veya Haeeri Esved'e doğru dönüp Ailâhü Zülcelâ! (C.C.) Hazretlerine, tekbir, tehlil ve iıamd edici ve Ra-sûlü Ekrem hazretlerine salavâtı şerife getirici olduğu halde işaret eder. (İstilamdan sonra) Kâ'be kapısını takip eden taraftan, kendi sağ taralından başladığı halde (yâni Beyti muazzam sola alınarak, Beyti Mu-azzamamn kapısına doğru sağa gidilmek suretiyle) tavaf eder. İhramlı kimse kaftanın bir tarafını sağ koltuğu altından sol omuzumın üzerine kor. Tavaf eden kimse tavatmı lıatîmin (Beytin batı tarafında beyte muttasıl, beytle, arasında boşluk) arkasından yedi şavt (yedi defa do­laşmayı) yapar.

Bu (yedide!1.) evvelki üç savtta remleder (adımlarını kısaltarak yü­rürken omuzlarını hareket ettirip, siİUmek). Diğer dolaşmalarda, sükıV net ve vakar (yâni teenni) üzere yürür. Haeeri Esved'e her uğradıkça rüknü yemûniyi istîlüm etmek nıüstheaptir.

Bundan sonra Makamı ibrahim'de veya Mesctd'i Haram'dan kolay olan yerde iki rek'at namaz kılar. Her yedi dolaşmadan sonra (iki rek'at namaz) vaciptir. Buraya kadar zikrohınanlar, Tavai-i Kudümdür. Bu tavaf-ı (kudüm) Mekkede ikâmet edenlerden başkaîan İçin sünnettir. Namazdan sonra Hacer'i Esved'e varır ve (yukarıda zikrolunduğu gribi) Hacer'i Esved'i istilânı eder. (Zemzemi lîiübûreki içtikten sonra sükûnetle) Beyti Şerif görülünceye kadar Safâ'nm üzerine çıkar. Beyti Şerife doğru dönüp, düâ için ellerini kaldırarak tekbir, tehitl eder yo Nebi Aleyhisselam'a Seîevat'i şerife getirir ve dilediği şey ite düâ eder. Bundan sonra Merve tarafına iner ve teenni i)e yürür. Batnı vadiye va­rınca (bu sahadaki) iki yeşil direk arasında bu mesafeyi geçinceye ka­dar sür'atle sâ'yeder.

Safada yaptıklarını MervetU- aynen yapar. Saladan Merveye varın­caya kadar sâ'yetmek bir şarttır. Safa ile Merve arasında yedi kerre sâ'yeder. Safadan başlayıp, ıııervede son buldurur. Bundan sonra ihram-h olduğu halde Mekke'de ikâmet eder ve Beyti Şerifi (saîsiz) nafile ola­rak dilediği kadar tavaf eder.

Zilhicceden, yedinci gün okluğu zaman da (öğle namazından sonra) imanı, insanlara Menâsiki Haccı tâ'Hm için (oturmaksızın) bir hutbe okur. Yine Zilhiccenin dokuzuncu gününde Arafatta (Cuma Hutbesi gibi) hutbe okur ve Zilhiccenin onbirînci gününde  (öğleden sonra oturnuıksızm, re m yi d man öğretmek kin hutbeyi i Mİnada okur. Zilhiccenin sekizinci terviye gününde sabah namuzim (Mckke'i MUkerreme"de) kıl­dıktan sonra «Mina» mevkiine çıkar. Orada Areîe günümün sabah iia-mazir.a kadar kalır (s^îıah nanva/.uı: iaiıp tüne- dogmasına kadar beU-lemek sünnettir).

Bundan sonra Arafat a gider, (Aiı-fe günü) güneş zevale vurım-ıt (öğle namazından Önce) İrniini C ınnuda oiduin tibî iki hutbe (yâni iki hutbe çırasında oturarak) okur ve hutbene iiisaniara Menâsiki (Arahn-ta vakfeyi, Müzdf-îifede vakfeyi, lîemyi cimar, Kıiriıan, tıraş, (inııf-ı zi­yaret gih: lâzım olan şeykri) lâ'iii^ fder.

ftmam) Hutbeden sonra (öğle vaktinde) Cemaati Kiihrâ ile öğle ve ikindi namazını bir ezan ve iki il;ftmetle kılar. ögJc ve ikindi namazi-nm İkicinin birden kılınmasının şartı, imam.İîc be rai ter olnüılctır. (Eğer, öğleyi yalnız veya cemaatla fak?.; inumı? ckîjer >':mî halife veya naibi bu­lunmaksızın l;ir-;;, caiz değildir;, imanrı Ebû Yûsuf İle îmam'i Muhanı-nıed  (ikindi naaıazmm vaktinden  evveî lahıimusmda)   muhaliftirler.

(Namaz kılan kimsenin ve ikindi namazlarında ikisi bir kılındığın­da) ihramh olması da şarttır. Bundan s^nr.ı abdest ve gusül ile hînici olduiru halde imanıln beraber vakfa eder. Onan (GıisHin), Cebeli Kah-met yalanman olması sünnettir. Arafıtîın (Batnı ürene = urefe) deni­len mevkii hâriç her yeri nıevlaftır.

İmam ellerini kaldırarak ve (Meskenet üzere — Bir miskinin la anı istemesi gibi) uzatarak AlKıh'u Zülceîal (C.C.Ve hamil, tekbir, tchliL, teîhiypdc hi-lunup Ntbî Alcyhivs-h'inı'a Sah-vîıi-ı Şeriic getirici okluğu halde ve hacetini hürün gayretini .hezledfrek i-,teyici olduûıı hakle kıble­ye istikbal eder.

İnsanlar ise imama yakın, imanım arkasında kıbleye isükhaî ve ima­mın siızünü (duasını) ikiiic: olduklurt halde vakfa ede-rier. Güneş battık­tan sonra İmanı ile Müzdelifeye döntrîer. (imam) Cebeli Kıızah (Meş'arı Haram) yakınma iner, akşam m- yat-m bir ezan ve bir ikâmetle eda eder.

Kır kimse akşam nanîiıznn yokla veya Arafatta eda etse, (imara'ı Azam ile tnıam'ı Muhammed'e göre) şafak atmadığı müddet iadesi lâ­zımdır (fakat şafak almışsa iadesi vacip değiulir).

İmam'ı Ebû Yûsuf muhalefet ediyor. (Buna göre asîâ iadesi lâzım gelmez. Lâkin günahkâr oîur). MüzdelifvtJe geceler, şafak atınca (imam) sabah namazını erken kıldırıp. Meş'arî haramda vakfa eder, ve Arafatta yaptığı (harekâtı burada da) yapar. Miizdelifenin Batın nıühassir deni­len mevkiinden başka her yeri vakin yeridir.

Ortalık gereği gibi aydınlanınca, güneş doğmadan evvel (kalkıp) Mina'ya gelir. (İmam, insanlarla) G'mretüî Akabe denilen taş kümesi­ne (varır), batnı vadiden parmakların ucu ile taş attığı gibi (ayrı ayrı) yedi taşı atmaya Mina'dan başlar. Her taşı attıkça tekbir eder.  (Atılan taşların)  evvelinde telbiyeyi keser. Cemre'i Akabe yanında durmaz.

Cemre'i Akabeden sonra islerse kurban keser (zira yalnız Haccı müfrid eden kimseye kan vacip değil müstehaptır). Bundan sonra tıraş olur. Tıraş efdaldır veya (saclarının uçlarından parmak uçları kadar birsey) kırpar. (Bunları yapınca) zevcesine mukaranetten başka (ih-ramın bütün yasakları kendisine)  mubah kılınmıştır.

Bundan sonra bayramın birinci gününde, veya ikinci veya üçüncü gününde Mekke'İ Mükerreme'ye gider. Ziyaret tavafım yapar: Eğer Ta-vaf-ı Kudüm da «Remel ve Sa'yi» yapmış ise, (ziyaret tavafını) Remel Saisiz yapar. Eğer (Tavaf-ı kudümde Remel ve Sa'yi yapmamış ise, zi­yaret tavafının ilk üç devresinde) Remel eder, ziyaret tarafından son­ra da sa'yini yapar. Artık kendisi için zevcesine mnkarenet de mubah olur.

Ziyaret tavaf mm vakti: Bayramın birinci gününün şafağının atma­sından sonradır. (Ziyaret tavafı bayramın) birinci gününde yapılması ef-daldir. (Ziyaret tavafını) Bayramın birinci gününden te'hir etmek mek­ruh oldu.

Bundan sonra (tekrar) Mina'ya gider. (Bayramın) ikinci gününde zevalden sonra üç cimârı (taşı) atar. Mescid'i Hayf yakınındaki (birin­ci taştan itibaren) başiar. Birinci taşı yedi taş ile atar, ve her taşı attık­ça tekbir alır ve taşın yakınında durur ve (kendisine, anasına, babası­na, din kardeşlerine) düâ eder. Bundan sonra bu taşı tâkibeden (ikinci taş) yanında da yedi taş atar. Her taşı attıkça tekbir alır ve düa eder. Ancak son taşta durmaz. Bundan sonra bayramın üçüncü günü de, ikin­ci gününde yaptığı gibi yapar.

Bundan sonra isterse Mekke'ye gider. Dördüncü gütfağı atmadan evvel huecac için Mekke'ye gitmek vardır. Ş^ak attıktan sonra­ya kalırsa taşları atmadıkça Mekke'ye gidemez. İsterse (Minada) ikâ­met edip evvelki günlerde yaptığı gibi taşlar atar. (Minada ikâmet et­mek) afdaldır. Eğer dördüncü günde zevalden önce atılırsa, (İmam'ı Âzam'a göre) caizdir, imam'ı Ebû Yûusuf ile İmam'ı Muhammed (di­ğer günlere itibar edip) ihtilâf etmişlerdir. Binici olduğu halde (taş) atmak caizdir. Son taştan baskasmda yürüyerek atmak efdaldır. Şeytan taşlandığı geceleri Mina'da geceler j[Mina'da gecelememek mekruh olur).

Kendisi gitmeden önce eşj'asmı Mekke'ye göndermek mekruh oldu. Mekke'ye hareket ettiği zaman (yolda) «Muhassap» denilen düzlükte inip (biraz olsun dinlenir). Mekke'den sefere çıkmak istediği zaman sa'y ve remel yapmaksızın tavafı sader (Tavafı Veda) için yedi defa dolaş­mak suretiyle tavaf eder. Bundan sonra iki rek'at namaz kılar.

Veda Tavafı, Mekke'de ikâmet edenler müstesna afakiye (hâriçten gelenlere) vaciptir. Bundan sonra (eğâr elinden gelirse) Zemzem suyunu kendisi çeker, lieytullha karşı durup (ayakta kana-kana) içer. Bundan sonra Kâ'be kapısına gelir. (Kâ'beyi tâ'zim olmak üzere) kapısının eşİ-ğinİ öper. Göksünü, karnım ve sağ yanağını Kâ'benin kapısı ile Hacer'i Esved arasındaki mültezim üzerine kor. Bir saat miktarı Kâ'benin ör­tüsüne sarılır, gayretle düıteder, airlar ve yüzünü Beyti Şerit cihetinden ayırmayıp (ayrılışından mütevellid bîr hüzün ile ağlıya - ağlıya veya ağlar gibi bir vaziyet alarak) Haremi Şeriften çıkıncaya kadar geri geri çekilir ve ayrılır. [96]

 

Vakfa Ve Kadınlarla  İlgili Hükümler Faslı

 

Eğer ihrama giren kimse Mekke'ye girmeyip Arafat'a teveccüh etse ve  (Arafat'ta)  vakfa yapsa, ondan  tavafı  kudüm sakıt olur  (düşer).

 (Tavafı kudümü) terkeitiği için (ihramh Kimse üzerine) bir şey lâzım değildir. Bir' kimse Arale gününün güneşinin zevalinden ve Kurban Bay­ramının şafağının atması arasında bir saat (az bir zaman) Arafat'ta dtı-rueu olsa veya Araia'ı geçse ive uğrsa), muhakkak (o kimse) hacca yetişmiştir. Yelevki Arafat'ı uyuyarak veya baydın birh aide veya o yerin Arafat olduğunu bilmeyerek geçse, yine de lıacca gitmiş oîur.

Bîr kimse Arafat'ta vaki ayı terk ederse, muhakkak o kimse haeci fevt (kayıp, etmiştir. (Bu İş böyle olunca o kimse) tavaf yapar ve sa'ye-der, hacc ihramından çıkar, gelecek sene de icaza eder ve üzerine kan akıtmak lâzım gelmez.

Bîr kimse arkadaşına baygınlığı hâlinde kendisi için ihrama girmeyi emretse, arkadaşı da ofiili işlese onun ihramı sahih olur. Eğer arka­daşı emirsiz (onun yerine) ihrama girse, emriyle işlediği gibi onun ihra^ni da sahih olur. imanı'ı Ebû Yûsuf îie imam'ı Muhamnıed (R.A.) muhalif oiup,    (Bunlara göre emirsiz elan ihran; fiili sahih olmaz).              

Kadınlar hacc fiillerinin cümlesinde, erkek gibidirler. (Kadınlar) yüzlerini (Erkekler gibi) acarlar, fakat başlarını açmazlar. Eğer kadın, yüzüne (peçe gibi) bir şey sarkıtsa ve yüzünden, uzak tutsa caizdir. (Kadın) telbiycae sesini yükseltmez, tavaii remi (omuzlarını silkerek sür'at göstermek! yapmaz [97]. Sala ile Mcrve arasında (Sa'yederken) sür'at göstermez, tıraş olmayıp. s:sc;mm ucandan biraz keser, dikilmiş ihram giyer ve (Hacer'i Esved yanında) erkekler olursa, (Erkeklere be­deninin temasından kaçınmak ipin; erkeklerin arasına sıkışmaz. Eğer (kadın) ihramda iken âdet görmeye başlasa, gusleder ve haccın bü­tün menâsikini (erkek) gibi yapabilir, yalnız hu halde (hayizh iken) ziyaret tavafını yapamaz. (Te'hire bırakır, bu te'hirden dolayı kendisine Kurban vesaire de lâzım gelmez) [98], Ziyaret tavafından sonra âdet. görmeye başlasa, o '(kadından) veda tavafı (vecibesi) sakıt olur. Mek­ke'de ikâmet eden kimseden (veda tavafı) sakıt olduğu gıbi( kadının^ adeti dolayısıyle veda tavafını terketmesinden) üzerine bir şey lâzım gelmez;. İmam'ı Ebû Yûsuf'a göre (Kuceac Kurban Bayramı'nm üçüncü günü döndükten sonra Mekke'de ikâmete niyyet etseler de) Veda tavafı sakıt olur. İmam'ı Muhammedi göre sakıt olmaz..                             

Bîr ldmse nâfiie bedenesi (deve veya sığır) veyanezir bedenesi vejya!cezasının bedenesi, veya bunlara benzer şeyler için bedene kilâdetese (sadaka devesi veya sığırı olduğu belli olmak için boynuna bir alamet takmak), o bedene ile hacc murad edip (Mekke'ye) hareket etse her ne kadar telbiyede bulunmadı ise de ihramı sahih olur. Eğer bedeneyi gönderse, ondan sonra kendisi hareket etse, o (kimse) bedeneye (Mikattan evvel) yetişemeyince ihramı sahih olmaz. Ancak müt'a bedenesinde (ikramı sahihtir). Eğer bedenenin sırtına çul Örtse, veya sembol yapsa koyunu kiladele.se ihranusahih olmiız. Bedeneler deve ve sığırdan olucudurlar. [99]

 

Haccî Kıran Ve Temettü Babı

 

(Haceı) kıran, mutlaka {Temettü ve ifrattan) efdaldır [100]. (Te­mettü da ifrattan cidaldir). O (kıran) mSkât'da hac ile umreye beraber niyyet demektir. {İki rek'ât) namaz kılıktan sonra «Allahümme İnnî Üriclüî Hacce vel umrete Foyossir lıürmı W ve tekabbel buma minni, yâni, Yarabbi ben hem umre, hem â? hac etmek istiyorum bunları bana kolay kıl, bunları benden kabul buyur», dîye niyyet ve dua eder. Mekke'ye gir­diği zaman evvela (umre ile hac fiillerine) başlar, umre için tavaf edera (Safa ile Merve arasında) Sa'yeder. Bundan sonra hacc için tavafı ku­dümü İfâ eder ve sa'yeder.

Eğer onlar (Umre ve hacc için umre ve kudüm tavafı olarak)  iki tavaf ve iki sa'yetse caizdir. Lâkin isâet ctmeiş olur. (Yâni bir defada ondört tavaf edip yedisi umre ve yedisi kudüm için olsun  dese  gerçi caizdir. Fakat iyi değildir). Bundan sonra müfrit bahsinde geçtiği gibi hacc eder.

Bayramın birinci gününde Cemreyi Akabeyi attığı zaman, demi için bir koyun veya bir bedene (Deve - sığır) veya bir sığır veyu devenin yedide birini kurban olarak k?ser. Eğer kurbandan (hedıyden) âciz o-lursa, kurban bayramının birinci gününden evvel üç gün oruç tutar. Efdal olan o (üç günün) sonu, Arafa günü olmaktır (yâni Zilhiccenin yedi, sekiz ve dokuzuncu günleri oruçlu olmak lâzımdır.) Ye yedi günde velevki Mekke'de olsa da, hacc fiillerinden fariğ olduktan sonra tutar.

Eğer Bayramdan evvel üç gün oruç tutmadı ise (vueübeıı bir ko­yunun kanının' akıtılması tahakkuk eder. Eğer Hacc'ı Kıran'a niyyet-eden kimse bir zaman Mekke'ye girmeyip umreyi tavaf etmezden Önce Arafatta vakfada bulunsa muhakkak (Umreyi) terk etmiş olur ve (Um­reyi) terkettiği için o (kimsenin) üzerine kan akıtmak (Kurban) lâzım olur. Umreyi kaza eder ve ondan kıran kurbanı sakıt olur.

Haccı Temettü, Haccı İfrattan efdaldır. Bu (Temettü) hac ayla­rında umreyi yapmaktır. Kundan sonra da o senede hacc etmektir. Um­re için Mîkattan ihram giyer, umic için tavaf yajnp sa'yeder. Eğer hedy (kurban göndermedi ise (tıraş olup) ihramdan çıkar, umrenin iik ta­vafında tel biyeyi keser. Bundan sonra Zilhiccenin sekizinci pünüude hacc için haremden ihram giyer. Sekizinci gününden evvel ihrama girmek efdaîdİr.

(Müfrit gibi) haccı yapar ve (Tas attıktan sonra) Haccı Kıran ya­pan kimse gibi (Temettû'demİ irin) Kurban keser. Eğer Hedy (Kurban) dan âciz olursa, hükmü haccı kıran yapanın hükmü gibidir. (Yâni on gün oruç tutar-. Umre için tavaftan evvel üç gün oruç tutmak caizdir. Velevki Umre için ihramdan sonra, Şevvaldan (üç gün oruç) tutsun. Fakat Umre için ihramdan evvel üç gün oruç caiz değildir. Eğer haccı temettü sahibi hedy göndermek murat etse, efdal olan hedyinin gönderilmesidir, umre için ihrama -irer ve hedyinî gönderir. Bıı göndermesi arkasira gitmekten efdâldır. Eğer hedy bedene( Sığır veya deve) olursa, o bedeneyi dağarcık veya nâ'liıı île kilâda (Alâmet) eder. Bu (kılâdâ) çulJamaktan evlâdır.

İş'arı (İmam'i Ebû Yûsuf İle imanı1] Muluımmed (K.A.)a göre) caizdir. O (İş'ar) devenin sol tarafından İıörgik'ünü yarmaktır. Ve bu (İş'ar) Nebi Alevlıisselânı'ın fiiline daha müşabihtir. Ye>u sağ tarafın­dan yarmaktır, imain'i Âzam'a göre iş'ar mekruhtur. Bundan sonra umre fiillerini yukarıda boyun olunduğu gibi >apar, ihramdan çıkmaz. (Zil­hiccenin sekizinci gününde) jnıkuruta beyan olunduğu gihi (haremden) hacca İhram giyer.''

Bayramın birinci günü tıraş olunduğu zaman hacc ve umre ihramın­dan çıkmış olur. (Ancak kadına yaklaşanla/) Mekke ehli için ve Mikât dâhilinde bulunan kimse için (Mekkelilerden sayıldığı için) Tomettû ve kıran yoktur. Temettü eden kimse (Umre fiillerini edadan) sonra, ve hedyde göndermiş olduğu halde vatanına dönse, (Ehline yakınlık sahili olduğu için o kimsenin) Temettü'u bâtıl olur. Eeğer (Hedy) göndermiş olursa, (İmam'ı Âzam ile İmam'ı Ebû Yûsuf'a güre vatanına dönmekle) Temettû'u bâtıl olmaz.

Bir kimse hacc aylarından evvel umre için dört şavrlan az tavaf et­se ve (Hacc aylarının) girmesinden sonra (savtları) tamam olsa ve hacc etse (o kimse) mutemetti .olur. (Yâni Haccı temettû'u sahih olur). Eğer (Hacc aylarından evveî umre için) dört savt tavaf etse, (o kimse­nin temettû'u) sahih olmaz. Eğer bir kûfeli hacc aylarımla umre yapsa ve ihramdan çıksa ve Mekke'de ikamet etse, (sonra haremde ihram gi­yip) hacc etse, temettü etmesi sahih olur. Basra'da ikâmet eden kimse­nin temettû'u da sahih olur. Basra'da ikâmet edenin temettû'u İmam'ı Ebû Yûsuf ile İmam'ı Muhammed (R.A.)a göre sahih olmaz da ilenildi.

(Eğer Kûfeli kimse) umresini ifâ etse ve (Mikâttan çıkıp) Basra'da mukim olsa ve (I'mresini) kaza edip hacc etse, o (kimsenin) temettû'u sahih olmaz. Ancak vatanına döner, bundan sonra L'mre ve hacc eda ederse o zaman temettû'u sahih olur. İmam'ı Ebû Yûsuf ile İmam'ı Mtı-hammed'e(K.A.) göre vatanına dönmemiş ise de( Temettû'u) sahih olur. Eğer umreyi ifsattan sonra o (kimse) Mekke'de baki kalsa (Vatanına dönmeden umreyi) kaza ve haccı eda etse, ittifakla temettû'u sahih ol­maz. Temettü, umre ve hacedan birisini ifsatl etse, (Hacc ve umreden ifsad ettiği şeyî) tamamlar ve ondan temettü kanı (kurbanı) sakıt olur. Bir kimse temettü etse ((bu kurbanı) temettü kanının yerine kifayet etmez. (Zira temettü kanı vaciptir. Kurban ise vacip değildir. Vacip ol­mayan şey vacibin yerini tutmaz.) [101]

 

İhramın Cinâyetleri Babı

 

İhrama siren kimse Ctam bir azayı, sehven veya kasden) güzel ko­ku ile kokulasa, o (kimiye) bir (koyun) kurban lâzım olur. Zeytin yaı^i ile (bir azasını) ya&lasa (İmanı'ı Âzanı'a göre) yine kurban lâzım otur. (Inıam'ı Ebû Yûsuf ve imanı'ı MuiıammedV) göre (kurban depl) sa­daka lâzmı olur. Eğer (ihramlı kimse) başını lana ile boyasa veya başi-nı tanı bir fûtu örtse, o (kimsenin üzerine) kanakıtmak (kurban kesmek) lâzım olur [102]. {Eeğer hasmı bîr »iinden az Örtmüş îmı sadaka lâzımdır), eğer (ihramlı kinişe) lam bir a.\m dikilmiş elbise .jîiysc [103] veya suKuii-nın dörtte birini, veya başını veya baymam, veya iki koltu^mm. ve\a bir koltuğunu, veya ete sini tıraş etse, kurban iâzim olur. Kan aktırdı;*! yen tıraş erse, (İmanı1) Azam'a ı;öre> yine kurban lâzım olur. tmam'i Ebû Yûsuf ile İmam'i MıUıamnıed'e göre sadaka lazımdır.

Eüer (ihramlı kimse) iki el ve iki ayaklaruım tırnaklarını bir nıee-liste kesse, üzerine bir kurban li;zmı olur. i^er bir elinin \cv;ı bir aya-ğinmt irnaklarını kesso, yine (bir kurban) lâzımdır. F.£.er iki el ve iki ayaklarının tırnaklarını dürt mecliste kesse, (îmam'ı Âzam ile İnutm'ı Ebü Yûsuf'a £Öre)  Üzerine dört kurban lâzım olur.

Eğer bir azadan az yere koku sürse, veya başını öri--.- vr\a (tanı) bir günden az; olarak dikilmiş elbise i',İyse, üzerine sadaka tazimdir. E£cr başının veya sakalının dörtte birinden azını veya boynumı veya avret yerinin veya koltuğunun birinin bâzısını veya başka ihvanılı kimsenin başını tıraş eise veya beş tırnaklan azını kes^e veya beş ünnğı ayrı ayrı (yâni bir ikisini bir elden ve bir ikisini diier elden ve ayaktan ke-.se), yine sadaka lâzımdır. İmanı'ı Muiuînmu-d'e ,u;öre ayrı ayrı kesilen be-(tırnakta) kurban lâzımdır.

L'îjer (ihramlı kimse) özründen dolayı koku kullanırsa vı-yu. dikil­miş elbise giyse veya tıraş olsa. muhayyerdir. İsterse bir koyun U'-n-r, isterse aİtı miskine üç; sâ (öîcek) tasadduk eder ve isterse (şart olma­dığı halde ard arda) üç £'ün oruç; t m ar.

E£er gönılt'si (Omuzları üzerine) atsü, \eya KÖmîeii;! '-aü. '.'linin al­tından »-eririn sol omuzun;1, atsa, veya î:«imieği sağ elinin allından geçirip sol oinuzuna atsa veya donunu (hamam peştamalı »İb:; beline başlasa (bunların birisinde) beis yoktur. E:;er orauzlarını kaiı^na sokup elU-rini yerlerine sokmazsa, yine beis yoktur. [104]

 

Tavafın  Cinayetleri   Faslı                   

 

Eğer (tavaf eden kimse), kudüm veya sader "(veda) için cüriüpliik halinde tavaf et>e, üzerine (koyun cinsinden) kan ikurban) lâzım olur. Eüer ziyaret tavafım ubdesîsîz tavaf etse veya vedı; tuvalini yapmaca veya veda tavafından dört (savtTin) yapmaca veya ziyaret tavafından dörtten aşağı tavafı yapmasa veya Aralat (hududundan) inumdan evvel dönse (çıksa) \eya {>afr. iie :nervr arasında) sıVyctnu1:-;1 veya Müzde-Hfe'de vakfayı yapmaca veya ren»;.» cinıann (Şrytiin taşlamanın) hep­sini yapmasa veya bir günün ta^liiimisim yaınnasa veya bayramın bî-rinei gününde eemre-i akabenin ta'-iıınıa-ını terk eî~.e veya (ecmre-İ :ı-kabenhı taşianınasınin) ekserisini yapr;uwa, yine kdytiîi ein-~inden) kur­ban  iâzınıdir.

Eğer kudüm tavafım v<*>a vedû iavufıni abdest^iz yaparsa, üzerine sadaka lâzım olur. EütT veda tavafından dörtten aşağısını yapmasa ve­ya üe cemreden birinin atılmasını terk et-e, yine sadaka lâzım olur. E&er ziyaret tavafını terk etse ve (ziyaret luvafındani cîört savtmı ferli etse tâki ziyaret tavafını yapıncaya kadar ihramda ebedi kalır (ve kadın da kendisine haram olur).

Eğer ziyaret tavafını cünüp olarak yapsa, üzerine bedene (deve veya sığır) lâzım olur. Efdâl olan Mekkr'de kaldijh müddet'tavafı iade etmektir. (Eğer bayramın birinin ^Ünü iade ederse) kan sâîut olur. Zi­yaret tavafını abdestsiz olarak tavaf ettikten sonra Eyyamı Teşrikin (Bayramın iki, üe ve dördüncü ^ünü) sonunda veılâ tavafım temiz olarak tavaf etse, üzerine kurban lâzım olur. E.ter ziyareti cünüp oîa-rak yaptıktan sonra veda tavafını temiz olarak tuval etse, (imam'ı A-zam'a ^öre)  iki kurban lâzım olur. İm;i;n'ı Eluı  Yûsuf He  îmanı'ı  hammecVe t;üiv yukarda i;erti»-r «ibi ancaU bir kurban lazım olur.

Umre tavafını edip ve sa'yi abdestsiz yapsa, tavaf ve sa'yi iade eder. E£er o {tavaf eüiı> ahdestsiz sa Yeden kimse) ehline dönüp, tavaf ve sa'yi iade etmese, üzerine kan lazım olur. Eğer yalnız tavafı iade e-derse, bir şey lâzım »eimez. Salıİh olan budur.

E£er ihramh kimse, Araf atla vakfadan ev\-el Sebîyleyn (Ön veyu1 arka)dan birinde cinsi mükarenette bulunsa ve unutarak t?, olsa, haecj fasit olur. Fakat (terkeînıeden) hacc fiillerini etîâ eder (gelecek sene ha.ecmi\ kaza eder ye üzerine kurban lâzım oiur. (Fasit olar. haccm) kazasında o < kimsenin üzerine) hanımından ayrılmak yoktur. Eğer (A-rafatta) vakfadan sonra tıraştan evvel cima etse haccı fasit olmaz ve üzerine bedene (deve ve s!pr kurbanı) lâzım olur. Ejjer tıraşlan sonra, ziyaret tavafından evvel cinsi nuıkarenette bulunursa, üzerine kan (a-krtmak)  lâzımdır.

Eğer (Hanımım) öpse veya şehvetle okşasa «Meni» inmesi- de, yine kurban lâzım olur. Eğer umrede iken tavafın şartlamin ekserisini yap­madan evvel cinsi mukarenette bulunsa ve umresi iâsit olup tekrar (um­resini) kaza etse, yine kurban lâzım olur. E£er (cinsî mukarenet) tava­fın şavtJanndan ekserisini yaptıktın: sonra olursa, kurban lâzım olur. Ve (umresi) fasit oimaz. (îhramlı kimse) ferce bakmakla da olsa, üze­rine bir şey yoktur.

Et;er, tıraş olmayı veya ziyaret tuvalim Bayramın birinci gününden tc'lûr etse (İmam'ı Âzam'a i;w(), üzerine kurban lâzım olur, imum'ı ]>bû Vûsuf ile İmam'ı Muhammed (İZ.A.) nıuhâlelet ediyorlar, (bunlara pöre fevt ettikleri şeyikaza bitikten sonra bir şey iâzim delildir.)

Eğer, (şeytan) taşbnayi ve'Iıir etse \eya bir nüsükü (ha\van bo­ğazlamayı) bir nüsük üzerim* takdim etse ki; te'hir olunan nüsük, tak­dim olunandan evvel olandır, burada hilaf, yine büyiece (.yâni Kurban lâzım) dır. Eğer baremin haricinde ha^c veya umre için tıraş olsa (İma­m'ı Azam ile İmam'ı Muhamn:e.d (lî.A.)a göre), üzerine kurban lâzım olur. imam'ı Ebû Yûsuf muhalif (kurban lâzım değil) dir.

Eğer umre yapan kimse, (Haremden çıktıktan sonra (tekrar hare­me dönse ve saclarının ucundan kisaltsa, icmâ'an üzerine kan lâzım gel­mez. Eğer, Haccı kıran yapan kimse, (hayvanı) boğazlamadan evvel tıraş olsa (İmam'ı Azam'a göre), ona iki kurban lâzım olur. İmam'ı Ebû Yû­suf ile İmam'ı Muhammed'e göre birk urban -lâzım olur.

Cinayetler bahsindeki zîkrolunan dem (kan) dan nuırad: Kurban obuaya elverişli olan koyundur. Ve sadakadan murad ise: Bir sadaka-i Fıtır miktarının verilmesidir, (fakire bir gün kifayet edecek kadar olan şeydir ki; Buğdaydan yarım sâ; 520 dirhem, hurma ve arpadan bir sâ; 1040 dirhemdir). [105]                                      

 

Av Öldürmek Faslı

 

Eğer ihramh kimse kara avım öidürse veya (avın) üzerine öldüren kimseyi delâlet etse, o (delâlet eden ihramh kimse) üzerine ceza lâzım olur. O (hayvanın) öldürüldüğünde iki âdil kimsenin pahasını takdir et­mesi, avın kıymetidir. Veya öldürüldüğü yerde kıymeti yoksa, öldürül­düğü yere yakın yerde (İki âdilin takdiri ile olan) kıymetidir.

Bundan sonra Öldüren kimse İslerse, takdir olunan avın kıymetiyle kurban alınabiliyorsa, kurban satın alır ve harem dahilinde keser ve eğer isterse takdir olunan kıymet ile taam satın alır ve o (Taamden) her fakire buğdaydan yarım sa (520 dirhem) veya hurma veya arpadan bir sâ (1040 dirhem) tasaüduk eder.

Bu (zikrolunandan) aşağı lasadduk etmez. Ye eğer isterse her fakire düşen taam için bir gün oruç tutar. Eğer fakire düşen taamdan az baki kalırsa, o (baki kalanı) tasadduk eder veya o (baki kalanın yerine) tam bir gün oruç tutar. İmam'ı Muhammed'e göre ceza, avın benzeri varsa, cüssede (ceset ve boyda) avın benzeridir.

Geyiği öldürmekte, ceza, bir koyundur ve sırtlanı (öldürmekte de ceza) birk oyundur. Tavşanda bir dişi oğlak, yer serçesinde dört aylık oğlak, deve kuşunda bedene (deve veya sığır) ve vahşi eşeğin (katlinde) ceza, öküzdür. Kendisi için naziri (misli - benzeri) olmayan hayvanlar da (İmam'ı Âzam ile İmam'i Ebü Yûsuf'un) dedikleri gibi (yani iki âdil kimsenin takdiri ve kıymeti) dir.

Kasten öldüren, unutarak öldüren, ceza verdikten sonra tekrar öl­düren ve İlk defa öldüren beraberdir. Eüer {ihramh kimse), bir avı ya-ralasa, veya bir azasını kes*e (kopart sa) veya kılını yolsa kıymetinden noksan olan şeyi tazmin eder.                              

Eğer avın kanadım yolsa veya ayaklarını kesse (kırsa) ve (avda) kendisini avcıdan korumaya veya uçmaya veya yürümeye kadir olmasa, o (kinişe) üzerine tamamen bedeli lâzım olur. Eğer avı sağsa cezası südiinün kıymeti, yumurtasını kırsa cezası yumurtasının bedelidir.

Eğer yumurtayı kırdıktan sonra yumurtadan ölü yavru çıkarsa (ve yavrunun diri olup yumurtayı kırmakla öldürdüğü bilinse veya ölü, diri olduğu bilinmezse) ona ceza, yavrusunun diri olarak bedelidir, (A-ma yavru yumurta kırılmadan ölmüş olduğu bilinse bir şey lâzım gel­mez). Karga, Çaylak, Kurt, Yılan. Akrep, Fare (sıçan), yırtıcı köpek, sivrisinek, karınca, gene (arı, karasinek), kaplumbağayı Öldürmekle bir şey lâzım gelmez.

Eğer (İhramlı kimse) bir biti veya çekirgeyi öîdürse. cezası için is­tediği şeyi tasadduk eder ve bir hurma, bir çekirgeden hayırlıdır, iırticı hayvanları öldürmekte de koyundan yukarı geçmez. (Vâııi yırtıcı hay­vanlarda ancak koyun lâzım olur. Ziyâde olmaz). Eğer (yırtıcı hayvan) saldırsa (yâni ısırmak, parçalamak istese), bunları öldürmekle bir şey lâzım gelmez. Eğer (ihramlı kimse) avı öldürmeye (açlık veya başka sebeple) muzdar ve (muhtaç) olsu. ve avı Öldürse, üzerine ceza lâzım olur.

İhramlı olan îdmse için ehîi olan kojun, sığır, deve, tuvuk ve ehli o-lan kaz boğazlamak ve balık avlamak vardır. Bacakları liiylü güvercini ve şehirgeyiğiiıi kesmekle (İhnımlı kimse) üzerine ceza lâzım olur. Eğer (İhramlı kimse) avı kesse (kesilen) mundardır. (Kestiği avdan) yerse ceza ile beraber yediği miktarın bedeli lâzım olur. Başka bir ihramlı kimse o kesilen avdan yese buna muhaliftir, (İttifakla bir şey lâzım gel­mez).

İhramlı olmayan kimsenin avlayıp kestiği avın eti; ihramlı oiana helâl olur, eğer ava delâlet ve avlanması için emir ve avcıya yardımda bulunmadı ise. Bir kimse elinde dışardan getirmiş olduğu av ile harem dahiline girse, o (kimsenin) onu (avı) salıvermesi lâzımdır. Eğer o (avı) satsa ve o anda müşterinin elinde mevcut ise, sattığı av geri verilir.

Eğer (av) müşterinin elinde mevcut değilse, o kimseye ceza lazım olur. Bir kimse evinde veya kafesinde (av) olduğu hakle ihrama girerse, (avları) salıvermesi-lâzım olmaz. Eğer ihramlı olmayan kimse bîr avı alıp sonra ihrama girse ve o avı bir kimse salıverme, salıveren kimse o avı t*--min eder. Fakat İhramda iken a\layamn avını salıvermek bunun hilâima-dir (yâni tazmin etmez). Eğer ihramlı kimsenin aldığı avı diğer bir ih­ramlı kimse Öldürse ikisi de tazmin ederler. Avı alan ihramlı kimse, ver­diği cezayı öldürene tazmin ettirir. Eğer ihra-msız kin          'ekke) hare­minin avım Öldürse, öldüren üzerine bedeli lâzımdır. Eğer avın südünii sağsa, südün pahası lâzım olur.

Bir kimse haremin nebatını veya dikilmiş olmayıp kendiliğinden bit­miş olan ve âdeten insanın (o cinsten) dikenıediği ağacını kesse, o kesi­len şeyin kıymeti tazmin olunur. Ancak kurumuş olanların kesilmesinde bir şey lâzım gelmez. Şu dörtte (avı kesmek, avı sağmak, haremin neba­tını kesmek ve haremin ağacını kesmekte) tasadduk (îhramsız) için tâ­yin olunmuştur. Oruç kifayet etmez. Karemin nebatını otlatmak ve kes­mek (biçmek) haramdır. Ancak çayırı (otlatmak) haram değildir.

Haccı ifrad yapan kimse üzerine her cinayet sebebiyle bir kan (kur­ban) vacip iken, Haecı kıran yapan kimse üzerine cinayet sebebiyle iki kan (biri hacc için ve biri de umre için) lâzım olur. Ancak Mikâti îhram­sız olarak geçerse (o zaman bir kurban lâzımdır). Eğer iki ihramlı kim­se bir avı öldürseler, her birisinin üzerine tam ceza lâzım gelir. Eğer ihrama girmeyen iki adam haremin avını öldürseler, o (iki kimse) üze­rine bir ceza lâzım olur. İhramlı kimsenin haremin avını alıp satmasi bâtıl olur. Bir kimse Haremin geyiğini, haremden dışarıya çıkartsa ve (geyik) doğursa ve ikisi de ölseier. (geyiği haremden dışarıya çıkaran kimse) geyik yavrusunu tazmin eder. Eğer o (geyiğin) cezasını edâ etse, ondan sonra doğursa (ve ölse) yavruyu tazmin etmez. [106]                          

 

İhrams1z Mîkatî Geçmek Babı                     

 

Bir kimse mîkâtı ihramsız geçse, sonra ihram giyse o kimse üzerine pir kurban (koyun - keçi...) lâzım olur. Eğer o kimse nükâta ihramlı ve bibiye edici olduğu halde dönse, lâzım olan kurban sakıt olur. İmam'ı Ebû Yûsuf ile imam'ı Muhamnıed (R.A.)ya göre, frlbiye etmesede îh-ramlı olarak (mikâta) dönmesi ile kurban sakıt olur. Eğer îhrara giyme­den evvel (mikâta) dönüp, inikatta ihram giyse, ittifakla o kimseden kurban sakıt olur.

Eğer bir kimse umre ihramı giyse bundan sonra (umreyi) ifsââ edip kaza etse, yine kan sakıt olur. Eğer tavafa başladıktan sonra mı-, kâta dönse (lâzım olan kurban) sakıt olmaz Eğer bir Kûfeli (Bern ami­rin) bostanına( mîkâtla Mekke arasında) bir hacet için girse (o kimse) için ihramsız olduğu halde Mekkeye girmek vardır. Ye onun mîkâtı beni âmir'in bostanıdır.

Eğer bir kimse Mekke'ye ihrarasiz olarak girse, ona hacc ve>a umre lâzım olur. (İhramsız Mekke'ye girdikten sonra mîkâ,ta dönüp oj senede Haccetül İslama ihram giyse, ihramsız Mekke'ye girmesi sebebeiyle vu-karda geçtiği gibi hacc ve umre sakıt oiur, kan sakıt olduğu gibi). Eğer dönüş ve ihram o seneden sonra olsa (Mekke'ye girmesi sebebiyle olan hacc ve umresi) sakıt olmaz. Eğer Mekkeli veya Haca temettü, murad eden kimse ihramsız haremi geçse, o (kimse) mikâtı geçen kimse gibi­dir, (yâni üzerine kurban lâzım olur) ve (Mekke'nin) vakfası (Mekke-Ji veya Hacci temettü, yapan kimse mîk&ti) ihramsız geçen kimsenin tavafı gibidir (kurban sakıt olmaz). [107]

 

İki İhramı Cem'etmek Babı

 

 bir kimse umresi çin bir şavt tavaf etse ve   (tamam et-üıice) haoca ihram giyse, o (hacci) terk eder,  (tmam'i Âzam'a göre) o kimseye kurban, hacc ve umresinin kazası iâzimdır. Eğer  fhâec ye umresini) tamamlasa, sahih olur ve üzerine kurban lazım olur.

Bir kimse hacca ihram giyse, bundan sonra havramın jbîrinci gü­nünde başka bir hacca ihram giysa, eğer (ikinci ihramdan e\*vel) birinci hacda tıraş olsa, ona kurban (ve sadaka) lâzım olmayıp (gelecek sene) ikinci hacc lâzım olur. Eğer (evvelki ihram irin tıraş olmayıp, ikinci, hacc İçin ihram giyse) ikinci ihramdan sonra gerek saçlar mı kısaltsın, gerekse kısaltmasın (İnıam'ı Âzam'a göre) ona (gelecek sene de kimi hacc) ve kan akıtmak lâzım olur. imaraîı Ebû Yûsuf ile İmanuı Muhammed (R.A.) ya göre, eğer kısaltmış değilse, üzerine kan akıtmak lâzım olmaz.

Bir kimse umresinden fariğ olsa (yâni tavaf ve sa'yini yapsa) fa­kat saçını kısaltmasa ve başka bir umreye ihram giyse, ona kurban lâ­zım dur. Eğer harem içinden gelen bir kimse hacca ihram giyse sonra da umreye ihram giyse, ona haec ve umre lâzım olur. Eğer umre fiille­rinden Öne* Arafat'ta vakfada bulunsa, muhakkak (o kimse) umreyi terk etmiştir. Eğer (Arafatta) teveccüh etse ve Vakfa yapmasa (umreyi terk etmiş) olmaz. Eğer hacc için (kudüm) tarafından sonra umreye ihram giyse, umreyi terk etmesi mendup olur, (Umreyi) kaza eder ve üzerine kan akıtmak lâzım olur. Eğer (Umre fiillerini hacc fiilleri Üze­rine takdim etmekle) geçerse, suhüı oîur ve üzıriue kurban lâzım olur ye bu kurban sahih rivayette cebir kanı (kurbanı) dır.

Eğer hacceden kimse bayramın birinci gününde veya ikinci, üçün-tr dördüncü gününde umreye telbiye etse (banlamak sahih olduğu için) ona (umre) lâzım olur ve (Haccın rüknünü edâ etmiş olduğundan um­reyi de) terk etmek ve yine umrenin kazası ve kurban lâzım olur. Eğer umre üzerine geçse (yâni umreyi tehir etmiş clup ve terketmeyip bu minval üzere yapsa) sahih olur ve üzerine kurban lâzım olur. Bir kim­se hacci (Arafat'ta vakfayı kaybetmekle) fevt etse, bununla beraber hac­ca veya umreye ihram giyse, (O giydiği hac mıdır veya umre midir onu) terk etmek lâzım, fakat (başlaması sahih olduğu irin) kaza ve kurban lazım olur. [108]

 

Haccın Fevti, Hacc Ve Umre Erkânından Men Edilmesi  [109]Babı

 

Eğer ihramh kimse, düşman veya hastalık veya ihramh (kadının ihramdan sonra mahreminin Ölmesiyle) mahremsiz kalmakla veya na­fakasını kaybetmekle   (haccmı ifâya muvaffak olmamasıyle)   men   (tavaf ve vakfadan veya tavaf ve sa'yden men) olunsa, o kimse için Mekke'i' Mükerreme'nin hareminde belli vakıfta kesilmek için bir koyun: (veya parasını) gönderir. Koyunun kesildiği saattan sonra traşsiz ve kısalt-maksızın ihramdan çıkmış olur. İmam'i Ebû Yûsuf için hilaf vardır. Eğer (men olunan kimse) haccı kıran yapan kimsedense (hacc ve um­re için) iki koyun gönderir, eğer o (koyunu) bayramın birinci günün­den evvel keserse caizdir. Ama hikle (haremin haricinde) keserse caiz olmaz.

İmam'ı Ebû Yûsuf ile İmam'i Muhammed (R.A.) ya göre, eğer men olunan kimse lıacca ihram giyerse bayramın birinci gününden evve.jf kesmek caiz değildir, (farz veya nafile) hacca ihram giyip, men olunan kimse üzerine ihramdan çıktığı vakitte hac e ve umrenin kazası vacip­tir. "Umre için ihrama giren kimse men olunduğunda üzerine umreniiy kazası ve kıran için ihram giyip men olunan kimse üzerine hem hacc, ve hem de umre vaciptir.

Men olunan ihramh kimse kurbanını kesmeden önce yetişmek müm­kün olsa ve (Arafat tavafı ile) Hacca yetişmekte mümkün olsa o (Men olunan kimse) için ihramdan çıkmak caiz değildir. O (Men olunana, haccı ve umre fiillerini) edâ ve tamamlamak lâzımdır. Eğer (hacca değiljsa-, dece hedye (kurbana) yetişmek mümkün olsa, ihramdan çıkmak caiz olur. Eğer (hedy'e değil) sadece hacca yetişmek mümkün olsa istihsa-nen İhramdan çıkmak caizdir.

Eğer bir kimse Mekke'de tavaf ve Arafatta vakfadan men olunsa o kimse mahsur (Hac veya umre erkânından memnu kalan kimse) dir. Eğer ikisinden birine (Tavaf veya vakfaya) kadir olmazsa o kimse, men olmuş değildir. Bir kimseyi Arafatta vakfasmm yapılmamasıyla, hac­cı onu fevt etse, umre fiilleri (tavaf ve sa'y) iie ihramdan çıkması ve gelecek sene üzerine hacc (yâni kazası) lâzımdır ve üzerine kurban lâ­zım olmaz.

Umre için fevt yoktur. Ve bu umre: ihram, tavaf ve sa'y dir, (İh­ram, umrenin şartı, tavaf ve sa'y ise rükünleridir ve umre sünnettir). Umre senenin hepsinde (senenin her gününde) caiz olur. Yainız Arefe gü­nü, Kurban Bayrami'nın birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü günü (um re) mekruh olur. Umre "eden kimse tavafın evvelinde telbiyeyi: keser. [110]

 

Haccı Bedel Bâbı

 

Mâlî olan ibâdetlerde  (Zekât  ve Sadaka'i Fitır gibi)   (gerek ken­dinin kudreti olsun, gerekse olmasın her halde)  niyabet (vekâlet) caiz­dir. Sâdece ibâdeti bedeniyyede (gerek aczi olsun, gerekse olmasın) ni­yabet caiz değildir. Hacc gibi hem mâlî ve hem bedenî'den  mürekkep olan ibâdetlerde ise,  (bizzat kendisi)  ibâdetten âciz olduğu zaman  (vekâlet caizdir. Kudreti olduğu zaman caiz olmaz. (Niyabet cihetivle hapc etmenin cevazı için) ölüm veya ölene kadar acizliğin devamı şart kihh-dı[111]. Aczin şartı, farz olan hacc içindir. Yoksa nafile olan hacc icvn (şart) değildir.                                                                               

Bir kimse (hacdan) âciz olup (başkasına) hacc ettirse, o (hja|e) sahih olur ve (o hacc) âciz olanın namı hesabına olur. Ve vekil olarak giden kimse asıl namına niyyet eder. (İhram giyerek) «Lebbeyk bî hac-cetin an fülânîn» der (ve iki rek'at namazdan sonra cAllahümme İnnî t'rİdül ha ece feyessirhüli ve tekabbtThir minnî \e min lıUânin» der). Vekil olan kimse ııeiaka (para i dan fazla kalan şeyi vasisine veya ve­resesine verir. Hacc etmemiş kimseyi, kadını ve (me'zun) köleyi (Ölü veya âciz kimsenin yerine) hacc cttîrııck caizdir, Bunlardan  (hiç hacca gitmemiş, kadın ve köleden) başkalarını hare uHTrmek evlâdır [112]. Bir kimseye iki erkek kendileri için haecı emretmeler, o  kimse de ikisinin için de hacca ihram giyse, ikicinden aldığı parayı da tazmin eder vtjj (hacc eden kimsenin yaptığı) haec kemlimi irin olur. (diğerlerinden sa| yılmaz parayı kendinden harcamış sayılır).[113]                                      

Eğer ihramı müphem giyse   (ikisinden  birisini tayin  etmece)   buu|* dan sonra tavaf ve vakfadan evvel İkisinden birine iâ'yin etse,  (İmam'i Azam ile tmam'ı Muhammed (lî.A.)ya çöre) sahih oiur. îmam'ı Ebû Yv$.-suf için. hilaf vardır, {Hacc naibin kendisinin olur der.) Tavaf ve vakfa! dan sonra tâyin, biiittifak sahih değildir,                                               

Mut'a ve kırandan meydana üeleiı }•:urban nâib olarak giden kimse üzerine vacip olur [114] Cinayet kurbanı da vekil üzerine vaciptir. Hacc ve umre erkânından men olunursa (ve bedel gönderen saü; ise), Kurban bedel gönderen üzerinedir. İmam'ı Ebû Yûsuf için hilaf vardır. (Yâni bıı kurbanda vekil üzerinedir).                                                                

Eğer asıl olan .kimse ölü i*e (tîn kurban imam'ı Âzam ile İnıam'ı Muhammed (R.A.) ya göre) ölünün mâünden verilir, (imam'ı iLbû Yûsuf'a <^öre ise ölünün malından verilmez). E£er (vekil) Araf atta . vakfadaiı evvel cinsî mukarenefte bulunursa, (Haccı fâ^it olur. üzerene kurban vacip olur ve) nafakayı tazmin eder. Küer vekil yolda ölürse, (Başka bir kimse vekil olduğunda İmam'ı Âzam "a süre) ölünün malının üçte birinin baki kalanı ile asilin ikâmet ettiği mekândan hacceder [115]. İmam'ı Ebû Yûsuf ile İmahı'ı Muhammed  <R.A.)ya %î*rc i*e, vekilin öldü&ü yerden'i

(bağlayarak) hacceder. Fakat; imam'ı Ebû Yûsuf'a göre (evvelki) üçU-h birinin baki kalanı ile hace eder. imam'ı Muhammed'e i»öre vekile veri-| len paranın kalanı ile hacc eder (eüer paradan kalan var ise, eğer kal-:j manuşsa vasi yy et hatıl olur). Ye nafakadan fazla kalan ölünün ve'rese-üj" sine veya vasisine teslim edilir [116]

Bir kimse Ebeveyni (veya başkaları için) Hacca tehlil etse (ihram giymekle ve telbiyede sesini kaldırmakla) bundan Mmra ikisinden biri­ne Anasına veya babasına) tâyin etse caizdir.

Bütün ibâdetlerde insan için amelin sevabını başkası için bağışla­mak vardır[117].

 

Hedy Babı                       

 

(Hedy : AHahu Teâlâya, manen yaklaşmak için veya'bir cinayetten dolayı keffâret olarak kesilmek üzere Haremi Şerife götüruİen veya ken­disi veya parası gönderilen kurbana «hedy» denir)!         

O (Hedy: erkeği olsun, dişisi olsun müsavi olmak üzere) deve, öküz ve koyun'dan olur. Hedyin en azı koyundur. Hedyin tarifi vacip değildir. Kurbanda kifayet eden şey (vasıflar) Hedy de de kifayet eder. Cina­yetlerin hepsinde (ve her yerde) koyun kifayet eder. Ancak ziyaret tavafmı cünüp olarak tavaf ettiği zaman veya Arafatta vakfadan sonra, trastan evvel cinsî mukarenette bulunduğu zaman bu ikisinde (koyun) kifayet etmez. Ancak deve ve sığır kifayet eder. Nafile, müt'a ve kıran hedv'inden (Hedyi gönderen ve gönderenden başka zenginlerde etini) ver' Bunlardan başka cinayet ve nezir kurbanlarının etinden) yemek "caiz değildir. Müt'a ve kıran hedy'inin kesilmesi kurban bayramının bi­rinci gününe mahsus oldu.

(Mut'a ve kırandan başkası, Bayramın birinci -ününe mahsus) de-(Kurbanların) hepsinin kesilmesi hareme [118] (bu mahal içine) mah­sustur. Hedy (kesildikten sonra) Haremi Şerifin fakirine veya fakirler­den başkasına tesâttuk etmek caiz olur. Hedy'in çulunu ve yularını t*1-sattuk eder.1 Kasabın ücretini (Hedy.'den) vermez. Zaruret olmadıkça hedy'e binmez. Eğer binmesinden dolayı (Hedy'in kıymeti) noksanlaşırsa o, noksanını tazmin eder ve Hedy'i sağmaz. Eğer sağarsa, sağdığı (sütü fukaraya)  tesadduk ede.r. Hedy'in sütü kesilmek için, memesine soğuk su atılır.

Eğer vacip olan Hedy helak oîsa veya (kurbanın sıhhatine mani bir ayıpla) ayıplansa (bunun) başkasını getirir. Ayıplanan hedy'i (kendi­sinin hâlisan milki olduğu için) istediği şeyi yapar. Eğer nâfiie olan hedy helak olma ihtimali kuvvetli olsa, o (hedy'i) boğazlar, Kılâdesini kanı ile boyar ve hörgücünün bîr tarafını kam ile boyar (ki, hedy oldu­ğu malum olsun), O Hedy'deıı sahibi ve zengin j**mez. O kimse üzerine (nafile olduğu için) başka hedy olması yoktur. Kafile, müt'a ve kıran bedenesi (deve ve sığır)   kılâdelenir. Bunlardan başkası kiiâdelenmez. [119]

 

Müteferrik  Mes'eleler

 

Bir cemaat, muhakkak şu vaki aya durulun gün Kurban Bayramı­nın birine: günüdür, diye şehâuVt eisi-ler. (şehâdetleri) bâtıl olur. [120] Eğer Arafatta vakfaya durdukları gün (Zilhiccenin sekizinci günü} dür Siye şehâdet etseler, (şehâdetleri) sahih olur. Bir kimse Cemre'î Clâyı (ilk taş atmayı) ikinci güne terk etse (ikinci ve üçüncü Cemreyi atsa), isterse yalnız birinci Cemreyi ta«îar. Fa küt evlâ olan Sünnet olan terti­be riayeten) hepsini taşlar.

Bir kimse yaya olarak haıv etmeyi nezir etse, evinden itibaren yaya olarak gidip hace eder. ihram giydiği yerden yürür de denildi. Eğer ne­zirden sonra binerse (ona) kurban lazım olur. İhramh olmayan bir kim­se (efendisinin) izniyle ihrama girmiş bir cariyeyi satın alsa, o (müş­teri için) o (cariyeyi) ihramdan çıkarmak vardır. Evlâ olanı cinsî mu-kârenette bulunmadan evvel saçım kısaltmakla veya tırnağını kesmekle ihramdan çıkartması (sonra emre tâzimen cinsî mukarenette bulunma­sı) dır. [121]

 

Nikâh   Bahsi [122]

 

O (.Şer'i Nikâh), bir düğümdür ki; Kasıt cihetiyle menfaati (ciniâ yapmanın) mâlikiyyeti üzerine vâki olur. (Nikâh, evlenmeye ve) cima et-meye şevk ve kuvvet olduğu zaman vaciptir [123]. (Ailenin hukukuna ria­yet etmeyip) zulmetmekten korkulduğu vakit mekruhtur. Stidal halinde (cima etmeye şevk ve kuvvetinin olmasıyla, olmaması arasında müsa­vi  olduğu  zaman   evlenmek)   Sünnct'i  mückkededir [124]   (Nikâh),   mânalarını bilmeseler dahî (kadının) hem tezviç et, (erkemin) tezvir etlini (aldım) dediği gibi kepmelerle ya biri mazi veya her ikisi de (vardım, aldım kelimeleri a,ibi geçmiş zaman) lâfzının icap (evvelâ birinden sâ­dır olan söz) kabulü {ikinciden sadır olan kabul sözü) ile düğümlenir[125]. Eğer (bir adam) verdin mi, yahut kaim! etlin mi? der, o adam da (verdim veya kabul ettim kelimesinin sonundaki) mimi söylemeden verdi veya kabul etti derse, alış veriş, gibi sahihtir. Şayet (erkek vekadın) şahitlerin yanında biz kankocayız derlerse, (nikâh) sahih olmaz [126], Ancak nikâh, tezviç ve alışveriş, bağışlama, sadaka ve mülkiyetlendirme £İbi derhal bir şeyin aynına mâlikiyyeti ifade eden lâfızlarla sahih olur [127] icar, i baha; emânet ve vasiyyet lâfızları ile sahih olmaz.

(Nikâhın sahih olması için), nikâhları kıyılanların her ikisinin (ve­ya vekillerinin) de birbirinin sözünü işitmeleri ve eğer nikâhîanacak olan kadın müslüman olursa, şahitler; her ikisinin (eş olacakların) söz­lerini işitmekle beraber iki mükellef (akil baliğ olmuş) her erkek veya mükellef,bir hür erkek ve iki hürre kadının hazır bulunmaları şart kılın­dı [128] Binaenaleyh (nikâhları kıyılan kadın ve erkeğin sözlerini şahitler) ayrı ayrı işitirlerse, (nikah) sahih olmaz. (Şahitlerin) her ikisinin fâsık, her iki şahidin iftiradan dolayı had yapılmış [129], her ikisinin kör, ni­kâhları kıyılanların (eş olacaklarını) iki orIu veyahut birisinin {eş ola­caklardan birisinin) iki oğl« olması da caizdir. (Şahitlerin) yakını dâva ettiği zaman şehâdetleri (babasına nikâh zamanında şahitlik eden iki oğlunun babası boşanma dâvasına müracaatı ânında oğullarının şahit­likleri) kabul olunmaz.

Bir müslüman erkeğin vatandaşlığı kabul etmiş ehli kitaptan olan (Hıristiyan, Yahudi) kadını iki tane ehli kitaptan erkek vatandaşların yanlarında  (şâhitieriyle)  alması sahihtir, imam'ı Muhammet muhalefet ediyor. Fakat etjer zımmi (vatanda? olan ehli kitap) kadın davacı olur­sa, vatandaş olan (ehli kitap olan) erkeklerin (mahkemede) şahitlikleri (kâfirin müslüman aleyhinde şehadeti merdut olduğundan) kabul olunmaz. Bir kimse bir adama küçük kızım evlendirmesi hususunda emir ve­rir, o adanı da o küçük kızı diğer bir adam yanında evleııdirirsse, baba (küçük kızın babası) hazır bulunduğu takdirde (nikâb) sahihtir, baba bulunmazsa sahih değildir [130]

Yine bunun gibi, eğer baba akıl, bâlig olmuş kızını (kızın izni olma-mı dahî) b:r adamın (veya iki kadının} yanında evlendirir ve kızı da ha­zır olursa (baba ikinci şahit sayıldığından) nikâh sahihtir [131]. Ancak balığa olan kızını evlendirirken kız hazır olmazca nikâh sahih delildir[132].

 

Nikahlanmaları  Haram Olanların  Bâbı[133]

 

Erkek İnsana;  anneli  ve   (ana  veya  baba  tarafından olan)   nenesi velevkî (nenesinin annesi nenesi şeklinde) yukarıya doğru yükselsin haramdır [134]. Kendi kızı (veievki zinadan olan kızı olsun) ve evlâdının (ok-ji,lunun veya kizmın) kızı veievki  (evlâdının kızının ve oklunun kızı gibi) aşağıya doğru inse yine haramdır [135]. Kız kardeşi, kız kardeşinin kızı ve oğlan kardeşinin kızı, velevki bunlar {kız kardeşinin ve o^lsn karde­şinin kızlarının veya oğullarının kızları şeklinde) aşağıya doğru olan ba­tınlardan  olsun   haramdır [136].   Halası,  teyzesi [137],   mutlak  surette   (nikanlandıktan sonra karısına yaklaşsın veya yaklaşmasın) karısının an­nesi, cima .ettiği karısının kızı [138], babasının (keza dedesinin) karısı (ni­kahlandıktan sonra cima etsin, etmesin)   velevki   (babasının babası  ve dedesinin karısı  gibi)   yukarıya  dosrru  ('iksın   haramdır [139]

Oğlunun karısı velevki (oğlunun, oğlunun, oğlunun karısı gibi) aşağıya insin haramdır [140]

Yukarıdaki zikredilen (haramların) hepsi emişme "bakımından j da haramdır [141]. Nikâh altında iki kız kardeşi cem'etmek velevkİ birisi î ta­lâkı rıc'i ve talâkı bâyinle boşandıktan sonra iddet içinde oîsun (tama­men ayrılmış olmadığından) veyahut döşekliğe aldığı câriye «lan kızın kız kardeşini nikâhla alsın haramdır [142]. Binaenaleyh bir kimse döşek­liğe alıp cima ettiği cariyesinin kız kardeşini nikâhla alırsa, bunlardan (döşeklğe ve nikâhla aldığı iki kız kardeşlerden) bîrini kendine haram etmedikçe (birini satmadıkça veya nikâhlıyı boşamadıkça) bunlardan birini cima etmesi helâl olmaz. Birbirini takip eden iki nikâhta iki kız kardeşin birincisini bilmediği haîde ikisini de nikâhla alırsa o alan adamla kız kardeşlerin araları tefrik olunur ve her iki kız kardeşe mehrin yarısı vjerîlir.

Eğer iki kadından biri erkek tarz edildiğinde birbirine haram olur­ca   bu iki kadını bir  adamın  nikâhı  altında centetmek haramdır [143]

Fakat bir kadın ile kendisinden olmayan kocasının kızını bir nikâh al­tında cemetmek muhaliftir (helâldir). [144]

Zina akrabalık'haremliğini ieabetttrir [145], Keza iki taraftan (ka­dın veya erkek) birinin şehvetle dokunması, erkeğin kadının fercinin içine ve kadının da erkeğin zekerine şehvetle bakması akrabalık haram-lığını icabettirir [146]Dokuz yaşından aşağı (olan kız) çocuklar şehve­ti uyandırıcı değildir. Fetva da bununladir. Eğer dokunmakla (keza zekere ve fercin içine bakmakla) men'i inzal olursa, haramlık sabit olmaz, sahih olan da budur.

Kitabiye olan kadının  (Hıristiyan ve Yahudi kadının)  ve bir kitabı İkrar eden ve bir Peygambere inanan çingene kadının nikâhı sahihtir [147]. Yıldıza tapan kadının (keza puta tapan, ateşe tapan, aya ve güneşe ta­panın da) nikâhı sahih değildir. İhramlı erkek ve kadmm nikâhı (dmâ etmeleri her ne kadar yasak olsa da) sahihtir. Hürre kadın almaya !:ud-reti olsa dahi Müslüman cariyeyi, ehli kitap kadını (nikâh altında hirre kadın olmadığı zaman) nikahlamak ve hürre kadının döşekHk câriye rine nikâhJanmasi sahihtir.

Hür olan erkek için ancak dört hürre kadını ve sayısız döşektik ca­riyeleri ve köle için iki kadım nikâhla alması sahihtir [148]. Zinadan ha­mile olan kadını nikâhla almak sahihtir, imam'ı Ebû Yûsuf için muhalefet vardır. Zinadan hâmile olan k;uhı:m t nikâhı saiıiiı olsu da) doğum yapıncaya kadar (alan kim.-.e) ein:â etmez [149]. rfemli-İ, cima eltimi cariyesini   başkasına   hikâhb.ması   yahut   zina   etmiş   oklusunu   nikâhla alması sahihtir. Eğer bir nikâhla iki kadın alınır ve kadınlardan birisi {nikâhlı olan kimseye) haram olursa, diğerinin nikâhı sahihtir. Ve ko­nuşulan mehirin ,tamamı (înmm'ı Âzam'a göre) nikâhı sahih olan için­dir. İmanıeyne £öre ikisine mehrî n-.îsiî olarak taksim olunur. Efendinin, kendi cariyesini, kölenin; hanım olan efendisini (hanını ağasını), mecu-siyi ve puta tapanı nikâhla aİnıak sahih değildir [150]

Talâkı bâyînle boyadığı dördüncü kadın id d elinde iken beşinci bir kadını [151] ve hürre kadın üzerine (hürre kadın ister hür erkeğin, is­terse kölenin karisi olsun) cariyenin nikâhı sahih değildir. İmameyn ta­lâkı bâyinle boyanan dördüncü kadımı: iddeti olduğu vakitteki nıes'ejede muhalefet ediyorlar. Hâmile olarak esir alman cariyenin yahut hâmile olduğu nesep sabit olursa velevki câriye efendisi tarafından hâmile ol­sun nikâh sahih değildir.

Muvakkat (bir ay, bir sene, bir gece gibi zamanlarla kayıtlanan ni­kâh) ve müt'a (mal, para vesaire, karşılığında pazarlık edilerek kıyılan) nikâh sahih değildir[152]

 

Nikahda Veliler. Eş Ve Denklikler Babı

 

Hürre ve mükellef-olan kadının (bakire veya dul olsun) velinin (oğ­lunun, babanın ve diğerlerinin)  izni olmadan

denklik olmadjği zaman velinin itiraz hakkı Vardır [153]. Hasan Bin Ziyad İmanı'ı Âzam'dan caiz olmadığını rivayet etti, fetavâyı kadıhamn fetva-sı da bunun üzerinedir, imam'ı Mulıanımed (R.A.) e göre (velinin izni olmadan nikâhı kıyılan hürre ve balina kadının) nikâhı velinin iznine bağ­lı olarak gerçekleşir velevki kızın vardıüı eş ve dengi olsun. Bâliğa olan kıza velisi cebretmez, velevkî kız bakire olsun. Binaenaleyh eğer veli ba­kire kıza (falana vereceğim veya nikâhını kıyı vermek için vekilin olayım mı? gibi sözlere) izin ister, o kız da susar, güler veyah'ut sessiz ağlarsa, işte bu (şekiller) izindir. Sesini çıkararak ağlarsa reddir. Keza eğer ba­kire kızı velisi nikâhla, verir ve verdimi haberde kıza yetişirse (ve kızda susar, güler ve seksiz gibi) yine aynıdır[154].

 (Bakire kızdan),izin isteme ve haberin yetişmesinde  '(verilen1verilmek istenen) efendinin ismini söylemek şart kılındı, mehri (veîL.. rin miktarım) söylemek şart deği'dîr, sahih olan da budur. Eğer kı^bâki-re kızdan en yakın velisinden luj-kası i/.iıı isterse, mutlaka bakire kazdan sözlü izın^olması lâzımdır. Keza dul kadından (velisi veya başkası)  izin istediği vakit sözlü iznin olması lâzımdır.                                      

Bir ktzm, bakireliği sıçrama, hayız kanı, yara (istiııcada mübalâğa) veyahut evlenmeyip uzun müddet bakire durmakla bekâreti (kızlığı) gi­derse, işte o kız bakiredir. Keza gizli zina ile bekâreti giderse, yine baki­re hükmündedir. îmameyn (gizli zina île bekâreti gidene) muhaliftirler. Eğer kıza kocası (izin istendiğinde) sükût ettin der ve kızda (hayır) reddettim der ve kocası için şûhid de olmazsa, artık söz kadının sözüdür ve îmameyne göre  (kadına) yemin yaptırılır. İmam'i Âzam  (R.A.)  göre yaptırılmaz.

Veli İçin, mecnıme kızı, küçük oğlanı ve küçük kızı nikâhlandırmaya yetkisi vardır[155]. Fakat veli baba veya dede olursa o zaman (deli kızı, küçük oğlan ve kızı) evlendirmesi lâzımdır. Eğer baba ve dededen baş­kası (veli) olursa, (küçük kız ve oğlan) akıl baliğ oldukları'veyahut ba­liğ olduktan sonra nikâhl andıklarını bildikleri zaman (o nikâhı kabul ve­ya red hususunda) muhayyerdirler[156]. İnıam't Ebû Yûsuf  (R.A.) muhatiftir; (Velisi tarafından nikâhlandığını öğrendikten sonra bakire kızin susması rızadır. Her ne kadar kendisi İçin muhayyerlik hakkının varlı­ğından haberdar oimasa da, (haber yetişen veya bilgi hasıl olan) bakire kızın muhayyerliği toplantı sonuna kadar devam etmez. Azad edilen ba­kire kızın durumu buna muhaliftir. Küçük oğlan çocuğun ve dul kadının sarahaten veya delâleten rızaları olmadıkça meclisten (toplantıdan) kalksalar dahi (susmaları) muhayyerliği iptal etmez. Baliğin muhayyer­liğinde feshetmek için kadâ (mahkeme) şart kılındı, azat olunmanın. muhayyerliğinde mahkeme kararı şart değildir. Binaenaleyh bunlardan herhangi birisi nikâhl andıkların dan dolayı ayrılmadan evvel ölürse, ba­liğ olsalar da olmasalar da.birisi diğerine vâris olur[157].

Veli : [158] Veraset tertibi üzere (evlâtları, babaları, oğlan kardeşler vesaire gibi) nesep ve sebep cihetinden asaba olan kimselerdir. Deli ka-dmm oğlu (velilik cihetinden) babasına takdim olunmuştur [159]. imam'ı Muhammed (R.A.) muhaliftir, Köle, küçük oğlan çocuğu ve deli için ve­lilik yetkisi yoktur. Müslüman evlâdı üzerine kâfir babanın velilik hakkı yoktur. Eğer asaba bulunmazsa, velilik evvelâ tmam'ı Âzam (R.A.) a göre anne, sonra baba bir kız kardeş, sonra ana bir kız kardeş, sonra akraba olan zevilerham ve en yalan akrabalar için evlendirme hakkı var­dır, İmam'ı Muhammed (R.A.) muhaliftir ve meşhur rivayette İmam'ı Ebû Yûsuf Muhammed'le beraberdir.

Nesebi belli olmayan kimseye «sen benim vârisim ol ve cinayet İş­lersem cezasını ver» dediği kimse, o nesebi belli olmayanın, sonra evlen­mesi hususunda izin yazılan hakimin veli olma hakkı vardır [160]. Yakın akraba, küçük kızın dengine muhatap olarak cevabı alıp bekleme imkâ­nı güc şekilde gaip olursa, uzak akrabanın veli olarak evlendirme hakkı vardır. Müddeti sefer miktarı (üf- gün veya 18 saat) olmasıda denildi ve yolcu kafilesi o yakın akrabanın yanma senede ancak bir defa uğrama imkânının olduğu da denilmiştir. Yakın akrabanın dönüp gelmesiyle uzak akrabanın velilik yaparak evlendirmiş olduğu bâtıl olmaz [161]. Eğer küçük kızın müsavi iki velisi (iki ikiz veli gibi) evlendirirle.rse, itibar bun­lardan evvelâ evlendireiıedir. Şayet her ikisi beraber eviendirirlerse, iki­sinin evlendirmeleri de bâtıldır. >,'ikâhda kadının vekil olması sahihtir. [162]

 

Nikâhda Müteber Olan Denklîkler Faslı

 

Nikâhda, denklik nesep yönünden itibar olunur. (Bu da velinin ha -ladır, kadının hakkı değil) [163]. Binaenaleyh Knreyş  Sülâlesinin bâzis  (kendilerinden) diğer bazısına denktir. Kureyşten başka Araplar Ku-I i reyşlere denk olamaz, belki Kureyşîn bazısı bazısına denk olurlar. Beni Bâhile (kabilesi) kendilerinden başka Araplara denk değillerdir. (Arar bm gayri) Acemlerde (Türk, Fars vesaire) islâm ve hürriyete sahibol-inak ciheti ile (denklik) itibar olunur. Binaenaleyh babası kâfir veya köle oian müslüman ve hür adam, babası müslüman veya hür olmayan kadına denk değildir [164]

Tek basma babası müslunıaıı vt hür olan kimse, babası ve dedesi mü.slüman olan kadına denk değildir, (denklik) dindarlsk (ınütteki, sâ-Üh ve güzel ahlâklılık) yönünden de itibar olunur. İmam'ı Muhammed (dindarlık cihetine) muhaliftir. Binaenaleyh (Şeyhayne göre) fâsik kim­se, fa^iinin ihtiyarında veievki fışkını aleni yapmasın, sâlih kimsenin kızina denk olamaz [165]. (Denklik) mal cihetinden de itibar olunur. Binae­naleyh Mehri Muaccel veya nafaka temin etmeden âciz olan adam fakir kıza denk değildir [166]. imanı'ı Ebû l'ûsuf'a göre mehire ve nafakaya kadir olan adam eok malı olan kadına denktir. îmam't Âzam ve Mulıam-nıed (R.A.) (zenginlik denklikte muteber değildir diyerek) muhalefet ediyorlar. İmam'ı Ebû Yûsuf ve Muhammed (R.A.) a çöre (denklik^ san'at yönünden de itibar olunur. İmanı'ı Azam (R.A.) daiı iki rivayet vardır. Binaenaleyh Çuîhacı, kan alıcıya, süpürgeci yahut dibağatci (ke­za, baytar, berber ve demirci) attara, kumaşçı ve manifaturacıya ve sarrafa denk değildir. Fetva bununla  (san'at yününden böyle) dir [167]

Kadın dengi olmayanla evlenirse, velînin ayırma hakkı vardır. Ke­za kadının mehri misli noksan oiur (ve kocası tamamlamaz) sa, velisi için yine (İmam'ı Âzam'a göre) ayırma hakkı vardır. İmam'ı Ebû Yû­suf ve Muhammed muhaliftir. Velinin, mehri eline alması, çehizi hazırla­ması yahut nafaka talep etmesi rızadır. Velinin susması rıza değildir. (Küçük kızm) velilerinden birisi razı olsa (ve nikâhla evlendîrse), di­ğerleri için itiraz etme haklan yoktur [168]

 

Fudulî Nikâh Faslı[169]

 

Haberi olmayan bir erkemi yahut bir kadını veya haberi olmaya» bir kadın ve erkeği başka kişiler gıyabî nikâhla e- İe.ndirseler, (nikah­lanan erkeğin yahut kadının veya erkek ve kadının)   doğru  görme  ve  (filileri ile) kabullerine bağlı olmak üzere durur [170] Her iki (aratın veîisî olmak hasebiyle (kız kardeşin oğlunu o£iaıı kimlesin kızını nikahlayan gibi) nikâlıda her iki tarafa bir kimse veü olur [171] Yahut her iki taraf­tan bir kişi vekil yahut birine veli diğerine asıl yahut birine veli dikerine vekil yahut birine vekil, dikerine asıl olur.

Bir fudûii (yabancı adanı) ııikahda her iki taralın (oçlan ve kızın) nikâhını gıyaben kıymaya nuıHk olamaz. Yelevki bir taraftan nıaükiy-yet olsun [172]. îmam'ı Ebû Yusuf (E.A.) muhaliftir. E£er erkek vekiline hürre kadını nikahlamasını emreder o da (vekili) cariyeyi nikahlarsa, imameyne (Ebû Yûsuf ve Muhammed'e) (It.A.) göre sahih olmaz. İmam'ı Azam (R.A.) a göre sahih oîur. Emrolunan vekil bir nikâhda iki kadım nikâhlandırırsa, (vekile emir eden) bunlardan birini alması lâ­zım olmaz, (dilerse ikisine veya birisine muvafakat edebilir). Eğer ba­ba ve dede küçük oğlanı veya kızı haddinden fazla mehir veya eş ve dengi olmayanla evlendirirlerse (tmam'ı Âzam (R.A.) göre) caizdir. İmameym muhaliftirler. Bu son evlendirme şekli ancak baba ve dede için caizdir, başkaları için caiz değildir. [173]

 

Mehîr Babı [174]

 

Mehri  zikretmekle  ve  metin  netyetmekle   i mehir yok,  mehirsizdir ibi sözlerle de) nikâh sahih olur [175]. Mebrin en azı on dirhemdir. Bi­naenaleyh on dirhemden az konuşulursa, on dirhem lâzımdır. Eğer on dirhem veya on dirhemden fazla konuşulursa, (nikâhtan sonra) zifafa girmekle (cima yapmakla) yahut (efendi veya hanımın) ölmesiyle ko­nuşulan mehir (kadının hakkıdır verilmesi)  lâzımdır  [176]. Halveti sahinadan (karı koca her ikisinin yalnız başına bir odada kalmalarından) ve (zifafa) girmezden («ima yapmazdan) evvel boşanmakla mehrin ya­nsı lâzımdır [177]. Eğer (adam) nıehriu beyanından susar veya nefy ederse (efendi veya hanımından birinin ölümüyle veya zifafa)  girmekle  (ci­ma yapmakla) mehri misil lâzımdır [178]

Halveti sahihadan {her ikisinin bir odada kalmasından) ve (zifafa) girmezden evvel talak verilse, sahih rivayette efendinin hâline göre muteber müt'a verilmesi lâzım olur. (Mut'a) beş dirhemden noksan ol­maz ve mehri mislin yarısından da fazla artırıîmaz. O (Müt'a) göm­lek, başörtüsü ve elbisedir   [179]  Keza   (halveti   sahiha  ve  zifafa  girip ima etmesi veya herhangi birinin ötmesi gibi) eğer kadını (mebir karşılığında) şarap veya hınzırla tezevvüç ederse, yine hüküm böyle (mehri misil) dir. Yahut sirke dolu şu küple (derde) o da şarap olursa (İmanı'ı Azam (R.A.)'a göre) yine hüküm böyle (mehri misil) dir. İma-meyn (şarabın ağırlığı kadar sirke olmalıdır diyerek) muhaliftirler, yahut şu köle ile (diyerek kadını alır) halbuki o da hür adam olursa hü­küm yine böyle (mehri misil) dir. İmam'ı Ebû Yûsuf (R.A.) için muha-lefetvardır. Yrahut cinslerini beyan etmediği elbise veya binit hayva­niyle veya Kur'an tâlimi karşılığında veyahut hür zevcin kadına bir se­ne hizmet etmesi mukabilinde nikâhlasa (ve nikâhtan sonra halveti sa-hiha, cima ve herhangi birinin ölmesi takdirinde) yine hüküm böyle (mehri misil) dir [180]. İmam'ı Mohammed (K.A.)'e göre kadına (mehir karşılığı olarak) bir sene hizmetin kıymetini vermek lâzımdır.

Keza (karşılıklı nikahlanmak olan) sigarda (değiş yapma) da mehri misil vacip olur. O (şiğar), bir adam kızını veya kız kardeşini diğer bir adamın lazım veya kız kardeşini karşılıklı iki nikâhla (meselâ: Sen bana kızını veya kız kardeşim verirsen, ben de sana kızımı veya kız kardeşimi veririm gibi cümle ile) evlenmektir. Eğer kadını, bir sene hizmet etmek üzere nikâhla alır ve o (hizmet etmek şartıyle alan adam) köle olursa, kadına hizmet etmesi gerekir.

Eğer ağa cariyesini nikâhla almak kasdiyle âzad ederse, o cariyenin âzad edilmesi tmam'ı Ebû Yûsuf (R.A.)'e göre mehridir. İmam'ı Azam ve İmam'ı Muhammed (R.A.)V göre o câriye için mehri misil alma hakkı vardır. Eğer câriye âzad edildikten sonra ağası ile evlenmekten kaçınır­sa, artık büittifak câriye üzerine ağası için âzad kıymetini ödemesi lâ­zımdır,

Mehirsiz olarak kendisi bir adama varan kadın için eğer vardığı efendisi (zifafa) girer yahut ölürse, nikâhtan sonra ne takdir edilirse odnr. (Zifafa) girmezden (çımadan) evvel boşarsa müt'a lâzımdır, tma-m'ı Ebû Yûsuf (K.A.)'e göre (nikâhtan sonra) takdir olunanın yarısı lâzımdır.  Dğer  nikâhtan  sonra  konuşulan  mehir  üzerine  ilâve  edilirse (o ziyade edilenin de) verilmesi lâzımdır. Zifaftan evvel talak verilirse (nikâhtan sonra artırılan me.hrin ilâvesi)  sakıt olur.

tmam'i Ebû Yûsuf (R.A.)'e göre asıl mehrin yansı verildiği gibi (nikâhtan sonra) ilâve edilenin de yarısı verilir. Eğer kadın mehir hak­kını efendisinden kaldırırsa sahihitir [181]

Bir erkekie bir kadın; hissen yahut ser'an veya tâh'nn cima etme­ye mâni bir şey olmaksızın bir odada yalnız başına kalırsa, meselâ: Cimaya mâni hastalık ve fercin kapalılığı, Ramazan orucu, farz yahut nafile (haccın) ihramı, hayız ve nifas gibi (şeylerle) bir mâni olmaz­sa  [182]  efendiye mehrin  tamamını  vermesi  lâzım  olur.  velevkl  erkeğin ayasi burulmuş veya erkekliği olmasın [183]. Keza zekeri ve haynlan kesilmiş bir erkekle bir kadın zifafa katılırlar ve bir odada yalnız kalır­larsa (İmam'ı Âzam (R.A.)'e göre) mehrin tamamı lâzımdır, İmameyn muhaliftirler. Kaza orucu, asah rivayette ( fasit olmasiyle keffaret lâ­zım  gelmediğinden halveti  sahihaya)mâni  değildir.  Keza  bir  rivayette ezir orucu da (halveti sahihaya) mâni değildir. Farz namaz, (halveti sabîh&ya) mânidir. İddet, velevki mâni (halveti sahîhaya mâni hal) olsun ihtiyaten halvetle (kadın ve erkeğin ikisinin nikâhtan sonra tek başına bir odada kalmalanyla iddet) vacip olur [184]. Mehir konuşul­mamış kadın, duhulden (cimadan) evvel talak verilmiş olursa, müt'a vaciptir. (Gerek mehir konuşulsun gerek konuşulmasın) duhulden (ci-madan) sonra talak verilmesi (kadın için müt'a) müstehaptır. Mehri konuşulmuş kadın, duhulden evvel talak verilmiş olursa (müt'a) müs-tehap değildir.

Eğer kadına (duhulden evvel) bin (dirhem mehir) konuşulur ve ka­dın da eline alır, sonra efendisine (mehrini) bağışlar, sonra efendisi de duhulden (çımadan) evvel kadını bosarsa (kadının bağışladığı mehir kendinde bulunduğundan)  nıehrin yarısını   geri   (almak)   üzere   kadına (boşayan efendisi) müracaat eder [185]. Keza tartılan ve ölçülen (ve nıehir olarak verilen her şeyin hükmü böyledir. Eğer katlın mehrin ya­rısını alır, sonra hepsini yahut (efendinin zimmetinde) kalanı bağış­larsa (İmam'i Âzam (R.A.)'a göre efendisi kadma) müracaat etmez. İmameyn {kadının eline aldığı mehrin yansına müracaat eder diyerek) muhalefet ediyorlar.

Eğer kadın yarısından azını bağışlar ve geri kalanına da sahip olur­sa (İmam'ı Âzam (R.A.)'a göre efendisi kadına) mehrin yarısını tamam­layıncaya kadar müracaat eder. İmameyne göre (kadının) sahip olduğu­nun yansına müracaat eder. Eğer kadın eline {mehir olarak) hiç biryjşey lmamış ve bağıslannşsa bîri diğerine (erkek kadma, kadın erkeğe) mü­racaat etmez. Keza eğer mehir (elbise vesaire çibî) emtiadan olur ve (kadın) eline almazdan evvel yahut aldıktan sonra bağışlarsa yine hü­küm böyledir. (Biri diğerine müracaat etmez).

Eğer kocası kadım beldeden çıkarmamak \eya kadının üzerine baş­kasını nikahlamamak üzere bin (dirhem mehir) le alır ve sözünü ye­rine getirirse, kadın için bin (dirhem mehrî) aima hakkı vardır. Eğer (kocası) sözünü yerine getirmezse (b'iı dirhemden fazla olduğu vakit) mehri misil alması lâzımdır.

lîir beldede ikâmet etmek şartıyle kadını bin (dirhem) üzerine ve kadını beldeden çıkarırsa İki bin (dirhem mehir) üzerine tezevvüç ederse (nikahlarsa) ve efendi beldede ikâmet ederse kadın İçin bin dir­hem (yani şart konan bin dirhem mehir) hakkını almak vardır. Şayet ikâmet şartını bozarsa, ikibin dirhonulrn fV.zla ve bin dirhemden noksan gelmemek şartıyip mehri misi! kadım: hakkidir. İmaineyne (Ebû Yûsuf ve Muhammed (R.A.)'e) göre kadını beldeden (şart koşulan yerden) çı­karırsa, kadın için ikibin   (dirhem  mehir)  alma hakkı vardır [186].

Eğer şu köle veya su köle îie (yâni mehir olarak köleyi gösterir ye) nikahlarsa, o kök- mehri misi! kadar bedel tutar veya az tutarsa kıy­met baliğ olursa, kadın için en üstün köleyi alma hakkı vardır. Eğer kÖ-le mehri misil kadar veya daha çok tutara mâlikse. en enginini alması lâzımdır, şayet köle her ikisinin (en üstün ile en engini) arasında or­ta köle olursa (İmanı'i Azam (U.A.)'a göre) mehri misil alması (vacip olur). İmameyne göre j>angi surette olursa olsun kadın için kölenin en enginini alma hakkı vardır. Eğer kadına dâhil olmazdan evvel (cima etmezden evvel) talak verirse, kadın için (kölenin en engininin) yarı­sını alması icmâla sabittir.

Eğer iki köle ile nikâhlar ve onun ikisinden biri de hür adam olur­sa, İnıam'ı Âzam (R.A.)'a göre eğer kille olanın bedeli on dirhem kıy-, metine erişirse kadın İçin o köleyi ahıra hakkı vardır. İnıam'ı Ebû Yûsuf ('E.A.)'a göre hür olan köle olmuş olsa ve kıymeti ne ederse, onun kıy­meti ile köleyi alması lâzımdır, inıam'ı .Muhammed (R.A.)'e göre köie olanın kıymeti mihri misilden az olursa, köleyi ve mehri misli tamam­layan  meblâğı alır.

Eğer bir at veya Hirat elbisesi mukabilinde bir kadını nikâhlasa, nikâhı kıyan şeklini beyan etmede ister mübalağa etsin İster etmesin, (eibise ve atın) kıymetini ve orta olanı vermekte (efendi) muhayyer bırakıldı [187]. Yine cinsini beyan edip sıfatın! beyan etmede tartılan veya Ölçülen (buğday ve arpa gibi) şeyler mukabilinde kadını nikâhla-sa, kıymeti ile orta olanı vermekte (efendi) muhayyer bırakıldı. Eğer onmı (mehir olarak söylenenin) sıfatını beyan ederse, yine o (sıfatı be­yan edilen.) vacip olur, kıymeti vacip olmaz. ElbUc şeklini beyan et­mede mübalağa yapılırsa bunun (tartılan ve ölçülen) gibi vacip olur denildi. Eğer  (zevç nikâhta) kadının bakire olmasını şart koşar ve  (ziı [afda da) dul bulursa (efendiye)' mehrin tamamını vermesi lazım o-ur [188]. (Kan, koca) ikisi beraber gizli olarak bir mikdar (mehir) ü-zerine ittifak ederler ve nikâh zamanında o mikdardan başkasını açık* larlarsa, muteber olan, açıklayarak söylenen şey (mehir) dir [189]. İmam'ı Ebû Yûsuf (R.A.)'<* göre karı ve kocanın gizli olarak ittifak et­tikleri şey (mehir) dir.

Nikâhı fasitte (şahitsiz kıyılan nikâiı ve kadının iddeti bitmeden kıyılan nikâh vesaire gibi) velevki halveti sahiha (kadın, erkek beraber yalnız başına bir odada lıalsalar) olsa bile ^at (cima) etmedikçe bir şey (mehir, iddet ve nefaka) vacip olmaz. E£er vat (cima) ederse, ko­nuşulan mehirden fazla olmadığı halele mehri misil vacip olur ve kadı­na iddet  beklemek vardır  [190]  İddetin   başlangıcı  ayrıldıkları zamandan itibai-endir, eiına etmenin sonuna ermesinden itibaren değil, sahih olan da budor. Nikâhı fasitte, neseb (sülâle) sabit olur ve nesebin sa­bit olma zamanı İmam'ı Muhamnıed ^R.AO'e göre duhul (zifafa girme) zamanından itibarendir. Fetva da bundadır, (İraam'ı Âzam ve İmam'ı Ebû Yûsuf (R.A.)'e .göre nikâh zamanından İtibaren neseb sabit olur). Kadının mehri misli; (kadınlar nikâh zamanında) yaş cihetinden, güzellik, mal, akıl,  din, memleket, zaman,  bakirelik ve dulluk yönünden müsavi olurlarsa, kadının babasının hısımları  (babasının kız karde­şi olan kadmın halası ve halanın kızları vesaire)   nin mehri  ile  itibar,olunur [191]. Bu şartlardan birisi bulunmazsa, artık uzak ve yabancı ka­dınlardan itibar olunur [192]. Eğer bu zikredilen (yakından ve uzaktan İtibar edilecek kadın ve vasıflar) bulunmazsa, bulunan şeyden itibar olu­nur. Kadının babasının kavmi taralından olmadıkları takdirde < annesi ve halası ile mehri raisi! itibar olunmaz. Kadmın mehrini tazmin etmeye velisi tekeffül ederse, sahihtir ve o kadın dilerse tazminata tekeffül edenden ister, dilerse kocasından isler [193] Veli olan kimse zevce (ka­dına) zevcin emriyle (mehri) tanzim eder ve eda ederse, veli (tanzim ettiğini almak irin) zevce müracaat eder. Şayet zevcin emriyle j tazmin etmezse, (kendisi teberru ettiğinden)  zevce müracaat etmez.  

Acele olarak verilmesi beyan edilen mehrin hepsini veya bâzısını verinceye kadar kadın için kendini eimâdan ve (kocası gitmek istediği zaman) seferden men etme hakkı vardır ve kadın için yine evden çık­maya ve (efendisi mehri muacceli vermedikçe müsaadesiz) sefere git­me hakkı vardır. Kadın onun için (yâni mehri muaccel verilmediği için) nefsini eimâdan men ederse, (kocasına) nafakasını vermesi de vacip­tir. Bu (kadının kendini kocasına teslim etmemesi) duhulden (zifafa girmezden) evvel keza (inıam'ı Azam «R.A.» a göre) duhulden sonra da böyledir [194]. îmameyn (Ebû Yûsuf ve Muhammed R.A.) çocuk ve deli olmadığı müddetçe duhul kadının rız&siyle olanda muhaliftirler. Eğer mehri muaccelin miktarı beyan olunmadıysa| urfen mehri mislin acele edileni gibi takdir olunur, ancak dörtte bîr ve onun £İbi takdir olunmamak şarttır. Mehrin hepsi sonraya bırakılırsa, kadına kendisini (efendisine) teslim etmeme hakkı yoktur [195]. İmam'ı Ebû Yûsuf (R.A.) için muhalefet vardır, Mehri muacceli efendisi kadına verdiği vakit, se­fer müddetinden az olan yerden dilediği yere kadını kocasının götürme hakkı vardır. Zahir rivayette kadını (mehrini verdikten sonra) kocasının sefere götürme hakkı vardır denildi. Fetva ise, birincinin üzerinedir.

Eğer. (karı koca) her ikisi (nikâhdan sonra) mehrin miktarında ih­tilâf ederlerse, kadının sözü mehri misil veya mehri misilden çok oldu­ğu takdirde söz (yeminle beraber) kadısın sözüdür. Şayet mehri misil veya daha azı zevcin (kocanın) dediği gibi ise, söz (yeminle beraber) kocanın sözüdür. Eğer mehri misil kan ile kocanın dediklerinin arasın­da olursa her ikisine de yemin ettirilir (şayet biri cekinirse, yemin eden söz sahibi olur. Her ikisi de yemin ederse) raehri misil lâzım olur [196]. Duhulden (zifafa girmezden) evvel talâk halinde iken (konuşulan meh­rin miktarında kadın ile efendisi ihtilâf ederse), müt'anın miktarı ka-dının dediğinin yarısı veya daha çok olursa* söz kadınındır.

Mut1 anın miktarı, zevcin dediğinin yarısı veya daha azı kadar olur­sa söz zevcindir. Eğer ikisinin sözünün arasında olursa, yemin ettirilir­ler ve müt'a lâzım olur. İmara'i Ebû Yûsuf (B.A.)'a göre duhulden ev­vel ve sonra söz zevcindir. Ancak (zevç) mehir olarak bilinmiyen şeyi söylerse, söz kadınındır. Karı ve kocadan hangisi şahit diker ve isbat edejse onunki kabul olunur. Eğer her ikisi (zevç ve zevce) isbat eder­lerse söz kadının olduğu zaman zevcin isbatı daha evlâdır ve söz zevcin olduğu zaman isbat (ve delil) zevcenin olması daha evlâdır. Eğer (ko­nuşulan mehrin) aslında (zevç ve zevce) ihtilâf ederlerse, mehri misil vacip olur.

İkisinden (zevç ve zevceden) birinin Öİümü (her cihetten) hayat­ları gibidir. Duhuldan (zifafdan) sonra her ikisinin ölmesi ânında verese (konuşulan mehrin) miktarında ihtilâf ederse, tmam'ı Azam (E.A.)'a göre söz zevcin veresesinindir ve az olan şeyden istisna edilmez. İmam'ı Muhammed (E.A.)'a göre hayattaki gibidir. Eğer (vereseler) mehrin (konuşulup ve konuşulmaması şeklinde) aslında ihtilâf ederlerse, İma-meyne göre mehri misil vacip olur ve Fetvada bununladır. İmam'ı Azam'a göre söz mehrin konuşulmasını inkâr edenindir ve bir şey de vacip olmaz [197]

Eğer (zevç) ona (zevceye) bir şey gönderse, zevce de bu (gönderilen şey) hediyedir dese ve zevç  (cevap olarak)  mehirdir dese, yemek için hazırlananlardan başkasında söz zevcindir ([198]

Zimmî (erkek) zimmîye olan fkadın) veya harbi (erkek) Lâ.bi.yt-olan (kadını) orada (dâri harb olan küffar memleketinde) ölü lâşe mo-kabilinde veya mehirsiz nikâhlasa ve bu şekilde nikâh onların dininde caiz de olsa, kadın için (mehir ve saireden) bir şey alması yoktur. İma-meyn (Ebû Yûsuf ve Muhammed R.A.) ister kadın cima olunsun, ister dmâdan evvel talâk verilsin ve ister ikisinden biri ölsün muhalefet edi­yorlar.

Eğer (zîmmi zimmîyeyi) muayyen şarap ve hınzır mukabilinde nî-kâhlasa, sonra,her ikisi veya birisi (söyleneni) kabzetmeden müslüman olsa, kadın için onu (tâyin edileni) alma hakkı vardır. Eğer (hınzır ve şarap) tâyin edilmiş olmaz, (ve mutlak olarak şarap söylenirse), bu takdirde şarabın kıymeti (ve mutlak hınzır söylenirse) hınzırda mehri mi­sildir. İmam'ı Ebû Yûsuf'a göre, her iki cihette de (muayyen ve gayri muayyende) mehri misildir. İmam'ı Muhammed (R.A.)'a göre her iki­sinde de kıymetidir. Duhulden (zifaftan) evvel talâk halinde mehri misli vacip kılan kimseye (Ebû Yûsuf R.A.'a) göre, müt'a vacip olur ve kıy­meti vacip kılan kimseye   (Muhammed'e)   göre,  kıymetin yansıdır. [199]

 

Kölenin  [200]Nikâhı Babı

 

Efendinin (ağanın) izni olmadan ümnıü veled, bedeli kitabet, mü-debber, Câriye ve kölenin nikâhı (ağanın iznine bağlı olarak) durur. Eğer efendi izin verirse, (nikâh) sahih olur Eğer kabul etmez reddeder­se, (nikâh) bâtıldır [201]. Efendinin «talakı rıc'i ile boşa» sözü (nikâha) izindir (zira ric'î talâk nikâha bağlıdır). Fakat «onu boşa ve ayrıl» sözü izin değildir. Eğer (yukarıdakiler) efendinin izniyle nîkâhlantrlarsa, me-hir onların üzerinedir.

Mehiri ifa etmesi için köle satılır. Müdebber ve mükâteb çalışırlar, (mehir için) satılmazlar. Efendinin köleye nikanlanmasına izni, nikâhın sahih ve fasidine şâmildir. Eğer nikâhı fasitle (köle) nikâhlansa ve cima etse, mehir için satılır ve efendinin izni bunnnla (nikâhı fasitle) tamam olmuştur. Hattâ bundan sonra caiz (ve sahih) nikâhla nikâhlansa, efen­dinin iznine bağlı olarak durur.

Eğer (efendi) borçlu ve kazanmaya izin verilmiş kölesini eviendi-rirse, (nikâh) sahih olur. O (kadın), mehri mislini almada alacaklılarla beraberdir. Bir kimse, cariyesini (başka birine) nikâhla verse, ona (cari­yesine) mesken hazırlaması lâzım değildir, (cariyenin zevci) imkân bul­duğu zaman cima eder ve zevcin üzerine cariyenin nafakası da lâzım değildir. Ancak (cima etmek için) mesken hazırlamak vardır. O (mes­ken), câriye ile zevcin arası zevcin evinde yalımzhk olması ve câriye ile zevcin arasında hizmetinde olmaması Iâzımdır(zira İkisinin arası ya-lmiz bırakılması gerekir).

Eğer (efendi) câriye için mesken hazırlar sonra da rucû ederse, (söz ve hareketinde rucûu) sahihtir ve (efendinin rucûu ile zevcden) nefaka sakıt olur. Eğer efendinin isteği olmadan câriye hizmet ederse, zevcden cariyenin nefakası sakıt olmaz. Eğer (efendisi), cariyesini baş­kasına nîkâhlasa sonra duhulden (zifaftan) evvel cariyesini öldürürse, mehir sakıt olur. Hürre kadın kendini (nikâh kıyıldıktan sonra) zifaf-dan evvel öldürürse, (cariyeye) muhaliftir, (yani hürre kadının mehri kendini öldürmekle sakıt olmaz).

Cariyeden   (cima  anında)   meniyi   dışarıya   attırmakta  izin   ( imamVÂzam  (R.A.)'a göre) efendi   (ağa) içindir, tmameyne göre  (ij: niyi dışarıya attırmak iznini verme hakkı)  câriye içindir [202]

Eğer câriye veya mükâtebe ağanın izni île  (kendini) tezevvüç etse sonra azat olunsa, zevci, hür erkek olsun, köle olsun nikâhı feshetmede câriye için muhayyerlik vardır. Eğer ağanın izni olmadan tezevvüç eder (nikâhla  birine   varır)   ve  sonra   azâd   olunursa,   (nikâhı)   sahih   olur. i Keza köle de böyledir, (yâni ağanın izni olmadan evlenir ve sonra azâd olunursa, nikâh sahihtir) ve câriye için muhayyerlik de yoktur, (câriye)! azâd  olunmazdan   evvel   cima  olunursa,   konuşulan   mehir   ağa  içindir, j Câriye azâd  olunduktan  sonra cima olunursa,   (konuşulan  mehir)   câ-i riye içindir.                                                                                         

Bir kimse oğlunun cariyesini vat (cima) etse ve çocuk doğduğunda! (baba) o çocuğun kendinin olduğunu iddia etse, çocuğun nesebi ondan-(babadan) sabit olur ve dâva eden, kimseye (babaya) cariyenin kıyme-

tini vermesi lâzım olur, cariyenin nıehri ve cariyenin çucuğunun kıy-metüâzım değildir. O (câriye) cima edenin ^uçuğunun annesi olur ve dede ve baba öldükten sonra baba gibidir.

Baba ölmeden evvel dede, baba gibi değildir. Eğer bîr kimse cari­yesini babasına nikahlarsa, caizdir ve cariyenin mehri babasının üzeri­nedir, kıymeti değildir. Câriye çocuk doğurursa, çocuğun annesi olmaz ve o  (cariyenin çocuğu) akrabalık  (baba oğul karabeti)  sebebiyle hürdür.

Hürre kadın (köle olan)zevcinİ ağasına bendenbin (lira) karşılı­ğında zevcimi âzad et dese ve ağa da onu istese (köleyi de âzad etse), nikâh fasit olur ve bin (lira) mn verilmesi lâzımdır, âzad olunan zevcin varislik hakkı içindir ve eğer (hürre kadın bin lirayı verirken) bin lira ile kölenin âzad edilmesini keffâretine (keffâreti savm, keffâreti katil gibi keffâretleri olur ve birine) niyyetederse, sahihtir. Kadın («azâd et» derde) bin (lira) yi söylem ezse, nikâh fasit olmaz ve veraset hakkı da ağa içindir. İmam'ı Ebn Yûsuf (R.A.) muhaliftir.

Ağa için kölesini ve cariyesini nikâhlamaya cebretme khakki vardır, (hür olanlara mülhak olduğundan) mükâteb ve mükâtebeyi cebrede-mez. [203]

 

Kâfirin Nikahı Babı

 

Bir kâfir, (kâfire bir kadını)  şahitsiz veya başka kâfirin iddetinde nikâhlasa ve bu nikâh onların (kâfir erkek ve kfire kadınların) dinlerinde caiz olsa, sonra bunlar Müslüman olsalar bu nikâh üzerine (kâfirler iken kıyılan nikâhları üzerine) ikrar olunurlar. İmameyn (Ebû Yûsuf ve Muhammed  (R.A.)  iddet halinde kıyılan nikâha muhaliftirler [204]

Eğer mecnsi mahremini (kız kardeşini, halası ve sairesini) nikâh-lasa, sonra her ikisi veya birisi Müslüman olsalar, aralan tefrik olu­nur [205]. Keza her ikisi bize (biz Müslümanlara) müracaat ederlerse, yine böyledir (yâni araları yine tefrik olunur). (Ayrılmaları için) jbjirinin müracaatı ile (İmam'ı Âzam (R.A.)'a göre) tefrik olunmaz, (eğer ayrıl-mak için hiç müracaat yapılmazsa, bu takdirde yirie araları tefrik olun­maz), tmameyn için birinin müracaatı (takdirinde) muhalefet vardır [206]

Küçük çocuk,, eğer ana ve babasından biri Müslüman ise veya biri Müslüman olursa, (o çocuk Müslüman olan ebeveynine tebeari) Müslü-nıandır. Eğer  (o çocuk)  ehli kitab ile mecûsi arasında   (yâni baba ve anasından bîrinin kitabî, diğerinin mccûsi olması hasebiyle bunların ço­cukları) olsa, kitabidir [207]

Eğer kâfirin zevcesi veya mecûsi kadının zevci Müslüman olursa, diğerine (Müslüman olmayana) İslâm arz olunur. Eğer kâfir olan zevç Müslüman olursa, o (Müslüman olan zevce) Müslüman olan zevcindir. Şayet Müslüman olmazsa aralan tefrik olunur [208]. Eğer zevç Müslüman" olmaktan çekinirse, ayrılık talâktır. İmam'ı Ebü Yûsuf (R.A.) (ayrılık talâk değildir diyerek) muhalefet ediyor. Eğer kadın Müslümanlıktan kaçınırsa, bil ittifak talâk  değildir  [209]  Eğer   (zevcin)   duhulünden   (zifafa girmesinden) sonra kadın Müslüman olursa, kadırt için mehir hakkı vardır. Şayet kadının Müslümanlığı zevcin duhulünden evvel olur ve zevce de tslâma girmekten çekinirse, mehrîn yarısıdır. Eğer o (mecûsi er­kek ve kadının veya kitabî olan erkek ve kadının) İslama girişleri on­ların memleketlerinde (dâri harbde) olursa, diğerinin İslama girmesinden evvel (kadın) üç hayız görünceye kadar aralarında aynilik vâki olmaz.[210]                                                   

Eğer kitâbJyenin (gayri müslim kadmm) zevci Müslüman olursa, nikâhları (daha evvel Müslüman olan erkeğin gayrî müslim kadını al­ması sahih olduğundan kâfir:olan İcadın ve erkeklerin nikâhlı iken er­kek olan kâfirin Müslüman olması ile de nikâhları) bakidir [211]. iki mem­leketin birine muhalif olması (meselâ: Birisinin darı -İslâm, diğerinin dâri küfür memleketlerinden olması) ayrılığa sebeptir. Esirlik ayrılığa sebep değildir. Eğer (zevç ve zevceden) birisi bize (biz Mü.s!üman!ara) Müslüman olarak çıksa veya esir (sürgün) olarak çıkarılsa, aralarında ayrılık vâki olur. Şayet her ikisi (zevç ve zevce) beraber esir olunursa, aralarında ayrılık vâki olmaz.

Bir kadın bize (bizim İslâm memleketlerimize) hicret ederse, ara­larında ayrılık vâki olur ve kadm üzerine iddet beklemekte (İnıam'i Â-zam  (R.A.)'e göre) yoktur. İmameyn için muhalefet vardır.

Zevç ve zevceden birinin irtidâdi (dinden çıkması) derhal nikâhı fe­sihtir (talâk âeğildir) [212]. İmam'ı Muhammed (R.A-)'e göre erkeğin irtidâdı talâktır. Vat (cima) edilen kadın için mehrin tamamını almak vardır ve ondan başkası (cima edilmeyen kadın) için erkek irtidât eder­se, mehrin yarısı vardır. Eğer kadın İrtidât ederse, kadın için hiç bir hak yoktur.

Eğer (zevç ve zevce)her ikisi beraber irtıdât ederler ve beraber Müslüman olurlarsa, aralarında ayrılık vâki olmaz. Eğer arka arkaya Müslüman olurlarsa ayrılık vâki olur.

Mürted (erkek) ve mürtedde (kadm) in Müslüınandan olan bir kim­seyi nikahlaması sahih olmaz. [213]

 

Zevceler Arasında Adalet Babı

 

(Zevcelerin arası) kasimde, (zevcin) gecelemek suretiyle adalet yap­ması vacîbdir [214]. Vat'ı (cima) da adalet şart delildir ve bu adalette, bâkire, dul, yeni, eski, Müslüman ve kâiire (kadın) müsavidir[215]. (Nikâh­lı) câriye, mukâtebe, müdebbere ve tJmınü veled için Hürre (kadının) hakkının yansıdır. Sefere gitmekte (kadınlar) arasında müsavi hakka riayeti yoktur. Binaenaleyh zevç dilediği zevce  (hanım)  ile sefer eder.

 (Eş kadınlar arasında) knr'a (çekmek veya atmak) daha sevimlidir [216]. Eğer kadın diğer eşme sıra ve nöbetini "hağışlasa, sahih olur ve nö­betini bagişhyan kadın için  (sözünden)  dönme hakkı da vardır. [217]

 

Süt Emme Bahsi [218]

 

O (Emmek), zamanı mahsusta kadının memelerinden çocuğun (ağ­zından ve burnundan) emmesidir ve emmenin hükmü, emişine zamanın­da az (velev bir yudum veya bir damla olsun) ve çok emmekle sabit olur. Emme müddetinden sonra emme sabit olmaz [219]. O  (Emme müddeti), (tmam'ı Âzam'a göre), iki sene ve senenin yarısı   (iki  buçuk tmameyne göre, iki senedir [220].

Binaenaleyh nesep cihetinden haram olan şey emişine ile de ha­ram olur [221]. Ancak süt oğlunun; nenesi, kız kardeşi, halası ve süt oğ­lan kardeşinin veya kız kardeşinin anası veya süt amca veya süt hala veya .sut dayı veya süt teyzesinin annesi haram olmaz [222]. Ve yine nm süt oğlunun oğian kardeşi kadın için haram değildir. Diğer istisnaları bunun üzerine kıyas et [223]

Bir adama sut oğlan kardeşinin Rada (emişme) den ve nesepten olan kız kardeşini nikahlaması heJâl olur. Babadan olan bir oğian kar­deş gibi ki, onun için oğlanın annesinden kız kardeşi vardır. İşte , o kız kardeş babasından  bir oğlan kardeşine  helâl olur [224]                  

Bir memeden emen İki kimsenin aralarında heiâüilc (yâni kan koca ve emsali nikâh hükümleri caiz) olmaz, velevki emişme zamanları muhtelif olsun (yine nıkâhlanmalan caiz olmaz). Emenle emdirenin çocuğu ve­levki batın batın aşağı olsun nikâhlanmaları helâl olmaz [225] Kadının sütü kendisinden olan kocasının çocuğu İle İcadının ço"îı^u arasında (ni­kâh) helâl olmaz.

İst* o  (zevç), emenin babası, oğul; oğlan kardeşi, kızı; kız k oğlan kardeşi emenin dayısı ve kız kardeşi de halasıdır [226]

Eğer küçük oğlan ve kız koyundan veya erkek adamdan emerlerse, aralarında haramlık sabit olmaz. Kadının sütü ile arkadaş şırınga ya­pılmakta da haramlık sabit olmaz [227]

Bakire ve ölü kadının sütü do (emişinede) haram kılıcıdır[228]., Ke-jza küçük çocuğun burnundan kadının sütü damlatılır ve çocuğa yutturulursa, yine haram kılıcıdır. (İmam'ı Âzam'a göre) yemekle karışmış kadın sütü haram kılıcı değildir. Süt taamdan fazla olduğu zaman İma-meyn için muhalefet vardır [229]

Eğer kadının sütü su, ilâç veya koyuu sütü ile karışırsa, karışanlar veya kadının sütünden hangisi galip (fazla) olan itibar yine galibedir [230].

İmam'ı Muhammedi   (R.A.)  göre, haramlık her iki kadının sütüne de taallûk eder [231]

Eğer bir kadın (küçük eşini emme zamanında) emdirirse, (süt kızı ile annesini cem etmek olacağından) her ikisi de (kocaya) haram olur­lar. Eğer büyük eş vat (cima) olunmadı ise, onun için mehir yoktur, küçük eş için mehriiı yarısıdır. Ve zevç, eğer (küçük eşin) nikâhlı oldu­ğunu bildiği halde büyük eş emdirdi ve nikâhın fasit olmasını kast etti ise küçük eş için.verdiği melıri almak üzere büyük eşe müracaat eder. Eğer büyük eş küçük eşin nikâhını bilmez veya açlık ve helaki gidermek için emdirdi veya emdirmenin nikâhı fasit kılacağını bilmez ise, zevç küçük eşe verdiği mehir için büyük eşe müracaat edemez ve bu husus­ta söz o emdiren büyük eşin sözüdür [232]

Emişme,   (şahit ve emsali   «ibi  şeylerle  sabit olması  bakımından) malın sabit oldnğu şeyle sabit oiur [233].                                       

Eğer bir adara, şu kadın benim süt kız kardeşimdir (veya annem, kızımdır) dese, sonra da hata ettiğim iddia etse, tasdik olunur [234]

 



[1] Bu cümleden şunu anlamak gerekir: Katır, eşek ve erkek at ticaret için alınır ve satılırsa, bedellerine zekât farz olur.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd'in, ticaret niyyeti ile satın aldığı beygirlerin kıymetleri nisa­ba baliğ olup üzerlerinden bir sene geçse, o beygirler için Zeyd üzerine zekât vacip olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  FEYZİYE, 15

Zeyd, ticarete niyyet etmeksizin binmek ve kullanmak için birkaç at satın alıp üzerinden bir sene geçmiş olsa, o atlar için Zeyd üzerine zekât vacip olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz.  ALİ EFENDİ,  14

Bu fetvada ticarete niyyet olmamak kaydı vardır. Binaenaleyh ko­şu müsabakalarına katılmak ve kâriyle satmak için alınırsa, ticaret kasdı olduğundan böyle alman atlara senesini doldurunca bedellerine zekât vacip olur.

[2] Yâni deve, sığır, koyun ve keçi yavrularına zekât vacip olmaz. Fakat bunların içinde bir seneyi doldurmuş olanları olursa,  bilittifak vacip olur, hatta bunlardan meselâ: Otuzdokuzu kuzu olsa bir tane de koyun olsa, imam'ı Âzam'a göre bir koyun zekât olarak verilmelidir, imam'ı Ebû Yûsuf'a göre ise, kuzulardan bir tanesi verilmelidir.

imam'ı Şâfi'i Hazretleri de imam'ı Ebû Yûsuf'un görüşüne kaildir.

[3] Beslenen hayvanlar deyince, evde sütlük ve geçim için besle­nen hayvanlardır. Yoksa ticaret için beslenen hayvanlara zekât farzdır.

[4] Yâni  zekâtı verilmesi  lâzım  olan  mal  sene  sonunda  zekâtını vermeden, yangın, hırsız ve emsali gibi sebeplerle kaybolur ve elde bir şey kalmazsa, zekât sakıt olur.                                       

İLGİLİ FETVA                                 

Zeyd, malının zekâtını vermeyip malı helak olduğunda o malın ze­kâtı Zeyd'in zimmetinde borç olmayıp malın helaki sebebiyle Zeyd'den sakıt olur mu?...

ELCEVAP... Olur.    İBNİ NÜCEYM, 19

[5] Burada şu hükümler de zikredilmiştir: Halktan alman vergileri sahipleri zekâta sayabilir mi, yoksa sayamaz mı?

Fukahânm ve şeyhülislâmların cevazına dâir verdikleri fetvaların zamanında sarfiyat ve giden yerler belli olduğu gibi, fakirler ve yetim­lere ait sarfedilen şekiller mevcuttur, şimdi ise gider yerleri nazara alı­nırsa insaflı ve mes'uliyet duygusuna sahip olanlar kendisini aldata­rak fukahânın hakkını kendi malının içinde bırakıp mahvolmasına se­bep olamazlar.

Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/226-228.

[6] Bütün ticaret mallarının ve diğer zekât mallarının kıymetleri altın ve gümüşün nisabına takdir edilirler ve zekât bu takdir gereğin­ce verilir. Miskâl ve dirhemin şer'î ölçülerini de bilmek faydalı olur.

İLGİLİ FETVA

Şer'i dirhem arpadan kaç kırattır ve miskâl kırattan ne kadardır?...

ELCEVAP... Ondört kırat bir dirhem, beş arpa bir kırat ve yirmi kırat bir mıskaldır.   İBNİ NÜCEYM, 19

MİSKÂL :   Bugünkü gramla doksanalt-   '96)   gramdır.

DİRHEM : 3 gram 20 santimdir. Bir . -.3 gram 20 santim olur­sa, ikiyüz (200). dirhem 200 >< 3,20 = 640 ^rt.. ader. Gümüşün bir gra­mı 80 kuruş olduğuna göre 640 X 80 = 512 lira eder. Bu hesap 1967 deki gümüş fiatı iledir. Binaenaleyh zaman zaman değişebilir. Şu hal­de 512 lira, gümüşün nisap kıymetidir.

[7] Yâni altının miskâlini ve gümüşün dirhemini bulmak için ye­di miskâl altın on dirhem gümüşün ağırlığında olduğunu bilerek karşı­laştırmak ve bunların nisaplarını bu yoldan elde etmek gerekir.

[8] Bütün ticaret mail arma zekât düşer.  Binaenaleyh hah,  kilim, elbise, marangozların malları, ticaret için alman ve satılan binalara ve bunlara  benzer  bütün   ticaret   eşyalarının   bedelleri   tacirin   borcundan başka kalan mal yukarıda beyan edilen altın ve gümüşün nisabını tutar ve üzerinden bir sene geçerse, alış ve maliyet fiatmdan hesaplanır, ze­kâtı-verilir.

ILGiLt FETVA

Zeyd, kifayet miktarından ziyade kıymetleri nisap miktarım tutan elbiselere mâlik iken üzerinden bir sene geçip lâkin Zeyd ticarete niy­yet etmese, o elbiseler için Zeyd'e zekât vacip olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz.  ALİ EFENDİ, 14

Dikkat edilirse elbise ve emsali olan şeylerde zekât tealluk edip ve­rilmesi için ticarete niyyet etmek ve ticaret malı olması şarttır.

[9] Bu cümiede,  altın ve  gümüşten  yapılmış her şeye  zekât lûk ettiğini ve bunların miktarı nisaplarını doldurduğunda zekâtlar verilmesi lâzım olduğunu beyân etmektedir.

İLGİLİ  FETVALAR

Zeyd, ikiyüz dirhemden fazla gümüşten kâse ve. çanağa mâlik dhlp. mülkünde iken üzerinden bir sene geçse. Zeyd'in üzerine zekât vâcıp olur mu?...    '

ELCEVAP... Olur.    İBNİ NÜCEYM. 19

. . Hind'in (kadının), kullandığı altın ve gümüşten yapılmış olan bile­zik ve kuşaklan için üzerinden bir sene geçtikten sonra zekât lâzım olur mu?...

ELCEVAP... Olur.   NETİCE. 17

Kadınların zinet olarak takındıkları inci. yakut ve zümrüt gibi şey­ler için zekât verilmesi vacip olmaz. Ancak bunların ticaretini yapan kimselere ticaret malı olarak alışverişte bulunduklarından zekât verme­leri vacip olur.

Zeyd. kıymetleri nisap miktarına ulaşan inci ve yakuta mâlik iken üzerinden bir sene geçip lâkin ticarete niyyet etmese, Zeyd e o inci ve yakut için zekât vermek lâzım olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.  ALİ EFENDİ, 14

Zînet olarak takılanlar: Meselâ kadınlara mubah olan tarak, ke­mer, bilezik, yüzük ve altından saat kordonu gibi şeylere hatta mubah olmadığı halde erkeklerin altından saat kösteği, gömlek düğmesi, altın, yüzük ve diğer kullandıkları altın eşyaları zekât nisabnıa katılır ve-ze­kât vacip olur.

[10] Yâni sene içinde ve sene sonunda mevcut olan malın cinsinden herhangi bir sebeple artma ve istifade edilirse, onlar da eski mala ka­tılır ve zekâtı verilmesi vacip olur. Meselâ : Koyun ve keçi bir cins. sı­ğır ve camız bir cins. altın ve gümüş birbirine ilâve edilen bir cinstir.

Hatta ticaret malından olan eşyaların  bedelleri  de  altın   ve  gümüşün nisabına ilâve edilir.

[11] Yâni zekât nisap miktarı olan rnal. senenin ihtidasında ve so­nunda mevcut olup, senenin ortasında noksanlassa. bu noksanlasma za­rar vermez. Senenin basında ve sonunda nisap miktarı mevcut  olduğu İçin zekât vacip olur.

[12] Yâni nisap miktarı malı olan kimse birkaç senenin zekâtını ve­ya fazladan olarak birkaç nisabın zekâlını vakti gelmeden ödese, o se­nelerin zekâtını ödemiş olur. Meselâ :   Nisaba malik olan zengin kimse beş senelik zekâtını bir senede verirse sahihtir.

[13] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/229-232.

[14] Harbî :   Ehli iKtap ve kâfir olan kimse, milleti ve devlet reisi lıfir, ehli kitap olan beldeye tâbi  (yabancı tebâalı)  olana denir.

[15] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/233-234.

[16] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/235-236.

[17] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/238-239.

[18] Zekâtın verilmesi caiz olan  kimseler metinde  zikredildiği gibi bu hükümleri Kür'an'i Kerim meâlen  şöyle beyan etmektedir :

«Sadakalar [zekâtlar) Allah'daıı bir farz olarak ancak fakirlere, miskinlere, (sadakaların) üzerine memur olanlara, kalbleri (Müslüman­lığa) alıştırılmak istenilenlere, kölelere, esirlere, {borcundan fazla ni­sabı olmayan) borçlulara, Allah (C.C.ı yolunda (harcamaya) ve yol oğluna (yâni memleketinde zengin bile olsa meşru bir maksat için se­ferde giderken muhtaç kalmış yolculara) mahsustur. Allah (C,C.) hak­kıyla bilendir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.» Tevbe Sûresi. Âyet: 60.

[19] Zeyd,  fakir oian  Amr'e   «.malımın  zekâtıdır»   diye  bir  miktar para verse ve o da eline alsa, Zeyd bir zaman sonra Amr'e (zekât veri­lene)   incinmekle  donup o  zekât  diye  verdiği  parayı  Amr'den  almağa kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz  (zira para fakirin olmuştur). FEYZİVE, 15

Zeyd'e malının zekâtını kardeşi fakır Amr'e vermesi caiz olur mu?..

ELCEVAP... Olur.    TEVZİYE, 15

Zengin olan Zeyd, kardeşi olup  kâr ve  kazanca kadir  olan  fakir Amr'e malının zekâtım vermesi oâiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olur.  ABD1RRAHİM,  20

Zeyd'e, malının zekâtını fakir olan dayısı Bekir'e vermesi caiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olur. B^HCE,   31

Zeyd, malının zekâlı olan şu kadar parayı fakir olan An .'e ver di­ye Bekir'e verip Bekir de Amr'e verse, sonra Zeyd nadim ol p o para­yı Bekir'e tazmin ettirmeye kâdır olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFENDİ, 15

[20]  (Amil :   Zekât toplamak için vazifelendirilen ve  toplayan kim­seye denir. Binaenaleyh bu kimse zengin olsa dahi çalıştığı ve topladığı nisbetinde bir miktar zekât alabilir, caizdir.

[21] Kur'an'ı Kerimde «Ğârimin>. kelimesinin hükmünü izah etmek­tedir. Hatta birçok fukaha borçluya zekât vermek daha afdaldır, demiş­lerdir.

İLGİLİ  FETVALAR

Zeyd,  malının zekâtından  nisabıan  fazla  olan  şu  kadar  parayı  o kadar borçlu olan Arar'e borcunu eda etmek için verse, beis var mıdır?... ELCEVAP .. Yoktur.  BEHCE, 32

Zeyd, şu kadar parayı borçlu olan fakir Amr'e raf.' ^--kâtından o kadar para verip, Amr de o parayı borcu için

lımn zekâtından o kadar para zekât vermiş olur mu —

ELCEVAP      Olur.    BEHCE, 33

Bu fetvadaki hüküm beyan ediyor ki, faldı olan kimseden alacağı olan kimse alacağını gıyaben zekâta sayamaz. Eline zekâtını verir, o fakir de borcunu ödemek üzere geri verir. Ancak verilen mal fakirin elinde veya evinde mevcut olursa, bu takdirde gıyaben zekâta sayılır. Zira zekâtın sıhhati için şart olan temlik etmek (fakirin eline vermek)tir.

[22] Zikredilen bu  hükme  din  ve  îman  yolunda tahsilde  bulunan, Allah (C.C.) yolcusu îmanh fakir talebelere ve öğretmenlerine zekât ve­rilmesi caiz olduğu ve hatta birçok zekât ehline bunları tercih etmek daha sevap olur.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd'in, hadis, fıkıh ve edep kitaplarının kıymetleri nisap "miktarı­na erişen kitaba veya musannnıfın telif ettiği kitaptan iki nüsha bu­lunup ticârete niyyet etmese, Zeyd'e o kitaplar için zekât vermesi va­cip olur mu?

ELCEVAP... Olmaz.

Bu suretle Zeyd, hıfz ve tedris  (Okuyup ve okutmak I  için o kadar kitaba ve tashih için iki nüshaya  muhtaç olunca, Zeyd'e zekât almak helâl olur mu?                                                                                      

ELCEVAP... Olur. BEHCE, 3İ

Talebe'i   Ulumdan   olmayıp   asıl   ihtiyacından   fazla   nisap   miktarı mala mâlik olan Zeyd'e zekât almak helâl olur mu?

ELCEVAP... Olmaz.  NETİCE, 18

Bu fetvadan şu hüküm anlaşılmaktadır: îlim tahsilinde bulunan kimsenin nisap miktarı malı olsa dahi zekât alabilir ve caiz ise de ka­çınmak çok yerinde ve iyidir.

[23] Yani camiye, çeşmeye, yola. Hava Kurumu'na, hastahâne bina­sına ve her türlü hayır adı altında yapılan binalara zekât vermek caiz olmaz. Verilirse sahih olmaz. Zira zekâtta beyan edüen fakir kimselere temlik edip ellerine verilmesi veya onların ellerine geçmesi lâzımdır. Bunları aldıktan sonra bu yerlere bağışlarlarsa cevaz verilmiştir.

Dört mezhep sahibi müctehidler ittifak etmiş ve demişlerdir ki; ze­kâtı, mescidin binasının yapımına ve ölünün tekfin ve teçhizine vermejt caiz olmaz.  MİZÂNÜLKÜBRA, C. 2, 12

Bunlara zekâtın caiz olmadığına dört mezhep sahibinin ittifakı var­dır. Zimmîye ise, zekât vermek caiz değil, fakat sadaka vermek caizdir.

İLGİLİ   FETVA

Zeyd, zimnıî olan Amr'e sadaka verse, caiz oiup, Zeyd'e sevap olur mü?

ELCEVAP... Olur.   ÎBN1  NÜCEVM, 15

[24] Zenginin küçük  çocuğu babasının  zenginliğiyle zengin  sayılır.

Büyük oğlu ve kızı babalarının zenginliği ile zengin sayılmazlar. Fakat babası fakir olan küçük çocuğa veya babasına verilebilir.

İLGİLİ   FETVA                                        

Fakir olan Zeyd'in, almayı ve sahipolmayı idrak eden küçük oğ­lu fakir Amr'e zekât vermek caiz olur mu?

ELCEVAP... Olur.  NETİCE. 17

[25] Zira zekât malın kiridir. Binaenaleyh, Peygamber ve onun sü­lâlesi böyle kirli şeyleri almaya-ve verilmeye muvafık olamaz. Çünkü g ve sülâlesi pâk ve temizdir.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd'in âli Rasulullah'dan Amr'e malının zekâtını vermesi caiz o-lur mu?

ELCEVAP ..  Olmaz.  ABOtRRAHİM, 20

Sâdâttan (Seyit ve Peygamber sülâlesinden) olan fakir Zeyd'e ze­kât vermek caiz olur mu?

ELCEVAP...  Olmaz. ALİ EFENDİ, 15

[26] Bir kimsenin aslı: Babası, anası, bunların baba ve anaları ve yukarıya doğru sağ olan büyükbaba ve analardır. Bunların nafakasını evlâtlarının temin, edip bakmaları üzerine farz okluğundan yardım mal] şeklinde bakmak değil bizzat malının aslından ve nafakasından ayırıp bakmaları lâzımdır.

İLGİLİ   FETVALAR

Zengin olup üzerine zekât vacib olan Zeyd. malının zekâtını babası fakir Amr'e vermesi caiz olur mu ?

ELCEVAP...  Olmaz   ABDtRRAHÎM, 20

Zeyd, malının zekâtını babasının anası Hind'e verse caiz olur mu? ELCEVAP... Olmaz.  FEYZİYE, 16

Zeyd'in Müslüman karısı Hind'e, bir kilisenin fukara rahibelerine tasadduk etmesi caiz olur mu?

ELCEVAP... Olur.  ABDtRRAHÎM, 23

[27] Baba ve analarına evlâtlarının bakması ve nafakasını temin etmesi farz olduğu gibi evlâtlarına da zekât ve sadaka ile değil kendi nafakasından vermesi üzerlerine farzdır. Binaenaleyh kendi öz evlâtla­rına ve torunlarına zekât veremezler, fakat üvey evlâtlarına ve evinde

büyüttüğü fakir yetimlere verebilirler.  Evlâtlarının fakir olan  hanımı-, na (Gelinine) ve fakir olan efendisine  (Damadına)  verebilir.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd. hizmetkârlarına hizmetleri mukabilinde ediverdiği elbise ve verdiği harçlığı zekâta savsa caiz  olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz."   ABDURRAHIM,   20

üzerine zekât (vermek) lâzım ;>Irn Zeyd, yanında yetişen yetim ve fakir küçük Amr'e malının zekâtından yedirse ve giydirse, kifayet eder mi?...

ELCEVAP... EderİBNİ NİCEYM, 1«

Zengin olan, Zeyd'e, malının zekâtını hanımı Hind'in başka efendi­sinden olan fakir evlâtlarına vermesi caiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olur. İBNİ NtCEYM,   17

[28] Efendinin hanımına, hanımın efendisine zekâtlarını veremiyeceklerine dâir fetvalar verilmiştir. Binaenaleyh İmam'ı Azanün  görüşü müftâbihtir.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, hanımı Hind'i talâkı bâyinle bosadıktan sonra Hind'in iddeli bitmeden Zeyd malının zekâtım Hind'e vermesi caiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz.  BEHCE,  32

Hind, malının zekâtını fakir olan kocası Zeyd'e vermesi caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.   BEHCE VE NETİCE. 32-16

[29] Zeyd zekâtını karanlıkta Müslüman zanniyle Amr'e verdikten sonra Amr'in Yahudi olduğu meydana çıksa, Zeyd'e (zekâtın) iadesi lâ­zım oîur mu?...                                            

ELCEVAP...  Olmaz, kifayet eder.  İBNİ NÜCEYM, 18

[30] Fakir olan kimse borçlu olursa, borcunu karşılıyacak kadar verildiği gibi nisap miktarına varmıyacak kadar fazla da verilebilir. Şa­yet fakirin ailesi, çocukları varsa nisap miktarı vermekte beis yoktur.

Zeyd, malının zekâtını fakir Hind'i istemeden müsteğni olması için vermek mi af daldır, yoksa fukaraya tevzii mi?...

ELCEVAP... Hind'e vermek evlâdır (zira iffet ve namusu korumak vardır).

Bu surette Zeyd, malının zekâtını nisaba mâlik olmayan akıllı ye­tim Hind'e vermiş olsa, zekâtı edâ etmiş olur mu?...

ELCEVAP...   Olur,   ABDURRAHİM,   20

[31] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/241-246.

[32] Havâici Asliye = Asıl ihtiyaçlar;  bir senelik,  altı aylık veya bir rivayette bir aylık nafaka (yiyecek ve içecek), oturacak mesken (ev ve dükkân, mağaza ve benzerleri), yazlık ve kışlık elbise, san'at, alet ve edevatı, ev eŞyasi, binit İçin olan hayvanlar ve- emsali, kitap ve silâh ticaret için olmadığı zaman asıl ihtiyaçlardandır.

Kadınların cehiz için hazırladıkları eşyalar yukardaki gibi zaruri ihtiyaçlardan olursa hiç bir şey tereddüp etmez. Fakat ziynet için olan­lara zekât ve sadaka-i fıtır nisabını buldukları takdirde zenginden sa­yılırlar.       İBNİ ÂBİDİN

Işte bu asıl ihtiyaçlardan başka borcu da olmadığı takdirde nisap miktarı malı olursa, sadaka-i fıtır vermesi vacip olur. Aksi takdirde fa­kir olanlara vacip olmaz.

İLGİLİ   FETVALAR

Nisaba mâlik olmayıp fakir olan Zeyd'ın üzerine Sadaka-i fitır ver­mek lâzım olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz.    ALİ   EFENDİ,   21

Bir beldede karar eden Zcyd'in havâici asliyesinden faziası olma­yıp, ancak başka memleket veya şehirde kıymeti nisaba baliğ olan bir eve mâlik oîup ailelerinden oturmaya muhtaç olan annesi Hind'i o ev­de oturtsa, Zeyd'e sadaka-i fıtır ve kurban lâzım olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz.  BEIICE.  HH

[33] Zekât nisabına mâlik olan Zeyd üzerine sadaka-i fıtır ve kur­ban lâzım olur mu?...

ELCEVAP...   Olur.  BEHCE'DEN,   88

[34] Zeyd'e, hanımı  Hind'in   sadaka-i  fıtrini  vermesi üzerine  vacip olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz.    İBNİ NÜCEYM,   16

Zeyd, kendinin küçük evlâtlarının ve cariyelerinin sadaka-i fıtırlannı verdiğinde hepsini bir yere koyup vermek mi evlâdır, yoksa her bi­rinin fitrasını başka başka mı vermek evlâdır?...

ELCEVAP... Hepsini bir fakire vermek caizdir. ABDI'RRAHİM, 23

[35] Bu takdim-, beş on. senelik olsa yine sahihtir. Meselâ: Bir adam Ramazan girmeden veya bayramın-şafağı atmadan Ramaz&n'm ilk gün­lerinde sadaka-i fıtrini verebileceği gibi birkaç senelik fîtrayı vakti gel­meden de verebilir.            

Sadaka-i fıtır r fakirlerden başka yerlere verilemez. Yola. hastaha-neye. Hava Kurumuna, mescid ve camilerin yapımı için bina ve temel­lerin ve bunların emsali olan yerlere zekât ve sadaka-i fıtrin verilmesi caiz değildir. Zira zekât ve sadaka-i fıtır fukaranın hakkıdır.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd'e. sadaka-i fıtrim Ramazan girmeden evvel vermesi caiz olur mu?..,

ELCEVAP...   Olur.  İBNİ   NİCEYM,   16

Zengin olan Zeyd. hasta olmakta iftar etse, 'fıtra vermesi lâzım olur mu?...                                                   

ELCEVAP... Oiur.    FEYZİYE, 16

Sadaka-i fıtri üzerine vacip olan Zeyd. sadaka-i fıtrini vermek is­tediğinde bir sadaka-i fıtri fakirlerden birkaç kimseye vermek caiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz.      İBNİ  NtCEYM,  17

[36] Buğdaydan yarım sâ. Iraki sâ-1: Beşyüz yirmi dirhem verilir. Bir Irakî sâ  (1040)  dirhemi ser'i itibar olunur ki,   (910)   örfi dir-

heme müsavidir. O halde (o20) şer 'i  dirhemde (455) örfi dirheme mü­savi bulunur. «Küsurata bakılmazsa* (1040) şer'i dirheme (2.917) ki­logram; (1040) şer'i dirhemi de (3.333) kilogram eder. O halde (520) seri dirhem (1.45S) kilogram. (520) Örfi dirhem de (1.667) gram de­mektir.

Bir kilogram (357) şer'i dirheme ve (312) örfi dirheme müsavidir. Bir kilo miktarındaki bir şeyin, meselâ: Buğdayın fiatı faraza (80) ku­ruş olsa (1.667) kilogram miktarının fiatı ne eder? Bunu bulmak için (80)  kuruş,  (1.667}  ye çarpılır ve bunun fiatı anlaşılır.

Suret: (1.667X80 = 133.60) demekki, 133 kuruş 60 santim et­miş olur. BÜYÜK İSLÂM İLMİHALİ

Bu misal bir takdirdir. Binaenaleyh buğdayın ve diğer eşyaların fiatları zaman zaman değişmektedir. Hurma ve üzümün nisabı buna kıyas edilerek verilirse, elbette daha çok meblâğ tutar.

[37] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/247-250.

[38] Oruç İügatte, tutmak  manasınadır.  Şer'i ıstılahta ise. metinde  edilmektedir.

Itumazan'ı şerif orucu, Hicret'i Nebeviyeden bir buçuk sene sonra Şaban'ı şerifin onuncu günü farz kılınmıştır. Bunun farziyeti kitap, KÜnne.t ve icmâ-ı ümmetle sabittir. Kitabi İlâhide meâlen şöyle buyru-iuyor: «Ey îman edenler: Sizden evvelki (ümmet) lere yazıldığı (farz kılmdıp) jjîbi sizin üzerinize de oruç yazıldı. (Farz edildi)». Bakara Sû­resi, Ayet:  183.

Kasûiullâh   (S.A.V.)   Efenaımiz  dokuz   (9)   oruç   tutmuştur.   Onun. dördü yirmi dokuz ve beşi otuz olmuştur. Bir kavilde birden başkası ve diğer bir kavilde de ikisinden başkası yirmidokuz olmuştur.

KîtBÛlullâh'ın orucunda yirmi dokuz olduğu muhakkak olduğuna göre ayın yirmi dokuz çektiği ve orucun yirmi dokıız olduğu senelerde orucumuz noksan oldu demeye kimsenin hakkı yoktur. Otuz ve yirmi dokuz olarak tutulan  oruçla.  Kur'an'ı  Kerimdeki  beyan   edilen   bir  ay oruç tutulmuş olur.

[39] Bu hüküm orucun şer'i tarifidir. Binaenaleyh, oruç tutmaya ehil olan her müslümamn tutması farzdır. Meşru mazeret (hastalık. müsâfirlik gibi) olmadıkça orucunu alenen ve amelen yiyen kimselerin katline fetva verilmiştir.

İLGİLİ   FETVALAR

Ramazan'ı şerifte kasten ve  aşikâr iftar eder.  kimse,  dini  istihza etmiş olduğu için katli lâzım olur mu?...

ELCEVAP... Olur. İBNİ MiCEYM, 19

Zeyd R.amazanın gündüzünde özürsüz bilerek yese ve  içse, Zeyd'e ne lâzım olur?...

ELCEVAP... Katli meşrudur. ALİ EFENDİ, 21

[40] Ramazan orucunun farz olduğu sene ve zamanı îzâh edilmişti. Farz olduğu beyan edilen Müslüman ve mükellef kelimelerinden kâfire, çocuğa ve deliye farz olmadığını beyandır.   <-Edâexı>:-   kelimesi  Kur'an'ı Kerimdeki;  «Öyleyse içinizden kim o aya   {Ramazan ayına)   şahit  (ha­zır) olursa,  (müsâfir olmazsa)  onu   (Ramazan orucunu)   tutsun.» Hük­mü ilâhiyi beyandır. <• Kazaen» kelimesiyle de Kur'an'ı Kerimdeki: «Kim de hasta olur, yahut bir sefer üzerinde bulunursa o halde başka gUnler-de oruç tutmadığı gün sayısınca (orucunu kaza etsin).>- Bu mealde be­yan edilen hükmü ilahiyi beyandır. Bakara Sûresi. Âyet:  185.

[41] tmam'ı Şâfi-î merhum ise. Ramazan orucu için mutlaka gece­den niyyet etmek şarttır, diyor. Metindeki Hanefî görüşüne uygun fet­va şöyledir.

Zeyd, Ramazanda niyyeti geceden unutup gündüz zeval vaktinden evvel niyyet etse, orucu sahih olur mu?...

ELCEVAP... Olur. IBN1 NÜCEYM, 22

[42] Zahirî rivayet ve fetva böyledir.

Bir beldede Şabanın sonunda havada illet (bulut, duman ve saire) olduğunda Ramazan hilâli (ayın doğduğu) görülmeyip ancak belde ehâ-lisinden Zeyd (bir adam) ben gördüm diye şehâdet ettiğinde kadı (müfti ve vali) şahadetini kabul edip ertesi gün belde ehâlisi de oruçlu olup, lâkin otuz gün tamamında semâ açılıp Şevval ayı. (Ramazandan sonraki ayın ayı) görünmese, ertesi gün iftar etmek caiz olur mu?...

ELCEVAP... Bir gün daha orucu tutmaları lâzımdır. FEYZİYE, 22

[43] Bir cemaat Ramazan'ı şerif ayını görmekle İstanbul kadısı hu­zurunda şehâdet edip ve Ramazan'ı şerif sabit olup, İstanbul kadısı halka oruç ile emretti diye iki kişi halkı Ramazan ayını görmeyen Bur­sa kadısı huzurunda şehâdet etseler, bunların şehâdetleriyle Bursa ka­dısı için halkına oruç ile emretmek caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.   İBNİ NÜCEYM, 22

Bir belde halkı Ramazan ayını görüp yirmi dokuz gün oruç tutup ve diğer belde halkı da görüp otuz gün oruç tutsalar, yirmi dokuz gün oruç tutan halka bir gün kaza etmek lâzım olur mu?...

ELCEVAP...   Olur. iBNi  NÜCEYM,  21

[44] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/252-255.

[45] Keffaret : Bulunur ve kadir olunursa bir köle azat etmek, kö­le bulunmadığı zaman araya fasıla vermeden iki ay veya altmış gün arka arkaya oruç tutmaktır. Oruç tutmaya kadir olmayan kimse ise kadir olursa, altmış fakir doyurur.

İLGİLİ   FETVALAR

Üzerine keffâreti Savm lâzım olan Hind, Receb'i şerifin dördüncü günü keffaret için oruç tutmaya başlayıp ellialtı (56) gün oruç tuttuk­tan sonra Ramazan'ı şerif Sahil olup Ramazan'ı şerifte dört günde oruç­lu olsa, o dört gün Ramazan'ı şeriften sayılıp Hind'e o keffâreti yeni­den tutması mı lâzım olur yoksa keffârete sayılıp Ramazan'a şerifitf dört gününü kaza mı lâzım olur?;..

ELCEVAP...  O keffâreti yeniden tutmak lâzım olur. BEHCE, 40

Üzerine keffâreti Savm (Oruç keffâreti) vacip olup ve keffaret için oruca başlayan Hind, birkaç gün geçince hayız görmekle üç, dört gün iftar etse, ttiâbûu (arka arkaya tutulması! kesilip Hind'e keffâreti ye­niden başlaması lâzım olur mu?...

ELGEVAP... Olmaz. Lâkin Hiııd temizlendiğinde hayız özrü ile if­tar ettiği günlerin orucunu arka arkaya kazaya başlayıp ve tamamla­ması lâzım olur. Derhal bitişiğinde oruca başlamazsa, yeniden başlama­sı  lâzım  olur.  BEHCE,  40

Hayız kanının gelmesi tetabua mâni değil, fakat nifas tetabua mâ­nidir. Binaenaleyh nifas gören kadın keffâretine yeniden başlar.

Zeyd, bir Ramazan'ı şerifte gündüz birkaç gür. kasden özürsüz if­tar edip keffâretsiz birkaç iftar meydana, geldikten sonra Zeyd keffâ­ret tutmak istediğinde birkaç gün iftar için birer keffâret mi lâzım olur, yoksa hepsine birden bir keffâret kifayet eder mi?...

ELCEVAP.... Hepsine birden bir keffâret kifayet eder.

HİNİ KÜCEYM, BEHCE, 23-40

Keffâret tutan kimse, iki ay tutacaktır. Bu iki ay gök ayına naza­ran tutarsa 58 ve 59 gün de olabilir. Yâni gök ayı bu kadar çekerse o kadar tutmak kifayet eder. Böyle başlamazsa, 60 gün tutar.'

[46] Burada şârih fetâvâyı Semerkandîden şöyle naklediyor: Eğer oruçlu kadın, kocasını zorlar ve cima ettirirse, kocasına keffâret vacip­tir. Zira cima lezzet ve intişarla olur. Binaenaleyh bu sel :* hareket arzu ve istekle olabilir. Fakat sahih oîan kocaya keffâret vacip olmaz. Bu imameynin kavlidir ve fetva da bunun üzerinedir. Kocasını cimâya zorlayan kadına mutlaka keffâret vaciptir. Kadını kocası zorlar ve cima ederse bilittifak keffâret vacip değildir. Cimâda inzal şart değildir. Yâni kadına keffâret vacip değildir. Zorlayan erkeğe keffâret vaciptir.

İLGtLİ   FETVALAR

Zeyd, Ramazanın gündüzünde oruçlu iken ailesi Hind'e cima etse, Zeyd'e kaza ve keffâret lâzım olur mu?...

ELCâVAP...   Olur. BEHCE,  40

Zeyd, Ramazanın gündüzünde oruçlu iken livâta (erkeğin ve kadı­nın arkasından cima) etse, Zeyd'e keffâret lâzım olur mu?...

ELCEYAP...  Olur. 1BN1 NtİCEYM, 22

Oruçlu olan Zeyd'in, parmağı dübürüne giderse, yağ veya su ile ıs­lak olmayınca orucu fasit olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz.    İBNİ NÜCEYM, 20

Oruçlu olan kadın, parmağını fere veya dübürüne dâhil ederse, parmağı yağ veya su ile ıslak olmayınca orucu fasit olur mu?..,

ELCEVAP... Olmaz.  İBNİ NtîCEYM,

[47] Her türlü gıda ve devayı oruçlu kimse Ramazanın gündüzün­de oruçlu olduğunu bildiği ve hatırladığı halde yer ve içerse, oruca, fjji-sit olduğu gibi kaza ve keffâret lâzım olur.

İLGİLİ FETVALAR

Müslüman   olan  Zeyd,   Ramazanın   gündüzünde   oruçlu   iken    arzusu ile bilerek şarap içerse. Zeyd'e ne lâzım olur?...

ELCEVAP... Kaza, keffâret, içki haddi ve tâzir lâzım olur.

BEHCE;

Müslüman olan Zeyd, alenen Ramazanın gündüzünde oruçlu iken kendi arzusu ile kasden şarap içerse, Zeyd'e ne lâzım olur?...

ELCEVAP... Katlolunur (zira oruca hakaret etmiştir). BEHCE, 39

Ramazanın gündüzünde oruçlu olan kimse,  özürsüz kasden yemek, içmek veya cima ile orucu ifsad edip üzerine keffâret lâzım olduktan sonra o gün güneş batmadan evvel o kimsede iftarı mubah kılıcı meselâ; hastalık gibi Özür zuhur etse, bu adamdan keffâret sakıt olur mu?...

ELCEVAP...  Olur. BEHCE, 41

Ramazanın gündüzünde oruçlu olan Zeyd'i. kuduz köpek daladığmda Zeyd helak olacağına kendi ictihad; yahut Müslüman doktorun haber vermesiyle zannı galip hasıl olup ve onun devası aceleten köpeğin beynini yemek olmakla, Zeyd Ramazanın gündüzünde oruçlu iken kendini deva (tedavi) için köpek beynini'yese, Zeyd'e keffâret lâzım olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz. BEHCE, 41

Her ayın onuncu günü hayız görmek mûtadı olan Hind, Ramazan'ı şerifin onuncu günü oruçlu iken hayız günümdür diye iftar edip sonra o gün geçip hayız görmese, Hind'e ne lâzım olur?...

ELCEVAP...  Kaza ve keffâret.    BEHCE, 40

[48] Zira diğer oruçları bozmakla Ramazan ayına hürmetsizlik şek­li yoktur. Binaenaleyh Ramazan orucunun kazası ânında özürsüz iftar edilse dahi sâde kaza .lâzım olur, keffâret lâzım olmaz.                    

İLGİLİ   FETVA

Zeyd, Ramazanda bir gün özürden dolayı iftar edip sonra o günün orucunu kaza ettiği anda özürsüz iftar etse, Zeyd'e keffâret caiz oljjır mu?,..

ELCEVAP...  Olmaz. FEYZİYE,

[49] Zeyd. Ramazanın gündüzünde oruçlu iken dişi ağrımakla ağrı­sını  durdurmak  için  dişine  karanfil  koyduklar-  sonra orucu hatırında iken karanfil hataen boğazına dahil oiup yutsa, orucu fasit olup kaza­sı lâzım olur mu?...

ELCEVAP. . Olur.  ALİ EFENDİ, 22

Zeyd. Ramazanın gündüzünde oruç'u iken dişinin ağrısını durdur­mak için dişine karanfil koyduktan sonra hâsıl olan tükrük boğazına, dâhil olup lâkin karanfil dâhil olmazsa, orucu fasit olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFENDİ, 22

Bu fetva gereğince dişine başka ilâçlar koyduğunda ve dişini ma­cunla fırçalayıp yıkadığında macundan veya diğer konulan şeylerden bir şey oruçlunun boğazına gitmezse, oruca zarar vermez.

[50] Zeyd, oruçlu iken ihtikân (dübür-ünden şırınga) etse. orucu fa­sit olur mu?...

ELCEVAP...  Oiur.  FEYZİYE, 23

Zeyd. Ramazanın gündüzünde oruçlu iken istinca ettiğinde mübalâ­ğa etmekle cevfine (makadmdan midesine) su gitse, orucu fasit oî " mu?..

ELCEVAP...   Olur. ABDUflE*          

[51]Karnında veya dimağında yaraş: olup, ilâç konduğu sü^nan mi­deye veya dimağa varırsa, metinde geçtiği gibi imam'ı Âzam'a göre oruç fasit olur. îmameyne göre iftardan sayılmaz ve fâsiı de olmaz.

İĞNEYE ÂÎT BİLGİ

Bu hususu merhum Ömer Nasubi H »camız Büyük İslâm îlmiha-linde   şöyle  îzah buyurmuşlar :                           

Kezâlik : İçeriye veya dimağa kadar derin bulunan bir yaraya ko­nulan yaş bir ilâç, içeriye ve dimağa kadar nüfuz edince orucu bozar ve kazayı icabeder.

Bu mesele : «Mebsûtu serahsîde olduğuna nazarani» îmam'ı Âzam'a göredir. Bu esasa göre Ramazan'ı Şerifte gündüz vücuda yapılan iğne de orucu bozup kazayı müsteîzim olur. Çünkü bu, bir kerre oruçlunun kendi rızasiyle yapılmaktadır. Sonra da bu vücudun selâhma elverişli bulunmaktadır. İğne vâsıtası ile vücutta bir menfez açılıyor, ilâç tam içeriye akıtılmış bulunuyor. Artık ilâcın bu suretle içeriye gitmesi, suyun mesâmetten'içeriye nüfuz etmesi kabilinden sayılmaz.

Binaenaleyh derhal hayatî bir tehlike, bir zaruret melhuz olmayınca iğneleri iftardan sonra yapmak gerekir. İhtiyata muvafık olan da budur.

îrnameyne gelince, bu iki zata göre bir şey, hiîki bir meslekten içeri. girmedikçe oruç bozulmaz.-Çünkü oruç: «Hilkatten bir menfez, bir mes­lek olan bir uzuvdan bir şeyi içeriye götürmemek-suretiyle oları imsake­dir. Biz böyle bir imsak İle memuruz. Bu hususta arızî olan bir mesleğe, bir menfeze itibar olunmaz.

Binaenaleyh hâriçteki bir yaraya konulan ilâç. cevfe (içeriye) ka­dar gitse de oruca zarar vermez. Vücudun cildini yırtarak içeriye gidip gayıp olan bir demir, bir kurşun parçası hakkında da hüküm böyledir. Bu halde iğne ile de orucun bozulmaması lâzım gelir. Vaktiyle Fetvâha-ne'i Ali tarafından bu yolda fetva verilmiştir. Fakat herhalde ihtiyata riâyet edilmesi evlâdır.

[52] Oruçlu kimse, unutarak yemek orucu ifsâd etmez olduğunu ister bilsin ister bilmesin, orucum bozuldu zanniyle yemeğe devam eder­se, îmam'ı lÂzam'a göre oruç bozulur ve sâde kaza lâzım olur. Kusmak ânz olan kimsede orucum bozuldu zanniyle yerse, yine sâde kasa lâzım olur.

İLGİLİ   FETVA

Zeyd, Ramazan'ın gündüzünde kendi sun'u olmaksızın kusmak arız olup orucu fâsid oldu zanniyle yese, Zeyd'e yalnız kaza mı lâzım olur yoksa keffâret .de lâzım olur mu?...

ELCEVAP... Yalnız kaza lâzım olur. BEHCE, 38

Zeyd, Ramazanın gündüzünde oruçlu iken ailesi ile oynaşıp yaklaş­madan inzal vâki olmakla yalnız inzal (meninin gelmesi) iftar edicidir zannedip bilerek yese, Zeyd'e yalnız kaza mı lâzım yoksa keffâret de lâ­zım olur mu?...

ELCEVAP,.. Kaza lâzım olur.  BEHCE, 38

[53] Metinde geçen ,bu hükümlerden imamı Âzam'm görüşü fetva olanıdır.

İLGİLİ FETVALAR

Mukîm olan Zeyd, Ramazan: Şerifte oruca niyyet etmeden sabaha dahil olup sonra yese ve içse, Zeyd'e keffâret lâzım olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz. BEHCE,  39

Zeyd, yann oruçlu olayım diye geceden niyyet edip sonra oruçlu olmamak kendisi için zahir olup ve niyyetinden rucû edip iftar etse, Zeyd'in rucû'u (niyyetinden dönmesi) sahih olup Üzerine kaza lâzım olur mu?...

ELGEVAP... Rucû'u sahih olup. kaza lâzım olmaz. Bu oruç Rama-zan'dan başkalarına mahsustur. İBNİ  NÜCEYM,  21

Zeyd, Ramazanın gündüzünde Özürsüz yiyip içse. Zeyd'e ne lâzım olur?...

ELCEVAP...  Müslüman olan  böyle etmez.  ABDURRAHİM,  24

[54] Zeyd, Ramazan'm gündüzünde ihtilâm olsa. orucu fasit ye ka­za lâzım olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.  FEYZİYE ve ÎBNİ NuCEY, 22-2"

[55] Ramazan'da oruçlu olan Zc-yd. kadma bakmasiyîe şehveti ga­lebe edip inzal vâki olsa  (menisi gelse), orucu fasit olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.  ÎBNİ NÜCEYM, 22

[56] Oruçlu olan Zeyd (ve kadın), Ramazan'm. gündüzünde gözle­rine sürme çekse orucu fasit olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz.

[57] Öpmek,  şehvetle  olsun,   şehvetsiz  olsun,   öptüğü  kendi  helâli (ailesi)   olsun veya haram olarak  yabancı olsun inzal vâki  olmadıkça orucu fasit  olmaz.  Fakat  öpmek  yasak olanlardan  şiddetle  kaçınmak lâzımdır. Zira yabancı .kadını öpmek haramdır.

İLGİLİ   FETVA

Zeyd, Ramazan'm gündüzünde bir oğlanı (şehvetle) öpse, o günün kazası lâzım olur mu?...

ELCEVAP... Tâzir lâzım olur. înzal vâki olmadıkça oruç bozulmaz.

HAMİŞİ BEHÇE, 39

[58] Burada oruçlunun kulağına yağ damlatıldığında orucunun fa­sit olduğunu hatırdan çıkarmamalıdır. Zira. yağ sızarak dimağa ve bo­ğaza akması olacağı muhakkaktır. Su ise sızıp geçme şekli olmadığın­dan orucu ifsat etmez.                       

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd. R-amazan'm gündüzünde kulağına su damlatsa. Zeyd'in oru­cu fasit olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz.    FEYZİYE, 2:

Zeyd oruçlu iken gusül etmek için bir havuza girip daldığında kula­ğına su kaçsa, orucu fasit olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz.  FEYZİYE, 22

Oruçlu olan Zeyd. Ramazan'm gündüzünde deryaya (denize) da­lıp, lâkin boğazına su dâhil olmayıp kulaklarına dâhil oisa, orucu fasit olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz. ALİ EFENDİ, 22

[59] Zeyd, Ramazan'da oruçlu iken hayvanı vat edip (tecavüz edip) inzal vâki olmazsa   (meni gelmezse), orucu fasit olur mu.?...

ELCEVAP... Olmaz. Lâkin tâzir olunur. İBNİ NÜCEYM, 21

[60] Zeyd Ramazan'm gündüzünde oruçlu iken eliyle istimna edip (eliyle otuzbir ve benzerleriyle meninin gelmesini temenni edip ve) inzal vâki olduğunda  (meni geldiğinde)  orucu fasit olduğunda, Zeyd'e keffâ­ret lâzım olmayıp kaza lâzım olur mu?...

ELCEVAP... Olur. İBNİ NÜCEYM, 23

[61] Dişlerinin arasında kalan nohut dânesinden küçük olur ve ağ­zından dışarıya çıkarıp tekrar yutarsa, tam bir gıda lezzeti olmadığın­dan orucu bozulur ve sâde kaza lâzım olur, Fakat susam dânesi gıda lezzeti verdiğinden muhtar olan kavle göre kefîâret lâzım olur.

[62] Çok kusmuğun iadesi ise, bilittifak orucu ifsâd eder.

Bu cümlelerde, iade ve avdet kelimelerini iyi anlamak ve dikkat et­mek gerekir.

îâde :   Oruçlunun kendi gayreti ve çabası ile yapılan demektir.

Avdet : Oruçlunun hiçbir sun'u ve gayreti olmadan irâdesi dışın­da kendiliğinden olan demektir.

Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/257-264.

[63] Musannif merhum, metinde «özürsüz» kelimesi ile, özürlü ol­duğu zaman oruçlu kimselerin bir şeyin tadına bakması mekruh olma­dığını beyandır. Meselâ: bir kadının mama yiyen çocuğu olsa, ona ma­mayı yedirmek için çiğneyip yedirmesi ve kocası ahlâksız, Öfkeli olduğu zanıan yemeğin tadına dilinin ucü ile bakması kerahat değildir. Fakat, yağ, pekmez ve bal gibi yiyecekleri satın alan kimselerin almadan veya aldıktan sonra tadına bakmaları mekruhtur. Binaenaleyh oruçlu müslü-man orucun sevabını azaltacak her şeyden kaçınmalıdır.

İLGİLİ   FETVA

Oruçlu olan Zeyd, bal alacağında tatlılık ve ekşiliğini bilmek için, parmağıyla diline dokundurup tadına baknıasiyîe bilmiş olsa, orucu fa­sit olur mu?..,

ELCEVAF...  Mekruhtur, FEYZİYE, -22

[64] Sakız çiğnemenin kerâhatlığı boyasız beyaz sakız çîğnendiğin-dedir. Aksi takdirde sakız boyalı olursa orucun fasit olduğu beyan edil-, mistir.

İLGİLİ   FETVA

Hind   (kadın),  oruçlu  iken  beyaz  sakız  çiğnese,   orucu   fâsi|flurmu.'...

ELCEVAP...  Mekruhtur.     FEYZİYİİÜ,! 22

[65] Yâni ailesini öptüğü zaman cima veya inzal vâki olmadan emin olmazsa, öpmek mekruhtur.  Şayet  nefsinden   emin   olursa   kerâhathk yoktur.

[66] Sahur yemeğine kalkmak velev bir yudum su olsa dahi yemek, pek büyük sevaptır. Bu hususta Resulü Ekrem  (S.A.V.) Efendimiz me-âlen şöyle buyuruyor:   «Sahur   (yemeğine!   kalkınız   (ve yiyiniz). Zira sahurda bereket vardır.»

[67] Peygamberimiz (S.A.V.) Efendimiz bir hadisi şeriflerinde meâ-len şöyle buyuruyor:   «üç şey Peygamberlerin ahlâkından dır.   (Onlar), İftarı acele etmek, sahuru tehir etmek, ve Misvak kullanmak  (tır).?

îftar edilirken şu duayı söylemek iyidir.

«Allâhümme Leke Sumtü vebike Âmentü ve âleyke Tevekkeltü ve alâ rizkıke eftartü velisavmilgadi min şehri Kamazâne neveytü Fâğfirlı mâ kaddemtü vemâ ahhartü.»

«Ey Allâhmı Senin için oruç tuttum, sana îman ettim, sana tevek­kül ettim, senin rızkın üzerine iftar ettim ve Ramazan ayından yarının orucuna niyyet ettim. Binaenaleyh benim geçmiş ve gelecek (günahla­rımı)  mağfiret et.»

Rasuîûllâh (S.A.V.) iftar ettiği zaman kısaca şu duayı okurdu: «Al­lâhümme Leke Sumtü ve alâ rızkıke eftartü»: Ebu Davud ve Nesai.

«Ey Allâhmı! Senin için oruç tuttum ve rızkın üzerine iftar ettim.»

Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/264-265.

[68] İslâm dini kolaylık dinidir. Mükelleflerin takati nisbetinde olan  hükümleri tekiif eder.  Metinde  geçen  hükmü.  Kur'ân-ı   Kerim  meâlen  şöyle beyan ediyor :   «Artık sizden kini   (o günlerde)   hasta, yahut se- i fer üzerine olur {ve orucu yemiş bulunur) sa. tutmadığı çünler sayısınca başka günlerde  (tutar.)» Bakara, 184.     İLGİLİ FETVALAR                                         

Hasta olan Zeyd, oruçiu olsa  hastalığının artmasından korktuğunda Ramazan'in gündüzünde iftar etmek mubah olur mu?...        

ELCEVAP., Olur.  İBNİ Nt-CEVM, 20

Hasta olan Zeyd, Ramazan'ın gündüzünde oruçlu oiursa, hastalığınm şiddetleneceğini bilir ve doktorluğunda mahir olan doktor haber verirse. Zeyd'e iftar etmek caiz olur mu?...                                                 

ELCEVAP... Olur.  ALİ EFENDİ, ZZ 6

Hasta olan Zeyd'in, Ramazan'ı Şerifte hastalığı gidip.lâkin zaifliği  olursa, zaifliğinin artmasını mahir müslüman doktor haber verse, Zevd'e iftar etmesi caiz olur mu?...                                                                   

ELCEVAP... Olur.   ALİ EFENDİ, 22

Zımmî   (gayri  Müslim vatandaş)   olan  doktor,  müslüman hastaya  orucun  zararlı  olduğunu  haber verse,  o  sımmînin  sözü   kabul  olunup müslüman için iftar mubah olur mu?...                                                     

:ELCEVAP...   Olmaz. İBNİ  NÜCEYM,  20

[69] Yâni fakir kimselere oçuç tutabileceği günler için hasta ve msafir olan kimseler fidye verir.                                                               

[70] Yâni bir vakit namazın (farz ve vacip olan namazların) fidyesi, bir günlük orucun fidyesi kadardır. Bu cümlelerle şunu anlamak gere­kir: Bir günlük namazın fidyesi bir günlük orucun fidyesi gibi değildir. Binaenaleyh her vakit namaz için bir günlük orucun fidyesi verilmesi gerekir.

İLGtLt   FETVA

Ölmüş olan Zeyd'in vârisleri, Zeyd'in beş yıllık namazının fidyesini vermek istediklerinde vereseden Arar diğerlerinin izinleriyle, her namaz için buğdaydan yarım sâ'a kıymeti hesap üzere bir yıllık namazların fid­yesine kâfi olan şu kadar akçayı (parayı) terekeden ayırıp ve birkaç fakiri toplayıp Zeyd (vâris) ben falanın bir .aylık namazlarını ıskatı (zimmetinden düşmesi) için şunu sana verdim diye o parayı o fakirle­rin birine verip o da kabul ettim diye alıp mülkü olduğunu bildikten sonra rızasiyie Amre sana hibe ettim diye verip Amr de ahp diğer fa­kirlerin her birine bu minval üzere verip beş yıllık namazların fidyesi tamam oluncaya kadar devrettikten sonra, o akçayı (parayı) o fakir­lere taksim etse caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur. ALÎ EFENDİ, 12

[71] Bu hususta Resulü  Ekrem   (S.A.V.)   Efendimiz  meâlen  şöyle buyuruyor :   «Bir kimse diğer bîr kimsenin orucunu tutamaz, namazını kılamaz. Ancak taam yedirir. (Y&ni bir kimse diğer kimse için taam ye-direbilir, onun namına kurban kesebilir, hac yapabilir ve sadaka vere­bilir. Fakat namazını kılamaz, orucunu tutamaz).»

[72] Şe-yhİfâni :   Yaşı elliden yukarı olup oruç tutmaya takati ol­mayan ihtiyar ve zaif oîan kimselerdir.

İLGİLÎ FETVALAR

Şeyhi Fâni olup, oruç tutmaktan âciz oian Zeyd, Ramazan'ın gün­düzünde iftar edip fidye vermesi caiz olur mu?'...

ELCEVAP... Olur.

Bu surette fidye ne miktardır ve ne zaman verilmesi gerekir?...

ELCEVAP... Her bir gün için dilerse buğdaydan, yahut üzümden yanm sâ (1,667 Kgr.), dilerse hurmadan yahut arpadan bir sâ fukara­ya jtasadduk eder, dilerse hepsini Ramazan'ın iptidasında verir, dilerse Ramazan'ın âhirinde verir. BEHCE, 41

NOT : Bir kilogram (357) dirhemi şer'iye ve 312 dirhemi urfî'ye müsavidir. Bir kilo miktarındaki bir şeyin, meselâ: Buğdayın fiyaü bil­farz (50) kuruş olsa (1,6 7) kilogram fiatı ne eder? Bunu bulmak için (50) kuruş, (1,667) ile çarpılır ve bunun fiatı anlaşılır. Sureti (1,667X50 = 83,35) demek ki 83 kuruş 35 santim etmiş oluyor. Veya buğday 80 kuruştan olursa: (1,667X80 = 333,60 demektir).,Yâni 133 kuruş 60 santimdir. Bu en aşağı takdirdir.

[73] Zira bu günlerde oruç tutmak yasaktır. Binaenaleyh başlanma­ları caiz olmayan ifsat edilmeleriyle kaza edilmeleri de İmam'i lÂzam'a göre vacip olmaz. îmameyn muhaliftirler.

[74] Bu iftar, ister zeval vaktinden evvel olsun, ister sonra olsun caizdir ve mubahdır. Zira müssfire ziyafet ikramının en güzel şeklini yapmak çok sevaptır.

[75] Oruçtan iftar etmeyi mubah kılan sefer, iftarın evvelinde ve âhirinde mevcut olduğu için keffâret lâzım değil, yalnız kaza lâzımdır.

İLGİLİ FETVALAE

Mukîm oîan Zeyd, Ramazan'ı Şerifte oruçlu olarak sabaha dâhil olup sonra sefer müddeti olan başka uzak diyara (şehre, köye) gitmek için o gün beldesinden çıksa, o günün orucunu tamamlamak Zeyd'e lâ­zım olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

Bu surette Zeyd, zikredilen şekil üzerine oruçlu iken o gün belde­sinden çıkıp müsâfir olduktan sonra güneş 1. imadan iftar etse, Zeyd'e keffâret lâzım olmayıp ancak kaza lâzım olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.  NETİCE, 29

[76] Baygınlık bütün R.amazan'1 kaplasa dahi bilittifak ayıktığında hepsini kaza etmesi lâzımdır. Ancak baygınlık oruçlu iken ânz olursa o gün oruçlu olduğundan kazaya lüzum yoktur. Bazıları da delide oldu­ğu gibi bütün Ramazan'ı baygınlıkla geçirene kaza lâzım olmaz derler.

İLGİLİ FETVALAR Zeyd'e, R.amazan'ın gündüzünde oruçlu iken üç nöbet baygınlık ânz olup, sonra ayıksa orucu fasit olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.  ALİ EFENDİ, 27

Zeyd'e, R.amazan'ın gündüzünde oruçlu iken üç nöbet baygınlık arı olup, sonra ayılsa, Zeyd'e iftar etmek caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.   ALİ EFENDİ, 22

Zeyd'e, Ramazan'ın gündüzünde oruçlu iken birkaç defa baygınlık arız olmakla ikindiden sonra iftar etse. Zeyd'e keffâreı lâzım olur mu?... ELCEVAP...   Olmaz.  FEYZİYE,  23

[77] Şayet ikâmet  eden  müsâfirle  temizlenen  kadın  o  günü tut mazlar ve yerlerse, keffâret lâzım değil, ancak kaza lâzımdır.

İLGİLİ   FETVA

Zeyd'in hanımı hâmile Hind, Ramazan'ı Şerifin iptidasında doğum yaptıktan sonra on gün geçince kanı kesilip nifastan temizlense, Hind'e gusledip baki kalan günlerin orucunu tutması caiz olur mu?...  

ELCEVAP...  Olur. FEYZİYE, 21

Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/267-270.

[78] Nezir, Allâhü Teâlâya tazim için mubah ve helâl bir işin yapıl­masını üzerine almak, öyle bir işin yapılmasını kendi nefsine vacip kıl­maktır. «Nezrim olsun yann Allah rızası için oruç tutayım, fakirlere şu kadar para vereyim» denilmesi gibi.

Nezirler, zaman, mekân, şahıs ve ııezrediien şey itibariyle nezri mu­ayyen ve gayri muayyen nevilerine ayrıldıkları gibi, bir şarta bağlı olup olmamak itibariyle de mutlak nezir ve muallâk (bir şarta bağlı) nezir kısımlarına ayrılır. Misal ve izahı uzun olacağından bu kadarla, iktifa ediyoruz.

[79] Bu altı gün orucuna halk arasında takva orucu denilerek mâ­ruftur. Binaenaleyh bu altı gün orucu tutmak pek çok fazilet ve sevabı camidir.

Pvesûlullâh (S.A.V.) Efendimiz meâlen şöyle beyan etmiştir : «Bir kimse, Ramazan ornennn tutar sonra şevval (aynı) dan altı günü Ea-raazan'a tâbi kılar (tutarsa) bütün seneyi oruç tutmuş gibidir.» Buharı hariç diğer Kütübü Sitte ashabı, rivayet etmişlerdir.

İLGİLİ FETVA

Şevval ayının altı gün orucunu arka arkaya mı tutmak afdaldır. Yoksa aralıklı olarak tutmak mı afdaldır?...

ELCEVAP...   Aralıklı  olarak  tutmak  afdaldır. FEYZtYE,  23

[80] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/271-272.

[81] Her zaman için î'tikâfa girmek müstehaptır. Fukaha'i kiramın kişi hattâ bir kişi î'tikâfa girmekle- diğerlerinden sakıt ûiur. Şayet hiç giren olmazsa, o memleket halkı kötüîük islemiş olurlar.

İLGİLİ FETVA

îmam ve Müezzini olup cemaatle farz namazları edâ olunan mes-_cidden başka yerde erkeklere î'tikâf caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz.  EEHCE, 42

[82] Bu haram olan hüküm Kurân-ı Kerim'de meâîen şöyle beyan edilmiştir : «Mescidlerde î'tıkâfta bulunduğunuz zaman kadınlarınıza (geceleri de) yaklaşmayın.» Bakara Sûresi: Âyet: 187.

[83] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/273-274.

[84] Haccın Farziyeti şu mealdeki âyeti celiyle ile sabittir: «Ona bir yol bulabilenlerin, (gücü yetenlerin) Beyti (Kâbeyi) Haec (ve ziya­ret) etmesi Allah (C.C.) m insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim küfre­derse, şüphesiz ki Allah (C.C.) Âlemlerden ganî (müstağni) dir.» Âli İmran Sûresi; Âyet: 97.

Ebû Hureyre (R.A.) Hazretlerinin rivayetleriyle sabit olan Hadis'i Şerifte Resûîullâh (S.A.V.) meâlen şöyle buyuruyor : «Bir kimse Allah (C.C.) için Hacc eder ve cima kelimeleri (gibi) kötü sözler söylemez ve fasıldık etmezse, annesinden dolduğu gündeki gibi (günahsız) olarak döner.»  BUHARI ve MÜSLİM

İLGİLİ FETVALAR

Nafile hacc ile sadakadan hangisi af daldır?... ELCEVAP... Sadaka  (afdaldır).  ABDURRAHİM, 25

Üzerine hacc farz olan Zeyd'in, hacca mı gitmesi. efdaldır, yoksa muharebeye mi gitmesi efdaldır?...

ELCEVAP... Hacca gitmesi af daldır. (Zira cihat farzı kifâyedir. Halbuki hac farzı ayndır)  NETİCE, 32

Yukarıdaki âyeti celiyle ve Hadis'i Şerif gereğince metinde de geç­tiği gibi, bir kimsenin hacı olabilmesi beyan edilen hükümleri mahalli mahsûsta ifâ etmesine bağlıdır. Şimdi bâzı sakat düşünce sahipleri kötü fikirler sarf etmektedir. Bu sapık düşünce ve görüşlerin ne derece kötü olduğunu te'lif ettiğimiz (Islama Sokulan BİDAT ve HURAFELER) adlı eserimizde uzunca İ2ah ettiğimizden tekrara lüzum yoktur. O bah­si o eserden okumak lâzımdır.

[85] Hacc, hayatta bir defa farzdır. Peygamberimize   (S.A.V.)   so­ruldu: Her sene de hacc yapılacak mı yoksa bir defa mı? Resûlullâh (S.A.V.) buyurdu :   «Her sene değil belki bir defadır. Bir defadan faz­lası nafiledir.»

[86] Zeyd,  küçük  iken babası  Amr  ile  Kâbe'i  Muazzamaya gidip haccetmiş olsa, Zeyd'den (çocuktan) farz olan hacc sakıt olur mt,; yok­sa baliğ olduktan sonra haccı iade etmesi lâzım mıdır?...               

ELCEVAP... Lâzımdır. BEHCE ve FEYZİYE,; 42-25

Üzerine Hacc farz ' olan '(baliğ* Zeyd. hacca-gitmek istediğinde Zeyd'in babası Amr şer'i cihet olmadan Zeyd'i (oğlunu) hacca gitmek­ten men etmeye kadir olur mu?...                                                 

ELCEVAP...  Olmaz.  NETİCE,  29

Mühim bir Fetva :

Üzerine hacc farz olan Zeyd, haccı edâ ettikten sonra Zeyd'den kü­für kelime sâdır olduğunda Zeyd tecdidi îman ve nikâh ettikten sonra Zeyd'e haccı iade etmesi lâzım olur mu?

ELCEVAP... Olur. ABBLRRAHİM, 26

[87] Oturacak  ev,   evin  malzemesi  ve   aile   efradının   nafakasından fazla (hac yolundaki) nakil vasıtalarının ve kendisinin yiyeceği, içeceği olmayan Zeyd'in üzerine hacc farz olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.  FEYZİYE ve NETİCE, 23-29 Kudreti olmayan ve fakir olan Zeyd, yürüyerek hacc etse, Zeyd'e (sonra) zengin olduğunda haccı iadesi lâzım olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz (zira Kâbeyi muazzamayı görmekle hacc farz olup edâ ile sakıt olmuştur).  FETZÎYE» ~

[88] Metinde,  kadınların   bulundukları  memleketleri   sefer   müddeti olan 18 saatlik veya daha fazla uzak mesafede bulunan kadının efen­disi veya mahremi ile hacca gitmesi şart olarak beyan edilmiştir. Binae­naleyh bu şart bulunmadan hacca giden kadın âsi ve günahkârdır.

înıam'ı Sâfi-î ve mâliki hazretlerine göre ise, itimad edilen ye salı-ha kadınların birkaç tanesi birlikte gidebilirler.

İLGİLİ FETVALAR

Ellibeş  155) yaşında, olup Mekko'i Mükerreme'ye müddeti sefer kadar uzak  olan  belde halkından  Kinci,  yanında Zevci   (Efendisi)   veya mahremi yok iken hacca gitmesi caiz olur mu?...

ELCEVAF ..   Olmaz.     ALİ   EFENDİ,   23

Hind ihtiyar ve yaşlı olup kocası veya bir mahremi yok iken ka­dınlardan itimad edilen birkaç hatunlar  (kadınları   ile haccı şerife git­mesi caiz olur mu?... '  ELCEVAP...   Olmaz   (zira  mahrem   erkek   şarttır ).

ABDUKRAHİM, 25

üezrine Hacc- farz olan Kinci. Hacca gitmeye azmettiğinde ans, baba bir kardeşi Amri yanma alıp hnoca gitmek istediğinde efendisi Hind'i (hanımın:)   göndermemeye-   kadir  ulur  nui?...

ELCEVAF... Olmaz.  ALİ  EFENDİ, 23

Efendisi olmayıp akmış yaşinda oian Hind. Haccı Şerife gitmek .arzu ettiğinde süt oğlu Amri yanına alıp Hacca gitmek ser'an caiz olur mu?... ELCEVAF...  Olur.  ALİ  EFENDİ. «3

Elli - aitmiş yaşında olup Zevci (Efendisi) olmayan Hind Haccı Şe­rife gitmek istediğinde Damadı Amri ;-anına alıp Haccı Şerife gitmek cciz olur mu?...

ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ. 23

üvey damadı ile hacca gidemez. Meselâ: kocasının eski hanımından oian kızın efendisi gibi ki, bununla üvey validenin bir nikâh altında ni-kâhlanabilecekleri muharramat bahsinde uzunca gelecektir, Mekke'i Mükerreme'den uzak sefer mesafesinde olan belde halkın­dan Hind'in üzerine hacc'farz olsa fakat Hind'in zevci ve mahremlerin­den kimsesi olmasa, Hacc farzını edâ etmek için Hind'e nefsini (kendini) bir baliğ ve akıllı kimseyle evlendirmesi vacip olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.   BKHCE, 42

[89] Üzerine Hacc farz olan Hind, Hacca gitmeye azmettiğinde ana baba bîr  kardeşi  Amri   yanma  alıp,   Hacca   gitmek  istediğinde,  zevci (eefndisi)   Zeyd Hind'i men'e   (göndermemeye)   kadir olur mu?!.

ELGEVAP...  Olmaz.  ALİ EFENHİ, 23

Kendine hacc farz olan Hind, kocası başka memlekette olmakla geî-meşini beklemeyip mahremi cîan kardeşinin oğlu Amr iie Mekkeıji M;j-kerremeye gidip hacc etmesi caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.  AIîm'ÎÎRAHİM.  25

Hacca gidecek kadınlar iddet içinde olmaması da şarttır. Zira bu gerçeği Kur'ân-ı Kerim meâlen şöyle beyan etmektedir : «Onları (ka­dınları iddetlî iken) evlerinden çıkarmayın ve kendileri de eıkmasınlar.» Talâk Sûresi;   Âyet.  1.

İddet; üç defa hayız ve temizlenme müddetidir. Hattâ bu iddet hâli hacc yolunda vuku bulsa, meselâ: Kocası ölse memleketine gerisin geri döner diyerek "Fukaha beyanda bulunmuştur.                                 

[90] Araf atta vakfa cuma gününe tesadüf etse., o hacca örf de.\ haccı ekber ıtlak olurrur mu?...                                                                  

ELCEVAP... Olunur.  ABDURRAHiM, 25

[91] ihram, Arafata vakfaya durmak ve tavafı ziyaret haccm rü­künlerinden  midir ?...                                     

ELCEVAP... Haccm Rükünierüıdendir.

Bu fetvada ihramda haccın rüknünden sayılmıştır. Halbuki metin­de geçtiği gibi haccm şartın d an dır. Bnaenaleyh fetvada rüknünden sa­yılması,  farz  olması  cihetin dendir.

Esasen ihram, haccm şart ve vacibinden olup Arafatda vakfa ile tavafı ziyaret haccm rüknüdür.

[92] Harem : Mekke'i Mükerreme ve etrafının bitkilerinin kesilme­mesi ve hayvanlarının avlanmaması üzere, etrafından hudut tâyin edil­miş ve nişanlanmış mahallin adıdır.

Haremi Mekke: Medine-i Münevvere cihetinden 3, ve Irak, Tâif ve Yemen cihetlerinden 7, Caarana semtinden 9 ve Cidde semtinden 10 mil mesafedir.

Hill :   Haremin dışında ve mıkat yerlerinin içinde kalan yerdir^

[93] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/275-280.

[94] aşağı tutulandır, ihram  parçasına denir. Peştemal şekli Omuzdan  örtü

[95] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/281-282.

[96] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/285-289.

[97] Zira kadının sesi mahrem ve diğer vücûdu da dıştan belli olma­ması ve bir fitneye sebep olmaması için hem sesini yükselterek' telbiye, d.uâ ve salevatî şerife getirmesi vt hem de bedenini belli etmesi günah ve vebaldir.

[98] Te'hir etmeye çeşitli sebepler mâni olursa, meselâ: Hacc kafilesi beklemeyip gidecek olursa veya kendinin, kalmasına başka sebepler mâni

olduğu takdirde tavafı da yapıp bir deveyi ceza olarak kesebilir veya ziyaret tavafını sonra yapar.

İLGİLİ    FETVALAR

Üzerine haer farz olan Zeyd, hacca gidip ihramdan sonra ve ara-fatta vakfadan sonra tavafı ziyareti terk edip beş altı ay geçtikten sonra tavafı ziyaretini yapmadan Zeyd ölse, farz olan hacc sakıt olur mu?

ELCEVAP... Olmaz.

Bu surette Zeyd, bir seneden fazla geçtikten sonra dönüp tavafı zi­yareti kaza etse, Zeyd'in. haccı tamam oiur mu?

ELCEVAP... Oîur.

Hayızh olan Hind'e Beytullâhı tavaf helâl olur mu?

ELCEVAP... Olmaz.

Bu surette Kind, hayızlı olduğundan tavafı ' yâreti ( n tavafı) te'-hir etse, Hind'e dem (kan akıtması - Cez£ kurbanı) lâzım >:jur mu?

ELCEVAP... Olmaz.

Bu surette Hind. Tavafı ziyareti hayızlı iken edip. ehline dönmüş olsa, o tavaf sayılmış olup noksan olarak edâ olunduğundan yeni bir ihramla iade veyahut bedene {deve,sığır) göndermesiyle cebrolunması lâzım olur mu?

ELCEVAP... Olur.

Bu surette Hind yeniden giydiği bir ihramla dönüp tavafı ziyareti iade etmesi mi efdaldir yoksa, bedene (deve, sığır) göndermesi mi efdal-dır?

ELCEVAP... Bedene göndermesi efdaldır.

Bu surette Hind'e, tavafı ziyareti hayızlı olarak ettiği için bedene ile beraber tevbe ve istiğfar lâzım olur mu?

ELCEVAP... Olur.  BEHCE,    43

Mekke halkından olmayıp başka belde halkından olan Hind, Haccı şerife gidip ihramdan ve arafatta vakfadan sonra hayız görmekle tavafı ziyareti etmeyip hayız uzadığından Kurban Bayramının dördüncü günü de  geçip   yine  temizlenmediğinden   tavafı   etmeden Hind'in haccı tamam olur mu?

ELCEVAP... Olmaz.                                                                 

Bu surette tavafı ziyaret için Mekke'i Mükerreme'ye avdet edip haccı tamamlamak için tavafı ziyaret etmesi Hind üzerine lâzım olur mu?

ELCEVAP... Olur. BEHCE;   44

[99] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/290-293.

[100] Haccm üç nev'î vardır. Kaccı Kıran, Haccı Temettü ve Haccı Mrâd.

Haccı Kıran :    Hacc üe umrenin ihramı bir olur.

Haecı Temettü : Umre ihramı ile Hacc ihramı arasında ayrılık olur. ki Köyledir: Haccı umreden ayırmak için hacc fiillerini icra ettikten sonra tıraş olup ihramdan çıkmakla olur ki. hacc vaktinin gelmesi ânında hacc için yine ihram giyileceğinden aradaki fasıla müddetinin ihtilâfı ile olur. Yâni Temettûda umre ve hacc için başka başka ihram edilmiş olur.

Haccı İfrad : Umresiz olan tek hac için ihram giyilip hacc fiillerini yapmaktan ibarettir.

Tarif edilen hacc çeşitleri, metinde uzunca izah edilmiştir. Dikkatli okumak gerekir.

[101] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/295-297.

[102] Hacc'ı Şerife gido-n    baliğ Zevci,    ihramlı iken  başını  setretse.

Zeyd't ne lâzım olur?

ELCEVAP... Tamam bir gün setretti ise kan r.kitînak lâsmı olur. bir günden az setretti ise buğdaydan y.ınn" sâ': fukaray? -.asadduk eder.

[103] İhramlı olan Zcyd. özürsüz larr. birg ün yahut bir gece dikıımiş yahut dikilmemiş elbise ile başını setretse. Zeyd'e ayın kan akıtmak (kur­ban kesmek) lâzım olur mu?

ELCEVAP... Olur.

Bu surette Zcyd'ir: bu şekilde setrü Özürle olsa. Zeyd'e ka]". akîlm?l-; yahut altı miskine buğdaydan w ya undan yarım ak'ı, bvıfdpy ve undaı. başkasından bir sâ yedirir veya üç gün orucdan biri lâzım olur mu?

ELCEVAP... Olur.

Bu surette mutlak dem (kan akîtnıakt zikrolunduğunda murat nedir'  ELCEVAP... Kovundur.  BEHCE.    4

Tavafin Cinayetleri Faslı

îhramh olan Zeyd^Özürden dolayı elbise yahut sarığını giyse, bir ko­yun kurban etmek yahut altı kimseye yarımşar sâ tasaddnk etmek ya­hut üç gün oruç tutmak lâzım olur mu?

ELCEVAP... Olur.   İBNt XÜCEYM,    23

[104] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/298-300.

[105] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/301-302.

[106] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/305-307.

[107] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/307-308.

[108] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/308-309.

[109] Bu husus Kur'ân-ı Kerimde mealen şöyle beyan c-düiyor:«Hac-cî da Umreyi de Ailah (C.C.j icûıı, tam yapm, takat (herhangi bir sebep­le bunlardan) ah konursanız o halde, kolayınıza gelen-kurban (ı gönde­rin. Bununla beraber) Kurban yerine (Mina'ya) varıncaya kadar başla­rınızı tıraş etmeyin.» Bakara Sûresi: Âyet, .196,

[110] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/310-311.

[111] Üzerine Hacc farz olan Zevci, haccetmeden i'fAv haftalığına müp- | telâ oiup bi zâtim" kendisi hacca-çitiru-kten âciz olduğunda Zeyd  (hâsıs ' adam) Amr'ı kendi için hacca fbede-1 olarak > gönderse ve Amir do Seri"-atın beyanı üzerine Zeyd için hacc etlikten sonra Zeyd  s'fel-:-li hasta)  o hastalığının devamı ile ölümün-? kaciar hr.stâ oisa ve ölse. Zcyd'den farz ,olan hacc sakıt oiur mu?

ELCEVAP... Olur.  FEYZİVE,    24

Zeyd. Amre benim için haccet diye bir miktar i yetecek kadar) para Iferse ve Arar de hacca giderken o paranın bir rr.iklr.nni mâruf şekilde nafakasına sarfedip baki kalan elinde iken yolda Amr (bedel giden kimse) öldüğünde, kalan parayı (ölenini vârisleri alsalar Zeyd (bedel gönderen para sahibi) kalan parayı varislerden almaya kadir olur mu?            

ELCEVAP... Olur/   FEYZİVE,    24

Üzerine hacc farz olan Zeyd. iyi ölme umudu olmayan hastalıca | müptelâ olup kendisi hacca gitmekten âciz olduğundan Zeyd, benim için jf( haccet diye Amre şu kadar (bir miktar) para verse, lâkin o para Zeyd 'in | (bedel gönderenin) vatanından hacca gitmek için Amrin (bedel gidenin) | nafakasına yetmese. Amir Mekke'i Mükerreme'ye yakın oıup o para na- g fakasma yetecek yerden Zeyd için hacc etse. Zeyd'don {bedel gönderen-1 ^mutsuz hastadan) farz olan hacc sâkîl oiur mu?                             

ELCEVAP... Olmaz.  FEYZİYE, i 25

Bu fetvadan şu hükümleri anlamak  gerekir:  Hayatta  olan umui-J Jı.z hasta ve felçli kimseler hacca bedel gönderebilmele'ri için bulunduk-1 •rı memleketlerinden itibaren göndermeleri şarttır. Meselâ: Türkiye'dep i kimse için Suriye'den veya Mekke'i Mükerreme veya Medine'i Münevve-^ p'den bedel tutmak caiz olmaz. Zira bedel gönderen kimse hayatta olduğu  bulunduğu yerden göndereceği kimsenin yol masrafını, nafakasını, iğer ihtiyaçlarını yetecek kadar vermesi hususunda kendisine mürajcag at etmek mümkündür. Binaenaleyh müzmin ve iyi olmak ihtimali ol­mayan hastalar haccı bedeli kendi bulunduğu memleketten göndermesi şarttır. Aksi takdirde sahih oimaz. Fakat bedel gönderilen veya gönde­rilecek olan kimse, Ölmüş kimse için bedel tutulur ve giderse, ölenin memleketinden itibaren nafakasının temini ve oradan gitme: şart; yoktur. Binaenalyh Medineli ve Mekkeli kimselerden bir bedel tutulabilir.

Üzerine hacc farz olan Zeyd'in iyi olmak ihtimali olmayan acizliği (hastalık ve benzeri) olduğundan kendisi hacca gitmeye kadir olmayıp Amri kendi nâmına haccetmek için vekil etse ve Amir de varıp Zeyd tarafından haccetse, sahih olur. mu?

ELCEVAP... Olur.  BEHCE,   45

Üzerine hacc farz olan Zeyd. haccetmeden son derece ihtiyar olup kendisi hacdan âciz olduğundan Zeyd, Amri kendi nâmına hacc için gön­derse. Amir de Şeri'atm beyân ettiği üzere Zeyd içîn haccettikten sonra Zeyd ölse, Zeyd'in bu şekilde âciz ve takatsizliği ölümüne kadar devam edince, Zeyd'.den farz olan hacc sakıt olur mu?

ELCEVAP... Olur. BEHCE. 45

Fakat bedel gönderen adam sonra hacca gidecek kadar sağlamlaş-sa, bedel gönderdiği nafileye inkılâp ettiğinden kendisinin hacca gitmesi farzdır.

Haccı bedelin cevazı ile ilgili sarılar «.Lübâbülmenâsık/ adlı eserde ve bu eserden naklen maddeler halinde <Nimctül -İslâm.- da zikredil­miştir.

[112] Hiç hacca gitmemiş ve kendisi hacc yapmamış kimse ile kadını haccı bedel olarak göndermekten, hacca gitmiş ve kadından başkasını göndermek Cidaldir. Zira hiç haccetmemin kimse Kâbeyi görünce onun kendine de hacc farz olur. Binaenaleyh o yaptığı haccın hangisinden sa­yılacağında ihtilâf edilmiş, fakat bedel giden kimseye gelecek seneye kadar orada (Mekkede) durup gelecek sene kendisi için hacc yapar veya memleketine dönünce gelecek sene fakir olsa dahi gitmesi lâzımdır de­nilmiş ve insanlar bundan gafillerdir diyerek dikkat çekilmiştir.

DÂMAD ve İBNİ ÂUİDİN

İLGİLİ FETVALAR

Üzerine hacc farz olup haccetmiyen Zeyd, malımın üçte birinden benim için haccedilsin diye vasiyet edip sonra o halde iken ölse, kendisi için hacc etmemiş Amri Hacc etmek üzere haccı bedel göndermek caiz olur mu?...

ELCEVAF... Olur. Lâkin afdal olan kendisi için haccetmiş kimseyi göndermektir.  ALİ EFENDİ, 34

Üzerine hacc farz olup, haccetmiyen Zeyd. ölümünden sonra üeyüz kuruşla (üç bin, beş bin) benim için haccı bedel gönderilsin diye vasiyet •ve vasiyeti icrasına Amri vasi nasbettikten sonra Zeyd o hal .devamlı iken Ölüp. malının üçte biri (3 1) müsait olmakla Amir (Vâsi) Terekeden üçyüz kuruşu (üç bin veya beş bin lirayı; Hind'e (kadına) verse ye Hind'i Hacc için gönderse, Hind de Zeyd için (namına haccı yapılan Zeyd için) Şeriatın beyanı üzerine haccetse. mücerred kadını haccı be-'del göndermekten başkasını göndermek daha evlâ olmakla o meblâğı mecburi  (parayı)  Amere tazmin ettirmek lâzım olur mu?...              

ELCEVAP...  Olmaz.  NETİCE, 32

Ömründe hacc etmeyen. Zeyd. üzerine- hacc farz olan Amrin tarja-fmdan varıp hacc etmesi caiz olur mu?...                                       

ELCEVAP... Olur. Lâkin başkası  (haccı yapan)  evlâdır.            

ABDURRAHİM, JS6

[113] Burada bedel göndereceklere dikkat var: Zira şimdi bâzı fesat .kimseler iki üç kişinin haccı bedelini üzerine alıp bir seferde hepsini.ya­parım veya yaptım şeklinde söylüyorlar veya bunun hilekâr tüccarı ol­muş bu yoldan geçim sağlamaya çalışıyorlar. Binaenaleyh bedel gönde­recek kimseler rast gele bir adamı bedel gönderirlerse beîki böyle, cam­bazlardan olabilir. Durumunu bilmek veya bilen  iyi kimselerle istişare edip bedel göndermek lâzımdır. Bir adam bir kişiye bedel olabilir. Ayru senede bir kişiden fazlaya bedel olamaz. Diğer sene de başka kimşe.ye de bedel gidebilir.                                                                    

[114] Metinde geçtiği üzere, haccı kıran veya haccı. temettü ile bedel olarak vazifelenen kimse, kurbanları kendi parası ile keseceği beyan edil­mektedir. Bu hükümden de anlaşılıyor ki, haccı temettü için bedel olarak ifa edilebilir.

Başkasına bedeî olarak hac yapacak oîan kimse, bedel gönderen kişinin emrine riayet, etmesi lâzımdır. Bedel gönderen Amir,  haccı ifrad emrederse, bedeî giden zat onu yapar. Şayet bedeî gönderen- haccı kıran veya haccı temettü emrederse, memur olan kişi bunlardanî yyütkârinin bu .. kişi. haccı teifa eder.

Bu husus <Lübabül Menâsik: adlı hac kitabı ile haşiyesi olan >,îr-şâddüssâri>' de  şöyle zikrediliyor :

fAmir, emri memura (bede! gidene) havale edip: benden bedel ola­rak haccı ifrad veya haccı kıran veya haccı temettü'dan hangisini di­lersen onunla benim için haccet, demesi lazımdır.

Şerhinde Aliyyurkâri şu cümleyi zikrediyor :

< Buradaki kayıtta açıkça'bir sehiv vardır. Zira bedel olarak havale edilen hüküm hakkında meşayıhm kaydı haccı - ifrad ve haccı kıranla kayıtlıdır. Başkası (yâni. haccı temettü! yoktur.» Lübâbülmenâsik ve şerhi. 260.

İrşâdüssâridcki  cümle   de   böyledir :

«Aliyyülkârinirs. buradaki kayıtda açıkça bir sehiv varldir,. cümle­si hakkında kadı îd bu kitabın şerhinde demişti" ' hükmünde sehiv olduğunda gizlilik yoktur. Zira -mettü ile hacc edilmesini emretmiş (vasiyet ctmı^-j oiur ve! memur da haccj temettüü eda ederse, sahih oiur. Selefden olan İmamlar arasında hiç bir ihtilâf olmadan muhalefet yoktur. İyi düşün ilâ âhiriihî keza fil-hubâb.;- İrşâdüssâri. 304 - 305.                                                  

[115] Zeyd ölüm haftalığında malının üçte birinden bir kimseye şu kadar para (dört veya beş bin lira v.s.) verilip benim için haccı bedel gönderilsin diye vasiyet etse ve o hâli devam ederek öise. veresesi Amre Zeyd'in malının üçte birinden Zeyd için Haccı Bedeî göndermek üzere yetecek kadar verip Amir de (bedel giden kimse) alıp giderken hacc yolunda ölse. elinde baki kalan parayı Amrin vereseleri alsalar, el'an Zeyd'in (nâmına bedel gidilen kimsenin) veresesi o baki kalan, parayı Zeyd'in beldesinden haccı bedel ifa ettirmek için Amrin (bedel için gi­derken Ölenin) veresesinden alıp bir Kimseye verip Zeyd için hacc ettir­meye şer'an kadir olurlar mı?...

ELCEYAP...  Olurlar  ALİ  EFENDİ,  25

Bir belde halkından Zeyd. bir maslahatı (ihtiyacı) için başka, beî-H deve gittikten ponra mahmi:ı ücu_- birinden benim için hac-c olunsun ı diye] vasiyyet ettikten sonra, birinci beldeden veya ikinci beldeden haccı bedeîl gönderilsin diye tâyin etmeyip sonra diğer beldede iken üîse m.llmnıi üçte biri de haccı bede! yaptırmaya kifayet etse, Zeydin beldesinden mfj haccı bedel gönderilir, yoksa diğer  (gittiği!   beldeden mi?.

ELCEVAP...  Beldesinden.  ALİ  EFEXI]Jİ,- Zİ

Yani haccı bedel gönderilecek adaın. gönderenin kendi bVides^ndeil. hareket edecektir. Yoksa kendi beldesinin adamlarından olması şaft def] fildir. Başka beldeden olan kimse de bedel tutulup vasiyy?t edenin kendi; beldesinden gönderilebilir. Yasiyyet etmeden Ölen kimst için vereiselerij mümkün olar. yerden Haccı Bedel tutsalar ve hacc ettirseler caizdir ve! az bir para vasiyyet ederse. y-eU-coği yerden bedel gönderilir.         

üzerine hacc farz olan Zeyd. haccetmeyıp ve kendisi için hacbı be^ del gönderilsin diye- vasiyet etmeden öUe. üldükten sonra vereseden L^mir;-kendi malıyla Zeyd için haccetse.Zeyd'den farz olan hace sakıt oîur mu?..

ELCEYAP...  Olur.   BEHCE, 45

Zeyd ölümünden sonra, malımdan on kuruş ile benim için haccı bedel yaptırılsın diye vasiyyet ettikten sonra o halde- iken Ölse. fakat o para Zeyd'in (vasiyet edenin) vatanından hacca göndermeye kifayet etmese, o para ile haccı bedel mümkün olan mekândan haccı bedel tutup yaptırmak caiz olur mu?...

ELCEYAP... Olur.    BEHCE, 45

[116] Haccı bedel giden kimse haceden döndükten sonra aldığı para ve nafakadan kalan olursa, bedel gittiği kimsenin vârislerine veya vâ­sisine geri vermesi lâzımdır. Kendisi gerisin geri gelmese dahi para ve nafaka artarsa göndermesi lâzımdır. Ancak vârisler bağışlarsa. ve|rmek mecburiyetinde değildir.                                                  

İLGİLİ FETVALAK

Zeyd ölümünden sonra malımdan beşyüz kuruş (bugün beşbin llf ra gibi) ile Amr benim için haccetsin diye vasiyyet edip o halde ikeÜi Öldükten sonra verese terekeden besvüz kuru? Zeyd nâmına haccetmek için Amr'e verip Amr de üçyüz kuruş ile haccedip ikiyüz kuruş fazla kalsa, Zeyd o fazlayı Amr'e vasiyyet etmiş olmamakla Amre o fazlayı vereseye vermesi  lâzım  olur  mu?...

ELCEVAP...   Olur. BEHCE,   46

Hind ölüm hastalığında malımdan bir kimseye üç yüz kuruş ve­rilip benim için hacc yapılsın diye vasiyet edip sonra o halde iken Öl­düğünde veresesi Amre hacc için terekeden üçyüz kuruş (bugün üç-beş bin lira) verip Amr de Hind için hacc edip ve gidip dönme ânında o paranın şu kadarını nafaka ve geri yol masraflarına sarfedip bir mik­tarı fazla kalsa, verese fazlayı Amr'e (bedel gidene) teberru etmeyince o fazla, Amr'e helâl olur mu yoksa vereseye geri verir mi?...

ELCEVAP...   Vereseye  geri  verir.  ALİ   EFENDİ,  25

Hind ölümümden sonra malımdan beşyüz kuruş (bugün beş bin lira") İle benim için hacc ettirilsin diye vasiyet ettikten sonra ölüp, bü­yük vereselerini terkettiğinde verese beşyüz kurusu Hind için hacc et­mek üzere Amr'e verdiklerinde o paradan fazlasın: sana bağışlandı ve kendin için al diye Amr'i'vekil etse Amr de üçyüz kuruş ile (bu farazi-, dirj Hind için hacc edip ikiyüz kuruş fazla kalıp Amr, o f azle yi kendine hibe edildiğinden kendisi için alsa o fazla, Amr'e tıyb (teniz) olur mu?...

ELCEVAP... Olur. NETİCE, 31

[117] Müslümanların diğer Müslümanlara, meselâ: Evlâtların ana ve babalan, nâmına sadaka vermeleri, Allah (C.C.) için kurban kesip ve hacca bedel gönderip veya gidip sevabını bağışlamaları caizdir ve ecri mükâfatı görülür. Bu şekilde hareket, geçmişine hürmet ve hayırla yad etme bakımından takdire  değer harekettir.

HACCI BEDELLE İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, hacca gidip seri'atın beyân ettiği üzere haccı tamam edip o haecın sevabını ölen Bekir'e bağışlasa, o haceın sevabı Bekir'in olur mu?..,

ELCEVAP...  Olur. BEHCE, 45

Üzerine hacc farz olan Zeyd, haccetmeyip ve kendi için haccı bedel gonderüsin diye vasiyet etmeden Öldükten sonra vereseden Amr kendi malıyla Zeyd için haccetse, Zeyd'den farz olan hacc sakıt olur mu?...

ELCEVAP...  Olur. BEHCE, 45

Üzerine hac' iarz olan Zeyd. haccetmeden şiddetli fıtık hastalığına müptelâ olup hacca gitmeden âciz olduğundan Amr'i İçendi namına hac-j cetmek- için gönderse. Amr de şeriatın beyan ettiği üzere Zeyd için ha sel ettikten sonra Zeyd (bedel göndereni üîse. Zeyd'in acizliği ölümüne kadir' devam edince Zeyd'den farz olan hacc saka olmuş olur mu?... 

ELCEVAP..! Olur.  ALİ  EFENDİ,

Zeyd, malımdan şu kadar para İle benim için haccı bedel gondt:Hî-sin diye vasiyyet ettikten sonra Zeyd hasta, halinde iken ölse. malınsın üçte biri müsait olduğu zamanda Zeyd'in vârisi terekeden o kadar pa­rayı Amr'e verip de Amr'i haccetmek için bedel gönderip şeriatın be­yan ettiği üzere Zeyd için haccettikten sonra Amr o sene Mekke'i Mü-kerremede mücavir olup gelecek sene de kendisi için haccedip gelse. Amr'in Zeyd. için ve .kendisi icm ettiği hacc sahih olur mu?.,.              

ELCEVAP... Olur.   ALİ EFENDİ,  24

Bir belde halkından üzerin o" hacc farz olan Zeyd. hf.sta oiup hacca î gitmekten âciz olduğunda Amr'i kendi nâmına haccetmek için beldesin- | den gönderse. Amir de şeriatın beyan ettiği üzere Zeyd için haccettik- 1 ten sonra beldesine- dönmeyip Medine-"i Münevvere'de mücavir kaldığın- i da Zeyd ölse. Zeyd'in acizliği ölümüne kadar devam edir.ee, Zeyd'den farz olan hacc sakıt olur mu?...                                       

ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDi

İstanbul halkından Zeyd. inalımdan su kadar (yetecek kadar) ra ile benim için hacc ettirilsin diye vasiyyet ettiğinde o halde (hasta iken) ölse ve malının üçte biri hacc; bedel göndermeye müsait olmakla Zeyd'in vârisi terekeden o parayı alıp İstanbul'dan Mekke'i Mükerre-me'ye varıp sonra Mekke'i Mükeryeme'dc yahut Medine'i Münevvere "de mücavir kalacak Amr'e verip Amr de varıp şoriatın beyan ettiği şekilde^ Zeyd için hacc ettikten sonra Mekke'de- yahut Medine'de mücavir kalsa. Zeyd için hacc sahih olur mu?...

ELCEVAP... Olur. Lâkin af dal olan hacc edip dönecek kimseyle del gönderip hacc ettirmektir.

BEHÇET45

Üzerine hacc farz olup hacc etmeden hasta olan Zeyd, malının üjçt birinden üçyüz kuruş (yetecek kadar para) ile benim için hacc ettirilsin diye vasiyyet edip hasta halinde iken ölse, Zeyd'in münasip gördüğü vasisi Amr malın üçte birinden hacc -ettirmek için üçyüz kuruş (yetecekj kadar belli miktar parayı) Bekir'e verip Bekir de o parayı alıp Zeyd.| için hacca giderken yolda hastalanıp gidemezse, elinde olan o parayı Amr'in (vâsinin) izni olmadan başka kimseye verip Zeyd için hacc et­tirmeye kadir olur mu?...                                                                         

ELCEVAP...  Olmaz. 

Bü'"'surette Bekir o parayı Amr'in izni olmadan beşere (başka bir adama) verip beşer de hacc yolunda nafakasına sarf edip Zeyd için hacc etbe, o hacc Zeyd için vâki olup farz olan hacc Zeyd'den akim olur mu?..,

ELCEVAT...   Olmaz.

Bu surette Anır (parayı al;p Bekir'e veren vâsi) o parayı tamamen Bekir'e yahut Bekir'in nafakasına masrafı kadarını Bekir'e ve beşirin nafakasına sarf ettiği kadarını besire . tazmin ettirmeye (Ödetmeye) kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur. Yâni her ikisi veya tek basma Bekir tazmin edecektir.      EEHCE, 49

Vâsi olan Amr gönderirken Bekir'e herhangi bir sebeple kendine mani çıkarsa, sen de vekil tutabilirdin derse, bu takdirde tazmin etmez.

Üzerine hacc farz olup haccetmeyen Zeyd, ölüm hastalığında ma­lımdan su kadar (yetecek kadar) para ile benim öldüğüm sene hacc et­tirilsin, diye vasiyyet etse ve Amr'i vâsi tâyin ettikten Fonra o halde iken öldüğünde, Amr o sene geçip Zeyd için hacc tttiremeyip diğer sene de o parayı Bekir'e verip Zeyd için haccetse, Zeyd'den fare oîan hacc sakıt olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.  BEHCE, 48

Bİr belde halkından -üzerine farz olup, hacc etmiyen Zeyd, malımın üçte birinden şu kadar (yetecek kadar) para ile benim için hacc olun­sun diye vasiyyet ve vasiyyeti icrasına Amr'i vâsi tâyin ettikten sonra o haîde (hasta halinde) iken ölse. malının üçte biri de haccı bedel gön­dermeye müsait olmakla Amr terekeden aldığı parayı o beldede kendi­si için hacc etmiş olan Bekir'e Zeyd için hacc etmek üzere verdikten son­ra Bekir'den alıp beşere (başka bir adama) verip ölü için hacc ettirmek istediğinde Bekir (birinci vekil) o parayı bana verdikten sonra benden alamazsın diye vermemeye kadir olur mu?...

ELCEVA?...  Olmaz.      BEHCE, 48

Hınd. ölüm hastalığında ben öldükten sonra malımın üçte birinden şu kadar (yetecek kadar) para ile benim için hacc edilsin dij^e vasiyyet ve vârisi olmayan Amr'i vâsi tâyin ettiğinde, haccı bedel için bir kim­seyi tâyin etmeyip o halde ölse, Amr (vâsi) başkasına hacc ettirmeyip kendisinin haccı bedel olarak haccetmesi caiz  olur mu?...

ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ, 25

Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/312-320.

[118] Harem kelimesinin ifade ettiği mâna ve mahal yukarıda iz edilmiştir. O mübarek beldede kesilmesi vacip olan kurbanlar orada * siiir. Başka vere nakledilmez. Yâni, harem dahilinde kesilmesi vacip ola kurbanlar, kesmek için harem dışına nakledilemez. Ve haremden baş* yerde alıp kesilemez. Orada kesilmesi gerekir.

[119] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/321-322.

[120] Zira bu şehâdet Haceı nefyettiğinden bâtıldır. Çünkü JŞayram günü vakfadan sonradır. Binaenaleyh yalan yere şehâdettir.     

[121] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/323.

[122] Nikâh :   Lügatta,  evlenmek,  kocaya  varmak,  erkek  evlenmek ve cinsî münasebette bulunmak mânalarına gelir. Şer'i tarifi metindedir.

Nikâhın sebebi, şartı, rüknü, sıfatı ve hükmü vardır. Bunlar metin­de de zikredilmiştir. Fakat madde madde olmadığından anlam ve mu­hafazası güç olduğundan kısa kısa  açıklamak uygun görülmüştür.

Nikâhın sebebi; nesil ve süJâlenin devam ve bekâsını düşünmek ve' onu temin etmektir, aynı zamanda fertlerin evlâtlarını koruma ve ter­biyesini temindir. Temiz nesil yetiştirmek için zarurî kılınmıştır.

Şartı; zevç ve zevceden şer "i manileri -kaldırmak, nikâhları kıyılan zevç ve zevcenin birbirlerinin icap ve kabul sözlerini işitmeleri ve metin­de geleceği gibi şâhitlerdeki vasıflarla beraber şahitlerin hazır ve İşitici olmaları şarttır.

Allahu Teâlâmn. Rasulünün yahut meleklerin şehâdeti ile nikâh sa­hih olmaz.

Rüknü; tcap ve kabuldür. Zevç ve zevce tarafından biri «kendimi yahut vekili olduğumu yahut kızımı sana tezviç ettim > deyip diğerinin de, <;ben de nikâhhğa aldım'yahut kendim veya vekili olduğum oğlum için kabul ettim» demesi gibi sözlerdir.

Nikâhın sıfatı; Cima ve cinsî münasebette şiddetli arzu olduğu za-ıan nikâhla evlenmek vacip belki de farzdır. îtidâî halinde sünneti mü-kkede, zulüm yapma ve hakkını ifaden korkma ânında mekruh ve zul-"lün olacağı muhakkak olursa, evlenmek haramdır.

Nikâhın hükmü; haramı helâl kılmak, akrabalık haramlığının sü-utu ve veraset haklarının sabit olmasıdır.

[123] Burada vacip, şayet evlenmediği takdirde zina yapma korkusu lursa, o zaman farza şâmildir.

Evlenmenin farziyeti şu mealdeki âyeti celiyle ile sabittir: «İçiniz-en bekârları ve kölelerinizden, cariyelerinizden sâlih (mü'min) olanları vlendirin. Eğer fakir iseler Allah (C.C.) onları (evlenmeleri sâyesin-e) fazlu (keremi) ile zengin yapar. Allah (C.C.) m (lütfü) boldur, (o, er şeyi) hakkiyle bilendir.» Nur Sûresi, Âyet:  32.

[124] îtidâî halinde iken evlenmenin sünneti müekkede olduğuna de-1 olarak Resûlüllah  (S.A.V.)  Efendimizin mübarek sözlerinden bâzıla-mi meâlen okuyalım.  «Nikahlanıp çoğahnız ki, ben kıyamet gününde iğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla İftilıar ederim.»

HÂKİM ve ABDÜRREZZAK «Benim yaradılışımı seven, benim sünnetime sarılsın, benim sünne-

timden biri  de nikâhtır, kim benini   -.ür.iH'timle    amel etmezse,  benden (benim ümmetimden)  değildir.»   İBNÎ ABBAS

«Sizin en şerlileriniz bekârlarını/dır.» AHMET BİN KAMBEL

«Benim Allah  fC.C.l   den korku ve ittikaıiı sizden fazladır, bunun la beraber ben gece kâim olduğum gibi uykuda uyurum, gündüzleri de oruçlu ve orursuz bulunurum. Kadınları da nikâhla alırım. Binaenaleyh benim meslek ve sünnetimden yüz revîren benden olamaz.»

BUHÂRİ, MÜSLİM

«Üç şey vardır ki, bunların ciddisi ûv ciddi, sakası da ciddîdir. (onlar) nikâh, talak ve köle azadıdır.   EBt DAVUD

«Ey genr-ler zümresi, kim irinizden evlenmîyc muktedir ise evlen­sin. Çünkü gözü haramdan en çok saklayan, ırzı en sağlam muhafaza eden budur. Kimde evlenmeye gücü yetmezse oruca devam etsin. Zira bu, onun için bir burma   (kurtuluş!  yönüdür.» Buhari, Müslim.

«Muhabbetli ve doğuran kadınlarla evimin. Cühkü ben kıyamet gü­nü sizin çokluğunuzla iftihar ederim.     EBt   PÂVT7T XESEI

Yukarıdaki Âyeti Celiyle v<_ Hadisi- Şerifler gereğince müslüman, âkil ve baliğ olan her erkek vo kadının nikâhla evlenmesi lâzımdır. Zira bu nikâh Adem (A.S.) zamanından beri meşru kılınmış ilâhî emirlerden­dir. Binaenaleyh nikâhsız çiftleşmek diğer hayvanlara mahsustur.

İLGİLİ FETVALAR

Hür, âkil ve baliğ olan Zeyd'e nikahlanma emri arzu- ve iştiyak za­manında vacip, itidal zamanında sünneti müekkede ve hakkı edâ etme­den, korku zamanında mekruh olur mu?...

ELCEVAP... Olur. HÂMİSİ BEHCE, 50

Yabancı Hind, Zeyd'e namzet olduktan (nişanlandıktan") sonra ni­kâh kıyılmadan Zeyd Hind'e «kız kardeşim ol» dese. Zeyd Hind'i nikah­laması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur (zira nişan, nikâhdan sayılmadığından talak d& manasız olmuş oluyor. Böyle olunca da nikâh şahindir).

ABDCRKAHİM, 171

[125] Zeyd, Amre küçük kızım Hind'i oğlun küçük Bekir'e nikâhla verdim deyip Amir de Bekir, için aldım kabul ettim deyip, lâkin o mec-j liste Amrin büyük oğulları Bekir ve Hâlid olup başka kimse olmasa bu nikâh sahih olup Hind Bekir'in nikâhlısı olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  NETİCE ve FEYZİYE, 32-27

Bu fetvada «verdim, aldı- kelimelerinin mazi sığası iîe kullanıldığı­na ve iki şahit huzurunda olduğuna dikkati çekmek isterim.

[126] Zira nikâh ve diğ-er şartlar mevcut olmadığından «kan kocayız» demcleriyle yalan söylemiş oluyorlar.

[127] Zira  bu   kelimelerde   kıyılan   nikâhlarda   mülkiyet   olduğundan kat'iiik ve sarahat-anlamı ifade eder ve böyle olmaları hasebiyle de bu kelimelerle nikâh sahih olur.                                     

İLGİLİ FETVA              

Zeyd. Hind'e şahitler huzurunda <nefsini bana yirmi beş kuruşa (ve-|a 25 bin liraya) sat> dediğinde Hind de «Nefsimi sana yirmi beş'kuruşa' attım-, deyip Zeyd de «kabul ettim),  dese, Hind Zeyd'in nikâhlısı olmuş >lur mu?... ABDURRAHİM, 152

İmam'ı Şâ'fi'i ve Ahmet Bin Hambel Hz. de nikâh ve tezviç kelime-jerinden başka kelimelerle nikâh sahih olmaz, buyurmaktadırlar.

[128] Metinde zikredilen şartlara göre, şahitler gâibde olurlarsa ve-a şahit olarak  Allah   (C.C.)   Teâlâyı,  Resûlüllahı  gösterirlerse,  nikâh ahih olmaz. Hatta Resûlüîlah (S.A.V.) i şahit olarak göstermek, «gaibi >ilir» hükmünü ifade ettiğinden küfür olur diyenler de olmuştur.

Mükellefeyn, kaydı ile de şahitler çocuk, deli ve baliğ olmayan kim-* ^elerden olursa, nikâhın sahih olmayacağına işarettir.                      

İLGİLİ FETVALAR                                 

Zeyd'in, Hind'i Tezevvüc ettiği nikâh meclisinde Zeyd ve Hind'din iaşka ancak Amr hazır olsa, o nikâh sahih olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz (zira şart olan iki erkek veya bir erkek iki ka-|dm şahit olarak bulunmamıştır).        FEYZİYE ve ALİ EF., 26

İki şahit huzurunda olmayan nikâh sahih olur "mu?... ELCEVAP... Olmaz.     ABDIRRAH1M, C. 1, 153

Zeyd, Hind'i mehir konuşmaksızm şahitler huzurunda nikahlarsa. bu nikâh sahih olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.  ABDURRAHİM, 153

Zeyd. Hind'i nikâhla almak istediğinde erkeklerden kimseyi şahit dikmeyip ancak Zeynep ve Haticenin huzurlarında nikâhlasa, Hind, Zeyd'in nikâhlısı olur mu7...

ELCEVAP...   Olmaz.  FEYZİYE,  27

Nikâhın sahih olması için iki mükellef erkek veya mükellef bir er­kekle ilci kadının hazır bulunması şart olduğundan nikâh sahih olmaz.

Birinci fetvada şahit bir. ikinci fetvada da iki kadın bir erkek men­zilinde olduğundan yine bir şâht huzurunda nikâhlasa sahih olmaz.

Bu sahih olmayan nikâhla Zeyd Hind'i nü." hı fasit olarak nikahla­dıktan sonra Hind'e <üc talak boş oU dese, 2.. .Ve Hind'i Hüli siz te-zevvüç etmesi caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.  ALİ EFENDİ, 2(i

Zeyd, şahitler huzurunda Amre kızım küçük Hind'i oğlun küçük Bekir'e nikâhla verdim deyip Amr de Bekir için kabul ettim dese nikâh sahih olur mu?...    .

ELCEVAP...   Olur.  ALİ  EFENDİ,  26

[129] Zeyd, Amre küçük kızım Hind'i oğiun küçük Bekir'e nikâhla verdim deyip, Amir de Bekir için aldım kabul ettim dese, lâkin o mec­liste şahit olarak biri fâsık diğer biri iftiradan dolayı had yapılmış (ce­zaya çarpmış) iki müslüman erkekten başka kimse olmasa, nikâh sa­hih olur mu?...

ELCEVAP...   Olur.   FEYZİYE, 27

Zeyd. birkaç kadın ile bir oda içinde olan Hind'e şahitler huzurunda kendini bana nikahladın mı dediğinde içlerinden biri nikahladım dedi­ğini şahitler işitip lâkin Hind'i görmeyip kendini nikahlayan hangisi ol­duğunu bilmeseler bu şekilde nikâh sahih olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz.    FEYZİYE, 28

Müslüman Zeyd. şaraptan sarhoş ve aklı ermezken Hind'i şahitler huzurunda kendine nikâhîasa. bu nikâh geçerli oiurmu?

ELCEVAP... Olur.  (Sarhoşun nikâhı ve talâkı nafizdir).

ABDUKRAHİM.  153

[130] Zeyd, Amre şahitler huzurunda küçük kızım Hind'i küçük oğ­lun Bekir'e nikâhla verdim deyip Amir de Bekir için aldım kabul ettim deyip, fakat mehir konuşulmasa, nikâh sahih olur mu?... ELCEVAP...  Olur.

Bu surette küçük Hind küçük iki:it ;>Lsc. Bekir Hind'e vâris olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.   ALÎ EFENDİ, 27

Zeyd. Amre küçük kızım-Hind'i oğlun Bekir'e nikâhla vereyim diye yaadetse lâkin nikâhlamasa. Amr Zeyd'e sâde vaadetmekle Hind'i Be­kir'e «nikâhla ver.-- diye cebre kadir ohır mu?... ( ELCEVAP... Olmaz.  Muteber ikrah ile olan nikâh şer'an sahih olur mu?...  ELCEVAP...  Olur.    ALİ EFENDİ; 27 Talâkta ikrahın hükmü de talâk bahsinde gelecektir.   . Zeyd, Hatice ismiyle isimlenmiş olan küçük kızını amre nikâh ettiği vakitte Haticeyi işaretiyle tâyin etmeksizin kızım Fatmayı sana  nikâh ettim dese ve Amir de kabul ettim dese. nikâh sahih olup Hatice Amrin nikâhlısı olur mu?...

ELCEVAP....Olmaz. FEYZİYE, 27

îbni Nüceymde ise, bu fetvanın zıddı zikredilmiştir. Zeyd, küçük oğlu Amre küçük iki kızı olan Bekir'in kızlarından bi­rini nikahlamak istediğinde Bekir kızlarından birini tâyin ve ismini zik-retmeyip şahitler huzurunda Zeyd'e, kızımı oğlun Amre nikâhla verdim dese ve Zeyd'de Amr için kabul ettim dese, nikâh sahih olur mu?... ELCEVAP...  Olmaz. BEHCE, 50

Zeyd, müslümanlarm huzurunda hizmetçisi Amre, «.kızım küçük Hind'i sana tezviç ettim» dediğinde Amr «Ben de tezviç ettim? dese, Hind Amrin nikâhlısı olmuş olur mu?...

ELCEVAP... Olur. ABDURRAHİM, 152

[131] Burada baba kızının nikâhını bir adamın veya iki kadının ya­nında kıydığında ve bâliğa kızıda hazır olduğunda sahih oluyor. Şart olan iki şahidden biri de nikâhı ksyan baba oluyor. Binaenaleyh nikâh kıyan kimse şahit de olabildiğini anlamış oluyoruz.

İLGİLİ FETVALAR

Hinp, kendini Zeyd'e erkeklerden Amr ile kadınlardan Zeynep ve Hâtieemjn huzurlarında dört bin akça (lira) mehirle tezvic edip Zeyd de tezevvüc ve kabul etse. bu nikâh sahih olur rruı?...

ELCEVAP   . Olur.      ABDIKRAHİM, 153

Gerçekten delilik iîe deli olan Hind, kendini Zeyd'e tezvic etse. bu nikâh sahih olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz (zira delinin yetki ve mükellefiyeti olmadığın­dan  sahih  olmaz ı. AIiDURIÎAHİM,  153

Zeyd. Hind'i kendine nikahlaması için Amri vekil else ve Hind de babası Bekiri vekil etse. Amr ve Bekir Zeyd ve Hind'in giyablannda ve­kâleten nikâhı kıydıklarında bunlardan başka ancak beşer hazır olsa ve başka kimse olmasa, kıyılan bu nikâh sahih olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.   ALİ  EFENDİ, 2!»

Asıllar hazır olmadığından .sâde vekillerin şahitlikleri muteber de­ğildir.

[132] Zira kız büyük olduğundan irade ve arzuya mâlik söz sahibi­dir. Binaenaleyh nikâh esnasında ya hazır bulunacak veya babasını vekil tâyin edecektir.

İLGİLİ FETVA

Bijr belde halkından bâliğa Hind, kendini şahitler huzurunda Zeyd'e nikâhlasa lâkin kâzının (hâkimin) huzurunda bulunmasa, bu nikâh sa­hih olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.  BEHCE,  51

Bâîiğa Hind.' kendini Zeyd'e nikahlamak için Amri kendi tarafın­dan vekil edip Amir de Hind hazır olduğu halde yalnız Bekir'in huzu­runda Hind'i beşere nikâhlasa, bu nikâh sahih olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  İBNİ NÜCEYM, 24

Zeyd, bâliğa. olan bakire kızı Hind'i, Hind'in izni" olmadan cebren Bekir'e nikâhlamağa kadir olur mu?...

ELCEVAP..   Olmaz.     ABDURBAH1M, C. 1, 1G1

Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/324-330.

[133] Nikâhla alınmaları haram olan kadınları Kur'an-ı Kerim beyan etmiştir. Metnin devamında geldikçe zikredilecektir. Ancak bu bahiste beyan edilen haramîık sebeplerini maddeler halinde özetlersek metnin daha çabuk ve.kolay anlaşılmasına vesile olur.           

Haramlık sebepleri şunlardır :                                                   

a)   Nesep ve sülâledir. Nesep sebebiyle  nikâhla alınmaları haram olan kadınlar; analar, kızlar, kız kardeşler, balalar, teyzeler, oğlan kar­deşin kızları ve kız kardeşin kızlarıdır.                       

b)    Akrabalık  cihetinden  haram  olanlardır.   Kayın  valideler,   üvey kızlar,  oğlunun, .torununun hanımları  yâni gelinleri,  üvey analar yâni babasının karısı   (analık)   olanlardır.                                               

c)   Emişme sebebiyle haram olanlardır. Nesep cihetinden haram olan­lar burada da aynen haramdır. Müstesna olanlarda vardır. Uzun izahı emişme bahsinde gelecektir.          

d)   Kadınların cem'i sebebiyle haram olanlardır. Bu da iki kısımdır; Biri yabancı kadınların cem'i diğeri akraba olanların cem'idir.

Yabancı kadınların cem'i sebebiyle haram olanlar; hür olan bir er­keğin dört kadından fazlasını nikâhla cem'etmesi haramdır. Zira bir er­kek ancak dört kadım nikâhı altında toplayabilir.

Akrabaların cem'i haram olanlar: iki kız kardeşi bir erkeğin nikâhjj altında cem'etmesi gibi, ailesinin, neseb cihetinden akrabalarını da ailesi| sağ iken alamaz.-Ailesinin hala ve teyzeleri, oğlan ve kız kardeşinin jkız-.f lan gibi.                   

e) Hürre olan kadınla birinin cariyesini veyahut Hürre kadın üzerine cariyeyi bir nikâh altında cem r-troekur. Ve cariyeyi hürre üzerine?! takdim etmek haramdır.           

f) Başkasının hakk; olan kadınları nikahlamak haramdır. Başka-j sının nikâhı altında bulunan kaJını veya kocası ölmüş, boşanmış kadı-^ mn iddeti bitmeden nikahlanmak gibi. Böyle olan nikâhlar bâtıldır. Zira?] nikâh üzerine nikâh olmaz, olmadığı halde nikâh kıyılır ve beraber; olu-;] nursa, nikâh sahih olmadığı için zina yapılmış olur..                             

g) Mecüsİ ve veseniye gibi ateşe ve puta tapan kadınları nikâhia-1 mak haramdır. Çeşitli şirk ve putperestlik yollarında giden kadınları da| nikâhla almak haramdır.                                                       

h) Bir kadınm elinde mülkü olan erkek kölesine nikâhla varjmasij haramdır.                                                                                        

i) Talâk sebebiyle haram olan kadınlardır. Kocasından üç talâkla] boşanmış olan kadın hülle görmedikçe yani başka erkek kendisine du^ hul etmedikçe (cimâda bulunmadıkça) birinci (boşayan) kocasına hejj lâl olmaz.                                                                                                       

[134] İnsana anası ve babası tarafından olan neneler her ne kadar yukarıya doğru yükselse yine haramdır. Anası ve ninesinin haramlıği şu mealdeki âyet'i celiyle ile sabittir.                                   .

«Analarınızla  (evlenmeniz)  size haram edildi.» Nisa süresi. 23.     

İLGİLİ FETVALAR                                       

Zeyd, âhiret ana edindiği yabancı Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur. ALİ  EFENDİ,   37

Âhiret ana edindiği kadını almaya mâni hiç bir sebep yoktur. Zira bir insana bir kadınm yakınlığı ya nesep veya akrabalık cihetinden ya­kın olursa, o zaman nikâhlanmayı haram kılar. Binaenaleyh nesep ve emişmeden başka yolda erkeğin kadına kardeşliği olamaz. Bu düşünce­lerle iffet ve namusunu kıskanmayan kimseler, haramı işleyen fâşıklardır.

Zeyd, anası Hind'in üvey anası (Hind'in analığı) Zeynebi (yâni üvey ninesi Zeynebi)  nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. ALÎ EFENDİ. 37

Zeyd, Hind'i bâin talâkla boşadıktan sonra Hind'in validesi Zeynebi (kayın validesini)  nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP   Olmaz. ABDI RIÎAHİM,  

[135] Bu hükümde Kur'an-ı Kerim/de su meâîdeki cümle iie izah edi­liyor: «Kızlarınız  fla evlenmeniz)  size haranı edildi.» Nisa sûresi. 23.

Burada kızların kızları, oğulların kızları ve onların evlât ve torun­ları aşağıya doğru devam eden kız torunların hepsi dahildir.

Evlât edindiği kız ile âhiret kızı nikâhla evlenmeyi haram kılmaz. Bunlarla  evlenebilir.

Kızlar sırasına adamın üvey oğlunun kızı da dahildir. Yâni üvey oğ­lunun kızı da haramdır.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd'in ana baba bir kız kardeşinin üğlunun kızı Hind. Zeyd'e ha­ram mıdır?...

ELCEVAP...   Haramdır.   ABDüRIîAHtM,   169

Zeyd. cima etmiş olduğu karısı Hind'in başka zevceden (başka ko­cadan) olan oğlu Amrin kızı Zeynebi nikâhla almaşı caiz olur mu?...

ELCEVAP:..  Olmaz  (zira üvey oğlunun kızı haramdır).

Aî.T EFENİ**; 35

Zeyd, anasının ana baba bir oğlan kardeşi Ai.. Hind'i nikâh-lasa sahih olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz. ABDURRAHİM,  169

[136] Bu hükümleri de Kur'an-ı Kerim'de şu mealdeki âyet'i Celiyle cümleleri beyan etmektedir.

«Kız kardeşleriniz, oğlan kardeşlerinizin kızları ve kız kardeşlerini­zin kızları (ile evlenmeniz) sîze haranı edildi.» Nisa süresi; âyet: 23.

Bu âyet'i eeliyîede beyan edilen hükme, ana baba bir veya ana bir ve baba bir kız kardeşler dâhildir. Hattâ süt kız kardeşler de haramdır.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd'e baba bir kız kardeşi Hind'in oğlunun kızı Zeyneb'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFENDİ, 37

Zeyd'in ana baba bir kız kardeşinin oğlunun kızı Hind, Zeyd'e ha­ram mıdır?...'

ELCEVAP... Haramdır ALİ EFENDİ, 37

[137] «Halalarınız ve teyzeleriniz (le evlenmeniz)  size haram edildi.»

Nisa sûresi;   (âyet, 23).

Halalara: Babanın kız kardeşleri: onun babalarının kız kardeşleri, ananın babasının kız kardeşleri .şeklinde devam eden kadınlarda haranı-' lığa dahildir.

Teyzelere; Ananın kız kardeşleri ve ananın ana ve ninelerinin kız kardeşleri, babanın anasının ve ninelerinin kız kardeşleri de dahildir.

İLGİLİ FETVA

Zeyd'e, anasının ana baba bir .teyzesi Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?                           

ELCEVAP...  Olmaz. FEYZİYE,  88

Teyzelerin kızlarım almak ist- caizdir. Bu gerçek şu mealdeki âyet'i celiyle ile izah edilmiştir.

«Onlardan maadası (haram oiarak bı*yan edilenlerden başkası) ise nâmuskâr ve zinaya sapmamış (insanlar) hâlinde (yaşamanız şartıyla) mallarınızla (mehir vermek suretiyle) arayıp (nikâhla) manız için -size helâl edildi.» Nisa sûresi; âyet,  (24).

İLGİLİ FETVA

Zeyd'e, anacının ana-baba bir kız kardeşi Hind'in kızı Zeynebi ni­kahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olur   (zira tt-yzesinin  kızıdır).    ALİ  EFENDİ, 37

[138] Bu gerçekte şu meâideki âyet meâliyle beyan edilmiştir : «Kadınlarınızın anaları ve kendileriyle   (zifafai   girdiğiniz  karıları­nızdan otup himayelerinizde bulunan üvey kızlarınızla  (evlenmenizi  size haram edildi. Eğer onlarla   (üvey kızlarınızın  analariyle}   zifafa girme-mişseniz   (onların kızlarıyla evlenmenizde)   size  bir beis yoktur.»  Nisa sûresi; âyet: 23.

Karılarına zifaf vâki olsun, olmasın nikahladığı ailesinin anneleri (kayınvalideleri) damada haramdır. Kızın haram olabilmesi için de âyeti celiylede beyân edildiği gibi, annesi ile zifafa girmek şarttır.

«Kızların nikâhı, analarım haram eder ve anaların zifafı (anaların cimâı), kızlarını haram eder.»

Mühim bir fetva : Yabancı Hind, Zeyd'e namzet (nişan) olduktan sonra nikâh kıyılmadan Zeyd Hind'e «kız kardeşim ol» dese, Zeyd'e Hind'i nikahlaması caiz olur mu?.,.

ELCEVAP... Olur (zira nikâhtan evvel verilen kinaye talâk, geçeri değildir. Sebebi de insan yabancı kadını boşayamaz)..               

ABDTJRKAHİM, İ"

İLGİLİ FEİA'ALAK                                     

Zeyd, Hind'i nikahladıktan sonra duhul   (cima)   ve halvetten evvel Hind Ölse. Zeyd Hind'in kızı Zeynebi tezevvüc etmesi caiz oıu-r mu?... ELCEVAP...   Olur.      ABDVRRAHÎM,   167

Zeyd, Hind'i nikâhı sahih iie tezevvüc ettikten (aldıktan) sonra zi­fafa girmezden evvel Hind'i boşasa. Zeyd'e. Hind'in antsi Zeyneb'i al­ması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz.   FEVZİVE, 3.5

Zira kızını nikâhlamakla. annesini almak haram olmuştur. Velevki kızı ile zifafa girilmesin.

Zeyd. Hind'i nikâhı fasitle alsa lâkin aralannda yakınlıktan dolayı nikâhının. haramlığına bir sebep bulunmadan Hind. Zeyd'den ayrılsa, Zeyd'e, Hind'in anası Zeyneb'i nikâhla  almaş.! caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.     FEYZİVE, 85

Bu fetvadaki o)uşta. kız: iie nikâhın bulunmamasından ve zifafa gi-rilmemesindend ir.

Zeyd'e. Ölen zevcesi Hind'in :a:ası Zeynep'i nikâhla alması câİz olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz. FEVZİVE, 35

Zeyd'e zevcesi (karısı) Hind'in üvey anası Zeyneb'i nikâhla alması caiz oîur mu?...

ELCEVAP... Olur. FEVZİVE ve MA EFENDİ, 34-35

Zeyd, Hind'e namzet olduktan sonra (nişanlandıktan sonra) Zeyd'e. Hind'i nikâhla almaktan vazgeçip Hind'in kızı Zeyneb'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ, 35

Zeyd'e,. zina ettiği Hind'in (kadınını süt kizı Zeyneb'i nikâhla al­maş r caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz.    ALİ EFENDİ,  36

Zeyd, Hind'i nikahlayıp duhul ve halvetten evvel Hind'i boşadıktan sonra Zeyd, Hind'in validesi Zeyneb'i tezevvüc etmesi caiz olur mu?... ELCEVAP... Olmaz (zira kızların nikâhı, analarım haram kılar).

ABDURRAH1M, 16

[139] Haram olan bu hükümlerde şu mealdeki âyeti celiyle ile sabittir:

«Babalarınızla evlenmiş  olan  kadınlarla evenmeyin.  Ancak   (câhiliyyet devrinde geçen)  geçmiştir. Şüphe yok ki o, ne kötü hayâsızlıktı, (Allah C.C.'ın en büyük) hışmına (bir sebep) di. O ne, kotu bîr yoldu.»

Nisa sûresi: 22.

İslâm gelmezden evvel câhiliyet devrinde babalarının nikahladığı kadınları (analıklarını, üvey analarını) nikâhlarlardı. Bu çirkin huy Is-lâmm gelmesiyle haram kılınmıştır.

İLGİLİ  FETVALAR

Zeyd'e, anasının ölen babası Amrin karısı Hind'i nikâhla alıfnası caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz.  FEYZİVE, 35

Yâni ana tarafından dedesinin nikâhlısını alması haramdır.

Zeyd, Hind'e namzet olsa (nişanlansa) lâkin nikâh kıyılmadan Zeyd ölse,. Zeyd'in babası Amr', Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur. FEYZtYE, 35

Zeyd'e, babası Amr'in zina ettiği Hind'in kızı Zeynep'i nikâhla al­ması caiz olur mu?,..

ELCEVAP... Olur (bu fetva muhiti serahsiden istifade edilmiştir).

FEYZtYE,  38

Birinci fetvada nikâh kıyılmadan ayrılma olduğundan ikinci fet­vada babasının sulbünden olmayıp başka erkekten olan ve babasının üvey kızını almış oluyor demektir.

Zeyd, Hind'i sahih nikâhla aldıktan sonra zifafa girmezden evvel Hind'i boşasa, Zeyd'in oğlu Amr'in, Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz.   BEHCE, 52

Zeyd, talâkla boşamış olduğu hanımının babası Amr'in anası Zey­nep'i (talâkla boşadıği karısının babasının anası Zeynep'i) nikahlama­sı caiz olur mu?...   .                                      

ELCEVAP... Olmaz.  NETİCE, 49

[140] Bu hükümde Kur'an-ı Kerim'deki şu mealdeki cümle ile beyan edilmiştir: «Kendi sulbünüzden (gelmiş) oğullarınızın karıları (ile. ev­lenmeniz) size haram edildi.» Nisa sûresi: âyet, 23.

Bu âyeti kerime bütün torunların zevcelerine de şâmildir.

"i i ÎLGİLİ FETVALAR                                 

Zeyd, oğlu Amrin karısı Hind'i dizine (veya kucağına) ahp şehvetle jÖpse, Hind (oğlunun karısı, oğlu olan) Amre haram oîur mu?...

ELCEVAP...   Olur.    ABDURRAHİM,  168

Hind, kendini sahih nikâhla Zeyd'e nikahladıktan (vardıktan) son­ra Zeyd zifafa ve yalnız bir odaya girmezden evvel Hind'i boşasa, Zeyd'in babası Amre, Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?,..

ELCEYAP...  Olmaz. FEYZİYE, 36

Zeyd'e, ölen oğlu Amr'in karısı Hind'i nikâhla alması caiz olur mü?.. ELCEYAP...   Olmaz.    ALİ  EFENDİ,i 36

Zeyd'e. ölen üvey oğlunun karısı Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?...                                                                                                     

ELCEYAP...  Olur. ALİ  EFENDİ,  3G

Zeyd'e. oğlu Amr'in karısı Hind'in diğer kocasından olan kızı Zey­nep'i   (oğlunun üvey kızı Zeynep'i)   nikâhla alması  caiz  olur mu?...

ELCEYAP...  Olur.  FEYZİYE, 37

Hind, kocası Zeyd'in diğer karısından olan oğlu Amr'in uyurken do­nunu çözüp zekerim şehvetle tutsa, Hind, Zeyd'e haram olur mu?...

ELCEVAP...   Olur.  ABDIRRAHİM,   168

[141] Emişme cihetinden haramhğm sübûtu ise şu mealdeki âyeti ce­liyle ile sabittir: «Sizi emziren  (süu  analarınız ve süt kız kardeşleriniz (le evlenmeniz) size haram edildi.» Nisa sûresi, âyet: 23.

Emişme ile ilgili hükümler bahsinde uzunca geleceğinden, burada bu kadar izahla iktifa ediyoruz.                             

[142] Bir erkeğin nikâhı altında iki kız kardeşin cem, edilmesinin ha-ramlığı da şu mealdeki âyeti kerime cümlesi ile sabittir ;

«İki kız kardeşi birlikte almanız da (keza) size haram edildi. Ancak (câhiliyet devrindeki! geçmiştir. Çünkü Allah (C.C.) hakikaten yargı­layıcıdır, cok esirgeyicidir.» Nisa sûresi, âyet: 23.

İLGİLİ FETVALAR

ile 51

Zeyd'e, karısı Hind'in süt kız kardeşi Zeynep'i nikahlayıp Hind cem etmesi caiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz. NETİCE,

Zeyd'e, karısı Hind'in ana baba bir kardeşinin kızı Zeynep'i nikâh­la alıp Hind ile cem etmesi caiz olur mu?... .

ELCEVAP...  Olmaz.  NETİCE,  51

Zira  kadının  oğlan  kardeşinin  kızı olursa halası  ile, eğer kadının kız kardeşinin kızı olursa teyzesi üt cemedilmis olur. .

Zeyd, karısı Hind'in kardeşinin kızı Zeynep'i nikahlayıp Hind'le cemettikten sonra Zeynep. Zeyd'ten ayrılmadan Zeyd bilse, Zeynep, Zeyd'e vâris olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz.  NETİCE

Bu fetvadaki olmayan hüküm nikâhın sahih olmayıp fasit olmasın­dandır.

Zeyd. zevcesi Hind öldükten sonra birkaç gün geçince Zeyd'e, Hind'in kız kardeşi Zeynep'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  ALİ EFENDİ, 35

Zeyd. zevcesi Hind'i boşadıktan sonra iddeti bitince, Zeyd'e, Hind'in tiz kardeşi Zeynep'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  ALt EFENDİ, 35

[143] Bir kadın nesep ve1 emişme bakımından olan haiası veya tey-;esi ile  cemetmek  gibi ki, bunlar caiz olmaz. Faraza bunlardan birisi irkek olsa, dayı yeğeni, yeğen dayıyı almak icabeder. Bu ise haramdır. ı      Böyle cem'in hararalığı meydanda, iken ikisinin nikâhı beraber kı-•Jrümış ve bir nikâh altında  cemedilmis olsa, her iki nikâh da fasittir. İFakat ayrı ayrı nikâhları kiyıhrsa, evvelki kıyılan nikâh sahih ikinci ni-ikâh fasit olur.

Her ikisinin nikâhı beraber kıyılanların ikisi, ayrı ayrı nikâhları kıyılanların da ikincisi zevceden  tefrik olunur.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd'e, karısının kardeşi Amr'in kızım karısı ile beraber nikâhla jemetmesi caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. FETAVAYI ABDURRAHÎM 170

Zeyd, karısı Hind'in kız kardeşinin kızının kızı Zeyneb'i Hind'in üze­rine nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz  (zira bunların cem'i caiz değildir).

ABDURRAHİM, 170

İki nala veya iki teyzenin cemi de caiz olmaz. Meselâ: iki kişi bir­birlerinin validelerini değişik olarak yahut kızlarını nikâhlasalar ve bi­rer kızları olsa, birinci şekilde kızlar birbirinin halası ve ikinci şekilde teyzesi olmakla onlar bir erkek nikâhında cem edemez.

NİMETCL İSLÂM

Zeyd'e, karısı Hind'in ana baba bir kızkardeşinin kızı Zeynep'i ni­kahlayıp Hind ile cem etmesi caiz oiur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. FEYZÎYE, 39

Zira Zeyd'in karısı kız kardeşinin kızının teyzesi oluyor. Bir kadını teyzesiyle bir erkeğin nikâhı altında cemetmek caiz değil ve haramdır.

[144] Yâni üvey ana ile üvey kızın bir nikâh  altında cemedilmesi helâldir.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd karısı Hind'in kocasından olan ölmüş oğlu Amrin karısı Zev-nebi tezevvüc edip Hind ile cemetmesi caiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olur. ABDURRAHİM,  169

Zeyd'e, karısı Hind'in üvey anası Zeyneb'i, Hind'in üzerine nikâhla alıp Hind ile cemetmesi câîz olur mu?...

ELCEVAP... Olur. BEHCE, 52

Zeyd'e, karısı Hind'in diğer kocasından olan ve ölen oğlu Amr'in kızı Hatice'yi nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ, 34

Zeyd'e, karısı Hind'in diğer kocasından olan ve Ölen oğlu Amr'in karışı Zeynep'i nikâhla alıp Hind ile cemetmesi caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ, 34

Zeyd'e, karısı Hind'in baba bir erkek kardeşi Amr'in ana bir kız kardeşi Zeynep'i nikâhla alıp Hind ile cemetmesi caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur. ALÎ EFENDİ, 34

ı  Zeyd'in karısı Hind'den doğan oğlu Amr, Zeyd'in diğer karısı Zey­nep'in başka kocasından doğan kızı Haticeyi nikahlaması caiz olur mu?... ELCEVAP...  Olur.  HAMİŞİ BEHCE, 54

Zeyd, ölen Amr'in karısı Hind'i nikâhla aldıktan sonra Zeyd'e, Amr'in (ölen adamın) diğer karısı Zeynep'ten olan kızı Hatice'yi nikâh­la alıp Hind ile cemetmesi caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur. FEYZÎYE, 35

Zeyd, karısı Hind'in babasının kız kardeşinin kızı Zeynep'i nikahlayıp Hind. ile cemetmesi caiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olur.   ABDURRAHİM,  170

Zeyd'e, kendisinden yaş itibariyle büyük olan ve ölen kardeşinin karısı Hind'i iddet bittikten sonra alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  ALİ EFENDİ, 37

Ölen Zeyd'in karısı Hind'ten doğmuş oğlu Amr, Zeyd'in (ölen ba­basının) diğer karısı Zeynep'in başka kocadan doğmuş km Hatice'yi nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur. HAMİŞİ BEHCE, 52

[145] Yâni zina edilen kadın zina edenin oğluna, babasına, dedesine Ve torunlarına haram olduğu gibi, zina edilen kadının kızını ve anasını zina eden erkek de nikâhla alamaz.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd'e. zina ettiği Hind'in kızı Zeynep'i nikâhla alması caiz.olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz  (zira anaların cimâ'ı, kızlarım haram kılar)',

FEYZİYE, 38

Zeyd. cariyesi Hind'in anası  Zeyneb 'i cima etse, Hind'in (kızının) cima; Zeyd'e haram olur mu?...

ELCEVAP... Olur. FEYZİYE VE NETİCE 35-45

Zeyd, «karım Hind'in anası Zeynebe zina ettim» diye ısrar etse, Hind Zeyd'e haram olur mu?...

ELCEVAP...   Oîur. ABDURRAHİM,   167

Zeyd, Hind'i nikâhla aldıktan sonra Amr, Zeyd'e daha evvel Hind'in kızı Zeyneb'i zina etmişti diye şehâdet etse, yalnız Amr'in şehâdeti ile akrabalık haramhfı sabit olup Hind'in, Zeyd'den tefrik olunması lâzım olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz.

Zeyd, zina ettiği Hind'in dört beş yaşında olan küçük kızı Zeyneb'i nikâhla alsa, sonra bu nikâh sahih 'olmadığından Hind'i (zina ettiği ka­dım)  nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur  BEHCE,  52

Zira nikâh fasit olduğundan kızın annesiyle nikâhlanmasında bir mahzuru seri yoktur. Esasen daha evvel zina etmişti.

[146] Burada damadm kayınvalideyi, kayınvalidenin damadı şehvet­le öpmesi, elini dokundurması ve buna benzer şehvet hareketlerinin ya­pılmasıyla haramlığm sabit olduğu beyan edilmiş oluyor.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, yabancılardan şehvet sahibi (dokuz yaş ve daha fazla) olan Hind'in elini mes ederken âleti (zekeri)  sakin iken uyanıp kalksa, hâlâ

Zeyd Hind'in kızı Zeyneb'i nikahlayıp alması caiz olur mu?...

ELCEVAP..   Olmaz. ABDURRAHİM,   16;8

Zeyd, Hind'i şehvetle dokunup öptükten sonra Zeyd'in oğlu Amr, (babasının şehvetle  öptüğü 1   Hind'i  nikahlaması  caiz  olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.    ABDURRAH1M, C. 1, 168

Zeyd, karısı Hind'in anası Zeyneb'e şehvetle elini dokundurursa Hind, Zeyd'e haram olur mu?...

ELCEVAP...   Olur.  FEYZİYE,  38

Zeyd,  karısı Hind'in  anasının  anası  Zeyneb'e  şehvetle  dokunsa ve şehvetle öpse, Hind (karısı) Zeyd'e (kocasına) ebediyen haram olur mu?.. ELCEVAP...  Olur  NETİCE, 48

Genç olan Zeyd, yabancı Hind'in (kadının) azalarından birine elbise ve emsali yok iken dokunduğunda Zeyd'e şehvet ve kalbinin meyli hâsıl olsa lâkin âleti (zekeri) uyanmasa. Zeyd'e. Hind'in kızını nikâhia alma­sı caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur (zira şehvette âletin 'kalkması şarttır).

BEHCE, 53

Hind'in anası Zeynep, Hind'in kocasa Zeyd'e (damadına) şehvetle dokunsa. Hind,   (kızı)  Zeyd'e   (damadına!  haram olur mu?...

ELCEVAP... Olur. FEYZİYE, 39

Genç olan Zeyd, yabancı Hind'in âzasından bir azasını çıplak iken* meshettiğinde şehvet ve kalbin meyli hâsıl olup ]?kin âle'.   intişar etme­se, Zeyd Hind'in kızı Zeyneb'i nikahlaması câız      ..

ELCEVAP...  Olur. BEHCE,  53

Zeyd, karısı Hind'in diğer kocasından olan şehvet sahibi (dokuz ya-şmdan yukarı) kızı Zeyneb'e şehvetle dokunsa. Hind. Zeyd'e haram olur mu?...

ELCEVAP...  Olur, ALİ EFENDİ, 33

Zeyd, karısı Hind'den olan şehvet sahibi kızı Zeyneb geceleyin kor­kup Zeyd'in döşeğine vardığında Zeyd'in âleti (zekeri) kalkıp ve Zeyd'in bazı âzası Zeyneb'in (karısının kızı Zeyneb'in) bazı azasına perdesiz (yâ­ni elbise ve benzeri olmadan vücuduna) dokunsa, Hind. Zeyd'e haram olur mu?...

ELCEVAP... Olur ALİ EFENDİ, 33

Zeyd, geceleyin karısı Hind'den olan kızı Zeyneb'in döşeğine Hind'in (karısının) döşeği olması zannı ile varsa lâkin bedeni Zeyneb'in bede­nine asla dokunmadan duruma vâkıf olmakla dönüp gitse, bu şekil ile Hind  fkarısı)  Zeyd'e haram olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz. ALİ EFENDİ, 33

Hind. kocası Zeyd'in başka karısından olan oğlu Aimvin uyurken do-u çözüp zekerini şehvetle mes etse, Hind Zeyd'e haram olur mu, ELCEVAP... Olur (zira şehvetle dokunmak, haram kılar).

ABDURRAHİM, İİ68

Şehvet : Nefsin arzu ettiği şeye atılışıdır. Buna «gönüî ekme» tabir oimur. İnsanın gönlü bir şeye, onu yapma hırsına düşer. İşte bu hal şje'h-vetn neticesidir. Şehvet ve cazibeleri «İslâmda Tesettür ve Haya» isim­lerimizle «Müiteka Tercümesunin dördüncü cildinde daha geniş İzaverilmiştir.

Zeyd. karısı Hind ve kayınvalidesi Zeyneb'le bir odada yatarlarken Ze;-d geceleyin kalkıp dışarıya giderken ayağı istemiyerek ve şehvetsiz Zefneb'in ayağına dokunsa. Hind,  Zeyd'e haram olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.     ALİ EFENDİ', 33

Bu son fetvada şehvetle öpme olduğu halde karısının boş olmama­sı öpülen kızın dokuz yaşından aşağı ve şehvet çağında olmamasmdandır. Zeyd, karısı Hind'in süt kızı olan şehvet sahibi  (dokuz yaşından yu­karı)   Zeyneb'e  şehvetle dokunsa.   şehvetle  öpse  ve  meni  inza!   olmasa, . Hind   (karısı). Zeyd'e haram  olur mu?...

ELCEVAP...   Olur. BEHCE,  53

Zeyd, Hind'in âzasından birine şehvetle dokunsa. Zeyd'in oğluna (ba­basının dokunduğu)  Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz. ALİ EFENDİ, 34

Zeyd, Hind'in âzasından birine, şehvetle dokunsa. Zeyd'in oğlu Amr'e, Hind'in kızı Zeyneb'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur (zira dokunulan kadının kızı helâldir. Anasını babanın ve o kadının başka kocadan elan kızını oğlunun alması gibidir).

ALİ EFENDİ, 34

Bu son fetvada şehvetle dokunduğu kadının kızını oğlu alabiliyor. Baba - oğul bacanak oldukları gibidir.

Hind, damadı Zeyd'e şehvetle dokunsa ve öpse lâkin meni inzal ol­masa. Hind'in kızı Zeyneb, Zeyd'e  (damadına)  haram olur mu?...

ELCEVAP...   Olur. BEHCE,  54

Zeyd, karısı Hind'in kız kardeşi Zeyneb'i şehvetle meshetse, Hind eyd'e haram olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz  (hatta karısının kız kardeşini cinıâ etmesi hâ-de de karısı haram olmaz).   BEHCE, 53

Ancak zina edenlerin recim veya had yapılmaları hakkında gerekli ükümler ikinci cildin «Hadler Bahsi* başlığı altında zikredilmişti*.

Zeyd, kansı Hind'in anası Zeyneb'in fercinin içine şehvetle bs ve meni inzal olmasa, Hind (karısı). Zeyd'e haram olur mu?...

ELCEVAP... Olur. BEHCE

Bu iki fetvada «meninin inzal olmaması»  kaydı zikredilmiştir.

Se­bebi ise, meni gelecek olursa, cima kasdı olmadığına işaret olduğurklan haramlık sabit olmaz.

Hind, beş yaşında olan küçük Zeyd'i Öpse, hâlâ Zeyd Hind'in KİZİ Zeyneb'i nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur (zira küçük iken öpmek, öpüşmek izdivaca mini değildir).     ABDURRAH1M, TÇ8

Zeyd, kansı Hind'in diğer kocasından olan şehvet sahibi kızı Zey­neb'in fercine şehvetle baksa, lâkin meni inzal olsa, Hind (kansı) Zeyd'e haram olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz (zira meni inzal olduğundan cima yapmak kas­dı yoktur).  FEYZtYE, 36

Zeyd, Hind'i şu kadar para mehir kormşars' -.i kanladık tan sonra Zeyd, Hind'in kızı büyük Zeyneb'e şehvetle dokunsa (ve âleti uyansa), Hind, Zeyd'e ebediyyen haram olur mu?...

ELCEVAP... Olur (zira şehvetle dokunmak, öpmek v- îkmak ha­ramlık icabettirir).   BüHCE,  54

Bir erkekle iki kadın, Zeyd. karısı Hind'in diğer kocadan olan ve şehvet sahibi  (dokuz yasından yukarı, şehvete gelen've şehveti uyandı ran) kızı Zeyneb'e şehvetle dokundu diye Zeyd'in huzurunda şahitlik et seler, şehâdetleri kabul-olunup Hind. Zeyd'e haram olur mu?...

ELCEVAP...   Olur. BEHCE,  55

[147] Ehli kitaptan olan Yahudilerden Hz. Uzeyr'i; İlâh ve Allah'ın oğlu, Hıristiyanlar da Hz. İsa'yı ilâh ve Allah'ın oğlu demedikleri tak dirde nikâhla alınmaları kerâhatla beraber caizdir.

Kur'an-ı eKrim'de meâlen şöyle beyan edilmiştir: «Nâmuskâr, zi nâya sapmamış ve gizli dostlar da edinmemiş (insanlar) halinde (ya şamanız şartıyla) mü'minierden hür ve iffetli kadınlarla kendilerine siz den evvel kitap verilenlerden yine hür ve iffetli kadınlar dahi, siz onla rm mehirlerini verip  (nikâh)  edince  (size helâldir).» Mâide sûresi. 5.

tLGÎLİ FETVA

Müslüman oian Zeyd'e, ehli kitap olan nasrânı (Hıristiyan) Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?. .                                                        

ELCEVAP...   Olur. MAZİYE,   27

[148] Hür olan erkeklerin Hürre olan kadınlardan dörde kadar ni­kâhla alabileceklerini şu mealdeki âyeti celiyle beyan etmektedir : -

«Sizin İçin helâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâh edin. Şayet (bu suretle) adâiet yapaınıyacağınızdaiı endişe eder­seniz, o. zaman bir (tane ile) yahut mâlik olduğunuz câriye (ile iktifa edin). Bu (tek zevce veya câriye) sizin (Haktan) eğrilip sapmamanıza daha yakındır.» Nisa,  3.

Bu âyeti ceîiyîede hür erkeklerin Hürre kadınlardan dörde kadar nikâhla alabileceklerini beyan ettiği gibi. adaletin şart olmasına binaen kadınlar arasında adaleti yapainıyacak olanlara da bir kadınla iktifa et­melerini beyan etmektedir. Bununla beraber talâk olsun, teaddüdü zev-cat olsun İslâm dininde ne vâcib ne de mendübdür. Belki ihtiyaç ânında izni şer'î ile mezuniyet vardır.

Kadir olan Müslüman erkek için dörde kadar evlenmesi müsaade edilmiş ve ineşrû iken, iki-üç evlenenlere «gayrimeşrû iş yapıyor, metres hayatı yasıyor ve gayrimeşrû çiftleşme yapıyorlar» diyerek konuşanlar olursa, .bilmelidirler ki, îslâmda meşru ve caiz olanı'inkâr ettiklerinden dinden çıkmışlar ve kâfir olmuşlardır. Daha geniş malumat, hemen ile­ridedir.

Esasen teaddüdü zevcâta muhalif konuşanlar fiilleriyle bozmakta­dırlar ve çeşitli isimier ve ahlâksızlıklar altında fenalıklara tevessül ede­rek Hakkın helâl olarak boyar, ettiği hükmü haram olarak islemektedirler.

İslâm dini daima kolaylık beyan etmektedir. Taaddüdü Zevcatta hem yaratılış itibariyle erkekten zayıf olan kadınlar ve hem de erkek­ler için kolaylıktır. Zira kadının hastalığı ve şer'i mâni günlerinde diğer kadın hem erkeğin harama gitmesini'önlemek ve hizmetini görmek su­retiyle ihtiyacım karşılar ve hem de eşinin işlerini diğeri görebilir. Dört  kadından fazla bir erkeğin nikâhla karı-koca olması haramdır. Yâni ni­kâh, fasit olduğu için nikâh kıyılsa dahi zina etmiş olur.

Keşke müteaddid zevce idaresine muktedir erkekler olsa da nesil­lerin tarlaları olan birçok kadınlar evlerde muattal kalıp kocamasalarî Doğan çocuklar da kadın erkeklerden çok olmakla beraber kadınların hayız ve gebelik gibi arızalara maruz bulunmak.!-; ve amelden kalarak nesilden kesilmeleri de bu meseleler (birden fa"la evlenmek i için erkek­lere  hak vermektedir.  NİMETİL İSLÂM

İLGİLİ FETVA

Dört karısı olan  Zeyd, Hind'i  de   (besinciyi!   nikâhlasa.  kıyılan bu nikâh sahih olur mu?... ELCEVAP...  Olmaz.

Bu surette.Zcyd ölse, kıyılan bu nikâha binaen Hind vâris olur mu?..

ELCEVAP...   Olmaz. NETİCE,   50

[149] Zina ile hâmile olan kadının nikâhının sahih olup. cima yap­manın haram olması, oraya başkası tarafından tohum ekildiğinden ve bahcenin me\"vesini ekon kimsenin sulaması lâzım geldiğinden, yaban­cının  sulaması haramdır.

Burada mecazi: bir izahta bulunmuş oluyoruz. Buna benzer mecazi: ifade Kur'an-ı Kerîmde meâlcn şöyle beyan edilmiştir :

«Kadınlarınız sizin (evlât yetisaren) larlanızdır. O hakir tarlanıza, dilediğiniz gibi, celin kendiniz için önden (iyi ameller' gönderin (hayırlı evlâtlar yetiştirin].;   Bakara sûres.  âyet,  122u.

İLGİLİ FETVALAR

Bir kimsenin nikâhında ve idde'dnde olmpyan vt zinadan hâmile olan Hind'i hâmile olduğu çocuku doyurmadan nikahlamak caiz olur mu?..

ELCEVAP...  Olur.

Bu surette nikâhla olan zina edenden başkası oiursa, hâmile oldu­ğu   çocuğu doğurmazdan  evvel  Hind'i  cima etmesi  caiz  olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz. İBNÎ NÜCEYM, 29

2eyd'e, başkasının zinasından hâmile-olan Hind'i nikâhla almasj caiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olur   (lâkin  doğuruncaya  kadar cima etmezi.

Zeyd'e. zina ettiği Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur. Ve cima da edebilir. ALİ EFENDİ, 37

Zeyd'e, zinadan hâmile olan Hind'i, hâmile olduğu çocuğu doğurma­daki rızasiyle nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur. Lâkin zina eden Zeyd değilse hamlini" doğurun­caya kadar Hind'i cima etmez. FEY^İYE ve BEHCE, 3-7-49

[150] Köle olan erkeğin Hiirre olan kadın üzerinde dığmdan onun nikâhla alması sahih değildir. Mecûsi ve ^ masının caiz olmadığı da aşikârdır. Bu husus Kur'an-i K şöyledir :

«(Ey mü'minleri   Allah   (C.C.)a  eş  tanıdan  kadmlarilb le) onlar îmana gelinceye kadar, evlenmeyin.» Bakara

İLGİLİ FETVA

şöjd sahibi olma-pîmpcrestin alm-riırjde meâlen

müşrikler-fei. Âvet: 221.

Müslüman olan Zeyd'e. Mecûsi olan (Ateşe. Güneşe tayan) kadını nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz.    FEYZİYE.   'M

[151] Yâni hür bir erkek hürre kadından nikâhı altında dört kadın bulundurabilir. Dörtten fazlasının nikâhı sahih değildir velevki dört ha­nımdan birini boşadiktan sonra onun iddeti bitmeden olsun yine besinci kadını nikahlamak haramdır. Ancak bonanan dördüncü kadının iddeti bi­terse, başka bir kadın olarak yine.dörde iblâğ edebilir, yâni nikâh sahih olur.

Dört karısı ve bir cariyesi var iken bir câriye daha salın aunak iste­yen erkeği levrn eden (kötüleyen) kimsenin küfründen korkulur. Çünkü Cenabı Hak. «çünkü onlar, (bu helâl olanlarda) kınanmazlar.», buyurma-sıyla ondan levm etmeyi soymustur,                        

Karısının üzerine evlenmek isteyeni levm edenin (kötüleyenin) Jmk-mü de budur   (yâni, küfründen  korkulur).                                       

Evli iken bir daha nikahlanmak veva döşeklik-câriye edinmek iste­yen kişinin hanımı; «kendimi öldürürüm» dese dahi kocası çekinmeyebi-lir. Çünkü «size helâl'olan (hür) kadınlardan ikişer ikişer, üçer üc-er, dörder dörder nikahlayın.» kavli kerimi ile meşrudur.  Ancak hanımını

gamlandırmamak için nikahlama ve döşekîiği terk ederse, ecre nâii olur.

Hadîsi Şerifde, «Benim ümmetime rikkat edene Cenabı Hak rikkat

ve  merhamet   eder.»   mealinde   bu yorulmuştur.. NİMETÜL  İSLAM

İLGİLİ FETVA

Dört karısı olan Zeyd, (beşinci olarak) Hind'i nikâhiasa, bu nikâh sahih olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFENDİ, 3T

Dört karısı olan hür Zeyd, içlerinden Hind'i talâkı bâyinîe boşasa, Hind'in (boşanan kadının) iddeti bitmeden Zeyd'e, Zeyneb'i nikâhla al­ması caiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz. NETİCE,   47

[152] Nikâhı muvakkat, nikâhla alması haram .olmayan kadınla be­raber şahitler huzurunda şu kadar müddetle diyerek kıyılan nikâhtır.

Söylenen müddet kısa veya uzun olsun. Meselâ, üç. beş gün veya üç beş sene isterse yirmi-otuz sene olsun nikâh asla sahih değildir. An­cak nikâh kıyıhrken iki tarafın da yabama imkanı olmayan bîr müddet söylenirse o zaman caizdir. Meselâ: Bin sene, yahut kıyamet kopuncaya kadar müddetleri ile söylenirse, bu takdirde nikâh sahihtir.

Bir de mutlak olarak nikahlayıp da kendi niyetinde içinden bir za­man beraber olmak olursa, nikâh yine sahihtir.

Nikâhı müt'a ise, zamanla beraber, şu kadar mal karşılığında, se­ninle faydalanayım, şeklinde ya asaleten veya Vekâlet yoluyla nikâhlan-maktır. Binaenaleyh zamanla kayıtlı ve mal karşılığında kıyılan nikâh­lar bâtıldır. NİMETÜL İSLAM

Bu bâtıl nikâh hangi isim altında olursa olsun sahih değildir. Me­selâ: Hacca gidecekler yol nikâhı adı altında gidip gelinceye kadar kay­dı ile nikâhiansalar. bu nikâh  aynı bâtıl oîan nikâhtir.

Bu husus biraz daha geniş şekilde izahla telifimiz oîan (İSLAMA SOKULAN BİD'AT ve HURAFELER)   adlı  eserimizde  zikredilmiştir. 

İLGİLİ FETVA

Zeyd, Hind'i şahitler huzurunda on günlüğüne nikâhiasa. kıyılan bu nikâh sahih olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz (zira muvakkat nikâh sahih ve caiz değildir, haramdır). FEYZÎYE, 28

Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/332-348.

[153] Bâliğa ve mükellefe olan kadının kendi malında tasarrufa ve hakkını müdafaa etme yetkisine sahip olduğu gibi evlenme hakkında da ,nikâhlanma yetkisine sahip olduğu İmamı Âzam-ile İmam'ı Ebû Yûsuf (R.A.)  tarafından izah edilmiştir ve her yönüyle fetvada bundadır.

İLGİLİ  FETVALAR

Bâliğa Hind, bir racüî  (erkek )Je iki kadın huzurunda ia sana v.irdim dese ve Zeyd'dc  aldım  kabul  ettim  desö,

Zeyd'e nikâh-nikâh kıyılıp

NETİCE,  43

Hind, Zcyd'in nikâhlısı ahır mu?,.. ELCEVAP...  Olur.

Zeyd, Bâîiğa k;2i Hind'i izni oimadan Amr'e nikâhlasa, Hind haberi olduğunda kabul etmeyip reddeır.r. o nikâh biıu] olur mu?..1.

ELCEVAP...   Olur. NETİCE,  44

Bâliğa Hind, kendini mehrimisliyJe es ve dengi Amr'e' nikâhlasa. Hind'in babası Bekir benim iznini bulunmadı diye bu nikâhı feshetme­ye kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. ALÎ EFENDİ, 38

Dokuz yaşını tamamlayıp cüssesinin gelişmesiyle buluğ çağına yetişmiş olan   Hind,  hayız görün  bâiiğa  oldum  diye  ikrar ettikten  sonra kendini  mehri  misille  dengi  Amr'e  nikâhlasa.   yakın   velisi   olan   ninesi Zeyneb «iznim bulunmadı y diye kıyılan bu nikâhı feshe- kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.    ALİ EFENDİ, 39

Bâliğa Hind, yakın velisi olan babası Zeyd'in izni olmadan kendini dengi olmayan Amr'e nikâhlasa lâkin Hind'in Anır'deıf çocuğu olmasa, Zeyd   (baba*   razı  olmayıp Hind'i   (kısmı)   Amr'den  hâkime  ayırtmaya kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  ALİ EFENDİ, 39

[154] Zeyd, bakire ve bâîiğa kızı Hind'in izni olmadan Amr'e şu ka­dar para mehir söyleyerek nikâhlasa ve sonra Zeyd bu nikâhı Hind'e (kızma) .duyurduğunda Hind sükût etse. Amr. Hind'e yaklaşmak iste­diğinde Hind nadim olup bu kıyılan nikâhı feshe kadir olur mu?... ELCEVAr... Olmaz.    ALİ EFENDİ, 40

Bakire ve bâliğa olan Hind. ana. baba bir yakın velisi olan amcası Zeyd, Hind'in izni olmadan Amr'e şu kadar para mehir söylemek sure­tiyle nikâhlasa sonra Zeyd. bu şekilde nikahladığını Hind'e duyurduğun­da Hind sussa ve dört ay geçtikten sonra Hind razı olmam diye kendini Bekir'e nikâhlasa, bu kıyılan ikinci nikâh sahih olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFENDİ, 40

[155] Mecnun - deli, küçük erkek ve kız çocuklarının akıllarında ke­mal olmadığından kendilerinin haklarını velileri korur ve her türlü yet­ki onlardadır.

ÎLGtLt FETVALAR                             

Deli halde olan Zeyd'in, nikâhla evlendirmede velilik hakkı ana ba­ba bir amcasının oğlu Amr İle anası Hind'den h.-ngisi" indir?,,.

ELCEVAP... Amr'indir. ALİ EFENDİ, 40

Zeyd. küçük kızı Hind'i, Amr'in küçük oğlu Bekir'e nikahlamak için bir nikâh meclisi tertiplediğinde Zeyd, şahitler* huzurunda Hind'i, Be­kir'e verdim dese, Arnr de Bekir için aldım kabul ettim dese, nikâh kı­yılmış olur mu?...

ELCEVAP...  Olur. FEYZİYE, 43

Deli olan Hind için nikahlanıp evlenme vilâyeti (yetkisi) var mıdır?.. ELCEVAP... Yoktur. ABDÜRRAHİM, C. 1, 166

Küçük Hind'in yakın velisi oîan anası Zeyneb, mehri misille dengi olan Zeyd'e şahitler huzurunda- nikahladıktan "sonra Hind baliğ olmaz­dan evvel ölse, Zeyd Hind'e vâris olur mu?...

ELCEVAP...   Olur. FEYZİYE,  43

Küçük Hind'in velisi fâsık olan Zeyd, Hind'i dengi Amr'e nikâhla-sa, bu nikâh sahih olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  1BN1 NÜCEYM, 27

[156] Hind, küçük kızı Zeyneb'i yakm velisi ve ana baba bir amcası

Zeyd'in izni olmadan mehri misliyle dengi Amr'e nikahladıktan sonra Zeyd bu nikâhı feshetmeyip dururken (küçük kız) bâliğa olsa ve kı­yılan nikâha rıza gösterip kabul etse. Zeyd (amcası) bu nikâhı feshet­meye kâdîr olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.  ALÎ EFENDİ, 41

Hind, küçük kızı Zeyneb'i dengi olmayan Amr'e rJkâhlasa. bu ni­kâh sahih olur mu?... ELCEVAP...  Olmaz.

Bu surette kıyılan bu nikâh sahih olmamakla Zeyneb bâliğa oldu­ğunda kıyılan nikâha rıza gösterip kabul etse, izin ve rızasının sahih ol­madığından rızasıyla tekrar nikâh kıymak lâzım olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  BEHCE, 56-57

Birinci fetvada dengine verildiği için sonraki rıza ile nikâh sahih oluyor, ikinci fetvada dengine verilmediğinden bulûğ zamanındaki kendi rızası muteber değildir.

Küçük Hind'i yakın velisi olan babasının anası Zeyneb, Zeyd'e ni­kahladıktan sonra zifafa ve halvete girmezden evvel Hind (küçük kızı) bâliğa olduğundan kendini ihtiyar edip ve şahitler dikerek bulûğ mııhay-yarhğıyla kıyılan nikâhı Zeyd'in (ilk verilen adamın) huzurunda hâki­me feshettirerek kendini başkasına nikâhlamaya kadir olur mu?.. ELCEVAP...  Olur.                 NETİCE,  37

[157] Küçük Hind'i babasının babası ve yakm velisi Zeyd. Amr'in küçük oğlu Bekir'e şu kadar para (bir miktar para) mehir söyliyerek nikâhlasa ve Amr de Bekir için nikahladıktan sonra Bekir küçük iken ölse, Hind (nikahlanan küçük kız), Bekir'in'terekesinden mehrini ve di­ğer hıssasım almaya kadir oiur mu?...

ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ, 42

Küçük Zeyd'in yakın velisi olan ana baba bir amcası Amr,  küçük

kızı Hind'i mehri misliyle şahitler huzurunda Zeyd'e nikahladıktan son­ra Zeyd baliğ olmazdan evvel ölse, Hind, Zeyd'e vâris olur mu?...

ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ, 43

[158] Nikâhlandırmada veli ve söz sahibi olmak şöyle sıralanmıştır ve sebepleriyle dörttür. Aynı zamanda velilik yetkisi kimler hakkında olduğu ve olabileceği metinde geçmektedir.

A)    Yakınlık :  Metinde geçtiği gibi veraset üzere oğlu, oğlunun oğlu ve babası gibi sırayı takip etmektedir.

B)   Mülkiyet sebebi olan ise, köle ve cariyenin efendisi veya hanım-efendisidir. Bunlar köle ve cariyelerini azat etmeden istediklerine nikah­layabilirler.

C)    Velâ sebebiyle veli :   Birbirlerine vâris olabilecek şekilde ken­dilerini hayatlarında karşılıklı korumaya ve cezalarını çekmeye  ahdet­miş ve anlaşmış olan kimselerin biri diğerinin velisi demektir.

D)  imamet sebebiyle olan veli :   Millete ve devlete hâkim olan Dev­let Reisi, hâkim ve müftü gibi söz ve yetki sahipleri kimsesizleri evlen­dirme hakkında söz sahipleri ve velileridirler.

[159] Kadın deli olduğundan nikâhının sıhhati oğiunun veya oğlu ol­madığı zaman babası ve diğer yakmlarnıın veraset sırası ile nikahla­maları ile caizdir, aksi takdirde caiz değildir.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, akîı ermez şekilde deli olan kızı Hind'in oğlu olmadığından Amr'e nikâhla verse, bu nikâh sahih olur mu?...

ELCEVAP...   Olur.  BEHCE,   56

Aklı ermez derecede deli olan 'Hind, kendini Zeyd'e nikâhlasa, bu nikâh sahih olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. ALÎ EFENDİ, 38

Aklı ermez derecede deli oîan Zeyd, Hind'i nikâhlasa, bu nikâh sa­hih olur mu?...                                                                                  

ELCEVAP... Olmaz ALİ EFENDİ, 3S

Son iki fetvada kendileri söz sahibi olmadıklarından ve velileri ta­rafından nikâhları da kıyılmadığından sahih değildir.

[160] Yâni. nesebi belli olmayan ve velisi bulunmayan küçük kız ve oğlanın velisi hâkimi şer'idir ve bu velilik hakkı sıra ile en son hak sa­hibidir.                                                                                                  '

İLGİLİ FETVALAR

Hâkimden başka velisi olmayan küçük Hind'i (kadını) hâkim neh­ri misliyle dengi Amr'e nikâhlasa. kıyılan bu nikâh sahih olur mu?,

ELCEVAP...  Olur.

ALİ EFENDfi

Küçük Hind'in yakın akrabası olan teyzesinin oğlu Amr hazır iken, hâkim küçük kızı Amr'in izni oimadan nikâhla evlendirmeye kadir jolur mu?,.. "

ELCEVAP...  Olmaz.  ALİ EFENDİ-  43

Hâkimden başka velisi olmayan küçük Hind'i, Hâkim mihri misliy­le dengi olan Zeyd'e nikahlandırdıktan sonra Hind, bâliğa olduğunda kendi ihtiyariyle şahitler dikip baliğ olma muhayyerliğinden dolayı hâ­kimini nikâhını Zeyd'in huzurunda hâkime feshettirmeye kadir olur mu?...

ELCEVAP...   Olur. FEYZÎYE,  42

[161] Küçük Hind'in yakın akrabası olan ana, baba bir amcasının oğlu Zeyd, müddeti seferden uzak olan diğer memlekette olsa, başka ve­lisinden akrabası da olmasa, diğer akrabalardan baba bir, amcasının oğlu Amr bulunmakla, Amr, Hind'i dengi Bekir'e mehri misliyle nikâh­la evlendirse, Zeyd (ana baba bir amcasının oğlu) geldiğinde benim jjLz-. Bi     bulunmadı diye kıyılan bu nikâhı feshetmeye kadir olur mu?..T

ELCEVAP...   Olmaz.

[162] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/349-355.

[163] Nikâhla evlendirme ve evlenme hakkında evlenenlerin ve denklerini bulmaları ve bu husustaki her türlü yetki velinin hakkıdır-

Dengine  varmıyaniann nikâhını  velisi  feshettirebilir.

İLGİLİ FKTVALAR

Bâliğa Hind. kendini yakm akrabası olan ana. baba bir amcası Amr'in izni olmadan dengi olmayan Bekir'e nikâhla varsa lâkin Bekir'­den çocuk doğurmasa. Amr lamcasıi, razı olmayıp Hind'i Bekir'deki hâkime ayırtmaya kadir olur mu?...

ELCEVAP.. Olur.  ALİ EFENDİ, 39

Bâİiğa Hind. kendinin dengi olan Salih Zeyd'.e şahitler huzurunda nikâhia vardıktan sonra bir müdd-.'t geçince Zeyd fâsık ve fâcir olsa. Hind'in -babası Amr, Zeyd mücerret fâsık olmakla dengi değildir diye itiraz edip kıyılan bu nikâh: feshetmeye kadir olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz.  FEYZİYE,  4(1

Birinci fetvâde dengi olmadığından velinin hakkı nafizdir. Fakat ikinci fetvada dengine varan bâîiğa kızın hakkında velisinin sözü câri değildir.                                                                                                

[164] Ancak babası nıüslüman olan Zeyd. babası ve dedesi müiîti-man olan Hind'e denk olur mu?....                                                      

ELCEVAP...   Olmaz.

FEYZİYE,!

Babası ve babasının babası asien hür olan Zevd, aslen hürre

Hind'e denk olur mu?...

ELCEVAP... Olur. BEHCEJI 58 Babası   müslüman   olmayan   kendisi   hidâyete   erişmiş   müslüman

Zeyd. babası müslüman olan Hind'e denk olur mu?,..                     

ELCEVAP...   Olmaz. BEHCEJ57

Müslüman  olup,  lâkin  Kibdi  olan  Zeyd,  şerefli  ve   keremlilenden:

-Amr'in kızı Hind'e denk olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz. BEHCEJ

[165] Zira çok zaman iyi huylu ve namuslu insanların kızları sâliha olur. Terbiyesiz ve ahlâkı güzel olan kız fâsık olan erkeğe denk olamaz. Yaşayışlarında zıtlık olduğundan mes'ut bir yuva kurulamaz. Binaen­aleyh sâliha kadın fâsık erkeğin dengi olmadığından verilir ve nikâhla evlendirüirse. büyük cürüm içlenmiş olur.

İLGİLİ FETVALAR

Salih ve âlim olan Zeyd'in kızı Hind'e, şarap İçmeye devam edip câhil olan Amr küfv  (denk)  olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz. ABDURRAHİM,   16G

Râfizîden olan ehli bid'at müsjüman Zeyd. mutteki olan Amr'in kn zı Hind'e denk olur mu?... ELCEVAP...   Olmaz. Bu surette Hind, kendini Zeyd'e nikâhlasa bu nic.        ahih olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz. HAMİŞİ BEHCE, 58

Zeyd, Sulahâdan Amr'in küçük kız: Hind'i nikahlamak istediğinde bazı kimseler Zeyd sâlih ve dindardır demeleriyle Amr (kızın babası), Hind'i Zeyd'e nikâhla verdikten sonra Zeyd'in şarâp içici olduğu mey­dana çıksa, Hind Bâîiğa olduğunda razı olmamakla hâkime müracaat edildiğinde hâkim Hind'i Zeyd'den  ayırmaya kadir olur mu?...

ELCEVAP...   Olur. BEHCE,   59

[166] Mehir ve nafaka temininden âciz olan erkek laKİr olan kıza denk olmazsa, zengin olan kıza ve kadına hiç denk olamaz.

İLGİLİ FETVA,,

Âlim ve şerefli olmayan, mehri muaccel ve nafakaya da iktidarı ol­mayan Zeyd, şerefli ve zengin olan Hind'e denk olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz. FEYZİYE, 46

Mehri muaccel ve nafakaya kadir olmayan Zeyd, Hind'e küfv (denk) olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz ABDURRAHİM, C. 1, 166

[167] Hind, küçük kızı Zeynebi dengi olmayan Amr'e nikâhla yerse, kıyılan bu nikâh'sahih olur mu?...                            

ELCEVAP...   Olmaz. FEYZİME,  47

[168] İtiraz hakkının olmaması velilerin yakınlıklar: müsavi olursa-dir, şayet sonra itiraz eden daha yakın olur ve esas hak sahibi şeklinde mukaddem olursa, onun itiraz hakki vardır.

İLGİLİ FETVA

Küçük Hind'in babası Amr, sefer müddetinden uzak olan başka memlekette olduğundan küçük Hind'in bahasının babası Bekir küçük Hind'i dengi Beşir'e şahitler huzurunda nikâhlasa, Amr (baba) geldi­ğinde benim iznim bulunmadı diye kıyılan nikâhı feshetmeye kadir olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz.  FEYZİYE,  43

Küçük Hind'in yakın akrabası olan ana. baba bir amcası Zeyd, meh­ri misliyle dengi Amr'e nikâhlasa, Hind'in diğer velisi Bekir mücerred ve­lisi olmakla razı olmayıp kıyılan bu nikâhı feshetmeye kadir olur mu?.-.

ELCEVAP...   Olmaz. FEYZİYE,  41

Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/356-359.

[169] Fudûlî nikâh - Gıyabi nikâh demektir ki: bazı kimselerin evlen­me imkânları güç olduğu zamanlarda bu yolda kıyılan nikâha baş vu­rulur. Meselâ: Bir adam alıp alacağım bütün kadınlar boş olsun, boşa­dım gibi Ölçüsüz konuşma neticesinde bu bizzat ağzıyla ve sözüyle ikrar ederek evlenmesi güç ve imkânsız olduğundan birisi gıyaben vekili olur. bunun namına bir kadını nikâhla ahverir. Kıyılan bu gıyabî nikâhı du­yan bu muzdar adam fili ile rıza gösterir ve böylece evlenme imkânı sağ­lanmış olur.

AÇIKLAYICI FETVALAR

Zeyd. Hind'e (bir kadına) her ne zaman seni nikâhla alırsam ben­den boş ol dese sonra da Hind'i nikahlamak istese. Kind Zeyd'e fudûlî (gıyabî) nikâhla nikâhlansa ve Zeyd ancak filî ile kabul etse, şer'i kur­tuluş yolu olarak Hind boş olmamış olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.    HÂMİSİ BEHCE, 60

Fudûlî nikâha muhtaç olan Zeyd. Hind'i nikahlamak istediğinde ve ağırlık namı altında Hind'e şu kadar eşya gönderip sonra Amr' Hind'i (hediye gönderen) Zeyd'e gıyaben nikahladıktan sonra Zeyd sözüyle kabul etmeyip fili ile kabul etse. Zeyd'in bu şekilde Hind'e hediye ve. ağırlık göndermesiyle kıyılan bu  nikâha  halel  gelir mi?...

ELCEVAP...   Gelmez. IÎEHCE.  (il

[170] Zeyd. Hind'i sâhidler huzuruna."  gaip olan Amr'e fudûii -  Gı­yabi olarak nikâhla verse. Bt-kir de Amr ıt;;r. fudûlî olarak kabul ettik­ten sonra. Hind ve Amr haber aldıklarında kıyılan bu nikâhı caiz görüp razı olsalar kıyılan bu nikâh sahih olur mu?...

ELCEYAP...   Olur.  İÎEHCE,  60

Zeyd. Balığa Hind'in izni olmadan şu kadar  (bir miktarı  para mehir söyleyerek Amr'e nikâhlasa sonra Hind bu nikâha vâkıf olduğunda cevaz verse  (razı olsaj, bilâhiro Hind cevazına nadim olsa.  kıyılan bu nikâhı feshetmeye kadir olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz ALİ EFENDİ, 29

[171] Zeyd, âkil ve hâliğ olan oğlu Amr'e .gıyaben Hind'i nikâhlasa. Amr vâkıf olduğunda kabul etmeyip red edince, kıyılan bu nikâh bâtıl oîur mu?...

ELCEYAP...   Olur. HAMİŞİ  KEHCE.  60

Dikkat edilirse Fudûlî - Gıyabî nikâhın sıhhati hakkında gıyaben nikâhı kıyılan erkek ve kadımı: rıza ve cevazına bağlıdır.

[172] Küçük Zeyd'in babas; Amr balığa Hind'i, Hind'in izni olmadan Zeyd'e nikâlılasa, kıyılan bu nikâh sahih olur mu?... .

ELCEVAP... Olmaz.'  ALİ EFENDİ, 30

Hind, Zeyd'e beni şu kadar para mehir ile nikâhla diye izin verse ve Zeyd'de şahitler huzurunda Hind'i o kadar para mehir ile nikâhlasa. kıyılan bu nikâh sahih olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  ALİ EFENDİ, 29

Küçük Hind'i, yabancıdan olan Zeyd. yakın velisi olan anası Zeynebin izni olmadan mehri mislivle den eti Amr'e nikâhîasa ve sonra 2 nebin haberi olduğunda kıyılan  bu nikâha icâze ve rıza gösterse. Kıyılan bu nikâh nafiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  AJLİ EFE.VD1, 30

Küçük Hind yabancıdan Zeyd, velisinin izni olmadan Amr'e nikâh-lasa sonra velisi rıza göstermeden Hind bâliğa olsa, Hind, rıza ve icâze vermeyip kıyılan bu nikâhı feshetmeye kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ, 30

NİKÂHDA   VEKİLLİKLE   İLGİLİ   FETVALAR

Hind, kendini Amr'e nikahlatmak İstediğinde Bekir'i nikâhlamaya vekil etse ve Bekir de iki şahit huzurunda Hind'i Amr'e nikâhlasa, kıyı­lan bu nikâh sahih olur mu?...

ELCEVAP...   Olur.     BEHCE,  59

Nikâhda vekâlet, alırken ve verirken şâhidlerin hazır olması şart değil ancak asıl ve vekillerin nikâhı kıymaları ânında \ akarda zikredi­len şahitlerin ve şartların bulunması lâzımdır.

Hind, kocası Zeyd'i bazı zamanlarda nikâh tazelemek için vekil etti­ğinde iki şahit huzurunda vekillik vermesi lâzım mıdır?...

ELCEVAP... Değildir.

Bu surette Hind, kocası Zeyd'i nikâh tazelemek için vekil etse ve Zeyd de kabul -ettikten sonra Zeyd Hind'i bu şekil üzere nikâh tazele­diği mecliste işitici iki şahidin hazır o-raası lâzım mıdır?...

ELCEVAP...  Lâzımdır.  BEHCE, 59

Fethul kadir adlı eserin «nikâhda vekâlet» bahsinde de vekillik al­ma ve verme ânında şahitlerin hazır olması şart değil, nikâh kıyma ânında şahitlerin hazır olması şarttır, diyerek zikredilmiştir.

Hind, Zeyd'e seni bütün işlerime vekil ettim deyip bu şekilde vekil ettikten sonra Zeyd, Hind'i izin ve müsaade almadan oğlu Amr'e nikâh-lasa, Hind vâkıf olduğunda kabul etmeyip red etse, kıyılan bu nikâh bâtıl olur mu?...

ELCEVAP...   Olur BEHCE,   60

Hind, kendini Zeyd'e nikahlamak için Amri vekil etse lâkin Amr, Hind'i Zeyd'e nikâhlamayıp Hind'in iznini almadan Bekir'e nikâhlasa. Hind vâkıf olduğunda kabul etmeyip red etse, kıyılan bu Jıikâh bâtıl olur mu?...                                                              

ELCEVAP...  Olur. FEVZİVE

Hind. kocası Zeyd'e her ne zaman beni talâkla boşarsan yine ken­dine beni nikâhlamaya seni vekil ettim deyip Zeyd de kabul ettikte»] sonra Zeyd Hind'i evvelâ bir talâkı bâyinle boşayıp sonra şahitler hu­zurunda Hind'i kendime nikahladım dese, bu sözle nikâh sahih jolup Hind'-3e, karı koca muamelesine kadir olur mu?...                       

ELCEVAP...   Olur.  BEHCE,  5!)

Bu fetvanın hükmü üç talâk vermezden evvel câridir. Üç talâkdan sonra hüllesiz tekrar nikahlama hükmü olamaz.         

Zeyd, kız kardeşi bâlifa Hind'i Hind'in izni olmadan Amr'e nikahla­dıktan sonra Hind vâkıf olduğunda anam Zeyneb razı olursa; bende izin verdim dese. mücerret böyle demekle Hind kıyılan bu nikâha izin ver­miş olur mu?...                                                               

ELCEVAP...  Olmaz.

Bu surette Hind o sözden sonra izin vermeyip red etse,] kıyılan bu nikâh bâtıl olur mu?...                                                              

ELCEVAP...  Olur. BEHCE, 60-01

Zeyd, Hind'i vekilliğiyle gıyaben Amr "e nikahlayıp sonra' kıyılan bu nikâha izin verilmeden Amr ölse. Hind Amr'e vâris olur my?...

ELCEVAP...  Olmaz. BEHCE, 61

Hind, kendini şu kadar (belli miktarda) para mehirle Zeyd'e nikah­laması için Amr'i vekil ettikten sonra Amr Hind'i o kadar paradan az mehir konuşarak Zeyd'e nikâhlasa, Hind vâkıf olduğunda kabul etme­yip red edince kıyılan bu nikâh bâtıl olur mu?...                  

ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ, 29

[173] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/360-263.

[174] MEHİR : Evlenme sırasında kadına ödenen mal, para, ziynet vesaireye mehir denir. Erkeğin kadına rağbet gösterdiği samimiyeti bil­dirir bir bahşiş ve bir vergisinden ibarettir ve bu mehir nikâhın hükümle­riyle ilgilidir. Mehir çok lüzumlu ve aranın bağı İçin faydalı bir şeydjirl

Mehrin ; sadak, nihle. atiyye, ükr, ecir ve fariza gibi bir çok İsim­leri vardır.

Mehir; kadının misli olan diğer bir kadıma meselâ: Halası veya kız kardeşinin mehri gibi mehir takdirine mehri misil, mehrin peşin veri­len kısmına «mehri muaccel» veresiye kalanına da «mehri müeccel» derler. Mikdarı belli olarak konulan ve kararlaştırılan mehre de «mehri müsemmâ» derler.

Mehrin meşruluğunu beyan eden lslâmî hükümlerden bâzıları şun­lardır :

(Aldığınız) kadınların mehirlerini yürekten isteyerek ve (Allah) C.C.'mnJ bir atiyye (si) olarak verin. Bununla beraber ondan birazım gönül hoşluğu ile size bağışlamış olursa, onu da içinize sine sine (afiyet­le,rahatça) yeyin.» Nisa Süresi; 4.

«Mehrin en hayırlısı en ehven olanıdır.» Ebû Dâvud ve Hâkim.

[175] Yani nikâh kıyüırken mehri hiç zikretmeden veya mehir yok­tur diyerek mehir konuşmadan ve söylemeden  kıyılan nikâh sahih ve makbuldür. Zira mehir kadına cima karşılığında verilmesi meşru  olan Islâmın beyan ettiği hükümlerdir. Fakat nikâhın  sıhhati İçin  şart de­ğil evlenenler arasında sevgi ve muhabbetin artmasına sebep olan bir atiyyedir.  Binaenaleyh  atiyye  zikredilmeden  veya  kadının  mehir şartı koymadan kocasına varması halinde nikâh sahih olur.,               

İLGİLÎ FETVA                 

Zeyd, Hind'i mehir konuşup belli etmeden şahidler huzurunda ni-kâhlasa, bu nikâh sahih olur mu?

ELCEVAP... Olur.  ABDÜKKAHİM, C. 1,   153

[176] Mehir konuşulup ve nikâh kıyıldıktan sonra karı koca yalnız bir odada kalırlarsa, velevki cimada bulunmasınlar o kopuşulan mehir kadınındır. Binaenaleyh halvette, yalnız ikisi bir odada kaldıktan son­ra cima etmese de boşanma ve Ölüm sebebiyle ayrılma olursa, konuşu­lan mehrin tamamı kadının hakkıdır.  Zifafa girildiğinde hastalık  gibi haller olur da cima imkânı olmazsa, konuşulan mehrin yarısını alabilir. Cimaya manî hal olmadıkça mehrin tamamı kadının hakkıdır-  

İLĞİLΠ  FETVALAK                            

Zeyd, Hind'i şu kadar (belli bir miktar) para mehir olarak konu­şarak nikahlayıp zifafa girdikten sonra Zeyd Hind'i talâkı bâyinle bo-şasa sonra Zeyd o mehri vermeden Hind'i şu kadar para mehir konu­şarak tekrar nikahladıktan sonra Zeyd ölse, Hind, kıyılan birinci ve ikinci nikâh zamanında konulan mehrini Zeyd'in terekesinden almaya kaadir olur mu?                                .                                     

ELCEVAP... Olur   FEYZİYE ve ALİ EFENDİ, J48 - 47

Zeyd, Hind'i, şu kadar (belli miktar) parayı mehir konuşarak ni­kahlayıp halveti sahiha bulunduktan sonra (kan, koca beraber yalnız başına bir odada bulunduktan sonra) Zeyd, Hind'i cima etmeden talâk­la boşasa, Hind konuşulan mehri Zeyd'den istediğinde Zeyd mücerret cima etmedim diye vermemeye kaadir olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz. FEYZİYE, 48

Zeyd, Hind'i şu kadar para mehir konuşarak nikahladıktan sonra ifaf vâki olup lâkin Zeyd hasta olmakla cima mümkün olmayıp Hind'i alâkla boşasa Zeyd, konuşulan mehrin yarısını  Hind'e verirken Hind azı olmayıp tamamını almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz. NETİCE

Zeyd, Hind'i şu kadar apra mehir konuşarak nikâhla aldıktan son­ra nikâhlı iken Zeyd sıhhatmda Hind'in mehri üzerine şu kadar para ziyade etse ve Hind de kabul ettikten sonra Zeyd ölse, Hind,  Zeyd'in terekesinden konuşulan mehirden  ziyadeyi  almaya kaadir  olur  mu?... ELCEVAP...  Olur.      ALİ EFENDİ, 47

Zeyd, Hind'i bir muayyen mülk olan evi, bahçesi ve şu kadar mu­ayyen eşyayı mehri muaccel olmak üzere nikahladıktan sonra Zeyd öl­se, Hind, o ev, bahçe ve eşyayı almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP...  Olur. ALİ EFENDİ, 47

Zeyd, Hind'i, şu kadar kuruş mehri müeccel (veresiye kalan me­hir) ile konuşarak nikahladıktan sonra halveti sahil- : {karı. kocanın yalnız başına bir odada kalmaları) vâki olup lâkin duhul ve cima bu­lunmadan Zeyd Hind'i boşasa, Hind, konuşulan mehrin tamamını Zeyd'den almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur. İBNÎ NÜCEYM, 32

Zeyd, Hind'i şu kadar mehir konuşarak nikahlayıp ve halveti sa­hiha bulunduktan sonra cima etmeden Zeyd Hind'i talâkla boşasa, der­hal Hind, Zeyd'den konuşulan mehrin tamamını almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP...   Olur.

Bu surette Hind'e Zeyd'den iddet lâzım olur mu?...

ELCEVAP...  Olur. ÎBN1 NÜCEYM, 43

[177] Zeyd, Hind'i şu kadar elbiseleri mehri muaccel (peşin mehir) olmak üzere nikahlayıp o elbiseleri Hind'e verdikten sonra Zeyd, du­hul ve halvetten evvel Hind'i talâkla boşasa, Zeyd, o elbiselerin yarısını Hind'den  geri  almaya  kaadir  olur  mu?...

ELCEVAP... Olur.  ALÎ EFENDİ, 48

Zeyd, Hind'i şu kadar para mehri muaccel (peşin) su kadar para mehri müeccel (veresiye) konuşarak nikahladıktan sonra Zeyd. Hind'e bir şey vermeden ve duhul vç halvetten evvel Hind'i talâkla boşasa. Hind konuşulan mehri muaccel ve müeccelin yarısını Zeyd'den almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP...   Olur.   HAMİŞİ  BEHCE,   68

[178] Yâni nikâh kıyıhrken mehir konuşulmaz veya  emehir yoktur» diyerek nikâh kıyılır ve böyle olduktan sonra birisi ölür veya zifafa gi­rilirse, mehri misil lâzım olur. Mehri misi] hakkında geniş izahat biraz ileride verilecektir.                                                                 

İLGİLİ   FETVALAR                          

Zeyd, Hind'i şahitler huzurunda nikâhlasa lâkin mehir konuşulma­sa, sonra Zeyd. Hind'e dahil olduktan sonra bir şey üzerine rızalaşma-dan Hind'i talâkla boşasa. Hind. Zeyd'den ne kadar mehir alır?...

ELGEVAP... Mehri misil alır.  ALİ EFENDİ, 46

Zeyd, Hind'i şahitler huzurunda nikahladıktan sonra mehir konuş-mayip ve sonra bir şey üzerine nzalaşmadan Zeyd ölse," Hind Zeyd'in terekesinden  ne  kadar mehir alır?...

ELCEVAP... Mehri misil alır. ALİ EFENDİ, 46

Zeyd, yabancı Hind'i itip düşürse ve ondan dolayı Hind'in bekâre­ti zail olsa, Zeyd'e tâzir ve Hind'in mehri misli lâzım olur mu?... ;

ELCEVAP... Olur.  NETİCE ve FEYZİYE, 54-59

Küçük Hind. küçük Zevneb'in fercine değnek sokup bekâretini izâ­le etse, Hind'e ne lâzım olur?...

ELCEVAP...  Mehri misil lâzım  olur.        BEHCE,  68

Yâni mehri misli bekâreti gideren Hind'den Zevneb'in alması lâ­zımdır.

[179] Müt'a icabeden hükümleri açıklayıcı fetvalardan bâzılarını ve müt'anın  izahını  yapmak   gerekmektedir.

Zeyd, Hind'i mehir söylemeden nikahlayıp sonra duhul ve halvetten evvel Zeyd Hind'i tadlık etse, Hind Zeyd'den bir nesne almağa kaadir

olur mu?...

ELCEVAP... Mut'a alır ABDURRAH1M, 192

İLGİLİ    FETVALAR

Zeyd, Hind'i mehir konuşmadan şahitler huzurunda nikahlayıp zi­faftan evvel Hind'i talâkla boşasa, Zeyd'in Hind'e müt'a vermesi vacip olur mu?...

ELCEVAP...   Olur.

Bu surette müt'a dedikleri elbiselerden nedir?... ELCEVAP...  Gömlek,  başörtüsü  ve elbisedir. BEHCE, 68

Zeyd, Hind'e namzet olduğunda (nişanlandığında) mehri muaccel (peşin mehir) nâmına Hind'e şu kadar eşya (belli bir miktar eşya) gön­derip, sonra Hind'i nikahlamadan vaz geçse, Zeyd, bu eşyaları Hind'den geri almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP...  Olur. ALİ EFENDİ, 51

Zeyd, nikâhla alması haram olan Hind'i şu kadar para mehir ko-nuşmasiyle nikahladıktan sonra ve zifaftan evvel Zeyd ölse, Hİnd, Zeyd'in terekesinden, mehir ve hisse nâmına bir şey almaya kaadir olur mu?... ELCEVAP...  Olmaz.  FEYZİYE, 54

Müt'anın verilmesini âmir olan hükmü ilâhî meali şöyledir : «Kadınları cimâdan ve kendilerine bir mehir takdirinden önce bo-şarsanız size bir günah yoktur. Onlara, zengin olan kendi kudretince, fa­kir olan da kendi kudretinoe olmak üzere' müt'a verin.» Bakara, 236, «Boşanan kadınlara maruf veçhile müt'a vardır.» Bakara, 241.

[180] Mehir olarak konuşulan elbise, hayvan, Kur'an tâlimi ve ma­lûm, zamanda mehir mukabilinde çalışmak gibi şeylerle kıyılan nikâh-dan sonra kadının mehri misil hakkını alabilmesini beyan eden açıkla­yıcı fetvalar :

İLGİLİ    FETVALAR

Zeyd, Hind'i bir câriye ile şu şekilde bir altın bilezik mehri muac­cel olarak konuşmasiyle nikahladıktan sonra vermeden ölse. Hind, zik-rolunan câriye ve bileziğin orta olanlarını veya orta olanların kıymet­lerini Zeyd'in terekesinden almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur. FEYZİYE VE ALİ EFENDİ, 51 - 48

Zeyd, Hind'i şu isimde bir çift-altın bilezik mehri muaccel olarak konuşmasıyla nikahlayıp ve duhul ettikten sonra vermeden Zeyd Ölse, Hind o bileziğin orta olanını yahut orta olanının kıymetini Zeyd'in te­rekesinden almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.  ALİ EFENDİ, 48

Zeyd, Hind'i şu kadar muayyen elbiseleri mehri muaccel olarak ko­nuşmasıyla nikahlayıp ve duhul edip o elbiseleri Hind'e verdikten sonra Amr (başka bir adam}, bu elbiselere sahip çıkıp isbat ve hükümden son­ra Hind'den alsa. Hind bu elbiselerin kıymetlerini Zeyd'den almaya kaa­dir olur mu?...

ELCEVAP... Olur.    ALİ EFENDİ, 48

Zeyd, Hind'i nikahladıktan sonra Hind mehri muaccelini (peşin mehrini) almadıkça kendini Zeyd'e temkin (teslim) den çekinmeye kaa­dir olur mu?...

ELCEVAP... Olur. ABDTJRRAHİM, C. 1, 188

Kur'an-ı Kerimi öğrenme ve öğretmenin nikâhda konuşulan işenir­den sayıldığına delil olarak şu mealdeki mübarek hadis'i şerif de beyan edilmiştir ve bir sahabeye Rasûiüllah şöyle hitap etmiştir.

«Haydi git onu (o kadını) sana bildiğin Kur'an mukabilinde ver­dim, git onu (o kadını) sana verdim, ona Kur'andan (bir şeyler) Öğre­ti ver.» Buharı, Müslim.

İşte metinde geçen elbise ve hayvan emsi beyan edilmediği zaman mehri misil keza Kur'an talimi ve bir sene hizmet mukabilinde nikâh-lanüdığında yine mehri misildir. Fakat elbise ve hayvanın cinsi beyan edilmediği takdirde bunların kıymetlerini almak da caizdir. Yukardaki Fetvalarda aynı hüküm zikredildi.

[181] Zeyd, cariyesi Hind'i  .şu  kadar kuruş  mehir konuşarak  Amr'c nikahladıktan sonra o mehri Amr'e bağışla?:     :slama  sahih olur mu?...                                                                                '

ELCEVAP...  Olur. ÎBNİ NtCEYM,  43

[182] Bir kadın ve erkeğin halvette  (her ikisinin bir odada i   kalma­ları anında, cimâya mâni haller metinde geçtiği  üzere hissi ve ser'i ol­mak suretiyle iki kısımdır.

Hissî mâni :   Hastalık, küçüklük ve çelimsizliktir.

Şer'i mâni : Farz plan namaz, farz oruç. farz olsun, nafile olsun mutlak haccın İhramı, hayız ve nifastır.

Kadın ve erkeğin yanlarında erkek ve kadınlardan bir kimse bu­lunması takdirinde velevki kör, uyuyucu veya çocuk olsun halvete mâ­ni olduğu gibi hiç bir kimse bulunmaması suretinde karı. kocanın bi­rinde zikrolunan mânilerin biri bulunması da halveti şahikaya mânidir.

İLGİLİ    FETVALAR

Zeyd, sekiz yaşında olan kızı küçük Hind'i şu kadar parayı (belli bir miktar parayı) mehir konuşarak Amr'e nikahladıktan sonra zifaf vâki olup lâkin Hind çelimsiz olup, cimâya takati olmamakla cima bulunmadan Amr Hind'i talâkla boşasa, Amr'e konulan mehrin yarısı mı lâzım  olur, yoksa tamamı mı?...

, ELCEVAP..    Yarısı.     BEHCE,   67

Bu fetvanın ifade ettiği hüküm metnin yukarısında geçmiştir ve ilerde de zaman zaman gelecektir. Hissî mâni olduğu için mehrin ya­rısı lâzımdır.

Zeyd, Hind'i şu kadar parayı mehir olarak konuşup nikahladıktan sonra halveti sahiha vâki olup hissen, şsr'an ve tâb'an cimâya mâni yok iken Zeyd Hind'i cima etmeden talâkla boşasa, Hak konuşulan meh­rin tamamını Zeyd'den almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP...   Olur.

Bu  surette  Hind'e  iddet lâzım   olur  mu?...

ELCEVAP...   Olur.

BEHCE,r

Zeyd, Hind'i su kadar para mehir konuşarak nikahladıktan sonra zifaf vâki oîup. İâkin, Hind'in ferci kapalı olup cima mümkün olmamak­la Hind'i talâkla boşasa. Zeyd. konulan mehrin yarısını verirken Hind razı olmayıp tamamen  almaya kaadir  olur  mu?...

ELCEVAP... Olmaz.  ALİ EFENDİ, 49

Cimâya mâni hal bulunduğundan halvette bulunulsa da mehrin ya-nsı lâzım olur. Fetvanın anlamı bu demektir.

[183] Yâni hayası burularak erkekliği ölmüş bir erkek veya erkek­lik âleti olan zekeri, bekâreti gideremiyecek derecede küçük olan ve in-nîn diye vasıflandırılan bir erkekle cimâya mânisi olmayan bir kadın halvette veya zifafta bulunurlarsa, boşanmaları neticesinde kadın meh­rin tamamını alır. Zira kadının hiç bir taksiratı olmadan erkek kadının kıymetini düşürmüş ve zifaf olmuştur.

İLGİLİ    FETVALAR

Zeyd. Hind'i şu kadar para mehir söyliyerek nikahladıktan sonra halveti sahiha vâki olsa, lâkin Zeyd innîn olmakla cimâya kaadir olma­yıp sonra Hind'i talâkla boşasa Hind konulan mehrin tamamını Zeyd'­den almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP...   Olur.    ALİ  EFENDİ,  49

Hind, Zeyd'in innîn olduğunu bilmeden kendisini şu kadar parayı ehir söyleyerek Zeyd'e nikâhlasa sonra Zeyd'in innînliği meydana çıkmakla Hind Zeyd'i halcime bir sene tecil ettirdikten sonra bir sene geçip Zeyd Hind'e vasıl olmamakla Hind kendini hâkime ayırt ettirdiğinde halveti sahiha bulunmakla Hind, konuşulan mehrin tamamını Zeyd'den almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP..  Olur. BEHCE, 6G

Zeyd, Hind'i bakire olmak üzere şu kadar para mehri müeccel (ve­resiye bırakılan mehir) konuşarak nikâhîay]" halveti sahiha bulunduk­tan sonra Hind'in bakire olmadığı meydana {_ makla Zeyd Hind'i talâk­la boşasa, derhal Hind, konuşulan mehrin uanamini Zeyd'den almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.  BEHCE,  66

Zeyd, bâliğa Hind'i şu kadar para mehir söyliyerek nikahladıktan sonra halveti sahiha vâki olup lâkin Hind'in cimâya mâni bir hali yok iken Z^yd Hind'i cima etmeyip sonra Hindi talâkla boşasa, Hind, söy­lenen mehri tamamen Zeyd'den istediğinde Zeyd mücerret cima etme­dim diye tamamen vermemeye kaadir olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz.  FEVZİYE, 60

[184] Zeyd,   Hind'i   nikahladıktan   sonra   ve   duhulden   evvel   ölse, Hind'e vefat iddeti lâzım olur mu?... ELCEVAP... Olur.

Bu surette Hind ölen Zeyd'in terekesinden mehrin tamamını alma­ya kaadir olur mu?,..        .                                                               

ELCEVAP... Olur  İBNİ NÜCEYM, 39

Zeyd, Hind'i nikahlayıp halveti sahiha bulunduktan sonra -Hind'i talâkla boşasa, Hind'e iddet lâzım olur mu?...

ELCEVAP... Olur.   İBNİ NÜCEYM, 26

îddet hakkında geniş malûmat bahsi geldiğinde verilecektir.

[185] Kadın bağışladığı için  efendiye  bir  kısmım almak üzere | dına baş vurup isteme ve alma hakkı veriliyor.

İLGİLİ FETVA

Zeyd, karısı Hind'e bir miktar, elbiseler gönderse ve Hind de aldık­tan sonra Zeyd, Hind'i talâkla boşadığmda o elbiseleri Hind'e mihri mu­kabilinde vermiştim dese ve Hind bağislamışdm dese ve iki tarafın da şahitleri olmasa, söz hangisinindir?...

ELCEVAP...  Zeyd'indir.  FEVZİYE,  60

Zeyd'in cima ettiği zevcesi Hind, Zeyd'in zimmetinde olan üç bin para (veya lira) mehrini Zeyd'e bağışlasa sonra Zeyd. Hind'in (karımın) benim zimmetimde üç bin para (veya lira) mehri vardır diye ikrar ve şahit dikse Hind kabul ve tasdik ettikten sonra Zeyd Hind'i talâkla bo­şasa, Hind mehrini Zeyd'den istediğinde Zeyd ^mücerred bağışlayayım» demiştin diyerek vermemeye kaadir olur mu?...

ELCEVAP...   Olur. FEYZİYE,   58

Kesin olarak «bağışladım» demediği için kadın vermiş olmaz. Binae­naleyh vermeyince de mutlaka hakkını alabilir.

Zeyd, Hind'i şu isimde şu kadar (belli bir miktar) elbiseleri, mehri muaccel (peşin mehir) olarak konuşup nikahladıktan sonra Zeyd'in ba­bası Amr o isimde o kadar elbiseleri kendi malından teberru olarak Hind'e verse, Amr nadim olup o elbiseleri Hind'den geri almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.  ALİ EFENDİ, 54

Zeyd, Hind'i yirmi bin para (veya lira) mehir konuşarak kendine nikahlamasını Amr'i vekil ettikten sonra Amr Hind'i Zeyd'e otuz bin para (veya lira) mehri müeccel (veresiye kaîan mehir) le nikahlayıp sonra Zeyd bilmedeki Hind'e dahil olduktan sonra bildiğinde kıyılan bu nikâha reddetse, Hind'in mehri misli yirmi bin para (veya lira) olmakla 2eyd Hind'e yirmi bin para  (veya lira) yi verirken Hİnd, mücerred vekilin otuz bin para (veya lira) ik nikahladı diyerek yirmi bin para (ve­ya Ura) dan fazla bir şey almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz.   ALİ  EFENDİ, 51

Zeyd. Hind'i yirmi bin para (veya lira) mehir konuşarak nikahla­yıp duhul etlikten sonra nikâhlı iken Zeyd ihtiyaten Hind'i yirmi bin para (veya lira) mehir söyleyerek tecdidi nikâh edip sonra Hind'i ta­lâkla boşasa, Zeyd. evvelce kıyılan nikâh anındaki yirmi bin para meh-rini Hind'e verirken Hind kanaat etmeyip yazıldığı üz<  ikinci tecdidi nikâh samanında mehir namına söylenen yirmi bin para (veya lira) yi da Zeyd'den almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz. BEHCE,   67

[186] Nikâh kıyılırken söyleri en şarta riayet etmek şarttır. Riayet edilmediği takdirde söylenen sözlerin ve bağlanan şartların hükümleri icra edilir. Hatta nikâhtan sonra bile kadınların bâzı haklarına kocala­rın riayet etmesi lâzımdır.

İLGİLİ    FETVALAR

Zeyd, karısı Hind'i diğer karısından olan büyük kızı Zeyneb'îc bir odada oturtsa, Hind, Zeyd'e ben Zeyneb'le oturmam, beni kapısı kapalı başka bir odada oturt demeye kaadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur. NETİCE,  60

Zeyd, bir belde halkından olan Hind'i o beldede nikahladıktan son­ra Zeyd. Hind'i rızası olmadan sefer müddetinden uzak oîan diğer bel­deye götürmeye kaadir olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.    ALÎ EFENDİ, 59

Zeyd. bir kasaba halkından Hind'i nikahladıktan sonra Zeyd Hind'i sefer mesafesinden uzak olar. kendi beldesine götürmek istediğinde Hind razı iken akrabaları biz razı obuayız diye men'e kaadir olurlar mı?..

ELCEVAP.... Olmazlar. ALİ EFENDİ, 59

[187] Zeyd. namzedi i nişanlıyı) olan Hind'e mehri muaccel nâmiyle bir inek verse, lâkin nikâh-kıyılmadan Zeyd Ölse. verese ineği Hind'den almaya kaadir olurlar mı?...

ELCEVAP...   Olurlar. FEYZİYE,   64

Zeyd, namzedi (nişanlısı) oian Hind'e mehri muaccel nâmiyle şu kadar para verdikten sonra nikâh kıyılmadan Hind ölse. Zeyd, o ger­diği meblâğı Hind'in terekesinden almaya kaadir olur mu?..,

ELCEVAP...  Olur.  FEYZİYEJ

[188] Zeyd. Hind'i bakire olmak şartiyle şu kadar para mehir konu­şarak nikahlayıp ve duhul ettiğinde Hind'i bakire bulmayıp dul bulmak­la Zeyd Hind'i talâkla boşasa. Hind konuşulan o mehri Zeyd'den tama­men almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP...  Konuşulan  mehir mukabilinde mehri mislinden fazla olsa, mehri misil alır, fazlayı almaz.

Diğer bir cevap: Bakireliği için şart koşulan ve konuşulan mehir, mehri misilden fazla söylendi ise. mehri misil alır. fazlasını almaz.

FEYZÎYE, 53

[189] Gizli olarak  konuştukları  mehire  şahitler hazır olup, malum olmadığı müddetçe alenî konuşulan mehir muteberdir1 v    o şahitler hu­zurunda alenî konuşulandan fazla veya eksik olamaz. Anca.  e\*velce gizli konuşulan  mehir,  şahitler huzurunda  olursa esas  olur.

İLGİLİ FETVA

ZeydT Hind'i sekiz yüz kuruş (veya sekiz yüz lira) mehir söyleyerek iki şahit huzurunda gizli nikahlandıktan sonra altı bin iki yüz kuruş mehir söylemek suretiyle, de aienî nikahlayıp alenî söyleneni işittikleri­ne dair Zeyd ve Hind ittifakla şahit dikseler bu takdirde ikinci, kıyılan nikâhta (alenî olan ikinci nikâhta) söylenen mehir lâğvolup birinci ni­kâhta söylenen sekiz yüz kuruş (veya sekiz yüz h'ra) dan fazîa Hind için mehir namına Zeyd üzerine bir şey lâzım olur mu?...

ELCEVAP...*Olmaz.  BEHCE, 65

[190] Nikâhı fasit; şahitsiz kıyılan nikâh veya bir şahit huzurunda kıyılan nikâh, muharramad babında  £eçen  neseben veya Radâen   (süt emme)  yoluyla nikâhlanmaları haram olanların nikâhları, kadının idde­ti bitmeden kıyılan nikâh ve bunların emsali gibi sahih ve caiz olmayan nikâhlardır.

îşte böyle sahih olmayan nikâhla bilerek veya bilmeyerek nikâh-lanıhr ve cima vâki olursa, zina yapılmış olur ve ayrılmaları zaruridir. Binaenaleyh ayrılma neticesinde kadın için mehri misil hakkı vardır. Şayet cima vâki olmazsa hiç bir hakkı yoktur.                    

1LGÎLİ   FETVALAR  

Zeyd, kendisine nikâhla alması haram olan (süt kız kardeşi, süt an­nesi ve teyzesi gibi nikahlaması haram olan) Hind'i şu kadar para mehir söyliyerek helâl olmak zanniyle  nikahlayıp cima ettikten  sonra tefrik olunsa, Hind, Zeyd'den söylenen mehri tamamen almaya kaadir olur mu?. ELCEVAP... Mehri misil ile söylenenden azını alır ALİ EFENDİ, 4S Zeyd, nesep cihetinden kız kardeşi Hind'in süt kızı Zeyneb'i şu ka­dar para mehri müeccel  (veresiye kalan mehir)  söyleyerek nikahladık­tan sonra duhulden evvel (cima etmezden evvel )Zeyneb Zeyd'den tefrik olunsa, Zeyneb Zeyd'den mehir namına bir şey almağa kaadir olur mu?. ELCEVAP. .Olmaz.                                               ALİ EFENDİ, 4Î

Hind'in kocası Zeyd, başka memlekette iken Amr Hind'in kocası ol­duğunu bilmemekle  Hind'i nikahlayıp  cima  ettikten  sonra Zeyd  gelir Hind'i Amr'den tefrik ettirse. Hind'e Amr'den iddet lâzım olur mu?... ELCEVAP... Olur.  İBN1 NÜCEYM,

Zeyd, zina ettiği Hind'in süt kızı Zeyneb'i şu kadar para mehir söy leyerek nikahlayıp cima ettikten sonra Zeyneb Zeyd'den tefrik olunsa Zeyneb söylenen mehri Zeyd'den almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP... Mehri misli ile söylenenden azını alır. ALİ EFENDİ, 4İ

Hind, Zeyd'i emme müddetinde emdirdikten sonra Zeyd bâlig oldu ğunda bilmfyerek Hind'i şu kadar para mehir söyleyerek nikahlayıp ci mâ etse sonra şahit ve delille emdiği sabit olduğunda Hind Zeyd'den tef rik olunsa, Hind konuşulan mehri Zeyd'den almaya kaadir olur mu?..

ELCEVAP... Mehri misü ile konuşulandan azını alır.

ALİ EFENDİ, 4!

Zeyd, karısı Hind'i üç talâkla boşadıktan sonra Zeyd hülle ettir meden Hind'i şu kadar para mehir söyleyerek (tekrar) nikahlayıp v cima edip Hind Zeyd'den tefrik olunsa, Hind konuşulan mehri Zeyd'deî almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP...  Mehri misil İle konuşulandan azını alır.

ALİ EFENDİ, 5ü

Zeyd'e, süt kardeşi Amr'in süt kızı Hind'i nikahlaması caiz olur mu?. ELCEVAP...   Olmaz.

Bu surette Zeyd.. bilmiyerek, Hind'i şu kadar para mehir konuşma­sıyla nikahlayıp cima etse sonra emişine şahit ve delil ile sabit olup Hind Zeyd'den tefrik olunsa, Hind konuşulan mehri Zeyd'den almaya kadir lur mu?...

ELCEVAP... Mehri misil ile  konuşulandan  azmi alır. BEHCE, 68

Zeyd, zina ettiği Hind'in süt kızı Zeyneb'i şu kadar para mehir konuşmasiyle nikahlayıp halvetten sonra cimâdan evvel Zeyneb Zeyd'den efrik olunsa,  Zeyneb  Zeyd'den  mehir  namına bir şey  almaya  kadir lur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz. NETİCE,   55

Zeyd,k arısı Hind'in ana. baba bir halas: Zeyneb'i Hind ile (bir ni­kâh altında) cem'i caiz ve helâl olur zannıyla şu kadar para mehir ko-nuşmasiyle Hind'in üzerine nikahladıktan sonra ve duhulden evvel Zeyneb Zeyd'den tefrik olunsa, derhal Zeyneb Zeyd'den mehir nâmına bir şey almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.

Ölen Zeyd'in karısı Hind. iddeti bitmeden  (dört ay den)  kendini Amr'e nikâhlasa.  kıyılan bu nikâh sahih

ELCEVAP...  Olmaz.

Zeyd, ölen Amr'in karısı Hind'i iddeti içinde şu kadar para mehir konmasiyle nikahladıktan sonra duhulden evvel Zeyd Ölse, Hind Zeyd'in terekesinden mehir ve hisse nâmına bir şey almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz. FEYZİYE, 56

Zeyd, ölen Amr'in karısı Hind'i iddeti içinde şu kadar para mehir konuşmasiyîe nikahlayıp cima etse sonra Hind Zeyd'den tefrik olunsa, Hind konuşulan mehri Zeyd'den almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP... Mehri misil ve konuşulandan azını alır.- FEYZİYE, 56

Dört karısı olan Zeyd, (beşinci karı olarak) Hind'i de şu kadar pa­ra konuşmasıyla nikahlayıp dahil olduktan sonra Hind Zeyd'den tefrik olunsa, Hind, mehri misil ile konuşulan (mehirden) azını Zeyd'den alma­ya kaadir olur mu?...   ELCEVAP...  Olur.  FEYZtYE, 57

NETİCE. 55

gün geçme-.ur mu?... FEYZİYE, 33

Hind'in kocası Zeyd, başka memlekete gittikten sonra Hind Jîendi-fıi şu kadar para mehir konulmasıyla Amr'e nikâhlasa. sonra Arar Hind'i cima etmeden Zeyd (eski kocası) gelip Hind'i Amr'den tefrik et­tirse, Hind Amr'den mehir nâmına bir şey ahnaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz EYZİYE, 49

Cima edilmiş olsa. metinde ve yukarıdaki hükümler gereğince meh­ri misil alır.

[191] Yâni mehri misli denklik ve emsali şekilde mehrin müsavilik itibarı kadının babası tarafından olan kadınlardır. Binaenaleyh metin­de geçen zaman, mekân vt_- güzellik gibi şartlar göz önüne alınarak' mehri raisi! takdir olunur.

İLGİLİ FETVA

Hind'in mehri mislinin bilinmesi lâzım olduğunda ne ile malûm olur?...

ELCEVAP... Babası tarafından olan kadınlara kıyasla malûm olur.

ALİ EFENDİ,  50

[192] Hind'in  mehri mislinin  bilinmesi  lâzım  oisn. lâkin babası  ta­rafından kadınlardan kimsesi olmazsa, Hind'in mehri misli kime kıyas­la malum olur?...

ELCEVAP... Uzaktan olan ve Hind'e mümasil olan kadına kıyasla malum olur. ALÎ EFENDİ, 50

[193] Mal ve eşyalarda veli, vekil* ve vâsi oian şahıslar olduğu gibi nikâh ve mehir hakkında da olabilir. Binaenaleyh mehir hususunda ve­kil ve vâsi olanlar, kocasından alıp  karısına vermekle ve  verdirmekle vazifeli kimselerdir. Aksi takdirde kendisi tazmin eder.               .

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, vâsisi olduğu kız kardeşi küçük Hind'i şukadar para mehri muaccel  konuşmasıyla  dengi  Amr'c-   nikahlayıp   zikrolunan  mehri  muacceli aldıktan sonra Hind bâliğa olduğunda zikrolunan o mehri mü-semmayı (konuşulan mehri) kocası Amr'den istemeyip kardeşi Zeyd'­den almaya kaadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  İBNİ NÜCEYM, 47

Zeyd, kız kardeşi küçük Hind'i şu kadar para mehri muaccel ko­nuşmasıyla Amr'e nikâhlasa ve zikrolunan mehri aldıktan sonra Hind bâliğa olduğunda zevci Amr'den İsteme ve almaya kaadir olur mu?... ELCEVAP... Olur.

Bu surette Amr'in (zevcin) Zeyd'e verdiği para Zeyd'in elinde mev­cut olunca Amr o meblağı Zeyd'den almağa kaadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  İBNİ NÜCEYM, 48

Zeyd, küçük kızı Hind'i Amr'e şu kadar para mehri muaccel ko­nuşmasıyla nikahlayıp o konuşulan mehri Amr'den alsa, küçük kız bâ­liğa olduğunda Amr Zeyd'in (babasının) aldığını saymam bana o meh­ri tekrar vermeyince kendimi sana teslim etmem demeye kaadir olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.    ALİ EFENDİ, 54

Zeyd, küçük oğlu Amr'e Hind'i şu kadar para mehir konuşmasıyla nikahladığında   mehri   tazmin   edeceğini   üzerine   aldıktan   sonra   Amr küçüklüğünde  ölse, Hind  mehrini  Zeyd'den   (babadan)   almaya kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur.   ALİ EFENDİ, 54

[194] Mehri muaccel (peşin mehir) le konuşularak nikâh kıyilırsa, kadının isteme ve alma hakkı olduğundan kadına teslim edilmediğinde kadın için teslim olmama ve bunun gibi metinde, zikredilen hak ve yet­kiler kendine bağlıdır.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, Hind'i şu kadar kuruş mehri muaccel konuşmasıyla nikahla­yıp sonra vermeden Hind'e duhul etse, Hind o mehri eline alıncaya ka­dar kendini Zeyd'den menetmeye kaadir olur mu?... ELCEVAP... Olur.

Bu surette Hind kendini Zeyd'den men etmekle Hind'in nafaka ve kisvesi Zeyd'den sakıt olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. İBNİ NÜCEYM, 41-42

Zeyd, küçük kızı Hind'i yüz kuruş mehri muaccel (peşin mehir) ve ikiyüz kuruş mehri müeccel (veresiye kalan mehir) konuşmasıyla Amr'e nikahlayıp sonra Zeyd zikrolunan muaccel (peşin) yüz kuruşu Amr'den istediğinde Amr Hind'i bana teslim etmedikçe vermem demeye kaadir olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. Zira bu miktarın peşin verilmesi şart olduğun­dan hak kadınındır.  İBNİ NÜCEYM, 42

Zeyd, kızı bakire ve bâliğa Hind'i şu kadar mehri muaccel konuş­masıyla Amr'e nikahlayıp ve Hind'i Amr'e teslimden evvel vekâlet al­madan zikrolunan mehri muacceli almaya kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  İBNİ NÜCEYM, 29

[195] Hind, kendim Zeyd'e nikahladığında mehrini talâk yahut ölüm vaktine tecil etse, sahih olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  İBNt NÜCEYM, 34

Zeyd. bir* karyede sakin olan Hind'i nikahlayıp ve duhul edip son­ra mehri muaccel (peşin mehir) verir ve Hind'i o karyeye yakın kenjü beldesine   götürmek  istediğinde   Hind   kaçınmaya   kadir   olur * mu ?...

ELCEVAP...  Olmaz. ÎBNİ NÜCEYM, 46

Zeyd, erkeklerin maslahatına sâlih olmayan küçük kızı Hind'i şu kadar para mehri muaccel konuşmasıyla Amr'e nikahlayıp sonra Zeyd bu meblâğı Amr'den istediğinde Amr Hind'i bana teslim etmedikçe ver­mem dese, hâkim bu mehri Zeyd'e ver diye Amr'e cebretmeye kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

Bu surette Zeyd Amr'den nafaka namına bir şey istemeye kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.   İBNİ NÜCEYM, İ7

Hind, kocası Zeyd'in zimmetinde olan mehrini muayyen bir vakta tecil etse, sahih ölür mu?...

ELCEVAP... Olur.

Bu surette Hind tecil vakti gelmezden evvel bu mehri Zeyd'den al­maya kadir olur mu?...

ELCEVAP.;. Olmaz. İBNİ NtCEYM, 42-43

Zeyd, Hmd'i şu isimde şu kadar elbiseleri mehri muaccel olarak konuşmasıyla nikahlayıp sonra vermeden Hind'e duhul etse, Hind Zeyd'e dilerse o elbiselerin orta olanlarını yahut orta olanların kıymetlerini ver demeye kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  NETİCE, 52

[196] Mehrin aslı ve miktarı hakkında karı koca ihtilâf ettiklerinde hak sahibi kimin olacağı duruma göre metinde izah edilmiştir. Fakat açıklayıcı fetvalarla daha iyi anlaşılacağından birkaç fetva zikredelim.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, dâhil olduğu kansı Hind'i talâkla boşadığında Hind Zeyd'den konuşulan mehrim şu kadardır diye dâva ve Zeyd şu kadar noksandır diye dâva edip her iki tarafın şahit ve delilleri *elmasa, Hind'in mehri^ misli Zeyd'in dediği miktara müsait olunca Zeyd yeminiyle tasdik olu­nur mu?...

ELCEVAP... Olunur. FEYZİYE, 52 Zeyd, Hind'i şu kadar para mehir konuşmasıyla nikahlayıp duhul ettikten sonra nikâhlı iken Zeyd Hind'in mehri üzerine şu kadar para ziyade edip Hind de kabul ettikten sonra Zeyd Hind'i talâkla boşasa, Hind Zeyd-:den mehri müsemmayı (konuşulan mehri) ve ziyâdeyi alma­ya kadir olur mu?

ELCEVAP...  Olur. FEYZİYE

Zeyd, ölüp karısı ve diğer veresesini terk ettiğinde Hind, Zeyd'in zimmetinde olan mehrim şu kadar paradır, diye dâva ve diğer verese şu kadar noksandır diye dâva edip iki tarafın şahit ve delilleri olmasa, Hind'in mehri de olmasa, Hind'in  mehri misli Hind'in  dediği miktara müsait olunca, Hind yemini ile tasdik olunur mu?...

ELCEVAP...  Olunur. ALİ EFENDİ, 56

Zeyd, karısı Hind ile konuşulan mehri müeccelin (veresiya kalan mehrin) miktarında ihtilâf edip Hind, mehrim bin paradır diye dâva ve Zeyd beşyüz paradır diye dâva etse ve iki tarafın şahit ve delilleri ol­masa, yeminlerinden sonra Hind'in mehri misli ile hükmoiunur mu?...

ELCEVAP...   Olunur.                      "

Bu surette yeminlerinden sonra beyinlerindeki nikâh fesholunur mu?...                                                      

ELCEVAP.;. Olunmaz.  İBNİ NÜCEYM, 39

[197] Hind, ölüp kocası Zeyd'i ve diğer veresesini terk ettiğinde di­ğer verese Hind'in konuşulan mehri'yirmi bin paradır diye dâva vq Zeyd ancak sekiz bin paradır diye dâva ve her iki tarafın şahit ve de­lilleri olmasa, Hind'in mehri misli ancak sekiz bin para olunca söz han-gisinindir?...

ELCEVAP...  Zeyd'indir;

Hind jftdükten sonra kocası Zeyd Ölüp Hind'in veresesi Zeyd'in ve­resesinden Zeyd'in zimmetinde olan mehri müsemması (konuşulan mehri) şu kadardır diye dâva edip ve Zeyd'in veresesi su kadar noksandır dese ve her iki tarafın şahit ve delilleri olmasa, söz hangisinindir?... ELÇEVAP...  Zeyd'in. veresesinindir. ALİ EFENDİ,  57

[198] Zeyd, nişanlısı Hind'e mehri muaccel nâmına şu kadar para verip Hind de bu meblâğı kendi masrafına sarfederek istihlâk ettikten sonra Zeyd Hind'i nikâhlamaktan vazgeçse, Zeyd verdiği o meblâğı Hind'e tazmin ettirmeye kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur HAMİŞİ BEHCE, 68

Zeyd, Hind'e nişanlandığında Hind'e nişan nâmına bir yüzük he­diye etse sonra nikahlanın azdan evvel yüzük Hind'in elir.de zayi olsa, Zeyd o yüzüğü Hind'e tazmin ettirmeğe kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.   HAMİŞİ BEHCE, 68

Zeyd, namzedi (nişanlısı) Hind'e yenen eşya ^^insinden şu kadar eşya hediye etse, Hind de istihlâk ettikten (h - ^diktan ve yedikten) sonra Zeyd Hind'i nikâhla almaktan vazgeçse, !l bu verdiği eşyala­rı Hind'e tazmin ettirmeye kadir, olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. AH EFENDİ, 52

Hind, kocası Zeyd'e tarafımdan akrabana hediye et diye şu kadar (bir miktar) elbiseler verse lâkin Zeyd, elbiseleri hediye etmeyip elinde iken Hind'i talâkla boşasa, Hind elbiseleri Zeyd'e temlik etmiş değil iken Zeyd yukarıdaki şekil üzerine vermekle*» mülküm olmuş olur diye vermemeye kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.     ALİ EFENDİ, 52

Bir insan bir şeyi hediye etti mi geri almaya ve vermemeye hakki; yoktur. Hediye edileni yerine ifa etmeyen olursa vebal ona aittir. Yok­sa hediye eden vermesi ve verdiği zaman gerisin geri almaması gerekir. Fakat teslim etmediğinde vermeme hakkı da fetvada beyan edildiği gi­bidir.

MEHİRLE İLGİLİ MUHTELİF FETVALAR :

Bekâr olan Zeyd. falan işi işlersem alıp alacağım boş olsun

ten sonra Zeyd o işi işlese sonra Hind'i şu kadar  (belli miktaij)  para mehir konuşmasıyla nikahlayıp cima etse. Hind Zeyd'den boş olui

ELCEVAP...  Olur.

Bu surette Hind, Ze\Td'den mehri misiî ile mehri müsemman 'nuşulan mehrin) yarısını almaya kadir olur mu?.. ELCEVAP./.   Olur. NETİCE,  55

Bu fetvada zikredilen kimsenin nikâhının imkân yolu Fudûlî nikah faslında beyan edilmiştir.

Zeyd, Hind'i şu kadar para mehir konuşarak nikahlayıp duhul et­tikten sonra Zeyd Hind'i mükrehen (zor karşısında) talâkı bâyinle bo-şasa. Hind konuşulan mehri Zeyd'den  almaya kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur. NETİCE VE FEYZİYE, 53

Zeyd.   dahil  olduğu  karısı   Hind'i  talâkla  boşadıktan   sonra  Hind, Zeyd'den konuşulan mehrim şu kadardır diye dâva ve delil dikse Zeyd de şu kadar noksandır diye dâva edip delil dikse, Hind'in mehrr misli Zeyd'in dediği miktara müsait olunca Hind'in delili evlâ olur mu?...

ELCEVAP...   Olur.    NETİCE,  52

Zeyd, talâkı ric'î ile boşamış olduğu karısı Hind'i iddeti içinde şu kadar para mehir konuşmasıyla nikâhlasa, Zeyd, Hind'e müracaat olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.  

Bu surette kıyılan bu nikâhda konuşulan mehir Zeyd üzerinjş vacip olur mu?...                                                                                   

ELCEVAP... Olmaz.  NETİCE, 56

Zeyd, Hind'i şu isimle şu kadar elbiseleri mehri muaccel konuşarak nikahladıktan sonra vermeden Hind ölse, Hind'in diğer veresesi o elbise­lerin orta olanlarından yahut orta olanların kıymetlerinden hisselerini Zeyd'den almaya kadir olurlar mı?

ELCEVAP      Olurlar.   ALİ EFENDİ, 49

Zeyd, Amr'e «Kızım Hind'i şu kadar para mehri muaccel ve ni­kâhla sana şu kadar çehiz elbiseleri ile vereyim» demekle Arar de Hind'i mehri muaccel mislinden fazla o kadar para mehri muaccel ile mkâhla-ö meblâğı Zeyd'e teslim edip sonra Zeyd, Hindi Amr'e verdiğinde o kadar çehiz elbiseleri vermese Amr Zeyd'e bu şekil üzere verdiği para­dan Hind'in mehri mislinden fazlasını Zeyd'den geri almaya kadir olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz.    ALİ EFENDİ,  51

Küçük Hind'in "yakın velisi olan anası Zeyneb, Hind'i şu kadar para mehir konuşarak Zeyd'e nikahladıktan.sonra Hind duhulden evvel bâ­liğa olup bâliğa muhayyerliği ile kıyılan bu nikâhı hâkime feshettirirse, Hind Zeyd'den mehir nâmına bir şey almaya kadir olur mu?............

ELCEVAP... Olmaz.  ALİ EFENDİ, 52

Küçük Hind'in yakın velisi  olan  anası Zeyneb,  Hind'i  dengi  olan Zeyd'e mehri misli olan şu kadar para mehri müeccelle  (veresiya kalan mehirle) konuşarak nikâhlasa, Zeyd de Hind'i cünâ ettikten sonra Hind bâliğa olup, kıyılan bu nikâhı bâliğaiık muhayyerliği ile hâkime feshettirse, Hind, konuşulan mehri Zeyd'den şer'an almaya kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur. ALÎ EFENDİ, 52

Küçük Zeyd'in yakın velisi oian anası Hind, Zeyneb'i Zeyd'e mehri misli olan şu kadar para mehri müeccel konuşarak nikahladıktan sonra Zeyd, küçük iken duhulden evvel ölse, Zeyneb konuşulan mehri Zeyd'in terekesinden almaya kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  ALİ EFENDİ, 52

Zeyd ölüp, karısı Hind'i ve diğer veresesini terk ettiğinde diğer ve­rese Hind'in ZeycTin zimmetinde olan şu kadar para mehrini terekede olan paradan verirlerken Hind razı olmayıp (mehri) karşılığında «tere­keden bir ev alırım» demeye kadir olur mu?.,.

ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFENDİ, 55

Zeyd, sıhhatmda Hind'i şu kadar para mehri müecceli (veresiye ka­lan mehri) konuşarak nikahladıktan sonra Zeyd'in borçları terekesin­den fazla olduğu halde ölse. Hind, zikroiıman mehirle alacaklıların tak­siminde dahil olur mu?....

ELCEVAP...  Olur. FEYZİYE,  50

Borçları terekesinden fazla olduğu  halde  ölen Zeyd'in  alacaklıları Zeyd'in terekesini alacaklarımıza göre taksim edelim dediklerinde Zeyd'in karısı Hind razı .olmayıp  mehrimi  terekeden  tamamen  alırım  demeye kadir olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz. ALΠ EFENDİ

Zeyd, sıhhatmda Hind'i şu kadar para mehir konuşarak nikahladık­tan sonra Zeyd'in borçları terekesinden fazla olduğu halde ölse, Hind terekeden konuşulana isabet eden miktarı almak istediğinde diğer alaül il!; caklılar terekenin hepsini biz alırız demeye kadir olurlar mı?...

ELCEVAP... Olur.      ALİ EFENDİ, 55-56

Hind, kendini şu kadar para mehri muaccel ve şu kadar para meh­ri müeccel konuşmasıyla Zeyd'e nikahlayıp mehri muaccelini (peşin meh­rini)  aldıktan sonra Hind talâk ve ayrılıktan evvel murat ettiği mehri müeccelini (veresiye kalan mehrini) Zeyd'den almaya kadir olur mu?... ELCEVAP... Olmaz.  ÎBNÎ NÜCEYM, 45-46

Zeyd, bir kasabada sakin olan Hind'i nikahlayıp ve duhul edip meh­ri muacceli (peşin mehri) verdikten sonra Zeyd'Hind'i rızasız sefer müd­detinden az (yakın) diğer beldeye götürmeye kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur.     İBNİ NÜCEYM, 35

Zeyd, karısı Hind'i talâk'ı ric'i ile boşadığında Hind iddeti içinde mehri müeccelini (veresiye kalan mehrini) Zeyd'den almaya kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  İBNİ NÜCEYM, 34

On yaşında olan küçük Hind'i yakın velisi olan anası Zeyneb mehri misliyle dengi Amr'e nikahladıktan sonra halveti sahiha vâki olup Hind'in cimâya takati varken Zeyd Hind'i cima etmeyip sonra Hind'i talâkla boşasa, Hind bâliğa olduktan sonra mehrini Amr'den tamamen istediğin­de Amr mücerret cima etmeden talâk vermekle yarısını veririm deyip tamamen vermemeye kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.   FEYZİYE, 54

Müslüman olan Zeyd, Nasraniye (Hıristiyan) Hind'i şu kadar para mehir konularak nikahladıktan sonra Zeyd ölse, Hind Zeyd'in tereke­sinden mehrini almak istediğinde Zeyd'in veresesi mücerret sen Nas­raniye (Hıristiyan) olmakla mehir lâzım olmaz diye hiç bir sebep ol­madan vermemeye kadir olurlar mı?.,.

ELCEVAP...   Olmazlar.  FEYZÎYE,  57

Bu fetvadan şu hükümler anlaşılmaktadır. Nikâh bahsinde geçtiği üzere ehli kitaptan olan kadını müslüman erkeğin nikâhla alması câiz-idi. Binaenaleyh nikâh caiz olunca nikâhla alâkalı mehir, muta ve di­ğer karı koca hakları da aynı şekilde caiz ve takdir edilen mehrin veril­mesi de lâzımdır.                                                                                          

Zimmi (vatandaş) olan Zeyd, Nasraniye (Hıristiyan) Hind'i şU' ka­dar para mehir konuşarak nikahladıktan sonra duhul ve halvetten ev­vel Hind Şerefi İslâm ile müşerref olsa sonra Zeyd'e îslânı arz olundu­ğunda Zeyd çekinmekle Hind Zeyd'den tefrik olunsa, Hind konuşulan mehrin yarışım Zeyd'den almaya kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

BEHCEJ!

, Zeyd, ölüm hastalığında karısı Hind'in on kuruş mehri üzerine dok­san kuruş daha ilâve etse ve sonra Zeyd ölse, diğer verese ma göster-meyince Hind ilâve olunan doksan kuruşu da terekeden (kalan maldan} almaya kadir olur mu?...

ELCEVAT...  Olmaz. BEHCE, 66

Zeyd, karısı Hind'i talâkı bâyinle boşadıktan sonra Hind, Zeyd'İn zimmetinde olan mehri müeccelini (veresiye kalan mehrini) malum olan zamanla tecil etse, Hind zamanı gelmezden evvel mehrini Zeyd'den' al­maya kadir olur mu?...

ELCEVAP... Oîur. BEHCE, 65

ÇEHİZLE İLGİLİ FETVALAR :

Eşrafı nasdan olan Hind, kızı Zeynebi ere verdiğinde Zeyneb'e bir miktar cebiz verip sonra Zeyneb ölüp Hind'i ve diğer veresesini terk etti­ğinde Hind (anası) bu elbiselerin bazısı için şu kadar elbiseleri emanet olarak vermiştim diye dâva ve diğer verese de bağışlamıştın diye dâva etse lâkin diğer verese iddialarına bîr delil dikemeseler ve Hind iddiası­na delil dikince o eşyayı müstakil olarak almaya kadir olur mu?...

ELCEVAP...  Olur. BEHCE, 69

Eşraftan olan Zeyd, kızı Hind'e cehiz nâmına bazı eşya verdikten sonra Hind ölüp, Zeyd'i ve diğer veresesini terk ettiğinde Zeyd bu eş­yaları ariyet olarak vermiştim deyip ve diğer verese bağışlamıştın de­yip, Zeyd. iddiasını isbat edemezse Zeyd (kızın babası) yeminle bu eş­yaları müstakil olarak almaya kadir olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz.  MÂMtŞİ  BEHCE,   70

Orta halli insanlardan Zeyd. kızı Hind .re verdiğinde Hind'e bir miktar cehiz elbiseleri verip sonra Zeyd bu elbiselerin bazısı için şu el­biseleri ariyet olarak vermiştim deyip Hind hibe etmiştin diye dâva edip lâkin dâvasını isbat edemezse, Zeyd  yeminiyle tasdik olunur mu?...

ELCEVAP...  Olunur. ALİ EFENDİ, 57

KARI KOCA HAKLARIYLA İLGİLİ FETVALAR :

Orta halli insanlardan olan Hind, kızı Zeyneb'i ere verdiğinde Zey­neb'e bir miktar çehiz elbiseleri verip sonra Zeyneb ölüp Hind'i ve di­ğer veresesini terk ettiğinde Hind bu elbiselerin bazısı için şu elbiseleri Zeyneb'e ariyet olarak vermiştim dese ve diğer verese bağışlamıştın di­ye dâva etse lâkin iddialarını ispat edenıezseler Hind yemini ile tasdik olunur mu?...

ELCEVAP...  Olunur   ALİ EFENDİ,  57

Zeyd'İn karısı Hind,  Zeyd'İn  evinden  kaçıp  kız  kardeşi  Zeyneb'in evine varsa,  Zeyd mehri  muaccelini   (peşin  mehrini)   vermekle   Hind'i evine götürmeye kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  ALt EFENDİ, 59

Zeyd. bir kasaba halkından Hind'i nikahladıktan sonra Hind, Zeyd'İn izni olmadan diğer kasabaya gitse, Zeyd Hind'in mehri muaccelim ver­mekle Hind'i o kasabadan birinci kasabaya götürmeye kadir olur mu?... ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ, 59

Zeyd, Hind'i bir belde mahallelerinden bir mahallede şu kadar para mehri muaccel ve şu kadar mehri müeccel konuşarak nikâhlasa lâkin mehri muaccelini vermese. Zeyd Hind'i diğer mahallede icarla tuttuğu eve götürmek istediğinde Hind mehri muaccelini almayınca gitmem de­meğe kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  ALİ EFENDİ, 59

Mehri muaccel verilmeyen kadının da kocası bir şehir ve .kasaba­dan diğerine götürmek istese söz yine kadınındı. Mehri verildiği zaman yetki ve söz kocanındır.

_Zeyd. bir kasabada nikahladığı Hind'in mehri muaccelini vermekle o kasabada müsîümanlar mahallesinde mülkü olan evine götürmek iste-

diğinde Hind, mücerred o mahallede birkaç kâfir evleri vardır bepsiz olarak gitmemeye kadir olur mu?... ELCEVAP... Olmaz. Bu suretle Hind. Zeyd'İn  evine  gitmeyip Zeyd'İn  izni  olmadan bir müddet kendi evinde yalnız sakin olsa. o müddet içinde Hind'in nafa­kası Zeyd üzerine lâzım olur mu?...            

ELCEVAP...   Olmaz. ALİ   EFENİ»,  59

Bu fetvada çok dikkat edilmek ve asrımızın yaşayış felâketlerini iyi bilmek ve amel etmek gereken husus vardır.

Zeyd'İn karısının, ana baba bir kardeşi Amr her gün Zeyd'İn evine varır olsa, Zeyd razı olmayıp Amr'i senede bir kereden başka evine gir­mekten menetmeye kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur. Ancak senede bir sefer gelebilir. FEY^İYE, 6C Zeyd'İn evinin birkaç tane odası olmakla karıları Hind ve j Zeyneb': kapısı bir ve her ikisini başka başka odalarda birer birer oturtmak is­tediğinde Hind razı olmayıp. Zeyd'e beni müstakil başka evde oturt diye cebretmeye kadir olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz.   FEYZİYE, 61

Bir belde- halkından Hind'in kocası Zeyd. başka memlekete gitti ğinde Zeyd'e Hind'in öldüğü haber verilmekle Zeyd o memîekettei Hind'in kıs kardeşi Zeyneb'i nikahlayıp duhul ettikten sonra Hind dir olarak zahir olmakla Zeyneb Zeyd'den tefrik olunsa, Zeyneb'in iddet bittikten sonra tecdidi nikâh etmeden Hind ile kan koce muamelesin1 kadir olur mu?...

ELCEVAF... Olur.  ITEYZİYE, 61

Zeyd, karısı Hind'i babası Amr iic sakin ciduğu büyük ev içinde odasının kapısı başka olan bir odasında oturtsa ve Hind razı iken Hind'in akrabası Hind'i diğer eve naklet diye sebepsiz olarak Zeyd'c cebretmeye kadir olurlar mı?...

ELCEVAP...  Olmazlar.  FEYZİYE,  62

Zeyd'in karısı Hind, her gece sarımsak yemek âdeti olmakla kötü kokusundan Zeyd müteezzi olsa. Zeyd, Kind'i sarımsak yemesinden men-etmiye kadir olur mu?...

ELCEVAP.     Olur.  FEYZİYE, 62

Zeyd'in karısı Hind'in ana ve babası. Zeyd'in evine ziyaret ettikçe .Hind Zeyd ile geçim ve yaşama etmesin diye kötü telkin ederlerse, der­hal Zeyd, Hind'in ana ve babasını evine girmekten men'e kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.    İBNİ NtJCEYM, 44

Zeyd, bir kasaba halkından Hind^i nikahladıktan sonra Zeyd Hind'i rızasız olarak sefer müddetinden (İS saatten) uzak olan diğer beldeye götürmeye kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.  İBNt NÜCEYM, 35

Zikroîunan ve zikredilecek fetvaların her biri Ahkâmı Şeriyyeden kitap ve sünnetle teyid edilmiştir ve delil beyan edilmiştir. Fakat çok uzayacağından zikredemedik, ancak birkaç tanesini meâlen şöyle nak­ledebiliriz :

«(Boşanan) o kadınları gücünüzün yettiği kadar, ikâmet ettiğiniz yerin bir kısmında oturtun, (evleri) ballarına dar etmek (onları iddet-leri bitinceye kadar beklemeyip çıkmaya mecbur etmek) için kendileri­ne zarar yapmayın. Eğer onlar yüklü (gebe) iseier yüklerini koyuncaya (doğuruncaya) k.ıdar nafakalarını verin. Eğer (kendilerinden olan ev­lâtlarınıza) «İzin faîâenize emdirirlerse onlara ücretlerini verin. Aranız­da (bu hususta) güzelce müşavere edin. Eğer güçlüğe uğrarsanız o halde (çocuğu)  onun   (babanın hesabına)   bir başka   (kadın)   emzirecektir.

(Hâli, vakti) geniş olan, nafakayı genişliğine göre versin. Rızkı ken­disine daraltılmış bulunan -(fakir) de nafakayı Allah (C.C.)'ın ona ver­diğinden versin. Allah (C.C.) hiç bir nefsi ona verdiğinden başkasını yük-lemez. Allah (C.C.) güçlüğün arkasından kolaylık ihsan eder.» Talâk sû­resi, âyet, 6-7.

«Ey îman edenler, kadınlara zoria mirasçı--olmanız ve onları kendi­lerine verdiğiniz (mehir) den birazım giderip (elinize geçire) bilmeniz için tazyik etmeniz size helâl olmaz. Meğer ki arayı açacak bîr fuhuş irtikâp etmiş olsunlar, onlarla (kadınlarınızla) iyi geçinin.» Nisa sûresi, âyet,, 19,                    

«Erkekler  kadınlar  üzerine  hakimdirler   (ailenin   reisleridirler).   O sebeple ki, Allah (C.C.) onlardan kimini (erkekleri) kiminden (kadınlar­dan) üstün kılmıştır. Birde (erkekler onlara) mallarından infak etmek­tedirler. İyi kadınlar itaatti olanlardır. Allah (C.C.) kendi (hak) larını (Kur'an'ı Kerimde) nasıl koruduysa, onlarda öylece göze görünmeyeni (erkek yok iken onun malını, onun ve kendisinin şeref ve,.namusunu ve bir de ev sırlarım) koruyanlardır. Şerlerinden ve serkeşliklerinden yıl-dığınız kadınlara gelince, onlara (evvelâ) Öğüt verin, (yaz geçmezlerse), kendilerini yataklarında yalnız bırakın. (Yine kâr etmezse) doğun. Size itaat ederlerse, aleyhlerinde bir yol aramayın. Çünkü Allah (C.C|) ;çok yücedir. Çok büyüktür.»                                                             

«(Eğer karı ile kocanın) aralarının açılmasından endişeye düşerse­niz o vakit (kendilerine erkeğin) ailesinden bir hakem, (kadının) aile­sinden bir hakem gönderin. Bunlar barıştırmak isterlerse Allah (C.C) aralarındaki (dargınlık yerine geçime), onları (uyuşmaya) muvaffak buyurur. Şüphesiz ki AHah (C.C.) hakkıyle bilicidir, (her şeyin künhün-den) haberdardır.» Nisa Sûresi: 34-35.

«Anneler çocuklarını iki bütün yıl emzirirler. (Bu hüküm) emmeyi tamam yaptırmak isteyen (ler) içindir. Onların (annelerin) mâruf şe­kilde yiyeceği, giyeceği; çocuk kendisinin olan (babaya) aittir. Kimse tâkatından ziyadesiyle mükellef tutulmaz.»  Bakara sûresi, 233.  

Rasûlullah  (S.A.V.)   meâlen  şöyle buyuruyor : «Kadınlara hayır tavsiye ediniz.» Buhari, Müslim. «Bir kimsenin diğer bir kimseye secde etmesini emredici olsaydım kocasına secde etmesini kadına emrederdim.» Tirmizi.

Bu âyeti celiyle ve hadisi şeriflerden başka pek çok hükmü ilâhi ve hükmü Rasûl mevcuttur. Daha geniş izah ve beyanı nafaka bahsin­de zikredeceğimizden bu kadarla iktifa ediyoruz.

Zeyd'in karısı Hind'in annesi ve babası, her cumada Hind'i ziyaret için Zeyd'in evine geldiklerinde Zeyd'in izni olmadan (Zeyd'in) evinde yatmaya kadir olurlar mı?...

ELCEVAP..'   Olmazlar. BEHCE,  71

Zeyd, Hind'e nişanlandığında Hind'e nişan namına şu kadar eşya gönderip sonra Hind'i nikâhla almaktan vazgeçse, Zeyd bu eşyaları elde mevcut olduğu takdirde Hind'den gerisin geri almaya kadir olur mu....

ELCEVAP... Olur. BEHCE, 72

Zeyd'in karısı, Zeyd'in döşeğinden bir batında üç erkek çocuk doğursa Zeyd Hind'e evvelki gibi karı koca muamelesi etmek istediğinde Hind bir batında üç erkek çocuk doğurmamla sana haram olmuş olurum diye Zeyd'i men etmeye kadir olur mu?...

ELGEVAF...  Olmaz.     BEHCE, 74

Zeyd, karısı Hind'i babası Amr ve anası Zeyneble bir odada oturtsa. Hind Zeyd'e ben Amr ve Zeyneb'lc oturmam beni kapısı başka odada oturt demeye kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur. ALİ EKENDİ, 60

Zeyd'in karısı Hind, cumada bir kerre ana ve babasının evlerine va­rıp onlan görmek istese, Zeyd Hind'i meşru bir sebep yok iken men et­meğe kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz (zira meşruiyyet dahilinde haftada bir sefer cuma günü ziyaret etmek kadının hakkıdır).           İBNi NÜCEVM, 49

Bu fetvadaki hüküm, zaruretler veya fevkalâde haller zamanında kadının hakkını engellemeye çalışan kimselerin haksızlığını beyandır. As­lında iyilik ve huzur halinde iken bu hususa riayet şartı mevzubahis ola­maz. İktiza ettiği  an ziyaret edilebilir.

Zeyd, ölüm hastalığında mehri misli ile Hind'i nikahlayıp duhul et­mezden evvel Zeyd ölse, Hind Zeyd"e vâris olup terekesinden mehir ve hisse almağa kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  ABDÜRRAHİM, C. 1, 191

Zeyd, karısı Hind'i diğer -karısı Zeyneb'le bir odada oturtsa, Hind razı olmayıp Zeyd'e beni kapısı başka olan bir odada oturt demeye ka­dir olur mu?.;.

ELCEVAP...  Olur. Al    EFENDİ. 60

Zeyd'in karısı Hind, cumada bir kere ana  babasının evlerine va­rıp onları görmek istese, Zeyd Hind'i sebepsL olarak men etmeye ka­dir olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz.  ALİ EFENDİ, 60

Zeyd'in karısı Hind'in annesi Zeyncb. her cuma'da bir kere gelip Hind'i (kızım) görmek istediğinde Zeyd. Zeyneb'i sebepsiz olarak menet­meye kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFENDİ, 61

Zeyd'in karısı Hind, kabirleri ziyaret etmek için kabristana gitmek istediğinde -Zeyd Hind'i menetmeye kadir olur mu?...

ELCEVAP...  Olur. ALİ EFENDİ, 61

Zeyd, karısı Hind'i talâkla boşadıktan sonra Zeyd ile Hind sakin oldukları evde bulunup erkek ve kadınlara yarayan eşya için Zeyd «be­nimdir» deyip Hind de «benimdir» deyip her iki tarafın delilleri olma­sa,  söz hangisinindir?...

ELCEVAP... Zeyd'indir. ALİ EFENDİ

Zeyd, Hind'e namzet olduğunda (nişanlandığında) Hind'e mehri nıuaccel hamına *bir miktar yapağı verip Hind de yapağıyı eğirip kilim dokuduktan sonra, Zeyd Hind'i tezevvüc etmekten vazgeçse, Hind o ya­pağıyı Zeyd'e tazmin ederken Zeyd razı olmayıp «kilimi alırım» demeğ» kadir ohır mu?...

ELCEVAP... Olmaz.  ALt EFENDİ, 64

[199] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/368-397.

[200] İlerde bahsinde köle ve cariyenin uzun izahı gelecektir. Fakat burada tarifini yazmakta fayda mülâhaza olunmuştur.

KÖLE : Bu kelimenin Arabcada geçen terimlerden meşhurlara; Abd, Rakık ve Memlûk kelimeleridir. Dâri Harbden esir alman kâfirlere a-rabcada Rakık, Türkçede köle denir. Rakık kelimesi köle ve cariyeye şamildir. Köle ve cariyenin taşıdıkları diğer isim ve hükümleri bahsinde gelecektir.

[201] Zeyd'in kölesi Amr, Zeyd'in izni olmadan Hind'i nikâhla alsa, Zeyd (efendi) vâkıf olduğunda kabul etmeyip red edince kıyılan bu ni­kâh bâtıl olur mu?

ELCEVAP... Olur.

Bu surette Zeyd Amr'i sattığında Hind Zeyd'den mehir nâmiyle bir şey almaya kadir olur mu?

ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFEYDİ,   C. 1,   31

Hind, cariyesi Zeyneb'i kölesi Amr'e şahitler huzurunda nikâhlasa. kıyılan nikâh sahih olur mu?

ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ,    31

Hind, Zeyd'in cariyesi Zeyneb'i gıyaben Amtfe nikâhlasa, sonra Zeyd izin vermeden ölse, Zeyd'in veresesi nikâha izin venneseler Zeyneb'e (cariyeye)  sahip olup satmaya kadir olurlar mı?

ELCEVAP... Olurlar. ALİ EFENDİ,    Sİ

Zeyd, Amr'in müdebbere cariyesi Hind'i Amr'in izni olmadan şu ka­dar (malum mikdar) para mehir söylemesiyle, nikâhlasa, Amr vâkıf ol­duğunda kabul etmeyip red edince kıyılan bu nikâh bâtıl olur mu? ELCEVAP     olur.

Bn surette Zeyd, kıyüan nikâha binâen Hind'i cima etse,'Amr ko­nuşulan o raehri Zeyd'den almaya kadir olur mu?

ELCEVAP... Mehri misil ve mehri müsemmaden azmi alır.

BEHCE,   61

[202] Yâni cariyeye efendisi yaklaşdığmda ve cima etme ânında me-! niyi ferçten dışanya attırmak hakki İmam'ı Âzam (R.A.)'a göre, ağayaj aittir. İsterse ferce attırır, isterse fercden dışarıya attırır, tmameyne j göre ise, câriye izin verirse fercden dışarıya attırabilir. izin vermediği j takdirde dışarıya attıramaz.                                                                 

Hürre kadının hakkı ise tamamen elindedir. Yâni hürre kadının | kocası meniyi dışarıya attırmak için karısının izin vermesi şarttır. Aksij takdirde rahimden dışanya attırmak caiz değiidir. Zira kadının hakkıdır.

Rızık korkusundan veya buna mümasil İslâm düşüncesine uygunj olmayan hattâ düşmanların nüfusun azalmasını istemesi neticesinde çe-j şitli bulanık ve' küfür düşüncelerinden dolayı çocuk yapmamak ve bil-j hassa rahimde cenin hâlinde çocuk meydana geldikten sonra çocuk dü-j sürme ve düşürtmenin büyük günah ve vebal olduğunu Yüce Mevlâ (C.C.)! Kitabı ilâbiyesinde meâlen şöyle beyan ediyor:                                    

«Cahillik yüzünden çocuklarını beyinsizce öldürenlerle Allah (C.C.)| m kendilerine ihsan ettiği (halâl) rızkı, Allah (C.C.)'a iftira ederek, ha; ram sayanlar muhakkak ki maddi ve manevî en büyük zarara uğramiş-j dır. Onlar şüphesiz ki, sapmışlardır ve (ondan sonra) doğru yolu da bu-j lamamışlardır.»      En'am Süresi : Âyet, 140.                                       

«Evlâtlarınızı fakirlik korkusuyla öldürmeyin. Onları da sizi de bizi nzıklandırırız. Hakıykat. onları Öldürmek büyük bir suçtur.» Isra sû-j resi : Âyet, 31.                                                                                    

Bu âyeti ceiiylenin İkisi de eâhiliyyet devrinde işlenen cürümleri beyanetmektedir. Çeşitb' sebeplerden dolayı kız çocuklarını öldürürler, di­ri diri toprağa gömerlerdi. Bâzıları rızik endişesinden, diğer bir kısmı da kız çocukları onlar için bir zül olduğundan gelin etmekte onlarca bir zül idi.

îşte böyle çeşitli küfür düşünce ve hareketlerle Allah'ın (C.C.) lüt­fettiği canım yavruların insafsızca canına kıyıyorlardı.

Islâmdan evvel geçen ümmetlerde de çeşitli küfür ve zulüm sebebiy­le yeni doğan çocukları ya Öldürürler veya diri diri toprağa gömerlerdi.

Nitekim Mısır'da Firavun devrinde doğacak erkek çocuklardan bi­risinin tahtını başına yıkacağı söyleniyor. Bunun üzerine doğum yapa­cak kadınlar kontrol altına alınıyor ve doğum olduğu zaman doğan ço­cuk kız olursa bırakırlar, oğlan olursa öldürürlerdi. Kur'an'ı Kerim'de bu -gerçek kıssalarla uzunu zun beyan edilmiştir. Fakat biz burada âyeti celiylelerden birinin mealini arzetmekle iktifa edeceğiz: «kızlarınızı sağ bırakmak (yahut kadınlarınıza utanılacak türlü fenalık­lar yapmak) suretiyle size (atalarınıza) işkencelerin en kötüsünü yükle-mekde devam eden Firavun hanedanından sizi kurtarmıştık. Bunda (bu azabda ve kurtarmakda) Kabbinizden (gelen) sizin için büyük bir imti­han vardır.»      Bakaka sûresi; Âyet : 49.

Bu hakikatin daha genişini öğrenmek istiyenler, Kur'an'ı Kerim'de Musa (A.S.) kıssası zikredilen âyet tercüme ve tefsirlerini okurlarsa, uzuri uzun izahatı görmüş ve öğrenmiş olurlar.

İşte yukarıda meallerini naklettiğimiz âyeti celiylelerden öğreniyo­ruz ki, çocuk yapmadan veya doğan çocukları yok etmek suretiyle çocuk yetiştirmeden kaçınanlar, sebep olarak rızık, makam ve maddî endişe neticesinde Allah (C.C.) 'm lütfetmiş olduğu nimetleri yoketmek sür|etİy-le nankörlükte ve Hz. Allah {C.C.)'a isyan bayrağını çekmek tedirjejr.:

Bulunduğumuz asırda da çocuk yapmamak için manevi mes'tüiyeti düşünerek imkâna başvurma yerine aynı câhiliyye ve Firavun devrinde­ki insanları düşüncelerini sebep olarak gösteriyorlar. ;Müfus artışı böyle devam ederse, geçim daralır ve açlık, rızık darlığı ve emsali fikirlerle doğum kontrolünü savunmaktadırlar.

Doğum kontrolü adı altında kampanyaya başlamak, Ebül'Âla muh­terem ve mücahidin beyanına göre 1&. asırda Avrupa'da başlamıştır. Bu fikri ortaya atan ilk insan İngiliz iktisatçısı MALTHUS'dur. O devir­de İngiliz milleti içinde bulunduğu refah ve sâadetle iktisâdı imkânla­rın genişliği yüzünden normalden fazla bir çoğalma göstariyor. İşte bu sebepten MALTHUS yer yüzünün ve geçim kaynaklarının hudutlu bu­lunduğu artan insan kitlelerinin ise nerede duracağının bilinmiyeceği düşüncesinden hareket ederek: «Eğer insan oğulları kendi normal ço­ğalma sür'atlerinin akışında her türlü müdahaleden sarfınazar edilerek kendi haline terkediürse, şüphesiz hudutlu olan yeryüzü bir gün onlara dar gelecek, geçim kaynakları da. kuruyup azalarak ihtiyaçları karşı-lamıyacak şekilde kısırla saçaktır. Böylece de geçim seviyeleri düşecek-tir-Bu yüzden insanlar maddî refah ve iktisadî bolluğun devamı için ço­ğalmalarını mutlaka geçim kaynaklarına göre ayarlıyarak doyurabilece­ği nisbette neslini çoğaltman ve bu ölçünün sınırını "da asla tecâvüz et­memelidir.» diyor.

MALTHUS, bu neticeyi gerçekleştirebilmek için milletine. «Nefsini­ze hakim olun, elden geldiği kadar geç evlenin, hayvani arzularınıza mağ­lup olup, eğer evlenirseniz evlilik hayatında arzularınızı gemleyin.» Tiav siyelerinde bulunuyor.                                                                            

MALTHUS,  bu  düşüncelerini  ilk defa 179S'de  kendisinin yayınla­makta olduğu dergide «Nüfus artışı ve toplumun geleceğine etkisi» b bğı altında açıklamıştır.

Dikkat edilirse, yukarıdaki âyeti celiylelerdeki Firavun ve keferelerinin görüşü ile İngiliz iktisatçısı kâfirin görüşü aynı açıdaçhr Binaenaleyh, «Nikâh bahsi» adı. altında naklettiğimiz İslâm görüşü ile bu kâfirin görüsü tamamen zıttır. Rasûlüllah (S.A.V.) : «Evleniniz .ve eoğahmz. Zira kıyamet gününde sizin çokluğunuzla ben iftihar ederim.»,

«Sîzin en şerlileriniz bekârlarmızdır.» mealindeki mübarek sözlerin hük­mü ile tezat halindedir.

İşte İslâm her yönüyle ümmetin çoğalmasını tavsiye ederken, mad­deci görüşü, nü savunanlar insanlığın ve neslinin düşmanı kesiliyorlar.

Bu âdi görüşlerin neticesi olarak çocuk düşürme ve kürtaj hareket­leri ânında hayatlarını mahveden ve canlı çocuk halinde rahimde geliş­miş olan o yiğit insan neslinin canına kıyan katillerin sayısı da az değildir.

Rahimdeki çocuk dört ayı tamamlayınca her âzası tamam olur ve ruh kendisine tealluk eder, işte o andan itibaren canlı varlıkların en şe­reflisi olan bir insandır. Bundan sonra bu çocuğu düşürmek suretiyle hayatına kasteden ve ölümüne sebep olanlar suçsuz insanları öldüren­lerin cürmüne yakınbüyük suç işlemiş olurlar.

Binaenaleyh, kadın hâmile ölür ve bu kadar bir müddet geçerse o çocuğun zayi olmaması için son derece dikkatli olması lâzımdır. Her türlü sun'î sebeplerden kaçınması ve kaçmdınlması gerekir.

İLGİLİ    FETVA

Zeyd, cariyesi (keza karısı} Hind'i cima ve hâmile edip ceninin (çocuğun) vücudu belli. olduktan sonra Zeyd'e, cenini (rahimdeki can­lı çocuğu ilâçla veya kürtajla) düşürtmesi caiz olur mu?

ELCEVAP,.. Olmaz  Mİ   EFENDİ,   C, 2.   s. 248.

Rahimdeki çocuğun hayatına kastederek o güzel hilkati başka yola çevirmekşeytâm işlerden biri olduğunu Hz. Allah (C.C-) Kur'an'ı Ke­rimde meâlen şöyle beyan buyuruyor: «Onlara (insanlara, şeytan di­yor ki) muhakkak emredeceğimde Allah (CC.)'in yarattığını değiştire­cekler»     Nisa sûresi;    Âyet, 118.

Bu âyeti celiyle şeytanın huzuru ilâhiden kovulması neticesinde, Hz. Allah (C.C.)'dan hayat hakkı istedikten ve hayat hakkı da verildikten sonra insan oğullarına ne gibi düşmanlık edeceğini ve insanları hangi yollarda saptıracağını saymaktadır.

İnsanlar, küfür ve cehaletle yolunu sapıttığı zaman, çocukların baş­larında putlar namına bir miktar saç bırakmak, cildi mavi renkle boya­mak, bâzı mahlukları tazın edinmek, fıtrat ve yaradılışı bozmak ve bun­ların emsali kürtaj vesair yollarla canlı çocuğu düşürtmek felâketlerini şeytanın iğvası ile işlemişler ve işlemektedirler.

ÎLGtLİ   FETVALAR

Zeyd'in karısı hâmüe Hind. Zeyd'in izni olmadan cenini  (azaları ve vücudu belli ve tamam olan çocuğu) düşürmek için ilâç yapmakla Hind, yaradılışı belli olan bir cenini ölü olarak düsürse, Hind'e ne lâzım olur?

'ELCEVAP... Ğürre lâzımdır ki. beşyüz dirhemdir.     FEYZİYE, 524

Bir dirhemin tutarı, zekât bahsinin altınve gümüş babında zikre­dilmiştir.

Zeyd, hâmile Hind'in evine girip Hind'i dövmek kaseliyle üzerine hü­cum ettiğinde Hind korkusundan erkek bir cenini diri olarak düşür­dükten sonra düşen bu çocuk derhal ölse, vereseleri ceninin diyetinin i.amammı Zeyd'den almaya kadir olurlar mı?

ELCEVAP... Olurlar.

Bu surette bu eenînin diyeti gümüşten ne kadardır?

ELCEVAP... Onbin dirhemdir. FEYZİYE,    525.

Hind, hâmile ZeyneV-in karnına tekme vursa, ve Hind'in vurmasın­dan dolayı Zeyneb hilkati belli bir cenini ölü olarak düşürse, Hind'e ne lâzım olur?

ELCEVAP... Tâzir ve gürre lâzım olur.  BEHCE,    588.

Gürre : Yukarıda geçtiği üzere beşyüz dirhem  gümüştür.         

Tâzir : üç değnekten otuzdokuz değneğe kadar normal bir şekü ie vurmaktır.                                                                                

Zeyd hâmile Hind'in göğsüne vurduğunda Hind, düşse ve o vurüŞİa-dan dolayı bir cenin diriolarak düşse ve bu düşen cenin (diri çocui.) derhal ölse, Zeyd'e ne lâzım olur?                                             

ELCEVAP... Diyet lâzımdır. ALİ EFENDİ,   C. 2, 300

Zeyd bir taama, (kadının karnındaki) çocuğu düşürmek için deva (ilâç) katıp hâmile Hind'e verse, Hind'de bilmemekle kendi eliyle yese, Ondan dolayı bir çocuğu ölü olarak düşürse, Zeyd'e ne lâzım olur?

ELCEVAP... Tâzir lâzım olur.   ALİ EFENDİ,   C. 2'   299

Diyet : Büyük insanı haksız yere öldüren kimse için takdir edilen para cezasıdır. Bugünkü deyimle kanbedelidir. Bu diyet, adam öldür­menin şekillerine göre değişmektedir. Mültekâ'nın metninde uzun iza­hatı gelecektir. Mahallinde gereken malumat verilecektir.

Buraya kadar çocuk düşürmenin ve gayri îslâmî düşüncelerle ço­cuk yapmamak için tedbire baş vurmanın durumunu izah etmeye çalıştık. Burada bir kaç satırla da Islâmî düşünce ile çocuk yapmamak için tedbire başvurmanın cevazını beyan edeiim.                  

Dâmad adlı eserin bu bahsinde şöyle denilmektedir! : «Fakihler de­diler ki; zamanın fitne ve fedâdı çok olduğundan çocuk yapmamak için meniyi fercden dışarıya attırmak mubahtır. Bu söz ifâde ediyor ki, kadının izniyle meniyi harice attırmak caizdir. Ulemânın umûmuna gö­re, sahih olan da budur.» Nakledilenbu hükümler metindeki geçen ibare­nin altındadır.

Aynı şerhin kenarında dürrü müntekâ adlı eserde de şöyle nakledil­mektedir : «Çocuk yüzyirmi (120) güne varmazdan evvel rahimden dü­şürmek hareketinde bulunmak helâldir (zira yüzyirmi güne varmazdan evvel can yok bir pıhtı ve emsali şeklindedir.! Fakihler dediler ki, za­manın kötü ve fesadından için meniyi hârice attırmak mubah olur.»

Bahri Râik'da da, şöyle nakledilmektedir : «Hürre kadım cima ede­nin meniyi hârice attırmasında kadının iznine bağlıdır. Hürre kadın ra­zı olmazsa, kocası meniyi dışarıya attıramaz. Zira cima]ânında meydana gelen meninin ferce attırılrnası hakkı kadına aittir. Fukahâi Kiram dediler ki, zamanın kötü ve fesâd hallerinden için (çocuk yapmamak ga­yesiyle ve kadının izniyle*? meniyi fercden dışarıya attırmak mubahtır.> )

BAHBİ RÂİK ClİD 3. sahife: 214

«Bir kadın, çocuk düşürmek için ilâç kullansa, çoğun hilkati   (vii-BAHRİ    RÂİK

cudu ve azaları)  belli olmadıkça günahkâr olmaz.» Cilt; S,    sahife; 233.

Dini düşünceler sebebiyle çocuk yapmama vetedbirîerin cevazını beyan eden hükümlerden bir hadisi şerif meali şöyledir;:

«Ebu Saidi Hudrî (R.A.) den rivayet olunduğuna göre; bir adanı: Yâ Rasûlellah, benim bir cariyeni var; kendisinden azil yapıyorum (me­niyi fercden dışarıya atıyorum). Onun hâmile kalmasını istemiyorum. Ben de erkeklerin istediğini istiyorum. Fakat gerçekten Yahudiler azlin küçük mevüde olduğunu söylüyorlar; dedi. Rasûlellah (S.A.V.): «Ya­hudiler halt etmişler. Eğer Allah (C.C.) onu yaratmak isteseydi, sen onu değiştiremezdin;  buyurdular.» EbuDavud, Ahmed,r Nesaî veTahâvı.

Son olarak naklettiğimiz izni şer'i islâm dâvasını düşünerek millete ve memlekete faydalı bir evlât yerine zararlı bir insan meydana gel-' meşinden ve terbiyesinden korkarak çocuk yapmama tedbirini almanın cevazına dair nakillerde bulunmuş olduk. Artık Isîâmi ve gayri İslâmi düşünce vedavranışlarla hareket etmek ve ıslâh yolunu bulmak erbabı şuura bağlıdır. Cenabı Allah (C.C.) milleti İslama faydalı evlât yetiş­tirmeyi ümmeti Muhammed'e lütfetsin. Âmin.

[203] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/399-406.

[204] Sebep ve illetleri  ayn  ayrı  izâb  edilmekle   beraber Müslüman olmazdan evvel hiç bir furû'u amelle mükellef olmadığından  kâfirlerin küfür halinde iken İslâm'a aykırı hareketleri Müslüman- olduktan sonra affa uğramıştır. Binaenaleyh İmam'ı Âzam  (R.A.)'m görüsü daha evlâ ve fetva da ondadır.

tLGİLt    FETVA

Nasrâniye (Hıristiyan) Hind, şerefi İslâm'la müşerref olduğunda kocası nasrâni olan Zeyd de şerefi İslâm'la müşerref olsa, Zeyd. tecdidi nikâh etmeden (nikâhı yenilemeden) Hind ile karı koca muamelesine kadir olur mu?

ELCEVAP... Olur.    ALÎ EFENDİ,    32

Nasrâniye Hind, şerefi islâm'la müşerref olduktan sonra kocası Nasrâni Zeyd'de çekinmeden bir gün sonra şerefi İslâm'la müşerref olup, Hind ile karı koca muamelesi yapmak istese, Hind. mücerred bir gün sonra İslâm'a girmekle boş olmuş olurum diye men'e kadir olur mu?

ELCEVAP... Olmaz.    FEYZİYE,    29

[205] Mecûsi ve gayri müslim olanların küfürleri halinde iken işledik­leri haram hükümler İslâm'a girdikten sonra değişir ve düzeltilir. Me­selâ: Küfür halinde iken bir kâfir iki kız kardeşi almış olsa, İslâm'a dâ­hil oluııca tefrik olunurlar. Kız kardeşi ve halası gibi mahremlerde de1' hüküm böyledir.

ÎLGİLİ    FETVA

Yahudi Zeyd, karısı Hind'in kız kardeşi Zeyneb'i, Hind üzerine alıp ve Hind ile cam ettikten sonra Zeyd, şerefi İslâm'la müşerref olsa, Zey­nep, Zeyd'den tefrik olunur mu?

ELCEVAP... Olunur.   BEHCE,    63

Yahudi taifesinin dinlerinde kardeşinin kızını nikahlamak caiz ol­makla Yahudi olan Zeyd kardeşinin kızı Yahudi olan Hind'i nikâhlasa, Zeyd ve Hind, hâkime müracaat etmeyince Hind, Zeyd'den tefrik olunur mu?    -

ELCEVAP... Olunmaz. ALÎ EFENDİ,    33.

Zira bunlar ehli küfürdür, İslâm hâkiminin Islâmi hükümleri icra edebilmesi için onların Müslüman olmaları veya her ikisinin ayralmak için müracaat etmeleri şarttır.                                                         

[206] Zımmî olan Zeyd, şerefi İslâm.la müşerref olduğundan karısı nas­râni Hind'e İslâm arz olunduğunda İslâm'dan kaçınsa. Zeyd ile Hind'in aralarında nikâh baki kalıp karı-koca muamelesine kadir olurlar mı?

ELCEVAP... Olurlar.  İBN'İ Nt-CEYM,   43

Müslüman Zeyd. kitabî olan kâfir tebaalı Hind'i, dâri harbde nikah­layıp ve beraber kaçıp dâri İslâm'a çıksalar aralarında nikâh kalıp karı-koca muamelesine kadir olurlar mı?

ELCEVAP... Olurlar.    BEHCE,    63

Yâni Almanya, Belçika, İngiltere ve Amerika gibi kâfir memleket­lerinde ehli kitab kadınla bir kimse orada evlense ve o kadınla İslâm di­yarına gelse, ilk nikâh sahih olduğu için aynı nikâhın devamı da.sahih; ve bakidir. Fakat Müslüman âdınla evlenme imkânı olduğu takdirde ke-râhatla caizdir.

Harbî beldelerden bir belde halkından harbi Zeyd'le harbiye kadın beraber esir alınıp İslâm diyarına beraber çıkarılsalar ve sonra Zeyd'e Müslüman Bekir ve Hind'e Müslüman Beşer sahip olsalar, Zeyd ve Hin­d'in beyinlerindeki kıyılan nikâh feshoîunmuş olur mu?

ELCEVAP... Olmaz.  BEHCE,    63

Zımmî (vatandaş) olan Zeyd. ehli kitaptan Nasrânî Hind'i şahitler huzurunda nikahladıktan sonra Zeyd, şerefi İslâm'la müşerref olsa ve Hind ise İslâm'a gelmese. Zeyd, tecdidi nikâh etmeden Hind ile karı-koca muamelesine kadir olur mu?

ELCEVAP... Olur. FEYZİYE,    29

Zımmî olan Zeyd, şerefi İslâm'la müşerref  olduğunda karısı Nasrâ­ni Hind, İslâm'a gelmezse, yalnız Zeyd İslâm'a  gelmekle Hind, Zeyd'den boş olur mu?

ELCEVAP... Olmaz. FEYZİYE,   31

[207] Yeni doğan çocuk ve küçük yaştaki çocuklar ana ve babasın­dan hangisi Müslüman ise ona tâbidir. Hattâ ehli kitab olan kimseden mecûsi daha şerli olduğundan küçük çocuğun anası veya babasının biri­si mecûsi dikeri Hıristiyan  olsa.  çocuk  kitabî olan  ebeveynine tâbidir.

İLGİLİ    FETVA

Zımmi olan Zeyd. şerefi İslâm'la müşerref olduğunda Zeyd'in küçük çocuklarının Zeyd'e tâbi olmak hasebiyle Müslümanlıklarına hükmolunurmu

ELCEVAP... Olunur.

İBNİ NtCEYM,    43

[208] Nasrâni olan Zeyd'in karısi Nasrâniye Hind. şerefi İslâm'la mü­şerref olsa ve sonra Zeyd'e (Nasrâni kocaya) îslâm arz olunduğunda Zeyd, Müslüman olmaktan kaçınsa. Hind. Zeyd'den tefrik olunur mu?

ELCEVAP... Olunur.    ALİ EFENDİ,    32

Zira Müslüman kadının gayri müslim olan erkeğe varması ve nikâh-îanmasi caiz değildir.

Zımnî olan Zeyd, diğer memlekete gittiğinde karısı Nasrâni Hind, şerefi İslâm'la müşerref olsa. Zeyd, hazır olup Zeyd'e İslâm arz olun­madan hâkim Hind'i tefrik etmeye kadir olur mu?

ELCEVAP... Olmaz. FEYZİVE,   31

[209] Hattâ îslâmi kabul etmekten kaçman zevç küçük çocuk olsa da­hi talâk vâki olur. Zira islâm ve Müslümanın üzerine küfrün riyaseti o-lamaz.

İLGİLİ  FETVALAR

Dokuz yaşında olup dini İslâm'a akiı eren ve düşünebilen küçük nas­râni Zeyd'in karısı Nasrâniye Hind. şerefi İslâm'la müşerref olup, son­ra Zeyd'e o halde iken İslâm arz olunsa ve Zeyd de İslâm'dan kaçınsa, Hind. Zeyd'den tefrik olunur mu?

ELCEVAP... Olunur. BEHCE,    64

Darı İslâm'da {Müslüman memleketinde) gayb olup şerefi İslâm'la müşerref olsa, zımmî Zeyd hazır onıp, İslâm arz olunduğunda İslâm'dan kaçınması tahakkuk etmedikçe kayıp iken Hind, Zeyd'den tefrik olu­nur mu?

ELCEVAP... Olunmaz.

Bu surette Zeyd. hazır olup İsiâm arz olunup sonra İslâm'dan çe­kinmesi tahakkuk etmeden ve tefrik olunmadan Hind kendisi başka zev­ce nikâhla varsa sahih olur mu?

ELCEVAP... Olmaz. BEHCE,    64

[210] Zira talâk verme yetkisi kadında değildir. Binaenaleyh zevcin Müslüman olması neticesinde zevcesi Müslüman olmaktan kaçınsa dahi nikâhlarına hiç bir zarar vermez. Zira aslında Müslüman olan bir erkek kitabî olan bir kadını alabilir. Aslı caiz olduğu gibi sonradan olan hü­kümde de caizdir,                                                                  

İLGİLΠ   FETVALAR

Zıramî olan Zeyd. şerefi İslâm'la müşerref olduğunda zevcesi Nas­râniye, Hind'e îslâm arz olunduğunda kaçınsa, Zeyd ile Hind'in beyin­lerinde nikâh baki kalıp karı-koca muamelesine kadir olurlar mı?

ELCEVAP... Olurlar. İBNİ NÜCEYM,   

Zımraî Zeyd. şerefi İslâm'la müşerref olduğunda zevcesi Nasrâniye Hind.îslâm'a gelmezse, Zeyd, tecdidi nikâh etmeden Hind ile karı-koca muamelesine kadir olur mu?                                                                   

ELCEVAP... Olur.     FEYZİVE.    29

[211] Kadın h'ayız görme çağında bâliğa ise, üç hayız görmesi şarttır. [Şayet kadın küçükse veya hayızdan kesilmiş olan ihtiyar kadın olursa. , üç ayın geçmesi şarttır.

İLGİLİ   FETVALAR

Nasrâni olan Zeyd'in karısı Nasrâniye Hind, şerefi İslâm'la müşer­ref olduktan sonra hâkim tarafından Zeyd'e. îslâm arz olunmayıp Zeyd' küfür üzere iken Hind üç hayız görse, bunların beyinlerinde ayrılık vâki olur mu?

. ELCEVAP... Olmaz.

Bu surette Zeyd'Ie Hind'in arasını İslâm'dan çekinmekle hâkim tef­rik etmemişken Hind, kendini Müslüman Amr'e nikâhla teslim etse, kı­yılan bu nikâh sahih olur mu?

ELCEVAP... Olmaz.

Bu surette kendini Amr'e nikahladıktan sonra Zeyd (gayri müslim Itocası) şerefi İslâm'la müşerref olsa, Zeyd, derhal Hind'i hâkime tefrik ettirip Hind'le karı-koca muamelesine kadir olur mu?

ELCEVAP... Olur.  BEHCE,   65

Zira metinde geçtiği üzere kadın üç hayız beklememiş ve kocasına îslâm arz olunmadan olduğu için kadının hareketi haksız ve bâtıldır. Bi­naenaleyh hak sahibi hakkından feragat etmedikçe her zaman için hak sahibidir.

[212] Müslüman olan kan ve kocadan birisi İslâm inancından çıkar, sa, mürted olur. Hatta İslâm esaslarının kat'î delil ile sabit olanlardan birini inkâr etse veya bilinmesi ve inanılması zarurî olanı bilmese, yine mürted hükmü verilmiştir.

İLGİLİ    FETVA

îslâm diyarında doğmuş Müslüman, âkil ve baliğ olan Zeyd, keli-, meteyni sehadeteyni söyler olduğunda Zeyd'in nazarmda Hsıkteâîâ vardır ve herşeyin rabbisidir ve melekleri vardır, kitapları inzal ve Resuller gön­dermiştir, öldükten sonra dirilmek vaıdır. Hayır ve şer Hz. Allah (C.C.) dandır denilse sonra Zeyd'e bu zikrohmanlara inanıp tasdik ettin mi? dediklerinde inandım tasdik ettim dese, bu mertebe ile Zeyd mü'min ol­muş olur mu?

ELCEVAP... Olur.

Bu surette Zeyd'in nazarında bu şekilde imanın sıfatları tavsif ve beyan olunduğunda Zeyd zikrolunanîan bu şekü üzere inandım ve tas­dik ettim demeyip «belki ben bunlara îman vacip olduğunu bilmezdim de­se, Zeyd'e tecdidi îman ve nikâh lâzım olur mu?

ELCEVAP... Olur.    BEHCE,   34

Mürted ve mürtedde olanlarla ilgili uzun izahat bahsi geldiği zaman verilecektir.

[213] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/407-413.

[214] KAStM : Bu kelimenin anlamı, herhangi bir malı ortaklar ara­sında müsavi taksim etmek manasınadır. Bu anlamdan alınarak bir er­keğin birden fazla karısı olduğu zaman aralarında rivayet edilmesi ge­reken haklarını müsavi olarak icra etmesi hususu beyan edilmiştir.

Kadınların arasındaki adaletin icrasının güç olduğunu ve beşerin kudreti yetemiyeceğini yüce mevlâ meâlen şöyle beyan buyurmaktadır;

«Siz ne kadar didinseniz de kadınlar arasında tam adaleti göstere­mezsiniz. Bari (birine) tamamîyle meyledip de ötekini (ne dul, ne kocalı bir durumda) muallâkta bırakmayın.» Nisa: 129.

Zevceler arasında adalet; yeme, içme, yatma, kalkma ve bunların emsali maddî ihtiyaçların karşılanmasında hiç bir ayınm yapmadan ria­yet etmek vaciptir. Meselâ: Eşlerden birine ne alınırsa, diğerine de ay­nısı alınması lâzımdır. Ve birine bir gün giderse diğerine,de bir gün veya birine üç gün gidilirse, diğerine de aynı üç gün nöbetleşe gitmesi lâzım­dır. Gidip gelme ve alman eşyalar arasında adalete riayet etmesi şart olmakla beraber, cinsî münasebette adalet şart değildir. Hattâ sevişme ve bunun gibi ailevî hallerde değişiklik olabilir.

Beyan edilen bu adalet hükümlerine riayet edemiyecek olan kimse­ler için birden fazla evlenmek doğru -değildir. Ancak bir kadınla iktifa etmesi lâzımdır.

Kur'anı Kerimde bu gerçek meâlen şöyle beyan edilmiştir: «Sizin için helâl olan kadınlardan İkişer, üçer ve dörder olmak üzere nikâh edin.

Şayet (bu suretle) adalet yapanuyacağmizdan endişe ederseniz, o zaman bîr   (tane ile iktifa ediniz.)» Nisa:  3.

Zevceleri arasında adaleti hakkıyla icra eden insanlığın eşsiz önderi Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimiz mübarek bir sözünde meâlen. şöyle buyuruyor :

«Yârabbi, bu benim elimde olan husustaki adâletimdir. Fakat senin mâlik olduğun, benimse elimde olmıyan hususlarda muâhaza buyurma.» Hâkim, Tİrmizi.

Zevceleri arasında adaletsiz hareket edenler hakkında da dehşet ve­rici mübarek sözünde de meâlen  şöyle buyuruyor :

«Herhangi bir kimsenin, iki tane karısı olur da onlardan birine mey­lederse, kıyamet gününde bir tarafı çarpık olarak (felçli gibi) gelecektir.»

AHMET BİN HANBEL

İLGİLΠ  FETVALAR

iki zevcesi olan Zeyd, zevceleriyle gecelemekte aralarında adalet müsavat yapmak Zeyd üzerine vacip olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.

Bu surette Zeyd, zevceleri beyninde yazıldığı üzere müsavi muamei le etmediğinde hâkime arz edildiklerinde hâkim müsavi muamele ile hük­mettikten sonra yine zulm edip yazıldığı üzere müsavi muamele etmese, Zeyd'e ne lâzım olur?...

ELCEVAP...  Âcitıcı ceza ile cezalandırılır. BEHCE, 72

[215] Yâni birkaç karısı olan kimseler, karıları arasında maddi ihti­yaçları temin etmede ve nöbetleşe gitmede hiç bir fark gözetmeden mü­savi gitmesi lâzımdır. Meselâ: Karısının birisi eski diğeri yeni veya biri­sini kız olarak, diğerini dul alsa veya birisi müslüman, diğeri bir kitaba inanmis ehli kitap kâfire kadın olsa, aralarında fark gözetmeden hakla­rına adaletli riayet etmesi lâzımdır. Hatta biri hasta diğeri sağlam olsa dahi nöbet ve diğer haklara riayet ederek adaletli hareket etmek lâzım. Aksi takdirde (adaletsizlik yapanların cezalariyle ilgili hükümlerden bâ­zısını biraz yukarıda zikretmiştik) elem ve azabı şiddetlidir.

Koca için, karısını aklı eren çocuğun, körün ve diğer eşinin yanın-i da cima etmesi mekruhtur. BÜRRtî MÜNTEKA!

[216] Eş zevcelerin gönlünü almak ve aralarında fark gözetildiğini ihsas ettirmemek için sefere gidecek kimsenin eşler arasında kur'a çek­tirmesi daha sevimlidir. Fakat herhangi birini kendi arzusu ile tercih edip götürebilirde, artık bu husus kocanın bileceği ve onun yetkisine ait bir hükümdür.

Kadınları arasında kocasının kur'a çekmesinin iyi olacağıyla ilgili Hz. Ayşe (R..A.) Peygamberimiz (S.A.V.)'in *ıayatmdan bahsederek bir sözünde meâlen şöyle beyân ediyor: «Rasûlüllah (S.A.V.) bir sefere çık­mak îsfedimi, kadınları arasında kur'a çekerdi, artık hangisinin sehmi çıkarsa, yanında onu götürürdü.» Buhari, Müslim.

[217] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/414-416.

[218] Burada  (Radâ)  kelimesi, îügatta, memeden süt emmek mânâsınadır. Şer'i tarifi metinde vardır ve Radâ kelimesi süt kardeşliğini ifa­de etmektedir. Ve bu süt kardeşlik emme ve emişme ile sabit olduğun­dan «Radâ bahsi» yerine «Süt emme bahsi» diyerek daha net ifade etme­yi tercih ettik. Binaenaleyh Radâ ve Rıdâ kelimelerinin ihtiva ettikleri mânâda bazı nüans farkları vardır. Onun için fazla izahata lüzum yoktur.

[219] Emme müddeti olan iki buçuk sene veya iki sene geçtikten son­ra, üç, beş on ve daha yukan yaşlardaki kimselerin emmelerivle emişme hükmü sabit olmaz. Binaenaleyh emme müddeti geçtikten sonra emişen-ler arasında haramlık sabit olmadığından nikâhîsnmalaimda şer'î hiç bir mahzur yoktur.

İLGİU   FETVALAR

Hind, üç yaşında olan Zeynebi emdirse, emişme hükmü sabit olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz ALİ EFENDİ,  65

Oniki yaşında olan Zeyd, Hind'in memesini emse, Zeyd'e Hind'in kızı Zeyneb'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.   ALt EFENDİ. 65

Hind, Zeyd'in oğlu Amr'i üç yaşında İken emdirse ve Bekir'in kızı Zeyneb'i de emme müddetinde emdirmiş olsa, Amr'e (üç yaşında emen Amr'e) Zeyneb'i nikâhla alması caiz olur mu?...         

ELCEVAP... Olur. BEHCE, 76

Hind, Zeyd'in oğlu küçük Amr'i emme müddetinde emdirse ve on sene geçtikten sonra Bekir'in kızı küçük Zeyneb'i de emme müddetinde emdirmiş olsa, Amr'e Zeyneb'i nikâhla alînası caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. BEHCE, 76

Emme müddetinden sonra kadının sütünü emmek caiz değildir. Zi­ra o süt insanın bir parçası demektir. Binaenaleyh zaruret olmadıkça emme müddeti olan ikibuçuk seneyi geçen yani üç, beş ve daha yukarı yaştaki kimselerin kadını emmesi caiz değil haramdır.

Emme müddetinden sonra çocuğu emdirmek yahut zaruret olma­dıkça kadının sütünden faydalanmak caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz. BEHCE, 76

Yedi yaşında olan-Hind, Zeyneb'in memesini emse. Zeyneb'ın kocasına Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olur. FEYZİYfe,  64

Yedi  yaşında  olan  Zeyd.  Hind'in   memesini   emse,   emişme1 hlükmü sabit olur mu?...

ELCEVAP...  OlmazFEYZİY^,  68

Onbeş yirmi yaşında olan Zeyd, karısı Hind'in memesini ems^, ba­zı kimseler emişme hükmü sabit olur diyerek Zeyd'i Hind ile karıl koca muamelesinden menetmeye kadir olurlar mı?...                         

ELCEVAP... Olmazlar.  NETrcfc, 47

Küçük Zeyd, ağladığında emdireni olmasa ve memesinin sütü olma­yan Hind, Zeyd'i susturmak İçin memesini küçük Zeyd'in ağzına kalsa ve Zeyd emdiğinde süt gelmese Hind'in mücerret memesini çocuğun ağ­zına katmakla emişme hükmü sabit olup, Zeyd, Hind'in süt oğlu olmuş olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. BEHÇE, 78

[220] îmam'ı Azam çocuğun doğumundan itibaren otuz ay (iki bu­çuk sene) emme hakkı vardır hükmünü en son, karar haddi olarak ver­miştir. Ve bu karan şu mealdeki âyet'i celiyleye istinat etmektedir.

«Biz insana ana ve babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Anası onu rahmetle (karnında) taşıdı. Onu zahmetle de doğurdu. Onun bu taşın­ması ile sütten kesilmesi (müddeti) otuz aydır.» Ahkâf Sûresi: Âyet, 15.

Bu âyet'i celiylede her ne kadar hâmile iken taşınma ve emme müd­deti 30 ay beyan ediliyorsa da. ihtiyata binaen Hz. îmam'ı Âzam (R.A.) otuz ay hükmünü vermiştir.

İmameynin dayandığı delil ise şu mealdeki âyeti celiyledir :,

«Biz insana ana ve babasını tavsiye ettik. (Onlara itaat etmesini emrettik). Onun anası kendisini za'f üstüne za'f ile (gebelik zahmeti, ağrı zahmeti ve doğurma zahmeti çekerek) taşımıştır. Sütten ayrılma­sı da iki yıl  (sürmüştür).» Lokman Sûresi; Âyet, 14.

Îmam'ı Şâfi hazretleri de imameynin görüşlerine muvafık olarak çocuğun emme müddeti iki sene olduğunu beyan etmektedir.

Binaenaleyh bu deliller ve görüşler karşısında müfti muhayyerdir. Arzu ettiği tarafla fetva verebüir. Fakat Musannif merhum Îmam'ı Âzam (R.A.)'in görüşünü takdim ederek zikretmiştir ki, tercihe lâyık olduğu­nu beyan etmiş oluyor.                                                                       

[221] Emme, emişme ve emdirme hakkındaki haramliğm hükmünü şu mealdeki âyeti celiyle beyan etmektedir.

«Sisi emdiren (süt) analarınız, süt hemşireleriniz Ue evlenmeniz) size haram edildi.» Nisa Sûresi: 23.

Süt ana ve kardeşlerin de, nesep hükümleri câridir. Binaenaleyh süt analar, süt hemşireler, süt babalar, süt kızlar, sut halalar, süt teyze­ler, süt birader ve kızları hep nesep hükümlerinde dâhildir ve nikâhla almak ve varmak haramdır.

Şu mealdeki Hâdis'i Şerif bunu müeyyiddir: «Nesep cihetinden ha­ram olan süt cihetinden de haram olur.» Buhari. Müslim.

İLGİLİ   FETVALAR

Hind, Zeyneb'i emme müddetinde emdirse, Zeyneb'in nesep cihe­tinden oğlan kardeşi Zeyd'e Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFENDİ, 66

Hind, Zeyd'i emme müddeti içinde emdirse, Zeyd'in (emenin) oğlu Amr'e Hind'in kızı Zeyneb'i nikâhla alması caiz olur mu?,..

ELCEVAP... Olmaz. ALÎ EFENDİ, 66

Hind, kızı Zeyneble Zeyd'i emme müddeti içinde emdirse, Zeyd'e Hind'in diğer kızı Haticeyi nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP.     Olmaz. ALİ EFENDİ, 65

Hind, Zeyd'i emme müddeti içinde emdirse, Zeyd'e Hind'in oğlunun kızı Zeyneb'i nikâhla alması caiz olur mu?... ELCEVAP... Olmaz.

Zeyd'e, süt kardeşi Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?... ELCEVAP... Olmaz.  HAMİŞİ BEHCE, 7g

Zeyd, süt oğlu Amr'in cima etmiş olduğu karısı Hind'i talakla bo-şadığında nikâhla alması caiz olur mu?...                

ELCEVAP...  Olmaz. BEHCE, 76

Zeyd'e anasının süt kız kardeşi Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?.. ELCEVAP...  Olmaz.    BEHCE, 76

Hind, Zeyneb'i emme müddeti içinde emdirse, Hind'in ana bir kar­deşi Zeyd'e Zeyneb'i nikâhla alması caiz olur,mu?...

ELCEVAP...  Olmaz BEHCE, 76

Zeyd'e, karası Hind'in süt anası Zeyneb'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. NETİCE, 50

[222] Nesep cihetinden haram olan emişme cihetinden de haram oldu­ğu, ancafc emişme cihetinden istisna edilerek haram olmayanlar metin­de kısaca zikredi)mistir. Biz bu istisnaları maddeler halinde açıklamaya çalışacağız.

1)  Süt oğlunun annesini ve  ninesini  nikâhla  alması  caizdir ve su şekilde ifadelerle anlaşılmalıdır.

Bir erkeğe süt çocuğunun neseh'den büyük validesini, süt çocuğu­nun süt annesini, süt çocuğunun nesebden annesini ve neseb cihetinpep öz oğlunun süt annesini nikâhla alması caizdir.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd'e oğlu Amr'in süt annesi Hind'i nikâhİ3 alması caiz olur mu1?... ELCEVAP... Olur.  NETİCE, 50

Zeyd'e nesep cihetinden kardeşi Amr'in süt anası Hind'i nikâhla al­ması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.   BEHCE, 75

Zeyd'e,  oğlunun  süt  anasının   kızını  nikahlaması  caiz  olur  mu?... ELCEVAP... Olur.

2)  Adama, süt oğlunun kız kardeşini nikâhla alması caizdir.

Süt oğlunun süt kız kardeşini, süt oğlunun neseb cihetinden kız kar­deşini ve nesep cihetinden olan öz oğlunun süt kız kardeşini nikâhla al­ması caizdir.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd'e nesep cihetinden öz kız kardeşi Hind'in süt kız kardeşi Zey­neb'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur. BEHCE,  75

Zeyd'e, süt kız kardeşi Hind'in süt kız kardeşi Zeyneb'i nikâhla al­ması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.  HAMİŞİ BEHCE,  76

Hind, Zeyneb'in oğlu Amr'i emme müddeti içinde emdirse, Hind'in (emdiren kadının) oğlu Bekir Zeyneb'in kızı (emen Amr'in kız kardeşi) Hatice'yi nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur. BEHCE, 76

Zeyd'e süt oğlu Amr'in nesep. cihetinden kız kardeşi Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?...

...ELCEVAP...  Olur.    ALİ EFENDİ,  67

3)  Adama süt oğlunun halasını nikâhla alması caizdir.

Erkeğe süt çocuğunun süt halasını, süt çocuğunun nesep cihetinden halasını ve nesep cihetinden olan çocuğunun süt halasını nikahlamak caizdir.

İLGİLİ    FETVA

Zeyd'e, süt halası kızı 'Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?... ELGEVAP...   Olur.-   FEYZİ YE,  67

4) Adama, süt oğlan kardeşinin süt annesini, süt oğlan kardeşinin nesep cihetinden annesini ve nesep cihetinden öz oğlan kardeşinin süt annesini nikâhla alması caizdir.

İLGİLİ    FETVA

Hind, Zeyneb'in oğlu Zeyd'i emme müddeti içinde emdirse. Zeyneb'in diğer oğlu Âmr'e Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur. ALΠ EFENDİ, 66

Hind, Zeyd'in oğlu Artır'i Emme müddetinde emdirse. Zeyd'e (eme­nin babasına} Hind'in kızı Zeyneb'i nikâhla alması ekiz olur mu?...

ELGEVAP... Olur.  ALİ EFENDİ, 66

Zeyd. süt kardeşi Arar'in anas. Hind'dcn emmiş olmasıyla; Hind'i (süt kardeşinin anasını)  nikâhla alması ekiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.   HAMİŞİ BEHCE, 75

5)   Adama, süt kız kardeşinin süt  annesini,  süt kız kardeşinin ne-seb'den olan öz annesini ve neseb cihetinden olan kız kardeşinin süt an-nesini nikâhla alması caizdir.

Zeyd'e süt kardeşi Amr'in annesi Hind'i alması caiz olur mu?... ELCEVAP...  Olur.   FEYZİYE, 72

6)   Adama, süt amcasının süt annesi, süt amcanın nesebden  anne­sini ve neseb cihetinden olan amcanın süt annesini nikahlaması caizdir.

İLGİLİ FETVALAR

Z-eyd'e, babasının süt oğlan kardeşi (amcası) Amr'in1 nesep cihetin­den kız kardeşi Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.   BEHCE,  79

Zeyd'in karısı Hind, Zeyd'den olan süt ile emme rhüddeti içinde Zey-nebi emdirse, Zeyd'in kardeşinin oğlu Amr'e Zeyneb'i (amcasının süt kı­zını) nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olur.  FEYZİYE,

7)   Kişiye süt halasının süt annesini, süt -halasının nesepten  anne­sini ve nesep cihetinden olan halasının süt annesini nikahlaması caizdir.

8)   Adama, süt dayının süt annesini, süt dayının nesepten annesi­ni ve nesepten olan dayanın süt annesini nikahlaması caizdir.

9} Adama, sift teyzesinin süt annesini, süt teyzesinin nesepten olan annesini ve nesep cihetinden olan teyzesinin süt annesini nikâhla alma­sı caizdir.   .

Emdirme, emme ve emişme hükümlerini en kısa ve en açık şekilde ifade eden kaideli ve türkçe ile ifade edilmiş şu iki misray* öğrenmek çok yerinde ve elzemdir.

EMENE EMDİRENİN KÜLLİ   HARAM, EMDİKENE EMENİN NEFSİ HARAM.

"i ani emen çocuğa emdiren kadının aslı, sülâlesi ve bütünü haram­dır. Emen çocuk erkekse emdiği süt annesini, kızlarını, kız kardeşlerini vesairesini nikâhla Eİamaz. Emen kız olursa, süt annesinin kocasına, oğullarına, oğlan kardeşlerine ve emdirdiği süt evlâtları birbirine vara­maz ve alamazlar.

Emdirene ise. emen çocuğun kendisi haramdır. Binaenaleyh, emen aradan çıkarsa, emenin annesin; süt babası alabilir. Diğer helâl olan yönleri buraya kadar uzun uzun maddeler halinde sıralanmıştır. Yuka­rıyı ve aşağıda gelecek emişme meselelerini tekrar, tekrar okuyarak an­lama ve anlatmada kesin ve açıkhğa kavuşulsun, aksi takdirde 3^anlış anlama ve yanlış hüküm vernu1 ihtimali olabilir. Çok dikkatli olmak ve ciddî  bellemek lâzımdır.

«Süt aşağıya akar, yukarıya akmaz*- tâbiri şer'i değildir. Bir meme­nin emme müddeti içinde olan iki emenin arasında zamanın ihtilâfı ve babanın ihtilâfı olsa dahi helâllik olmaz. Yâni emen çocuklar birkaç sene ara ile emseler ve babaları başka başka kimseler olsa dahi bu süt kar­deşler arasında haramhk sabittir. Birbirlerini nikâhla almaları caiz de­lildir. Emdirilmiş bir kszla emdiren kadın, oğlu arasında helâllik olma­dığı gibi oğlunun oğîu ve aşağıya doğru olan oğulları arasında da helâllik yoktur. Emdiren kadının oğlu mutlâkdır. Binaenaleyh emen kızdan ev­vel veya sonra olana ve evvellik, sonralık da senelerce olana da şâmildir. Birkaç kjzı olan kadın ile birkaç oğlu bulunan diğer bir kadın bir­birlerinin birer çocuğunu emdirseler, kız anasından süt emmiş olan oğ­lan için o kızlardan hiç birini almak caiz olmaz. Zira o kızlar o oğlanın süt kız kardeşleridir. Oğlan anasından süt emmiş bulunan kız için de o oğlanlardan hiç birine vermek caiz olmaz. Zira oğlan emen kızan süt oğ­lan kardeşleridir.

Ancak memede emmeye iştirak etmemiş oğlanlarla kızlar arasın­da nikahlamak cereyan edebilir, caizdir. Zira süt oğlan kardeşin kız kar­deşi nikâhla alınabilir. 

İLGİLİ   FETVALAR

Hind, Zeyd'in oğlu Amr'i emine müddetinde emdirse, Zeyd'e Hind'in kızı Zeyneb'i (oğlunun süt kız kardeşini} nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAF... Olur  FEYZİYE, 66

Hind. Zeyneb'in oğlu Zeyd'i, emme müddetinde emdirse, Zeyneb de Hind'in kızı  Haticeyi emme  müddetinde  emdirse.  Hind'in   oğlu   Amr'e Zeyneb'in diğer kızı Ayşe'yi nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAF...  Olur.     FEYZtYE, 66

Zeyd'in karısı Hinci. Zeyd'den olan süt iie Zeyneb'in kızı Hatice'yi emme müddetinde emdirırse, Zeyd'e (emdiren kadının kocasına) Zey­neb'in diğer kızı  Ayşe'yi nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur. FEYZİYE, 6(5

Hind, Zeyneb'in kızı Hatice'yi emme müddetinde emdiren Hind'in süt kızı Ayşe'yi nikâhla alması caiz. olur mu?...

ELCEVAP...   Oiur.  FEYZİYE,  67

Hind. Zeyd'i emme müddetinde emdirse. Zeyd'in oğlu Amr'e. Hind'in kızının kızı Zeyneb'i nikâhla  alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.  FEYZİYE, 67

Hind, kızı Zeyneb ile Hatice'nin kızı Ayşe'yi emme müddetinde em­dirse, Hatice'nin oğlu Zeyd'e Zeyneb'i nikâhla alması caiz olur mu?... ELCEVAP...  Olur.                                                            FEYZİYE, 67

[223] Yâni kadın emdirdiği süt oğiumnı oğis.n kardeşine nikâhla var­ması caizdir. Zira emen ortadan çıkınca emdiren emenin aslına ve fer­ine varabilir. Yukarda beyan edilen, emene emdirenm küllü haram ve emenin em direne nefsi haram, bu kısa mısraın Jfâde ettiği hükmü iyi bellemek ve emişme ile ilgili hükümlerde isabetli fetva ve kararlar ver­mek lâzımdır. Rada'da nesep cihetinden haram olanlardan müstesnalar vardır.

İSTİSNAİ FETVALARDAN BÂZILARI :        8

Hind'in kocası Zeyd'deıı olan oğlu Arar. Hind'in diğer kocası Bekir'in diğer karısı Zeyneb'den olan kızı Hatice'yi nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.  NETİCE, 51

Yâni adamın daha evvelki hanımından olan oğlu ikinci defa aldığı hanımınln yanında eski kocasından olan ve halk arasında «tay geldi» diye vasıflandırılan üvey kızını alması caizdir. Emişme ile alâkası y|oksa da zikretmede fayda mülâhaza olunmuştur. Bu mes'ele muharramatj bah­sinde geçtiğini de hatırlatırız.                                                           

Hind.   Zeyd'in   kızı   Zeyneb'i   emme   müddetinde   emdirse,   Zevd'e Hind'in kızı Haticeyi nikâhla alması caiz olur mu?...                    

ELCEVAP...  Olur. FEYZİYE, 68

Zeyd'in karısı Hind, Zeynebin kızı Haticeyi emme müddetinde em­dirse. Zeyd'e, Zeynebin diğer kızı Ayşeyi nikâhla alması caiz olur niu?...

ELCEVAP...  Olur.  FEYZİYE,  66

Hind, Zeynebİ emme müddetinde emdirse. Hind'in nesep cihetinden kardeşi Zeyd'e Zeynebin (emenin) nesep cihetinden kız kardeşi Haticeyi nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olur.  FEYZİYE,  64

Hind, Zeyd'i emme müddetinde emdirse, Zeyd'in (emenin) babası Amr'e Hind'in kızı Zeyneb'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.   FEYZİYE, 65

Zeyd'in bosadığı emdirici karısı Hind, kendisi başka bir koca almak üzere Amr'e nikâhla vardıktan sonra Amr'den (ikinci kocadan) hâmile olmadan Zeyd'den fboşayan ilk kocasından) olan süt ile emme müdde­tinde Bekir'i emdirse. Bekir'e Amr'in (ikinci kocanın) diğer karısından olan kızı Zeyneb'i- nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.   FEYZtYE, 70

[224] Bir adam, nikâhla aldığı kadının eski kocasından bir kızı olsa, ikmci kocasından bir erkek çocuğu doğursa. adam ikinci defa başka bir kadın alsa. sonra aldığı karısından da bir erkek çocuk dünyaya gelse, büyük oğlunun ana bir kız kardeşini nikâhla alması caizdir. Binaenaleyh bir kimseye nesepten olan biraderinin kız kardeşi helâl olduğu gibi süt­ten olan biraderinin kız kardeşi de helâldir.                       

İLGİLİ   FETVALAR

Hind, Zeyd'i emme müddetinde emdirse, Hind'in oğlu Amr'e Zeyd'in nesep cihetinden kız kardeşi Zeyneb'in kızı Hatice'yi nikâhla alması caiz olur mu?...                                                                                      

ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ, 67

Zeyd'e. nesep cihetinden kız kardeşi Hind'in süt kız kardeşi Zey-neb'i nikâhla alması caiz oiur mu?...

ELCEVAP ..   Olur. BEHCE,  75

Hind, oğlu Zeyd ile Zeyr.ebi emme müddetinde emdirse. Zeyd'e süt kardeşi Zeyneb'i nesep cihetinücn kır kardeşi Haticeyi nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.  HAMİŞİ BEHCE, 75

Hind, Zeyneb'in oğlu Amr ile Hatice'nin oğlu Bekir'i emme müd­detinde emdirse, Amr'e. Bekir'in nesepten olan kız kardeşi Ayşe'yi ni­kâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olur.  FEVZİYE,  67

Hind, Zeyd'in kız kardeşi Z-.-yneb'i nıme müddetinde emdirse. Zeyd'e Hind'in kızı Hatice'yi nikâhla   alması  oâiz oiur mu?...

ELCEVAP...  Olur.  FEVZİYE, 66

Hind, Zeyd'i Zeyneb ile beraber emme müddetinde emdirse, sonra Amr'e, Zeyd'in kızı hatice ile Zeyneb'in nesepten kız kardeşi Fatma'yı nikahlayıp her ikisini bir nikâh altında cem etmesi caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Oiur. BEHCE, 76

[225] Yâni bir kadından emen iki kişiden biri erkek diğeri kız çocuk olsa bunlar süt kardeş olmuşlardır. Nesep cihetinden iki kardeşin evlen­meleri nasıl caiz değil ve haramsa. sîıt kardeşlerden birbirlerini almaz­lar, haramdır. Hatta bu îiiiî kardeşlik1 ayrı ayrı zamanlard? emmek neti­cesinde olsa dahi yine haramhk sabit olur. Aynı zamanda mekân ve bel­delerin muhtelif olması da emme hükmüne mâni değildir.

İLGİLİ  FETVALAR

Hind, Zeyd'i emme müddetinde emdirdikten sonra \k--\ sene geçince Zeyneb'i de emme müddetinde emdirse. Zeyd'e (beş sene evvel emene) Zeyneb'i  (beş sene sonra emeni)  nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.

Hind, kızı Zeyneb'in oğlu Zeyd'i emme müddetinde emdirse, Zeyd'e (emene) Hind'in, (emdirenin) oğlu Amr'in kızı Hatice'yi nikâhla alma­sı caiz olur mu?...

ELCEVAP,..   Olmaz. BEHCE,  76

İnsana, kardeşinin kızını alması haramdır. Bu fetvada da süt kar­deşinin kızını alamiyacağı beyan edilmiştir. Zira emene emdirenin nesü haramdır.

Zeyd'e, süt oğlan kardeşi Amr'in süt kızı Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz.

Hind, Zeyd'i emme müddetinde emdirse, Zeyd'e (emene), '[Îİnd'in (emdirenin)  kızının kızı Zeyneb'i nikâhla alması caiz olur mu?.

ELCEVAP... Olmaz.  FEYZİ YE, 67

Hind. Zeyd'in oğlu Amr "i Bekirin kızı Zeyneb'le beraber emmb müddetinde  emdirde.   Amr'e.  Zeyneb'i   (süt   kız   kardeşini)   nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.    FEYZİME, 67

Hind, oğlunun kızı Zeyneb'i emme müddetinde emdirse. Hin İrin kı­zının oğlu Amr'e Zeyneb'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz. FEVZİYE, 65

[226] İnsana nesep cihetinden asıl kız kardeşi, teyzesi, halası jye kar­deşinin çocuğu nasıl haramsa. süt kız kardeşi, süt teyzesi, süt hâlası -ve süt kardeşlerinin çocukları da haramdır. Süt ananın oğlan kardeşi eme­nin dayısı ve kız kardeşi de emenin teyzesidir.                             ı

Bir kimsenin karısı olsa ve o iki karısından çocuk olduğunca birer çocuk emdirseler, emdirdikleri çocuklar baba bir kardeş olurlar.;.Onlar­dan bir kız olsa, aralarına nikâh düşmediği gibi her ikisi kız o dukları takdirinde bir kimseye onları nikâhla cemetmekte caiz olmaz.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd'e karısı Hind'in süt kız kardeşini nikahlayıp Hind (karısı) ile cem etmesi caiz oiur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz.  FEYZjVE,  69

Hind,. Zeyneb'i emme müddetinde emdirse, Hind'in (emdirenjn) kar­deşi Zeyd'e Zeyneb'i (emen süt kardeşini) nikâhla alması caiz olur mu?... '   ELCEVAP...  Olmaz.  FEYZİYE, 68

Zeyd'e, süt babası Amr'in cima ettiği karısı Hind'i nikâhla alması caiz olur mu ?...                                                                            

ELCEVAP...  Olmaz. FEYZJYE, 69

Bu son fetvadaki süt babanın oluşu ve onun karısının sütoğluna haram oluşu şöyledir,

Bir adamın karısı ondan hamile oîur ve çocuk dünyaya getirir ço­cuk doğumu neticesinde o kadının sütünün meydana gelmesine kocası sebep olmuştur. Binaenaleyh o sütten emenler o adamın süt oğludur ve o adam da kendisinden olmayan ve sütten emenlerin süt babasıdır.

Bir kimseye babasının karısı olan analığı nasıl haramsa, süt baba­sının karısı da haramlık da aynıdır.

[227] Koyunun sütünde haramlığın sabit olmaması ve haramhk ve kardeşlik hükümleri insanların  sütüne  mahsustur.  Erkek insanın  sütü de hakikî ,süt olmadığındandır. Zira erkek insandan çocuk dünyaya gel­mez ve geleceği de tasavvur olunmaz. Arkadan şırınga yapılınca da süt emme   hükmünün   sabit   olmamasının   sebebi   ise,   arkadan   gıdalanmak aslında ve âdette olmadığı içindir.

Mak'addan şırınga ile emme sabit olmadığı gibi, kulağa ve baş yangına kadının sütünü akıtmakla da haramhk sabit olmaz. Koyun, keçi, inek, deve ve emsali hayvanların sütünü yemekle de emişme hük­mü sabit olmaz.

Kadın ve erkekliği belli-olmayan hünsâyi müşkiiin sütü ise. emme hükmünü hâiz değildir. Yâni haramhk icabettirmez. Ancak kadınlar; hünsâda sütün çok olduğunu ve böyle çok sütün kadından başkasında olmıyacağmı söylerlerse, o zaman şüphe kaikar ve emişme hükmü sabit olur, Hünsânın müşkil veya bilinen cihetini açıklıyaır bir fetvayı naklet­mek faydalı olacağı mülâhaza  olunmuştur.

İLGİLİ    FETVA

Hind, bir çocuk doğurduğunda bu çocuğun ferci ve zekeri olup. lâ­kin fercinden akıtıp, zekerinden idrarı akıtmasa, bu çocuk dişi midir, yoksa erkek midir?...

ELCEVAP.. Dişidir. ALİ EFENDİ, 366

[228] Bakire kızın sütünün haram kılacağı dokuz yaşından itibaren başlar. Zira yukarıda muharramat bahsinde geçtiği üzere dokuz yaşı­na varan kız çocuğu, kendisi şehvet sahibi ve erkeğin şehvetini de mey­dana getirir. Binaenaleyh dokuz yaşından itibaren daha yukarıya doğ-

ru yaşlı bakirelerin sütünden emen çocuk süt evlâdı oîur. Keza ölüden çocuk emer ve sütte boğazına gelirse, yine emişme hükmü sabit olur.

Yaşh ve dul kadınların memelerinden emme müddeti içinde çocuk emer ve memelerinden süt gelirse, emişme hükmü sabit olur.

İLGİLİ FETVALAR

Dokuz yaşında olan bakire Hind'in memelerinde süt buluns%j\g& o süt ile küçük Zeyd'i emme müddetinde emdirse ve Zeyd'le araprlnda emişme hükmü sabit olur mu?...

ELCEVAP... Olur.      BEHCE,  

Âyise olan (hayızdan kesilen) Hind'in sütü olmakla küçük Zeyd'i emme müddetinde emdirse, emişme hükmü sabit olur mu?...

ELCEVAP...   Olur. BEHCE,  78

[229] İmam'ı Âzam (R.A.)'a göre kadının sütü yemekten az olsun çok olsun kadın sütü ile yemek karışırsa, meselâ: Mama ve benzeri şe-^ küde yemek yapılır ve taamla karıştırılırsa, mutlak surette emişme hük­mü ve haramlık sabit olmaz. İmameyne göre ise, kadının sütü taam­dan fazla olursa, hüküm galip ve çok olanadır. Binaenaleyh haramlık sa­bit olur, diyorlar. Musannif merhum her ne kadar metinde İmam'ı Âzam (R,.A.) görüşünü takdim etmişse de, fetva imameynin kavline göre ve­rilmiştir. Fakat, taamla karıştırılan süt pişirilirse, ittifakla haramlık sa­bit olmaz.

İLGİLİ    FETVA

Emdirici Hind, bir fincana koyun  sütü koyup, içine kendi SHitf sağıp karıştırdıktan sonra emme müddetinde olan Zeyneb'e içirse, oğlu Zeyd'e Zeyneb'i nikâhla alması caiz olur mu?... .      ELCEVAP... Hind'in sütü galip ise olmaz. FEYZifE, 69

[230] Taamla karışan kadın- sütünde ihtilâf olmakla beraber metin­deki sayılan akıcüarla karıştığı zaman kadının sütü galip olursa, haram­hk ittifakla sabittir. Zira yemekle süt karıştığı zaman sütün kuvveti gayp olur. Halbuki su ve emsaliyle karıştığında o hali olmaz. Metindekilerle kadın sütü müsavi olsa dahi haramlıkda muteberdir.,

Bir kadının sütü peynir, yahut yoğurt, ayran ve çorba yapılıp, em­me müddetindeki çocuğa verilse, emişme hükmü sabit olmaz.

[231] İmam'ı Muhammed   (R.A.)   aynı cinsten olanlar arasında ga-libiyyet mevzu bahis değildir, diyerek sütleri  karıştırılan her iki kadı­nın da haram kılıcı  olduğunu  beyan  etmiştir.  Hatta fukahâyı  Kiram efendilerimiz, îmam'ı Âzam (U Aj'daıı nakledilen iki rivayetten bu riva­yeti daha azhar, daha. ihtiyatlı ve asan olan görüşünü savunmuşlardır.

Nitekim Mehmet Zihni Merhum Nimetül îalâm adh eserinin Râda1 bahsinde şu satiri arıyle izah etmiştir :

«Emme müddetinde olan biı çocuğa birkaç kadın süt verirse, hep­si için emişme hükmü sabit olur. İki kadının biribirine karışmış olan süt­leri emme müddetinde olan bir çocuğa ioirilirse, o kadınların ikisinden de haramlık hasıl olur. Cins cinse galip olmıyacağmdan bunda galebeye ve müsavata bakılmaz.»

[232] İki eşden biri büyük olursa, diğer biri de emme müddeti olan iki yaş içinde iken emdirse, her ikisini bir nikâh altında cem etmek ana­sı ile kızını nikahlamak olacağjndan haramdır. Şayet süt annesi nikâhlı olur ve cimâda etmiş olursa, süt kızını nikahladığı zaman her ikisinin o adamdan ayrılması lâzımdır. Zira kızını nikahlayınca annesi haram ol­muştur. Annesini cima edince kızı haram olmuştur. Daha geniş izahat Muharramat bahsinde zikredilmiştir.

Mehmet Zihni merhumda Nimetül İslâmda şu izahatı beyan etmek­tedir: «Bir kadın, kendi küçük ortağını emdirse, koca için onların her ikisi de haram olur. Bunlardan büyüğünün haramlığı ebedîdir. Çünkü emdiren o kadın kocanın süt kayın validesi olmuştur. Küçük çocuk da, eğer büyük eşe kocası cima etmişse, ebediyyen haram olur. Şayet, em­diren büyük eşe koca yaklaşıp cima etmemişse, o kimse küçüğü ikinci defa nikahlayabilir.»

Tahtâvi der ki; Nikâh cereyan ettiğinde emmede böyledir. Meselâ: küçük bir kız çocuğunu nikahlayan ve talâk, veren kimse başka bir ka­dın daha nikâhlasa ve o kadın o küçük kızı emdirmiş olsa, kocasına, kayın valide olmuş olması sebebiyle haram oiur. Ye yine emen bir kızı nikâhlasa ve onu nikahlayan kimsenin annesi ve kızı yahut kız kardeşi emzirmiş olması takdirinde emen bu  kız kocasına haram oiur.  

[233] Yâni emişme, iki erkek veya bir erkekle iki kadının şehâdeti ile sabit olur.

îmam'ı Şâfi (R.A.)'ye göre, dört kadının şehâdeti ile emişme kabul edilir ve sabit olur.

îmam'î Malik (R.A.)'e göre ise, adaletle mavsuf olan bir kadının şehâdeti kabul edilir ve emişme sabit oiur.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, Hind'i nikahladıktan sonra Hind Zeyd'in diğer karısı Zey-neb'in süt anası oiduğu şeriat hükmü üzere sabit olsa, Hind'in Zeyd'den ayrılması lâzım olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.

Bu surette emişme iki erkek yahut bir erkekle iki kadının şehadet-lefiyle sabit olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.  BEHCE, 77

Zeyd, Hind'in kızı Zeyneb'i nikahlamak istediğinde, Zeyd'in anası Hatice, ben Zeyneb'i Zeyd'le beraber emme müddetinde emdirmiştim di­ye haber verse, Hatice âdi] ve itimad edilen bir kadın olsa, Zeyd". Zey-nebi nikâhla alması ekiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz.

Bu surette âdil ve itimatlı kime denir?...

ELCEVAP... Günahı kebireden kaçınan ve küçük günaha musir ol­mayıp hayri şerrine galip olandır. BEHCE, 77

Zeyd, Hind'i nikahlamak istediğinde Zeynep, Zeyd ve Hind süt kar­deşleridir diye haber verse lâkin Zeyneb âdil ve sika (itimat edilir) olma­sa, Zeyd ve Hind Zeynebi tekzip etseler, Zeyd'e Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ, 68

Zeyd, karısı Hind'in üzerine Zeyneb'i nikahladıktan sonra Zeynebin anası Hatice ben Hind'i emme müddetinde emdirmistim dese, mücerret

Hatice böyle demekle Hind Zeynebin süt kız kardeşi olduğu sabit olup, Zeyd'den ayırmak lâzım olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. Fakat Hatice sika ise çekinmek evlâdır.

ALİ EFENDİ, 68

Zeyd, Hind'i nikahladıktan sonra Zeyneb ve Hatice, Ayşe Zeyd'le Hind'i emme müddetlerinde emdirmişti diye haber verseler, emişme sa­bit olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. Lâkin kaçınıp ayrılmak evlâdır.

AU EFENDİ, 69

Zeyd, Hind'i nikahladıktan sonra Hind ile Zeyd süt kardeşler olduk­ları şeriatın hükmü üzere sabit olsa, Hind'in Zeyd'den ayrılması lâzım olur mu?...

ELCEVAP... Olur ALÎ EFENDİ, 69

Hind, kendini Zeyd'e nikahladıktan sonra Hind, ben Zeyd'i emme müddetinde emdirmiştim dediğinde Zeyd inkâr edip, emişme sabit ol­masa, Hind kendi sözü ile kendini Zeyd'den tefrik ettirmeye kadir olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz. ALİ EFENDİ, 69

[234] Zira iddiasında hata ve galat ettiğini itiraf ediyor. Binaenaleyh özürü kabul olunur.

îmam'ıŞâfi (R.A.)'ye göre kabul olunmaz ve araları tefrik olunur.

İLGİLİ FETVALAK

Zeyd, Hind için süt kız kardeşimdir diye ikrar ettikten sonra Zeyd, kendini tekzip etse ve Hind de Zeyd'i tasdik etse, Zeyd'e Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?...                                              

ELCEVAP... Olur. ALÎ EFENDİ, 69-70

Zeyd, karısı Hind için «süt kız kardeşimdir» dese sonra da sözünü tekit ve şahit dikmek hususunda ısrar ve tahkik etmeden derhal sözün­den dönüp «yanlış ve hata söyledim, Hind üe asla aramızda emişme şüp­hesi yoktur» diye hatasında ısrar etse ve kendini tekzip etse, Zeyd'in evvelki sözüyle araları tefrik olunur mu?...

ELCEVAP... Olunmaz.  FEYZİME, 68

Zeyd, yaş itibariyle kendinden küçük olan karısı Hind için, «Anamdır» dese, mücerret böyle demekle Hind Zeyd'e haram olur mu?...        

ELCEVAP...-  Olmaz.  NETİCE, 

Zeyd, Hind için «süt anamdır» dîye ikrar edip ve bu ikrarından rücu etmeyip «Hind süt anamdır>> diye «ikrar ettiğim hakdır ve dediğim   gibidir» deyip sonra Hind'i nikâhlasa. Hind'in Zeyd'den tefrik olunması   lâzım olur mu?...                                                         

ELCEVAP...   Olur.    BEHCE 

Zeyd, Hind'in kızı Zeyneb'i nikâhla almak istediğinde Hind,   «ben Zeyd'i emme müddetinde emdirmiştim^ diye haber verdiğinde Zeyd ve Zeyneb Hind'i tasdik etmeseler, sonra Hind «ben Zeyd'i emme müdde- mtinde  emdirmiştim  dediğimi  yalan   söylemiştim  Zeydi  emdirmenüştim» 'idese, o hadle Zeyd'e, Hind'i nikâhla alması câîz olur mu?...            

ELCEVAP... Olur. BEHCE, 78

SÜT EMME İLE İLGİLİ MUHTELİF FETVALAR

Hind, memesini Zeyd'in oğlu küçük Amr'in ağzına ithal etse, fakat | Amr emdi mi yoksa emmedi mi bilmese, mücerret bu şekilde memesini jl çocuğun ağzına katmakla Hind ile Amr arasında emişme haramlığı sâ- ; bit olur mu?...                                                                                   

ELCEVAP... Olmaz.

Hind, kötü yoldan çocuk doğurmuş Zeyneb'in küçük çocuğunu em- ş. dirmek için ücretle tutup küçük çocuğu Zeyneb'e emdirtmekde beis var-1 mıdır?...                                                                                                  

ELCEVAP... Yoktur.  NETİCE. 501

Zeyd'in döşeğinde olan karısı Hind'den çocuk dünyaya geldiğinde, § çocuk dünyaya getiren kadının malı olmasa ve Zeyd de fakir ve muhtaç ?j olsa ve Hind'de süt bulunsa. Hind, bu çocuğu emzirmeye cebrolunur mu?..

ELCEVAP...  Olunur.

BEHCE, 77;

Zeyd, karısı Hind'den doğan küçük çocuğunu emdirici Zeyneb'e em-ifc dirtse, Zeyneb'in ücreti Zeyd ve Hind'den hangisine lazım olur?...     ELCEVAP...   Zeyd'je.  BEHCE,   77|

Hind,  Zeyd'i  emme  müddetinde  emdirse,   Zeyd'e   Hind'in   oğlunun| kızı Zeyneb'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.

ALİ EFENDİ, 65İ

Hind, kızının kızı Zeyneb'i emme müddetinde emdirse, Hind'in di-| ğer kızının oğlu Amr'e Zeyneb'i nikâhla alması caiz olur mu?....          

ELCEVAP... Olmaz.  ALİ EFENDİ, 66t;

Zeyd'e. nesepten olan kız kardeşinin süt kızı Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFENDİ, 6u

Zevd'e, cima ettiği karısı Hind'in süî kjzı Zeyııobi nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olmaz.   BEHCE,  7(i

Zeyd'in ana. baba bir halası Hind, Zeyd'in kız kardeşi Zeynebi emme müddetinde emdirse, Zeyd'e. Hind'in kızının kızı Haticeyi ıJkâhla alması caiz olur mu?...

-ELCEVAP... Olur. BEHCE, 7ü

Hind, Zeyd'in oğlu Amr ile Bekir'in oğlu Beşir'i emme müddetinde emdirse. Beşir'e Zeyd'in kızı Hatice'yi (süt kardeşinin kız kardeşini) ni­kâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.  BEHCE, 76

Hind, Zeyd'i Zeyneb'le beraber emme müddetinde emdirse, sonra Amr'e Zeyd'in kızı Hatice ile Zeyneb'in nesepten olan kız kardeşi Fat­ma'yı nikahlayıp ikisini cem etse caiz olur mu?...

ELCEVAP.      Olur. BEHCE,   76

Hind, Zeyneb'in oğlu Zeyd'i ve Zeyneb Hind'in oğlu Amr'i emme müddetinde emdirseîer, Hind'in diğer oğlu Bekir'e. Zeyneb'in kızı Hati­ce'yi nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur. FEYZİYE,  03

Bu fetvanın kısa açıklaması şudur: Süt emdiren kadir, emdirdiği süt oğlunun kız kardeşini süt annenin oğlu alabildiğini ancak Hind'in oğlunun süt oğlunun annesine emmemiş olması şarttır. Yani karşılıklı emme olmayıp yalnız bir taraftan emme olduğu zaman emen ortadan çıkınca, kursaklarına bir kadının sütü gitme"miş biri bir anneden diğeri de başka bir anneden emmiş olurlarsa, bunlardan başka kardeşler ara­sında süt kardeşliği olsa dahi emişmiyenler arasında nikâhlanmaları caizdir.

Bu bahsin baş tarafında yazılan kaidenin şu cümlesinin hükmünü ihtiva etmektedir:  «Emdirene emenin nefsi haram.»     '

Zeyd'e süt kardeşi Amr'in nesepten olan öz annesi Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP olur.  İBN't NÜCEYM, 50

Zeyd'in. süt babası Amr'in cima ettiği karısı Hind'i talâkla boşasa Zeyd'e Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?.,.

ELCEVAP... Olmaz. İBNt NÜCEYM, 50

Bu son fetvada: «Emene emdirenin küllü haram» cümlesinin mâ­nâsını ifade etmektedir. Emziren kadının kocası, çocukları ve diğer yakınları emene haramdır. -Müstesnalar yukarıda beyan edilmiştir.

Zeyd'e süt oğlu Amr'in cima ettiği karısı olan Hind'i talâkla boşasa, Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olmaz. FEYZİYE,  69

Bu fetvada. < Emenin emdiıene nefsi haram> cümlesinin ifade etti­ği hüküm beyan edilmiştir. Süt oğlunun cima ettiği karısını süt babası alamıyor. Asıl babaya, öz evlâdının karısı nasıl haramsa, süt babaya da aynıdır. Zira kursağına süt gidenin kendisiyle karısı aynı esaslar mu­vacehe sindedir.

Zeyd'in karısı Hind'in anası Zeyneb, Zeyd'in Hind'den doğmuş oğlu Amr'i emme müddetinde emdirse, Hind Zeyd'e haram olmuş olur mu?... ELCEVAP... Olmaz. FEYZÎYE, 67

Zeyd'e, cima ettiği Ölen kansi Hind'in süt kızı Zeyneb'i nikâhla al­ması caiz olur mu?.,.

ELCEVAP...  Olma FEYZİYE, 66

Zeyd, Hind'i nikâhla almak islediğinde Hind'in anası- Zeyneb «ben Zeyd'i emdirdim» dese, yalnız Zeyneb'in sözüne itibar olunmayıp Zeyd'e, Hind'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.    İBNİ NÜCEYM, 28

Hind, Zeyd'in ana, baba bir kız kardeşinin kızı Zeyneb'i emme müd­detinde emdirse, Zeyd'e, Hind'in kızı Hatice'yi nikâhla alması caiz olur mu?...                                                 

ELCEVAP... Olur.     ALİ EFENDİ, 66

Zeyd'e süt anasının nesepten olan kız kardeşi Hind'i nikâhla alma­sı caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFENDİ, 66

Zeyd'e, süt kız kardeşi Hind'in süt kızı Zeyneb'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFENDİ, 66

Zeyd'e, süt oğlan kardeşi Amr'in nesepten olan öz kızı Hind'i nikâh­la alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.  ALÎ EFENDİ, 66

Zeyd'in karısı Hind, Zeyd'den olan süt ile Amr'in kızı Zeyneb'i emme müddetinde emdirdikten sonra Zeyd ölse ve Hind kendini Bekir'e nikâhlasa, Bekir'in kardeşi Beşir'e Zeyneb'i nikâhla alması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ, 67

Bu fetvada da. şu mes'elelerin ifadesini hâvi hüküm beyan edilmiş­tir: Bir kadının başka kocasından kızı olsa ve o kadını ikinci bir adam nikâhla alsa, kadının yanındaki tay geldi diye vasıflandırılan kızını da ikinci kocası eski karısından olan oğluna nikahlaması caizdir. Veya o kadının kızım İkinci kocasının oğlan kardeşi alabildiği gibi, bir kadının süt kızı olsa ve kendisi bir erkeğe varsa o süt kızının da süt annesinin vardığı erkeğin diğer oğlan kardeşine nikâhlanabileceği de açıklanmış­tır. Yâni baba ile oğlan, oğulluk, babalık şeklinde evlenmeleri caiz oldu­ğu gibi, iki oğlan kardeş de hanımları tarafından kayın peder ve damat şeklinde olabileceklerini beyan etmektedir.

Zeyd'in karısı Hind. Zeyd'den olan süt ile Amr'i emme müddetinde emdirse, Amr'e, Zeyd'in diğer karısından olan Zeyneb'i nikâhla alması caiz oîur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.    ALİ EFENDİ, G7

Zeyd cima ettiği karısı Hind'i talâkla boşadıktan sonra Zeyd'e Hind'­in süt kızı Zeyneb'i nikâhla alması caiz olur mu?

ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFENDİ,    68

Zeyd'in karısı Hind'in annesi Zeyneb, Zeyd'in oğlu Amr'i emme müd­detinde, emdirse, Hind (Zeyd'in karışıl, Zeyd'e haram olurmu  ?

ELCEVAP      Olmaz.  ALİ EFENDİ,    68

Hind,. kocası Zeyd'in kardeşi Amr'i emme müddetinde emdirse. Hind Zeyd'den boş olur mu?

ELCEVAP... Olmaz ALİ EFENDİ,    68

Zeyd, karısı Hind'in süt kızı büyük Zeyneb'e şehvetle dokunsa. (sıksa ve emsali hareketlerde bulunsa}   ve meni inzal olmasa   (fakat âleti şehvetle kalkıp zevklense), Hind   (karısı). Zeyd'e   (kocasına)   haram olur mu?

ELCEVAP...  Olur    NETİCE.   

Bu fetvanın geniş izah ve anlamı Muharramat bahsinde geçmiştir.

Orayı tekrar okumak çok yerinde olur. Hatta oradan bahseden fetva­lardan iki tanesi şöyledir:

Zeyd, karısı Hind'in anasının  anası Zeyneb'e  şehvetle  dokunsa ve şehvetle öpse, Hind  (karısı), Zeyd'e   (kocasına")   ebediyen  haram    olur mu?

ELCEVAP... Olur. NETİCE,   48

Zeyd,  karısı  Hind'in   anası  Zeyneb'in   arkasından' şehvetle   baksa, mücerred bu şekilde bakmakla Hind (karısı), Zeyd'e  (kocasına)  haram olur mu?

ELCEVAP... Olmaz.   NETİCE,   48

Hind kızkardeşi Zeyneb'i emme müddetinde emdirse, Hind'in  oğlu

Zeyd'e, Zeyneb'in kızı Htaice'yi nikâhla alması caiz olur mu?

ELCEVAP... Olmaz. NETİCE,    49

Bir kimse nesebden olan Öz kız kardeşinin kızını alamadığı gibi süt kız kardeşinin kızımda alamaz. Binaenaleyh bu son fetvada da bu hüküm beyan edilmektedir.

Zeyd'e süt kızının veya süt oğlunun kızını nikâhla alması caiz olur mu? ELCEVAP... Olmaz.   BEHCE - FEYZİYE

Zeyd'e oğlan kardeşinin süt anasının ve' süt kız kardeşinin nikâhla alması caiz olur mu?

ELCEVAP... Olur   BEHCE

Müslüman Zeyd'e küçük çocuğunu emdirtmek için Hıristiyan Hind'i ;ûit. annesi olarak ücretle tutup çocuğu Hıristiyan Hind'e emdirtmekte beis var mıdır?

ELCEVAP... Yoktur.      BEHCE.    78

Ehli kitap olan Hıristiyan ve Yahûdiye kadınların nikâhla "alınması Müslümanlar için nasıl caiz ise. Müslüman çocuğunu emdirtmek için eh­li kitap kadım süt anası olarak icara tutması da caizdir.

Zoydo. zina ettiği-kadının öz kızını veya süt kızını nikâhla alması caiz olur mu?

ELCEVAP... Olmaz.   ALİ EFENDİ,    36

Zeyd'e, süt kız kardeşini. Amr'in neseb cihetinden anasını almasî caiz olur mu?

ELCEVAP... Olur.  İBNÎ NÜCEYM,    50

Zeyd'e annesinin veya kız kardeşinin emdirmiş olduğu çocuğun kız kardeşini nikâhla alması caiz nlur mu?

ELCEVAP... Olur.  BEHCE - FEYZİYE

Zeyd'e. kız kardeşinin emdirdiği kızı nikâhla alması caiz olur mu] ELCEVAP... Olmaz. SÜT EMMEDE NİKAHLANMALARI  CAİZ  OLANLARLA

İLGİLİ  FETVALAR

Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz meâlen şöyle buyurmuştur: «Ne­seb cihetinden haram olan süt cihetinden de haram olur.»

Bu hadisi şerifin ihtiva ettiği hükümler yukarda uzun uzun bahse­dilmiştir. Binaenaleyh, bu hadisi şeriften istisna edilenlerle ilgili hüküm­leri Behcetülfetâvâ adlı eserde madde madde zikrettiğinden aynen nak­letmeyi uygun gördük ve zikrediyoruz. Yalınız burada dikkat edilecek tek husus yukarıda muhtelif yerde karışık olarak fetvaların zikredileni olsa da burada süt emen, emdiren ve emişenlerin nikâhlanmalarının ca­iz ve helâl olanları yüzondört maddede sıralanışıdır:

1- Zeyd'e, neseben olan oğlan kardeşi Amr'in süt anası Hind'i ni­kâhla alması caiz olur mu? ELCEVAP..; Olur.

2 - Zeyd'e süt oğlan kardeşi Amr'in nesebden anası Hind'i nikâhla »İması caiz olur mu?

ELCEVAP...  Olur.

3 - Zeyd'e, süt oğlan kardeşi Amr'in süt anası Hind'i nikâhla altuîi.sı caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.

4- Zeyd'e nesebden kız kardeşi Hind'in süt anası Zeyneb'i nikâhlanlmnsı caiz olur mu? ELCEVAP...  Olur.

5- Zeyd'e, süt kız kardeşi Hind'in nesepten anası Zeyneb'i nikâhla

ıılnmsı caiz olur mu?... ELCEVAP... Olur.

6- Zeyd'e. süt kız kardeşi Hind'in RÜt anası Zeyneb'i nikâhla al­tmışı  caiz  olur  mu"... ELCEVAP...  Olur.

7 - Zeyd'e. nesepten oğlu Amr'in süt kız kardeşi Hind'i nikâhla al­manı  caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

8  - Zeyd'e, süt oğlu Amr'in nesepten kız kardeşi Hind'i nikâhla al-ıınısı" caiz  olur mu?...

ELCEVAP...  Olur

9- Zeyd'e, süt oğlu Amr'in süt kız kardeşi Hind'i nikâhla alması «".'tiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

10  - Zeyd'e. nesepten kızı Hind'in süt kız kardeşi Zeyneb'i nikâhla tılmıut] caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

11   - Zeyd'e, süt kızı Hindin nesepten kız kardeşi Zeyneb'i nikâhla »İması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

12  - Zeyd'e, süt kızı Hind'in süt kız kardeşi Zeyneb'i nikâhla alması çiliz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

13  - Hind'e, nefsini  (kendini)  nesepten kız kardeşi Zeyneb'in süt bahası Zeyd'e nikahlaması   f varım sı)   caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

34 - Hind'e,   nefsini   süt   kız   kardeşi   Zeyneb'in   nesepten   babası ZoydV nikahlaması   (varması)   caiz olur mu?... ELCEVAP... Olur.

Mülteka Tercümesi

15  - Hind'e, nefsini süt kız kardeşi Zeyneb'in süt babası Zey kanlaması caiz olur mu?...

ELCEVAr... Olur.

16  - Hind'e, nefsini nesepten oğlan kardeşi Zeyd'in süt babası nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAr... ulur.                                                                 ,

17  - Hind'e,   nefsini   süt   oilan   kardeşi   Zeyd'in   nesepten   j Anı; 'o nikahlaması caiz olur  mu?...

ELCEVAP... Olur.

İS - Hind'e,  nefsini  süt oğlan   kardeşi  Zeyd'in  süt  babası nikahlaması caiz olur mu?... ELCEVAP... Oİur.

19 - Hind'e, nefsini nesepten oğîu Zeyd'in süt oğlan, kardeşi nikahlaması  caiz. olur mu?...

ELCEVAF... Olur.

20  - Hind'e, nefsini süt oğlu Zeyd'in nesepten oğlan kardeşi nikahlaması caiz oiur mu?...

ELCEVAP... Olur.

"21 - Hind'e, nefsini süt oğlu Zeyd'in süt oğlan kardeşi Am| kâhlaması   caiz  olur  mu ?... ELCEVAP...  Olur.

22  - Hind'e nefsini nesepten kızı Zeyneb'in süt oğlan kardeşi nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

23  - Hind'e, nefsini süt kızı Zeyneb'in nesepten oğlan kardeşi nikahlaması caiz oiur mu?...

ELCEVAP... Olur.           

24  - Hind'e nefsini süt kızı Zeyneb'in süt oğlan kardeşi Zeyp kâhlaması   caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

25 - Zeyd'e, nesepten amcas! Amr'in süt anası Hind'i ni ması caiz oîur mu?...

ELCEVAP.,. Olur.                                                                 ,

26  - Zeyd'e, süt amcası Arar'in nesepten anası Hind'i nîkâf ması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

27 - Zeyd'e, süt amcası Amr'in süt anası Hind'i nikâhla caiz oîur mu?...

ELCEVAP... Olur.         

28  - Zeyd'e, nesepten halası Hind'in süt anası Zeyneb'i nikâhla al­ması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

29  - Zeyd'e, süt halası Hind'in nesepten  anası  Zeyneb'i nikahla­ması caiz olur mu?...          

ELCEVAF...  Olur.

30  - Zeyd'e,   süt  halası  Hind'in   süt   anası   Zeyneb'i   nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAF... Olur.

31- Zeyd'e, nesepten teyzesi Hind'in süt anası Zeyneb"i nikahla­ması caiz olur mu?...

ELCEVAF... Olur.                           

32  - Zeyd'e, süt teyzesi Hind'in nesepten anası Zeyneb'i nikahla­ması caiz olur mu?...

ELCEVAF...  Olur. '

33 - Zeyd'e,  süt teyzesi  Hind'in  süt   anası  Zeyneb'i  nikahlaması caiz olur mu?..;

ELCEVAF... Olur.

Hala, babanın kız kardeşine ve teyze de, ananın kız kardeşine denir.

34 - Zeyd'e, nesepten dayısı  Amr'in süt anası. Hind'i nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAF... Olur.

35 - Zeyd'e, süt dayısı Amr'in nesepten  anası Hind'i nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAF... Olur.       .    .

36 - Zeyd'e. süt- dayısı Amr'in  süt  anası Hind'i nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAF... Olur.

37- Hind'e, nefsini (kendini)  nesepten amcası Zeyd'in süt babası Amr'e nikahlaması câîz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

38 -Hind'e, nefsini süt amcası Zeyd'in nesepten babası Amr'e ni­kahlaması caiz olur mu?...                                        

ELCEVAF... Olur.

39 - Hind'e, nefsini süt amcası Zeyd'in süt babası Amr'e nikahla­ması caiz olur mu?...

.ELCEVAP... Olur.

40 - Hind'e, nefsini nesepten halası Zeyneb'in süt babası Zeyd'e nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

41 - Hind'e,  nefsini  süt halası Zeyneb'in  nesepten  babası  Zeyd'e nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAF... Olur.

42 - Hind'e, nefsini süt halası Zeyneb'in süt babası Zeyd'e hikjfh-laması caiz olur mu?...                            

ELCEVAF...  Olur.

43 -Hind'e, nefsini nesepten dayjsı Zeyd'in süt babası Amr' kâhlaması caiz olur mu?...

ELCEVAF... Olur.

44 - Hind'e, nefsini süt dayısı Zeyd'in nesepten babası Am|r'e kâhlaması eâiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

45 - Hind'e, nefsini süt dayısı Zeyd'in süt babası Amr'e nikâh! ması   caiz olur mu?...

ELCEVAF... Olur.

46 - Hind'e, nefsini nesepten teyzesi Zeyneb'in süt babası nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

47 - Hind'e, nefsini süt teyzesi Zeyneb'in süt babası Amr'e laması caiz olur mu?...

ELCEVAF... Olur.

48  - Hind'e, nefsini süt teyzesi Zeyneb'in süt babası Amr'e laması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

49 - Zeyd'e.   oğlunun   nesepten   oğlu   (torunu)   Amr'in   süt Hind'i nikahlaması caiz olur mu?... ELCEVAP... Olur.

50 - Zeyd'e. oğlunun süt oğiu Amr'in nesepten anası Hind'i laması caiz olur mu?...

ELCEVAF...  Olur.                                                                   

51- Zeyd'e, oğlunun süt oğlu Amr'in süt anası Hind'i nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.            .                                                       

52 - Zeyd'e. kızının nesebdeıı oğlu Amr'in süt anası Hind'i nikahla­ması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

53  - Zeyd'e, kızının süt oğlu Amr'in nesepten anası Hind'i nikah­laması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur. SüL  Emme  liahsi

54  - Zeyd'e, kızının sül oğlu Amr'in süt anası Hind'i nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAI"1... Olur.

55  - Zeyd'e. kızının  nesepten  kız1  Hind'in   sut  anası  Zeyneb'i  ni­kahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAF... Olur.

56 - Zeyd'e.  kızının  süt   kızı  Hind'in  nesepten   anası  Zoyneb'i  ni­kahlaması  caiz olur mu?...

ELCEVAr... Olur.

57  - Zeyd'e.  kızının  süt   kızı  Hind'in  süt   Rnası  Zeyneb'i  nikahla­ması câîz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

58  - Zeyd'e, oklunun nesept -n  hız; Hind'in siıt  anası Zeyneb'i niknhlaması  caiz olur mu'

ELCEVAP...  Olur.

59  - Zeyd'e. oğlunun  sül  kızı  Hind'in nesepten anası Zeyneb'i ni-K kâhlamasi caiz olur  mu"... 

ELCEVAI"1...  Olur.

60  - Zeyd'e. oğlunun sül  kızı Hind'in  süt  una sı Zryneb'i nikahla­ması caiz olur mu?...

ELCEVAr...  Olur.

61 - Hind'e, nefsini oğlunun  nesepten  olan  oğlu Zeyd'in  süt  ba­bası Amr'c  nikahlaması  caiz  olur  mu?..,

ELCEVAP... Olur.

62  - Hind'e,   nefsini   oğlunun   sia   oğlu   Zeyd'in   nesepten   babası Anıer'c nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAF... Olur.

63 - Hind'e,  nefsini  oğlunun  sül  nğiu   Zeyd'in   süt   babası   Amr'e nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olur.

64 - Hind'e, nefsini kızı Zeyneb'in nesepten olan oğlu Zeyd'in süt babası Amr'e nikahlaması caiz olur mu?...                 

ELCEVAF. .  Olur.

65 - Hind'e,   nefsini  kızı  Zeyneb'in   süt  oğlu   Zeyd'in   süt  babası Amr'e nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAF...  Olur.

66  - Hind'e,  nefsini  kızı Zeyneb'in  süt  oğlu  Zeyd'in  süt. babası Amr'e nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAF...  Olur. -                        

67 - Hind.'e, -nefsini kızı Zeyneb'in nesepten olan kızı Hatice'nin süt babası Zeyd'e nikahlaması caiz olur mu?...                             

ELCEVAF...   Olur.     .                                                             

63 - Hind'e, nefsini kızı Zeyneb'in süt kızı Hatice'nin nesepten babası Zeyd'e nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP...   Olur.

Hind'e, nefsini kızı  Zeyneb'in  süt kızı Hatice'nin  süt Zeyd'e nikahlaması caiz olur mu?... ELCEVAF...  Olur.

70- Hind'e, nefsini oğlu Zeyd'in nesepten olan kızı Zeyneb babası Amr'e nikahlaması caiz olur mu?... ELCEVAF...  Olur.

71- Hind'e, nefsini oğlu Zeyd'in süt kızı Zeyneb'in nesept   t olan babası Amr'c nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAF...   Olur.

72- Hind'e,  nefsini   oğlu   Zcyd'in   süt   kızr Zeyneb'in   süt    )abası Amr'e nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAI...  Olur.

73 - Zeyd'e, nesepten uğlıı  Amr'in süt nenesi Hind'i nikâ! caiz olur mu?...

ELCEVAI1...  Olur.

74  - Zeyd'e, süt oğlu Amr'in nesepten nenesi Hind'i nikâr caiz olur mu?...

ELCEVAF...  Olur.

Zeyd'e, süt oğlu   V'hr'in  süt nenesi Hind'i nikâhlanış olur mu?...

ELCEVAF...  Olur.

7- Zeyd'e, nesepten kızı Hind'in süt nenesi Zeyneb'i nikâl caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.

77 - Zeyd'e, süt kızı Hind'in nesepten nenesi Zeyneb'i nikâ caiz olur mu?...

ELCEVAF...  Olur.

7S - Zeyd'e, süt kızı Hind'in süt nenesi Zeyneb'i nikâhlara olur mu?...

ELCEVAF...  Olur.

79 - Hind'e, nefsini nesepten olan oğlu Zeyd'in süt dedesi nikahlaması caiz olur mu?... ELCEVAP...  Olur.

80  - Hind'e, nefsini süt oğlu Zeyd'in nesopten dedesi Aırır'e nikah­laması caiz olur mu?...

ELC-EVAP...  Olur.

81 - Hind'e, nefsini süt *r;lu Zeyd'in süt dedesi Amr'e nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAF...   Olur.

82 -Hind'e, nefsini nesepten olan kızı Zeyneb'in süt dedesi Zeyd'e nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP...  Olur.

83 _- Hind'e, nefsini süt kızı Zeyneb'in nesepten olan dedesi Zeyd'e nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAF...  Olur.

S4 - Hind'e, nefsini süt  kızı Zeyneb'in  süt dedesi Zeyd'e nikahla­ması caiz olur mu?... .    ELCEVAF...   Olur.

85  - Zeyd'e, nesepten olan oğiu Amrin süt halası Hind'i nikahla­ması caiz olur mu?...

ELCEVAF...  Olur.

86  - Zeyd'e süt  oğlu  Amr'in nesepten  (dan halası  Hind'i  nikahla­ması eâiz olur mu?...

ELCEVAF...  Olur.

87 - Zeyd'e, süt oğlu  Amr'in  süt halas;  Hind'i  nikahlaması  caiz )lur mu?...

ELCEVAF...   Olur.

88  - Zeyd'e. nesepten olan kızı Hind'in  süt  halası Zeyneb'i nikâr-1 aması caiz olur mu?...

ELCEVAF...   Olur.

89  - Zeyd'e, süt kızı Hind'in nesepten olan halası Z'yneb'i nikah­laması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

90  - Zeyd'e, süt kızı Hind'in süt halası Zeyneb'i nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAF... Olur.

91 - Hind'e, nefsini nesepten olan kızı Zeyneb'in süt dayısı Zeyd'e nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

92 - Hind'e, nefsini süt kızı Zeyneb'in nesepten olar. dayısı Zeyd'e nikahlaması caiz oîur mu?...

ELCEVAP...  Olur.

93  - Hind'e, nefsini süt kızı Zeyneb'in süt dayısı Zeyd'e nikahlama­sı caiz olur mu?...

ELCEVAF...   Olur.

94  - Hind'e, nefsini nesepten olan oğlu Zeyd'in süt dayısı Amr'e nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAF...  Olur.

95  - Hind'e, nefsini sül oğlu Zeyd'in nesepten olan dayısı Amr'e nikahlaması caiz oiur mu?...

ELCEVAF...  Olur.

96  - Hind'e, nefsini süt oğlu Zeyd'in süt dayısı Amr'e nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAF...  Olur.

97  - Zeyd'e,  oğlu  Amr'in  nesepten   olan  kız  kardeşi  Hind'in  süt kızı Zeyneb'i nikahlaması caiz olur mu?-..

ELCEVAF...  Olur.

98  - Zeyd'e, oğlu Amr'in süt kız kardeşi Hind'in nesepten olan kı­zı Zeyneb'i nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

99  - Zeyd'e, oğlu Amr'in süt kız kardeşi Hind'in süt kızı Zeyneb'i nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAF... Olur.

100 - Zeyd'e, kızı Hind'in nesepten olan kız kardeşi Zeyneb'in süt kızı Hatice'yi nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP:..  Olur.

101  - Zeyd'e, kızı Hind'in süt kız kardeşi Zeyneb'in nesepten olan kızı Haticeyi nikahlaması caiz olur mu?... <

ELCEVAP...  Olur.                                                       .                 

102 - Zeyd'e, kızı Hind'in süt kız .kardeşi Zeyneb'in süt kızı  ce'yi nikahlaması caiz ol    |jmu?... ECCEVAP... Olur.

103- Hind'e, nefsini oğlu Zeyd'in nesepten olan kız kardeşi Zey­neb'in süt oğlu Amr'e nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

104- Hind'e, nefsini oğlu Zeyd'in süt kız kardeşi Zeyneb'in nesep­ten olan oğlu Amr'e nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

105- Hind'e, nefsini oğlu Zeyd'in süt kız kardeşi  Zeyneb'in süt oğlu Amr'e nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

106- Hind'e, nefsini kızı Zeyneb'in nesepten olan kız kardeşi Ha-ticenin süt oğlu Zeyd'e nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

107 - Hind'e, nefsini kızı Zeyneb'in süt kız kardeşi Hatice'nin ne­septen olan oğlu Zeyd'e nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP. . Olur.

108 - Hind'e, nefsini kızı Zeyneb'in süt kız kardeşi Hatice'nis süt oğlu Zeyd'e,  nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Oiur.

109  - Zeyd'e, oğlu Amr'in nesepten haiası Hind'in süt kızı Zeyneb'i nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

110  - Zeyd'e, oğlu 'Amr'in süt halası Hmd'in nesepten kızı Zeyneb'i nikahlaması caiz oiur mu?...

ELCEVAP... Olur.

111 - Zeyd'e, oğlu Amr'in süt halası Hind'in süt kızı Zeyneb'i ni­kahlaması  caiz olur  mu?...

ELCEVAP... Oiur.

112 - Zeyd'e. kızı Hind'in nesepten halası Zeyneb'in süt kızı Hati­ce'yi nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

113 - Zeyd'e. kızı Hind'in süt halası Zeyneb'in nesepten olan kızı Hatice'yi nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.      -                      .

114 - Zeyd'e. kızı Hind'in süt halası Zeyneb'in süt kızı Haticeyi nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

Buraya kadar zikrettiğimiz yüz ondört (114) madde Iîehcetül fetâ-vanın son. kısmından nakledilmiştir.

Bu son fetvaları da şu kaidenin içinde olduğunu yine anlamalıyız: «Emene emdirenin küllü haram, emdirene emenin nefsi haram.»

Emme, emdirme ve emişme hükümlerini iyi anlamak İçin bu kaide­yi anlıyarak iyi bellemeli ve bu bahsi İyi anlamak ve yanlış hüküm ver­memek için tekrar tekrar okumak lâzınıd 'Okuma neticesinde yine anlaşılamıyan yönleri olursa, fıkıh mes'elelerınde malumatı vasıa sahi­bi kimselere müracaat etmek en güzel hareket olur.

«Eğer bilmiyorsanız zikir erbabına (âlim ve fakıhlere) sorun.» Nahl Sûresi;  Âyet, 43.         

Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 1/417-446.             

Online Bağış
Hediyen Dünyanın En Güzel Hediyesi Olsun
Haftanın Hutbesi
26.11.2021 Mümin Faydasız Sözlerden Ve Lüzumsuz İşlerden Uzak Durur
19.11.2021 Şiddet İnsan Onuruyla Asla Bağdaşmaz
12.11.2021 Allah İle Kul Arasındaki Kutlu Bağ
05.11.2021 İnsan İmanla Yücelir
29 10 2021 Yaşlılarımıza Vefa, Rahmet Ve Mağfiret Vesilemizdir
27.08.2021 Allah’ın Yardım Ettiğine Mağlubiyet Yoktur
Kur'an-ı Kerim Dinle
DİB Kur'an Portalı
Ramazan Pakdil Sureler
Bünyamin Topçuoğlu
Bünyamin T.oğlu Aşirler
İlhan Tok Hatim
Abdussamed Hatim
Abdul Rahman Al Sudais
Ahmed Al Ajmi Hatim
F.Çollak Görüntülü Hatim
İshak Daniş Hatim
5 Hafız OK takipli Hatim
Mehmet Emin Ay Hatim
İsmail Biçer Ok Takipli
İsmail Biçer Aşr-ı Şerifler
114 Sure 114 Hafız
S.Hafızlar Görüntülü
Kur'an International
Tefsir
Cüz Cüz Kur’an Özeti
Elmalı Tefsiri
Elmalı Meali
Fizilali Kur'an
DİB Kuran Meali
Kur'an-ı Nasıl Anlayalım
Fıkıh
K.İslam Fıkhı
R. Muhtar-İbn-i Abidin
Gurer Ve Dürer
Mülteka El Ebhur
Kuduri Tercümesi
Nûru'l-îzâh Tercümesi
Büyük Şafi Fıkhı
Detaylarıyla Namaz
Hadis
Kütübüs-Sitte
Sahihi Buhari
Ellü'lüü vel-Mercan
Hadis El Kitabı
40 Hadis ve izahı
Uydurma Hadisler
Üye Adı
Parola

Şifremi unuttum -
Sayfa oluşturulma süresi: 0.04 saniye 11,204,336 Tekil Ziyaretçi
Copyright © 2012 islamda Hayat
Sitemizdeki Vaaz, Hutbe ve Yazılar kaynak göstermek şartı önceden izin Almadan Ticari Amaçlar Dışında Kullanmak Serbestir.

Tüm Bilgiler Ümmete Vakıftır copyright © 2002 - 2021