Vaaz Kategorileri
İman Konuları
İbadet Konuları
Sosyal Konular
Ramazan Vaazları
Dini Günler ve Geceler
DİB Örnek Vaazları
Kur'an'dan Öğütler
Genel Konular
islam ve Aile
Görev,Sorumluluk,Ahlak
Mevlid-i Nebi Vaazları
Ana Menü
Çocuklar İçin
Kur'an Öğreniyorm
Dinimi Öğreniyorum
Dini Bilgiler
Oyunlar
Ansiklopedi ve sözlük
Osmanlıca Sözlük
İslam Ansiklopedisi
Dini Sözlük
Dini Terimler
Küçük Lügat
Dini Kitaplar
P.Hayatı Salih Suruç
Kur'an ve Bilim
Günümüzde İslam
Kıssadan Hisse
Ehli Sünnet Yolu
İslam Tasavvufu
En Güzel Örnek
Gıybet Hastalığı
Adım Adım Kurtuluş
Mesneviden Öyküler
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Firavunun Akibeti

                                        Vaaz Resimleri: w.jpg

Firavunun Akibeti

ثُمَّ بَعَثْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ مُوسَى وَهَرُونَ اِلَى فِرْعَوْنَ وَمَلاَئِهِ بِاَيَاتِنَا فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا مُجْرِمِينَ

"Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Musa ve Hârûn'u mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular." (Yûnus, 10/75)

Firavun, kâhinlerinden aldığı bilgilere dayanarak bir peygamber geleceğini ve saltanatının onun tarafından tehdit edileceğini öğrenince, yeni doğan erkek çocukların öldürülmesini emrediyor, kızları ise sağ bırakıyordu

اِنَّ فِرْعَوْنَ عَلاَ فِى اْلاَرْضِ وَجَعَلَ اَهْلَهَا شِيَعًا يَسْتَضْعِفُ طَائِفَةً مِنْهُمْ يُذَبِّحُ اَبْنَاءَ هُمْ وَيَسْتَحْيِى نِسَاءَ هُمْ اِنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُفْسِدِينَ

“Şüphesiz ki Firavun, Mısır topraklarında kendisini büyüklük duygusuna kaptırmış ve ülke halkını sınıflara ayırmıştı, öyle ki onlardan bir kısmını, hor ve güçsüz buluyor ve bunun için de erkek çocuklarını öldürüyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü gerçekten de o, yeryüzünde bozgunculuk yapmak isteyenlerdendi.” (Kasas, 28/4). Bu durum uzun yıllar devam etti. Gelecek korkusundan binlerce bebek öldürülüyordu. Fakat Allah’ın emrinin önüne hiçbir kimse çıkamazdı. Musa isimli çocuk söz konusu olunca durum değişecekti. Firavun Allah’ın takdiri ile kendi sarayını teslim edeceği küçük Musa’yı sevecek, himaye edecek, evine götürüp büyütmeye başlayacaktı. Nihayetinde Musa, Firavun’un sarayında yetişip olgunluk yaşına gelecekti. Hatta halk Firavun’un Musa’nın hamisi, karısını da sütannesi sanıyorlardı.

Hz. Musa’ya Peygamberlik görevi verildikten sonra, yüce Mevla ilahi tebliği Firavun’a tebliğ etmesini istedi:

اِذْهَبَا اِلَى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغَى

“Firavuna gidin. Çünkü o azmıştır.” (Taha, 20/43)

فَقُولاَ لَهُ قَوْلاً لَيِّنًا لَعَلَّهُ يَتَذَكَّرُ اَوْ يَخْشَى

“Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır yahut korkar. ” (Taha, 20/44) Hz. Musa Firavun’un sarayında büyüdüğü için onu Hakka çağırarak iyilikte bulunmak istiyordu. Allah’ın isteği doğrultusunda, kardeşi Harun ile birlikte Firavun’a gitti ve O’na şu mesajı iletti:

فَأْتِيَاهُ فَقُولاَ اِنَّا رَسُولاَ رَبِّكَ فَاَرْسِلْ مَعَنَا بَنِى اِسْرَائِيلَ وَلاَ تُعَذِّبْهُمْ قَدْ جِئْنَاكَ بِاَيَةٍ مِنْ رَبِّكَ وَالسَّلاَمُ عَلَى مَنِ اتَّبَعَ الْهُدَى

“Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selâm, doğru yola uyanlara olsun.’ ” (Taha, 20/47)

Firavun bu ilahi tebliğ karşısında hiddetlenip büyüklenir. Çünkü o ilk kez kendisinden başka bir ilahın var olduğunu, besleyip büyüttüğü bir insandan duyuyordu. Benden başka Rab olur mu? diye hiddetleniyordu. Sakinleşince, onu incitmeden bu iddiasından vazgeçirebilme umuduyla ikna etmeye çalışıyordu. Fakat Hz. Musa, Allah’ın kendisine verdiği emaneti Firavun’a ve bütün insanlara anlatmaya kararlı olduğunu söyleyince, Firavun böbürlenir, kibirlenir ve Hz. Musa’ya hitaben,

قَالَ لَئِنِ اتَّخَذْتَ اِلَهاً غَيْرِى لاَجْعَلَنَّكَ مِنَ الْمَسْجُونِينَ

Eğer benden başka bir ilah edinirsen, andolsun seni zindana atılanlardan ederim. ” (Şuara, 26/29) diyecekti.

Hz. Musa Firavun’a, Hak dini anlatmaya devam eder ve ona Allah’tan bazı mucizeler gösterir:

فَاَلْقَى عَصَاهُ فَاِذَا هِىَ ثُعْبَانٌ مُبِينٌ

“Musa, asasını atınca, bir de ne görsünler asa açıkça kocaman bir yılan olmuş. (Şuara, 26/32)

وَنَزَعَ يَدَهُ فَاِذَا هِىَ بَيْضَاءُ لِلنَّاظِرِينَ

Elini koynundan çıkarınca, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.” (Şuara, 26/33) Firavun da Musa’ya meydan okumak amacıyla sihirbazlarını çağırır, onlardan, maharetlerini sergilemelerini ister. Fakat onların sihirleri Hz. Musa’nın mucizeleri karşısında çok basit kalınca, gerçeklere dayanamayarak Musa’ya iman ederler. Firavun’un verdiği ödüller, savurduğu tehditler işe yaramaz olur. Güvendiği adamlar artık kendi safında değildir.

Firavun ne yapacağını bilemez hâle gelir. Çünkü Musa ona karşı çok güçlenmiş, hatta en yakın adamlarını kendi yanına almayı başarmıştı. Artık bundan sonra Hz. Musa Firavun’un baş düşmanıdır. Dolayısıyla bütün gücüyle ona karşı mücadele edecek ve öldürmek için uğraşacaktır:

وَقَالَ فِرْعَوْنُ ذَرُونِى اَقْتُلْ مُوسَى وَلْيَدْعُ رَبَّهُ اِنِّى اَخَافُ اَنْ يُبَدِّلَ دِينَكُمْ اَوْ اَنْ يُظْهِرَ فِى اْلاَرْضِ الْفَسَادَ

“Firavun dedi ki: Bırakın beni Musa’yı öldüreyim. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun, dininizi değiştireceğinden yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum.” (Mümin, 40/26)

Zalim hükümdar ilahi hakikatleri anlatmak isteyen Hz. Musa’yı bozguncu olarak tanımlıyor, onu öldürmek için uğraşıyordu. Ancak Allah’ın dinine bir zarar veremezdi. Yapabileceği tek şey Allah’a inanan ve Hz. Musa’ya tabi olanlara çeşitli işkenceler yapmak, onları inandıkları dinden çevirmeye çalışmaktı. Fakat onlar Allah’ın kendilerine bu dünyada veya ahirette yardımcı olacağından kuşkuları olmadığı için ilahi vahye bağlı kalmaktan geri durmadılar ve ümitsizliğe kapılmadılar.

Firavun ve Hz. Musa arasındaki mücadele bu şekilde yıllarca devam etti. Firavun artık son hamlesini yapıp Hz. Musa ve arkadaşlarını yok etmek için ordusunu hazırladı, seçkin askerlerini göreve çağırıp Hz. Musa’nın üzerine yürüdü. Onlar da muazzam orduyu gördüklerinde korkuya kapılıp kaçmaya başladılar. Firavun ve askerleri de onları takip etmeye devam ettiler. Nihayetinde Kızıldeniz sahillerine kadar kovalamaca devam etti. Artık kaçacak yer kalmamıştı. Musa’ya inananlar, ya denize girip boğulacaklarını ya da Firavun’un askerleri tarafından öldürüleceklerini düşünüyorlardı:

فَلَمَّا تَرَآءَ الْجَمْعَانِ قَالَ اَصْحَابُ مُوسَى اِنَّا لَمُدْرَكُونَ

“İki topluluk birbirini görünce Musa’nın arkadaşları, ‘Eyvah yakalandık’ dediler.” (Şuara, 26/61) Çünkü onlara göre artık Hz. Musa’nın yapacağı bir şey kalmamıştı. Fakat Hz. Musa’nın Allah’a olan güveni sonsuzdu.

قَالَ كَلاَّ اِنَّ مَعِىَ رَبِّى سَيَهْدِينِ

“Hayır!, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir.” (Şuara, 26/62) diyerek arkadaşlarına haykırıyordu.

Derken Allah’tan beklenen yardım geldi:

فَاَوْحَيْنَا اِلَى مُوسَى اَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْبَحْرَ فَانْفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍ كَالطَّوْدِ الْعَظِيمِ

“ Ey Musa, ‘Asan ile denize vur.’ Deniz derhal yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibi görünmeye başladı.” (Şuara, 26/63) Hz. Musâ ve ona iman edenler hiç vakit kaybetmeden Allah’ın kendilerine açtığı bu yolda ilerlemeye başladılar ve Firavun ve askerlerinden uzaklaşmayı başardılar.

Firavun ve askerleri Hz. Musa ve arkadaşlarını yok etmeyi düşünürlerken, karşılaştıkları bu olağanüstü manzara karşısında şaşırdılar. Fakat ne yapacaklarını fazla düşünmeden aynı yolu takip etmeye başladılar.

فَاَتْبَعَهُمْ  فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُ بَغْيًا وَعَدْوًا

“…. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu..” (Yûnus, 10/90) Bu ilahi mucizeyi gördükleri halde, onları öldürmekten vazgeçmemişlerdi. Allah’ın onlara yardımcı olduğunu hesaba katmıyor, hatta zihinlerinden bile geçirmiyorlardı. Fakat artık Allah’ın azabı yakındı. Kur’an-ı Kerim bu anı şöyle anlatıyor:

وَاسْتَكْبَرَ هُوَ وَجُنُودُهُ فِى اْلاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَظَنُّوا اَنَّهُمْ اِلَيْنَا لاَ يُرْجَعُونَ

“O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar. (Kasas, 28/39)

فَاَخَذْنَاهُ وَجُنُودَهُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِى الْيَمِّ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الظَّالِمِينَ

“Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize gömdük (orada boğuldular). Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!” (Kasas, 28/40)

Denizin ortasında boğulacağını anlayan Firavun iman ettiğini söylemişti fakat artık vakit çok geçti. Yüce Mevla bunu da yine Kur’an-ı Kerim’de bize ibret olması için şöyle anlatıyor:

وَجَاوَزْناَ بِبَنِى اِسْرَائِيلَ الْبَحْرَ فَاَتْبَعَهُمْ  فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُ بَغْيًا وَعَدْوًا حَتَّى اِذَا اَدْرَكَهُ الْغَرَقُ قَالَ اَمَنْتُ اَنَّهُ لاَ اِلَهَ اِلاَّ الَّذِى اَمَنَتْ بِهِ بَنُو اِسْرَائِيلَ وَاَنَا مِنَ الْمُسْلِمِينَ

“Nihayet boğulmak üzere iken, İsrailoğullannın iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım. Ben de Müslümanlardanım’ dedi.” (Yûnus, 10/90)

اَلْئَنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنْتَ مِنَ الْمُفْسِدِينَ

“Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.” (Yûnus, 10/91)

فَالْيَوْمَ نُنَجِّيكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ اَيَةً وَاِنَّ كَثِيرًا مِنَ النَّاسِ عَنْ اَيَاتِنَا لَغَافِلُونَ 

“Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir.” (Yûnus, 10/92)

 

Dr. Abdurrahman CANDAN

YAZAR: Kadir Hatipoglu - Aralık 27 2020 07:56:42 · Adobe Reader Belgesi · Microsoft Word Belgesi · Yazdır
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Online Bağış
Hediyen Dünyanın En Güzel Hediyesi Olsun
Haftanın Hutbesi
20.05.2022 Dijital Dünyada Değerleriyle Aile Olmak
13.05.2022 İş Ve Çalışma Ahlakı
06.05.2022 Şükür Sana Ey Şekûr
02.05.2022 bayramımız kutlu, gönlümüz iman ve neşe dolu olsun
29.04.2022 Hayatı Helal Kılabilmek
22.04.2022 Leyletü’l-Kadr: İlahi Lütuf Ve İkram Gecesi
Kur'an-ı Kerim Dinle
DİB Kur'an Portalı
Ramazan Pakdil Sureler
Bünyamin Topçuoğlu
Bünyamin T.oğlu Aşirler
İlhan Tok Hatim
Abdussamed Hatim
Abdul Rahman Al Sudais
Ahmed Al Ajmi Hatim
F.Çollak Görüntülü Hatim
İshak Daniş Hatim
5 Hafız OK takipli Hatim
Mehmet Emin Ay Hatim
İsmail Biçer Ok Takipli
İsmail Biçer Aşr-ı Şerifler
114 Sure 114 Hafız
S.Hafızlar Görüntülü
Kur'an International
Tefsir
Cüz Cüz Kur’an Özeti
Elmalı Tefsiri
Elmalı Meali
Fizilali Kur'an
DİB Kuran Meali
Kur'an-ı Nasıl Anlayalım
Fıkıh
K.İslam Fıkhı
R. Muhtar-İbn-i Abidin
Gurer Ve Dürer
Mülteka El Ebhur
Kuduri Tercümesi
Nûru'l-îzâh Tercümesi
Büyük Şafi Fıkhı
Detaylarıyla Namaz
Hadis
Kütübüs-Sitte
Sahihi Buhari
Riyazüs Salihin
Ellü'lüü vel-Mercan
Hadis El Kitabı
40 Hadis ve izahı
Uydurma Hadisler
Üye Adı
Parola

Şifremi unuttum -
Sayfa oluşturulma süresi: 0.03 saniye 11,911,427 Tekil Ziyaretçi
Copyright © 2012 islamda Hayat
Sitemizdeki Vaaz, Hutbe ve Yazılar kaynak göstermek şartı önceden izin Almadan Ticari Amaçlar Dışında Kullanmak Serbestir.

Tüm Bilgiler Ümmete Vakıftır copyright © 2002 - 2022