Vaaz Kategorileri
İman Konuları
İbadet Konuları
Sosyal Konular
Ramazan Vaazları
Dini Günler ve Geceler
DİB Örnek Vaazları
Kur'an'dan Öğütler
Genel Konular
islam ve Aile
Görev,Sorumluluk,Ahlak
Mevlid-i Nebi Vaazları
Ana Menü
Çocuklar İçin
Kur'an Öğreniyorm
Dinimi Öğreniyorum
Dini Bilgiler
Oyunlar
Ansiklopedi ve sözlük
Osmanlıca Sözlük
İslam Ansiklopedisi
Dini Sözlük
Dini Terimler
Küçük Lügat
Dini Kitaplar
P.Hayatı Salih Suruç
Kur'an ve Bilim
Günümüzde İslam
Kıssadan Hisse
Ehli Sünnet Yolu
İslam Tasavvufu
En Güzel Örnek
Gıybet Hastalığı
Adım Adım Kurtuluş
Mesneviden Öyküler
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Müslüman bir genç nasıl olmalı?

                                                                                  Vaaz Resimleri: w.jpg      

En iyi şekilde yaratılan insanoğlunun, hayatında ki en önemli dönem, gençlik dönemidir. Gençlik dönemi, enerjinin, aksiyonun, verimliliğin doruğa çıktığı, topluma ve fertlere faydalı olmanın, dünya ve ahiret için çalışmanın mümkün olduğu en verimli çağıdır. Bu gerçeğe Hz. Peygamber (s.a.s.) de işaret ederek:

وشَبابَكَ قَبلَ هَرَمِكَ

 “Yaşlılık gelmeden gençliğin kıymetini bilin” (Tirmizî, Zühd, 25) tavsiyesinde bulunmuş ve gençliğe verilen önemi şu şekilde belirtmiştir:

لاَ تَزُولُ قَدَمَا ابْنِ آدَمَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ عِنْدِ رَبِّهِ حَتَّى يُسْأَلَ عَنْ خَمْسٍ عَنْ عُمْرِهِ فِيمَا أَفْنَاهُ وَعَنْ شَبَابِهِ فِيمَا أَبْلاَهُ وَمَالِهِ مِنْ أَيْنَ اكْتَسَبَهُ وَفِيمَ أَنْفَقَهُ وَمَاذَا عَمِلَ فِيمَا عَلِمَ

 “İnsanoğlu, Kıyâmet gününde; gençliğini nerede ve nasıl harcadığından… Sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılamaz.” (Tirmizî, Kıyamet 1) 

Gençlik büyük bir nimettir. İnsan Allah’ın verdiği bütün nimetlerden hesaba çekilecektir.

ثُمَّ لَتُسْـَٔلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعٖيمِ

“Nihayet o gün nimetlerden elbette sorguya çekileceksiniz.” (Tekasür, 102/8)  Bu âyet ve hadislerden gençliğin önemi anlaşılmaktadır. Bu sebeple gençliğin değeri bilinmeli ve yaratılış gayesine uygun yaşanmalı. ençlik, Allah’ın emirlerine uygun geçerse dünya ve ahirette mutlu huzurlu bir hayat yaşanır.

Yüce Allah:

وَمَنْ يُطِـعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَخْشَ اللّٰهَ وَيَتَّقْهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَٓائِزُونَ

 “Kim Allah'a ve Rasûlü'ne itaat ederse ve Allah'tan korkup emirlerine uygun yaşarsa ‘kurtuluşa ve mutluluğa’ erenler bunlardır” (Nur, 24/52) buyurmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.s.) de şöyle buyurur:

 “Allah, gençliğini Allah’a itaat yolunda geçiren genci sever.” (Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, I, 65/1867) Çünkü müslüman genç, iman edip salih amel işleymeye gayret eder.

İman ve Salih Amel sahibi Olmalı

İman, her Müslümanın öncelikle sahip olması gereken bir özelliktir.  Müslümanın en önemli varlığı imanıdır. Çünkü insan, dünyada ve âhirette huzur ve mutluluğa ancak imanla kavuşabilir. Kur’an-ı Kerim’de, iman edip sâlih amel işleyenleri güzel bir gelecek ve mutluluğun beklediği ifade edilerek şöyle buyrulmaktadır:

اَلَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ طُوبٰى لَهُمْ وَحُسْنُ مَاٰبٍ

 “İman eden ve sâlih amel işleyenler için güzel bir gelecek ve mutluluk vardır.”(Ra’d, 13/29). Allah Teâlâ’nın rızası gözetilerek, O’nun emrine uygun olarak yapılan işler sâlih ameldir.

اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُؕ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْكَبٖيرُؕ

“Şüphesiz iman edip sâlih amellerde bulunanlara gelince; onlar için altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük ‘kurtuluş ve mutluluk’ budur.” (Burûc, 85/11) Müslüman gençlerde iman edip sâlih ameller işlemeye gayret göstermelidir. Bu şekilde dünya ve ahiret saadeti elde edilir.

İbadet Eden Olmalı

Allah ibadete düşkün gençle meleklere karşı iftihar ederek şöyle buyurur:

 “Kuluma bakın. Benim rızam için nefsanî (haram olan) kötü arzularını,  isteklerini terketmiştir.” (Camiüssağir-1841) 

İman ilkelerinden sonra bir başka önemli husus ise, ibadetlerdir. İnsanlar Allah’a ibadet/kulluk için yaratılmıştır. Allah Teâlâ bu gerçeği Kur’ân-ı Kerim’de şöyle bildirmektedir:

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ

“Ben cinleri ve insanları, ancak Bana kulluk/ibadet etsinler diye yarattım.”(Zariyat, 51/56) Özetle ibadet, kulu ile Rabbi arasında büyük bir manevi yakınlık meydana getirir. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

بُنِيَ الإِسْلاَمُ عَلَى خَمْسٍ شَهَادَةُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ وَإِقَامُ الصَّلاَةِ وَإِيتَاءُ الزَّكَاةِ وَصَوْمُ رَمَضَانَ وَحَجُّ الْبَيْتِ

 “İslâm beş temel üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka bir ilâh bulunmadığına, Hz. Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şahadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmaktır.”( Tirmizî, Îmân 3)  Belirlenmiş ibadetlerin başında gelen namaz, insanın kötülüklerden alıkonmasını sağlar; en azından bu hedefe yardımcı olur. Müslüman, namazda Allah'ın huzurunda olmanın manevî zevkini yaşar, dünya meşgalelerinden uzaklaşarak ruhen huzur bulur.

Güzel Ahlaklı Olmalı

Müslüman genç ahlakî ve manevî değerleri ön plana almalıdır. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurur:

 “Cömert ve güzel ahlaklı bir genç; cimri ibadet eden, kötü ahlaklı bir yaşlıdan Allah’a daha sevimlidir.” ( Camiü s Sağir terc.2,s.462).

إِنَّ خِيَارَكُمْ أَحَاسِنُكُمْ أَخْلاَقًا

 “Sizin hayırlınız ahlâkça en güzel olanınızdır.” (Buhârî, Edeb, 39) Din güzel ahlâktır. Dinimiz her zaman güzel ahlâklı olmamızı ister.  Çünkü güzel ahlâk, mutlu olmayı sağlar. Gençlerimizin hayatına aktarmamız gereken önemli husus ahlaki ilkelerdir. Ahlaksızlık bir insan için en büyük yıkımdır. Bu yıkım hem maddi alanda,  hem de manevi alanda gerçekleşmektedir.

اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ وَاٖيتَٓائِ۬ ذِي الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِۚ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

 “Muhakkak ki Allah adaleti, ihsanı, akrabaya karşı cömert olmayı emreder; hayâsızlığı, kötülüğü ve zorbalığı yasaklar. İşte Allah, aklınızı başınıza alasınız diye size böyle öğüt veriyor “(Nahl, 16/90) Âyette, her türlü güzel davranış (ihlâs, doğruluk, sabır, şükür, tevbe, takva, adalet, kanaat ve cömertlik gibi iyi davranışlar) emrediliyor. Her türlü kötü davranışlar (içki, kumar, zina, haksızlık, ahlâksızlık, hırsızlık, kıskançlık, cimrilik, israf, gıybet, dedikodu, iftira ve yalan gibi) kötü davranışlar da yasaklanıyor. Dinimiz güzel ahlâk sahibi olmamızı ve kötü huylardan da kaçınmamızı istiyor.

Muhterem Müminler

Ana-baba hakkı da çok önemlidir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

وَقَضٰى رَبُّكَ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّٓا اِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَاناًؕ اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَٓا اَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمَٓا اُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلاً كَرٖيماً

“Ana-babana ‘öf’ bile deme, onları azarlama (bağırıp, çağırma). İkisiyle de güzel konuş.” (İsrâ, 17/23) Ana-babanın kalplerinin kırılmaması gerekir. Hz. Peygamber (s.a.s),

رَغِمَ أَنْفُ ثُمَّ رَغِمَ أَنْفُ ثُمَّ رَغِمَ أَنْفُ

مَنْ أَدْرَكَ أَبَوَيْهِ عِنْدَ الْكِبَرِ أَحَدَهُمَا أَوْ كِلَيْهِمَا فَلَمْ يَدْخُلِ الْجَنَّةَ

 “Anne ve babası, yanında ihtiyarladığı halde onları râzı ederek Cennete giremeyen kimsenin burnu yere sürtülsün” (Müslim, Birr 9, 10)  buyurmuştur.

Âyet ve hadislerden görüldüğü gibi anne ve babaya iyi davranılması, onlara karşı gelinmemesi gerekmektedir. Yüce Rarbimiz şöyle buyurur:

وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانٖي صَغٖيراًؕ

“Onlara merhamet ve tevâzu kanadını ger ve de ki: Ey Rabbim, nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, Sen de onlara öylece merhamet buyur.” (İsrâ: 17/24) Gençler, anne-babaya karşı çok iyi davranmalı ve onları üzmemeye gayret etmelidir.

Değerli Kardeşlerim

Allah'ın emirlerine sarılıp günahlardan kaçınmak büyük bir fazilettir. Hele bu, gençlik yıllarında gerçekleştirilmişse, her türlü takdirin üstündedir Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle der:

 

“Allah kötülüğe iltifat etmeyen genci, emsallerine üstün tutar.” (Camiussağir–1799, Mûsned, 4:151)

“Allah, gençliğini Allah’a itaat yolunda geçiren genci sever.” (Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, I, 65/1867)

يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اَطٖيعُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُوا الرَّسُولَ وَلَا تُبْطِلُٓوا اَعْمَالَكُمْ

“Ey iman edenler, Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin ve kendi (yaptığınız) amellerinizi geçersiz kılmayın.” (Muhammed, 47/33)

Dinimizin temeli Allah’a ve Rasûlü’ne itaat esasına dayan­maktadır. Günümüz gençliğine baktığımızda azgın bir hırs ve büyük bir tutku içerisinde dünyaya yönelmektedirler. Zevk, keyif ve eğlence peşinde koşmaktadırlar. Dünyevîleşen günümüz gençliği, nefsini tatmin için her türlü yola başvurmaktadır. Sigara, içki, kumar ve uyuşturucu, zina, hırsızlık, yalan, hile, aldatma gibi zararlı alışkanlıklar, kötü davranışlar edinmektedirler. Böylece hem kendilerine hemde başkalarına zarar vermektedirler.

وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَجَعَلَكُمْ اُمَّةً وَاحِدَةً وَلٰكِنْ يُضِلُّ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْدٖي مَنْ يَشَٓاءُؕ وَلَتُسْـَٔلُنَّ عَمَّا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

“Ve siz, mutlaka (dünyada) yaptığınız şeylerden sorumlu tutulacaksınız.”(Nahl, 16/93)

فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْراً يَرَهُؕ . وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَراًّ يَرَهُ

“Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı kötülük yapmışsa onu görür.” (Zilzal, 99/7-8) Tabii ki, iyiliklerin faydası kötülüklerin zararı görülecektir. Dolayısıyla Müslüman genç, Sigara, içki, kumar, uyuşturucu, zina, hırsızlık, yalan, hile, aldatma ve iftira, gıybet, dedikodu, haset gibi dinin haram kıldığı bütün zararlı alışkanlıklardan, kötü davranışlardan uzak durmalıdır.

Değerli Gençler İyi Kişilerle Arkadaşlık Yapmalı        

Peygamberimiz (s.a.s.),

الرَّجُلُ عَلَى دِينِ خَلِيلِهِ فَلْيَنْظُرْ أَحَدُكُمْ مَنْ يُخَالِلُ.

“Kişi dostunun dini/ahlakı üzeredir. O halde her biriniz dost edindiği kişiye dikkat etsin” (Tirmizî, Zühd, 45)

لاَ تُصَاحِبْ إِلاَّ مُؤْمِنًا وَلاَ يَأْكُلْ طَعَامَكَ إِلاَّ تَقِيٌّ

“Yalnız mü'minle arkadaş ol ve ekmeğini ancak takvalı kimse yesin” (Tirmizî, Zühd, 55) tavsiyesinde bulunur. Çünkü

الْمَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ

 “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” (Buhârî, Edeb 96)

Bu ayet ve hadislerdende görüldüğü gibi gençler, İslami anlayış ve davranış içersinde olan kişilerle arkadaşlık yapmalıdır.

Değerli Kardeşlerim

Kişilerin nefsini ve neslini korumakta en önemli faktör aile kurumudur. Evlilik, ailenin temel taşıdır. Peygamberimiz (s.a.s.) onu tavsiye etmiş, evlenerek bizlere örnek olmuşlardır. Bu hususta:

“يَا مَعْشَرَ الشَّبَابِ! مَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمُ الْبَاءَةَ فَلْيَتَزَوَّجْ، فَإِنَّهُ أَغَضُّ لِلْبَصَرِ وَأَحْصَنُ لِلْفَرْجِ…”

“Ey gençler topluluğu! Kimin gücü yeterse evlensin. Çünkü evlilik, gözü, (haramdan) sakındırır ve iffeti en iyi şekilde korur...” (Buhârî, Nikâh, 3)  buyurmuşlardır.  İslâm, akıllı ve buluğ yaşını aşmış bütün müslümanları aile yuvası kurmaya çağırdığı gibi, evliliği ve aile hayatını da bir ibadet olarak değerlendirir.

وَمِنْ اٰيَاتِهٖٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجاً لِتَسْكُـنُٓوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةًؕ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

“İçinizden, kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp, aranızda sevgi ve rahmet var etmesi, Allah'ın varlığının belgelerindendir. Bunlarda düşünen topluluk için ibretler vardır.”(Rûm, 30/21)

‏ تُنْكَحُ النِّسَاءُ لأَرْبَعٍ لِمَالِهَا وَلِحَسَبِهَا وَلِجَمَالِهَا وَلِدِينِهَا فَاظْفَرْ بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ ‏

“Kadın dört özelliği için nikâhlanır: Malı için, nesebi (soyu) için, güzelliği için, dini için. Sen dindarı seç de huzur bul/mutlu ol.” (Ebû Dâvûd, Nikâh 2) 

Sevgili Peygamberimiz: (s.a.s.)

خَيْرُ النِّكَاحِ أَيْسَرُهُ

“Evlenmenin hayırlısı, en kolay ve külfetsiz olanıdır.” (Ebu Davud Nikah:32) buyurur. İslâm dini, evliliği tavsiye ettiği gibi, evlilik çağında olanların evlenmesine yardımcı olunmasını da öğütlemiştir. Bu tür yardımı, anne ve babaların görevleri arasında saymıştır.

Kardeşlerim   İslam’a Aykırı  Davranışlar Olduğunda  Tevbe Etmeliğiz

Peygamberimiz şöyle buyurur:

“Adalet güzeldir. Fakat idarecilerde olursa, daha güzeldir.

Cömertlik güzeldir. Fakat zenginlerde olursa daha güzeldir.

Dinde titizlik güzeldir. Fakat âlimlerde olursa daha güzeldir.

Sabır güzeldir. Fakat fakirlerde olursa daha güzeldir.

Tövbe güzeldir. Fakat gençlerde olursa daha güzeldir.

 Utanma duygusu (haya) güzeldir. Fakat kadınlarda olursa daha güzeldir.” (Camiü’s-Sağir, No: 5685)

 “Allah tevbekâr genci sever” (Camiu’s Sağir)

اِلَّا الَّذٖينَ تَابُوا وَاَصْلَحُوا وَبَيَّنُوا فَاُو۬لٰٓئِكَ اَتُوبُ عَلَيْهِمْۚ وَاَنَا التَّوَّابُ الرَّحٖيمُ

 “Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar başkadır. Zira Ben onların tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeyi çokça kabul eden ve çokça merhamet edenim.”(Bakara, 2/160)

.....وَلَا تَايْـَٔسُوا مِنْ رَوْحِ اللّٰهِؕ اِنَّهُ لَا يَايْـَٔسُ مِنْ رَوْحِ اللّٰهِ اِلَّا الْقَوْمُ الْكَافِرُونَ

“Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Zira Allah’ın rahmetinden ancak kâfirler ümit keser.” (Yusuf, 12/87) Peygamberimiz de şöyle buyurmuştur:

التَّائِبُ مِنَ الذَّنْبِ كَمَنْ لاَ ذَنْبَ لَهُ

“Günahtan tevbe eden kimse hiç günahı olmayan kimse gibidir.” Müslüman kişi, bütün gayretiyle İslâm’ın prensiplerine uygun hareket etmeye çalışmalıdır. Buna rağmen günah işlediğinde hemen tevbe ederek kendisine çeki düzen vermelidir. Hangi şey için tevbe etmişse bir daha onu yapmamaya çalışmalıdır. Müslüman genç, korku ve ümit içerisinde hayatını sürdürmelidir.

Korku ve Ümit Arasında Olmalı

Peygamber Efendimiz (s.a.s.), ölüm döşeğinde olan bir gencin yanına girdi ve ona,

كَيْفَ تَجِدُكَ ‏

 “Sen kendini nasıl buluyorsun?” diye sordu. Genç,

وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَرْجُو اللَّهَ وَإِنِّي أَخَافُ ذُنُوبِي

“Ben Allah'ın affını umarım Yâ Rasûlâllah! Ve günahlarımdan da korkarım” dedi. Bunun üzerine Rasûlâllah (s.a.s.) buyurdu ki,

لاَ يَجْتَمِعَانِ فِي قَلْبِ عَبْدٍ فِي مِثْلِ هَذَا الْمَوْطِنِ إِلاَّ أَعْطَاهُ اللَّهُ مَا يَرْجُو وَآمَنَهُ مِمَّا يَخَافُ

 “Bu vakitte herhangi bir kulun kalbinde bağışlanma umudu ve günah korkusu birleşince mutlaka Allah o kuluna dilediğini verir ve onu korktuğu azabından emin kılar.” (Tirmizî, Cenâiz 11)

اَحَسِبَ النَّاسُ اَنْ يُتْرَكُٓوا اَنْ يَقُولُٓوا اٰمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ

 “İnsanlar imtihana tâbi tutulmadan sadece iman ettik (biz de müslümanız) demeleriyle kurtulacaklarını mı sandılar?”

وَلَقَدْ فَتَنَّا الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَلَيَعْلَمَنَّ اللّٰهُ الَّذٖينَ صَدَقُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْكَاذِبٖينَ

“Andolsun ki Biz onlardan öncekileri de imtihan ettik. Allah elbette (imanda) doğru olanları bilir, yalancıları da bilir.”

اَمْ حَسِبَ الَّذٖينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّـَٔاتِ اَنْ يَسْبِقُونَاؕ سَٓاءَ مَا يَحْكُمُونَ

“Yoksa kötülükleri yapanlar Bizden kaçabileceklerini (cezadan kurtulacaklarını) mi sandılar? Ne kadar kötü (ne yanlış) hüküm veriyorlar!” (Ankebût, 29/2-4) buyrulmaktadır. Her türlü günahı, haramı işlediği halde “ben de cennete giderim” demek ahmaklıktır.  Korku ile ümit beraber olmalı, sadece korku ve sadece ümit yanlıştır. Yanlışlar da yanlışa götürmektedir… Bazı kişiler de: “Biz günah işliyoruz, o yüzden cennete giremeyiz” diyorlar. Allah’tan ümit kesiyorlar ve günah işlemeye devam ediyorlar. Tabii ki bu da yanlıştır. Günahlara tevbe edenlerin tevbesini Allah, kabul edeceğini bildiriyor:

وَاَنَا التَّوَّابُ الرَّحٖيمُ

 “Allah tevbeleri kabul edicidir.” (Bakara, 2/160)

Dolayısıyla mü’minler ümit ve korku içersinde olmalıdır.

Muhterem Kardeşlerim

Dünyevileşme; İnsanın kendisini dünyanın çekiciliğine kaptırması, onun esiri konumuna gelmesidir. Dünyevîleşme, dünyaya aşırı meylin olduğunu, nefsin arzuları çerçevesinde hareket etme şeklinde görülmektedir. Dünyevîleşmenin tezahürlerine baktığımızda şunları görüyoruz: İnanç zayıflığı, ihlâs eksikliği ve amelsiz iman anlayışı. Namaz, oruç, zekât ibadetlerinin terk edilmesi… Ahlâkî çöküntü, lüks yaşama arzusu, modaya uymak… Bütün bunlar doğal olarak aşırılığa ve israfa neden olmaktadır. Gençlik, aşk,  para, eğlence ve top peşinde koşmakta ve bunlarla kendini ispatlama çabasındadır. Tesetür konusnda da dünyevîleşme söz konusudur. Tesettür; kadınların eli, yüzü, ayakları dışındaki vücutlarının bütün organlarını belli olmayacak şekilde örtmesidir. Bu örtünme yabancı erkeklere karşı örtünmedir. Bu çarşaf, bol ve uzun par­desü, manto vs. olabilir. Önemli olan vücut hatlarının belli ol­ma­masıdır. Örtünmenin amacı başkalarının bakışlarından korun­mak ve meşrû olmayan cinsel isteklerden sakınmaktır. Tesettür; vücut hatlarının belli olmaması ve câzibeyi gidermek içindir. Zaten tesettür câzibeli, çekici olmamaktır. Tesettür, sadece başı kapatmaktan ibaret değildir. Bazı genç kızlar da makyaj yapıyor, parfüm kullanıyor bu sayede de câzibeli olmayı artırıyorlar. Bu şekilde sadece baş örtmekle tesettür olmaz. Tesettür alanında yaşanan yozlaşmaya, tesetür defileleri de katkı sağlamaktadır.

 İnsanlara İslami Davet Yapmalı

يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا قُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْلٖيكُمْ نَار

“Ey insanlar! Kendinizi ve ailenizi (yakınlarınızı) yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten (cehennemden) koruyun.” (Tahrim, 66/6)  Allah’ın emrettiklerini yaparak ve yasak ettiği günahlardan sakınarak kendimizi ve yakınlarımızı cehennem ateşinden korumaya gayret etmemiz gerektiği gibi, aynı şekilde diğer insanların da cehennem ateşinden korunmaları için gücümüz yettiği ölçüde onları da hakka çağırıp bâtıldan sakındırmaya gayret göstermeliyiz… Çünkü Rabbimiz Allah şöyle buyuruyor:

وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۘ يَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُقٖيمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَيُطٖيعُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُؕ اُو۬لٰٓئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ اللّٰهُؕ اِنَّ اللّٰهَ عَزِيزٌ حَكٖيمٌ

“Mü’min erkekler, mü’min kadınlar birbirinin velileridir (dostları ve yardımcılarıdır), iyiliği emrederler (hakka çağırırlar), kötülükten alıkorlar (bâtıldan sakındırırlar). Namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve Rasûlüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir.” (Tevbe, 9/71)

وَمَنْ اَحْسَنُ قَوْلاً مِمَّنْ دَعَٓا اِلَى اللّٰهِ وَعَمِلَ صَالِحاً وَقَالَ اِنَّنٖي مِنَ الْمُسْلِمٖينَ

 “(İnsanları) Allah’a çağıran, iyi iş yapan ve ‘Ben müslüman­lardanım’ diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?” (Fussilet, 41/33) Allah’a dâvet; hakka, doğruya, iyi, faydalı, İslâmî olan işlere dâ­vet...  “Allah Te­âlâ’nın, senin sebebinle bir tek adama hidâyet etmesi, senin için dünyadan da, dünyanın içindeki şeylerden de daha hayırlıdır.” İşte köşeyi dönmek böyle olur. Âyet ve hadis’te görüldüğü gibi, hakka çağırmanın ve bâtıldan sakındırmanın önemi anlaşılmaktadır. Tabiî ki, İslâm dâvetçisinin önce İslâm’ı doğru bir şekilde öğrenmesi ve öğrendiğini uygulaması, sonra da tebliğ etmesi gerekir.   Çünkü günümüz gençliği İslamın dışındaki düşünce ve davranışları benimseyebilmektedir. Bu nedenle gençleri, ataizm, deizm gibi yanlış inançlardan  ve  içki, uyuşturucu kumar,  filört, zina gibi kötü alışkanlıklardan sakındırmaya çalışmalıyız. 

Muhterem Kardeşlerim

Yüce Allah, âhirette mü’minleri ebedî kalmak üzere cennetle mükâfatlandıracaktır. Cennet, yüce Allah’ın, mü’min kulları için sayısız nimetlerle süslediği huzur ve mutluluk yeridir.

وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِۚ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَࣖ

 “İman edip yararlı iş yapanlara gelince, onlar da cennetliktir­ler. Onlar orada devamlı kalacaklardır.” (Bakara, 2/82) Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurur:

يَدْخُلُ أَهْلُ الْجَنَّةِ الْجَنَّةَ جُرْدًا مُرْدًا مُكَحَّلِينَ أَبْنَاءَ ثَلاَثِينَ أَوْ ثَلاَثٍ وَثَلاَثِينَ سَنَةً

 “Cennetlikler Cennete kılsız tüysüz sürmeli otuz veya otuz üç yaşlarında olarak gireceklerdir.” (Tirmizi -12- 2742)

يُنَادِي مُنَادٍ إِنَّ لَكُمْ أَنْ تَصِحُّوا فَلاَ تَسْقَمُوا أَبَدًا وَإِنَّ لَكُمْ أَنْ تَحْيَوْا فَلاَ تَمُوتُوا أَبَدًا وَإِنَّ لَكُمْ أَنْ تَشِبُّوا فَلاَ تَهْرَمُوا أَبَدًا وَإِنَّ لَكُمْ أَنْ تَنْعَمُوا فَلاَ تَبْتَئِسُوا أَبَدًا

«Bir dellal: Gerçekten sizin için sağlamlık vardır. Artık ebediyen hasta olmayacaksınız. Sizin için hayat vardır. Artık ebediyen Ölmeyeceksiniz. Sizin için gençlik vardır. Artık ebediyen ihtiyarlamıyacaksınız. Sizin için ni-metpezîr olmak vardır. Artık ebediyen fakirlemeyeceksiniz diye nida edecektir.» (Müslim, Cennet, 22)

قَالَ اللّه أَعْدَدْتُ لِعِبَادِي الصَّالِحِينَ مَا لاَ عَيْنَ رَأَتْ، وَلاَ أُذُنَ سَمِعَتْ، وَلاَ خَطَرَ عَلَى قَلْبِ بَشَرٍ، فَاقْرَءُوا إِنْ شِئْتُمْ ‏{‏فَلاَ تَعْلَمُ نَفْسٌ مَا أُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ أَعْيُنٍ

Aziz ve Celil olan Allah: ‘Ben iyi kullarım için cennette hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve insanın kalbinden bile geçmeyen nimetler hazırladım’ buyurdu.” (Buhârî, Bed'ü'l-halk 8)  Cennet en mükemmel yerdir. Gerçek mutluluk sadece cennettedir!

 

 

YAZAR: Kadir Hatipoglu - Ağustos 19 2022 11:16:33 · Adobe Reader Belgesi · Microsoft Word Belgesi · Yazdır
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Online Bağış
Hediyen Dünyanın En Güzel Hediyesi Olsun
Haftanın Hutbesi
25.11.2022 Merhamet Toplumu
18.11.2022 İman Ve İstikamet
11 .11 2022 Önce Tedbir Sonra Tevekkül
04.11.2022 Hayat Rehberimiz Kur’an
28.10.2022 Aile Olmak: İlahi Lütuf
21.10.2022 Komşuluk Hukuku
Kur'an-ı Kerim Dinle
DİB Kur'an Portalı
Ramazan Pakdil Sureler
Bünyamin Topçuoğlu
Bünyamin T.oğlu Aşirler
İlhan Tok Hatim
Abdussamed Hatim
Abdul Rahman Al Sudais
Ahmed Al Ajmi Hatim
F.Çollak Görüntülü Hatim
İshak Daniş Hatim
5 Hafız OK takipli Hatim
Mehmet Emin Ay Hatim
İsmail Biçer Ok Takipli
İsmail Biçer Aşr-ı Şerifler
114 Sure 114 Hafız
S.Hafızlar Görüntülü
Kur'an International
Tefsir
Cüz Cüz Kur’an Özeti
Elmalı Tefsiri
Elmalı Meali
Fizilali Kur'an
DİB Kuran Meali
Kur'an-ı Nasıl Anlayalım
Fıkıh
K.İslam Fıkhı
R. Muhtar-İbn-i Abidin
Gurer Ve Dürer
Mülteka El Ebhur
Kuduri Tercümesi
Nûru'l-îzâh Tercümesi
Büyük Şafi Fıkhı
Detaylarıyla Namaz
Hadis
Kütübüs-Sitte
Sahihi Buhari
Riyazüs Salihin
Ellü'lüü vel-Mercan
Hadis El Kitabı
40 Hadis ve izahı
Uydurma Hadisler
Üye Adı
Parola

Şifremi unuttum -
Sayfa oluşturulma süresi: 0.01 saniye 12,707,327 Tekil Ziyaretçi
Copyright © 2012 islamda Hayat
Sitemizdeki Vaaz, Hutbe ve Yazılar kaynak göstermek şartı önceden izin Almadan Ticari Amaçlar Dışında Kullanmak Serbestir.

Tüm Bilgiler Ümmete Vakıftır copyright © 2002 - 2022