Günün Ayeti
";
VAAZLAR
Ana Menü
Çocuklar İçin
Kura'an Öğreniyorm
Dinimi Öğreniyorum
Dini Bilgiler
Oyunlar
Ansiklopedi ve sözlük
Osmanlıca Sözlük
İslam Ansiklopedisi
Dini Sözlük
Dini Terimler
Küçük Lügat
Üye Adı
Parola

Şifremi unuttum - Üye Ol
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
İslam’da Evlilik Öncesi İlişkiler Ve İyi Bir Aile Olmak

İSLAM’DA EVLİLİK ÖNCESİ İLİŞKİLER VE İYİ BİR AİLE OLMAK

Nikahın Tanımı.

Nikah sözlükte iç içe girmek bir araya gelmek evlenmek cinsi ilişkide bulunmak gibi anlamlara gelir.İstilahta ise kadın ve erkeğin yaşamlarını birleştirmek amacıyla yaptıkları evlenme akdine denir. Evliliğin meşruiyeti kitap sünnet ve icma ile sabittir. Kitaptan delil (nur 32) ve (nisa 3) sünnetten delil buhari (savm 10)

Evlenmenin amacı:

Erkek ile kadını harama düşmekten korumak huzurlu bir aileyi oluşturmak  ve cemiyete iyi bir nesil yetiştirmektir.Şehvet  duygusu neslin devamı için bir araçtır peygamber (sav) evleniniz çoğalınız çünkü ben sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere övüneceğim buyurmuştur. Camius-sağir 1/110

Evlenmenin  Hükmü:

Bu soru tüm Müslümanlara sorulsa % 80 i sünnettir diye cevap verecektir. Oysa ki evlilik kimisi için farz kimisi için sünnet kimisi için de haramdır. Meselenin özeti şudur evlenmemesi halinde harama  düşme ihtimali yüksek olan ve mali durumu yeterli olan kişinin evlenmesi farzdır. Harama düşme ihtimali olmayan normal insanın evlenmesi sünnet  evlenmesi halinde eşine karşı kötülük edeceğini  ve ona karşı kocalık vazifesini yerine getiremeyeceğini bilen kişinin evlenmesi haramdır. Aynı şekilde huysuz  zalime bir kadına ahlaklı halim bir adam teslim etmekte böyledir.

Evliliği geciktirmemek:

Evlilik bir ibadettir onu geciktirmek doğru değildir. Peygamberimiz Hz. Aliye  ya Ali üç şeyde acele et Vakti girince namaz kılmada, cenazeyi defnetmede birde kız evladı yetişince dengini bulup evlendirmede acele et buyurmuştur. Unutma eski hatıralar yeni yuvayı tehdit eder evliliği geciktirme ki kuracağın yuvayı tehdit eden hatıraların olmasın.

Kişinin evlenmek istediği kızı görmesi sünnettir. Bir kızla evleneceğini söyleyen muğire bin şube-ye peygamberimiz(SAV) alacağı kızı görüp görmediğini sormuş oda görmediğini söyleyince git onu gör, ileride anlaşmanızın devamı için bu ikinize de iyidir demiştir(ibni mace nikah 9)

İslam’a göre kız ve erkek ancak kızın yakın akrabalarından birinin yanında birbirlerini görürler.

Günümüzde kız arkadaşıyla çıkmak eylemi İslami değildir.

Erkek evlenmek istediği kızın yalnız yüz, boy ve ellerine bakabilir. Zira yüz ve ellerin görünmesi kadının güzelliğini ve bedenin arzu edilene uygun olup olmadığını anlamak için yeterlidir(el-fıkhul İslami 7/23)

Konu ile ilgili Ayeti Kerimeler ;

وَاَنْكِحُوا الْاَيَامى مِنْكُمْ وَالصَّالِحينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَاِمَائِكُمْ اِنْ يَكُونُوا فُقَرَاء يُغْنِهِمُ اللّهُ مِنْ فَضْلِه وَاللّهُ وَاسِعٌ عَليم

“İçinizden bekarları ve kölelerinizden, cariyelerinizden iyileri evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah lutfiyle onları zengin eder. Allah geniş ve lütuf sahibidir, her şeyi bilendir.”[1]Evlilik tabirinin karşılığı Kur’an dili Arapça’da zevciyettir. Zevciyet çift olmak demektir. Bu,Cenab-ı Allah’ın koyduğu bir kanundur.Evlilik, doğmak ve çoğalmak için, hayatın devam edebilmesi için Cenab-ı Allah’ın seçmiş olduğu bir üsluptur. Bu gayenin tahakkuku için Cenab-ı Allah, her iki tarafa (erkeğe ve dişiye) aktif roller vermiştir. Bu hususta şöyle buyurmuştur:

يَا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللّهَ الَّذى تَسَاءَ لُونَ بِه وَالْاَرْحَامَ اِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقيبًا (1) 

“Ey insanlar! Sizi bir tek kişiden yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun.”[2] Cenab-ı Hak, insanları diğer yaratıklar gibi kılmak istememiş, bu yüzden de onu başı boş bırakmamıştır. Erkeğin dişi ile birleşmesini belirli bir kurala bağlamıştır. Böylece insanın namus ve şerefini korumuştur. Bu kurala riayet edildiği takdirde erkekle kadının birleşmesi kutsal bir hüviyet kazanır. Bu kural da birleşmenin, her iki tarafın rızasına dayalı olarak icab ve kabülden, bunu şahitlerin huzurunda yapmaktan ibarettir. Bu şartlar yerine getirildiği takdirde taraflar artık birbirlerinin olurlar.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) birçok hadis-i şeriflerinde evlenmeye teşvik etmiştir:“Ey gençler, içinizden evlenmeye gücü yetenler evlensinler. Zira evlilik gözü haramdan, namusu pâyimal olmaktan kurtarır.”[3]Evliliğin, ruhi ve bedeni yararları yanı sıra maddi yararları da vardır. İlk bakışta geçen ayette görüldüğü gibi, Allah Teala evlenenlere zenginlik vereceğini müjdeliyor.Enes b. Malik’in rivayet ettiği bir hadiste ise Peygamberimiz (sav) şöyle buyuruyor:

“Bir kimse evlenince imanının yarısını elde etmiş olur. Artık diğer yarısı için Allah’tan korksun.”[4] İnsan bir düşünecek olursa görülür ki, birbirlerini tanımadıkları halde kaderin cilvesi olarak evlenip yuva kuruyorlar. Birbirlerinin huylarını, davranışlarını bilmeyen iki insan bir çatı altında toplanıyor. Ve her şeylerini paylaşıyorlar. Dertlerini ve zevklerini paylaşarak bir aile oluşturuyorlar. Aralarında sevgi meydana geliyor.

Bu nasıl oluyor? Birbiri için canlarını verecek kadar yakınlık, mallarını, yiyeceklerini taksim edecek kadar muhabbet nasıl peyda oluyor? Birbirlerini tanımayan bu insanlar çabucak nasıl bir CAN oluyorlar? Nasıl gönülleri, kalpleri bir çarpıyor?

Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Kaynaşmanız için size kendi (cinsi) nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi de O’nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.”[5] Demek ki eşler arasında sevgi ve merhamet, Allah’ın bir lütfudur. Bu muhabbeti yüce Mevla yaratıyor:İki gönlü kavuşturan ve kaynaştıran Allah’tır.Aralarındaki sevgiyi hiçbir menfaat gözetmeden yaşatan insanların, Allah’ın lütfu ile birbirlerine bağlandıklarını görmekteyiz.Evlilik, yani aile hayatı insan ömründe yeni bir çağın başlaması demektir. Yeni bir çağ! Olur olmaz istekler, bencillikler, böbürlenmeler, şahsi rahatlıklar, sorumsuzluklar, aşırılıklar eski çağ kabul edilip bir kenara bırakılacak; tevazu, hoşgörü, nezâket, zerafet, efendilik, merhamet, idrak, iz’an ve de en önemlisi sabır dönemi başlayacaktır. İşte evlilik kısaca budur.

Evlilik, insanın kendine denk bir hayat arkadaşı bularak maddi ve manevi huzur mücadelesine girişmesi, fakat bu mücadelede her şeye rağmen mutluluğu yakalayabilmesidir.Peygamber Efendimiz:“Evlenmek benim sünnetimdir. Sünnetimi tutmayan benden değildir. Evleniniz. Ben sizin çokluğunuzla iftihar ederim.”[6] Buyurmaktadır. Evlilik önemli ve kutsal bir yuvadır. Bu kutsal yuvanın herhangi bir arızadan fena şekilde etkilenmemesi için daha başından sağlam temellere dayanması lazımdır. Evlenmeye karar veren bir erkek, bu gayenin tahakkuku için evleneceği kadında bazı nitelikler aramalıdır.

Evlenilmesi Yasak Olan Kadınlar

Aile yuvasının verimli ve düzenli olması, kendisinde beklenen olumlu sonuçlara ulaştırabilmesi için bir takım temel kriterlerin mutlaka gözetilmesi gerekir. Bunların başında evlenme yasağı bulunan kimselerin dışındakilerden biri eş olarak seçmek şartı gelmektedir. Evlenecek kadın ve erkeğin evlenmelerinde dinen herhangi bir sakınca olmamalıdır. Evlenecek kimselerin bu engellerden biri ile karşı karşıya olup olmadıklarını iyice araştırmaları gerekir.

1.Din farkı temel evlenme engellerindendir.

Kur’an’da Yüce Allah,

 ولاتنكحوا المشركات حتى يؤمن

“Müşrik kadınlarla iman edinceye kadar evlenmeyin.” buyurmaktadır (Bakara: 2/221).

Yine, Müslüman bir kadının gayr-i müslimlerle evlenmesi de yasaktır. 

Zira az önce okuduğumuz ayetin devamında,

 ولاتنكحوا المشرينك حتى يؤمنوا

"İman etmedikleri sürece Allah'a ortak koşan erkeklerle kadınlarınızı evlendirmeyin" (Bakara, 2/221) buyurulmaktadır.

Ancak Müslüman erkeğin ehli kitap kadınlarla evlenmelerine cevaz verilmiştir (Maide, 5/5).

2. Müslüman olan kadınlardan evlenilmesi yasak olanlar da şu ayet-i kerime ile tespit edilmiştir.

حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ اُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالَاتُكُمْ وَبَنَاتُ الْاَخِ وَبَنَاتُ الْاُخْتِ وَاُمَّهَاتُكُمُ الّتى اَرْضَعْنَكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ مِنَ الرَّضَاعَةِ وَاُمَّهَاتُ نِسَائِكُمْ وَرَبَائِبُكُمُ الّتى فى حُجُورِكُمْ مِنْ نِسَائِكُمُ الّتى دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَاِنْ لَمْ تَكُونُوا دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ وَحَلَائِلُ اَبْنَائِكُمُ الَّذينَ مِنْ اَصْلَابِكُمْ وَاَنْ تَجْمَعُوا بَيْنَ

Şu kadınlarla evlenmeniz size haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeşlerinizin kızları, kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, gerdeğe girdiğiniz kadınlarınızın yanında kalan üvey kızlarınız,-onlarla gerdeğe girmemişseniz size bir engel yoktur. Öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir arada almanız…" (Nisa 4/23)

Başkasını nikahı altında bulunan, yahut boşanmış olup iddet bekleyen bir kadınla da evlenilemez. Zira iddet bekleyen kadın hükmen nikahlı gibidir.

Bir erkek üç kere boşadığı bir kadın ile bir daha evlenemez. Ancak bu kadın, normal şartlar altında başka bir erkekle evlenir ve ayrılırsa o zaman ilk koca ile evlenmesi mümkündür.

Not: Süt yasağı dikkat edilmesi gereken bir konudur. Ancak sütün ikibuçuk yaşına kadar emilmesi gerekmektedir. O yaştan sonra annesinden başka bir kadının sütünü emenler kardeş olmazlar.

İYİ BİR KADINDA BULUNMASI GEREKEN ÖZELLİKLER

1-İmanlı Olması

“Allah’a ortak koşan kadınlarla, onlar inanıncaya kadar, evlenmeyin. Allah’a ortak koşan kadın, hoşunuza gitse dahi, inanan bir cariye, ortak koşan hür bir kadından iyidir.”[7]Cenab-ı Allah, ayetin son kısmında bunun gerekçesini göstererek: “Çünkü onlar cehenneme çağırılırlar. Allah ise izniyle cennete ve mağfirete çağırır” buyuruyor.

İnanan bir kimse Allah’a itaat eder. Furkan suresinde geçen:“Rabbimiz! Bizi gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler ver! Ayetinin tefsirinde Hasan-i Basri Hazretleri şöyle diyor: “Ailesini ve çocuklarını Allah’a itaat eder görmek kadar, bir insanı mutlu edecek bir şey yoktur.”[8]

2. Saliha olması: İyi bir kadın, imanlı olduğu kadar salihadır da… Saliha bir kadın, tam anlamıyla dindar bir kadın demektir. Salihalık öyle bir sıfattır ki ondan daha üstünü düşünülemez. Peygamber Efendimiz (sav): “Dünya metâdan ibarettir. Dünya metaının en hayırlısı da iyi bir kadındır” buyurarak bunu en güzel şekilde ifade etmiştir.[9]

3. Dindar olması: Bu sıfat, genel olarak salihalığın içerisine girerse de daha belirgin olması için ayrı bir madde olarak veriyoruz. Bu hususta ise Peygamberimiz (sav) şöyle buyuruyor:

وعن أبي  هريرة رضي اللَّه عنه ، عن النبي صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « تُنْكَحُ المَرْأَةُ لأَرْبعٍ : لِمالِهَا ، وَلِحَسَبِهَا ، وَلِجَمَالِهَا ، ولِدِينِهَا ، فَاظْفَرْ بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاك » متفقٌ عليه.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kadın dört sebepten biri için alınır: Malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı. Sen (diğerlerini geç), dindar olanı seç. (Aksi halde) sıkıntıya düşersin.” Buhârî, Nikâh 15, Müslim, Radâ 53. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Nikâh 2; Nesâî, Nikâh 13; İbni Mâce, Nikâh 6

4. Başka özellikler: Mehrinin az olması, güzel olması, güzel ahlaklı olması, soylu olması, doğurgan olması, yakın akrabadan olmaması, kocasına bağlı ve çocuklarına düşkün olması ve bakire kız olması gibi özellikler aranmalıdır.

Mehir: Evlenme karşılığında kadına verilmesi gerken mal veya paraya  mehir denir.Mehir nikahın gereklerindendir.Nikah esnasında mehri belirlemek sünnettir.Mehrin hükmü ise farz dır.Farziyyeti kura’nı kerimde kadınlara mehirlerini gönül rızası ile (cömertçe)verin.Ayeti ile sabittir.(Nisa 4)mehrin en az miktarı 10 dirhemdir yani bir koyun en yüksek miktarı için bir sınırı yoktur.

Eş Seçiminde Dikkat Edilecek Hususlar

Peygamberimiz; eş seçiminde kadınlarla sadece güzelliklerinden dolayı evlenmeyin, belki onların güzellikleri sizi helak eder.Sadece mallarından dolayı da evlenmeyin onların malları sizi azdırır. Ama onlarla dindarlıklarından dolayı evleniniz. Kara kuru ama dindar bir kadın daha faziletlidir.(İbni Mace Nikah 6)

Kız İsteme: Gençler ana baba görüşü almadan evliliğe karar vermeyin. Onların tahsili az olsa bile bitirdikleri bir hayat okulu vardır. Gençler beş sene sonrayı hesap edemezken anne babalar elli sene sonrayı hesap edebilirler. Evlilik ciddi bir meseledir. Tüm aile meclisi toplanmalı herkes fikrini rahatlıkla söyleyebilmeli neticede Ya Rabbi hayırlı ise nasip eyle dualarıyla bir karar verilmelidir. Unutulmamalıdır ki ana baba duası alan evladın sırtı yere gelmez. Ana baba bedduası alan evladın da iki yakası bir araya gelmez. Hz Mevlana diyor ki: Gençlerin aynada göremediklerini ana babalar tozlu tuğlada görürler. İşte meselenin özeti budur.

Denklik: Kefaet terimiyle ifade edilen denklik esasen kur’an ve sünnette mevcut değildir.Bu durum hukukçuların daha ziyade evlilikte uyumu sağlamak için kabul ettikleri bir tedbir olarak karşımıza çıkmaktadır.Günümüzde evliliğin devamı bakımından dikkate alınması faydalı görülmüştür. Esas itibariyle bütün müslümanlar kadın ve erkek  iman yönüyle birbirine denktir.

Başlık Parası : Kadın için mehrin dışında babasının başlık parası olarak herhangi bir meblağı alması caiz değildir.Bu aynı zamanda Allahın en  şerefli yaratığı olan insanı para karşılığında satmak anlamında olduğundan çirkin bir davranıştır. (Geniş bilgi için Hamdi Döndüren İlmihal)

            Nişanlanma:

            Toplumumuzda bu hazırlık dönemi söz kesmeyle başlamakta,bunu nişanlanma izlemekte evlilik daha sonra gelmektedir.Esasen evlilik anlayışının farklı olduğu ilk dönem arap-islam toplumlarında pek yaygın değildir nişanlanma  bir evlilik akdi olmayıp tarafların birbirine karşılıklı olarak evlenme vaadinde bulunmalarına denir.

Eş seçimi yapıldıktan sonra karşılıklı karar ve karşılıklı anlaşma gerçekleşince, yörelere göre nişan uygulaması yapılır. Bu noktada şu konu çok önemlidir. Nikah yapılmadığı sürece nişanlılar evlenmiş sayılmazlar. Karşılıklı ilişkilerde dini ölçülerin gözetilmesi gerekir. Nişanlılık döneminde dînî nikah adı altında nikah kıyılmamalıdır. Zira, anlaşmazlık durumunda özellikle kız açısından sıkıntı ortaya çıkmaktadır.

Nişanın bozulması durumunda karşılıklı verilen hediyelerin ve mehire mahsuben yapılan ödemelerin âkıbeti İslâm hukuku bakımından önem kazanmaktadır. Mehir evlenme ile hak kazanılan bir mal  olduğundan nişanın bozulması halinde mehire mahsuben verilen mal veya para mevcutsa aynen, harcanmış veya şekil değiştirmiş veyahut telef olmuşsa bedel olarak geri verilmelidir.

Nişan ve nikah  törenleri yapılırken, israftan, gösterişten ve aileleri sıkıntıya sokacak davranışlardan, harcamalardan kaçınmak gerekir.Günümüzde nişanın düğün gibi yapılması israf ve gösterişe girdiğinden İslami değildir. Zira peygamberimiz:

 "خير النكاح أيسره"  “Nikahın en hayırlısı, kolay ve külfetsiz olanıdır” [10] buyurmuştur.

Altından kalkılamayacak ağır şartlar ve masraflar ileri sürmek, evlenmeyi zorlaştırır. Cemiyeti ve evlenecek gençleri hem de ailelerini sıkıntıya sokar. Evlenmek kolaylaştırılmalı ve evleneceklere yardımcı olunmalıdır. Evlenmeyi zorlaştırmak zinayı kolaylaştırmaktır.

Törenler sırasında dinimizin haram kıldığı tutum ve davranışlardan kaçınmalı, toplantı adabı konusunda İslami duyarlılıklar gözetilmelidir. Söz gelimi, yörenin örf ve adeti dine aykırı ise, bundan vaz geçilmelidir. Bu gibi durumlarda usulüce uyarıda bulunmak, ve "adetimiz böyledir" diye karşı çıkılır endişesine yer vermemelidir. Zira İslami bilinç bunu gerektirir. Ayet-i kerimede müminler hakkında;

“… وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَائِمٍ…”

Onlar kınayanın kanamasından korkmazlar (aldırmazlar) buyurulmuştur  (Maide,5/54).

SÜNNET, NİŞAN VE DÜĞÜN MERASİMLERİ

Bugün yapılan sünnet, nişan ve düğün merasimlerimizin çoğu İslam’dan ve İslam’ın esaslarından çok uzaktır. Adına sünnet diyoruz, adına düğün ve nişan diyoruz. Dinin emirlerini yapmaya çalışıyoruz. Ama kendimizi nefsin ve şeytanın isteklerine veya topluma giren yabancı adetlerine kaptırıyoruz. Bunun sonucunda ise haramlara dalıyoruz.

Müslümanların çok dikkatli olmaları gerekir. Ne yaptığını bilerek yapmalıdır. Sünnet cemiyeti yapıyorsa sünnete, örfümüze, adet ve ananelerimize uygun olup olmadığına dikkat edilmelidir.

İçkisiz, gayr-i meşru eğlencesiz, lüksten, israftan uzak bir merasim olup olmadığını kontrol etmemiz lazımdır. Aksi halde yaptığımız iş haramlara bulaşırsa, yasaklara karışırsa; o zaman yapılan işin adına sünnet denmez. Haramlara yapılan sünnet, nişan ve düğün cemiyetlerinden ise asla hayır gelmez.

Bu hususta Yüce Allah (c.c.) bir ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: “Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye tâbi olmaz, yalandan başka söz de söylemezler.”[11]

O halde, Allah’a dönelim. O’nun emirlerine sarılalım ve bütün varlığımızla söz verelim, and içelim ki; bütün işlerimizde sünnet, nişan ve düğün cemiyetlerimizde Allah’ın rızasına uygun olmayan, İslam’ın prensiplerine ters düşen bütün kötülüklerden sakınacağız. Peygamberimizin sünnetine uyacağız. Haramlardan, bid’atlardan, yabancı adetlerini işlemekten son derece sakınacağız.

İSLAMİ BİR DÜĞÜN NASIL OLMALIDIR?

Eğlence olmalıdır: Tabii ki bu erkekler ayrı, kadınlar ayrı yerde meşru bir şekilde eğlenmeleri, oynamalarıdır. Kadın-erkek karışık olmamalıdır.

Düğün yemeği verilmelidir: İsrafa kaçmadan ve cimrilik yapmadan (itidal üzere) yemek vermek gerekir. Rasül-ü Ekrem Efendimiz (s.a.v.) “Bir koyun keserek de olsa düğün yemeği yap.”[12]

Evlenme, insanoğlunun hayattaki en önemli muratlarından biridir. Bu muradına nail olması için eş ve dost tarafından büyük destek görür. O da bütün bunlara bir şükrane olarak yemek hazırlar ve sevincini toplumla beraber paylaşmaya çalışır. İşte bu yemeğe “Düğün Yemeği (velime)” denir.

Tabii ki bu yemeğe sadece zenginler çağrılır, fakirler çağrılmazsa o yemek, kötü bir yemek olur. Ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler, evlenmeye teşvik ediyor:

Evlilik önemli bir olaydır. Tarafların yanı sıra birçok kimseyi de ilgilendirir. Bu yüzden toplumsal bir olaydır. Bu yüzden açıktan yapılmalıdır ki, dedikodular olmasın. Bunun içindir ki Peygamberimiz (s.a.v.), nikahın ilan edilmesini istemiş, gizlice yapılan nikahları tasvib etmemiştir Nikahta şaibeyi önlemek için, ilan edilerek, yani düğün yapılarak çevreye duyurulması önerilmiştir.

Düğünlerde takı meselesi de bugün toplum nezdinde önem arz etmektedir. Takılan takıların makul ölçülerde geri alınması beklenmemek kaydıyla cemiyet sahibine yardım maksadı güdülerek hediye niyetiyle verilmelidir. Zira Hz. Ömer’in bir Mücahide vermiş olduğu atın zayıfladığını görünce Atı para ile geri almak istemiş, Peygamöberimiz s.a.v. “ne olursa olsun bağışından dönme bağışından dönen kusmuğunu yalayan gibidir” buyurmuştur. (Buhari – hibe)

Dindar olmanın kurallarından biri de; başkasına yapılan iyiliklerle, kendine yapılan kötülüklerin unutulması olduğu unutulmamalıdır.

EVLİLİK HAYATINDA ADAB-I MUAŞERET

İslam’da evliliğin iki maksadı vardır:

1-Hayırlı çocuk sahibi olmak.

2-Mutlu bir aile hayatı yaşamak.

İslam bu mutluluğu temin için, evlilikten önce ve sonra olmak üzere çeşitli tedbirler önermiştir. Mesela, evlilikte eşlerin birbirine denk olması, mehir ve görev bölümü gibi. Bunların yanı sıra bir de geçimi kolaylaştırmak, eşleri mutlu bir hayata götürecek pratik tedbirler tavsiye etmiştir ki, bunlar âdâb-ı muâşeret (geçim usûl ve erkânı) denmektedir. Bu erkânın başında, kadınların ufak tefek kusurlarını görmezlikten gelmek ve ileride düzelir ümidiyle onların bazı sıkıntılarına katlanmak gelmektedir. İşte bu hususta Cenab-ı Allah evli erkeklere şöyle hitab etmektedir:

يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا لَا يَحِلُّ لَكُمْ اَنْ تَرِثُوا النِّسَاءَ كَرْهًا وَلَا تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُوا بِبَعْضِ مَا اتَيْتُمُوهُنَّ اِلَّا اَنْ يَاْتينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ فَاِنْ كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسى اَنْ تَكْرَهُوا شَيًْا وَيَجْعَلَ اللّهُ فيهِ خَيْرًا كَثيرًا (19)

“Onlarla (kadınlarınızla) iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa olabilir ki bir şey sizin hoşunuza gitmez de Allah onda bir çok hayır takdir etmiş bulunur.”[13]İbni Abbas Hazretleri, bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir: Olur ki Cenab-ı Allah o kadından hayırlı bir evlat verir de o sayede nefreti sevgiye dönüşür.

Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edilen bir hadiste de Rasulullah (sav) şöyle buyurmaktadır: “Mü’min bir erkek, mü’min karısından nefret etmesin. Eğer bir huyunu beğenmezse, diğer bir huyundan memnun kalır.”[14]

EŞLER BİRBİRLERİNDEN NELER BEKLİYORLAR?

Kadınların erkeklerden, erkeklerin de kadınlardan beklentileri genelde aynı. Kadınlar kocalarından kıskanç olmamalarını, eve iş getirmemelerini ve alınan kararlarda kendilerine danışılmasını istiyorlar. Erkekler ise karılarının olur olmaz her şeyi büyütmemelerini, az konuşmalarını, hayalci olmamalarını istiyorlar.

ERKEKLERİN BEKLEDİKLERİ

1-Hanımım anlayışlı ve hoşgörülü olmalı.

2-Karşılıklı ilişkilerde sevgi ve saygıyı ön planda tutmalı.

3-Hayalci olmamalı.

4-İşten eve sinirli gelebilirim, böyle durumlarda anlayışlı olmalı.

5-Kabul etmediğim bir konuda beni iknaya uğraşmamalı!

6-Problemleri çözmek için peşin hükümlü olmamalı (İnatçı bir tavır göstermemeli)

7-Beni olduğum gibi kabul etmeli, bana göre davranmalı.

8-Az ve yerinde konuşmalı.

9- Evliliğimizi başka evliliklerle karıştırmamalı.

10-Sadece kendi aklına, mantığına ve kabiliyetine güvenerek davranmamalı.

11-Ukalâlık göstermemeli.

12-Küçük şeyleri büyütüp içinden çıkılmaz hâle getirmemeli.

KADINLARIN BEKLEDİKLERİ

1-Eşim, anlayışlı, fedakâr, hoşgörülü olmalı.

2-Kadınların yaratılış itibariyle erkeklerden farklı olduklarını kabul etmeli.

3-Kadının aile içerisindeki önemini kabul etmeli, bunu bana hissettirmeli.

4-İşini çok sık evine getirmemeli.

5-Geç vakitlere kadar dışarıda kalmayı alışkanlık haline getirmemeli.

6-Aile içerisinde alınan kararlarda bana da danışmalı

7-Aile huzurunu kaçıracak kadar kıskanç olmamalı

8-Aile içerisindeki sorunları, üçüncü kişilere aktarmamalı.

9-Bütün sorunlarını benimle paylaşmaya ihtiyaç duymalı.

10-Onun için yaptığım şeyleri görüp, takdir etmeli (Yemek, hediye vs.)

AİLEDE SEVGİ

وَالْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِاَنْفُسِهِنَّ ثَلثَةَ قُرُوءٍ وَلَا يَحِلُّ لَهُنَّ اَنْ يَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ اللّهُ فى اَرْحَامِهِنَّ اِنْ كُنَّ يُؤْمِنَّ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الْاخِرِ وَبُعُولَتُهُنَّ اَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ فى ذلِكَ اِنْ اَرَادُوا اِصْلَاحًا وَلَهُنَّ مِثْلُ الَّذى عَلَيْهِنَّ بِالْمَعْرُوفِ وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌ وَاللّهُ عَزيزٌ حَكيمٌ (228)

“Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde bazı hakları vardır.”[15]Bir gün Efendimiz (sav)’i dinleyen Sahabe-i Kiram, şunları işittiler.     Buyurdu ki: Hayırlı aile reisi olunuz! Dediler ki:

Ya Rasülallah! Hayırlı aile reisi nasıl olur? Şöyle buyurdu:

Siz eve gelince hanım seviniyor, çocuklar koşarak sizi karşılıyorsa, hayırlı aile reisisiniz. Şayet siz kapıdan girerken sinirleri geriliyor, “Yine geliyor” diye söyleniyorsa, çocuklar da köşe bucak kaçıyor, sizden uzaklaşma ihtiyacı duyuyorlarsa bilin ki hayırlı aile reisi olamamışsınız.

Hanımlar için de şöyle buyurdu:

Siz de hayırlı hanım olunuz evinizde. Dediler ki:

Hayırlı hanım nasıl olunur? Şöyle buyurdu:

Hayırlı hanım, kocası yüzüne bakınca huzur duyar, rahatlık hisseder.

Hayırsız hanım nasıl olur?

Kocası yüzüne bakınca huzuru kaçar, evinden uzaklaşma hissi duyar.

Ailede huzur, karşılıklı iyi ahlakla sağlanır. Kadın ve erkeğin, birbirlerine iyi davranaları, çocuklar tarafından örnek alınır. O evde büyüyen çocuklar da ahlaki değerlere sahip olurlar. Ailede sevgi ve muhabbet hakim olmalıdır. Korku ve dehşet, güveni sarsar ve muhabbeti giderir. Bunun için muhabbet, aile fertlerini birbirine daha sıkı bir şekilde bağlamaktadır.

Evin reisi durumundaki erkeğin çok güzel bir idareci olması gerekiyor. Evin düzenini sağlayacak, sevgi ile yaklaşım meydana getirecek ve böylece aile, aranılan bir yuva sıcaklığına kavuşacaktır. Bütün aile yuvalarımızın, Peygamberimizin belirttiği şekilde olması dileğimizdir.

Eşlerin Karşılıklı Vazifeleri

Evli eşler arasında ev içi ev dış işlerde görev bölümü eski çağlardan beri her devirde olmuştur.Bu konuda eşlerin ruh ve fizik yapıları,sosyal ve kültürel çevre  belirleyici olmuştur.Peygamberimizin evin içindeki işleri kızı fatımaya dışarıdaki işleri ise damadı hz. Aliye öğütlemesi bu konuda geleneksel  görev bölümünü islamın da onayladığı anlamına gelmektedir.Buna  göre kadının evin içindeki işleri makul ve maruf  ölçüler içinde yapması iyi geçim  kurallarına uyma olarak kabul edilebilir

Eşler işe  hakkım ne? diye  Başlamamalı  vazifem ne diye başlamalıdır. insan hakları beyannamesi hazırlanınca Gandi ye gönderip fikrini sormuşlar.  Gandi; yanlış yerden başlamışsınız insan vazifeleri beyannamesini yayımlasaydınız insan hakları  kendiliğinden ortaya çıkardı demiş.

Bugünkü  felaketlerin  kaynaklarından biride  işçi hakları kadın hakları cümlelerin altında yatıyor.

Adı geçen hakların yerine  vazifeleri yayımlansaydı  haklar kendiliğinden  ortaya çıkar  bu günkü  kavgaların  çoğu da olmazdı .Unutulmamalı ki  İslam her yerde  vazifeden bahseder.

Malumunuz ki İslam dört katlı binanın ortak adıdır.

Şeriat, Tarikat, Hakikat, Marifet

Şeriatta seninki senin benimki benim,Tarikatta  seninki senin  benimkide senin hakikatte  ne seninki senin nede benimki benim.

Marifette  ne sen varsın ne ben ne de mal. Evliliğe gelince  nişanlı iken  seninki senin benimki benim evlenince seninki senin benimkide senin Allah bir çocuk verince  ne  seninki senin  ne de benimki benim  hepsi bu  çocuğun dediğimiz  an  hanede kavga yerine  huzur, sıkıntı yerine  mutluluk  dolup taşacaktır.

Bunu yapamazda  boşanacak olursak  ne sen varsın  ne ben varım ne de yuva  var. Biz kendimizi kırma yerine  gelin Mevlana’yı  dinleyelim. Mallar sizin değil neyinizi  bölüşemiyorsunuz ,canlar sizin  değil ne diye dövüşüyorsunuz.

Cinsel görev ihmale gelmez cinsel görevinizi yerine getirmiyorsanız iyi bir eş değilsiniz. Mutlu etki mutlu olasın günümüzdeki aile huzursuzluklarının stres gerilim depresyon  problemlerinin temelinde eşlerin cinsel açıdan birbirlerini ihmal etmeleri gerçeği yatmaktadır. Erkeklerin işi gücü seyahatleri bahane ederek hanımını ihmal etmesi hanımlarında çocukları  misafirleri ve temizliği bahane ederek kocasını cinsel açıdan ihmal etmesi hesaplanamayan rahatsızlıklara  ve bir takım yuvaların yıkılmasına  sebep olmaktadır.

Zengin ve kendilerini sosyete olarak vasıflandıran çevrede daha çok erkeklerin  hanımlarını ihmal ettiklerini dindar kesimde ise bilhassa belli yaşlardan sonra kadınların kocalarını ihmal ettiklerini açıkça görüyoruz. Tesbit  (Mustafa Akgül)

Evlilikte 4 S formülü:Sevgi,Saygı ,Sabır,Sadakat

Herkes iyice aklına koysun ki bir kişi ne kadar sevilmek istiyorsa o kadar sevmeye,ne kadar saygı görmek istiyorsa o kadarda saygı göstermeye mecburdur.Her madenin bir erime derecesi var! İnsan madeninin erime derecesi de  güler yüzle  tatlı dildir.Güler yüzle tatlı dil karşısında erimeyecek insan yoktur sadece direnç zamanları değişebilir.

Eşler birbirlerini Allahın hediyesi ve emaneti olarak görmelidirler.

İbadetsiz Mutluluk Olmaz:

Mutluluğun vazgeçilmez şartlarından biride ibadettir.Kuran insan makinesinin kullanma tarifnamesidir. Onun dışında mutluluk arama, inananların o kitaba göre hareket ettiği  dönemlerde nasıl mutlu olduklarını tarihler açıkça yazıyor.

Netice itibariyle, dinimizde evlenme emredilmiş, teşvik edilmiş, evlenmenin kolaylaştırılması tavsiyesi edilmiştir. Nişan nikah ve düğün törenlerinde gösteriş ve israftan kaçınılması tavsiye edilmiştir. Karı kocanın birbirlerine karşı hak ve sorumlulukları açıklanmış, bu kurallara uyulduğu takdirde sağlıklı bir aile yuvasının kurulup devam edeceği ortaya konmuştur.

Ya ilahi !

Zina afetinden bizleri koru, kurulmuş yuvaları yıkılmaktan muhafaza eyle... Bizleri ve çocuklarımızı İslam’ı yaşayanlardan eyle. İmanımızı kuvvetlendir. İslam’a karşı samimiyet ve şuur ihsan eyle. Kur’an’a göre amel etmeyi, sünneti hayata tatbik etmeyi cümlemize ihsan eyle.

                                               Hüseyin ÇİÇEK

                          Alifuatpaşa İlhan Tan Tesisleri Camii İmam-Hatibi

 



[1] Nur, 24/32

[2] Nisa,4/1

[3] Buhari, Nihah, 21

[4] Aclûnî, Keşful-Hafa, Hadis no:2432

[5]  Rum, 30/21

[6] İbni Mâce, Nikah 1

[7] Bakara, 2/221

[8] Muhtasaru İbni Kesir, 4/641

[9] Müslim, Rada 17; İbn Mâce, Nikah 5

[10] Ebu Davud, Nikâh, 31. II, 591.

[11] En’am, 6/116

[12]Muvatta, Nikah 21

[13] Nisa, 4/ 19.

[14] Müslim, Radâ, 61; Ahmed b. Hanbel, 2/239.

[15] Bakara, 2/ 228

YAZAR: Kadir Hatipoglu - Ağustos 11 2015 19:07:55 · Adobe Reader Belgesi · Microsoft Word Belgesi · Yazdır
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Kardeşinin Hakkı Var
Günün Hadisi
Kur'an-ı Kerim Dinle
Ramazan Pakdil Sureler
DİB Kur'an Portalı
İlhan Tok Hatim
Abdussamed Hatim
Abdul Rahman Al Sudais
Fatih Çollak Hatim
F.Çollak Görüntülü Hatim
İshak Daniş Hatim
5 Hafız OK takipli Hatim
Mehmet Emin Ay Hatim
İsmail Biçer Ok Takipli
114 Sure 114 Hafız
İshak Daniş Aşir
M.Nebevi İmamları
K. İmami Shuraym Hatim
S.Hafızlar Görüntülü
Dünyaca Ünlü Kariler
Kur'an International
Tefsir
Tefsir Külliyatı
Elmalı Tefsiri
Elmalı Meali
Fizilali Kur'an
DİB Kuran Meali
Kur'an-ı Nasıl Anlayalım
Fıkıh
Reddul Muhtar-İbn-i Abidin
Feteva-i Hindiyye
Fikhussunne
Mezhepler Arası Farklar
Detaylarıyla Namaz
Hadis
Kütübüs-Sitte
Sahihi Buhari
Riyazuzsalihin
Ellü'lüü vel-Mercan
Hadis El Kitabı
40 Hadis ve izahı
Dini Kitaplar
P.Hayatı Salih Suruç
Kur'an ve Bilim
Günümüzde İslam
Kıssadan Hisse
Ehli Sünnet Yolu
İslam Tasavvufu
En Güzel Örnek
Gıybet Hastalığı
Adım Adım Kurtuluş
Mesneviden Öyküler
Sayfa oluşturulma süresi: 0.06 saniye 4,185,801 Tekil Ziyaretçi
Copyright © 2012 islamda Hayat
Sitemizdeki Vaaz, Hutbe ve Yazılar kaynak göstermek şartıyla önceden izin Almadan Ticari Amaçlar Dışında Kullanmak Serbestir.

Tüm Bilgiler Ümmete Vakıftır copyright © 2002 - 2017