Günün Ayeti
";
VAAZLAR
Ana Menü
Çocuklar İçin
Kura'an Öğreniyorm
Dinimi Öğreniyorum
Dini Bilgiler
Oyunlar
Ansiklopedi ve sözlük
Osmanlıca Sözlük
İslam Ansiklopedisi
Dini Sözlük
Dini Terimler
Küçük Lügat
Üye Adı
Parola

Şifremi unuttum - Üye Ol
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Beraat Kandili

                                        Vaaz Resimleri: w.jpg İNDİR

Yüce Yaratanımızın bizler için sunmuş olduğu mübarek bir geceye, günahların bolca bağışlandığı, hatalar ve kusurlar için bağışlanma dileyenler için affın sağanak sağanak yağdığı yeni bir fırsat gecesine Beraat gecesine kavuşmuş bulunmaktayız. Rabbimize şükrediyoruz. Sevgili Peygamberimize O’nun Ehli Beytine ve Ashabına salat ve selam ediyoruz.

Biz beraatı ummak için bir araya geldik. Dünyada kötülüklerden ve günahlardan kurtuluş beraatı, ahirette cehennemden kurtuluş beraatı ve Hz. Muhammed ümmeti olarak cennete ehil hale gelme manasına gelen beraat…

Üç aylar denen ve inananlar için nice mükafatların tezahür ettiği bir zaman diliminin tam ortasında bulunuyoruz. Bu gece üç ayların tam orta gecesi. Bu gece Üç ayların ikincisi olan Şabanın 15. gecesi. Bu gece Beraat gecesi. Bu gece kurtuluş gecesi. Bu gece mağfiret gecesi. Bu gece af dileyenlerin günahı ne kadar çok olursa olsun, İsterse binlerce koyunun üzerlerinde bulunan tüyler kadar bile olsa affedildiği gece. Bu gece Rızık isteyenler için rızkın bolca verildiği gece. Bu gece dua etmek isteyenler için duaların ret olunmadığı bir gece. Bu gece dertleri olanlar için dertlerine şifa gecesi. Bu gece gönüllerin gecesi. Bu gece müjdedir. Çünkü Beraat kandili Ramazanın müjdecisidir.

Değerli Mü’minler!

Bu geceye değer katan bir başka hususta şudur ki: Bazı alimlere göre Kıblenin değişmesi gibi mühim bir hadise bu gece vuku bulmuştur.

Sevgili Peygamberimiz hicretin ikinci senesi Şaban’ın on beşinci Salı günü Bişr bin Benam’ın validesini ziyaret için Beni Seleme yurduna gittiğinde mescitte öğle namazının ikinci rekâtını eda ederken, Kâbe’nin kıble olduğunu beyan eden, “Namazda Mescid-i Haram yani Kâbe tarafına yüzünü çevir ve nerede olursanız Mescid-i Haram tarafına dönünüz.” ayeti nazil olmuştur. Bu vahiy üzerine Peygamberimiz namaz içinde iken Kâbe-i Muazzama tarafına döndü. Cemaat de safları ile birlikte Kâbe’ye doğru yöneldiler ve böylece namazı eda ettiler. İşte bunun için o mescide “Mescid-i Kıbleteyn” iki kıble mescidi adı verildi.

Kardeşlerim!

Bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır. İnsanların bir sene içerisindeki rızıkları, zengin veya fakir olacakları ve ecelleri gibi mühim hususlar bu gece içerisinde meleklere bildirilir. Buhârî, et-Tergib, II, 119, 120

Cenab-ı Hak  Duhan Sûresinde şöyle buyurur:

حم  وَالْكِتَابِ الْمُبِين  إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍ مُّبَارَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ

“Ha Mim, Apaçık kitap hakkı için, Biz O’nu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Bir gece ki her hikmetli iş onda ayırt edilir.”  (Duhan, 1-4)

Müfessirlerin bir kısmı, âyet-i kerimede geçen “Mübarek Gecenin” Berat gecesi olduğunu ve bu gecede Kuran-ı Kerimin topluca dünya semasına indirildiğini; Kadir gecesinde ise, bölüm bölüm Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e nazil olmaya başladığını ifade etmişlerdir. (Celaleyn,Beydavi,Medarik)

Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.

Rabbimiz:

قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعاً إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

De ki, Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. (Zümer Suresi, 39/53)

Allah’ın Sevgili Peygamberi Muhammed (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyurmaktadır:

            “Bütün insanlar çok hata işler. Hata edenlerin en hayırlıları ise tevbe edenler (pişman olarak hatalarından dönenlerdir)(Tirmizî, Kıyamet, 49; İbni Mâce, Zühd, 30

Enes b. Malik (r.a.) Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi: “Allah Teâlâ şöyle buyurdu:

إنَّكَ ما دعوتَني ورجوتَني غفرتُ لكَ عَلَى مَا كَانَ فيكَ ولا أُبالي. يا ابنَ آدمَ لوْ بَلَغَتْ ذُنُوبُكَ عَنَانَ السَّمَاءِ ثُمَّ استغفرتَني غفرتُ لكَ ولا أُبالي. يا ابنَ آدمَ إنَّكَ لوْ أتيتني بِقُرابِ الأَرْضِ خَطَايا ثُمَّ لَقِيتَني لا تُشرِكُ بي شيئاً لأتيتُكَ بِقُرابِهَا مَغفِرةً".

Ey Âdemoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden affını umduğun sürece, işlediğin günahlar ne kadar çok olursa olsun, onların büyüklüğüne bakmadan seni bağışlarım.

Ey Âdemoğlu! Günahların gökyüzünü kaplayacak kadar çok olsa, sonra da benden affını dilesen, seni affederim.

Ey Âdemoğlu! Sen yeryüzünü dolduracak kadar günahla karşıma gelsen; fakat bana hiçbir şeyi ortak koşmamış olsan, şüphesiz ben de seni yeryüzü dolusu bağışla karşılarım.(Tirmizî, Daavât 98, (V, 458) H.No.3540; Ahmed İbni Hanbel, Müsned, V, 172)

Onun için bu af ve mağfiret gecesinde Rabbimizin engin af ve mağfiretine sığınıp af dileyelim.

Müslüman günahta ısrar etmez. Rabbimiz Müslümanlar için:

وَالَّذِينَ إِذَا فَعَلُواْ فَاحِشَةً أَوْ ظَلَمُواْ أَنْفُسَهُمْ ذَكَرُواْ اللّهَ فَاسْتَغْفَرُواْ لِذُنُوبِهِمْ وَمَن يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ اللّهُ وَلَمْ يُصِرُّواْ عَلَى مَا فَعَلُواْ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

Onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut kendilerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah'tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işlediklerinde (günahta) ısrar etmeyenlerdir.” Ali İmran, 3/135

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bu geceyi Hz. Âişe validemize tanıtırken şöyle buyurmuştur:

"Bu gece Şaban'ın onbeşinci gecesidir. Allah Teâlâ bu gecede Benü Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları Cehennem'den kurtarır. Tirmizi Savm 39 Ancak kendisine şirk koşanların, müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabaları ile münasebeti kesenlerin, gururlu ve kibirlilerin, ana-babasına asî olanların ve içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz. " (Buhârî, et-Tergîb ve't-Terhib, II, 118).

Diğer bir hadiste de Rasûl-i Ekrem (s.a.v.):“Allah Teâlâ Şabanın on beşinci gece si (Berat Gecesi) tecellî eder ve ana-ba baya âsî olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar.” buyurmuşlardır. İbni Mâce, İkâme, 191;Tirmizî, Savm, 38;

Abdullah b. Amr radıyallahu anh Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

“Şüphesiz Allah Teâlâ Şaban ayının yarı gecesinde yarattıklarının durumuna bakar, iki zümre hariç kullarını bağışlar. O iki zümre: Düşmanlık besleyen ve cana kıyandır.” (Ahmet b. Hanbel, Müsnet, II/ 176)     

Ashab-ı kiramdan Ebû Mûsâ el-Eş’arî (r.a.)’den Nebiyy-i Muhterem (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmştir:

عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ لَيَطَّلِع فِي لَيْلَةِ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ فَيَغْفِرُ لِجَمِيعِ خَلْقِهِ إِلاَّ لِمُشْرِكٍ أَوْ مُشَاحِنٍ ‏"

            “Muhakkak Allah Teâlâ Şaban ayının yarısı yani Berat Gecesi (kullarına rah-metle) bakar ve herkesi mağfiret eder. Yalnız Allah’a ortak koşan kimse ile düşmanlık eden, kin ve husûmet besleyen kimseyi mağfiret etmez.”(İbni Mâce, İkâme, 191

Muhterem Müslümanlar

Bu gece ibadet ve kazanç gecesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bizlere de şöyle buyurmuştur:

- عَنْ عَلِىِّ بْنِ أَبِى طَالِبٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- « إِذَا كَانَتْ لَيْلَةُ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ فَقُومُوا لَيْلَهَا وَصُومُوا يَوْمَهَا. فَإِنَّ اللَّهَ يَنْزِلُ فِيهَا لِغُرُوبِ الشَّمْسِ إِلَى سَمَاءِ الدُّنْيَا فَيَقُولُ أَلاَ مِنْ مُسْتَغْفِرٍ فَأَغْفِرَ لَهُ أَلاَ مُسْتَرْزِقٌ فَأَرْزُقَهُ أَلاَ مُبْتَلًى فَأُعَافِيَهُ أَلاَ كَذَا أَلاَ كَذَا حَتَّى يَطْلُعَ الْفَجْرُ ».

“Şaban ayının yarı gecesi (Berat gecesi) oldu mu onu ibadetle geçirin. Gündüzünü de oruç tutun. Zira Allah Teâlâ, bu gece güneşin batışından itibaren dünya semasına rahmete tecelli eder ve şöyle buyurur:

-        Yok mu af dileyen, onu affedeyim.

-        Yok mu rızık isteyen ona rızık vereyim.

-        Yok mu bir derde mübtela olan ona afiyet vereyim.

-        Yok mu şunu isteyen, yok mu bunu isteyen diyerek sabaha kadar devam eder.” İbn Mace, İkametü's-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Şaban ayının ekseriyetini oruçla geçirirdi. Üsame b. Zeyd Hazretleri’nin rivayetlerine göre Rasûlüllah bunun sebebini şöyle açıklamıştır:

“Bu ay Receple Ramazan arasında insanların kendisinden gâfil oldukları bir aydır. Bu ayda ameller âlemlerin Rabbine yükseltilir. Ben amelimin oruçlu iken Rab bime arz edilmesini isterim. buyurmuşlardır. (Nesâî, sıyâm, 70; Ahmed b. Hanbel, Müs ned, 4/201)

Peygamberimiz (s.a.v.) bu gece her zamankinden daha çok ibadet ve taatte bulunmuşlar ve Hazreti Âişe’ye hitaben:

– “Ey Âişe bu gece hangi gecedir?”  buyurduğunda; Âişe dedi ki:

– Allah ve Rasûlü daha iyi bilir.

– “Bu gece Şabanın 15. gecesidir ki, bu gece dünyada yapılan ameller ve kulların işleri Allah’a arzolunur. Bu gece Allah Teâlâ’nın cehennemden azat ettiği kullarının sayısı, Beni Kelb kabilesinin koyunları sayısıncadır. Sen şimdi bu geceyi ibadetle geçirmem içi bana izin verirmisin?”  buyurduğunda,

– Elbette, dedi. Rasûlullah hemen namaza kalktı. Kıyamda fazla durmayıp, Fatiha ve kısa bir zamm-ı sûreden sonra gece yarısına kadar secdede kaldı. Sonra ikinci rekat için kalktı. Bunda da ilk rekattaki gibi okuyup, secdeye indi. Secde sabaha kadar uzadı. Ben bu halde iken Rasûlullah’a bakardım. Secdesi o kadar uzamış, kendinden o kadar geçmişti ki ruhu kabzolundu sandım. Yanına yaklaştım. Mübarek ayaklarına dokundum, hareket etti. Secdede:

İlahî! Cezandan affına  sığındım. Gazabından rızana güvendim. Senden sana sığındım. Sen yücelerden yücesin, seni layık olduğun şekilde medh-ü sena edemiyorum. Sana gereği gibi hamdetmekten acizim. Sen ancak kendini övdüğün gibisin."  deyip yalvardığını ve sena ettiğini işittim.

– Ya Rasûlallah secdede bazı şeyler söylüyordun. Halbuki başka zaman bunları sizden duymamıştım, dediğimde;

– Ey Âişe, söylediğim şeyleri öğrendin mi? buyurdu. Evet dedim. Siz de onları öğretiniz. Zira Cebrail aleyhisselam onları secdede iken zikretmemi bana emreylemişti, buyurdular. (Beyhakî)

Hz. Aişe validemizden rivayet edilen diğer bir hadis-i şerifte şöyle buyruluyor:

“Günün birinde Hz. Peygamber yanıma geldi. Elbiselerini çıkardı. Aradan zaman geçmeden tekrar giyindi. Bunun üzerinde beni bir şüphe, sardı. Başka birinin yanına gidecek sandım. Ve takip ettim. Cennetül Baki’de kendisine eriştim. Mü’minlere dua ve istiğfar ediyordu. Kendi kendime, “Anam babam sana feda olsun. Sen Rabbimin rızası uğrunda, ben ise dünya peşindeyim.” diyerek döndüm.

Soluk soluğa eve geldim. Arkamdan da Rasülullah (s.a.v.) geldi. Neden böyle hızlı nefes alıyorsun? dedi. Ben de “Anam babam sana feda olsun. Yanıma gelip elbiseni çıkardıktan sonra, tekrar gittin, beni bir kıskançlık tuttu. Başka birinin yanına gideceğini sandım. Nihayet sizi kabristanda dua ederken gördüm” dedim. Bunun üzerine Rasülü Ekrem, “Sana haksızlık mı edeceğimi sandın? Cibril bana geldi şöyle dedi:

“Bu gece Şaban’ın 15. gecesidir. Cenâb-ı Hak da bu gecede Beni Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azad eder.” dedi. Ahmed b. Hanbel, Müsned, 6/28; Tirmizi, Savm 39; İbni Mace, İkame, 191

Bu sebeple Beraat gecesinde gerçek beraatımızı gerçekleştirmek için ahiret hayatını unutmayalım. Küçük hesapların peşine, geçici dünyanın aldatıcı sevgilerine takılmayalım. Sevgili Peygamberimizin bir hadis-i şerifini sizlerle paylaşmak isterim.

الكَيِّس مَنْ دَانَ نَفْسَهُ ، وَعَمِلَ لِما بَعْدَ الْموْتِ ، وَالْعَاجِزُ مَنْ أَتْبَعَ نَفْسَه هَواهَا ، وتمَنَّى عَلَى اللَّهِ الأماني

“Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Âciz kişi de, nefsini duygularına tâbi kılan ve Allah’tan dileklerde bulunup duran (bunu yeterli gören) dır” Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 67

Ömür çok kısa. Göz açıp kapanıncaya kadar geçmektedir. Hayat her an sona erebilmektedir. Geçen sene beraber olduğumuz, kendisiyle muhabbet edip gülüp eğlendiğimiz nice insanlar aramızdan ayrıldı. Bizlerde bir gün sevdiklerimizden, bu dünyadan ayrılıp gideceğiz. Hiçbir insan dünya hayatında baki değildir. Ölümle bitecek olan bu kısa dünya hayatında yapmış olduğumuz şeyler ahiret yaşantımızı belirleyecektir. İşte bu gecelerin önemi ölüm akla geldikçe bir kat daha artmaktadır. Çünkü bu geceler fırsat gecesidir.

Kıymetli Müslümanlar!

Bu gece bir rivayette Kur’an-ı Kerim’in dünya semasına toptan indirildiği gecedir Beraat gecesi. Bu gecede Kuran-ı Kerimi bizler de gönlümüze indirmeliyiz. O’nun manevi feyzinden istifade etmeliyiz. Okumalı, anlamalı ve hayatımıza aktarmalıyız.

Kandil geceleri günahlarla kararmış gönüllerimize Rahmet kandillerinin yandığı gecelerdir. Kandil geceleri İlahi ışığın hayatımızı aydınlattığı gecelerdir. Kandil geceleri günahlarımızdan arınmamız vesilesi ile manen ışıldadığımız gecelerdir.

Her mü’min, kendini denetlemeye, değerlendirmeye çalışmalıdır. Bir kere daha geçmişimizin muhasebesini yapıp, geleceğe hazırlıklı olmanın tedbirlerini almalı ve sormalıyız:

Ey Allah’ı seviyorum diyen müslüman! Borçlu olduğun kulluk vazifeni yapabiliyor musun?

Peygamberimi seviyorum diyen müslüman! Onun sünnetini, ahlakını yaşayabiliyor musun?

Şeytanın düşman olduğunu Kur’an söylüyor, sen de biliyorsun. İman gücün ile karşı koyabiliyor musun?

Cennet haktır dediğin, inandığın ve onu arzuladığın halde ona layık neyin var?

Cehennnem de haktır diyorsun, -haklı olarak- korkuyorsun, ama cehenneme sokacak kötülüklerden uzak durabiliyor musun?

Ölümün hak olduğunda şüphe yok. Şu anda ölüme hazır mısın?

Kendi suçlarını düzeltip tövbe etmek varken, onun bunun ayıbıyla neden uğraşıyorsun?

Geçen yılın bu mübarek günlerinde beraber olduğun halde, şu anda göremediğin eşin, dostun, akraba ve arkadaşlarını düşünüp kendine çeki-düzen verebiliyor musun?

 Hep kendin için çalıştın, durdun. Bugüne kadar İslam’ın yaşamasına katkıda bulunacak bir hizmetin var mı? Kaç kişiyi müslüman yaptın? Kaç yetimin başını okşadın, karnını doyurdun, üstünü giydirdin? Senden sonra insanlığa hizmet edecek, malından, ilminden, neslinden ve örnek ahlakından bir evlat kazanabildin mi?

Evet, bütün bunları kendimize sorup bir durum değerlendirmesi yapmak, bu mübarek gün ve gecelerin şuuruna varmak demektir.

Muhterem kardeşlerim!

Bu gecede Peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir. Bu yetkinin üçte biri Şaban'ın onüçüncü günü, üçte biri Şaban'ın ondördüncü günü, geri kalan üçte biri de Şaban'ın onbeşinci günü verilmiştir. Alusi, Ruhu’l- Meani, Beyrut, ty, c.25, s.112.

O’nun şefaatine mazhar olmak için bu gecede Sevgililer Sevgilisine bol bol salat ve selam getirelim. Yüce Rabbimizi bir ayette şöyle buyurmaktadır. “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.” Ahzab, 33/56

Efendimiz bu gecede dua edenin duasının kabul olacağını müjdelemektedir.

خمس ليال لا ترد فيهن الدعوة: أول ليلة من رجب، وليلة النصف من شعبان، وليلة الجمعة، وليلة الفطر، وليلة النحر

            "Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar geriye çevrilmez. Bunlar Recebin ilk (cuma) gecesi, Şabanın ortasında bulunan gece, Cuma gecesi, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı geceleridir." (Beyhaki, Sünen, Şuabül-İman,  3/342

Bu gece dua etmek de yapacağımız ibadetlerden olmalıdır. Dua ibadettir. Yapıldığı anda ibadet yapılmış sevabı alınmasının yanı sıra kişinin istekleri Yaratan tarafından kendisine verilir.

Dua Allah’ı Rab olarak bilmektir. Çünkü el açan el açılandan acizdir. Dua acizliğin ifadesidir. İsteyen istediği şeyin acizidir. İnsan olarak ihtiyaç duyup da istemeyeceğimiz ne vardır ki. İnsan olarak muhtaç olmadığımız ne var ki bu dünyada. Bu sebeple asıl istenmesi gerekenden Allah’ımızdan bu gece çokça isteyelim.

Bu gecede Rabbimizi zikretmeyi unutmayalım. Zikir kışa dönmüş kalplerimizi bahara çevirir. Zikir ölmüş ruhlara hayat verir. Allah’ı zikretmek insanın bitmek tükenmez bilmeyen isteklerini bitirir. Zikir bir avuç topraktan başka doymayacak olan nefsimizi doyurur. Zikir ruhu teskin eder. Zikir kemal yolunun anahtarıdır. Zikir arifliğe doğru yol almaktır… Bu gecede zikir bizlere güzellikler katacaktır. Tatmin olmayan kalbimizi tatmin edecektir.

Yüce Rabbim Beraat kandilinizi mübarek eylesin. Günahlarımızın affına vesile eylesin. Habibinin şefaatine bizi nail eylesin. Sevdikleriyle ve sevdiklerimizle beraber nice mübarek geceleri, manen en üst seviyede yaşamayı bizlere nasip eylesin.  Vatanımıza dirlik, milletimize birlik nasip eylesin. Bizi birbirimizden ayırmasın. Birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermesin. Geçmişlerimize rahmet geleceğimize hayırlar ihsan eylesin. Hastalarımıza şifa, dertlilerimize deva ve borçlu olan kardeşlerimize borçlarını ödeme kolaylığı nasip etsin.

 

Bilal GÜNDÜZ

Vaiz

 


YAZAR: Kadir Hatipoglu - Mayıs 17 2016 09:40:41 · Adobe Reader Belgesi · Microsoft Word Belgesi · Yazdır
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Kardeşinin Hakkı Var
Günün Hadisi
Kur'an-ı Kerim Dinle
Ramazan Pakdil Sureler
DİB Kur'an Portalı
İlhan Tok Hatim
Abdussamed Hatim
Abdul Rahman Al Sudais
Fatih Çollak Hatim
F.Çollak Görüntülü Hatim
İshak Daniş Hatim
5 Hafız OK takipli Hatim
Mehmet Emin Ay Hatim
İsmail Biçer Ok Takipli
114 Sure 114 Hafız
İshak Daniş Aşir
M.Nebevi İmamları
K. İmami Shuraym Hatim
S.Hafızlar Görüntülü
Dünyaca Ünlü Kariler
Kur'an International
Tefsir
Tefsir Külliyatı
Elmalı Tefsiri
Elmalı Meali
Fizilali Kur'an
DİB Kuran Meali
Kur'an-ı Nasıl Anlayalım
Fıkıh
Reddul Muhtar-İbn-i Abidin
Feteva-i Hindiyye
Fikhussunne
Mezhepler Arası Farklar
Detaylarıyla Namaz
Hadis
Kütübüs-Sitte
Sahihi Buhari
Riyazuzsalihin
Ellü'lüü vel-Mercan
Hadis El Kitabı
40 Hadis ve izahı
Dini Kitaplar
P.Hayatı Salih Suruç
Kur'an ve Bilim
Günümüzde İslam
Kıssadan Hisse
Ehli Sünnet Yolu
İslam Tasavvufu
En Güzel Örnek
Gıybet Hastalığı
Adım Adım Kurtuluş
Mesneviden Öyküler
Sayfa oluşturulma süresi: 0.07 saniye 4,185,845 Tekil Ziyaretçi
Copyright © 2012 islamda Hayat
Sitemizdeki Vaaz, Hutbe ve Yazılar kaynak göstermek şartıyla önceden izin Almadan Ticari Amaçlar Dışında Kullanmak Serbestir.

Tüm Bilgiler Ümmete Vakıftır copyright © 2002 - 2017