Günün Ayeti
";
VAAZLAR
Ana Menü
Çocuklar İçin
Kura'an Öğreniyorm
Dinimi Öğreniyorum
Dini Bilgiler
Oyunlar
Ansiklopedi ve sözlük
Osmanlıca Sözlük
İslam Ansiklopedisi
Dini Sözlük
Dini Terimler
Küçük Lügat
Üye Adı
Parola

Şifremi unuttum - Üye Ol
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Kurban Ve Kurbiyet

Kurban Ve Kurbiyet

Kurban, sözlük anlamıyla “yaklaşmak, Allah’a yakınlık vesilesi” demektir. Dinî terim olarak, “ibadet maksadıyla belirli vakitte, belirli şartları taşıyan hayvanın, usulünce boğazlanması” demektir. Kurbanın dinî bir hüküm oluşu, Kitab, Sünnet ve İcmâ-i ümmet ile sabittir.

Allahü Teâlâ ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:  فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَر        

Meal: O halde, Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. [1]

Tefsir: Muhammed b. Ka'b el-Kurazi dedi ki: "Şüphe yok ki Biz, sana kevseri ver­dik. O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes!" buyruğu şu demektir: Birtakım insanlar Allah'tan başkası için namaz kılar, O'ndan başkası için kur­ban keserler. Bizler ise sana Kevser'i verdik. O halde senin namazın da, kur­ban kesmen de Allah'tan başkasına olmasın.

Faziletine binaen ise şöyle bir hadis rivayet edilmiştir;

Zeyd b. Erkâm (r.a) Efendimiz’e (s.a.v) sorar: Yâ Resulallah bu kurban kesme nedir?     

Efendimiz (s.a.v): “Atanız İbrahim’den (a.s) kalma bir sünnettir.” Zeyd b. Erkam (r.a):

Bizim bundan kazancımız ne? Efendimiz (s.a.v):

“Kurbanın derisindeki her kıl ve kanındaki her damla için size bir hasene/sevap vardır. O kıyamet günü mizana konur. Size müjdeler olsun.” [2]

Maddi imkanı olup da kurban kesmeyenler içinse Efendimiz s.a.v. de şöyle buyurmuştur: “Maddi imkânı olup da kurban kesmeyen kişi, namazgâhımıza sakın yaklaşmasın!...” [3]

Kurbanın Tarihçesi

         Kurban ibadeti aslında, Hz. Âdem’in çocuklarıyla birlikte başlamıştır. Âdem (a.s) oğulları Kabil ve Habil’in arasındaki meselenin çözülmesi için, Allah Teâlâ’ya birer kurban sunmalarını teklif etti. Kabil, kurban niyetine bir demet buğday getirdi. Hâbil ise sürüsünün içinden en güzel ve semiz olan koçu getirerek Allah için kurban etti.

Kabil katı tabiatlı, Habil ise takva sahibi bir kimseydi. Hâbil’in kurbanı kabul olmuş, Kâbil’in kurbanı ise reddedilmişti.

Allah Teâlâ onların bu hikâyesini Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikreder: “Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti.” [4] Tarihte ilk kurban hâdisesinin başlangıcı böyledir.

Efendimiz s.a.v. şöyle buyurmuşlardır: "Kurban bayramı günü âdemoğlunun Allah'a en sevimli ameli, kurban kesip kan akıtmasıdır. Çünkü kesilen hayvan, kıyamet günü boynuzları ve tırnaklarıyla gelir. Kanı ise yere düşmeden Allah'ın katına ulaşır. Onun için kestiğiniz kurban güzel olsun.”[5]

Urve b. Zübeyr r.a. şöyle buyurmuştur: “Evlatlarım! Sakın biriniz, bir büyüğe hediye edince, utanacağı bir şeyi Allah için kurban sunmasın. Zira Allah, büyüklerinin büyüğüdür. Ve O, en seçkin olana herkesten çok layıktır. [6]

İmam-ı Gazalî (r.ah) İhya adlı eserinde ise şöyle buyurmuştur: ‘’Allah'ın emrine uymakta ona bir yakınlık vardır. Bu bakımdan en iyi kurbanı kesmeye dikkat et ve kurbanın her parçasıyla Allah Teâlâ'nın senin bir parçanı ateşten âzad edeceğini ümit et. Çünkü va'd bu şekilde vârid olmuştur. Bunun için kurbanın büyüklüğü ve parçalarının çokluğu nispetinde ateşten âzâd edilirsin.’’

Kurban Teslimiyeti İfade Eder

Kurban, kişinin kendisine bahşedilen her şeyi, asıl sahibine ait kılmanın hâl dili ile anlatılmasıdır.

Kurban, kulun Rabbine teslimiyetini ifade eder. Bu teslimiyet, Hz. İbrahim (a.s) ve İsmail (a.s) ile zirveleşerek sembolleşmiştir.

İslâm “teslim olmak” demektir; yani Kur’an ve Sünnet’in belirlediğin istikametten sapmadan hak yolda ihlâsla yürümek, Allah ve Resûlü’nün bizden istediklerini Hz. İsmail (a.s) teslimiyetiyle yerine getirmek…

Hz. İsmail’in (a.s.) Kıssası

Hz. İbrahim’in cömertliği, insanları hatta melekleri dahi hayretler içinde bırakacak derecede idi. O, canı başta olmak üzere Allah yolunda her şeyini kurban edebilecek bir teslimiyetle bağlanmıştı Rabbi’ne.

Bir gün İbrahim (a.s), “Vallahi eğer benim bir gün oğlum olursa onu Allah için kurban edeceğim, diye yemin etmişti.

İbrahim (a.s) bu sözü söylemiş ve aradan uzun bir zaman geçmişti. Bu arada Allah’a verdiği sözü unutmuştu. Rabbi’nden bir evlât istedi. Allah Teâlâ’da onun duasına icabet etti ve kendisine bir evlât nasip eyledi. İsmail (a.s) yedi yaşlarına gelip, yürüyüp koşacak yaşa geldiğinde İbrahim bir rüya gördü. Rüyasında kendisine,

Ey İbrahim! Adağını yerine getir, deniliyordu.

Yüce Mevlâ, İbrahim’den (a.s) oğlunu kurban etmesini istemişti. İbrahim a.s. bu emri İsmail’e (a.s) anlatınca, o teslimiyetini şöyle ifade etti: “Babacığım! Sana verilen emir ne ise yap! İnşallah, beni sabredenlerden bulacaksın.” [7] İbrahim (a.s) oğlunu tam kurban edeceği esnada, Allahu Teâlâ ona şöyle seslendi:

“Ey İbrahim! Sen rüyana sadakat gösterdin. Şüphesiz ki biz, iyi hareket edenleri böyle mükâfatlandırırız. Bu gerçekten çok açık bir imtihandır.” [8]

İsmail a.s.’ın yerine kurban edilmek üzere, Yüce Mevlâ büyük bir hayvan ikram etti. İbrahim a.s. da bu hayvanı kurban etti.

İslam’da İlk Kurban

Peygamber Efendimiz (s.a.v) hicretin ikinci senesinde, Sevik Gazvesi’nden sonra Medine’ye geldiği ertesi gün (Zilhicce’nin onuncu günü) müminlerle birlikte mescitte ezansız ve kametsiz iki rekat namaz kıldırdı ve hutbe okudu. Bu hutbede müminlere kurban kesmelerini emretti.

Efendimiz (s.a.v) satın aldığı semiz, boynuzlu beyaz iki koçtan birini keserken,

‘’Allah’ım! Bu, senin birliğine ve senden bana gelenlere iman eden bütün ümmetimin namınadır,‘’ diye buyurdu. İkincini keserken de şöyle buyurdular:

‘’Allah’ım! Bu da, Muhammed ve Muhammed’in ev halkı içindir.‘’ Bu kurbandan kendileri, ev halkı ve yoksullar yediler. [9] İşte İslâm’daki ilk kurban bayramı budur.

Kurban Kesmek

Allah’a yakınlaşmak niyetiyle kesilen hayvana kurban denir.

Kurban, sırf Allah rızası için kesilir. Nimete olan şükran duygusunu ifade ettiğinden, keseni takva mertebesine ulaştırmaya vesiledir. Namazla başlayan Allah’a yakınlaşma, kurbanla daha ileri bir merhalelere ulaşır.

Ebu Eyyub r.a. şöyle buyurmuştur:  “Bizler kendimiz ve ailemiz için tek bir koyun kurban eder, etinden hem yer hem de başkalarına yedirirdik. Sonradan insanlar övünmeye başladılar ve kurbanlar bir övünme vasıtası oldu.”[10] 

Mümin kestiği kurbanın kanıyla birlikte günahlarının da akıp gittiğini, iç dünyasında beliren tadına doyulmaz ferahla ile hisseder. Allah uğruna fedakârlık yapmanın güzel bir örneğini kurbanıyla gösterir. Kurban onun Allah’a teslimiyetinin bir işaretidir.

Hz. Aişe'nin (r.anhâ) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, Nebî (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

"Kurban kesiniz ve onunla nefislerinizi temizleyiniz. Çünkü her kim kurban kesim yerinde hayvanını tutar, onu kıbleye yatırırsa (ve böylece keserse) onun boynuzu, işkembesi, kanı, tüyü, yünü her şeyi kıyamet günü hazır bulur ona şahitlik eder. (Kesilen kurbandan akan ilk) damla kan toprağa düştüğünde Allah'ın muhafazasına girer (mükâfatı Allah indinde saklanır). Az da olsa infak edin, çokça sevap kazanın.’’ [11]

İbadetler, Allah emrettiği için yapılır; hikmetlerinden veya getirdiği faydalardan dolayı değil. Ama onların hikmetlerini ve güzelliklerini bilmek bizim kulluğumuzun bir gereği ve Allah’ın nimetlerin yâd etmek için birer vesiledir.

Hâc suresinde ifade edildiği gibi kurban kesmekten asıl maksat Allah’ın hatırlanması, zikredilmesidir. Ayeti kerime şöyledir:

لَن يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَكِن يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ

Meal:Onların etleri de, kanları da Allah'a asla ulaşmaz. Fakat sizden O'na takva ulaşır. Bu şekilde O, onları size musahhar kıldı ki, size hidayet verdiği için tekbir getirip Allah'ı ta'zim edesiniz. İh­san edenleri müjdele![12]

Tefsir: Cahiliyet dönemi insanları evlerini, kestikleri kurbanların kanları ile boyarlardı. Müslümanlar da böyle yapmak istediler. Bunun üzerine şu ayet-i ke­rime nazil oldu. "Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşmaz" Ayet-i kerimedeki ulaşmak kelimesinden amaç Allah katında kabul buyrulmaz ve kestiğiniz kurbanların makbuliyeti ve de etleri ile kanları Allah katına yükselmez. Ancak sizin Allah'a karşı saygılı olmanız, ihlâslı olmanız, takvalı olmanız O'nun yüce katına ulaşır, demektir. İşte Cenab-ı Allah, kesti­ğiniz esnada sizleri doğru yola ilettiği ve iyiliklerde başarılı kıldığı için kendi­sini tekbir edip yüceltesiniz diye bu hayvanları emrinize müsahhar kıldı. Ey Muhammed! İyi işler yapan iyi kimselere ve kendilerine emredileni en mü­kemmel bir şekilde İfa eden müminlere benim büyük mükâfatlarımın verile­ceğini müjdele. .[13]

Hz. Ali (k.v) diyor ki:

“Kurban bayramında kurban kesmek üzere kurban almak için evinden çıkan her varlıklı mümin gidiş ve gelişi sırasında attığı her adımın karşılığında Allah kendisine on sevap yazar, buna karşılık da on günahını affeder ve Cennetteki derecesini de on kat yükseltir. Kurbanlığı alırken pazarlık sırasında konuştuğu her kelimesi bir tesbih sayılır. Parasını öderken de verdiği her lira karşılığında ayrıca yedi yüz sevap kazanır. Kurbanı kesmek üzere yere yatırdığında göklerle yeryüzünü dolduran bütün canlılar kendisine dua ve istiğfar ederler. Kurbanın kanı yere damladığında her damla Allah Teâlâ birer melek vazifelendirerek bu melekler kurban kesenin günahlarının affı için kıyamete dek Allah’a yalvarıp yakarırlar.’’

Kurban Kesen Şöyle Demiş Olur;

Ya Rabbi! Senin yolunda, senin rızanı kazanmak uğruna, maldan-mülkten, sevdiklerimden ve hatta canımdan geçmeye hazırım. İşte bu kurbanı benim bu imanımın ve teslimiyetimin bir göstergesi olarak yine senin adınla kesiyorum. Bu kurbanın toprağa dökülen kanı, sana verdiğim sözde, imanımda ve ihlâsımda bütün benliğimle sabit-kadem olduğumun tasdikidir. Kabul eyle ve beni bu yolda daim eyle…

Kurban kesmenin diğer bir anlamı da; kurbanı kesen kimsenin, kurbanla birlikte bütün kötü duyguları, nefsinin arzu ve isteklerini kesmesidir. Yani kötü alışkanlıklarından ve kötü niyetlerinden vazgeçmesidir. Artık toplum o kimsenin elinden, dilinden, kötü bir fiilinden emin olur.

Hasan-i Basri (k.s) şöyle buyurmuştur: ‘’Minâ’da kurban kesen bir mümin, eğer nefsinin bütün arzularını boğazlamazsa kurban kesmiş olmaz.‘’ [14]

İbn Arabî ve Mevlâna’ya göre en büyük kurban nefistir, esas mesele olumsuz fikir ve fiilleri Allah yolunda ve Allah için kurban etmektir. Mevlâna ise namazda ‘’Allahü ekber’’-Allah büyüktür- diyerek getirdiğimiz tekbirlerin nefis kurbanını Allah yolunda kesme tekbirleri olduğunu ifade eder.

Muhasebe, bizi hesaba çekmeden önce kendi nefsimizi hesaba çekerek olumsuzlukların izlerini silmektir. Murakabe ise Rabbimizin her an kalbimizi görmekte olduğunun bilincinde onu kibir, gurur, kıskançlık haset ve öfke v.s. rüzgârlarından korumaktır.

Hz. Ali’nin (r.a) ’Günah işlemediğimiz günler bizim bayramımızdır.‘ sözünün üzerine daha söyleyecek bir söz var mıdır?

Tâvus b. Keysân (k.s) hac yolculuğuna çıkmış bir genç gördü. Genç, yayaydı ve yanında da azığı yoktu. Yanına gelip sordu: Yavrucuğum, yiyeceğin var mı? Genç,

En iyi azık takvadır. Kerîm olan Allah’ın evine giderken yiyecek götürmek uygun değildir, diye cevap verdi.

İhrama girdikleri yerde herkes, “Lebbeyk (Buyur yâ Rab! Huzurundayım ve emrine amadeyim!)” derken genç sessiz sessiz bekliyordu. Tâvus b. Keysân yine yanına gelerek, Sen niçin söylemiyorsun, dedi. Genç,

Red cevabını almamak için, dedi. Bu sözler üzerine Tâvus (k.s) dostlarına,

Bu, bir genç olmasına rağmen reddolunmaktan korkuyor! Acaba bizler kabul edilmezsek hâlimiz nice olur, dedi.

Minâ’da kurbanlar kesilirken genç,

‘Ey Rabbim! Herkes kurbanını kesiyor. Benim kurban edecek hiçbir malım yok. Ancak şu küçük bedenimi senin rızan için kurban etmek istiyorum, kabul buyur ey Rabbim, dedi ve ağlamaya başladı. O anda genç, kelime-i şehadet getirerek canı Cânan’a teslim etti.                   

Kimlerin Kurban Kesmesi Gerekir

Kendisinde şu şartlar bulunan kimsenin kurban kesmesi dinî bir görevdir:

1.Müslüman olmak.

2.Hür olmak. Hürriyetten yoksun olan esir, mahkûm ve benzeri kimselerin kurban kesmesi gerekli değildir.

3.Zengin olmak.

4.Yolcu olmamak (Yolculuk yani sefer halinde olanlar kurban kesip kesmemekte serbesttirler. Keserlerse

sevabını alırlar.)

Hanefî mezhebine göre akıl ve ergenlik, kurbanın vacip olması için şart değildir. Dinî yönden kurban kesebilecek durumda (zenginlikte) olan çocuğun yerine velisi (çocuğunun parasıyla) kurban keser.

Şafiîlerde kurbanın sünnet olabilmesi için gereken şartlar şunlardır:

1. Müslüman olmak.

2. Hür olmak.

3. Akıllı olmak

4. Ergen olmak

5. Gücü yetmek.

Şafiî mezhebine göre, akıl ve ergenlik kurban için şarttır. Dolayısıyla bu mezhebe göre deliler ve küçük çocuklar (zengin olsalar bile) kurban kesmekle mükellef değildirler.

Dinen Zenginliğin Ölçüsü Nedir?

Dinin öngördüğü aslî ihtiyaçlarından başka nisab (80,18 gram altın) miktarı bir paraya veya mala sahip olan kimsenin zenginliğinin üzerinden bir sene geçmesi şartı aranmaksızın kurban kesmesi vacib olur. Bu hüküm Hanefî mezhebine göredir. Şafiîlere göre ise böyle bir kimsenin kurban kesmesi müekked bir sünnettir. (Ancak Şafiî mezhebine göre bir kimse kurban bayramında kurban kesmeyi adamışsa kurban kesmesi farz olur.)

Fakirin Kendini Zorlayarak Aldığı Kurban

Hür ve dinen zengin sayılmayan kimseler Kurban Bayramı’nda kurban keserlerse, nafile (üzerlerine borç olmayan) bir ibadet yapmış olurlar ve Kurban kesmenin sevabına erişirler.

Bir kimse, yukarıda zikrettiğimiz şartları taşımayıp fakir olduğu halde Kurban Bayramı’nda kurban kesmek niyetiyle kurbanlık almışsa, onu kurban kesme vaktinde kesmesi vacip olur. Çünkü bu kimse Kurban Bayramı’nda kurban kesmeyi bir nevi adamış olmaktır.

Borcu Olan Kimsenin Durumu

Yukarıdaki şartları taşıdığı hâlde, borçlu olan ve borcunu ödediği takdirde elindeki altın, gümüş, nakit para, ticarî maksatlı gayrimenkul veya mal, yukarıda belirttiğimiz miktarın altına düşen kimseye kurban kesmek vacip değildir. Ancak borcunu ödediği hâlde nisap miktarı kadar altın, para vs. kalıyorsa kurban kesmesi gerekir.

Takı Gibi Ziynet Eşyalarının Durumu

Hanefî mezhebine göre, nisap miktarı ölçüsünde altın ve gümüşten süs eşyası bulunan hanımların, kurban kesmeleri vacip olur.

Şafiî mezhebinde, bir kadının süs eşyası olarak kullandığı altın takılardan ötürü kurban kesmesi gerekmez. Bu takıların miktarı nisabın üzerinde olsa da böyledir. Ancak kadının, miras, ticaret, bağış, mehir gibi başka yollardan geliri olup bunlar zenginlik miktarına ulaşırsa, o zaman zekât verir, kurban keser. Yoksa aile reisine tabidir; aile reisi zengin olup kurban keserse bu bütün aile için yeterlidir.

Ailede Bir Kişinin Kurban Kesmesi Yeterli Midir?

İslâm dininde; ailede “mal birliği değil”, “mal ayrılığı” prensibi vardır. Yani bir aile içinde de olsa, herkesin malı kendisine aittir. Bir kimse, babasının, eşinin veya oğlunun servetiyle zengin sayılmaz.

Baba fakir olduğu hâlde oğlu; koca fakir olduğu hâlde karısı zengin olabilir. Bu bakımdan, aile içinde, diğer şartlarla beraber kimler dinen zengin sayılırsa, sadece onlar kurban kesmekle yükümlü olurlar. Hepsi zengin sayılırsa, her birinin, ayrı ayrı kurban kesmesi gerekir. Aile içinde zengin sayılan kimse yoksa hiç biri kurban kesmekle yükümlü olmaz.

Kurban Ne Zaman Vacip Olur?

Kurbanın vacip olması için, kesim süresinin sonu dikkate alınır. Buna göre, kurban bayramının üçüncü günü güneş batmadan önce zengin olan her mükellef Müslümana kurban vacip olur. Bundan önce fakir olması hükmü değiştirmez. Bunun aksi durum da şudur: Bir kimse bayramın ilk iki günü zengin iken, üçüncü günü güneş batmadan önce kurbanını kesmeden ölse veya fakir düşse, ondan kurban yükümlülüğü düşer.

Kurban İçin Vekâlet Nasıl Verilir?

Kurban kesmesini bilmeyenin, başkasına kestirirken, (Allah rızası için bayram kurbanımı kesmeye seni vekil ettim) demesi ve kalben de niyet etmesi gerekir. Eğer kurbanı da başkasına aldıracaksa, kurbanı alacak kimse de, kesmeyi bilmediği için başkasına kestirecekse, “Allah rızası için bayram kurbanımı almaya, aldırmaya, kesmeye ve kestirmeye seni umumî vekil ettim” der.

Bir kimse, birine, “Benim kurban işimi hallet dese, ona para bile vermese, vekâlet vermiş olur. O kişi de bir hayvan alıp kesebilir. Vekâleten kurban kesene, kimi çok, kimi az para verebilir. Kimi de hiç para vermeden, (Bana da bir hisse verin) diyebilir. Vekil asıl gibidir. Vekil, vekâlet aldığı kimseler adına kurban keser veya kestirebilir. Daha sonra vekil, ondan para ister veya istemez.

Kurban kesmeye vekil olan, zekât hariç, sahibinden ayrıca izin almadıkça veya “İstediğini yap” diyerek umumî vekil edilmedikçe, başkasını, o da bir başkasını vekil yapabilir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) İçin Kurban Kesmek

Resûlullah (s.a.v) Efendimiz için de kurban kesmek müstehaptır ve çok sevaptır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) iki kurban keserdi. Biri kendisi için, biri de ümmeti için idi. Kestiği iki kurban için, ‘’Bismillah Allahü Ekber bu kurban benim ve ümmetimden kurban kesmeyenler içindir.” buyurdu. [15]

Peygamber Efendimiz için kurban keserken, “Allah rızası için kurban kesmeye ve sevabını Resûlullah (s.a.v) Efendimiz’e hediye etmeye” diye niyet edilir.

Hz. Ali’den (r.a) rivâyete göre, kendisi bizzat iki kurban keserdi; biri Resûlullah (s.a.v) adına diğeri de kendi adına olmak üzere. Kendisine bunun sebebi sorulunca şöyle dedi: “Böyle yapmamı bana Rasûlullah (s.a.v) emretti ve bu şekilde yapmayı hiç terk etmeyeceğim.” [16] 

Her mümin yaptığı ibadetlerin sevaplarını, başta Resûlullah (s.a.v) Efendimiz olmak üzere, ana-babasına ve bütün Müslümanlara hediye etmelidir! Sevabı hepsine de gider. Kendi sevabından da bir şey eksilmez. Bu Allah Teâlâ’nın bizlere bir lütfudur.

Ortaklaşa Kurban Edilen Hayvanların Etleri Nasıl Taksim Edilir?

Deve ve sığır gibi hayvanlar ortaklaşa kurban edildiğinde, etleri, ortaklar arasında tahmini değil, tartılarak taksim edilir. Ancak bu hayvanlar, bir ailenin fertleri için kurban edilmişlerse, bunların etlerinin tartı ile taksim edilmesi gerekmez. Yine ortaklaşa kurban kesenler, kurban etini tamamen yoksullara dağıtacak ve ya bir hayır kurumuna verecek olurlarsa bu takdirde de kurban etinin tartılarak taksim edilmesi gerekmez.

Gayr-i Meşru Yolla Kazanılan Parayla Kurban Kesilebilir Mi?

İslâm dini kişilerin meşrû işlerle uğraşmalarını ve geçimlerini helâl yollardan elde etmelerini emreder. Bu itibarla, gayr-i meşru yolla elde edilen para ile kurban kesmek uygun değildir. İbadetler helâl parayla yapılmalıdır. Kurban, Allah’a yaklaşmak demektir. Haramla Allah’a yaklaşamayız! Önce tövbe etmeliyiz.

Hayır, Kurumlarına Kurban Bağışı

İlim tahsili yapılan yerlere, gerek zekât, fitre, kurban, adak ve akika, gerekse sadaka şeklinde yapılan yardım, insanı kazalardan, belalardan korur. Dünyada, sıhhat ve afiyet içinde bir ömür sürmeye sebep olur. Ayrıca farz olan ilim yayma sevabına kavuşulur. Böylece yardım yapan kişi, hem dünyada, hem de ahirette çok büyük nimetlere kavuşmuş olur.

Resûlullah (s.a.v) Efendimiz sadaka ve yardım hususunda, bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: “Hastalarınızı sadaka (yardım-bağış) ile tedavi edin. Sadaka, her hastalığı defeder.” [17]

Kurbanını, bir hayır kurumuna hediye etmek isteyen kimse, kurban parasını, bu işle vazifeli kimseye teslim ederken, “Allah rızası için bayram kurbanımı alma, aldırmaya, kesmeye ve dilediğine kestirmeye ve etini ve derisini dilediğine vermeye seni umumî vekil ettim” demelidir. Vekâlet, mektupla, faksla, e-maille veya telefonla da verilir. Kurban parası, önceden verilebildiği gibi, daha sonra da gönderilebilir. Vazifeli kimse, satın aldığı kurbana bir numara bağlar. Bu numarayı ve kurban sahibinin ismini deftere yazar. Kesilirken sahiplerini ismini söyleyerek kasapları vekil eder. Böyle kesilen kurbanlar sahih olur.

Kurbanın Derisi Satılabilir Mi?

Kurbanın derisi seccade veya evde kullanılacak bir şey yapmak caizdir. Bir fakire veya hayır işlerine hizmet eden bir kuruluşa verilebilir. Kurbanın derisi, kurbanın bir parçası olduğundan, satılması caiz olmadığı gibi, kurbanı kesene ücreti olarak verilmesi de uygun değildir.

Kurbanlarımızın Ne kadarı bizimdir?

Hz. Âişe’den (r.anhâ) rivayet edildiğine göre, Resûl-i Ekrem (s.a.v) aile için bir koyun kesmişlerdi. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir ara, Ondan geri ne kaldı? diye sordu. Hz. Âişe (r.anhâ),

Sadece bir kürek kemiği kaldı, cevabını verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v),

(Desene) bir kürek kemiği hariç, hepsi duruyor! buyurdu. [18]

Zilhicce Ayı ve Arefe Gününün Önemi

Zilhicce ayı, Hac ve Kurban ayıdır. Hicrî ayların on ikincisi ve savaşmanın haram kılındığı haram ayların (eşhürü’l-hurum: Zilkâde, Zilhicce, Muharrem, Receb) ikincisidir. İçinde Kurban Bayramı’nın da bulunduğu Zilhicce ayı, mübarek ayların en mühimleri arasında yer almaktadır.

Zilhicce’nin sekizinci gününde “Terviye günü” dokuzuncusuna “Arefe günü”, Kurban Bayramı gününe (onuncu günü) “Nahr günü”, ondan sonraki üç güne de kurban etlerinin kurutulduğu günler anlamında” Teşrik günleri” denilmiştir.

Zilhicce ayı, içerisinde birçok hikmetli olayları barındıran çok önemli bir aydır. Haccedenler, zilhiccenin dokuzunda Arafat’ta ihrama bürünüp âdeta mahşeri yaşamaktadırlar. Arafat, Hz. Âdem’den bu yana bütün enbiyanın, evliyanın ve bütün hacıların istisnasız ziyaret ettiği, “Hac Arafat’tır” buyrulan, dualarının geri çevrilmeyeceği “mekânı mahsus ve zamanın mahsus” (özel bir yer ve özel bir zaman) bir yerdir. Zilhicce, bu kutlu olayı içerisinde barındıran bir aydır.

Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Zilhicce’nin on gününde işlenen ameller diğer günlerde işlenen ameller ve yapılan kulluktan daha sevimlidir. Bu on günde tutulacak oruç bir senenin orucuna denktir. Her gecesini namazla değerlendirmekle Kadir gecesini değerlendirme gibidir.” [19]

“Peygamber Efendimiz (s.a.v), Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerin, diğer aylarda yapılan amellerden daha kıymetli olduğunu bildirince, Ashab-ı kiram, Yâ Resûlallah, Allah yolundaki cihaddan da mı daha kıymetlidir? dediklerinde, Resûlullah (s.a.v) Efendimiz,

“Evet, cihaddan daha kıymetlidir. Ancak canını, malını esirgemeden harbe gidip şehid olan kimsenin cihadı daha kıymetlidir, buyurmuştur. [20]

Hazret-i Aişe (r.a) şöyle rivayet eder: 

"Bir genç vardı, söze kulak verir dinlerdi. Zilhicce hilalini görünce er­tesi sabah oruç tutmaya başlardı. Gencin bu yaptığı Resulullah’a (s.a.v) ulaştı. Efendimiz onu çağırdı ve kendisine dedi ki:

“Seni bu günde oruç tutmaya sevk eden sebep nedir?” Genç şöyle cevap verdi:

“Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın Resûlü! Bu günler, insanla­rın hac ve ibadet için toplandıkları günlerdir. Belki bu ibadetimle Allah Teâlâ beni onların duaları arasına katar! “

Kurban Sevilen Uğrunda Canı Feda Edebilmektir

Kişi, sevdiğinin hoşnutluğu için onun her şeyine razı olur. Hele bu sevgi Allah ve Resûlü’nün sevgisi olunca. Sahabe-i Kiram (r.anhüm), Resûllah’a seslenirken ‘’anam-babam, ruhum sana feda olsun yâ Resûlullah!‘’ derlerdi ve ona karşı sevgilerinin ne derece engin ve derin olduğunu gösterirlerdi.

Resûlullah’ın ve Ashabının yolundan ayrılmayan dinin müceddidleri, insanların hidayet rehberleri, Resûlullah’ın varisleri olan, tasavvuf yolunun büyükleri Sadat-ı Kiram da Resûlullah (s.a.v) Efendimiz’in ashabı gibi başta din kardeşi olma şuurunun muhabbetiyle, birbirleri için her şeylerini feda edebileceklerini ifade etmek üzere ‘’ kurban..! ‘’ demişlerdir.

Evet, başta Efendimiz (s.a.v) olmak üzere Ashab-ı Kiram ve onların yolunu takip eden büyüklerimiz tüm insanlığa canıyla, malıyla her şeyiyle hizmet etmişler ve nefislerini kurban etmişlerdir.  Gavs-i Sani ks. Hazretleri muhtelif sohbetlerinde şöyle buyurmuşlar: ’’Biz malımızı, canımızı, devletimizi (malımızı mülkümüzü), elbisemizi sofilerin ayaklarının altına atmışız. Bu tarikatı aliyenin gayesi hizmettir. ‘’

‘’Nefsinizi Ümmet-i Muhammed’in menfaati için feda edin.‘’

Büyüklerin tarif ettiği gibi bizde üstümüze düşen vazifelerimizi yapmalı, elimizden geldiği kadar hizmetlerde görev almalı bir nevi kurbanın manevi atmosferini yaşamalıyız. Önümüzde güzel bir fırsat olarak kurban hizmeti var. Büyüklerin kıymet verdiği ve bağlılarının bu kervanda yer almasını istediği deri hizmeti v.b. hizmetler…

Allahü Teâlâ, sadatların himmet ve bereketiyle bizlere kurbanın faziletine ermeyi, kurbanın bereketi ile kötü huy ve ahlakı terk etmeyi, hakiki manada nefsimizi Allah yolunda kurban etmeyi nasip eylesin inşallah. Âmin. [21]



[1] Kevser, 2

[2] İbn Mâce, Edâhi, 3.

[3] İbn-i Mace, Ahmed b. Hanbel

[4] Mâide 5/27

[5] Tirmizi. Edahi, 1; İbnu Mace, Edahi, 3.

[6] Muvatta

[7] Sâffat, 102

[8] Sâffat, 105

[9] İbn Hişâm, es-Sire, 3/58-59; İbn Sa’d, et-Tabakât,2/33.

[10] Tirmizî, İbn Mâce, Muvatta

[11] Abdürrezzâk, el-Musarınef, 4/388; Deylemî, Mûsnedü'l-Firdevs, nr. 3873.

[12] Hacc, 37

[13] Furkan Tefsiri

[14] Hucvîri, Keşfü’l-Mahcûb, s.574.

[15] Ebû Davudi, Dehâyâ, 3; Nesâî, Dehâyâ, 30.

[16] Ebû Davud, Dehâyâ, 1.

[17] Taberânî, el-Mucemu’l-Kebîr, 10/158; Hatîb, Tarihu Bağdat, 6/234; el-Müttakî, el-Hindî, Kenzu’l-Ymmâl, nr.16114

[18] Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme, 35.

[19] İbn Mâce, Sıyâm, 39; Ebû Davud, Savm, 61.

[20] Buhârî, Sahîh, nr. 969; Tirmizî, Sahîh, nr. 757; Ebû Davud, Sünen, nr. 2438; İbn Mâce, Sünen, nr. 1727.

[21] Hüseyin Okur, Kurban adlı kitaptan özetlenerek istifade edilmiştir.

YAZAR: Kadir Hatipoglu - Ağustos 21 2017 00:00:00 · Adobe Reader Belgesi · Microsoft Word Belgesi · Yazdır
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Online Kurban Bağışı
Hediyen Dünyanın En Güzel Hediyesi Olsun
Günün Hadisi
Kur'an-ı Kerim Dinle
Ramazan Pakdil Sureler
DİB Kur'an Portalı
İlhan Tok Hatim
Abdussamed Hatim
Abdul Rahman Al Sudais
Fatih Çollak Hatim
F.Çollak Görüntülü Hatim
İshak Daniş Hatim
5 Hafız OK takipli Hatim
Mehmet Emin Ay Hatim
İsmail Biçer Ok Takipli
114 Sure 114 Hafız
İshak Daniş Aşir
M.Nebevi İmamları
K. İmami Shuraym Hatim
S.Hafızlar Görüntülü
Dünyaca Ünlü Kariler
Kur'an International
Tefsir
Tefsir Külliyatı
Elmalı Tefsiri
Elmalı Meali
Fizilali Kur'an
DİB Kuran Meali
Kur'an-ı Nasıl Anlayalım
Fıkıh
Reddul Muhtar-İbn-i Abidin
Feteva-i Hindiyye
Fikhussunne
Mezhepler Arası Farklar
Detaylarıyla Namaz
Hadis
Kütübüs-Sitte
Sahihi Buhari
Riyazuzsalihin
Ellü'lüü vel-Mercan
Hadis El Kitabı
40 Hadis ve izahı
Dini Kitaplar
P.Hayatı Salih Suruç
Kur'an ve Bilim
Günümüzde İslam
Kıssadan Hisse
Ehli Sünnet Yolu
İslam Tasavvufu
En Güzel Örnek
Gıybet Hastalığı
Adım Adım Kurtuluş
Mesneviden Öyküler
Sayfa oluşturulma süresi: 0.08 saniye 4,752,182 Tekil Ziyaretçi
Copyright © 2012 islamda Hayat
Sitemizdeki Vaaz, Hutbe ve Yazılar kaynak göstermek şartıyla önceden izin Almadan Ticari Amaçlar Dışında Kullanmak Serbestir.

Tüm Bilgiler Ümmete Vakıftır copyright © 2002 - 2017