Vaaz Kategorileri
İman Konuları
İbadet Konuları
Sosyal Konular
Ramazan Vaazları
Dini Günler ve Geceler
DİB Örnek Vaazları
Kur'an'dan Öğütler
Genel Konular
islam ve Aile
Görev,Sorumluluk,Ahlak
Mevlid-i Nebi Vaazları
Ana Menü
Çocuklar İçin
Kur'an Öğreniyorm
Dinimi Öğreniyorum
Dini Bilgiler
Oyunlar
Ansiklopedi ve sözlük
Osmanlıca Sözlük
İslam Ansiklopedisi
Dini Sözlük
Dini Terimler
Küçük Lügat
Dini Kitaplar
P.Hayatı Salih Suruç
Kur'an ve Bilim
Günümüzde İslam
Kıssadan Hisse
Ehli Sünnet Yolu
İslam Tasavvufu
En Güzel Örnek
Gıybet Hastalığı
Adım Adım Kurtuluş
Mesneviden Öyküler
Mülteka El Ebhur Tercemesi

Talak Bahsi2

Talâk'ın Vukuu Babı6

Zamana İzafe Edilen Talâk Faslı8

Şihbi Talâk Faslı9

Cima Olunmuyanın Talâkı Faslı10

Kinayelerle Talâk Faslı10

Tefvîzu Talâk Babı 13

Talâkı Şakta Talik Babı 16

Hastanın Talâkı Babı 20

Ricat Babı22

Îlâ Babı 25

Hulû Babı 27

Zıhâr Babı 30

Liân  Babı32

İnnin  Babı34

İddet Babı35

Yas Tutma Faslı39

Nesebin Subûtu Babı39

Hidâne  Babı42

Nafaka Babı 44

Nafaka Île İlgili Fasıl48

Âzad Etmek Bahsi 52

Bâzısını Âzâd Bâbı53

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Talak Bahsi

 

Talâk'ın haseni (güzeli), o da sünnî (Talâk) dır ki; Eğer kadına dahil olunmuş (Cima edilmiş) ise, cima' olmayan üç tuhurda (hayızlı olmadığı zamanlarda)    kadını üç talâkla boşamaktır.    Şayet kadın dâhil olunmamış olursa, velevki (Kadın) hayız hâlinde olsun bir hasen (sünnî) talâktır. Amelden kalmış kadın, (dokuz yaşından aşağı) küçük ve hâmile kadın sünnî talâk için her ayda bir talâkla boşanırlar. İmam'ı Muhammed' (R.A.) e göre, hâmile kadın sünnî talâkla (yani üç tuhurda üç  talâkla)   boşanmaz,  ancak Mr  talâkla  boşanır.  Bunların den kalan, küçük ve hâmile kadınların)   boşanmaları cima'ın  aka de caizdir.                                                                                              

Talâk'ı Bid'î    (Bid'at ve haram talâk),    bir kelime ile iki veya üç talâkla kadını boşamaktır,    yahut cima yapılmış kadın olursa ric'at ol-   . madiği' halde bir tuhurda (bir kaç kelime ile)    iki veya üç talâkla kadım boşamaktır, yahut kadını cima ettiği  tuhurda boşamaktır.     Keza  dâhil olmuş olduğu kadını hayız hâlinde iken boşamak da (Bidî talâktır)[1]

ire asalı olan hükümde (dokunma ve öpmek ile) kadına müracaatı vâcib-;ir. Müstehablığı da denildi.

(Hayız. hâlinde boşanan ve müracaat edilen kadın) temizelnir, »onra hayız görür, sonra yine temizlenirse, (Kocası) dilerse boşar, (di­lerse de boşamaz). O talâk verip müracaat ettiği hayzı takip eden tu-İMrdaJtadın? boşamasının caiz olduğu da denildi.

Eğer cima' etmiş olduğu kadına (karısına),, «sen talâk'i sünnî iie ve üç talâkla boş ol» dese, her tuhur zamanında bir talâk vâki olur (ya­ni üç tuhurda üç talâk vâki olur). Şayet bu sözle talâk'ın hepsinin vu­kuunu niyyet ederse, onun niyyeti sahihtir.

Her âkil baliğ zevcin talâk'i vâki olur, velevki (O Zevç) zorlanma karşısında ikrahla veya sarhoş halde veya dilsiz işaretiyle boşasın (yine talâk  vakî olur)   [2].   Küçük  çocuğun,   delinin   [3],   uykuda  uyuyanın [4] ve ağanın kölesinin karısı üzerine söylediği talâk vâki olmaz,  

Talâk'ın (Adedinin) itibarı kadınlara göredir. Binaenaleyh hür re ;adımn talâkı üçtür, velevki kölenin nikâhı altında bulunsun. Câri--enîn talâkı ise, ikidir, velevki hür erkeğin nikâhı altında bulunstaıj (yi-ıe iki talâk vardır). [5]                                                                    

 

Talâk'ın Vukuu Babı

 

Talâkın sarihi: Niyyete muhtaç olmadan hassaten talâkta kullanı­lan lafızdır. Ve o (Talâkda sarahaten kullanılan lafz), «Sen (benden) boş ol, sen (benden) boşsun ve ben seni boşadım» dır. Bu lafızların herbiriyle ric'î bir talâk vâki' olur, velevki rıc'î bir talâkdan çok veya talâkı bâyine niyyet etsin (yine rıc'î bir talâk vâki' olur) [6].

(Zevcin, karısına) «Sen elbette boş ol, veya sen elbette boş olucu-lukla boş ol, veya sen boş olmakla boş ol» sözünün herbiriyle rıc'î bir talâk vâki olur, velevki iki talâka veya talâkı bâyine niyyet etsin [7]. Şayet (son cümledeki)    «Sen boş ol» sözüyle bir talâka ve    «boş olmakla» sözüyle de diğer bir talâka niyyet ederse, her ikisi de vâkî olur. Vfe eğer bu lafızlarla üç talâka niyyet ederse, üçü de vâkî olur.

(Talâk lafzı) yukarıda geçtiği gibi kadının (Sen boş ol gibi) Vücû­dunun tamamına nisbet edilir veya boyun, baş, yüz, ruh, beden, cesed ve ferç kelimeleri gibi vücûdun tamamından tâbir edilen azalarına nis­bet edilirse, veya kadının vücûdunun yansı, üçde biri gibi bedeninin bir parçasına talâk izafe edilirse, yine talâk vâkî olur.

Talâk lafzı kadının eline, veya ayağına veya sırtına veya hutta kar­nına izafe edilirse, (Bedenden sayılmayan azalara nisbet edildiğinden) talâk vâkî' olmaz.

Eğer (Zevç) Zevceyi talâkın yansı veya altıda birisi veya dörtte birisi ile boşasa, (talâk cüz kabul etmediğinden ve cüzünü zikretmekle küllü vâkî olduğundan) kadın bir talâka boşanmış olur ve «sen iki ta­lâkın üç yansı ile boşsun» (Sözü ile) üç talâk vakî olur. «Bir talâkın üç yarısı ile» (sözünden içinde) iki talâk vâkî olur. Üç talâk vâki olur da denildi. Ve «(Sen) bir talâkdan iki talâka kadar veya bir talâkla iki talâk arasında boşsun» sözü ile (İmam'ı Azam R.A. a göre) bir talâk vâkî olur. İmameyne göre ise, iki talâk vâkî olur. («Bir talâkdan) üç talâka kadar (boşsun» sözü ile de İmam'ı Azam' (R. A.) a göre), iki talâk vâkî olur. İmameyne göre, üç talâk vâkî olur. Bir şey niyyet et­mezse «(Sen) iki talâk da bir talâkla boşsun» sözü ile veya hesap ve­ya çarpıma niyyet etmezse bir talâk vâkî olur. Şayet bir ve iki talâkla niyyet ederse veya bir talâkı iki talâkla beraber niyyet ederse, bu tak­tirde üç talâk vâki olur.

Vat' (Cima) olunmamış Zevcede ise, («sen iki talâkta bir talâk boş­sun» der ve iki talâka niyyet ederse), «bir ve iki talâk (boş ol)» misâ-Iindeki gibi bir talâk vâkî olur. Şayet (bir talâkı), iki talâkla beraber niyyet ederse, bu takdirde (Cima olunmayan zevcede de) yine cima olu­nan zevcede olduğu gibi üç talâk vâki olur [8]. «İki talâkda iki ta­lâkla (boşsun» sözü ile de) çarpıma niyyet etse dahi, iki talâk vâkî olur.    «Sen buradan Şam'a kadar boşsun» (Sözü ile de) bir talâkı rac'î vâkî olur. «Sen Mekke ile veya Mekke de boşsun» (sözü ile), Zevce ne­rede olursa olsun derhal talâk vâkî olur.                                 

Eğer, «(Sen) Mekkeye dahil olursan veya Mekkeye dahil olduğun vakit (boşsun)» derse, (Zevce) Mekkeye girmediği müddetçe talâk vaki olmaz. Keza eve talik edilen talâkda böyledir [9]

 

Zamana İzafe Edilen Talâk Faslı

 

(Zevç, Zevcesine) : «Sen yarın veya yarında boşsun» dese, sabah vak­tinde talâk vâki olur [10]. Şayet («Sen yarın veya yarında boşsun» sözü, ile) ikindi vaktinde talâkın vukuuna niyyet ederse, diyâneten sahilidir. (Sen yarın da boşsun» sözü olan) ikinci cümle de diyâneten tasdik olun­duğu gibi (İmam'ı Azam R.A.'a göre) kadâende (kaza en) talâkın vukuu-nun sıhhati tasdik olunur. İmameyn için muhalefet vardır [11].

Eğer, «sen bugün yarın veya yarın bugün boş ol»  dese, zikretme finden evvel zikredilene itibar olunur [12].

Eğer «sen, ben seni nîkâhlamazdan evvel boşsun» dese, işte bu söz  [13]   Ve yine «sen dünden boşsun» dese, halbuki O   (4).    Ve yine «sen dündn se) kadını bugün nikahlamış olsa (bu söz de) manasızdır. Şayet (Zevç) kadını dünden evvel nikahlamış olursa., o saatte derhal talâk vâki olur. Eğer    (Zevç),    «ben seni boşamadığunda veya boşamadığım vakitte veya boşatmadığım müddette sen boşsun»,der ve  sükût  ederse, kadın erhal boş olur. Hattâ zevç sükûtu ile üç talâk'a talik ederse^üç talâk vâki olur. Ve eğer (yukarıdaki söze zevç) «sen boşsun» sözünü ilâve ederse, bir talâk vâkî olur [14]

Eğer (ZevCjZevceye) «ben seni boşamazsam sen boş ol» sözünü söy­lerse, Zevç ve Zevceden biri Ölmediği müddetçe talâk vâkî olmaz [15]. (İmam'ı Azam R.A.'a göre) İzâ lafzı niyyetsiz olursa^in (şartiya) lafzı gibidir. İmameyne göre ise, meta (zaman mânasını ifâde eden) lafzı gibi­dir (yani in lâfzının mânasına göre ömrünün sonuna kadar talâk vâkî olmaz, meta lafzının mânasına göre sükûtu ile derhal tafâk vâkî olur). Şart ve vakit mânalarına niyyet edilirse,niyyet edilen vâkî olur.

Bugün sözü devam eden fiilde beraber gündüz için, devamlı olmayan fiilde beraber mutlak vakit içindir. Binaenaleyh zevç zevcesine «Zeyd geldiği gün yetgin elindedir» der ve Zeyd de gece gelirse, kadın muhayyer lamaz ve eğer Zevç kadına «bugün nikahlarsam boşsun» der ve o kadını gece nikâhlarsa,talâk vâki olur [16].

Eğer Zevc^ zevcesine «ben senden boşum» dese, işte bu söz (talâka) niyyet etse dahi manasızdır. (Zira talâk kadına izafe edilir. Zevcin ken­disine izafe etmesi meşru olmadığından manasızdır).

Eğer Zevç, Zevcesine «ben senden bâyinim veya senin üzerine ben haramım» dese, (bâyin talâka) niyyet ederse, bâyin olur. Eğer (zevç) «sen benim ölümümle beraber veya senin ölümünle boşsun» dese, bu söz anasızdır [17]. Ve yine eğer, «sen evvelâ bir talâkla boşsun» dese mana­sızdır. Bir rivayette İmam'ı Muhammed (R.A.) muhaliftir.

(Zevc)3 karısının tamamına veya yarısına mâlik olursa veya (zevce) zevcinin tamamına veya yarısına mâlik olursa, (efendi câriye veya ha­nımefendi ve kölesi şeklinde olduklarından aralarında) nikâh bâtıldır. Binaenaleyh eğer bundan sonra (Zevç zevcesini) boşasa lâğiv (mânâ­sız) dır.

Eğer, (Zevc),başkasımn cariyesi olan kendi zevcesine «sen efendiyin seni azat etmesiyle beraber iki talâkla boş ol» dese ve cariyeyi efendisi âzad etse, zevç müracaata mâlik olur.

Eğer; zevç,başkasının cariyesi olan zevcesinin talâkım yarının gel­mesine talik eder, cariyenin ağası da cariyenin azadım yarının gelmesine talik eder ve yarın da gelirse (şartlar yerine geldiğinden) zevç için o cariyeye müracaat helâl olmaz, ancak başka zevç ile nikahlanıp ve be­raber olduktan sonra (yani hülleden sonra) halal olur. İmam'ı Muham­med (R.A.)'e göre zevc?müracaata mâlik olur.

Talâkla boşanan câriye^ hürre kadın gibi icmâla (ihtiyatan) iddet bekler . [18]

 

Şihbi Talâk Faslı                          

 

Eğer (Zevç),parmaklarına işaret ederek «sen şu kadar hoşsun» dese parmakların adedince talâk vâki olur [19]. Eğer parmakların içleri ile işaret ederse, açık olan parmaklar itibar olunur. Şayet parmakların dış­ları ile işaret "ederse, parmakların yumulanlarına itibar olunur.

Eğer «sen bâyin talâkla veya sen elbette veya sen talâkın en fahişi, veya en kötüsü veya en eşeddi veya şeytanın talâkı veya bidî  talâklaı eya dağ gibi veya bin gibi veya oda dolusu veya şiddetli boşamakla veya uzun veya enli talâkla boşsun» diyerek talâkı vasıflasa ve hiç bir talâk adedine niyyeti olmazsa, bir talâkı bâyin vâkî olur [20]. Keza iki talâka niyyet ederse, yine bir talâkı bâyin vâki olur. Ancak «boşsun» sözüyle bir talâk ve «bâyin veya elbette» sözüylede diğer bir talâka niyyet eder­se., bu taktirde iki talâkı bâyin vâki olur. Ve söylenen lafızların hep^ sinde üç talâka niyyet etmek sahih olur. [21]

 

Cima Olunmuyanın Talâkı Faslı

 

 (Zevç) dâhil olmadığı zevcesini üç lafzı (sen üç talâkla boşsun sö­zü) ile söylese^üç talâk vâki olur. Şayet (atıfsız olarak «sen boşsun, boş-1, sun, boşsun lâfızları gibi üç kelimesi yerine üç defa boşsun» sözünü) ayrı ayrı söylese, birinci ile bir bâyin talâk vâkî olur. İkinci talâk vâkî ol­maz [22]                                                                            

Eğer (Zevç) , «sen bir talâkla ve bir talâkla boşsun» dese, bir talâk vâki olur. Keza eğer «sen birden evvel bir veya birden sonra bir talâkla boşsun» dese, yine bir talâk vâkî olur.

Vat (cima) olunmuş zevcede ise, yukarda vasıflanarak söylenen la­fızların hepsinde iki talâk vâki olur.

Eğer (Zevç, cima edilmeyen zevceye) «eve girersen sen bir ve bir talâkla boşsun» dese ve zevcede eve girse (İmam'i Azam R.A.) a göre bir talâk vâki olur [23]. İmameyne göre iki talâk vâki olur. Şayet şartı tehir ederse (Meselâ: «Enti tâlikun vâhideten ve vâhİdeten in dehaltiddâre = sen bir ve bir talâkla boşsun eğer eve girersen») İmamların ittifakla ile iki talâk vâkî olur ve talâk lafzına mukarm olan adet lafzı ile talâk vâkî lur talâk lafzı ile vâkî olmaz. Binâenaleyh bir kimse, «sen boşsun bir talâkla» sözünde adet lafzı olan «biri» zikretmeden ölse talâk [24]vâkî ol­maz . [25]

 

Kinayelerle Talâk Faslı

 

Talâkın kinayesi: bir lafzın talâka ve talâkdan başkasına ihtimali olanıdır. Bu kinaye lafızlarla talâkın vukuu ancak talâka niyyet veya hâlin delâleti olur [26].

Kinaye talâktan bazıları şunlardır: (Zevcin zevcesine) «iddetini say Rahmini temizle ve sen bir (talâk) ilesin», bu sözlerin her biri ile bir nc'î talâk vâkî olur. Bunlardan başka lafızlarla bir talâkı bâyin vâki olur. Ancak üç talâka niyyet etmesi hâlinde üç talâk vâkî olur. İlci ta­lâka niyyet sahih değildir.

O,  (Yukarıda geçen üç kinaye lafızlarından başka kinaye lafızları«Sen katî, inkıta, haram , hâlî, berî olarak bâinsin, yuların boynunda (Dilediğin) yere git [27], ehline kavuş [28], seni ehline bağışladım, seni erbest bıraktım [29], seni ayırdım, yetgin elindedir [30], nefsini ihtiyarj et, sen hürsün, başbezini ve başörtünü ört, örtün, gurbete  çık, çık, git; ve evceler iste (al)  », lafızlarıdır. Binâenaleyh (bu sözlerin maksadında niyyeti inkâr ederse,   rıza hâlinde iken    (inkârı)    mutlaka tesdik olunur [31]. Red imkânı olmayan ve cevap vermeye sahih olan sözde talâk müza­kere zamanında kazaen  (Mahkeme ve kadı hükmüyle)   tasdik olunmaz.

 (Zevç), gazaplı (öfkeli) zamanında talâka sâlih olup (talâkı) red etmeye ve (söylenen söz) sövmeye sâlih olmadığında (talâkın inkârı hâkim tarafından) tasdik olunmaz [32]. Hepsinde (Evvelki zikredilen üç lafız ve sonraki, kinevi lafızların hepsinde) Diyâneten tasdik olunur.

Eğer «üç defa iddetini say (bekle)» der, evvelkisi ile talâka niyyet eder ve diğerleri ile de hayza niyyet ederse, (bu niyyeti) tasdik olunur. Şayet birinciden sonrakilerde hiç bir şeye niyyet etmezse, üç talâk vâkî olur.

«Benim için hanım değilsin, senin için zevç değilim» sözleriyle talâka niyyet ederse boş olur [33].

Sarih talâk;    sarih talâka ve bâin talâka lâhik olur  [34].

 

Tefvîzu Talâk Babı [35]                       

 

(Zevç),  Zevce   için   «kendini   ihtiyar   et  dediğinde   talâka   niyyet etse, zevcede bu sözle talâk vaki olduğunu bildiği halde o meclisde nefsini ihtiyar etse (kendini boşasa), bir talâkı bâyin vâkî olur. Üç talâka î niyyeti sahih olmaz. Eğer kadın o meclisden kalksa ve başka bir amele J başlasa, muhayyerliği bâtıl olur. Zevç ve zevcenin sözlerinin birinde, (i nefsin veya ihtiyar (Muhayyerlik) lafzının zikri lâzımdır.                      

Eğer Zevç, zevcesine «ihtiyar et» dese, kadında «ben nefsimi ihtiyar  ediyorum» veya «nefsimi ihtiyar ettim» dese talâkı bâyinle boşanır.        

Eğer, Zevç, zevcesine üç sefer «ihtiyar et» der ve kadın da «birinciyi1! ve ortancayı, veya sonuncuyu ihtiyar ettim» dese, (İmam'ı Azam (R.A.) aJ göre nİyyetsiz) üç talâk vâkî olur. İmameyne göre, bâin bir talâk vâkî;iş olur. Ve eğer (ihtiyar et) sözünün üç sefer söylenmesiyle kadın «ihtiyar] etmekle ihtiyar ettim»  dese,  ittifakla  üç  talâk vâkî olur.     (Zevcin üçî dcfâ «ihtiyar et» sözü ile) kadın «Nefsimi boşadım veya talâkla ihtiyar'ettim» dese, sahih rivayette bir talâkı bâyin vâkî olur [36]. Zevç ric'ata mâlik olurda denildi.

Eğer (Zevç zevceye) «talâk hususunda yetkin elindedir veya talâk­la kendini ihtiyar et» dese ve kadın da nefsini ihtiyar etse birinci talâk vâki olur. Eğer üç talâka niyyet etse, bu taktirde kadında «nefsimi birle veya bir seferle ihtiyar ettim» dese (Yetki veren üç talâka niyyet etti­ğinden) üç talâk vâkî olur. Eğer, kadın «nefsimi bir boşadım veya nef­simi bir talâkla ihtiyar ettim» dese, bir bâyin talâk vâki olur [37].

£ğer (Zevç, Zevceye) «Bugün ve yarından sonra yetkin elindedir.» dese, gece o günün gündüzüne dâhil olmaz. Şayet kadın o gündeki yet­kisini reddederse, muhayyerlik yetkisi bâtıl olur. Fakat yarından sonra­ki yetkiyi reddetmiş olmaz. Eğer, Zevç (bugün veya yarın) derse (ara­daki) gece dâhil oîur. Şayet (zevce) bugünü reddederse, (Zevcenin talâk muhayyerliği) serbestliği yarına baki kalmaz [38]

Eğer, kadın talâkın kendisine havalesinden sonra bir gün durur ve (Muhayyerlik verilen meclisden)  kalkmazsa, veya  ayakta  iken muhayyerlik sözünü işitse ve otursa veya otururken işitse ve dayansa, veya dayanırken işitse ve otursa veya hayvan üzerinde iken işitse ve hayvanı­nı durdursa veya kadın müşavere etmek için babasını davet etse, veya şâhidleri şehâdet ettirmek için davet etse, kadının muhayyerliği bâtıl olmaz. Ve eğer, (Muhayyerlik verilen kadın) hayvanım yürütse, muhay­yerliği bâtıl olur. Kadın kendisi geminin içinde olurda gemi yürürse, muhayyerliği bâtıl olmaz.

Eğer, Zevç, zevcesine «nefsini boşa» dese ve talâkı da niyyet etmese veya bir talâka niyyet etse ve kadında «kendimi boşadım» diyerek talâk verse, ric'î bir talâk vâkî olur.

Kezâ( («nefsini boşa» deyince kadın) «nefsimi uzaklaştırdım» de­se, yine ric'î bir talâk vâkî olur [39]. Şayet (kadın muhayyer bırakılınca) kendini üç talâkla boşar ve muhayyerliği ve zevcide üç talâka niyyet eder­se, üç talâk vâkî olur. (Zevcin) iki talâka niyyeti Iâğıv (mânâsız) dır.

Eğer, (Zevç zevceye «nefsini boşa» dediği zaman zevce) «nefsimi ih­tiyar ettim» dese (ihtiyar lafzı talâkdan sayılmadığından) talâk vâki ol­maz. (Zevcin zevceye) «kendini boşa» sözünden sonra, sözünden dönmeye mâlik olmaz ve bu söz meclis ile mukayyet olur. Ancak (zevç «nefsini boşa» dediği vakit «dilediğin zaman» kaydını ilâve ederse (meclisde ve meclisden sonra kadının muhayyerliği bâtıl olmaz).

Eğer zevç, zevcesine «ortağını (eşini) boşa» veya başka bir kimseye «benim karımı boşa [40]» dese, zevç rucûa mâlik olur ve bu söz meclisde

mukayyed olmaz. Ancak (yukarıdaki sözlerin sonunda» «Eğer dilersen» ziyâde ederse (zevce rucûa mâlik olmaz ve kendisine talâk verme yetki­si verilen zevce veya başka adam o meclisde talâk verebilir),

Eğer, zevç zevcesine «kendini üç talâkla boşa» dese, kadında bir talâkla kendini boşasa, bir talâk vâki olur. Şayet bunun aksi olan «ken­dini bir talâkla boşa» dediğinde, kadında «nefsimi üç talâkla boşadım» dese (İmam'ı Azam «R.A.»a göre) bir şey vâkî olmaz. İmameyne göre bir talâk vâkî olur [41].

(Zevç zevceye) «dilersen kendini üç talâkla boşa» sözünün cevabın da zevce kendini bir talâkla boşasa (temenni ve arzu üç talâkla hava­le edildiğinden ve-zevcede şarta riâyet etmeyerek bir talâkla kendini boşamaya gittiğinden) bir şey (talâk) vâkî olmaz. (İmam'ı Azam «R.A'.»a göre) bunun aksi olan bir talâkla kendini boşamaya muhayyer bırakılsa, zevcede bunun zıddına üç talâkla kendini boşasa, yine bir şey vâkî ol­maz. İmameyne göre bir talâk vâkî olur.

Eğer, zevç zevcesine bâin, veya nc'î talâkla kendisini boşamasını emr&tse kadında aksini (meselâ: bâin talâkla söylediğinde kadın ric'î talâkla kendini boşayarak aksini) işlese, zevcin emreddiği şey vâkî olur. Eğer, zevç zevceye «sen arzu edersen boşsun» dese, kadında zevcine «sen arzu ettinse bende arzu ettim» dese, zevç de talâka niyyet ettiği halde «arzu ettim = diledim dese (kadın zevcinin sözüne muhalefet ederek mâlâyâni şeklinde «sen diledinse bende diledim» sözüyle meşgul oldu­ğundan) bir şeye talik ederse, yine bir şey (talâk) vâkî olmaz. Şayet (kadın) dilediği mevcud olan bir şeye^tâlik ederse, talâk vâkî olur.

Eğer,  (zevç zevceye)  «sen dilediğin zaman veya ne zaman dilersen veya dilediğin vakit veya ne zaman dilersen boşsun» dese, kadında o sö- i': xfl O meclisde reddetse (hayatiyle ilgili zamana şâmil olduğundan yine | muhayyerliği baki kalır), reddetmiş olmaz ve kadın için dilediği zaman  bir talak bocama hakkı vardır. Bir talâkdan ziyâde yoktur.                     

Eğef, zevç zevceye «sen her ne zaman dilersen boşsun» dese, kadın;. için ayrı ayn  talâkla boşama hakkı vardır.   Fakat üç talâkı toptan | bir kelime ile Üç talâkı vermek ve başka kocaya vardıktan sonra tekrar nikahlanınca bu şart câri değil (yani kadının kendini boşama hakkı yok-

Eğer, zevç zevceye «sen dilediğin mahalde veya dilediğin mekânda! boşsun» dese, (kadın) o meclisde talâkı dilemediği müddetçe boş olmaz.l Eğer, zec zevceye «sen nasıl dilersen boşsun» der ve kadında zevcin ni-| yetine muvafık olarak ric'î veya bâin veya üç talâkı dilerse, öylece vâkîf olur.                                                                         

Âyet zevç ve zevcenin dilemeleri bir birine muhalif olursa, (Mel sclâ: Zevcin muhayyer bırakışı ve niyyeti üç talâk veya nc'î t altık' olurdu, zevcede bunun hilâfına ya bâin talâk veya üç talâk yerine bnl talâkı dilerse) ric'î bir talâk vâkî olur.                                                 

Keza kadın hiç bir şey dilemezse, yine nc'î bir talâk vâkî olur, İmaj* meyne göre bîr şey vâkî olmaz. Şayet zevcin hiç bir şeye niyyeti olmasa| kadının dilediği vâkî olur [42]                                                             

Eğer, zevç zevceye «sen kaç adet dilersen veya ne kadar dilersek boşsun» dese meclisde dilediği kadar (bir, iki veya üç talâkla) kadın ken^ dişini boşar. Meclisden sonra (yâni meclisden kalktıktan sonra) kadıiı kendini boşamak istese, talâk vâkî olmaz.                                            

Eğer, zevç zevceye «kendini üç talâkdan dilediğin kadar boşa» dese, (İmamı Azam (R.A.)'a göre) kadın için üç talâkdan aşağısını boşama hak­kı vardır. Üç talâkı boşama hakkı yoktur. İmameyn (üç talâk verme hak­kı vardır, diyerek) muhaliftirler. [43]

 

Talâkı Şakta Talik Babı [44]

 

(Talik), ancak mülkde (nikâhla mâlik olduğu kadında) sahih olur. Bir zevcin nikâhlı ailesi için (falanı ziyaret edersen sen boşsun [45]» sözü gibi veya zevcin mülke izafe etmesiyle (talik) sahih olur ki, erkeğin yabancı bir kadına  «eğer seni nikahlarsam sen boşsun»  sözü gibi  dese ve o kadını da nikâhlasa,  (talik edilen şart bulunduğundan)  talâk vâki olur [46]

Şayet bir erkek yabancı bir kadına «sen (falanı) ziyaret edersen artık sen boşsun» dese ve o kadını nikâhlasa, kadında (O ziyaret yasak edilen yeri) ziyaret etse (mülke ve mülkün sebebine izafe edilmediğin­den) kadın boş olmaz.

Şart lafızları şunlardır; İn, izâ, izâmâ küllü, küllemâ, meta ve met-âmâ, binaenaleyh talik edilen şart bu lafızların hepsinde bulunduğu va­kit yemin sona erer. Ancak «küllema» lafzında sona ermez. Zira bu lafız tezevvüç, üzerine dâhil olmadığı müddetçe üç talâkdan sonra sona erer. Şu halde, zevç «her ne zaman kadın tezevvüç edersem (nikahlarsam), işte o (kadın) boş olsun» dese, her tezevvüç ettiği (nikahladığı) kadın velevki başka zevceden sonra olsun (yâni velevki şartın vukuundan son[47]

Eğer,  bir  zevç  zevcesine' «her  ne  zaman  eve gidersen  işte  sen boş­sun» dese, üç talâkdan ve başka zevce vardıktan  (hülleden)   sonra boş olmaz [48]

Mülkün zail (yok) olması yemini ibtâl etmez. Mülk bir şeye ta­lik edilen talâkın vukuu için şarttır. Yeminin sona ermesi için şart de­ğildir. Binaenaleyh eğer mülkde şart bulunursa, yemin sona erer ve talâkda vâkî olur. Ancak şart mülkde bulunmaz, başka şeyde bulunursa, yemin sona erer, fakat talâk vâkî olmaz [49]                                  

Eğer zevç ve zevce şartın varlığında ihtilâf ederlerse,  (yeminle bc-lâbe) söz zevcindir. Ancak kadın dâvasına delil dikerse (bu taktirde söz) kadınındır [50]

Eğer talâk, talik edilen bir şeyde talik eden zevç için bilgi bulunmaz, ancak kadın tarafından biKnebilirse, (hayız gibi) bu taktirde söz kendi­si hakkında kendisi içindir, başka kadınlar hakkında değildir. Binâen­aleyh zevç zevceye «Eğer hayız görürsen işte sen ve falan kadın (hayız görürse) hoş olsun» dese, kadında «ben hayız gördüm» dese, o kadın boş olur, falan kadın boş olmaz.

Keza zevç zevcesine «eğer Allah (C.C.)'ın azabını seversen işte sen boşsun ve kölem hürdür* dese, kadında, «Allah (C.C.)'ın azabım severim» dese, hoş olur. Fakat köleâzat olunmaz.

(Hayız) .kanı üç gün devam etmediği müddetçe (zevç, zevceye) «eğer sen hayız görürsen» sözünde (talâk) vâkî olmaz. Şayet kan üç gün de­vam ederse, hayız kanının  akmaya başlamasından itibaren talâk vâkî olur.

Zevç zevcesine «eğer sen hayız görmekle görürsen» dese, hayızdan temizlendiği vakit (hayız hâlinin tamamı hâsıl olduğundan) talâk vâkî olur.

Eğer, zevç zevceye «erkek doğurursan sen bir talâkla boşsun ve eğer' kız doğurursan sen iki talâkla boşsun» dese ve her ikisini (erkek ve kız) doğursa, (erkek ve kızdan hangisinin) evvel doğduğu bilinmese, kadâen (mahkeme ve kadı hükmüyle) bir talâk ve haramdan kaçınmak için (ih-tiyatan) iki talâkla boş olur. İddet (ikincisinin doğumundan itibaren) bi­ter.

Eğer (talâk),   iki şarta talik edilirse,    talâkın vâkî olması için ikî Şartın sonunda mülkün    (nikâha mâliyyetin)    mevcudiyeti şart kılındı.

Şayet şartın her ikisi veya şartların her ikisinin sonunda mülkiyette bu­lunursa, iaiâk vâki olur [51]. Ve eğer şartın her ikisi veya şartların ikisinin sonunda mülkiyet bulunmazsa, talâk vâkî olmaz.

Aceleten (şarta talik edilmeden) verilen üç talâk, şarta talik edilen üç talâkı bir şarta talik etse, sonra şartın meydana gelmesinden evvel derhal üç talâkı verse, sonra hülleden sonra o kadını nikâhlasa ve talik edilen şartda meydana gelse Mrşey vâkî olmaz [52]

Eğer, (zevç) üç talâkı ve (cariyenin) azadını vat'a (cima) talik et­se (zekerin ferce) girmesinden sonra durmakla mehri misil vâcib olmaz. Ve (zekerini) çıkarıb tekrar (ferce) girdirmediği müddet rıc'î talâkda da (zekerin durmasıyla) müracaat etmiş olmaz. İmam'ı Ebî Yusuf (R.A.) için muhalefet vardır.

(Zevç zevcesine) «Eğer onu (cariyeyi veya bir kadını) senin üzeri­ne nikahlarsam işte o (câriye veya hir kadın) boş olsun» dese, (sonra o hür zevcesini bâyin olarak boşasa) ve onu (cariyeyi veya bir kadını) bo­şanan kadın iddetinde iken üzerine nikâhlasa,  (yeni nikahladığı kadın) boş olmaz [53]

Eğer, (zevç) «sen boşsun» sözüne «inşallah = Allah (C.C.) dilerse» veya «inlemyeşe illah = Allah (C.C.) dilemezse» veya «Maşallah = Allah (C.C.)ın dilemesiyle» veya «Mâlem yeşaillâh = Allah  (C.C.)'ın  dilememesiyle» veya    «İllâ en yeşâallâh = ancak Allah (C.C.)'ın dilemesiyle» sözünü bitiştirirse, (kadın) boş olmaz [54]

Keza eğer kadın «(zevcin) İnşallah sözünü (sen boşsun) sözüne bitiş-tirmezden evvel (sen boşsun) sözü bitince (kadın) yine boş olmaz. Şayet (inşallah sözünü söylemezden evvel) zevç ölürse (zevcin o sözü söyleme yetkisi tamamen yok olduğundan) talâk vâki olur.

«Sen biri müstesna üç talâkla boşsun» sözünde iki talâk vâkî olur; «ikisi müstesna, üç talâkla boşsun» sözünde bir talâk vâkî olur. Ve «üçü müstesna, üç talâkla boşsun» sÖzündede (istisna edilen üç talâkın ay tu olduğundan, istisna edilen üç talâk verilen üç talâkda baki kalmıştır, binâenaleyh) üç talâk vâki olur. [55]

 

Hastanın Talâkı Babı [56]

 

Bir hal ki, o hal ile (hastalık ile) adam karısını boşamak suretiyle (kadının mala vâris olmasından) kaçması için olan ve bu halde (hasta-Iıkda) zevcin zevcesine teberrûu (mal bağışlaması) nafiz olmaz, ancak malının üçte birine (sözü geçer ve) nafizdir. Öyle bir halkj, çok zaman o halde helak (ölüm) olur. (Zevcin) evinin hârici ihtiyacım temin etme­ye mâni olan hastalık gibi ve meydanda çarpışmaya (veya çarpışmaya davet etmeye) mâni hal ve (zevcin) recim veya kısası (îcâbeden suç işle­diğinden dolayı) bunların icrası maksadiyle öldürülmesi için meydana takdim edilmesi hâli gibi.

Binâenaleyh (ailesinin ayrılmaya rızası yok iken) ailesini talâkı bâ-yinle (kocası) boşasa ve kocasıda bu halde (ölüm hastalığı gibi sebep­lerden biri halinde) olsa, sonrada o hal üzere o bulunan sebep veya baş­ka bir sebeple (zevç) ölse o kadında iddeti içinde bulunsa (yâni iddeti bitmemiş olsa), kadın vâris olur [57].

Keza kadın talâkı rıc'î talep etse ve zevç de kadını üç talâkla boşasa, kadın yine vâris olur ve talâkı bâyinle boşanmış kadın zevcin oğlunu şehvetle öpse (kadının Öpmesi ise mâni olmadığından) kadın yine vâris olur.

Eğer, o (zevç) muhasarada veya harp safında veya kısas ve recmin îfasi için hapiste veya evin haricî ihtiyaçlarını deruhte etmek üzere çalı­şır olduğu halde iken zevcesini talâkı bâyinle boşasa lâkin zevç çok zaif (hasta olur), veya sıtma hastalığına müptelâ ise, kadın vâris olmaz  [58]

Keza (zevcin hastalığı ânında) kadın kendisi bedeli hulû ve muhayye lik suretiyle ihtiyar edip boşanmaya kalksa, yine vâris olmaz [59]

Her hangi bir kadın kendi emriyle veya emri olmadan üç talâkla şansa, fakat (boşayan zevç) sağlamlaşsa sonra Ölse, yine vâris olmaz [60] ve talâkı bâyinle boşandıktan sonra kadın dinden çıksa sonra müslüman;1 olsa yine vâris olmaz.                                                                                      

Keza hadım veya innîn veya bâliğlik muhayyerliği veya azat sebe-i biyle tefrik olunan kadında vâris olamaz. Şayet kadın zikrolunan muhay-j yerlikleri işlerse ve o (kadın) hasta olduğu halde evin ihtiyaçlarını ifaya kadir olmaz ve o (kadın) iddette iken sonra Ölürse (kadın) vâris olur[61]

Eğer, (zevç) hastalığında kadının emriyle bâyin talâkla boşasa ve­ya talâkın vukuu zevcin sıhhatında olduğuna zevç ve zevce ittifak et­seler ve iddetde bitse sonra zevç kadın için (bir şey) vasiyet etse veya kadına bir miktar borcunu ikrar etse, kadın için mirasdan azını, (zev-cİn) vasiyet ettiğinden alma hakkı vardır.

Eğer, zevç talâkı yabancı bir kimsenin filine veya vaktin gelmesine talik etse ve (talik edilen şartda) bulunsa, bu taktirde talik ve şart, zev­cin hastalığında olursa, kadın vâris olur. Şayet (talik veya şartdan) biri­si sıhhatta olursa, kadın vâris olmaz.

Eğer, zevç talâkı kendi filine talik etse(  meselâ:  «Falan eve girer­sem sen boşsun» dese) ve şart ve talik veya sâde şart hastahkda olsa, ka­dın vâris olur. Keza zevç talâkı zevcinin filine tâük etse ve o fiilde kadın., için İşlemesi zarurî olsa ve bu talik ve şartda zevcin hastalığında olsa, kadın yine vâris olur.

Keza zevcin hastalığı hâlinde iken sâde şart vâki olursa (îmam'ı Azam ve Ebû Yusuf (R.A.)'e göre) kadın yine vâris olur. İmam'ı Muhammed (R.A.) için hilaf vardır. Şayet kadın için şartın bulunması kesilmiş olsa, her hâlinde (talik ve şartın bulunması zevcin hastalığı hâlinde olsun is­ter bunlardan birisi hasta hâlinde bulunsun), yine kadın vâris olmaz.

Eğer, zevç zevceye zina ile iftira etse veya zina ettiğine yeminle şâ-hidlik etse ve o (zevç) bu hâlinde hasta olsa kadın vâris olur. Keza zina1 ile iftirası zevcin sıhhatında ve şahitliği hastalığında olsa, yine vâris olur. İmam'ı Muhammed (R.A.) i;in muhalefet vardır.

Eğer, zevç zevcesini ilâ etse ve zevcede ilâ sebebiyle bâyin olsa (bîr bâin talâkla boş olsa) binâenaleyh ilâ ve bâyinlik zevcin hastalığında olursa, kadın vâris olur. Şayet ilâ zevcin sıhhatında iken olursa, kadın vâ­ris olmaz.

Rıc'î talâkda ise, zevç kadının iddetinde (kadının iddeti bitmeden) olsa, bu  (yukarda), zikredilenin hepsinde kadın vâris olur.  Ancak zevç kadının iddetinde ölmezse (iddet bittikten sonra ölürse) kadın vâris ol­maz [62].

 

Ricat Babı

 

O (ric'at), mevcut nikâhın iddeti içinde devamım istemektir [63]. Binâenaleyh bir kimse hanımım sarih talâkla üç talâkdan aşağı boşasa veya kinaye lafızlardan evvelki ÜçÜ (îteddî =r iddetini say, istebreî rah-meki =rahmini temizle ve enti vâhideten = ve sen bir ilesin) ile talâk verir ve şiddet nevîlerinden bir nev'î ile vaşıflamaz ve talâk karşılığında mal olmazsa, kadın kaçınsa dahi iddeti içinde zevç için «ben sana mürâcaat ettim» veya «aileme müracaat ettim» sözü veya zevç ye zevceden iki tarafın birisinden cima, (şehvetle) dokunma ve bunların emsali ak­rabalık haram lığım îcab eden fili ile müracaat etme hakkı vardır [64].

«Müracaat ettim» (sözü) üzerine şâhid dikmek ve müracaatı kadına duyurmak mendup oldu.

Eğer, zevç zevcesine iddetten sonra «sana ben iddet içinde müracaat etmiştim» dese ve kadında zevci tasdik etse ric'at sahih olur. Ancak kadın zevcini tasdik etmezse ric'at sahih olmaz [65].

Eğer zevç zevcesine «ben müracaat ettim» dese ve zevcede ceva­ben zevce, «iddetim bitti» dese söz zevcenin sözüdür. (İmam'i Azam (R.A.)'a göreyeminle beraber) söz kadın içindir ve ric'at da sahih değil­dir. İmameyn için muhalefet vardır.

Eğer cariyenin zevci iddetten sonra (cariyeye)  «ben sana iddet içinde müracaat etmişdim» dese ve zevcin sözünü cariyenin ağası tasdik et­se, cariyede tekzip etse, bu taktirde söz câriye içindir. İmameyne göre söz ağa içindir. Bunun aksinde ise (yâni câriye kocasını tasdik eder ve ağa tekzip ederse) doğru olan kavilde ittifakla söz ağa içindir. Eğer, zevç cariyesine «müracaat ettim» dese ve cariyede «benim iddetim bitti» de­se, zevç ve ağa da iddetin geçtiğini inkâr etseler bu taktirde söz cariye­nindir.                                                                                          

Kadın son hayzmdan (üçüncü hayzdan) on günün tamamında te­mizlendiği vakit kadın gusül etmese dahi ric'at kesilmiş olur [66]. Şayet hayız on günden az vakitte kesilirse, gusül etmedikçe veya kadının (hay. zın bitimiyle) üzerinden bir namaz vakti geçmedikçe veya teyemmüm, edip namaz kılmadığı müddetçe ric'at bitmiş olmaz. İmam'i Muhanv med (R.A.) e göre kadın namaz kılmasa dâhi teyemmümle ric'at bitmiş olur.

Kitabiye (ehli kitap olan) kadında ise mücerred hayızın kesilmesiy­le bilittifak ric'at (zevcin müracaat hakkı) sona ermiş olur.

Eğer, kadın (hayzın kesilmesinden sonra) gusül etse ve azadan azı­nı unutsa ric'at sona ermiş olur. Şayet (gusülde) tam bir azayı unutur­sa ric'at sona .ermiş olmaz. (Zevcin müracaat hakkı devam eder).

Mazmaza ve İstinşakdan her biri azanın azı gibidir (yâni mazmaza ve istinşakdan bir tanesi unutulsa bir azanın azını unutma gibidir, binâ­enaleyh ric'at sona ermiş olur). İmam'ı Ebû Yusuf (R.A.) den bir riva­yette âzânın tamamı gibidir (âzânın tamamı unutulunca ric'at sona er­miş olmaz).

Eğer zevç hâmile veya kendinden çocuk doğuran hanımım boşasa ve (zevç) kadını cima ettiğini inkâr ederse zevç için müracaat etme hak­kı vardır. Eğer, zevç halveti sahihada kaldığı zevcesini boşasa ve ka­dını cima ettiğini inkâr etse (Cima etmedim dese) zevç için müracaat etme hakkı yoktur. Şayet (halvetten ve cimâmn inkârdan sonra)  zevç zevceye müracaat etse ve ricattan sonra iki seneden az vakitte kadın ço­cuk doğursa ric'at sahih olur[67]

Eğer zevç zevcesine «eğer çocuk doğrursan bu taktirde sen boşsun» de­se ve kadın çocuk doğursa sonra başka batından (ikinci sefer) başka (ikinci) çocuk doğursa işte o (son çocuk) ric'attır.

Eğer, zevç zevcesine «her ne zaman doğurursan sen boşsun» dese ve (kadında) muhtelif batınlarda üç çocuk doğursa ikinci ve üçüncü (çocuk­lar) ric'attır ve üçüncü çocuğun doğumu ile üç talâk tamam olur, kadın' üzerine hayızlarla iddet beklemesi lâzımdır.

Ric'î talâkla boşanan kadın, (zevç ve zevcenin arasında nikâh mev-cud olduğundan) yüzünü ve bedenini tezyin eder.

Eğer (zevç zevcesine), ric'atı arzu etmezse, zevç (öksürme vesaire ile geldiğini ve müracaatını) bildirinceye kadar onun (kadının) üzerine (evine, yanına) girmemesi mendüb oldu. Talâkı ric'î ile boşadığı zev­cesine müracaat etmediği müddetçe kadınla (zevcin) sefere gitmesi yok­tur.

Ric'î talâk, vat'ı (cimayı) haram etmez ve zevç için üç talâkdan aşağı talâkı bâyinle boşadığı zevcesini iddet içinde veya İddetten sonra nikahlaması vardır [68]

Hürre olan kadın üç talâkdan sonra ve câriye iki talâkdan sonra halal olmaz. Ancak sahih bir nikâhla başka zevcin cimâ'ından sonra ve (boşandıktan ikinci) zevcin iddeti bittikten sonra (birinci zevcin tek­rar) nikahlaması helâl olur.

Zevç için yanında mâlik olduğu ve iki talâkla boşanan cariyesi halal olmaz. (Üç talâkla boşanan) kadını mürâhikin vat'ı (hülle suretiyle ci-ma'ı birinci zevce) helâl eder, (iki talâkla boşanan cariyeyi) ağasının ci-ma'ı helâl etmez. (Birinci zevç için hüllenin helâl) kılmasının şartı ze­kerin ferce girmesidir, meninin" inzali şart değildir.

Binâenaleyh eğer bir kimse, (üç talâkla boşanmış kadım) tah­lil (birinci zevç için helâl kılmak için boşamak) şartiyle nikahlarsa mekruhtur [69]. (Fakat her ne kadar mekruh ise de) birinci zevç için helâl olur. İmam'ı Ebî Yûsuf (R.A.) den rivayet olundu ki; şüphesiz bu nikâh fasittir ve birinci zevç için helâl olmaz. İmam'ı Muhammed (R.A.) den rivayet olunuyor ki, tahlil sahilidir, fakat birinci zevç için helâl olmaz.

(Hülleye giren) ikinci zevç üç talâkın hükmünü kaldırdığı gibi üç talâkdan az olan talâkın (kalan bir ve iki talâkın) hükmünü de kaldı­rıp. İmam'ı Muhammed (R.A.) için muhalefet vardır.

Binâenaleyh bir kadın üç talâkdan aşağı talâkla boşansa ve kadın ikinci zevcden sonra birinci zevce avdet etse, (iddeti bittikten sonra tek­rar varsa) üç talâkla avdet eder, İmam'ı Muhammed (R.A.) e göre baki kalanla avdet eder.[70]

Eğer, üç talâkla boşanan zevce (birinci zevcine) «iddetim senden bitti», «ikinci zevcin hükmünden çıktım ve iddetim bitti» dese ve geçen zaman bu müddeti içine aldığı olsa zevç için eğer zevcesinin na zannı galibi olursa tasdik etme hakkı vardır . [71]

 

Îlâ Babı [72]

 

O (îlâ), müddetinde zevcenin vat'ı (cimâ'ı)nın terki üzerine yemin atmektir. O (ilânın müddeti), hürre kadın için dört ay, carîye için iki iydır. Binâenaleyh bumüddetten az müddet üzerine yemin etse îlâ ol-naz.

îlânın hükmü,    (yemin eden zevç)    yemini yerine getirse,    (Hüre kadına dört ay, cariyeye iki ay cima etmemeye ettiği yemini muhafaza eder yaklaşmazsa)  bir talâkı bâyinin  vâkî  olmasıdır  [73]   ve kefâretin veya (yemini bozarak) hânis olursa cezanın lâzım gelmesidir [74]

Binâenaleyh zevcesine «vallahi sana yaklaşmam» veya «vallahi sa­na dört ay yaklaşamam» dese, (zeyc) îlâ yapmış olur. Keza (zevç zevce­sine) «eğer sana yaklaşırsam (cima edersem) benim üzerime hac veya oruç veya sadaka lâzımdır veya sen boşsun veya kölem âzad olsun» dese, yine îlâ etmiş olur.

Binâenaleyh (zevç) müddet içinde (hürre kadın için dört ay câriye için iki ay içinde) kadına yaklaşırsa, (yeminde) hânis olur ve îlâ sakıt olur. Ancak müddetin geçmesiyle (müddet içinde yaklaşmazsa), bir bâ­yin talâkla boş olur, (zevç) dört ay yaklaşmak üzere yemin ederse, ye­min sakıt olur ve (yemini müddet beyân etmeden) mutlak olarak eder­se, yemin baki kalır.

Binâenaleyh  zevç zevcesini  ikinci  defa  nikâhlasa,     îlâ  avdet  eder.

âyet tekrar cimâsız diğer bir müddet  (dört ay)  geçerse, bir diğer bâ-in talâk vâkî olur [75]

Eğer, zevç zevcesini üçüncü defa nikâhlasa (ve cima etmeden dört y geçse) yine bâyîn talâkla boş olur.

Binâenaleyh eğer zevç (üç talâkla boş olan) kadını diğer bir zevcin ikâhlayıp cimâ'mdan (ve talâkından sonra iddeti bitince birinci zevç) ikâhlasa, îlâ yoktur ve yemin bakidir. Şu halde eğer zevç (ikinci sefer ikâhladığı) zevcesini cima etse, keffâret veya ceza lâzım olur [76] ve eve müddet içinde (dört ayda) cima etmese de müddetin (cimâsız) geç-lesiyle bâyin talâk vâkî olmaz.

Keza zevç yabancı bir kadına veya talâkı bâyinle boşadiğı zevcesine îlâ etse, (îlâ bulunmadığından) talâkı bâyin yine vâkî olmaz. Ama ric'î talâkla boşanan kadın nikâhı altında zevcesi gibidir (îlâ sahih olur).

Dört aydan aşağıda îlâ yoktur. Binâenaleyh zevç zevcesine «vallahi sana iki ay ve o iki aydan sonra iki ay yaklaşmam» dese, îlâ olur. Şayet «vallahi iki ay yaklaşmıyacağım» der ve birgün durduktan sonra «ev­velki iki aydan sonra iki ay yaklaşmıyacağım» dese îlâ olmaz [77]

Keza bir kimse zevcesine «vallahi ben sana birgün müstesna bir sene yaklaşmıyacağım» dese yine îlâ olmaz. Binâenaleyh (sene içinde) zevcine yaklaşırsa ve seneden dört ay baki kalsa (İstisna edilen gün çıktığı ve dört ayda kaldığı için) îlâ etmiş olur.

Eğer, bir kimse «Basraya dâhil olmayacağım» dese ve hamımda Basrada olsa (hanımı basradan çıkarıp yaklaşmak mümkün olduğundan) îlâ etmiş olmaz.

Eğer, îlâ edici zevcenin cimâ'mdan zevcin (kendinin) hastalığı, veya zevcenin (hanımının) hastalığı sebebiyle veya kadının ferci etiyle biti­şip kapanması veya kadının küçüklüğü veya erkeğin hadımlığı (zekeri­nin kesilmesi) veya zevç ile zevcenin arasında dört aylık mesafenin bu­lunması sebebiyle âciz olursa, zevcin ilâdan dönmesi (vaz geçmesi, fariğ olması) müddetin (dört ayın) sonuna kadar yemin vaktinden itibaren Özür devam ederse, (zevcin) «ben kadına rucû ettim» demesidir. Binâ­enaleyh müddet için (cimadan acizlik) zail olursa, (zevce) vat (dil ile değil cima) ile rucû'u taayyün eder [78]

Eğer, (talâk konuşulurken veya gazap hâlinde iken) zevç zevceye «sen benim üzerime haramsın» dese haramhğa niyyet ederse veya hiç bir şeye niyyet etmezse, îlâ edici olur.

Eğer, zıhâra niyyet ederse, zıhardir, eğer, yalana niyyet ederse ya­landır, talâka niyyet ederse hâindir ve üç talâka niyyet ederse Üç ta-lâkdır. Fetvada bununla («sen benim üzerime haramsın» sözü ile) ta­lâkın vukû'u üzerinedir, velevki niyyet etmesin.

Keza zevcin «her helâl benim üzerime haramdır» veya «her hangi bir şevki sağ elimde tutarım, benim üzerime haramdır» sözüyle Örf (ve âdet)ten için yine talâk vâkî olur. [79]

 

Hulû Babı [80]

 

Ö (hulû), nikâhdan ayrılmaktır. Zevcinin boşaması için kadının mal ile kendini feda etmesidir de denildi. (Hulû'a) ihtiyaç olunduğunda beis yoktur.

Eğer edepsizlik (haksızlık) zevç tarafından olursa, zevcin (Hulû. mukabilinde zevcesinden) bir şey alması (t ah r i men) mekruhtur. Şayet edepsizlik (haksızlık ve geçimsizlik) zevce tarafından olursa, zevç için zeVfesine verdiği şeyden (mehir vesaire olarak verdiği maldan) fazla al-masıda mekruhdur. „

Hulû ile ve (sarih) talâkla vâkî olan şey (mal karşılığında hulû suretiyle verilen nikâh ayrılığı ve «sen bin dirhemle boşsun» gibi mal mukabilinde verilen talâk) bâyin talâktır ve konuşulan mal lâzımdır [81]. Mehir için muvafık olan şey (mal vesaire) hulû karşılığı olarak mu-vâfik olur.

Eğer, hulüda îvaz    (talâk karşilığındaki mal)    bâtıl olursa    (hınzır,  , garap ve murdar hayvan gibi şeyler olursa) bâyin bir talâk vâkî olun .' (gayrimeşru mal üzerine) talâkda bir şeysiz ric'î talâk vâki olur. Nitekim zevç müslüman olduğu halde zevcesini şarab, veya hınzır veya murdar1 lâşe üzerine talâk vermesi veya hulû etmesi hâlinde olduğu gibi, veya . kadın zevcine (benim elimde olan şey üzerine hulû et» dese, halbuki ka­dının elinde de bir şey olmasa, talâkı ric'î vâkî olur.  Eğer, kadın «dirhemlerden elimde olan şey üzerine beni hulû et» de-be ve elindede bir şey olmasa, (dirhemler kelimesi cemi olduğundan ve ce­minin en aşağısı üç olduğundan) kadına üç dirhemi  (zevcine)  vermesi lâzım olur. Eğer, kadın «mutlak mal üzerine beni hulû et» derse, bu tak-1 dirde mehrini (kocasına) red etmesi (vermesi) lâzım olur.

Eğer, zevç zevcesinin kaçak kölesinin üzerine zevcesini kaçak köle­sini tazmin etmekten beri olarak hulû etse, kadın köleyi tazmin etmekten berî olmaz ve kölesini zevcine teslim etmesi mümkün ise teslim etmesi lâzımdır. Şayet teslim mümkün değilse, kölenin kıymetini vermesi lâ­zımdır.

Eğer kadın zevcin «bin mukabilinde beni üç (talâkla) boşa» dese ve zevcde bir talâkla boşasa, zevç için binin üçte 'birini almak vardır ve zevcede bâyin talâk vâkî olur, zevç «beni bin üzerine talâk ver» der (zevcde) bin üzerine (bir talâk verirse İmam'ı Azam (R.A.)'a göre) bir» şeysiz ric'î bir talâk vâkî olur. İmâmeyne göre «ba» île olan gibidir (Bâ-ı yîn bir talâk vâkî olur ve binin üçte biri lâzım olur).

Eğer zevç zevcesine «kendini bin İle veya bir üzerine üç talâkla bo-şa>< dese, zevcede (kendini) bir talâkla boşasa, (talâkdan) bir şey vâkî olmaz.

Eğer, zevç zevcesine «sen bin (akçe veya lira) ile veya bia üzerine boşsun» dese, kadında kabul etse, bâîn bir talâk vâkî olur ve kadına (ko­casına) mal vermesi lâzım olur.

Eğer, zevç zevcesine «sen boşsun ve üzerine bin (akçe veya lira) lâzımdır» veya kölesine «sen hürsün ve üzerine bin lâzımdır» dese, (İmam'ı Azam R.A. göre) kadın ve köle kabul etmeseler dahi tneccânen kadın boş olur ve köle azat olunur. İmâmeyne göre( kadın ve köle) kabul etmedikleri müddetçe kadın boş olmaz ve köle âzad olunmaz. (Kadın ve köle) kabul ettikleri vakit mal lâzım olur.

Hulû, kadın hakkında (mal karşılığında talâk gibi) mal karşılığı­dır. Binâenaleyh mal karşılığını (kadın) kendine vacip kıldıktan sonra (meselâ: «Beni şu kadar mal ile hulû et» dedikten sonra) zevcin kabu­lünden evvel kadının rucû'u sahih olur ve kadın için muhayyerlik şar-tida sahih olur.

Hulû, (zevcin kabulünden evvel) kadının meclisden kalkması ile bâ­tıl olur. (Hulû), zevç hakkında yemindir. Binâenaleyh kendi üzerine vâcib kıldıktan (kabul ettikten) sonra ruc'û edemez. Zevç için muhay­yerlik şartıda sahih olmaz ve kadının kabulünden evvel (zevcin) mec­lisden kalkmasiyle de (hulû) bâtıl olmaz [82].

Mal üzerine kölenin âzâtındaki taraf, kadının hulûdaki tarafı gibi­dir (köle .tarafından mal karşılamak ağa tarafından yemindir).

Zevç zevcesine «dün seni bin (akça veya lira) ile boşamışdım ve sen kabul etmemiştin» dese, kadında «belki kabul etmiştim» dese, söz zev­cindir [83]

Eğer, satıcıda böyle (zevç gibi) dese, (alıcıda kadın gibi dese) söz alıcınındır.

Mübâree: (Zevç ve zevceden biri nikâhın sabitliğini iddia ve ispat edip diğerininde kabul etmesi) hulû gibidir. Mübâree ve hulû'dan her-biri zevceyinden (karı - kocadan) her birinin nikâha tealluk eden hak­kını (mehir ve geçmiş nafaka gibi şeyleri) iskât eder.

Binâenaleyh o (kadın) mehri ve geçmişteki taktir edilmiş nafakayı isteyemez.. O da (zevcde) nafakanın müddeti geçmese dahi acele olarak verdiği nafakayı isteyemez ve (zevç) duhulden (cimâdan) evvel hulû et­tiği (kadına) teslim ettiği mehri de isteyemez. İmam'ı Muhammed (R.A.)'e göre (zevcve zevceden her biri haklarım) ispat etmez, ancak mübâree ve hulû hakkında konuştuklarını iskât eder. İmam'ı Ebî Yûsuf (R.A.) mü-bâreede İmam'ı (Azam R.A.)'la ve hulû da İmam'ı Muhammed (R.A.) be­raberdir.

Eğeri (baba) küçük kızını kocasından mal karşılığı ile hulû etse, mal lâzım olmaz, mehri sakıt olmaz [84] ve asah olan rivayette (küçük kız) boş olur. Büyük kadında ise (ulû) büyük kadının kabulü üzerine bağlı olarak durur [85] Eğer  (baba küçük kızı)   üzerine   (kızının  hulû bedeline kendi üzerine tazminatı tekeffül ederse, tekeffül  eden)babaya (tekeffül ettiği) mal lâzım olur ve küçük kız boş olur [86]

Eğer (zevç) küçük kadın üzerine mal (vermesini) şart koşarsa, kü­çük kız  (kadın)  kabul ederse boş olur, kabul etmediği taktirde boş olmaz.[87]

Ölüm hastalığında  hasta  olan kadının huhVu   (hasta  kadının  mali­nin) üçte birin (1/3) den muteberdir . [88]

 

Zıhâr Babı [89]                                       

 

O (zıhâr),  (zevcin zevcesini) veya kadının bütün bedeninden tâbir olunan uzvundan (boyun, sırt ve ferç gibi azalarından) birini veya zev­ceden âzâya şâmil olan bir cüz'ünü velevki süt emme (emişme) cihetinden olsun (zevcin) mahremlerinden (nikâhla alması haram olan ka­dınlardan) azasına bakması, zevç üzerine haram olan azaya teşbihdir [90]

Binâenaleyh (zevç zevcesine) «sen benîm üzerime anamın sırtı gibi­sin, veya senin başın anamın başı gibidir ve buna benzer veya senin ya­rın annemin yarısı veya buna benzer (teşbih) gibidir veya senin karnın veya uyluğun annemin karnı ve uyluğu gibidir, veya senin sırtın kız kar­deşimin veya halamın sırtı gibi ve bunlara benzer teşbih» dese, zevç keffâratı ifâ etmedikçe zevcin üzerine zevcesini vat (cima) etmesi ve cimaın çağıranların (Öpmek, sıkmak vesaire gibi şeyleri) yapması ha­ram olur [91]

Eğer,   (zevç zevcesini)   keffâretten evvel  cima  ederse,  zevcin  üzerine istiğfardan ve (zıhâr îcâbeden) evvelki keffâretten başka bir şey yoktur ve zevç keffâretİ ifa etmedikçe (ikinci defa cimâya) avdet etmez, Keffâret için îcab eden avdet, zevcesinin vat'î (cimâ'i) üzerine azmidir, (zıhâr yapılan) kadına yakışan kendini zevcine teslimden menetmek ve (zevcinden) keffâret taleb etmektir. (Kadın mutazarrır olmaması için) hâkim zevci keffâret üzerine (keffâret îfa etmesi için) cebreder. Zikrolu-nan lafız («sen bana anamın sıçtı gibisin» lafzı gibi sözler) .zıhârdan baş-kasına ihtimâli yoktur [92]

Eğer, (zevç zevcesine) «sen benim üzerime anam misli veya anam gibisin» dese, bu taktirde eğer (zevç bu sözüyle) keramete (keremü ve şerefliliğine) niyyet ederse, tasdik olunur veya zıhâra niyyet ederse tas­dik olunur veya zıhâra niyyet ederse zıhardır veya talâka niyyet eder­se bâyin bîr talâktır. Ve eğer bir şeye niyyet etmezse, birşey olmaz (zi­ra bu lafızlar kinaye lafızlardır).

Eğer, (zevç zevcesine) «sen benim üzerime annem gibisin» dese ve zıhâra veya talâka niyyet etse, niyyet ettiği gibidir.

Eğer, (zevç zevcesine) «sen benim üzerime annemin sırtı gibi ha­ramsın» dese talâka veya ilâya niyyet etse, (İmam'ı Azam R.A. a göre) iş bu (söz) zıhardır. İmameyne göre niyyet ettiği şeydir.

 Zıhâr ancak zevciyet (nikâhla evlenmek) te olur. Binâenaleyh ağa­nın cariyesine zıharı olmaz ve kadının emri olmadan (Fudûlî) nikâh sdeıı ve kadının nikâha izin vermesiyle kadından zıhâr yapan kimse­nin Zıhâri da olmaz.

: Eğer, (bir kaç hanımı olan zevç) hanımlarına «siz benim üzerime knnemin sırtı gibisiniz» dese, her bir zevcesinden (adedine göre ayrı ayrı) zıhâr yapmış olur ve her biri için zevç üzerine, birer keffâret lâzımdır (meselâ; iki, üç veya dört hanımı olan ve hepsine zıhâr yapan kimse üzerine her biri için ayrı ayrı keffâret lâzımdır).

Eğer, (zevç zevcesine) bir meclisde ve muhtelif meclislerde defalar­ca zıhâr etse, o kimse üzerincher bir zıhâr için (ayrı ayrı) keffâret lâ­zımdır [93]

O (keffâret) [94] bir köle azat etmektir ve köle müslüman, kâfir, er­kek, kadın, küçük, büyük, bir gözlü, pek çağrıldığı vakit işinden sağır, iki elinden biri kesilen iki ayağından biri kesilen ve hiç bir şey edâ etme­miş olan mükâtebin olması caizdir,   . ;

İki gözü kör olan ve <ve asla bir şey işitmeyen sağır, dilsiz, iki eli v -ya iki baş parmaklan veya bir tarafından bir ayak ve bir eli kesilmiş köle ve ayılmayan deli, müdebber, ümraü veled, bâzısını (bâzı bedeli kitabeti) edâ eden mûkâteb ve bâzısı azat olunmuş kölenin (keffâret için) âzâdı caiz değildir.

Eğer, kölenin yakım (köleyi) keffâret niyyetiyle satın alırsa, sahih olur.

Keza eğer,  (keffâratçı)  keffâret için kölesinin  yarısını  azat etse  sonra zıhar ettiği kadını cima etmezden evvel bakîsini azat etse, yine sahihtir.

Eğer, müşterek kölenin yarısını azat etse bakisini (diğer yarısını) tazmin etse, (İmam'ı Azam R.A.'a göre) caiz olmaz. İmameyn için mu­halefet vardır.

Keza eğer birkimse kölesinin yarısını âzad etse sonra zıhâr yapan kimse hanımını cima etse sonra kalanım (diğer yarısını âzad etse, İmam'ı Azam (R.A.) a göre caiz olmadığı ve İmameyn için muhalefet olduğu gi-ibi yine aynıdır).

Eğer, (zıhar yapan kimse) âzad olunacak köle bulmazsa, Ramazan 'ayı ve (Bayram günleri ve teşrik günleri gibi) oruç tutmak yasak olan igünlerden bir şey (bir gün) bulunmayan iki ayda (araya fasıla girme-jden) arka arkaya iki ay oruç tutar.

Binâenaleyh o iki ayın bir gecesinde bilerek veya gündüzünde unu­tarak cima ederse, oruca yeniden başlar İmam'ı Ebû Yusuf (R.A.) (yeni­den tutmaya başlamaz diyerek) muhalefet ediyor.

Eğer, (hastalık ve sefer gibi) bir özürle veya özürsüz iftar ederse, (Tetâbu'a = arka arkaya riâyet şartını terk ettiğinden) ittifakla (iki ay) oruca yeniden başlar.

Eğer, oruç tutmaya kudreti olmazsa o (zıhar yapan) veya vekili altmış (60) miskini doyurur ve her miskine (muhtaca) sadaka'i fıtır gibi veya sadaka'i fıtrin kıymetini yedirir (verir). Bir batman buğdayla iki batman arpa veya (bir batman buğdayla) bir batman (260 dirhem) hurma vermek sahih olur.

Keffâret ve fidyede, ibâha (fakire hepsini bitfden yedirmek) sahih olur. Öşür ve sadakalarda, (öşür ve sadakaları vermede hepsini birden yedirmek) sahih olmaz.

Eğer (zıhâr yapan kimse), altmış fakire sabah ve akşam yemeğini verir veya altmış fakire sabah taamında, iki sabah veya akşam yeme­ğinde, iki akşam yemeği yedirse ve doyuncaya kadar yedirse velevki yedikleri şey (taam) az olsa, caizdir [95]. Arpa ekmeğinde katık lâzımdır, buğday ekmeğinde lâzım değildir.

Eğer, (zıhâr yapan kimse), bir fakire altmış (60) gün yedirse, kifa­yet eder. Şayet bir kimse (zıhar yapan kimse), iki ayın tamamını bir fakire bir günde verse, kifayet etmez, ancak bir günden kifayet eder. (Yani birgününe sayılır).

Eğer, yedirme esnasında (zıhâr yapdığı) hanımına cima etse^l yeni­den orucabaşlaması lâzım gelmez.

Eğer, altmış fakire idjâm etse ve her fakire iki zıhar için bîr sâ'verse, (iki zıhârı için) sahih olmaz ancak bir zıhâr için sahih olur. Şayet (her fakire bir sâ' olmakla beraber altmış fakire) bir zıhâr ve bîr iftar için verirse, her ikisi için (ittifakla) sahih olur [96]. Keza (zıhar yapan kim­se) iki zıhar için iki köle âzad etse veya iki zıhar için dört ay oruç tutsa veya iki zıhar için yüzyirmi (120) fakire ifâm etse ve bunları ayrı ayrı tâyin etmese dahi sahih olur.

Eğer, iki zıhardan için bir köleyi âzad etse, veya iki ay oruç tutsa sonra iki zıhârın birisi için tâyin etse, sahih olur. Şayet bir zıhar ve (Keffâreti) katil için (her ikisi için bir köleyi âzad eder veya iki ay oru­cu tutar sonra bu ikisinden birine tâyin ederse), sahih olmaz.

Eğer, köle zihâr yaparsa, velevki efendisi onun için köle âzad etsin veya taam id'âm etsin orucdan başka bir şey kifayet etmez. Ancak oruç kifayet eder. [97]

 

Liân [98] Babı

 

O    (Liân),    zevç hakkında iftira haddinin     (cezasının)     makamına kâim ve zevce hakkında zina haddi [99] makamına kâim lanete nuıkârİn yeminlerle te'kitlenmiş şehâdettir.

Binâenaleyh eğer (zeyc sahih nikâhla nikâhlı) zevcesine zina ile ifti­ra etse, zevç, zevceden her biri şehâdet ehli olsa ve o (kadın) kendisine iftira edene had yaptırabilecek halde (müslünıan ve mükellef) olsa veya (zevç) kadının çocukdan nesebini nefyetse (yani zevç kadından olan çocuğun kendinden olmadığını söylese) ve kadında iftiranın icabını (ce­zalandırılmasını)  isterse zevç üzerine lîân olur [100]

Eğer, (zevç liândan) kaçınırsa, ilân yapıncaya veya kendini tekzip! edinceye kadar hapsolunur, (şayet kendini tekzip ederse iftira haddi; gibi) had olunur [101]. Eğer,  (zevç) Jiân yaparsa, kadın üzerine de liân vacip olur. Eğer, (zevce) kaçınırsa, liân yapıncaya kadar veya zevcini ^(iftirasında doğru olduğunu) tasdik edinceye kadar haps olunur.

Eğer, zevç köle, veya kâfir, veya iftiradan dolayı had yapılmış olma­sıyla şehâdet ehlinden olmaz ve o (kadın) da şehâdet ehlinden olsa, (zevç) had olunur.

Eğer, (zevç) şehâdet ehlinden olur ve o (kadın) da câriye veya kü­çük veya mecnune veya iftiradan dolayı had yapılmış veya kâfire veya kendisine iftira eden kimse had olunmamış .olsa, zevç üzerine had yapıl­maz ve liânda yoktur.

Liânın sıfatı (rüknü, şekli) evvelâ zevcin başlamasıdır. Binâenaleyh (zevç) dört sefer; «Eşhedübillâh... Allah (C.C.)'a şehâdet ederim ki, kadına zina ile atmamda ben sâdıkım» der ve beşincide «kadına (zevce­me) zina ile attığımda eğer o adam (zevç kendisi) yalansa, Allah (C.C.) in laneti onun üzerine olsun» der vebunun (şehâdet ve yeminin) hepsin­de zevcesine işaret eder.

Sonra o (kadın) da; dört seferi «Eşhedübillâh... Allah (C.C.)'a ben şehâdet ederim ki: zevcim bana zina île atmasında yalancıdır» der, beşin­cide «Allah (C.C.)'ın. gazabı onun (kadının) üzerine olsun, eğer (zevç) bana zina ile atmasında doğru ise»! der ve (kadın) onların (Şehâdetle-rinin) hepsinde zevcine işaret eder.

Eğer iftira etmek çocuğun reddi ile olursa, (zevç ve zevce) zinanın zikti yerine çocuğun nefyini zikrederler. Eğer iftira, zina ve çocuğun reddi ile olursa (zevç ve zevce şehâdetlerinde) bunların her ikisinide zik­rederler [102]

Eğer, (zevç ve zevce) liân yaparlarsa, hâkim aralarını tefrik eder. Ve o (tefrik) bâin bir talâktır, eğer iftira çocuğun neyfi olursa, çocuğun nesebi nefyolunur ve (Hâkim) çocuğu anasına ilhak eder (verir). Eğer (zevç) ondan (Liân ve tefrikden) sonra kendini tekzip ederse, had olunur ve zevç için (zevcesini tekrar nikahlaması halal olur. Ebû Yusuf (R.A.) için muhalefet vardır.

Keza (kendi hanımına iftiradan dolayı had olunup tekrar nikah­laması helâl olduğu gibi) başka (yabancı) kadına iftira eder ve had olu­nursa veya kadm zina edip had olunmaz, yine nikahlaması helâl olur.

Dilsizin iftirası ile ve hâmile bulunan çocuğu nefyetmekle liân yok­tur, tmâmeyne göre hâmile kadın çocuğu altı aydan az vakitte doğurursa (zevç) Hân yapar.

Eğer, (zevç zevcesine) «zina ettin ve bu hamlin (hâmile olduğun ço­cuk) zinadandır» dese, ittifakla liân yapılır ve hâkim hamli (karnındaki çocuğun nesebini) nefyetmez.                                               

Eğer, (zevç) çocuğu doğumun müddetinde (doğumun yedi gün için­de) nef etse ve doğum âletlerini alma zamanında nefyetse, (Nesebin nefyi) sahih olur. Ve liân yapılır. Eğer, (zevç) çocuğun nesebini doğum günlerinden (yedi günden) sonra nefyetse, liân yapar (Iar) ve (çocuğun nesebini nefyetmek sahih olur.

Eğer, (zevç) gaip olursa, zevcin bilgisinin hâli kadının doğum hâli (çocuğu doğurması hâli) gibidir.

Eğer, (zevç) ikiz olan çocuklarından evvel doğam nefyedip sonraki doğanı ikrar etse, hadyapılır. Şayet aksini yaparsa (evvel doğam ikrar ikinci doğam inkâr ederse) liân yapar (Iar) ve her ikisinde de (ikizlerin) nesebleri sabit olur. [103]                                              

 

İnnin [104] Babı

 

O (İnnin), Cimâ'a kudreti olmayan veya dul kadına cima etmeye kadir olup bakireye kadir olmayan kimsedir.

Binaenaleyh eğer, (zevç ve zevcemin dâvasından sonra) zevcesine (ister bakire olsun ister dul olsun) yaklaşmadığını (cinsi münasebette bulunmadığını) ikrar etse,, hâkim (zevci tefrik etmeden) kamerî şene ile bir sene te'hir eder [105]. Sahih olanda budur. Ve ramazan günleri, ka­dının hayız günleri bu seneden hesap olunur, zevcin veya zevcenin has­talığı hesap olunmaz.

Eğer, bu bir sene zarfında zevç zevcesine yaklaşmaz (cima edemez) se, zevce ayrılmak istediği taktirde (hâkim) zevç ile zevcenin beyinlerini tefrik eder ve o (tefrik) bâyin bir talâkdır [106].                                            

Eğer, (zevç) «cima ettim» dese ve (zevcede inkâr etse, eğer' (bu ih-; tilâf) tehirden evvel olur ve kadın dul ve bakire (kız) olursa kadınlar oj kadının (fercine) bakarlar. Eğer kadınlar «o (kadın) dul» derlerse, sözj yeminle beraber zevci içindir. Şayet kadınlar «o (kadın) bakiredir» der-J lerse, (bir sene) te'hir olunur.                                                                    

Keza (zevç emin etmekten) çekinirse ve bu (zevcin) çekinmesi 6 (kadın) dul veya kız olduğu halde te'hirden sonra (ihtilâfları) olsa, yinç (bir sene) tehir olunur ve kadınlar (fercine baktıkları kadın) «dul duraj deseler, bu taktirde söz, (yeminle beraber) zevç içindir.                           

Şayet kadınlar  (o kadın)   «bakiredir»  derlerse, bakire kadın  (tefrik' olunmakla kabul etmesi arasında) muhayyer kılındı.                       

Keza eğer (zevç) yeminden çekinirse ve (zevcede) her hangi zaman muhayyer kılınsa, (tefrik talebindeki) muhayyerliği bâtıl olur.              

Hayası sökülmüş olan kimse innîn gibidir. Hadım olanın derhal (ara­lan) tefrik olunur [107]

Cariyede tefrik hakkı İmam'ı Azam (R.A.)'a göre ağa içindir. İmam'ı Ebû Yusuf (R.A.)'a göre câriye içindir.

Eğer zevce zevcini deli, cüzzam hastalıklı ve ala tenli bulursa, zevce için uhayyerlik yoktur. İmam'ı Muhammed (R.A.) için muhalefet var­dır[108]

Eğer zevç zevcesini bunlarla     (deli,  cüzzam hastalık ve  ala  tenli), bulunursa veya fercinin etleri bitişmiş veya bir kemikle kapanmış bulur­sa, zevç için muhayyerlik yoktur. [109]

 

İddet Babı

 

O- (iddet, [110] nikâhın izâlesiyle) kadına lâzım olan (tayin edilen z; manda) beklemektir.

Hürre kadının iddeti; talâk fesih için üç kurudur. Yâni Üç hayızdır[111]

Keza şüphe ile veya nikâhı fasitle kadın cima olunsa ve (sonra) tef­rik olunsa veya (cima' eden erkek), o kadını cirnâ' ettikten sonra ölse, yine iddeti üç hayızdır ve Ününü Veled âzad olunsa veya efendisi Ölse, ( O Ümmü Veled de üç hayır bekler) [112]

Bir hayız müddeti içinde boşanan kadının o hayzı, iddctlcn sayılmaz. Eğer, (kadın) yaşlılığından veya küçüklüğünden veya yaş itibariyle ba­lığa olup  hayız  görmem esiyle   (bunların)   iddeti  üç  aydır   [113]   Nikâhı sahihle nikâhlı olan hürre kadının ölen kocası için iddeti dört ay an gün­dür [114]

Cariyenin iddeti, İki hayızdır, ölümde  (zevcinin ölümünde) ve hay-

zın olmairfasmda hürre kadının hayzının yarısıdır.

Hâmile kadının iddeti;   (boşanmış  olsun, kocası Ölmüş olsun, hürre kadın olsun ve câriye olsun)  mutlaka hamlini vaz etmesi  (doğurması) dır [115] velevki kadından doğan sabî ölsün, (îmam'i Azam ve İmam'ı Mu-hammed R.A.'e göre yine iddet hamlin vaz'ıdır).    İmam'ı    Ebû    Yusuf. (R.A.)'a göre eğer kadından doğan çocuk ölse, o kadının iddeti aylarla (dört ay)dır.

Eğer, çocuğun ölümünden sonra kadın hâmile olursa, bu taktirde kadının iddeti bir icmâ' aylarla (dört ay on gün) dür. İki vecihde de (ge­rek çocuğun ölümünden evvel gerekse ölümünden sonra hâmile olsun) çocuğun nesebi sabit olmaz.

Bir kadın, (zevcin) ölüm hastalığında talâkı ric'î ile boşansa, (onun iddeti) zevce (evli kadın) gibidir [116]. Eğer, (zevcin ölüm hastalığında boşanan) bâyin (talâkla) olursa, (İmam'ı Azam ve İmam'ı Muhammed R.A.'e göre) iki iddet müddetinin en uzağı (en çoğu ve fazlası) ile iddet bekler [117]. İmam'ı Ebû Yusuf (R.A.)'e göre ric'î (talâk iddeti) gibidir.

Bir (câriye) ric'î iddetinde iken âzâd olunsa, iddetini Hürre gibi tamamlar. Şayet (talâkı) bâyin ve Ölüm iddetinde iken (câriye) âzad olunsa, (onun iddeti) câriye (nin iddeti) gibidir.

Eğer, âyisi (hayızdan kesilen kadın) aylarla iddet beklese sonra (hayız) kam avdet ederse, (aylarla beklediği) iddeti bâtıl olur ve hayız-la yeniden iddete haşlar, sahih olanda budur.

Keza küçük olan kadın da aylarla iddet bekleme esnasında hayız kanı görse, yine yeniden hayız kanıyla iddet bekler.

Bir kadın iddetinin bazısını hayız kanıyla çekse sonra hayızdan ke­silse, aylarla iddet bekler (yâni hayız kanı kesildikten sonra üç ay iddet bekler).

İddet bekleyen kadın bir şüphe ile vat'  (cima) olunsa kadına başka bir iddet beklemek vacip olur, iki iddet birbirine tedahül eder ve kadı­nın iki iddetten gördüğü şey (hayız) her ikisinden sayılır ve ikinci ta­mam olmazdan evvel birinci tamam olursa, ikinciyi (ikinci iddeti kadın) tamamlar [118]

Talâk ve ölümde iddetin iptidası, velevki kadın onları (talâk,ve ÖİÜ-mü) bilmesin, talâk ve ölümün akabindedir [119]

Nikâhı fasitte (iddetin iptidası) ise, (hâkimin) tefrikinin akabinde veya (zevcin) cima etmemeye azmidir.                                               

Bir kadın «hayızla iddetim bitti» derse, şayet iddet üzerinden alt­mış (60) gün geçti ise, söz, (İmam'ı Azam R.A.'a göre) yeminle beraber kadın içindir [120] İmâmeyne göre, (iddet üzerinden) otuzdokuz (3&) gün ve üç saat geçerse dır.                                                                  

Eğer,  (zevç)  bâyin   (talâk)   dan iddet bekleyen zevcesini nikâhlasa sonra duhulden (cimâdan) evvel boşasa, (İmam'ı Azam ve İmam'ı Ebû Yusuf R.A.'e göre) mehrin tamamı ve yemden iddet beklemek lazımdır. İmam'ı Muhammed (R.A.)'e göre mehrin yarısı ve birinci iddetin tamam­lanması lâzımdır.

Duhulden evvel boşamada ve zimmî (vatandaş) erkeğin zimmiye ka­dını boşamasında veya harbiye kadının bize müslüman olarak çıkıp (gel­mesinde), iddet beklemek yoktur [121]. İmâmeyn, için muhalefet var­dır. [122]

 

 

 

Yas Tutma Faslı

 

Talâkı bâyinle boşanan ve (zevci) üldükten sonra iddet bekleyen kadın, eğer müslüman ve mükellef olursa, zînetin terki ile yas tutar (zî-neti takınmaz ve süslenmez) ve zâferan ve aspurla boyanmış elbiseyi giymeyi terk etmekle ve güzel koku, zeytinyağı, sürme ve kınayı terket-mekle yas tutar [123]. Ancak özür olursa müstesnadır (zira zaruretler ha­ram ve mahzurları mubah kılar).                                                       

Nikâhı fasitle nikahlanan (hürre) ve âzad olunan (câriye) kadının iddetinde zîneti terketmek yoktur.

İddet bekleyen kadın nişanlanmaz. Fakat (iddet bekleyen kadına «sen güzelsin veya iyisin» gibi nişan ve evlenmeye âİt sevgiyi ve isteği beyan eden kelimelerle) tariz etmekte beis yoktur [124]

Talâk iddeti bekleyen kadın, (gece olsun, gündüz olsun) asla evin­den çıkmaz . Ölüm iddeti .bekleyen kadın ise, gündüzün tamamında ve gecenin bâzısında (evinden) çakar, fakat başkasının evinde gecele­mez (gece yatmaz, ancak kendi evinde yatar).

 (İddet bekleyen) câriye, efendisinin ihtiyacını temin maksadında (evinden)  çıkar.                                                                                     

İddet bekleyen kadın ayrılık ve ölüm vaktinde kendisine nispet edi­len evde iddet bekler. Ancak (vereseler tarafından) cebren çıkarılması veya kadın (o evde) malından korkması veya evin yıkılması veya (o ev kiralık olur ve kadın da) kirasına kadir olmazsa, bu takdirde kadın ev­den çıkar [125]

Zevç ile iddet bekleyen zevce arasında sütre (perde) olduğu vakit talâkı bâyinle boş olsa dahi bir arada beraber kalmalarında beis yok­tur. Ancak zevç fâsık olursa müstesnadır (zevç ile zevcenin arasında per­de olsa da bu takdirde bir odada kalmaları caiz değildir).

Eğer zevç, fâsik olursa veya ev dar olursa, kadın (o evden) çıkar, fakat evlâ olan, zevcin çıkmasıdır.

Eğer, zevç ile zevce aralarında itimat edilen ve cimâ'ya mâni ol­maya kadit olan bir kadını (bir odada) dikerler (ve böyle ikâmet eder­lerse), bu takdirde güzeldir.

Eğer zevç, zevcesini talâkı bâyinle boşasa veya seferde iken ölse ve kadınla kadının şehrinin arası sefer müddetinden (18 saatten) az olur­sa, kadın (mahremi olsun, olmasın kendi şehrine) döner, şayet her ta­raftan kendi şehri sefer müddeti mesafesinde olursa, kadınla beraber velîsi (yakını, mahremi) olsun, olmasın (şehri ile teveccüh edilen yere gitmekte) muhayyerdir. (Kendi şehrine) dönmesi daha güzeldir.

Eğer o (zevcin talâkı bâyinle boşaması veya ölmesi) bir şehirde olursa, kadın iddeti bitmedikçe o şehirden çıkmaz. İddet tamam olduk­tan sonra kadın için mahrem olursa (o şehirden dilediği yere) çıkar. (Imâmeyn) dediler ki; kadınla beraber mahrem bulunursa, İddetten ev­vel çıkması caiz olur. [126]

 

Nesebin Subûtu Babı

 

Hamlin (kadının, çocuğu hâmile olmasının) müddetinin en azı, altı aydır ve hamlin müddetinin en çoğu, iki senedir [127]

Bir kimse, «eğer falan kadını nikahlarsam işte o (kadın) boştur» dese, sonra nikâhlasa ve kadın, nikahladığı zamandan itibaren altı ay­da çocuk doğursa, çocuğun nesebi ve kadının mehri (o kimseye) lâzım olur [128]

Boşanan (ve iddet bekleyen) kadın iddetinin bittiğini ikrar etse, sonra ikrar vaktinden î'tibaren altı aydan az vakitte  çocuk doğursa, o çocuğun nesebi  (o zevceden)  sabit olur. Şayet altı ayda  (çocuğu doğu­rursa çocuğun nesebi) sabit olmaz [129]

Eğer, (boşanan kadın iddetinin bittiğini) ikrar etmezse (boşanma vaktinden itibaren) iki seneden az vakitte çocuğu doğurursa, (çocuğun nesebi) sabit olur. Şayet iki sene veya daha fazla vakitte çocuğu doğur­sa   (çocuğun nesebi)   sabit  olmaz. Ancak talâkı  ric'î  ile  boşanan  müstesnadır (yâni çocuğun nesebi sabit olur). Ve çocuğun doğumu talâkı ric'î olur. Bâyin talâk (bunun) hilâfınadır. Ancak (zevç) çocuğun ne­sebini kendinden olduğuna iddia ederse, bu takdirde çocuğun nesebi ric'î de olduğu gibi bâyin talâkda da sabit olur ve iddette şüphe ile vat (cima) üzerine hamlolunur [130]

Eğer, bâyin talâkla boşanan (sabiyye'i) mürâhika olur ve dokuz ay­dan az vakitte çocuğu getirir (doğurur) sa, (çocuğun nesebi boşayan zevc-den) sabit olur. Ancak böyle olmazsa (yâni dokuz aydan az vakitte değil dokuz ay veya dokuz aydan fazla vakitte çocuğu doğurursa), bu tak-^ dirde çocuğun nesebi sabit olmaz, tmam'ı Ebû Yusuf (R.A.)'e göre iki seneden az da (çocuğu getirirse), neseb sabit olur.

Bir kadının zevci ölür ve iki seneden az vakitte çocuğu getirirse, (ço­cuğun nesebi) sabit olur [131]. Şayet kocası Ölen kadın mürâhika olursa (ço­cuğun nesebinin sübûtu) on ay ve on günden az vakittedir. Ancak böyte olmazsa (yâni bu müddetten çok vakitte çocuğu getirirse), bu takdirde neseb sabit olmaz.

İddet bekleyen kadının çocuk doğurmasının sübûtu olmaz, ancak iki erkeğin veya bir. erkek ve iki kadının şehâdeti ile sabit olur. İmameyne göre, bir kadının şehâdeti kâfidir.

Eğer, kadının hamileliği belli olursa veya (kadının hamileliğini) zevç itiraf ederse (İmam'ı Azam «R.A.» a göre), mücerred kadının sö­züyle neseb sabit olur. İmameyne göre mutlaka bir kadının şehâdeti lâ­zımdır [132]

Eğer, kadın kocasının ölümünden sonra (çocuğun doğumunu) iki se­neden az vakitte doğduğunu iddia eder ve vereseler de bu iddiayı tas­dik ederlerse, irs ve neseb hakkında (bu iddia) sahih olur ve muhtar olan da budur.

Bir kimse, bir kadını nikâhlar, altı ay veya daha fazla vakitte ço­cuğu doğurursa, eğer zevç doğumun olduğunu ikrar eder veya (olup, olmadığım beyan etmez ve) sükût ederse, (çocuğun nesebi) o zevcden sabit olur. Eğer zevç çocuğun doğumunu inkâr ederse, bir kadının şaha­deti ile sabit olur. Ve eğer çocuğu nefyederse Hân yapar. Eğer, altı ay­dan az vakitte çocuğu doğurursa (çocuğun nesebi) sabit olmaz.

Eğer, zevce altı aydan beri nikâhlı olduğunu iddia eder ve zevç de altı aydan az olduğunu iddia ederse, yeminle beraber söz kadınındır.

Eğer, zevç kadnın talâkını doğuma talik eder ve doğumun olduğu­na da bir kadın şehâdet ederse, kadın boş olmaz. İmameyn için muhale­fet vardır.

Eğer, zevç kadının hamileliğini itiraf ederse, mücerred kadının sö­züyle kadın boş olur. İraameyne göre mutlaka bir kadının şehâdeti lâ­zımdır.

Bir kimse, bir cariyeyi nikâhlasa ve (duhûlden sonra) boşasa, son­ra (iddeti içinde iken) satın alsa ve aldığı zamandan itibaren altı aydan az da (çocuk) doğursa (çocuk) o kimseye lâzım olur. Ancak böyle ol­mazda (altı aydan azda doğurmaz altı ayda veya altı aydan fazlada do­ğurursa, çocuk o kimseye) lâzım olmaz.

Bir kimse, cariyesi için «eğer karnındaki çocuk ise işte o (çocuk ben­dendir» dese bir kadın da doğuma şehâdet ederse, işte o câriye o kimse­nin ümmü veledi (çocuğunun annesi) olur.[133]

Bir kimse, bir köleye «o benim oğlumdur» dese ve (o kimse) ölse ve (o oğlanın anası da «ben o kimsenin karısı idim» dese işte o (oğlan) öle­nin oğludur, oğlan ve annesi beraber vâris olurlar. Binaenaleyh eğer kadının   hürriyeti   bilinmez   ve   vereseler   de   «Sen     ölenin   çocuğunun annesisin»  dese,  kadın  için  miras  yoktur   (fakat  oğlan  için miras var­dır) [134]

 

Hidâne [135] Babı

 

Ana, firkattan evvel ve sonra çocuğunun hidânesinc (terbiye ve muhafazasına) en lâyik olandır [136]. Ondan sonra (ananın) anasıdır, velevki (Anasının, anasının anası gibi) yukarı doğru yükselsin, sonra babanın anası, çocuğun ana baba bir kız kardeşi, sonra ana bir kız kar­deşi, sonra teyzesi de böyledir.

 (Yâni ana-baba bir, ana bir veya baba bir teyzelerden bakmaya ve terbiyeye daha lâyıktırlar). Sonra halası da böylecedir [137]

(Çocuğun) kız kardeşinin kızları (terbiye ve muhafazaya) oğlan kardeşinin kızlarından daha evlâdır. Oğlan kardeşinin kızları (çocu­ğun terbiye ve muhafazasına) halalardan daha evlâdır.

Bir kadın, çocuğun mahreminden başkasına (kendini) nikâhlasa, o kadının (çocuk üzerindeki hidâne) hakkı sakıt olur. Çocuğun mah­remine (kendini) nikâhlayamn (hidâne hakkı) sakıt olmaz. (Bu çocu­ğun mahremine kendini nikahlayan kadın), çocuğun amcasına kendisi­ni nikahlayan anne ve çocuğun dedesine kendisini nikahlayan nene gi­bi (bunlar çocuğun mahremi olduğundan anne ve nene çocuğun amca­sı ve dedesine vardıklarından bunlar çocuğun babası makamına kâim­dirler) [138]. Kendisi sebebiyle hidâne hakkı sakıt olan nikâhın zail olma­sıyla hidâne hakkı avdet eder. Zevciyeti nefyetmekte söz, kadının sö­züdür.

Çocuk hidâne hakkına sahip olanların yanında kendi başına yeme, içme, giyinme ve istinea' etmekle başkasından müstağni oluncaya kadar Olar (duror). İstiğna (muhtaçlıktan beri olmak), dokuz veya yedi sene İle takdir olandır. (Dokuz veya yedi yaşından) sonra baba, çocuğu al­ması üzerine cebrohraur [139] Ve câriye (küçük câriye) , hayız görün­ceye kadar ana ve nenenin yanında sakin olur. İmam'ı Muhammed' (RA.)'e göre, ana ve neneden başkasının yanında olduğu gibi bunların  (ana ve nenenin yanında) şehvet sahibi oluncaya kadar sakin olur. Ve Kamanın fesadından için fetva bununla verilmiştir.                                 -

Hıdâne hakkı olan bir kadın hıdâne üzerine cebrolunmaz [140] Bi­nâenaleyh hıdâne hakkına sahip bir kadın bulunmazsa, bu takdirde hı-dâne hakkı asabalann tertibi üzerine asabalardır. Lâkin cariyeyi âzâd eden efendisi ve dayısının oğlu gibi mahremi olmayan asabaya ve sefih olan fâsıka küçük kız verilmez.

Eğer, asabalar irs tertibi derecesinde içtima' ederlerse (aralarında) en müttekisi evlâdır, sonra en yaşlısı evlâdır.

Âzâd olunmazdan evvel hıdânede ümmü veled ve câriye için hak yok­tur. Zimmiye olan kadının çocuğa küfür ülfeti (telkini) korkulmadıkça müslüman çocuğuna hıdâne hakkı vardır [141]

İstiğna (kendi kendinin ihtiyacım temin edip başkasına muhtaç olmadan) haddine varıncaya kadar babası için küçük çocuğunu (anne­sinin hıdâne hakkına müdâhale olduğundan annesiz) sefere götürmesi olamaz.  Annesi içinde küçük  çocuğunu   (babasına  zarar ve  keder  vereceğinden) sefere götürmesi olamaz. Ancak zevcin (babanın) tezevvüç ettiği vatanı (kadının kendi vatanı) harap değilse, sefer ettirmesi ola­bilir. Çocuğu ile vatanına sefer etmek anneden başkası için yoktur. 

Eğer, bu (sefer edilen vatan) iki şehir veya köy arasında olur ve baba için varıp çocuğuna muttali olup tekrar evine yatmaya dönebile­cek şekilde mümkün olursa, bu takdirde (anasının çocuğu ile oraya se­fer etmesinde) beis yoktur.

Keza köyden şehire nakletmekte de beis yoktur. Aksi (şehirden kö­ye nakletmek) bunun hilaf madır [142].

(Hıdâne hakkında) çocuk için muhayyerlik yoktur. [143]

 

Nafaka Babı [144]

 

Zevç, müslüman (kadın) olsun veya büyük kâfire veya cima' olunur küçük olsun nafakası, elbisesi ve oturacağı yer, zevci üzerine vacip olur.

veievki zevci küçük olsun [145], bu vâciplik zevcenin kendini zevcin evin­de teslim ettiği veya zevç için (mehri muaccel) hakkı teslim olunmadığı için zevce nefsini, teslim etmezse veya zevcin talebi olmadığı vakittedir. Nafaka her ayda -(kadın için) takdir olunur ve kendisine teslim olu­nur [146]

Elbise, her altı ayda bir takdir olunur ve (nafaka) israfsız ve tâkdir-siz (eksiksiz) kadına kifayet edecek şekilde takdir olunur. Bu hususta (nafaka vesaire hususunda) onların (zevç ve zevcenin) hallerine? giire itibar olunur.                                                                                      

Binaenaleyh her ikisi zengin olduğunda zenginlerin hâli, herjl iliisi fakir olduklarında fakirlerin hâli ve her ikisinin halleri muhtelif olunsa her ikisinin arasında olan hal (itibar olunur). Zevcin hâli ile itibar olu­nur da denildi [147]

Nafaka hakkında zevcin fakir olması hâlinde söz zevç içindir. Ve ispat hakkı kadın İçindir. Eğer zevç zengin olursa kadının bir hizmet­çisinin nafakası da zevç üzerine takdir olunur. İmam'ı Ebû Yusuf (R.A.)'a göre iki hizmetçinin nafakası takdir olunur. Eğer zevç fakir olursa (kadının) hizmetçisinin nafakası asah rivayette zevç üzerine lâ­zım olmaz [148]

Eğer, (zevç) fakir halde iken nafaka takdir olunsa sonra (zevç) zen-ginlese ve kadın    (zevce)     zevcden fazla nafaka için muhâsama yapsa, (hâkûn) kadın için zengin nafakasını tamamlar. Bunun aksi île (zevç evvelce zengin olur ve nafaka zengin nafakasiyle takdir olunur, sonra zevç fakirleşirse), kadına fakir nafakası lâzım olur[149]                

Haksız   yere   zevcin   evinden   çıkan   âsi   kadın,   borcundan   dolayı hapsolunan kadın, zifaf olmamış hasta kadın, gasbedilmiş kadın, cİmâ' edilemiyecek derecede küçük ve kendisiyle beraber zevci olmayan ve Hacca giden kadın için (zevci üzerine) nafaka yoktur [150]. Eğer kadın zevçle beraber hacc ederse, kadın için hazarı nafaka alma hakkı vardır, seferi nafaka ve kira hakkı yoktur.

Eğer, zevce zevcin evinde hastalaşırsa, kadın için (zevcin üzerinde) nafaka hakkı vardır. Fakat kadın kendi evinde hastalaşır ve hasta ol­duğu halde zifafa girerse, nafaka yoktur.

Zevcin nafakadan acizliğinden dolayı (hâkim) zevç ile zevcemi ara­sını tefrik etmez (ayırmaz), kadın ödünç alıp zevcin üzerine havâjle. fet-mek üzere emrolunur [151]

Kadının geçen müddetinin nafakası vacip olmaz. Ancak o müdde­tin nafakasıylc hükmolunur veya (zevç ve zevce) her ikisi beyinlerinde nafakanın miktarı üzerine rızâlaşırlarsa, (bu takdirde nafaka zevç üze­rine vacip olur).

Eğer, onların (zevç ve zevceden) birisi ölür veya (hâkimin) hükmün­den veya (zevç ve zevcenin aralarında nafaka hakkında) sulhtan sonra ve kadın eline almazdan evvel (kadın) boşamrsa, nafaka sakıt olur. Ancak hâkimin emriyle kadın ödünç olarak talep ettiği müstesnadır. (Böy­le olursa sakıt olmaz) [152]

Eğer zevç zevceye nafaka ve elbiseyi bîr müddet için peşin verse, sonra da (zevç ve zevceden) birisi peşin verilenin müddeti tamam ol­madan evvel Ölse, rucû' (verilen şeyi geri istemek) yoktur.

Her ne zaman köle ağasının izniyle tezevvüç etse, bu takdirde o kö­lenin hanımının nafakası köle üzerine borçtur. Nafakanın edası husu­sunda köle satıldıktan sonra bir daha satılır (yâni zevcesinin nafakası karşılanmak için köle defalarca satılabilir). Fakat bundan başka borçta (zevcenin nafakasını karşılamadan başka borcunu eda etmekte) köle sa­tılmaz, ancak bir defa satılır.

Zezvc zevcesini velevki zevcesinden başka hanımından çocuğu olsun, kendi ehlinden ve zevcesinin ehlinden hâli bir evde oturtması lâzım­dır [153]

Zevcin zevcesini bir evin odasının kilidi olduğu vakit tek başına bir odada oturtması kifayet eder [154]

Zevç için  zevcesinin  ehlini  velevki  zevcden  başkasından olan   oğlu olsun, zevcesinin yanına girmekten men etmek  (hakkı)   vardır.     Fakat (kadının ehlini ve başka zevceden olan oğlunu)  her ne vakit dilerlerse kadına bakmayı ve kadınla beraber konuşmayı menetmek yoktur.

Sahih olan, zevcin zevcesinin cuma (günün) de bir defa ana ve ba­basına çıkmasını ve ana babasının zevcesinin (yanına) girmesini men etmek yoktur. Ana ve babasından 'başkalarında (diğer akrabalarında) ise, senede bir defa menetmek yoktur [155]

Gaip zevcin zevcesinin, çocuğunun, ana ve babasının nafakası, bunların (zevce ve diğerlerinin) hakkı cinsinden olan zevcin emanetçi­nin veya mudârebe yoluyla ortağının veya zevce borcunu ve zevciyetini ikrar eden borçlunun yanındaki malından takdir olunur. Veya (zevci-yetle ilgili hükümleri) hâkim bilirse, nafaka takdir olunur ve hâkim' kadına gaip olan zevç nafakasını vermediğine yemin ettirir ve kadından kefil alır.

Binaenaleyh eğer yukarıdakiler zevciyeti (kan kocalığı) ikrar et­mezler, hâkim de kadını bilmez ve kadın da delil (şahit) dikerse, hâkim kadına hüküm vermez (ve nafakayı takdir etmez).

Keza eğer (zevç zevcesine) mal bırakmasa ve (hâkimin) kadına na­faka takdir etmesi ve zevç üzerine borç istemesini emretmesi için kadın zevciyet üzerine (karı - koca olduklarına dâir) şahit dikse, hâkim kadı­nın delilini (şahidini) dinlemez. İmam'ı Züfer (B.A.)'e göre, nafakanın takdiri için işidir (Hâkim şahidini dinler) zevciyetin subûtu için işitmez ve bugün mâmûlunbih ve muhtar olan da budur [156]

Nafaka ve oturacak yer, velevki bâyin talâkla boş olup i<|det bek­leyen, bâliğlik ve azatlık muhayyerliği gibi mâsiyetsiz tefrik olunan ve. (nafaka vesâir ihtiyaçtan karşılamaya) kifayet derecede imkân olma­dığı için tefrik olunan kadın için nafaka vacip olur. (Zevcinin) ölümün­den için iddet bekleyen ve riddet (dinden çıkmak) ve zevcin oğlunu (zevcenin) öpmesi gibi mâ'siyetlerle (araları) tefrik olunan kadın için nafa­ka ve oturacak mesken vacip olmaz [157]

Eğer, üç talâkla boşanan 'kadın irtidat etse nafakası sakıt olur.    Fa­kat kadın zevcin oğlunu Öpmekle nafakası sakıt olmaz. [158]

 

Nafaka Île İlgili Fasıl

 

Küçük fakir çocuğun nafakası (yiyeceği, giyeceği ve oturacağı yer), ana, babanın nafakasının (evlâtları) zevcenin nafakası (zevç üzerine) olduğu gibi bunun da (küçük fakirin nafakası da) hiçbir ferdin iştiraki olmadan ana baba üzerinedir [159]    Çocuğun annesi,  (çocuğunu)  emdirmek üzere cebrolunmaz. Ancak anne çocuğunu emdirmeye (başka em­direcek kadının bulunmaması veya çocuğun annesinin memesinden baş­ka memeyi emmemesiyle çocuğu emdirmeye) anne teayyün eder.

Baba, çocuğun annesinin yanında emdirecek bir süt anneyi ücretle tutar. Eğer, (zevç çocuğun) annesini çocuğunu emdirmesi için o (anne) zevcin zevcesi veya ric'î talâktan iddet bekleyen (eski zevcesi) olsa ve ücretle tutsa, caiz olmaz. Talâkı bâyinle boşanan kadının iddet bekle­mesi de (caiz veya caiz olmaması şeklinde) iki rivayet vardır. (Boşa­nan kadını) iddetten sonra ücretle tutmak caizdir. Ve o (boşanan anne) başka 'ti1!; aknesinin ücretinden fazla ücret istemezse, süt annesi olma­ya daha. îâyık ve lâzım) dır.

E;;;<;r zevç başka zevcesinden olan çocuğunu emdirmesi için kadın icarla;; ve o (kadın) da çocuğun annesi olmayan diğer zevcesi olsa, sa­hih olur [160]

Baliğa kızın ve kötürüm oğlanın nafakası hâsseten babaya vaciptir. Ve fetvada bumınladır [161] Bunların (nafakasının) üçte ikisi babaya ve üçte biri de anneye aittir denildi.

Kendine sadaka (almak) haram olan zengin kimseye (evlâca) fu­kara olan asıllarının (ana, baba, nene ve dedelerinin) nafa kası oğlan ile kız arasında müsavi olarak vaciptir [162].

Onların (asıl olanların) nafakasından muteber olan yakınlık ve cüz'i-ycttir. İrs muteber değildir. Binaenaleyh bir kimsenin bir kızı bir de oğlunun oğlu olsa, oğlunun oğlu ve kendi kızı İçin irsi (mülkü her ikisi için onun) üzerine vaciptir [163]

Zengin kimsenin yakın akrabasından herhangisi eğer fakir veya (bâ-Iiğa) kadın veya kötürüm veya kör veya ahmak olduğu için kazancı gü­zel kazanamaz veya fakirleşip evden çıkamaz olduğundan kazanamayan veya talibi ilim olursa, zengin akraba üzerine bunların nafakası vaciptir. (Zengine) nafaka vermesi üzerine cebrolunur ve irs miktariyle (vâris olduklarında alacakları hakları kadarla) takdir olunur [164]

Şayet bir fakir çocuk için birçok muhtelif (zengin) kız kardeş olsa bunun (bu fakir çocuğun)  nafakası bunların hepsinin üzerine ona vâris olduktan gibi her birine aralarında beşte birerle vacip olur [165]

Nafakada irse ehliyet itibâr olunur. İrsin hakikati itibâr olunmaz. Binaenaleyh bir kimsenin dayısı ve amcasının oğlu olsa (her ne kadar mirasın hepsi amcasının oğluna ise de) nafakası dayısı üzerine vacip olur.

Babasının zevcesinin nafakası (zengin olan) oğlu üzerine vaciptir ve oğlu küçük veya kötürüm olursa oğlunun zevcesinin nafakası (zengin olan) babası üzerine vaciptir [166]

Fakir kimseye, zevcesi ve çocuğundan başkasının (ana, baba ve di­ğer akrabaların) nafakası vacip olmaz. Dinleri değişik olan (müslüman ve kâfir olan) kimselerin nafakası da vacip olmaz. Ancak zevce ve yu­kardan veya aşağıdan doğum akrabalığı olan nafaka müstesnadir. (Yâ­ni böyle olursa din ihtilâfı ile de nafaka vacip olur) [167]

Baba kendi nafakası için (gâib olan) oğlunun malını satmasıdır, fakat (bağ ve tarla gibi geliri olan) akarım satamaz. Ve babası için na­fakadan başka babasına âit borç için oğlu üzerine malım satmak yoktur, (İmam'ı    Azam    «R.A.»'a göre)    gaip olan oğlunun malım nafakası için ananın satması yoktur. İmameyne göre anaya satmak caiz olmadığı gibi baba için de (gaip olan oğlunun malım nafakası için) satmak yoktur. Ana ve babanın oğlu için olan maldan kendilerine infak etmeleri hâlinde üzerlerine tazmin etmek yoktur.

Eğer oğullarının malları bir kimsenin yanma emânet konsa sonra o emânet konan kimse oğlanın malını onlara (ana ve babasına) hâkimin emri olmadan infak etse, tazmin eder ve (teberru' edilmişten sayıldığın­dan) onlara (ana ve babaya) müracaat edemez.

Eğer (hâkim), zevceden başka (yakın akrabaya) nafaka ile hük-metse ve infak etmeden bir müddet geçse (nafaka) sakıt olur. Ancak hâkim (infak etmeyip gaip olan kimse) üzerine borçlu olmasını emre­derse, bu takdirde nafaka sakıt olmaz [168]

Kölesinin nafakası efendisi üzerine vaciptir. Binaenaleyh eğer (kö­le ve diğerleri) kazanırlar ve (kendilerine) infak ederlerse. Eğer onlar (köle ve diğerleri) için kazanma imkânı olmazsa (ağa) onların satılma­sı üzerine icbar olunur. Köle ve diğerlerinin gayri de hayvan sahibi hay­vanlarına vermesine diyâneten emrolunur. [169]

 

Âzad Etmek Bahsi [170]

 

Şer'i Şerifte î'tâk (âzâd etmek): Memlükte (köle ve cariyede) Şer'î kuvveti ispattır (bir cihetle ki, o memlûk diğer hürler gibi her şeye ehil olur). (Âzâd) mükellef (câhil ve baliğ olup deli ve sabî olmayan) hür olan sahibinden, (Âzâda) nîyyet etmese de, sarih lâfız ile sahih olur.

«Sen hürsün veya sen hür kılınmış (dan) sın veya âzadh kölesin ve­ya âzâd edilmiş (den) sin veya seni hür kıldım veya seni âzâd ettim» la­fızları gibi (bu lafızlar âzâd etmede sarihtir, niyete ihtiyaç yoktur) ve­ya (kölesine hitap ve işaret edip) «Şu benim efendim» dese veya «Ey hür» veya «ey âzâdlı» lafızları gibi, eğer bu ikisi (hür ile âzâd köleye) isim kılınmamış ise (niyetsiz âzâd edilmiş olur)  [171]

Eğer (efendi) hürriyete bütün bedenden tâbir olunan şeye (azayı) izafet etse «başın hürdür, yüzün hürdür ve boynun hürdür» gibî (yine niyetsiz âzâd olur)  ve efendinin cariyesine,  «fercİn hürdür» sözü gibi.

Eğer âzâd etmeye niyet ederse,  (azadın)  kînâyesiyle  de  âzâd  sahih olur. «Senin üzerinde benim için mâlikiyyet yoktur» gibi (bunun kina­yesi, «ben seni sattım veya âzâd ettim» demek olur) veya «senin üzeri­ne benim için yol yoktur» dese veya «senin üzerine benim için köle yok­tur» dese, veya «seni mülkümden çıkarttım» dese veya «serbest bıraktım» dese veya efendi cariyesine (âzâd niyetiyle), «seni salıverdim» dese (âzâd olur).

Bir kimse, cariyesine «sana talâk verdim» dese, (âzâda) niyet de etse, (câriye) âzâd edilmiş olmaz. Talâkı sarih ve talâkı kinayenin di­ğer lafızlariyle de yine âzâd vuk'û bulmaz.

* Eğer bir kimse, kölesine, «sen Allah C.C. içinsin (yâni sen Allah C.C.'m kulusun)» dese, (İmam'ı Azam R.A.'a göre âzâda niyyet de etse), âzâd edilmiş olmaz. İmameyn muhaliftirler.

Eğer (bir kimse bir küçük veya büyük kölesine) «şu benim oğlum-dur veya babamdır» dese, niyetsiz âzâd edilmiş olur. Ve cariyesine «şu benim annemdir» dese (İmam'ı Azam R,A. göre) yine niyetsiz âzâd edil­miş olur. İmameyne göre ise, (gerek muhatap ve muhataba olan köle ve câriye) âzâd eden kimseye oğul olmağa veya baba veyahutta anne olma­ğa sâlih olmazsa, âzâd edilmiş olmaz. Eğer bir küçük için, «şu dedemdir» dese muhtar olan mezhepte âzâd edilmiş olmaz.

Eğer (cariyesi için, «şu oğlan kardeşimdir» ve kölesi için de «şu kız kardeşimdir» dese, yine (âzâd edilmiş olmaz). Senin üzerine benim için sultan (hüccet ve delil) yoktur» lafzı ile, (âzâda) niyet de etse, âzâd edil­miş olmaz. «Ey oğlum, ey erkek veya kız kardeşim» demekle veya «sen hür misâlisin» dese, (âzâd edilmiş) olmaz. (Niyet ile)- âzâd edilir de de­nilmiştir. Eğer (efendi kölesine) «sen olmadın, ancak hür oldun» (yâni sen hürden başka birşey değilsin) dese, âzâd edilmiş olur.

Bir kimse, mahremi olan akrabasına (emişikten değil de karabet ci­hetinden mahremine) mâlik olsa, velevki mâlik küçük veya mecnun (veyahutta kâfir) olsun, o akrabalar mâlik üzerine âzâd edilmiş olur.

Mükâtep üzerine (İmam'i Azam «R.A.»'a göre) ancak doğum ve ev­lât) yakınlığı mükâtep olur. (Meselâ: mtikâtep olan kimse, baba ve ana­sını satın alsa, onun üzerine mükâtep olur. Ama karındaşını satın alsa mükâtep olmaz). İmameyn muhaliftirler.

Bir kimse, Allah C.C. rızası için köleyi âzâd etse, âzâd ^edilmiş olur, şeytan için veya put için âzâd etmekle, her ne kadar âsîda olsa, âzâd edil­miş olur. Eğer mükrehen (zorla) veya sarhoş olduğu halde âzad etse, yine köle âzâd edilmiş olur.

Âzâd etmeyi mülke veya şarta izafet etse, sahih olur (meselâ: «Eğer bir köleye sahip olursam, o hürdür. Eğer eve girersem sen hürsün» dese mülk ve şart bulunduğunda âzâd sahih olur.)

Eğer harbî olan köle Müslüman olduğu halde bize çıksa (yârii İslâm memleketine gelse), âzâd edilmiş olur. Anasının karnındaki çocuk ana­sının âzâd edilmesi ile o da âzâd edilmiş olur. Yalnız (cariyenin) kar­nındaki çocuğun âzâdi da sahih olur ve çocuğun âzâdı sebebiyle annesi âzâd edilmiş olmaz. Çocuk mülkte, kölelikte, hürriyette, müdebbirlikte, istilât (çocuk talep etmek) da ve kitabette anaya tâbidir.

Cariyenin efendisinden olan çocuğu hürdür. (Cariyenin) kocasın­dan olan çocuğu, (cariyenin) efendisinin çocuğudur ve mülküdür. Ve ledi mağrur, kiymetiyle hürdür (meselâ: Bir kimse satıcının mülkü zan­nıyla bir câriye satın alsa doğumdan sonra bir kimsenin cariyesi olduğu meydana çıksa, bu iki sünnette de kiymetiyle hür olur ve buna veledi mağrur denir). [172]

 

Bâzısını Âzâd Bâbı

 

Bir kimse kölesinin bâ'zısını âzâd etse, sahih olur. Ve köle baki­sinde (diğer kalan bâzı kölelikte ise) efendisi için çalışır. Bu (bazısı âzâd edilen köle bütün hallerde) mükâtep gibidir. Ancak o (bâzısı âzâd edi­len) velevki çalışmadan âciz olsa da, rikkada (köleliğe de) red olunmaz. (Fakat mükâtep âciz olduğunda rikka red olunur). İmameyn külliyen âzâd edilmiş olur ve çalışmaz dediler.

Eğer bir kölede ortak olan kimse hıssasını âzâd etse, diğer ortak için yansı âzâd edilmiş olan köleyi âzâd etmek veya müdebber etmek veya kitabete kesmek veyahutta çalıştırmak vardır. Velâ (Karabeti hük­miye) iki ortak içindir. Veya (diğer ortak dilerse) eğer zengin jse âzâd edene tazmin ettirir. Âzâd eden tazmin ettiği şeyi almak için köleye mü­racaat eder ve karabeti hükmiye âzâd eden için olur. İmameyn «diğer1 ortak üzerine yoktur, ancak zengin ise tazminat vardır. Eğer fakir ise (tazmin edeceği hissesi bedelinde köleyi) çalıştım*» dediler.

Âzâd eden kimse (diğerinin hıssasım) tazmin ederse, köleye müra­caat etmez (yâni tazmin ettiğini köleden istemez). Ve Velâ' (Karabeti hükmiye) her iki halde de (tazmin ve çalıştırmak) âzâd eden içindir. İki ortaktan her biri kendi hıssasını âzâd etti diye birbiri üzerine şehâdet etseler, (köle o, ikisi) için hıssaları miktarı çalışır ve velâ iki ortak na­sıl olursa olsunlar (yâni gerek ikisi de zengin olsun ve gerekse biri zen­gin, diğeri fakir olsun veya yan veya üçte biri veyahutta dörtte biri olsun beraberdir) ikisi arasındadır. îmanı ey n «iki ortak da fakir olurlarsa köle çalışır, zengin olurlarsa, çalışmaz dediler.»

Eğer iki ortaktan biri zengin ve diğeri de fakir olsa, (köle) ancak zen­gin için çalışır veJa'; bütün hallerde mevkuftur hattâ (iki ortaktan her biri arkadaşı üzerine isbât etmiştir bu takdirce) vela' anlaşmaya tevek-kuf eder.                                        

Eğer iki ortaktan biri kölenin âzâdım yarın da olacak bir fiile bağ-lasa (meselâ «eğer falan yarın şu eve girerse hürdür» dese) ve diğer ar­kadaş o fiilin yarın da olmamasına bağlasa (Meselâ: «Eğer eve girmez­se, hürdür» dese) ve yarınki gün geçse ve fiilin vücut ve ademi (yâni gi­rip girmediği) bilinmese, kölenin yansı âzâd edilmiş olur ve yarısı da mutlaka (zengin veya fakir olsun) ikisi için çalışır. îmameyne göre ise, eğer iki ortak da zengin olurlarsa, çalışmak yoktur.

Eğer ortağın ikisi de fakir olursa İ. Ebû Yusuf «R.A.»'a göre kök yarısında çalışır (İmam'ı Azam (R.A.)'a göre de böyledir). İmamı Mu-hammed (U.A.)'e göre ise, köle hepsinde çalışır. Eğer ortaklar muhtelif (biri zengin biri fakir ise, köle)1 İ. Eb'û Yusuf (R.A.)'a göre zengin için yalnız kıymetinin dörtte birinde İmam'ı Muhammed (R.A.)'e göre ise, (fakir için kıymetinin) yarısında çalışır.

Eğer iki ortağın her biri kendi kölesinin azadına yemin etseler, (yâ­ni iki ortaktan biri eğer falan kimse yarın eve girerse, âzâd olsun deseı ve biri de, eğer eve girmezse, âzâd olsun dese ve yarın geçse girmek ve girmemekte bilinmese) mesele hâli üzerinedir, (cehaleti fahişe olduğu için birisi âzâd edilmiş olmaz.)

Bir kimse oğluna satın almakla veya hibe veya sadaka veyahutta vasiyyeti ile mâlik olsa, kendisinin hıssası âzâd edilmiş olur. Baba, or­tağının hıssasmı tazmin etmez. Oğluna mâlik olan baba, ortağı için o köleyi âzâd etmek veya çalıştırmak vardır. Gerek onun oğlu idiğini bil­sin ve gerekse bilmesin beraberdir. İmameyn, eğer baba zengin ise or­tağın hissesini baba tazmin eder, ama fakir ise baki hissesinde oğul, ba­basının ortağı için çalışır dediler.

Bir kimse, kölenin bâ'zisını satın almağa âzâdım bağlasa (yâni «se­nin yarım satın alırsam âzâd edilmiş ol» diye bir şarta bağlasa) sonra bir başkasıyla (köleyi) satın alsa veya oğlunu hepsine mâlik olandan ya­rısını satın alsa, hüküm ve hilaf dahi geçen mesele gibidir.

Eğer bir yabancı kimse, kölenin yansını satın alsa, ondan sonra kö­lenin babası zengin olduğu halde bakisini satın alsa, diğer ortak (ec­nebi dilerse babasına) tazmin ettirir veya dilerse \ çalıştım. İmameyn; ecnebi ortak ancak tazmin ettirir dediler. Eğer iki kimse irsle köleye mâ­lik olsalar, (bütün imamların) ittifakı ile tazminat yoktur.

Üç zengin kimsenin müşterek bir kölesi olup, içlerinden biri «Hıs-sam müdebber olsun» dese ve biri de «Hissam âzâd edilmiş olsun» dese  ve üçüncü de sükût edici olsa, sükût eden köleyi müdebbire . hıssasmı tazmin ettirir, müdebbirde âzâd edene kölesi müdebbir olduğu halde üç­te bir kıymetini tazmin ettirir. Yoksa kendi tazmin ettiğini tazmin ettir­mez.

Velâ (karabeti hükmiyye) nin üçte ikisi müdebbir için ve üçte biri de âzâd eden içindir. İmameyn: Köleyi müdebbir alan kimse, velevki zen­gin de olsa iki ortağın hissesini tazmin eder ve velânın küllisi müdebbir için olur dediler. Müdebbir (köle) kıymeti, köle olduğu halde kıymetinin üçte ikisidir.

Eğer cariyede ortak olan kimse, ortağına «câriye senin ümmüveledin-dir» dese ve ortak da inkârda bulunsa, câriye inkârda bulunan ortağa bir gün hizmet eder ve bir gün de mevkuf durur (yâni ikrar eden ortağın nöbeti için asla bir ferde hizmet etmeden mevkuf olarak durur). İma­meyn inkârda bulunanın yan hakkı için dilerse cariyeye hizmet ettir­mek vardır dediler. Bundan sonra câriye hürre olur.

Ümmü veled için kıymet yoktur. Bu takdirde cariyeden hıssasım âzâd eden zengin ortak, öbürünün hıssasmı (İmam'ı Azam «R.A.»'a gö­re) tazmin etmez. İmameyne göre ise, ümmü veled mâli mütekavveme (kıymet olan mal) dır. Bu takdirde (zengin) cariyeden ortağının his­sesini tazmin eder. [173]

 

 



[1] En güzel talâk, güzel talâk ve bid'ât talâk kısımlarını metinden Öğrenmiş bulunuyoruz' İnsanlar için en imkânlı ve sonunda nedamet ne­ticesinde tekrar aile hayatının devamı sünnî talâk kısmı olan birinci ve ikinci kısımlardır. Bunlar çok müsait iken asrımızda pek çok kimseler üçüncü kısım olan bid'ât talâk'ı söylemeleriyle sonra pek üzücü neda­metlerle karşılaşıyorlar.

Muhaddis ve fukahamn beyanlarına göre bir kelime ile yapılan üç talâk Rasûl'ü Ekrem (S.A.V.) ile Hz. Ebû Bekir (R.A.) zamanlarında ve Hz. Ömer (R.A.)'in hilâfetinin ilk iki senesinde bir talâk sayılıyordu. Sonra halk, kendileri için tedrici talâk hususunda acele gösterdiklerin­den Hz. Ömer (R.A.) üç talâk'ın vukuuna hükme dilme sini münasip gör­müştür.

Hz. Ömer (R.A.)  Ebû Mûsel'eş'arîye gönderdiği bir mektubunda bu hususu meâlen şöyle beyan etmiştir :

(Her kim zevcesine «sen üç talâk boşsun» derse zevcesi üç talâkla boş olur):

Tecridi Buhar i de şu mealdeki hadîsi şerifin altında uzun îzâhat be­yân edilmiştir:

Âişe (Radiyallahü Anh)dan şöyle dediği rivayet olunmuştur: «Benî kureyzadan Rifaanm karısı  (Temime binti Veheb)  Resûlüllah sallallâhü  aleyhi veseÜeme gelib:  Yâ Resûlallah!  Rifaa beni boşadı *ve kesin olarak talâkımı verdi.» Bu rivayete göre bir kişinin karısını: «Sen kesin

olarak boşsun!» sözü ile boşaması^bir talâk mıdır, yoksa üç talâk mıdır? ihtilaf olunmuştur :

Hazreti Ömer: Bu bir talâkdır. Fakat zevç üç. talâka niyyet etmişse üç talâk vâkî olur, demiştir. Ebû Hanîfe ve Şafiî de bu mezhebi ihtiyar etmişlerdir.

Bâzılarıda «Elbette» sözü ile üç talâk vâkî olur demişlerdir k>; bu da Hazreti Ali, İbni Ömer, Said"bin Museyyeb, Urve, Zührî, îbni Ebi Ley­lâ, Mâlik, Evsaî ve Ebû Übeydin mezhebidir.

Bu hadîsi Buhâri (üç talâkın bir defada verilmesini caiz görenlerin beyânı) başlığı ile açtığı bir babında rivayet etmiştir. Aynî ve İbni Ha-cer gibi Buharı sarihleri de müellifin bu unvan ile selef dediğimiz Ashab, Tabiîn v« etba'ı tabiîn ulemâsından bir kısmının bir arada verilen üç ta­lâkın üçünün birden vukuunu tecviz etmeyenlerin mezheblerine işaret ettiğini bildirmişlerdir.

Şu halde pek muhtasar olan bu ünvaniyle müellif Buhâri şöyle de­mek istiyor: Karısını bir defada ve bir sözle: (Üç kere boşsun!) diyerek boşayan kimsenin bu talâkını selef-ülemasından tecviz edenler ve talâk vâki olur, diyenler olduğu gibi tecviz etmiyenler ve yalnız bir talâk vâ­ki olur, içtihadında bulunanlar da vardır.

Bu unvanın ifade ve delâlet ettiği üzere bu mühim ve içtimaî mesele üzerinde Kürünü Selâse dediğimiz eshab ve tabiîn devirlerinde ihtilaf ce-cereyan etmiş ve bu ihtilâf Buharinin yaşadığı üçüncü asrı hicrî ortaları­na kadar devam edip gelerek mezâhibi fıkhiye ulemâsı müsbet ve men­fi içtihatlarda bulunmuşlardır. Hattâ burada da durmıyarak Kurunu âhi-rede bir çok tefsir, hadis, fıkıh âlimleri eserlerinde bu bahsi incelemişler ve bir kısmı da müstakil eserler yazmışlardır. Bilhassa Hanbeli meşâyi-hinden tbni Teymiye Fetvasiyle sair müellefatmda,   Tirmizi Allâme, İb nülkayyim tlamül'Müvakkûn ile zâdülmaâdinda, Şafiîlerden Hafız İbni Hacer Tuhfetül muhtaç ile diğer eserlerinde, Hanefilerden İbni Hümam Fethül Kadirinde, İbni Âbidin Dürrül muhtar haşiyesinde, Âlusîde meş­hur Tefsirinde bu bahse dâir her iki tarafın mütekabil delillerini ve ce-vablarını îzah ile beraber her biri bir zümrenin mezhebini ihtiyar etmiş­lerdir. Her devirde içtimaî ehemmiyetini artıran bu mesele, zamanımız­da da Transval Cenubî Afrika gibi memleket haricindeki bir İslâm ce­miyeti bile Dışişleri Bakanlığı vasıtası'ile Diyanet İşleri Başkanlığından sorulmuş ve bu vesîle ile Diyanet Reisi fâzılı muhterem Ahmed Hamdi Akseki tarafından da mükemmel bir eser yazılmış ise de henüz tab edilme­miş (basılmamış) tir.

Görülüyor ki Asrı Saadet uzaklaştıkça ve o nisbette fesadı ahlâk taam-müm ettikçe bu meselenin ehemmiyeti artmıştır. İşin daha acıklı ciheti üç talâk ile ve bir sözle aile yuvasını yıkan -ğûya dinî bir endişe ile dinin ve müşlümanlığın tel'in- ettiği-hulle faciasına baş vurarak tamir etmek fazihasma düşmeleridir.

Görülüyor ki esasını ve ehemmiyetini bir dereceye kadar teşrih, et­tiğimiz bu mesele bütün İslâm âleminde umumî bir ibtilâ halindedir. Bu cihetle biz de bu meseleyi incelemeğe çalışacağız. Şu kadar ki meselenin içtimaî ehemmiyetine kapılarak ilmin hududu hâricine çıkmıyacağız. Me­selenin içtimaî ehemmiyetini ilmin hududu dahilinde tetkike çalışacağız. Tevfik ise Allahdandır.                            -^

Bir defa da bir sözle verilen üç talâk, bir talâk addolunur, diyenler, eshabdan Zübeyr bin El'avvam, Abdurrahman bin Avf ve bir rivayete gö­re Hazreti Ali ile'îbni Mes'uddur. Tabiî âlimlerinden Tavus, İkrime, Miı-hammed bin İshak, Haccac bin Ertat, Nehaî, Süleyman bin Mukatil ile Zahirîlerdir. Hanefî, Malikî,'Hanbelî ulemasından bazıları da bu mezhe­bi ihtiyar ve müdafaa ederek ric'î bir talâk vaki olur, diye fetva vermiş­lerdir. Ahmed bin Hanbelin kendisinin de bu mezhebde olduğu hakkında da bir rivayet vardır.

Bunlara mukabil bir çok eshab ve tabiî âlimlerin vq ezcümle Evzaî, Sevrî, Nahaî ve eimmei erbaa ile bunların eshabının, İshak bin Rahûye-nin, Ebû Sevrin, hülâsa cumhuru ulemamn mezhebine göre, bir defada üç talâk vermek bid'at, menhi ve haram olmakla beraber bir değil, üç talâk vaki olur.

-Şimdi her iki tarafın delillerini ve sureti istidlallerini göreceğiz. Şu kadar ki, müellif Buharî cumhurun mezhebini ihtiyar ve müdafaa etti-^ ği için ibtida bunu takrir edeceğiz.                              ,

Bu babın unvanında müellif Buharî cumhuru müdafaa ederek Ba­kara Sûresinin 229 uncu âyetini zikretmiştir ki, meali şöyledir: «Kadın boşamak ikidir. Ondan sonra erkeğin vazifesi ya iyi yaşamak üzere (müacaat edip) karısını (nikâhında) tutmak, yahud güzellikle (kadına zarar 'ermeden) bırakmaktır.»

Bu âyeti kerimenin maksada delâleti iyice anlaşılabilmesi için her leye tercîhan sebebi nüzulünü bildireceğiz. Şöyle ki; Câhiliyet zamanın­la talâk bir adedle tahdid olunmamıştır. Erkek karısını sayısız bir suret-;e boşar, sonra dönüp tekrar alıp dururdu. Câhiliyet âdetine göre erkek çin sonsuz ya sayısız talâk ve müracaat hakları vardı. Şüphesizki bu ıt-;ıratsız hal ve vaziyet devamlı ve mes'ud bir aile kurmağa mâni idi. Ay-11 zamanda kadın içinde bir zulüm idi. Kadını müşkül bir vaziyette bıra­kıyordu, Günün birisinde bu vaziyetten bunalan bir kadın Hazreti Âişe'ye gelerek kocasının bu hâlinden şikayet etti. O da Resulü Ekreme arzeyle-ii» Bunun üzerine ( ölV* J&N ) âyeti nazil olarak «Erkeğin karısını boşaması ve sonra müracaat edip alması ikidir» diye tahdid olundu. Bun­dan sonra erkeğe düşen en medenî vazife,ya karısına müracaat edip güzel yaşamak üzere aile nizamını yeniden düzenlemek, yahud da hiç müra­caat etmiyerek veya üçüncü bir talâk vererek güzellikle ve kadını izraf etmiyerek bırakmaktır, buyuruldu.

Müellif Buharînin bu âyeti kerimeyi unvanı­nın sonra zikrettiğine göre bir defada verilen üç talâkın caiz ve muteber olduğuna cumhur hesabına bu âyetle istitlâl etmiş bulunuyor. Kur'an-ı Mübîn'in i'cazı eseri olarak bu âyetin cumhurun muhaliflerine de delil olduğunu ve ancak hadîs ile istidlal hususunda ayrıldıklarını göreceğiz.

Bu âyetle istidlal şekline kavli şerifinin zahirinden müstefad olan hükme göre karısına: (Sen boşsun, sen boşsun!) diye ayrı ayrı iki talâk ikaı caizdir, sahihdir, vâkîdir. Bu yolda boşamak caiz olun­ca iki talâhın ikisini birden ve bir sözle: (Sen ki- kere boşsun!) diyerek boşamak da caiz ve sahih olmak lâzım gelir. İki talâkın bu suretle bir arada bir sözle verilmesi sahih olunca (sen üç kere boşsun!) diyerek üç talâkın birden verilmesi de caiz olur. Şu kadar ki bu talâklar ayn ayrı zamanlarda üç tuhurda verilmek icab ederken bir meclisde ve bir arada cem'i ve bir sözle verilmesi Hanefilere göre bid'îdir, menhîdir, haramdır. Ve eshabdan bir çoklarının mezhebi budur (Ahkâmül Kur'ân: Cessas) ve (Envarüt tenzil: Beyzavî), Görülüyor ki bu istitlâl şekli oldukça dolambaçlıdır. Bunun daha ba­sit ve şârih Ayniye göre daha güzel bir istitlâl şekli vardır ve şöyledir: kavli şerifi mutlaktır, âmdır. Ve mesnun olan üç tuhur­da ayrı ayrı üç talâka şâmil oldu gibi bir defada bir sözle bir tuhurla veri­len üç talâka da şumûlü vardır. Çünkü âyette mesnun, gayri mesnun ve mubah,   haram   diye   bir   tefrik   yoktur.   Ancak   bu   istitlâlin   sihhati kavli şerifi ile talâk kastolunduğuna göredir. Gerçi kast olunduğuna da Enes bin Mâlikin şu hadisi ile istitlâl edilmiştir: Resulü Ekreme birisi gelerek: Yâ Resûlallah, bu âyette Allah talâkı iki olarak zikretmiştir.     Üçüncüsü   nerede?   diye   sormuş.      Resulü   Ekrem   de: dır, buyurmuş. Fakat bu hadisin senedi sahih olmakla beraber ittisali sabit değildir. Sonra üçüncü bir talâkdır, denilirse aşağıdaki  dördüncü talâk olmak îcabeder. Bu cihetle Suddi, Dahhak gibi bir çok selef müfessirleri  .kavlini talâk ile değil zevcin ademi müracaatı ile tefsir etmişlerdir. Âyet­te bildirilen talâk ric'îtalâk olmakla âyetin mânası: Zevc,iki talâktan son­ra yâ karısına müracaat edip güzel geçinir, yahud da müracaat etmeyip iddet müddetini geçirir ve bu suret iki talâk kat'iyet kesbeder, demek olur. Bu suretle üçüncü talâk, iki talâktan sonra Fâ-i ta'kibiyye ile gelen kavli şerifinin delâlet ettiği talâktır. Âyetin meali şöyledir i^Zevc, karısı­nı iki talâktan sonra bir daha boşarsa artık bundan sonra kadın erkeğe helâl olmaz, tâ ki kadın ondan başka bir kocaya varıncaya kadar.» Bu (ikin-•ci koca)  da kadını boşarsa ilk karı koca Allah'ın hududu dâhilinde iyi geçineceklerini    sanırlarsa evvelki aile kurumuna dönmelerinde    günah yoktur.    Bu iki âyet arasındaki  kavli şerefiyle de) — huT yani mal bedeli mülki nikâhı izâle hükmü bildirilmiştir. Hülâsa: cümlesi ister üçüncü talâk, mânasına olup onu beyandan ibaret olsun, ister ademi müracaat mâna­sına olup üçüncü talâk dan, müstefad olsun, nassm umum ifâde ettiğine göre, bu üç talâkın ayrı ayrı vechi mesnun üzere olduğu gibi bir defada bid'î olarak verilmiş olmasınada delâleti kabul olunmuş­tur.

Üç talâkın bir arada bir sözle îkâı bid'î olmakla beraber muteber ol­duğuna dair buraya kadar takrir ettiğimiz istitlâl şekli cumhur hesabına olduğu gibi muhalifleri içinde delil olabilir. Onlarda üç talâkın bir arada ikâı caiz ve muteber olduğunu kabul ederler. Ancak îka edilen bu üç ta­lâk, bir talâk mı itibar edilecek, yoksa, üç talâk mı? Muhalifler bir talâk tezini müdafaa ederek Rükâne ile Ebussahba' hadisleriyle istitlâl etmiş­lerdir.

Bükâna Hadîsi: Ahmed bin Harrbelin ve Beyhakînin İbni İshak tarîCtkiyle İbni Abbas (R.A.) den rivayetlerine göre Rükâne bin Abdi Zeyd bir meclisde karısını üç talâk ile boşamıştı. Sonra da (bu yapdığı münasebetjiz hareketinden) son derece mahzun ve müteessir olup, Resûlullah sallal-âhü aleyhi ve selleme arzı hal etti. Resulü Ekrem: Nasıl boşadın? diye sor-iu. O da: Üç talâk ile! dedi. Resulü Ekrem bir mecliste mi boşadın? diye lordu. O da: Evet bir mecliste, diye tastik etti. Bunun üzerine Resulü Ekem: Bu bir ric'î talâktır, istersen karına müracaat edebilirsin, buyurdu. 3u müsâade üzerine Rükâne de karısına müracaat etti.

Ebussahba' Hadîsi: Müslimin, Ebû Davud'un, Nesaî'nin, Hâkimin Cbû Elsahba* vâsıtasiyle İbni Abbas (R.A.) den rivayetlerine göre îbni Vbbas şöyle demiştir: Resûlullah (S.A.V.) in nübüvveti ile Ebû Bekir'in lilâfeti, iki senede Ömerin zamanlarında üç talâk, bir talâk sayılırdı. Sona Ömer; Nâs zevcin müracaatına intizar için bakıye-i istimtâ' mühleti 'arken teennî ile hareket edip, şer'in müsâadesinden istifâde icap eder­in bil'akis nâs istical ve sü-i istimal ederek üç talâk vermeğe müsaraat ittiler. Artık bunların aleyhlerinde üç talâkı, üç talâk olarak kabul et-, aek zamanı hulul edince,biz de aleyhlerinde bir ujtûbet olmak üzere bu ûretle imza ve tastik ettik.

Cumhur nâmına intikat: Bu iki hadisin ikisinin de münker olduğu ve hticaca salih olmadığı iddia edilerek şöyle denilmiştir:                        ,

Evvelâ Said bin Cübeyr gibi bir çok tabiî âlimleri,îbni Abbasın Rü-:âne hadisine muâriz fetvasını rivayet etmişlerdir.. Ezcümle Ebû Dâvu-iun Mücâhidden rivayetine göre karışım üç talâk ile boşayan bir kimse-ıin istiftası, üzerine İbni Abbas: Sen rabbine isyan etmişsin, karın talâkııâyin ile senden boştur, demiş ve : ihi okumuştur.

Saniyen     Ebussahba'   hadisine   gelince:   Bu   hadisin   son   fıkrası: suretinde rivayet olunmuştur. Bunun mânası da-adri İslâmda hâs üç talak ile boşarlardı. Hazreti Ömer de bu suretle on-ıra üç talâkın vukuunu caiz gördü ve infaz eyledi, demektir. Bu rîvâye-î göre üç talâkın vukuu Resulü Ekrem zamanında da şâyî idi, demek olur. Buna da yani Asrı Saâdetde üç talâkın bir meclisde ika edildiğine umhur hesabına Buharinin sahihinin müteaddid bablarmda rivayet et-ği Aclânî Uveymir hadisile istidlal olunmuştur. Sehl bin Sa'dın rivâye-ne göre Aclâni Üveymir karısına kazf edip zina isnâd etmesi üzerine ian âyeti nazil olarak Uveymir ile karısı arasında mülâane icra edilmiş-r. Bâdel mülâane Uyeymir: Ya Resûlallah, şimdi ben karım nikâhım Itında tutacak olursam ona zulm etmiş olurum. Kendimde oı.a karşı ya-ancı mevkiinde töhmetli bulunurum, diyerek Resulü Ekren emretnie-en karısını üç talâk ile boyamıştır. Resulü Ekrem'de üç talâk alarak ten-z buyurmuştur.

Bu rivayetlerinde Buharî İbni Şihab Zührinin dediğini naklettiğine göre bu suretle yani badelmülâane karısına üç talâk verip ayrılmak ve hâkim tarafından infaz edilmek bir âdet olarak devam edip gelmiştir. Hazreti Ömer de bu âdeti cariye­ye istinad ederek üç talâk vukuunu tercihen iltizam etmiş olacaktır. Çün­kü Uveymirin Hazreti Peygamber emretmeden üç talâk vererek karısın­dan kat'î surette ayrılmağa teşebbüs etmesi, üç talâk vukûunun yalnız mülaanenin bir fer'i olmayıp şayi bir âdet olduğunu ifade eder. Hazreti Ömerin hükmüne eshabı kiramın sükûtu bunu te'yid eder.

Aclanî Uveymir hadisinden, sonrada müellif Buharî Cumhur hesabı­na istidlal ederek asıl mevzuu bahsimiz olan Rifaa hadisini rivayette edi­yor. Bu rivayette Rifaanm kansı Resulü Ekreme gelerek: «Rifaa beni bo­şadı ve talâkı kat'î kıldı» demişti. Şüphesiz ki kat'î talâk sözü bir defada verilen üç talâk ihtimali olduğu gibi ayrı .ayn ika edilen üç talâk ihtima­lide vardır. Birinci ihtimale göre Asn Saadette b"r defada ika edilen üç talâkın üç olarak muteber olduğuna delâlet eder. Hadisin cumhur hesa­bına istitlâl için sevk olunmasının sebebide budur.

Buharinin bu hadisten sonra yine Hazreti Âişe'den bir rivayetine gö­re bir kimse karısını üç talâk ile boşamış, sonra kadınla başka erkek ev­lenmiş ve boşamış. Bu ikinci zevci kadını boşadıkdan sonra İcadının ilk kocasına varması helâl olur mu? diye Resulü Ekreme sorulmuş. Resulü Ekrem de: İkinci erkek kadının birinci kocası gibi balcağızından tatma-dıkça helâl olmaz, buyurmuş.

Hazreti   Âişenin   bu   iki   hadisi   arasındaki   mühim   fark   birincide suretinde ikincide de  ibaresiyle rivayet olunmasıdır ki şârih Aynînin beyanı veçhile ikinci rivayet üç ta­lâkın bir arada verilmiş olmasına delâlet hususunda daha açıktır.

Müellif Buharinin cumhuri ulemâ nâm ve hesabına âyetle ve hadisle _ vakî olan istidlal hususu burada sona ermiş bulunuyor.

Sarih Aynîde bu vücuhi istidlale zamime olarak eimmei selef lisanın­dan şu mühim tenbih ve ihtarı naklediyor: Bu meselede cumhura muha­lefet, ehli sünnete muhalefettir. Böyle muhalif bir ictihad yolunu ise an­cak ehli bid'at olanlar ihtiyar eder. Kitabı ve sünneti seniyeyi tahrif et­mek hususunda birleşmeleri caiz' ve mütesavver olmıyan icmâa muhale­fet eden ehli bid'atın içtihadına ise, asla iltifat olunmaz.

Şimdi bir de bir sözle bir defada îka edilen" üç talâkın bir talâk adr dolunacağını kabul eden ekalliyet hizbinin istidlallerini mütâlâa edeceğiz:

Yukarıda işaret ettiğimiz veçhile âyeti kerimeriyle cumhuri ulemâ ihticac ettikleri gibi ekalliyet ulemâsıda ihticac etmişler­dir. Bu cihetle Asrı saadette üç talâkın bir sözle, bir defada ika olunduğu beynel eimme medâri ihtilaf değildir. İhtilâf ancak bu yolda ika edilen talâkın bir mi, yoksa üç mü itibar edileceğindedir. Bu husustaki ihtilâf­larına her iki taraf yukarda bildirdiğimiz hadislerle istidlal etmişlerdir. Şu kadarki cumhur nâmına Buhârinin rivayet ettiği hadisler muhalifle­rinin istinad ettikleri Rükâne ve Ebussahba' hadislerinden isnad ve sıh­hat itibariyle daha kuvvetlidir. Nasılki cumhur nâmına îrad olunan inti-kâdi yukarıda gördük.

Üç talâkın birden ikamı bir talâk itibar eden ekalliyetin istinad et­tikleri bir de kıyas delili vardır. Şöyle takrir olunur: Mülâane esnasında lian şahadetinin dördünü birden bir kelime ile getiren kimsenin bu toplu şehâdeti dört şahadet addolunmayıp bil'icmâ bir şehâdet addolunur. Yine böyle menâsıki hac îfa edilirken cemrede yedi çakıl bir defada atılırsa bu da bil'icmâ' bir addolunup toptan atılması tecviz edilmemiştir. Yine böyle bir kimse Peygamber Efendimizi bin kere salavâtı şerife getirmeyi nezretse de  Allâhım Peygambere bin kererahmet eyle!) dese,yeminini yerine getirmiş olmaz. Birer birer bin defa salavati şerife getirmesi vacip olur.

Cumhur hesabına bu kıyas delillerine de şöyle cevap verilmiştir: Bir işere kitap ve sünnete müstenid bir mesele,-kıyas ve ictihad mazinnesi ola­maz. Evvela Handa bir ailenin namusu mevzuu bahis olduğundan zevcin zina isnadından rücûu ümidiyle dört şehadetin ayrı ayrı îkâ edilmesi teşri kılınmıştır. Saniyen Remyi cemerat ve bunun yedi olması taabbüdî bir emirdir. Sâlisen Salevâtı şerife sayısı kast ve irâdenin, örf ve âdetin muk-tezasıdır.

Buraya kadar cumhurun ve muhaliflerinin nokt&4 nazarlarını ve sû-ret-i istitlâllerini hulâsa olarak takrir etmiş bulunuyoruz. Şüphesiz ki cumhur nam ve hesabına müellif Buharînin rivayet ettiği deliller kuvvet­lidir. Şimdi bu bahsimizin ihtidasında izah ettiğimiz veçhile bir sözle ika ettiği üç talâkın zamanımızda İslâm âleminde ika ettiği aile faciaları ne olacak? Bu husus için mahlası şer'îyi biz üç talâkın bir talâk itibar edil­mesinde değil —çünkü müellif Buharmin bu babda rivayet ettiği delil­ler buna müsaid değildir — bundan iki hadîs sonra müellif Buhârinin (ga-zab, ikrah, sekir, cunun gibi kasd ve İrâdeye makrun olmıyarak ika'edilen talâklar) hakkında açtığı bir babında gayri şuurî ika' edilen talâkların kıymeti şer'iyesi olmadığım bir çok eshab ve tabiî ulemâsından muallak bir tarik ile rivayet etmekte bulunduğundan bu içtimaî zarurete bu yol­da bir mahlası şer'î bulmağa çalışacağız. Nasıl ki muhakkik İbnül kay-yimde im bu maksadla yazmıştır.

Tetkikine başladığımız bu bahsi fasılaya uğratmamak için müellif Buhârinin aşağıdaki unvanını da burada nakl ve izah edeceğiz.   .

Müellif Buharî: gazab hâlinde ika' edilen ta­lâkın hükmü) ünvâniyle Hazreti Âişe'den rivayet olunan   hâli gazabda ika' edilen talâka  ve  köle  azadına  itibar olunmaz) hadisine işaret etmiştir. Bu hadisi Ahmed bin Hanbel, Ebû Dâ-vud, İbni Mâce sünenlerinde rivayet etmişlerdir. Bu hadis hakkında Hâ­kim sahihdir, demişdir. Buharînin rivayet şartını haiz olmadığı için sa­hihine almamıştır. Fakat bütün bütün de ihmal etmeyip âdeti veçhile ba­bının ünvamndan zikrederek müçtehit için medarı ihticac olarak derece­de ilmî bir aslı hâiz bulunduğuna, kendiside bu kanâatte olduğuna işaret etmiştir. Bu cihetle Şârih İbni Hacer bubâbm unvanını şerh ederek der ki: Müellif Buhârinin bu tercü:.nesi bir çok ahkâmı ihtiva etmekte olup, bunların hey'eti mecmuası şu umumî kaide altında toplanır: Her hüküm ve hitab akıl, azim ve irade sahibi şuurlu mükellefe teveccüh eder. Çün­kü akılsız ve azimsiz, iradesiz kimsenin ne söylediği sözle, ne de işlediği işle kasid ve niyeti yoktur. Bu unvana göre Buhârinin mezhebi netice itibarile asabiyyet buhranı içindeki talâkın ademi vukuuna kail olan ule­mânın mezhebi ile beraberdir.

Şimdi Hazreti Âişe hadisinin maksada delâlet edebilmesinin şayanı tetkik bir ciheti kalıyor ki o da, hadisdeki (İğlak) kelimesinin medlulünü tâyin keyfiyetidir. Filhakika lûğat ve ictihad eshabı bu kelimenin mâna­sını tâyin hususunda vücûhu müteaddi de serd ve beyan etmişlerdir, Bu­harî şerhlerinde me'hazı iştikaklariyle tafsil' edilen bu vücuhu ihtilafı Metalii envar sahibi şu üç noktada toplamıştır: Iğlakı Hicaz uleması ik­rah ile, İrak uleması gazab ile, bir kısım âlimler de bir zneclisde bir sözle verilen üç talâk ile tefsir etmişler

Hazreti Âişe'nin bu hadisini rivayet edenlerden Ahmed bin Hanbel, Ebû Dâvud bu kelimeyi gazabla tefsir -etmişlerdir. İmamı Şafiî de asabı bir halde edilen bir yemine ve nezre yemini gaîak, nezri ğalak demiştir. Eimmei lügatten pek çokları da bu kelimeyi gazabla tefsir etmişlerdir. Şu kadar ki ehli lügatin, bu tefsirleri mânayı lâzımı ile tefsirdir. Nasılki İbni Düreyd, Ebû Tahir, Ebû Abdullah-gibi nahiv âlimlerine Âişe hadi-sindeki .iğlakm manası nedir? diye sorulduğunda ikrah manasınadır, ga­zab da bu manada dahil olur, demişlerdir. İbni Esir de Nihayede galakı zîkı sadır ve kılleti sabır diye tefsir etmiştir. Ebû Bekir de kesîrül gazab demiştir. Hafız İbni Hacer de diyor ki: Buhârinin bu  ünvanındaki  kelimesini  üzerine at­fetmiş olması iğlak kelimesi ile gazab mânasını kasdettiğine sarahaten delâlet eder.

İkrah «insanın tab'an veya şer'an istemediği şeye sevk 've icbar edil­mesi» diye tarif olunduğuna ve gazab de gayri iradî hâsıl olan teheyyüc-den ibaret bulunduğuna göre gerek hâli gazabde, gerek hâli ikrahdakî talâk, iradeye mukarin olmamak neticesinde birleşir.

Bir cihet hassaten şayanı kayıddır ki akıl ve şuuru selbetmiyen ve ağızdan çıkan sözün mahiyetini idrak edemiyecek bir derecede bulunmı-yan asabiyet hâlinde ika' edilen talâk muteberdir. Bu hususda şüphe ve ihtilaf yoktur. Ancak ihtilaf şuuru kasid ve iradeyi şelb ederek cinnet de­recesinde bulunan gazab ve'asabiyet halinde ika' edilen talâk hakkında­dır ki, bu da bir nevi ikrahdır ve kişinin istemediği -bir akıbete düşme­sidir. Böyle hali gazab ve ikrahdaki şuursuz ve iradesiz ika' edilen talâ­ka Ali "bin Ebi Talib, Abdullah bin Ömer, Abdullah bin Zübeyr, Ömer bin Abdül'aziz, Dahhak, Ata bin Ebi Rebah, Hasan bin Ebulhasan, Ab­dullah bin Abbas ve Ömer bin Hattab gibi en benam sahabî ve tabiî fu-kahası itibar etmemişlerdir. İmam Mâlik, Evzaî, Şafiî, Hasan bin Hay, Ebu Süleyman ve eshabı da bu tezi müdafaa etmişlerdir. Şa'bı, İbrahim Nehaî, Katade, Ebû Kalabe, Said bin Müseyyeb, Kadı Şüreyh Zührî, Ka-tâde, Said bin Cübeyr gibi yüksek tabiî müctehitleri de hâli gazab ve ik­rahdaki talâk. Caiz î/e muteberdir demişlerdir.

İmam Ebû Hanife ile eshabıda bu ictihadda bulunmuşlardır. Ferecbin Fedalenin Amr bin Şurahilden rivayetine göre bir kadın kocasını ikrah ve iğzab edib talâka icbar etmesi üzerine bu yoldan ika' edilen talâk Haz-reti Ömere arzolunduğunda bu talâkı tasdik etmiştir. (Umdetülkari: 9-556).

Bu cihetle Hanefî kitaplarında metniyle bir tarafdan talâk için akıl ve bulûğ şart kılındığı ve sabî ile mecnunun talâklarına itibar edilmediği halde öbür tarafdan irâde ve şuur­dan mücerred mükrehin ve sarhoşun talâkına itibar olunuyor. Şerhlerde de mükreh, serhoş da olarak ta'lil olunuyor. Bu tâlile göre de mükrehin, serhoşun talâkına îtibar olunma­mak gerektir. Nasıl ki Tahavî gibi eshabı ihtiyar olan Hanefî imamları sekramn,talâkı meselesinde —talâkın kasdı âahiha makrun olmasını il­tizam ve her nevi medenî tasarruflarda dinî hususlarda akıl şartına iti­bar ederek— talâkın ademi vukuuna hükmetmişlerdir ki, bir kavle gö­re, İmam Şafiî'nin mezhebi de budur.

Meşayihi Hanefiye sekir halini kişinin kendi eseri ihtiyarî bir kusur addederek zecren talâkın vukuunu iltizam etmişlerdir. Nasıl ki ikrah ile ve tedavi kasdiyle içilen müskirat ile vukua gelen sekir halindeki talâk hakkında Hâniyede sahih olan talâkın ademi vukuudur. Yine fetevayi hâ-niyede deniliyor ki: Hububattan ve baldan yapılan müskirat istimaliyle vukua gelen serhogluk sırasında verilen talâkın hükmü, İmamı Azamla Ebû Yusufe göre sahih olan, talâkın ademi vukuudur. İmam Muhammed muhalefet edip talâk vâki olur, demiştir. Eşbah ve Cevhere ile sair kütü-bü Hanefiyede bu mevzua dair müsbet, menfi bir çok tafsilât vardır ki, bunların hülâsası bir kısım eımmei Hanefiyenin içilen şeyin hürmetine bakarak tariki zecri ihtiyar etmiş olmaları, diğer bir kısmıda irade ve ih­tiyar ile şuura ehemmiyet vermiş bulunmalarıdır ki, şimdi göreceğimiz hadîsi bu zümrei âliyenin noktai nazarını teyid eder.

Sonra Buharı hadîsini rivayet ve bununla istitlâl ediyor. Bu hadisi şerif mucibince kişinin her nevî hal ve hareketinin kıymeti, niyetinin nev'ine bağlı bulunduğuna ve herkesin se-vab ve ikâbe mazhariyeti niyet ettiği hayır ve serden ibaret olduğuna göre, her nevî hareketimiz üzerinde niyetin pek büyük tesiri vardır. Böy­le yüksek bir hakikati bildirmekde olduğu için hadî­sini,hadîs müellifleri kitablarımn başına geçirmişlerdir.

Müellif Buharı sahihine bu hadis ile başlamıştır. Hafız İbni Mehdî kitap yazmak istiyor her müellif eserini yazmağa,.bu hadis ile başlasın! tavsiyesinde bulunmuştur. Ebû Dâvûd da şöyle demiştir: Resulü Ekre-min beş yüz bin hadîsini yazdım. Sonra bunlardan ahkâma dair olan dört bin sekizyüz hadis intihab ettim. Zühde, Fezâile dair olanları tahriç etmedim. Bu hadislerden dördü insanın dinî hususlarında kâfidir, demiş ve hadisini bu dört hadis içinde birinci olarak zik­retmiştir. Bu mübarek hadisi şerif hakkında ehli ilmin bir çok takdirleri vardır.

Bütün bunların sebebi, bu hadisi şerifde vicdanî temayüllerimizin, medenî münasebetlerimizin hayır veya şerre mukarin iyi veya fena ol­masının yegâne mîyârı niyetlerimiz olduğunun ve her fiil ve hareketin ıcab veya terkinde niyetin hâkim bulunduğunun tebliğ buyrmmuş olma­sıdır.

Bundan sonra Buhârînin Talikan rivayetine göre şâbî'den Nâsinin, Mutînin talâkı sorulmuş o da Rabbimiz şây6t yanıldık, yahut dilemeyerek bir hata ettikse^bizi cezalandırma!) âyetini okuyup unutarak iradesiz, yahut hatâ ederek dileksiz ıka'edilen talâkın ademi vukuu ile cevap vermiştir.

Daha sonra Buharı mecnunun talâkının ademi vukuuna işaret ederek ! itirafı zunûb eden bir zinâkar kimseye Rasûlü Ekremin ( jy*. 'h\ i : sen ! delimisin?) buyurmasiyle istidlal etmiştir.    Çünkü bu zinâkarjn gününü sabit olsa idi,Rasûlü Ekrem haddi zinayı iskât edecekti. Bununda sebebi delinin mesbülihtiyar olmasıdır.

Bunlardan Buhârî birde Hz, Osmanın: Mecnunun, sekrânın, ika' ettik­leri talâk muteber değildir, dediğini tâlîken. rivayet ediyorki, bu da şuur ve irâde ile ilgilidir.                   ,

Bir hülâsa: Gazap, sekir, ikrah hâlindeki kişinin ve sabi ve mecnu­nun verdikleri talâkların buraya kadar devam eden izahımıza ve bir çok meşâhiri hanefiyenin de iştirak ettiklerine göre kasit ve irâdeye muka-rin olmamak illetiyle muteber olmadığını görmüş bulunuyoruz. Bunlar böyle olunca bir mecliste bir kelime ile üç talâkı asabiyet buhranı içe­risinde birden ika' eden kimsenin bu sözü bir heyecan ile şuursuz ve iradesiz deli gibi ağzından savurduğunu itiraf ettiği ve hârici ahvalde bu­nu te'yit eylediği surette bunu kabul ederek: (hiç talâk vâki olmaz ve aile hayatı devam eder) demek ve bu suretle İslâm alemindeki içtimâi ceriha­yı tedavi etmek ilmin /hududu dahilinde bir hareket olur. Bu suretle mevzu bahsimiz olan üç talâkı, cumhura muhalefetle bir talâk sayanların içtihatlarından daha geniş ve daha ilmî bir tez müdâfaa edilmiş olunur. Bu mevzuda ( jl««JSI vlet ) da bir çok deliller daha vardır. Onlarada bakiniz (Tecridi Sarih Tercümesi, C. II, 446 - 465)

Hanefi fıkhının hükümlerini muhtevi fetvaları sıralayalım.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, karısı Hind'e" «Üç talâk (la) boş ol» dese, Zeyd Hind'i hüllesiz nikâhlamaya kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.  FEYZİYE, 71

Zeyd, karısı Hind'e «beş talâkla boş olsun» dese Hind kaç talak boş olur...   

ELCEVAP... Üç talâk boş olur.  ALİ EFENDİ, 72

Bir kelime ile üç talâk'ı vermek bid'î (Bidat ve Haram) bir talâk olmakla beraber talâk vâki olur.

Burada Talâk'm üç adedinin vâki, olmasının bâ'zı şekil ve şartlarını îzah etmek lüzumlu olacağından şöylece nakledelim:

Bir kimse, hür olan karısını bir talâk ile boşasa, iddeti içinde veya nikâh tazelemeden sonra tekrar iki talâk ile boşayabilir. Lâkin üç talâk tamam olunca artık talâka mahal kalmaz. Câriye hakkında ise iki talâk ile bu mahalliyet kalkar.

Üçden ziyade yapılan talâklar ile yalnız üç talâk vâkî olur. Diğerleri lâğv (manasız) olur.

Meselâ: Bir kimse, karısına «seni üçden dokuza kadar boşadım» veya «sen benden yüz talâkla boş ol» dese bununla yalnız üç talâk tahak­kuk eder.                                      

Bir kimse mâlik olduğu üç talâkı şu şekillere göre kullanabilir :

1  - Bir lafz (Kelime ve cümle)  ilfe] üç talâkı birden yapar.  «Seni üç talâkla boşadım» demesi gibi.

2 - Evvelâ iki talâk verir, sonra iddet içinde bir talâk daha verir.

3  - Evvelâ bir talâk verir, sonra iddet içinde birden veya ayrı ayrı iki talâk daha verir.                                    

4  - Evvelâ bir veya iki talâk verir sonra tecdidi nikâhı müteakip bir talâk daha verir.

5  - Evvelâ bir talâk verir, sonra tecdidi nikâhı müteakip birden veya ayrı ayrı iki talâk daha verir.                   

6  - Birbiri peşine üç lâfız ile üç talâk verir,  «Seni boşadım, seni boşadım, seni boşadım» gibi. Bu surette ikinci ve üçüncü talâklar, iddetin başlangıcına tesadüf edeceğinden bu, üçüncü surete dâhil demektir.

HUKÛK'U İSLÂMİ, C. 2, 203

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'e «boş ol» dese Hind Zeyd'dfeH doj olur mu?...                                                                      

ELCEVAP... Olur.

Bu surette Zeyd Hind'e kavlen ve fîlen müracaat etmeden Hind'in iddeti bittikten sonra Zeyd Hind'e «üç talâk boş ol» dese Zeyd Hind'i rızası ile hüllesiz nikâhlamaya kadir olur mu?...

ELCEVAP. . Olur. NETİCE, 80

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'e «Bof ol, boş ol, boş ol» dese, Zeyd Hind'i hüllesiz nikâhlamaya kadir olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. HAMİŞİ BEHCE, 82

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'i ancak bir talâk'ı bâyinle boşasa, Hind'in iddeti bittikten sonra Zeyd Hind'e «üç talâk boş ol» dese, Hind Zeyd'den üç talâk boş olur mu?..:

ELCEVAP... Olmaz.

Zeyd, karısı Hind'i talâk'r bâyinle boşadıktan- sonra, Zeyd Hind'i rı-zasiyle hüllesiz nikâhlamaya kadir olur mu?... ELCEVAP:.. Son talâk değilse olur FEYZİYE   74

[2] Burada geçen mükreh ve sarhoş olanın hükmüne ilâveten sefih, sehiv yapan, gafil olan, hata eden ve oyuncak olarak talâk veren kimse­lerin talâklarının vâkî olacağı da bilinmelidir. Zira Rasûlullâh (S.A.V.) bir hadisi şeriflerinde meâlen şöyle buyuruyor :

«Üç şey vardır; bunların ciddîsi de ciddî, şakası da ciddîdir. (Onlar) nikâh, talâk ve ric'âttır».

İLGjLİ FETVALAR

İkrah ile olan talâk vâkî olur mu?... ' ELCEVAP... Olur.

Zeyd, karısı  Hind'i' mükrehen   (Zorlanma çarşısında)   boşasa,  talâk

ALİ EFENDİ, 73

vâkî olur mu?... ELCEVAP... Olur.        

Dilsiz olan Zeyd, Zevcesi Hind'i belli işaretiyle b'oşasa, Hind Zeyd'-den boş olur mu?...                                           

ELCEVAP... Olur.  BEHÇE, 79

Zeyd, gazablı hâlinde iken zevcesi Hind'i boşadığını  yakînen bilip lâkin bir talâkla mı yoksa üç talâkle mi boşadığını bilmeyip şeketse, Hind . Zeyd'den kaç talâkla boş olur?.. ELCEVAP... Bir talâkla boş olur.                                           BEHÇE, 81

Zeyd kendi iradesiyle şarap (ve benzerlerini) içip ve şaraptan sarhoş iken karısı Hind'i b'oşasa, talâk vâki' olur mu?.. ELCEVAP... Olur FEYZİYE, 71

Zeyd, Zevcesi Hind'i boşamaya Amri vekil etse, Amir'de sarhoş iken Hind'i boşasa, talâk vaki' olur mu?.. ELCEVAP... Olur.  FEYZİYE, 78

Sarhoş olan kimsenin talâkı, kendi isteği ve irâdesi ile içip sarhoş olana göredir. Aksi takdirde zor ve ikrahla şarap içirtirler ve aklını izâle edercesine sarhoş VLursa, böyle kimsenin talâkı vâkî' olmaz.

Zeyd, bir maslahat için avamdan Amrin evine vardığında Amr şarap içer bulunup Zeyd'i gördüğünde «gel şarap içelim» deyip, Zeyd çekin­mekle'Amr Zeyd'in üzerine kılıç ile hücum edip «iç yoksa seni Öldürü­rüm» dediğinde, Zeyd'de mükrehen (zor karşısında) Amr ile şarap içip aklı tamamen gitmiş iken Zeyd o mecliste karısı Hind'i talâkla boşasa, talâk vâki olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz. FEYZİYE, 78

[3] Zeyd, hasta olup aklı tamamen zail iken zevcesi Hind'i boşasa, Italâk 'âkı' olur mu?..                                                                          

5LCEVAP... Olmaz.  ALİ EFENDİ,

Mutlak surette deli olan Zeyd, karısı Hind'i üç talâkla boşasja,} talâk /âkı' olur mu?.. .                                                             

2LCEVAP... Olmaz.  ALİ EFEkbi, 72

Küçük Zeyd, karısı Hind'i boşasa talâk vâkî olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.  ALİ EFENDİ, 72

Devamlı deli olmayıp bâzı zaman delilik arız olan Zeyd, delilikten ayıkmış halde iken karısı Hind'i boşasa talâk vâkî olur mu?.. . ELCEVAP... Olur.     FEYZİYE, 73

Bu fetvadan da anlaşıldığı ve metinde geçtiği üzere delinin, Italâkı vâkî olmaz.  

[4] Uykuda uyuyan gibi baygının talâkı da vâkî olmaz.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, uyurken «avretim boş olsun» dese, avreti boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.   ALİ EFENDİ, 73

Sar'a hastalığına mübtela olan Zeyd, Sar'a" hâlinde aklı tamamen zail iken karısı Hind'e «boş ol» dese Hind Zeyd'den boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz. NETİCE, 62

[5] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/5-23.

[6] Talâk : Kalbden niyyet etmekle, kalbinden geçirmekle ve kadının mehrini vermemekle vâkî olmaz. Ancak metinde geçen misallerde olduğu gibi talâk lafzını veya talâka mahsus olan lafızları söylemekle vâkî olur. Hattâ dilsiz olmayan kocanın karısını boşaması hususunda talep ve suâle karşı cevap olarak baş eğmesi talâk değildir. Keza «karını boşa-dın mı?» sorusuna karşı koca cevaben başını eğse, yine talâk olmaz. Zira sarih lâfızları söyleme imkânı mevcut olması hasebiyle sarih lafızlar söy­lenmediğinden talâk vâkî olmaz. Dilsizin talâkının vâkî' olma şekli geç­miştir.

Zeyd, dilsiz olmayan Amr'e «karın Hind'i boşa» dediğinde, Amr asla bir şey söylemeyip ancak başını eğse, mücerret, böyle etmekle Hind Amir­den bos olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.

BEHÇE, 79

Hind, kocası Zeyd'e «beni boşa» dediğinde Zeyd bir şey söylemeyip ancak üç parmağını Hind'e gösterse, Zeyd mücerred böyle etmekle Hind boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz. FEYZİYE, 77

Ric'ât babında uzuir îzah gelecekse'de talâkı Rîe'ınin şer'î tarifini kısaca yazıp ilgili açıklamayı yapmak gerekir.

Kadının iddeti bakî oldukça, kocasının nikâhının ve kan - koca ol­manın devamına müracaat hakkı olan talâkdır. Ve bu ric'î talâk sarih lafızlarla ve bâzı kinaye lafızlarlada olur. İLGİLİ  FETVALAR

«Şart olsun» demek «Avretim (ailem) boş olsun» mânasına mütaaref olan memleket halkından Zeyd, zevcesi Hind'e «eğer sana cima' çdersem şart olsun» dedikten sonra dört ay geçmeden Zeyd Hind'in fercine zekerini soksa ve çıkarsa ve yine soksa Hind birinci sokma ile Zeyd'den Ric'î ta­lâkla boş olup, ikinci sokmada Zeyd Hind'e müracaat etmiş olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                                                     NETİCE, 70

Zeyd, dahil olduğu karısı Hind'i boşamadan Hind ile birkaç defa ihtiyatan tecdidi nikâh ettikten (nikâh tazeledikten) sonra, Zeyd Hind'i ric'î talâkla boşasa, Zeyd Hind'e iddeti içinde müracaat edip Tecdidi Ni­kâh etmeden (nikâh tazelemeden) Hind ile kan _ koca muamelesine kadir olur mu?,. ELCEVAP... Olur.                                                                     NETİCE, 63

Zeyd, dâhi! olduğu karısı Hürre kadına «boş ol» dedikten sonra, de-rakab «ancak bir kerre daha boş ol» dese Zeyd Hind'e iddeti içinde mü­racaat edip tecdidi nikâh etmeden Hind ile karı - koca muamelesine ka­dir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.  FEYZİYE, 74

Yukardaki iki fetva talâkı ric'î ile boşayan kimsenin iddet içinde .müracaat etmesi ile karı _ koca muamelesinde bulunabilecekleri ve son fetvada da talâkın ikisi gittiği takdirde bir talâkla da karı - koca muame­lesine devam edebileceğini beyan etmektedir.

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'e «boş ol» dese, vâkî olan talâk ric'î midir yoksa bâyin midir?... ELCEVAP... Ric'îdir.   ALİ EFENDİ, 73

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'e «boş ol» desa Zeyd Hind'e iddeti içinde müracaat edip Tecdidi nikâh etmeden Hind ile karı - koca muame­lesine kadir olur mu?,. ELCEVAP... Olur. (Zira ric'î talâkda tecdidi nikâh şart değildir). ALİ EFENDİ, 73

[7] «Şart olsun» demek «avretim boş olsun» demek manasına olduğu bilinen memleket halkından Zeyd, karısı Hind'e «şart olsun» dediğinde kalbinden üç talâk boş olmaya niyyet etse, lâkin üç talâk boş olmaya tealluk eden bir şey demese, mücerred «şart olsun» deyip üç talâk boş olmaya niyyet etmekle Hind Zeyd'den bir talâk mı boş olur, yoksa üç talâk mı boş olur?.. ELCEVAP... Bîr talâk boş olur. BEHÇE, 79

[8] Nikâh kıyılıp cima' vâkî olmayan kadınla cima olunan kadının talâkı arasında birçok yerde fark olmamakla beraber, metinde geçen bi­rinci cümlede olduğu gibi cima olunmayan kadını evvelâ bir talâkla bo­şasa ondan sonraki talâklar vâkî olmaz. Zia cima' olunmayan kadında iddet beklemek ve tekrar boşama imkânları yoktur. Binâenaleyh cima' olun­mayan kadının üç talâk veya iki talâkla boşamak ve talâkın vukuu dçin ağızdan çıkan bir cümlede ifâde edilmesi gerekir.

Cima' olunan kadının boşanması ise, bir cümle ile olduğu gibi ara­lıklı ve ayrı ayn cümlelerle üç talâkı vermekle vâkî olur. Fakat bir bâyin talâk verilir ve o talâkın iddeti bittikten sonra- yeni talâk verilirse, tek rar nikâh tazelenip nikahlanma yapılmadan verildiğinden ikinci verilen talâk vâkî olmaz.

İLGİLİ  FETVALAR

Zeyd,  Hind'i nikahlayıp   sonra  duhul   (Gima)   ve  halvedden   evvel Hind'i talâkı bâyinle boşadıktan sonra    Zeyd Hind'e «üç talâk boş ol» dese, Zeyd'e Hind rizâsiyle hüllesiz nikahlaması caiz olur mu?.. ELCEVAP... Olur.   FEYZİYE, 73

Bu fetvadaki hüküm, cima ve halvet vâkî olmayan kadına ilk veri­len talâkla iddet mevzuu bahis olmadığından sonraki talâkın hükmü ge­çerli değildir.

Zeyd, karısı Hind'i evvelâ bir talâkla boşasa sonra iddeti bittikten sonra Zeyd Hind'e «üç talâk boş ol» dese, hemen (derhal) Zeyd'e Hind'i rızasiyle hüllesiz nikahlaması caiz olur mu?...

ELCEVAP... Olur. FEYZİYE, 73

Bu fetvada da birinci bâyin taîâkdan ve iddet bittikten sonra «üç talâk boş ol» cümlesi olan sarih talâk veriliyor ve bu ikinci verilen sarih geçersiz olduğundan kadın bir talâkla boşanmış oluyor. Dolayısîyle hül­lesiz nikahlanmak caiz oluyor. Zira sarih talâkın geçerli olabilmesi için bâyin talâkın iddeti içinde vâkî olması ve Tecdidi- nikâhdan sonra olması şarttır. Dürrü Muhtarda da bu hüküm aynen mezkûrdur.

Zeyd, Karısı Hind'i bâyin talâkla boşayıp, sonra tecdidi nikâh ettik­ten sonra Zeyd Hind'i yine boşasa, Zeyd' Hindi hüllesiz nikâhlamaya kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz. FEYZİYE, 73

Zeyd, dâhil olduğu hürre olan karısı Hind'i talâkı bâyinle boşadıktan sonra Hind hiddeti bitmeden kendini Amr'e nikâhlasa, kıyılan nikâh sehih olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.

Bu surette kıyılan bu nikâhın sahih olmamasına binâen hâkim Hind'i Ainr'den tefrik ettikten sonra, Amr iddet bittikten sonra Hind'i nikâhlasa, sonra talâkı bâyinle boşasa, sonra yine nikâhlasa, sonra yine talâkı bâ­yinle boşasa hemen Amr Hind'i rızasiyle hüllesiz nikâhlamaya kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olur. NETİCE, 72, 73

[9] Yâni bu son cümlelerde talâkın vâkî olabilmesi için talik edilen şartın mutlaka bulunması lâzımdır. Şart bulunmadığı zaman meşrut da bulunmaz. Binaenaleyh şartın bulunmasiyle veya bulunmamasıyla ilgili birkaç fetvayı zikrederek hükümde vuzuha kavuşmak faydalı olacaktır.

Zeyd, karısı Hind'e «eğer oturduğumuz evin kapısından dışarlya iz­nim olmadan çıkarsan, sen benden üç talâk boş ol» dedikten sonra Zeyd Hind'e kız kardeşi Zeyneb'in evine gitmek için izin verse, Hind'de çıkıp Zeyneb'in evine vardıktan sonra yine o oturdukları eve gelse, sonra Zeyd'-in izni olmadan kapısından dışarıya çıkıp tekrar Zeyneb'in evine gitse. Hind Zeyd'den üç talâk boş olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                                                BEHÇE, 83

Zeyd, «evime girersem karım Hind üç talâk boş olsun» dedikten sonra birkaç kimseler Zeyd'i -tutup zorla evine elleriyle çekerek katsalar, Hind boş olur mu?..                                                                         

ELCEVAP... Olmaz.

Bu surette Zeyd evinden çıkıp sonra kendi arzusu ile yine girse, Hindj yapılan bu şarta binâen Zeyd'den üç talâk boş olur mu?.. ELCEVAP... Olur.   BEHÇE, 84

Zeyd, «Amrin evine girersem avretim boş olsun» dediğinde, oda veya avlusuna girmeye niyyet etmese, sonra Zeyd Amr'in evinin sokak kapı­sından içeri girip avlusunda durup odasına girmezse, Zeyd'in karısı boş olur mu?..

ELCEVAP... Olur.  ALİ EFENDİ, 81

Zeyd, «Falan gün evimden çıkmazsam karım üç talâkla boş olsum dedikten sonra, Zeyd o gün evinden çıkıp ehil, iyâliyle eşyasını nakledip, diğer bir evde birkaç gün sakin olup sonra evine girip sakin olsa, Zeyd sâde çıkmayı murad edince karısı üç talâk boş olur mu?..                       

ELCEVAP... Olmaz.

Bir köy halkından Zeyd, «bu köyden göçmezsem karım üç talâk boj olsun» dedikten sonra Zeyd ehli iyâliyle o köyden intikâl edip diğer köyd tavattun etse, îâkin bazı zamanlarda evvelki köye varıp gelse, karısı üç talâk bos olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.

ALİ EFENDİ, 86

Zeyd, oğlu Amr'e «evime girersen karım boş^ olsun» dese sonra Amr j eve girmeden Zeyd o evi Amre (oğluna) satsa ve teslim etse, kendi çık­tıktan sonra (oğlu) Amr eve girse Zeyd'in karısı boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.

Zeyd, «şu eve girersem karım  Hind üç talâk boş olsun» dedikten soijı ra, Zeyd o eve girse, (karısı) Hind boş olur mu?..

ELCEVAP... Olur.

FEYZİYE, 88

Zeyd, karısı Hind'in kız kardeşi Zeyneb'e «seni evime korsam şart olsun» dese ve şartla muradı talâk olsa, lâkin Zeyneb Zeyd'in bilgi ve izni yokken Zeyd'in evine girse, Hind'e talâk vâkî olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz. (Zira irâde dışında girme vâkî olmuştur).

FEYZİYE, 91

Zeyd, karısı Hind'e «Validen Zeyneb evime gelirse seni bırakırım!» dese, sonra Zeyneb Zeyd'in evine varsa, mücerred Zeyd böyle demekle Hind Zeyd'den boş olur mu?..         

ELCEVAP... Olmaz. (Zira kesin hüküm verilmemiştir).         FEYZİYE, 93 ;

Zikredilen fetvalara dikkat etmeli talik edilen şart tam yerini buluı- | sa, meşrut olan talâk vâkî olur. Aksi takdirde talâk vâkî olmaz.

Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/25-30.

[10] Zira birinci cümlede yarınki günün tamamı ve ikinci cümlede yarınki günün bir cüzü beyan edilmiştir. Binaenaleyh beyan edilen her­hangi bir günün içinde bulunan bir saatda dahi şart tahakkuk eder.

Metinde geçtiği gibi bir kimse karısına «sen yarın» veya «yarınki günde benden boş ol» dese, ertesi günün şafağının doğması ânında talâk vâkî olur.

«Sen falan ay» veya «falan ayda boşsun» denilse, o aydan evvelki son günün güneşi battığı anda talâk vâki olur.

«Bir ay» veya «bir seneye» yahut «kışa kadar boş ol» denilse, bu müddetlerin nihayet bulduğu anda talâk tahakkuk eder. Fakat talâkın derhal vukuuna niyyet edilirse, o anda talâk vâki olur.

İLGİLİ FETVALAR

*" Zeyd, «bu sene içinde asker olmazsam karım Hind üç talâk boş olsun» dedikten sonra o sene içinde asker olsa, mücerred böyle demekle boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.                                                           FEYZİYE, 91

Zeydg «on (10) güne kadar sefere gitmezsem^ karım Hind boş olsun» dedikten sonra, o gün geçip sefere gitmemekle Hind boş olsa, Hind dâhil olunan (cima edilen) kadın olmakla Zeyd iddeti içinde Hind'e müra­caat edib Tecdidi Nikâh etmeden Hind ile karı - koca muamelesine kadir olur mu?..

SLCEVAP... Olur. (Zira talâkı ric'îde tecdidi nikâh şart değildir.)

FEYZİYE, 91

[11] Metinde geçen cümlelerin açık anlamı şöyledir: Zevç, Zevcesine «yarından itibaren boş ol» veya «yarınki günde benden boşsun» diyen kimsenin karısı ertesi gün şafağın atması ile boş olur. İkinciye kadar nikâhın baki kalmasını iddia etmek, her iki surette Diyâneten ve yalnız ikinci surette kadâen (mahkeme yoluyla) tasdik olunabilir.

[12] Bir kimse, karısına  «Sen bugün yarın  boşsun»   yahut   «yarın bugün boşsun» dese, her iki surette de ikinci lafız mânâsız, itibar evvel­ki lafızadar. Yâni bir talâk vâki olur.

Kelimede atıf edâtiyle «bugün ve yarın boşsun» yahut «yarın ve bugün boşsun» denilse, birinci surette bir, ikinci surette de iki talâk vâki olur. Çünkü «ve» kelimesiyle yapılan atıf muğayereti îcab eder. Şu ka­dar var ki, birinci surette bugünden itibaren boşanan, yarın da boşanma vasfım hâiz olacağından, sözü tashih için ertesi, gün ikinci bir talâkın vukuuna hacet yoktur. İkinci surette ise böyle değildir.

HUKUKU İSLÂMİYE, 254

[13] Zeyd, bekâr olan Amr'e «sen evli imişsin» dediğinde Amr «eğer ben el'an evli isem alıp alacağım boş olsun» dese, lâkin Amr yemin (ve şart) ettiğinde evli olmayıp sonra Hind'i nikâhlasa, Hind bu şarta binâen boş olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz.   FEYZİYE, 81

Bekâr olan Zeyd, «falan işi işlersem alıp alacağım boş olsun» ye «bir * vakitte üzerimde nikâh bulunmasın» ve «bir yolla nikâh kabul etmem» dedikten sonra Zeyd o işi işlese, sonra Amr Hind'i rızâsiyle Zeyd'in vekili olmadan gıyaben Zeyd'e nikâhlasa, Zeyd (bu nikâhı) sözüyle kabul etme­yip filiyle kabul etse, Hind boş olur mu?...

ELCEVAP... Olmaz. (Birinci cildin gıyabı nikâh bahsini tekrar oku).

FEYZİYE, 81

Bekâr olan Zeyd, «falan işi işlersem alıp alacağım boş olsun» .dese, bir defa da başka iş için «o işi işlersem alıp alacağım boş olsun» dese, tekrar bir defa da başka bir iş için «o işi işlersem alıp alacağım boş olsun» der ve bu şekilde üç işe başka başka talik ettikten sonra Zeyd, zi'kr olunan işleri işlese, sonra Hind'i nikâhlasa, Hind kaç talâk boş olur?..

ELCEVAP... Üç talâk boş olur.

BEHÇE, 90 Zeyd, «Eğer falan işi işlersem, karım Hind boş olsun» dese lâkin za­man tâyin etmese, Zeyd o işi işlemeyince Hind yeis zamanından evvel (yâni o işi işlemeden hayattan umud kesilmezden evvel) Zeyd'den boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.

NETİCE, 66

[14] Zeyd, kânsı Hind ile çekişdiğinde Hind'e «eğer seni bugün üç talâk ile boşamazsam benden üç talâk boş ol» dedikten sonra Zeyd o gün Hind'e «bana şu kadar para vermek üzere seni üç talâkla boşadım» dese, lâkin Hind kabul etmeyip o gün geçse? Hind Zeyd'den üç talâk boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.

NETİCE, 67

Bu fetvada birinci talâk verme şartı vâkî olmazdan evvel kadının para vermesine şart edilerek bir talâk verilmesiyle kadının da aynı gün parayı vermemesiyle talâkın vukuunu önlemek imkânı sağlanmış oluyor. Halbuki £İk söz üzerine sükût etse idi, talâkın vukuu muhakkaktı. Ni­tekim hüküm metinde aynıdır.

«Seni bugün boşamazsam,sen bugün boş ol» denilip de o gün boşama hâdisesi vuku bulmazsa, o günün sonunda talâk vâkî olur.

«Seni bugün boşamazsam boş ol», «seni boşamaz isem bugün boş ol!» denildiği takdirde de hüküm böyledir,

[15] Metindeki cümle gibi şu cümlelerle de talâk vâkî olmaz :

«Sen benim ölümümle beraber boş ol», «sen ölümünle beraber boş ol» tabirleriyle talâk vâkî olmaz, zira bu .surette de talâk yapılmasına ve vukuuna münâfi bir hal olan hayatın bitimi olan ölüme izafe edilmiştir. Binâenaleyh zevç ve zevceden birinin ölümüyle aralarındaki nikâh ve talâkın kalmaması hâsıl oluyor.

[16] Zira nikahlanmak uzun zamanı kaplamaz. Binâenaleyh gecenin bir cüzünde nikâh tahakkuk eder, nikâh tahakkuk edince talik edilen ta­lâkta vâkî olur.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, karısı Hind'e «üzerine evlenirsem,, alıp alacağım boş olsun» de­dikten sonra Zeyd Hind'in üzerine Zeyneb'i nikahlamak istese, Hind ve Zeyneb boş olur mu?..

ELCEVAP... Nikâhlanmadığı müddet boş olmaz.  BEHÇE

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'e «üzerine her kimi nikahlarsam3 üç talâk boş olsun» dedikten sonra Zeyd Hind'i bir talâkı bâyinle boşasa, sonra Hind'in iddeti içinde Zeyneb'i nikâhlasa, Zeyneb yapılan şarta" bi­nâen Zeyd'den üç talâk boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.

BEHÇE, 90

Son fetvada şartı bir talâk ile bozduğundan nikahlamak talâkın vu­kuuna mânidir. Binaenaleyh yeni nikahlanan kadın boş olmaz.

DÜBEB

Zeyd, karısı Hind'e «madem ki nikâhım altındasın, üzerine evlenir­sem benden boş ol» dedikten sonra Zeyd Hind'in üzerine evlenip Hind boş olduktan sonra Zeyd Hind'i yine nikahlayıp üzerine tekrar nikâhlasa, Hind tekrar doş olur mu?..                                            -

ELCEVAP

Olmaz.

BEHÇE, 90

Zeyd, karısı Hind'e «üzerine Zeyneb'i nikahlayıp sonra seni boşar-sam, Zeyneb üç talâk boş olsun» dedikten sonra, Zeyd Zeynebi nikâhlasa, lâkin Hind'i boşamasa, yapılan şarta binâen Zeyneb Zeyd'den üç talâk boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.

[17] Zira zeyc ve zevceden her birinin ölümü, aralarındaki nikâhın kalkmasına ve şartsız talâksız boş olmasına sebeptir. Binaenaleyh Ölüme talik edilen her talâk manasızdır.

[18] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/32-36.

[19] Yâni işaret edilerek talâk verilen parmakların adedi üç olursa, üç talâk;iki olursa iki talâk vâkî olur ve eğer işaret edilen parmak bir olursa, bir talâk vâkî olur. Fakat talâk lafzını söylemeden kadına par­maklarını göstermekle talâk vâkî olmaz.

İLGİLİ  FETVALAR

Hind, kocası Zeyd'e «beni boşa» dediğinde, Zeyd bir şey söjylfemeyıp ancak üç parmağını Hind'e gösterse, Zeyd sâde böyle etmekle (Talâk sözünü söylemeden parmaklarım göstermekle) Hind boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                              FEYZİYE, 77 Hind; kocası Zeyd'e «ayağımın yolunu ver» dediğinde, Zeyd evinde olan helaya işaret ederek «işte ayak yolu var al» dese, lâkin talâk niyyet etmese, Zeyd sâde böyle demekle boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.

[20] Zeyd, zevcesi Hind'i talâk'ı bâyinle boşasa, sonra tecdidi nikâh ettikten sonra, Zeyd Hind'i tekrar talâkı bâyinle boşasa, sonra tecdidi nikâh ettikten sonra Zeyd Hind'i yine boşasa, Zeyd, Hind'i hullesiz ni-kâhlamaya kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.FEYZİYE, 73

[21] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/37-38.

[22] Zira birinci talâkın vukuundan sonra iddet olmadığından ikinci ^ talâk vâki olmaz. Binâenaleyh böyle talâk veren kimse aynı karısını tek­rar almak istese,bir talâkdan fazla talâk mevzuu bahis olmadığından hullesiz nikahlaması caiz ve helâldir.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, Hind'i nikahlayıp sonra duhul (cima) ve halvedden evvel Hind'i talâkı bâyinle boşadıktan sonra Zeyd Hind'e «üç talâk boş ol» dese^ Zeyd'e Hind'i rızâsiyle hullesiz nikahlaması caiz olur mu?.. ELCEVAP. . Olur.                                                                   FEYZİYE,' 73|

Zeyd, küçük karısı Hind'i üç talâk boşasa? küçük kan cima edilmiş ' olmayınca hullesiz Zeyd'e nikâhlanması caiz olur mu?..' ELCEVAP... Üç talâkı ayrı ayrı olmak üzere olmuş ise (Hullesiz nikâh­lanması. caiz) olur ve eğer bir kerre de (Yâni bir cümlede) talâkın üçü birden, bir anda vâki olmuş ise (Hullesiz nikâhlanması) caiz olmaz.

HAMİŞİ BEHÇE, 79

Bu mesele hakkında maddeler hâlinde izahat (Talâk Bahsi) başlığı altında zikredilmiştir.

Bir kimse^ dâhil olmadığı karısına bir mecliste «Enti tâlikun, enti talikun, enti tâlikun = Sen boşsun, sen boşsun, senboşsun» dese^bununla yalnız bir talâk vâkî olur. İkinci ve üçüncü talâklar vâkî olmaz. Çünkü birinci talâk ile ayrılma hâsıl olmuştur. Diğerlerinin hükmü kalmamış­tır. Dahil olunmayan zevç hakkında iddet lâzım gelmiyeceğinden artık talâka mahalîiyet kalmamıştır.

Bu mesele hanefîler ile İmam'ı Şâfiye, îmam'ı Ahmed'e ve süfyâni sevriye göredir.

Yukanda cümlelerin söylenmesinde «ve» kelimesiyle atıf yaparak söylenmekte de bir talâk vâki olur.

MULÂHHASAN İSLÂM HUKUKU, C. 2, 205

[23] Zira şarta talik edilen talâk bir şeye talik edilmeden yapılan bir talâkdan sonra ikinci talâka mahal kalmadığından ikinci talâk vâkî ol­maz.

Metinde geçtiği üzere İmameyn ve diğer mezhep sahibi üç imama göre ise, talâkın hepsi şartın takdim ve tehiri olmadan tahakkuku iledir. Bu metindeki sözle bunlara göre iki talâk vâkî olur. Bu izahat cima edil­meyen zevcenin talâkıdır. Şayet cima edilene talâk verilirse; birinci ve diğer talâklar talik ve tenciz suretiyle vâki olur.

İLGİLİ FETVALAR

,Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'e «evine girersem şart olsun, şart olsun, şart olsun» deyip zikredilen lâfızlardan maksadı şart, talâk olsa, o şartla talâkın vâkî olması,Hind nikâhı altında iken Zeyd Hind'in evine dahil olmasına talik edilmiş ve ona duyrulmuş olup ikinci ve üçüncü ile Hind üzerine müneccezen (bir şeye talik etmeden) talâk vâkî olur mu?...

ELCEVAP... Olur.

FEYZİYE, 82

Zeyd, karısı Hind için «İznim olmadan Amrin evine varırsa boş ol­sun» dedikten sonra Zeyd Hind'in gıyabında «Amr'in evine varsın» diye Hind'e izin verip sonra izin haberi Hind'e yetişmekle Hind Amr'in evine varsa, Hind yapılan bu şarta binâen Zeyd'den boş olur mu?.. ELCEVAP. Olmaz. ALİ EFENDİ, C. 1, 80

[24] Zira Talâkın izah ve vasfı, bir mânasını ifâde eden adet laf­zına izafe edilmiştir. Binaenaleyh talâkın vukuu adet kelimesini ifâde eden lâfzın söylenmesine imkân olmadan ölen kimsenin talâkı vâki olmaz.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, «Amri Öldürmez isem, avretim üç talâk boş  olsun»! sonra Zeyd Amri öldürmeyip, Amr burnunun üstüne düşüp ola

defc&kten , ZMyd'in

avreti üç talâk boş olur mu?.. ELCEVAP,.. Olur.

 * ALİ EFENDİ, 85

Zeyd, Amri kısas icâbeden ölümle öldürdüğünde Amrin babası Bekir «Zeyd'i Hâkim'e öldürtürüm, eğer hâkime öldürtmezsem kendim öldürürüm, eğer Zeyd'i Hâkim'e öldürtmezsem veya kendi elimle öldür-mezsem, avretim üç talâk boş olsun» dese, lâkin zaman tâyin etmeyip kendi eliyle öldürmekten murat kısas yoluyla öldürmek olmayıp mutlak öldürmek olup sonra Bekir Zeyd ile kısastan sulh olsa3Bekir Zeyd'i öldür­meyince avreti ne zaman boş olur?..                                             

ELCEVAP... Yeis (Hayattan umudu kesildiği) zaman, boş olur.     

ALİ EFENÖİ, 85

[25] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/39-41.

[26] Binâenaleyh kinaye lafızlarda talâka niyyet edilmez veya hâle elâlet olmazsa.talâk vâki-olmaz.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, karısı Hind'e «sen benim avretim değilsin» dese, lâkin talâk niyyet etmese, mücerret böyle demekle Hind Zeyd'den boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz. BEHÇE, 81

Zeyd, karılan Hind ve Zeyneb'e «sizi salıverdim» dese ve talâk niy­yet etse, Hind ve Zeyneb bâyin talâkla boş olurlar mı?..

ELCEVAP... Olurlar.     BEHÇE, 81

Zeyd, karısı Hind'e «kız kardeşim ol» dese ve bir şeye niyyet etmese, böyle demekle Hind boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.   ALİ EFENDİ, 74

Zeyd, karısı Hind ile çekişdiğinde «var cehenneme git» deyip ve Zeyd talâka niyet edince, bâyin talâk vâkî olur mu?..

ELCEVAP... Olur.    ALİ EFENDİ, 75

Zeyd, karısı Hind ile çekişdiğinde Hind'e «var yıkıl git» dese, lâkin talâk niyyet etmese Hind boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.    ALİ EFENDİ, 75

Zeyd, karısı Hind ile çekişdiğinde «var babanın evine git» dese, lâkin talâk niyyet etmese Hind boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.     ALİ EFENDİ, 75

«benden geçtim, mufârekât ettim» mânasına bilinen belde halkından Zeyd, talâk müzâkere esnasında «Karım Hind'den geçtim» dese, Hind Zeyd'den bâyin talâkla boş olur mu?.,

ELCEVAP...  Olur ALİ EFENDİ, 75

Zeyd, karısı Hind'e talâk niyyet etmeksizin «sen pazar ipi ile bağlı değilsin» dese, böyle demekle Hind boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.    ALİ EFENDİ, 76

[27] Burada da hayvanın yuları hayvanın bağı. ve bağı tutanından olması hasebiyle ona teşbih ederek, kadının bağı da bağlı olduğu talâkı «yuları» anlamında söyleniyor. Metindeki bu cümlenin açık anlamı  «is­tediğin yere git» demektir.

İLGİLİ FETVALAR

«(Senin) başına gün doğsun» demek, «avretim boş olsun» demek mâ­nasına mâruf olan belde halkından Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'« «ba­şına gün doğsun» dese, Hind Zeyd'den talâkı ric'î ile boş olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                                                BEHÇE, 81

Zeyd, karısı Hind'e  «Seni istemem»  dese, mücerred böyle demekle boş olur mu?.. ELCEVAP.....Olmaz.

Hind'in kocası Zeyd, Hind'in babası Anır ile mala taalluk eden dâva­sında sulh olduğunda Zeyd Amr'e «Sen de ve kızın da alâkam yoktur» dese, lâkin talâk niyyet etmezse, böyle demekle Hind Zeyd'den boş olur mu ELCEVAP .. Olmaz.                                                     ALİ EFENDİ, 76

[28] Yâni «Sen anana, babana ve diğer yakınlarına kavuş, yanlarına git»  demektir.  Binaenaleyh bu sözlerle  talâk  niyyet * ederse vâkî  olur. Fakat hiçbir şeye niyyet etmezse bir şe.y olmaz.

İLGİLİ  FETVALAR

Zeyd, karısı Hind ile çekiştiğinde «var babanın evine git» dese, lâkin talâk niyyet etmese, Hind boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.  ALİ EFENDİ, 75

[29] «Sende,n geçtim, müfârakat ettim» mânasına mâruf olan belde halkından Zeyd, karısı Hind'e «senden geçtim» dese, Zeyd talâk niyyet edince, Hind Bâyin talâkla boş olur mu?..

ELCEVAP... Olur.  ALİ EFENDİ, 76

Zeyd karısı Hind'e «İstediğin yere gidersin, bana avret olmazsın» deyip başka şey söylemezse, Hind istediği yere gidince bu söz ile Hind Zeyd'den boş olur mu?..

ELCEVAP     Olmaz.  BEHÇE, 82

Zeyd'e. «Karın Hind'i ne ettin» denildiğinde «bıraktım» dese ve talâk niyyet etse, Hind bâyin talâka boş olur mu?..

ELCEVAP... Olur.    HAMİŞİ BEHÇE, 81

[30] Bu cümle ile kocanın karısına talâk yetkisini veya başka bir amel yetkisini vermiş olabileceğinden «yetgin elindedir» demekle talâka niyyet edilmedikçe talâkdan sayılmaz. Fakat talâka niyyet edilirse ta­lâkın vukuu muhakkaktır.

İLGİLİ FETVALAR

«İrâden elinde olsun» demek «Emrüki biyediki = Yetgin elindedir» mânasına olmayıp .zevcenin talâkına mâruf olan belde halkından Zeyd talâkın müzâkeresi esnasında karısı Hind'e  «İrâden elinde olsun»  dese, Hind Zeyd'den bâyin talâkla boş olur mu?.. ELCEVAP Olur.

Bu surette Zeyd'in talâk niyyeti veya Hind'in o mecliste kendini bo­şaması lâzım mıdır?..

ELCEVAP... Değildir EHÇE, 82

Zeyd, karısı Hind'e «irâden elinde olsun» dediğinde Hind o meclisde sükût edip bir şey söylemezse, mücerred böyle demekle Hind boş olur mu? ELCEVAP... Olmaz.  ALİ EFENDİ, 77

Zeyd, karısı Hind'e «irâden elinde olsun» deyip Hind de o meclisde Zeyd'e «ancak gönlün bilir» deyip başka bir şey söylemezse, Hind Zeyd'-j den talâkı bâyinle boş olur mu?.. '                                                        

ELCEVAP... Olmaz.  ALİ EFENDİ, 7

Zeyd, karısı Hind'e «irâden elinde olsun, istersen üç talâk boş ob dese, lâkin Hind o meclisde bir şey söylemeyip sükût etse, mücerred böy­le demekle Hind boş olur mu?..              

ELCEVAP... Olmaz.  ALÎ EFENDİ, T

Zeyd, talâk müzakere  (karşılıklı talâkdan bahsetme)   esnasında kaj ısı Hind'e «iraden elinde olsun» dese, Hind de o meclisde kendini boşasa,

Hind talâkı bâyinle boş olur mu?..

ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ, 77

Zeyd, Hind'i nikâhlarken talâk işi Hind'in elinde (yetkisinde) olup Hind dilediği vakitte kendini boşamak üzere nikâhlasa, Hind kendini bo­şamaya kadir olur mu?..

ELCEVAP...  îcap  (talâk yetkisini  almak ve istemek)   Hind tarafından olunca olur.                                                                       ALİ EFENDİ, '77

Zeyd, başka memlekete gitmek üzere iken karısı Hind Zeyd'e «beni boşa> dediğinde Zeyd «Bir sene tamamına kadar gelmezsem irâden elinde olsun» deyip, gittikten sonra bir seneye kadar Zeyd gelmezse, Hind bir sene tamam olduğu mecliste kendini boşayınca Hind> talâkı bâyinle boş olur mu?..

ELCEVAP... Olur Lİ EFENDİ, 78

Zeyd, başka memlekete giderken karısı Hind'e «40 güne kadar gelmez isem irâden elinde olsun» deyip gittikten sonra 40 gün geçse ve Zeyd gelmese, lâkin Hind 40 gün tamam olduğu meclisde bir şey söylemese, Zeyd Mücerret böyle demekle Hind boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFENDİ, 78

Zeyd, karısı Hind'e    «şarap içersem irâden elinde olsunij dedikten sonra, Zeyd şarap içse ve Hind' vâkıf olduğu mecliste sükût edip kendini boşamazsa, Zeyd Mücerred böyle demekle Hind boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                          ALİ EFENDİ, 78

Zeyd, başka memlekete gittikten sonra karısı Hind'e yazılan yazının adı ve resmî belli bir mektup yazıp mektubunda «irâden elinde olsun, istersen kendini boşa» diye yazsa, mektup Hind'e vâsıl olup, okunduğu meclisde Hind kendini boşayınca, Hind talâkı bâyinle boş olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                                                  FEYZİYE, 76

Zeyd, başka ^nemlekete gittiğinde karısı Hind'e hitaben mektup ya­zıp «irâden elinde olsun» dedikten sonra mektup Hind'e vâsıl olup Hind okuduğu meclisde sükût edip bir şey söylemezse, Zeyd Mücerred böyle yazmakla Hind boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz. FEYZİYE, 75

[31] Yâni bu kinaye lafızları söyleyen kimse talâk kasdiyle söyle­mediğini iddia eder ve «talâk maksadım yoktur» diye bu sözleri gazab hâlinde olmayıp rıza hâlinde söyler ve talâkı inkâr ederse, sözü tasdik olunur ve bu tasdik Dîyâneten ve hükûmetendir.                            

İLGİLİ   FETVA                                 

Hind, kocası Zeyd'e «beni seyre salıver» dediğinde Zeyd; «ben seni iple bağlamadım boşsun git» dedikten sonra, Zeyd Hind'e «Benim böyle

demeden muradım, Şer'i talâk  olmayıp iple bağdan boşsun demek  idi»

dese, Zeyd tasdik olunur mu?..

ELCEVAP...  Olunur. BEHÇE, 83

[32] Yâni öfke hâlinde olan Zevcin^zevcesine talâk anlamını beyan eden kötü kelimeleri söylemesi ile talâka sâlih olan yerde red etmesi tas­dik olunmaz ve sövmeye sâlih olmayan yerde de talâkı inkâr etmesi hâ­kim tarafından tasdik olunmaz. Küfür kelimelerin hükümlerini de dik­katle okumak gerekir.

Açık olarak sövmek anlaşılır ve talâk anlaşılmaz ise, bu taktirde de talâk vâkî olmaz.

İLGİLİ   VETVALAR

Zeyd,  karısı   Hind'e   «anasını  falan   ettiğim»   diyerek   cima  lafzıyla sövse, Hind Zeyd'den boş olur mu?..                

ELCEVAP. . Olmaz.  ALİ EFENDİ, 72

Zeyd, karıöı Hind'e «bire kahbe» dese, mücerred Zeyd böyle demekle Hind boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                           FEYZİYE, ve ALİ EFENDİ, 71, 72

Zeyd, bazı meclisde tanbur (saz) çalıp raks eder olsa, böyle etmekle karısı Hind boş olur mu?..

ELCEVAP... Halal saymadıkça olmaz, lâkin şiddetli tâzir (ve tekdir) ile men ve tehdit olunur,                                                      ALİ EFENDİ, 70

«Çalgı ruhun gıdasıdır» diyen zavallıların- dikkâtini çekmek isterim. Fetâvâyı Bezâziyede^de bu hüküm aynıdır.

Zeyd, karısı müslüman Hind'e «bire din ve imanını falan ettiğim» di­ye cima lafzıyla sövse, Hind Zeyd'den bâyin olur mu?.. ELCEVAP  . Olur.                                                                FEYZİYE, 75

Hülâsa'i Kelâm, buraya kadar beyan edilen konuşma ye talâk verme şekli üç hal üzerine konuşmakladır.

1  - Rıza hâlinde konuşarak talâk vermektir.

2  - Gazab hâlinde talâk ver-mektir.           

3- Talâkdan bahsederken konuşma esnasında talâk vermektir. Bu her üç halde verilen talâk hükümlerinin vâkî olması, bu babda ve yukarıdaki bahislerde zaman zaman yeri geldikçe hem metinde ve hem îzah kısmında zikredilmiştir.

[33] Bu cümlelerde nikâhın varlığını inkâra ve talâk vermeye şâmil olabileceğinden talâka niyyet edildiği zaman talâk vâkî olur. Talâka niy­yet edilmediği takdirde talâk vâkî olmaz.

Zeyd, katısı Hind için «Hind ile aramızda nikâh yoktur» deyip talâ­ka niyyet etse, Hind Zeyd'den bâyin talâkla boş olur mu?.. ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ, 76 Hind'in kocası Zeyd'e «avretin var mıdır»  denildiğinde Zeyd «yok­tur» dese, mücerred böyle demekle Hind Zeyd'den boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz, ALİ EFENDİ, 76 Zeyd, «karın Hind'in nafakasını niçin vermezsin» denildiğinde Zeyd» «bana avret lâzım değil» dese, (Talâka niyyetsiz) bu söz ile Hind Zeyd'­den boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFENDİ, 75

Zeyd, karısı Hind'e  «seni istemem»  dese,     (Talâk niyyet  olmadığı halde) mücerrred böyle demekle, Hind boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.  FEYZİYE, 71

Zeyd, karısı   Hind ile çekişdiğinde   Hind   Zeyd'e «muradın nedir?» dediğinde Zeyd, «Muradım seni boşamaktır» dese, lâkin boşamasa, Zeyd (talâk vermeden) mücerred böyle demekle Hind boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.  FEYZİYE, 77

Zeyd, karısı Hind'e   «bana yaramazsın»   dese,   (talâka  niyyet etme­diği halde) mücerred böyle demekle Hind boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.   BEHÇE, 81

Zeyd, hâmile olan karısı    Hind'e «yükünden boş ol» deyip muradı «hamileliğinden doğum yaparak kurtul» demek olsa, (talâk niyyeti olma­dan) mücerred böyle demekle Hind Zeyd'den boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                               BEHÇE, 81

Hind, Zevci Zeyd'e  «Bana niçin elbiseler ediver»mezsin, ben  senin ehlin (ailen) değil miyim?» dediğinde, (değilsin) dese, Zeyd (talâka niy­yet etmeden) mücerred böyle demesiyle Hind boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz FEYZİYE, 78

Hind, kocası Zeyd'e «beni boşa» dediğinde Zeyd Hind'e öfkelenip «bir

boş, İki boş, üç boş*  dese, lâkin  «ol» veya  «olsun»  demiş olmasa, Hind Zeyd'den boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.

HAMİŞİ BEHÇE, 80

[34] Yâni evvelce verilen talâkı sariha, sonraki verilen sarih talâk lâhik olur ve yine evvelce verilen bâyin talâka sonraki verilen sarih talâk lâhik olur. Burada bir ve iki talâkdan sonra verilecek veya verilen talâk­ların durumları açıklanmaktadır.

Sarih talâk, sarih talâka lâhik olur. Bu sarinden maksat, niyyete muhtaç olmaksızın vukuu bulan talâkdır. Gerek ric'î ve gerek bâin olsun.

Meselâ : Bir kimse, nikâhlı karısına «sen (talâkla) boşsun» diye rıc'-îyyen boşadiktan sonra iddeti içinde tekrar «sen (talâkla) boşsun» diye veya kabulüne mukârin bir mal üzerine tekrar boşarsa, ikinci bir talâk daha vâki olur. Şu kadar var ki, talâk birinci takdirde rıc'î, ikinci takdir­de bâin talâk' ve mal lâzım olur.

Sarih talâk, talâkı bâine îâhik olur.

Meselâ : Bir kimse, karısını aralarında ayrılmaya delâlet eder bir lafızla veya hulû yoluyla (mal karşılığında) boşadıktan sonra iddeti için­de «seni boşadım» diye veya kabulüne mukarin bir mal üzerine tekrar boşasa, diğer bir talâkı bâyin daha tahakkuk eder. Çünkü geçen ayrılık ric'ata mâni olduğundan ikinci talâk da her halde bâin olmuş olur. Şu kadar var ki, bu surette mal lâzım gelmez. Zira zevcenin mal vermesi, nefsini filhal kurtarabilmesi içindir. Bu maksad ise zâten evvelki bâin talâk ile hâsıl olmuştur.

Talâkı ricîyi vücûde getiren kinayelerde sarih hükmünde olduğun­dan, bunlar da bâine lâhik* olabilirler.

HUKUKU ÎSLÂMİYE

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'e «boş ol» dedikten sonra, o nıeclisde Hind'e «sekiz kere dahi boş ol» dese, Zeyd Hind'i hullesiz nikâhlamaya kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                                FEYZİYE, 74

Bu fetvametinde geçen «sarih talâk, sarih talâka lâhik olur» iba­resinin hükmüdür.

Zeyd, karısı Hind'i evvelâ bir talâk ile boşayıp, sonra iddeti bittikten sonra Zeyd Hind'e «üç talâk boş ol» dese., hemen Zeyd'e Hind'i rızasiyle hullesiz nikahlaması caiz olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                           FEYZİYE, 73

Bu fetvadaki hüküm ise, birinci talâk bâin talâktır. Binâenaleyh sa­rih talâkın bâin talâka lâhik olabilmesi için birinci talâkın iddeti bit­meden iddet içinde ikinci talâkın yapılması şarttır. İddet bittikten son­ra nikâh tazelemek suretiyle tekrar izdivaç muamelesinden sonra olma­sı gerekir.

Zeyd, karısı Hind'e bâyin talâk verip sonra tecdidi nikâh ettikten (Nikâh tazeledikten) sonra Zeyd Hind'i tekrar bâyin talâkla boşayıp son­ra tecdidi nikâh ettikten sonra Zeyd Hind'i yine boşasa, Zeyd Hind'i hul­lesiz nikâhlamaya kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.' (Zira talâk vâkî olmuştur).  FEYZİYE, 73!

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'i ric'î talâkla boşadıktan sonra «Eğeri Hind'i bir daha nikahlarsam üç talâk boş olsun» deyip sonra Zeyd Hind'e iddeti içinde müracaat etse, yapılan şarta binâen Hind Zeyd'den üç talâk j boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz. NETİCE, 68

Zeyd, dâhil olduğu karısı    Hind'i talâkı ric'î ile boşadıktan sonra eyd, «eğer Hind'e müracaat edersem benden üç talâk boş olsun» deyip onra Zeyd Hind'e, müracaat etmeden Hind'in iddeti bittikten sonra Zeyq ind'i nikâhlasa, yapılan şarta binâen Hind Zeyd'den boş olur mu?..     

ELCEVAP... Olmaz.   'NETİCE, 68

Son iki fetvanın anlamı şöyledir :

Birinci fetvada, birinci talâkı ric'îden sonra verilen şart nikâhdırj Halbuki ric'î talâkın iddeti içinde nikâha lüzum olmadan zevciyet nıuâ melesinin yapılabileceğinden, yapılan nikâh manasızdır. Binaenaleyh bi rinci talâkdan sonra yapıla/ı şart hükümsüzdür.

İkinci fetvada ise, birinci ric'î talâkdan sonra yapılan şart müracaat dır. Halbuki birinci talâkın iddeti bitince nikahlanma olmuştur. Binaena leyh iddet içinde müracaat olmayıp iddetten sonra şartın hilafı olan ni kâh yoluyla karı _ koca muamelesi olduğundan, birinci talâkdan sonrald alâklar vâkî olmamıştır.

Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/42-58.

[35] Talâkda vekâlet ve risâlet  (mektup ve elçi)   câri olduğu gibi tefvizde  (Zevceye ve küçüklerin velilerine talâk  yetkisini  vermek de) caizdir. Şöyle ki: Bir mükellef kimse, zevcesinin talâkım bir vekile ve;f ya bir rasûî'e havale edebileceği gibi bizzat zevcesine (karısına) da veya'^ Çocuk olan zevcesinin velîsine de tevdi edilebilir. İşte bu tevdî tefvizdin!

Tefviz, temlik demek olduğundan karısına talâkı tefviz eden zevci! ondan rucû edemez.                                                                   

TEFVİZ : Talâkı zevceye temliktir. «Boşama hakkını sana jverdim^ istersen benden boşan» demektir.                                                

Tefvizler, ya mutlak veya zamanla mukayyed olur. Zamanda, yajj muayyen veya gayri muayyen bulunur.                                                    

Meselâ: «Nefsini boşa» sözü bir mutlak tefvizdir. «Nefsini nerede* istersen boşa» sözü de bu kabildendir,                                                   

«Nefsini bugün boşa» sözü de muayyen bir zamanla mukayyet olar| bir tefvizdir. Ve bir umûmî zamana izafe edilen bir tefvizi talâkdır.

İRSAL VE TEFVİZLE İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, başka memlekette gittikten sonra karısı Hinde belli Vef resmi (açık) şekilde mektup yazıp mektubunda Hind'e «Benden boş ol» diye yazıp mektubu Hind'e gönderse, Hind boş olur mu?..                             

ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ Cilt 1, Sah. 70

Zeyd, başka memlekete gittikten sonra karısı Hind'e belli ve açık anlaşılır şekilde mektup yazıp mektubunda «benden boş ol» diye yazıp ve Hind'de Zeyd'den iddet çekip iddet bittikten sonra kendini Amr'e ni-kâhlasa Zeyd geldiğinde Hind'i Amr'den ayırmaya kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.  ALİ EFENDİ Cilt 1, Sah. 70

Zeyd, başka memlekete gideceğinde kansı Hind'e «Eğer altı ay t^f-marnına kadar gelmezsem bir kimseye var» deyip talâka niyyet edip git­tikten sonra altı ay geçip Zeyd gelmese, Hind boş olurmu?..                   jj-î ELCEVAP... Olur.  HÂMİŞt BEHÇE Cilt 1, sahife Si Zeyd, karısı Hind'i boşamaya Amr'i vekil edip Amr de vekâleti et­tikten sonra Amr yapılan vekâlete binâen Hind'i üç talâkla boşasa, Zeyd üç talâka vekilliği niyyet etmeyince Hind Zeyd'den üç talâk boş olur mu? ELCEVAP... Olmaz.    BEHÇE, Cilt 1, Sahife 81

Zeyd, Hind'i nikahladığı sırada talâk (verme) işi Hind'in elinde olub (yâni talâk Hind'in yetkisinde olmak üzere nikâhlanıb) Hind dilediği, va­kitte kendii, boşamak üzere nikâhlasa,     Hind  kendini boşamaya  kadir olur mu?.. ELCEVAP... îcab Hind tarafından olunca olur.

ALİ EFENDİ, Cilt 1, Sahife 77

[36] Yukarıdan beri zikredilen tefvizu talâk hükümleri mutlak ola­rak boşanma yetkisi verilenlerdendir. Binaenaleyh mutlak olarak zikre­dilen talâk yetkisi verilen kadının aynı mecliste nefsini ihtiyar etmesi şarttır, aksi takdirde muhayyerlik, hükmü, hükümsüz kalır.

Hukuku îslâmiye'deki şu açıklamayı da nakletmek faydalıdır: Mutlak tefvizler, meclis ile mukayyeddir. Zevce, böyle bir tefvize muttali olduğu meclisde muhayyerdir. Dilerse nefsini ihtiyar ederek mu-tallaka olur (boşanır), dilerse zevcini ihtiyar ederek talâka meydan ver­mez.

İLGİLİ   FETVALAR   *

Nikahlanma zamanında talâk emri yetkisinde olmayan Hind, kocası Zeyd'e «üç talâk boş ol» dese, mücerred böyle demekle Hind boş olur mu?. ELCEVAP... Olmaz.                                     FEYZİYE, Cilt 1, Sahife, 76

Zeyd, başka memlekete gittiğinde karısı Hind'e hitaben mektup ya­zıp «irâden elinde olsun» dedikten sonra mektup Hind'e vâsıl olup Hind okunduğu meclisde sükût edip bir şey söylemese; Zeyd Mücerred böyle yazmakla Hind boş olur mu?.. ELCEVAP..; Olmaz.                                   FEYZİYE, CÜt 1, Sahife, 75

[37] Burada talâk yetkisini veren zevç üç talâk yetkisini verdiği za­man talâk adedini söylemeden verilen yetkiye cevaben «Nefsimi birle ih tiyar ettim» dese, 3 talâk vâkî olur. Şayet yetki eline verilen zevce «Nef­simi bir talâkla ihtiyar ettim» dese, cevapta bir talâk kaydı bulunduğun­dan bir talâk vâkî olmuştur. Fakat yetki veren zevç bir" talâka yetki verir, zevç de üç talâkla kendini boşarsa, vâkî olmaz."

Tefvizde kullanılan lafızlar üçtür: Muhayyerlik, başkasına yetki ver­mek ve meşiyyet: dilemektir.

Tefvizu talâkta muhayyerlik: Zevcin zevcesine «ihtâri nefse ki: Nef­sini ihtiyar et» veya «Sen muhayyersin« gibi bir söz söylemesidir.

Binaenaleyh yukarda zikredilen cümleler metinde  geçtiği  gibi mu­hayyerlik ve başkasına yetki vermek kısımları zikredilmiştir.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, karısı Hind'e  «irâden elinde olsun, istersen üç talâk boş ol» dese, lâkin o meclisde bir şey söylemeyip  sükût etse, mücerred böyle demekle Hind boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.    ALİ EFENDİ, CÜt 1, Sahife, 77

Kadının eline talâk yetkisini verme meselesi ile ilgili fetvaların daha uzun ve izahlısı «Kinayeler babında» zikredilmiştir.

Muhayyerlik suretiyle tefvizde ya zevcin veya zevcinin nefis veya ta­lâk lafzını zikretmesi lâzımdır. Hiç biri zikredilmezse, tefviz, sahih ol­maz.

Meselâ : Zevç «Nefsini: Kendini ihtiyar et» deyip zevce de «ihtiyar ettim» dese, tefviz ve talâk tahakkuk eder. Bilâkis zevç, yalnız «ihtiyar et» deyip zevce de «nefsimi: Kendimi ihtiyar ettim» dese, yine tefviz ve talâk vücuda gelir.

[38] Burada tefvizu talâk zamana izafe suretiyle muhayyerlik ve ta­lâk yetkisi verilmiştir. Binâenaleyh metinde geçen cümleler gibi bir kim­se, karısına «yarın» ve yarınki günün evvel, o günün fecrisadıkmın tu-lûu ânından ibarettir. Aybaşıda hilâlin (yeni doğan ayın) görüldüğü ge-^e ile, o gecenin gündüzünden ibaret bulunur.                        

[39] Zira burada tefviz edilen her iki kelime talâk beynüneti ifâde eden lafızların olması hasebiyle her ikisinde de ric'î bir talâk vâkî olur. İkincide açıkça bâin talâk tefviz edilmiş olsaydı, bâin talâkla boş olurdu.

Meselâ: Bir kimse, zevcesine «kendini boşa» deyip o da «Boşadım» dese, bununla bir ric'î talâk vâkî olur. Zevç «kendini bâinen boşa» dedi­ği halde zevce «rı^yyen boşadım» dese, bununla talâkı bâin vücûda ge­lir.

Şayet zevç «nefsini talâkı ric'î ile boşa» dediği halde kadın, nefsini bâin talâkla boşasa, bununla da talâkı ric'î vâkî olur. Keza zevç «nefsini boşa» deyip zevce de «nefsimi bâin kıldım» dese, bununla bir ric'î talâk hâsıl olur. Çünkü mutlak surette zikredilen talâk lafzı, ric'î talâka hami olunur.

HUKÛK'U İSLÂMİYE, Cilt; 2, Sayfa 260

[40] Burada yapılan tefviz tevkil  (talâk vermeye başkasını vekil) etmektir.    Binaenaleyh doğrudan doğruya talâka vekil etmenin hükmü câridir.

Kadının kendinden başkasının (meselâ eşinin) boşanması kocası ta­rafından kendisine verilse, o (veriş) temlik değil başka birisine söyle mek vekilliktir. Bu vekil yapmaktan zevcin ruc'û'ü sahih olduğu gibi zevcenin boşama hakkı da meclisle mukayyettir.

Temlik ile tevkilin arasında şu farklar vardır:

Temlik: îbtida tasarrufa kadir olmaktır. Tevkil, ibtida tasarrufa kadir olmamaktır. Zevceye «kendini ve ortağını boşa» diye edilen tefviz zevcenin kendi hakkında tevkildir. Zevç evvelkinden rüc'û edemez ise de ikinciden rüc'û, edebilir. Bunda siğa hem temlik mânasına ve hem tev­kil mânasına istimal olunduğundan müşterek bir lâfzı her iki mânasında istimal etmek nev'inde umum mecaz vardır. Binaenaleyh temlik ile tev-. kilin bir kaç cihette farkı vardır :                                               

1 - Temlikde, rucû yoktur. Tevkilde vardır.

2  - Temlikde, azil yoktur. Tevkilde vardır.

3- Temlikde, zevcin tefviz etmesinden sonra delirmesiyle tefviz1 ba­tıl olmaz. Halbuki tevkil bâtıl olur.                                                  

4 - Temlik, şart koşulmadıkça   meclisde mukayyettir.   T evkil şart koşulmadıkça mukayyed değildir.

5  - Temlik, akıl ile mukayyed değildir. Yâni deliye ve mümeyyiz olmayana dahi temlik caizdir, fakat tevkil caiz olmaz. Zevç; zevcesine: «Mecnun sana: sen boş ol»  derse «Sen benden boşsun»  demiş olsa ve

mecnun da söylerse boş olur.

NİMETUL İSLÂM

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, karısı    Hind'i boşamaya    Amr'i mutlak vekâletle tevkil edip Amr'de sarhoş iken Hind'i boşasa, talâk vâkî olur mu?.. ELCEVAP... Olur.  FEYZİYE, CUt 1, Sahife, 77

Zeyd, karısı Hind'i üç talâkla boşamaya babası Amr'i tevkil etmekle Amr'de Hind'i üç talâkla boşasa, Zeyd Hind'i hülle ettirmeden nikahla­ması caiz olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.  FEYZİYE, CUt 1, Sahife, 71

Zeyd, karısı Hind'i boşamaya    Amr'i tevkil   (vekil)   ettikten sonra Bekir (vekil yapılmayan başka birisi)    Hind'i gıyaben boşasa, mücerred Bekir'in bu şekilde boşaması ile Hind boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.

Zeyd, Amr'in karısı Hind'i gıyaben boşasa, Amr cevaz vermeyince

Hind boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.  ALİ EFENDİ, CÜt 1, Sahife, 73

[41] İmam'ı Azam (R.A.)'a göre üç talâkla tefviz edilir, kadında bir talâk verirse, üç talâkın içinde bir talâk bulunduğundan, bir talâk vâkî olur. Bu hususta İmameynin görüşü de aynıdır. Fakat zevç bir talâka tefviz eder zevce de üç talâkla kendini boşarsa, izafe cüze olduğundan. ve zevcin isteğin fâniş şekilde-. hilafı icra edildiğinden talâk vâki olmaz Bu son hükümde İmanıeyn ise, üç dilemekle biri dilemek nasıl olursa, bi­rini dilemekle üçünü de dilemiş olur. Binaenaleyh tefviz birine olsa ka­dında üç talâkla kendini boşasa üç talâk vâkî olur diyorlar.

İLGİLİ   FETVA

Hind, kocası Zeyd'e «beni boşa» dediğinde Zeyd bir şey söylemeyip ancak üç parmağını gösterse,    Zeyd mücerred böyle etmekle Hind boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                      FEYZİYE, Cilt 1, Sahife 77.

Nikahlanma  zamanında  talâk  işi  yetkisinde - olmayan  Hind,   kocası Zeyd'e «üç talâk boş ol» dese, mücerred demekle Hind boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                      FEYZİYE, Cilt 1, Sahife 7

[42] Tefvizu talâk hükümlerinin geniş anlamı, sarih olan v& edilen lafızlar zevcin kendisi tarafından verilen sarih talâk gibidra ye olarak verilen tefvizu talâkda zevcin bizzat kendisinin zikrede! yan ettiği kinaye lâfızların hükmü gibidir.                                     

Tefvizu talâk hükümlerinin açık olarak temsili şekilde îzah mini anlamak için sarih ve kinaye lafızlar bahsinde gecen fetvâli katle okumak gerekir.

[43] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/60-67.

[44] Talik: Lügatta, asmak, âşık etmek ve yapışmak mânasına gelir. Şer'î istilânda; bir cümlenin ifâde ettiği mâna ve hükmün hâsıl olması diğer bir cümlenin ihtiva ettiği mânâ ve hükmün hâsıl olmasına bağlı olanıdır. Binaenaleyh taliki talâk da bu tarif gereğince bir şarta bağla­nan talâkdır. Şart hasıl oldu mu, talik edilen talâk da vâki olur.

Meselâ : Bir kimse, «falan yere giderse Zevcem boş olsun» dese, ni­kahlanan kadının talâkını o yere gitmesine bağlamış olur ki; o yere git­mesi şart, karısının boş olması da meşrut (ve ceza) dır.

Talâk, bir şarta bağlanmak suretiyle olana talik denildiği gibi; şayet talâk, hiç bir şarta bağlanmadan doğrudan doğruya verilirse, o talâka da tencîzü talâk denir. Ve talik yoluyla vâkî olacak talâka (Muallâk), tencîz yoluyla verilen talâka da (Müneccez) denir.

Talik, konuşuş ve söyleniş itibariyle yemin değil ise de, kendisinde menetmek ve yüklemekten ibaret olan yemin mânası mevcut olmak ha­sebiyle şer'ân yemindir. Hattâ yemin etmemeye yemin'eden kimse talik ettiği takdirde, yemininde hânis olur.

[45] Talik edilen şart bulunur ve ziyaret edilirse, meşrut olan talâk vâki olur. Fakat şart bulunmaz veya talik edilen tahvil edilerek tahak­kuk ederse talâk vâkî olmaz.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, karısı Hind'e «benim Anır ile düşmanlığım vardır, Amr'in evi­ne varırsan üç talâk boş ol» dedikten sonra Amr evi oğlu Bekir'e satıp ve teslim edip kendisi çıktıktan sonra Hind o eve varsa, Hind beyan edi­len şarta binâen üç talâk boş olur mu?.. ELCEVAP.. Olmaz.  FEYZİYE, Sahife 81

Zeyd, karısı Hind'e «bir daha Amr'in evine varırsan helâlim, haram olsun» dedikten sonra Hind, Amr'in evine varsa, Hind Zeyd'den boş olur mu?.

ELCEVAP... Olur ALİ EFENDİ, Cilt 1, Sahif'e 80

Zeyd, karısı I^nd için «iznim olmadan Amr'in evine varırsa boş ol­sun» dedikten sonra, Zeyd Hind'in gıyabında «Amr'in evine varsın» diye Hind'e izin verip sonra izin haberi Hind'e vâsıl olmakla Hind Amr'in evi­ne varsa, Hind yapılan şarta binâen Zeyd'den boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.  ALİ EFENDİ, Cilt 1, Sahife 80

[46] Burada da yabancı kadının nikâhlanmasına talik edilip ve talik edilen nikâhda hâsıl olduğundan, talâk vâkî olmuş oluyor. Fakat o kadın gıyabî olarak nikâhlanırsa, talâk vâkî olmaz,

İLGİLİ   FETVALAR

Bekâr olan Zeyd, «her hangi kadını nikahlarsam, o kadın olsun» de­dikten sonra, Zeyd Hind'i nikahlayıp sonra o işi işlese, Hind Zeyd'der boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz FEYZİYE, Cilt 1, Sahife 8

ra kadın başka bir erkekle nikahlanıp cîmâdan sonra boşanarak hülle­den sonra olsun) yine boş olur (4).

Bekâr olan Zeyd, «falan işi işlersem karım boş olsun» dedikten sonra Zeyd Hind'i nikahlayıp sonra o işi işlese, Hind Zeyd'den boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.  İBNİ NÜCEYM, 93

[47] Zîra burada talik edilen şart ve yemin hayatında nikahladığı  , kadının hepsine şâmildir.   Binaenaleyh gıyabî nikâh olmadıkça bu şekil­de şart yaparak nikahlanan kimsenin her nikahladığı kadın, mutlak su­rette boş olur.

İLGİLİ   FETVALAR

N.

«Alıp alacağım boşolsun» demek «Küllü imreetin Etezevvecüha fe-hiye tâlikûn: Herhangi bir kadını nikahlarsam işte o (kadın) boştur». Mânasına mâruf olan belde halkından olup ve bekâr olan Zeyd «falan işi, işlersem, alıp alacağım boş olsun» dedikten "sonra, Zeyd o işi işleyip sonra Hind'i nikâhlamakla Hind boş olduktan sonra Zeyd Zeyneb'i nikâh­lasa, Zeynep de yapılan şarta binaen Zeyd'den boş olur mu?.. ELCEVAP... Olur.      BEHÇE, Sahife 91

Bekâr olan Zeyd, «falan işi işlersem her helâl bana haram olsun» de­dikten sonra Zeyd Hind'i nikahlayıp sonra o işi işlese, Hind Zeyd'den boş olur mu? ELCEVAP... Olmaz.  BEHÇE, Sahife 89

Son fetvada yapılan şartta evvel halâlı olan karısı bulunmadığından, talâkın vukuu mevzuu yoktur. Ve bu söz çok zaman yeme ve içmede kullanılır.

Zeyd, Hind'e «her ne zaman seni nikahlarsam sen benden boş ol» dese sonra Hind'i nikahlamak istese, Hind'in boş olmaması için Şer'î kur­tuluş yolu nedip? ELCEVAP... Gıyabi nikâh kıyıp Zeyd fîli ile, kabul etmesidir.

q   '     FEYZİYE, Sahife 93

Zeyd, Amr'e «falan işi işlersen alıp alacağım boş olsun mu?»  deyip Amr'de «olsun» dedikten sonra Amr o işi işleyip sonra Hind'i nikâhlasa, Hind Amr'den kaç talâk boş olur?.. ELCEVAP... Bir talâk boş olur.

Bu surette Amr'i yine nikahlayınca Hind yapılan şarta binâ'en tek­rar boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                     HAMİŞİ BEHÇE, Sahife 83

Hind'in kocası Zeyd, «falan işi işlersem alıp alacağım boş olsun» de­dikten sonra Zeyd o işi işlese, Hind boş olur mu?.. ELCEVAP... Olur.   ALİ EFENDİ

Bekâr olan Zeyd, «falan işi işlersem her alıp alacağım üç talâk bos

olsun» dedikten sonra Zeyd o işi işleyip sonra Hind'i nikâhlamakla Hind üç talâkla boş olduktan sonra Zeyd, Zeynebi (de) nikâhlasa Zeyneb üç ta­lâk boş olur mu?..

[48] Yâni zevç, zevcenin girmesini yasak ettiği belli eve girer ve üç talâkla boşandıktan sonra iddet bekler ve başka kocaya varır, ondan da boşanıp iddeti bittikten sonra tekrar nikahlarsa ve kadın da o eve girer­se, boş olmaz. Zira buradaki talik edilen şart mevcut olan nikâhla alâka­lıdır. Binâenaleyh mevcut olan nikâh talik edilen şartla kopup boşandık­tan sonraki yapılan ikinci nikâha ve talâka şâmil olup zarar vermez.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, anası Hind'e «eğer seni evime girmekten menetmezsem karım Zeynep üç talâk boş olsun» dedikten sonra Hind Zeyd'in evine girmek is­tediğinde Zeyd Hind'i men etse, sonra Hind Zeyd'in evine girmek istedi­ğinde Zeyd Hind'i men etmese, Zeyd Hind'i ikincide men etmemekle Zey­neb Zeyd'den üç talâk boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz. FEYZİYE, 82

Zeyd, Hind'i nikahladıktan sonra Zeyd «falan işi işlersem; her ne za­man kadın nikahlarsam işte o (kadın) boş olsun» mefhûmu üzere şart ve talik edip sonra o işi işlese, yapılan şarta binâen Hind boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.  ALİ EFENDİ, Cilt 1, Sahife 88

Bu son fetvad?Jd şart, işten sonraki nikahlanma ile alâkalıdır. Hal­buki o şarttan evvel olan nikâh mevcuttur. Öyle ise talâk, işte sonraki nikâhla alâkalı olduğundan evvelki nikâha zarar vermez ve taj£k vâkî ol­maz. Fetvanın anlamı budur.

Zeyd, karısı Hind'e «sen baban Amr'in evine varıp kırk günden faz­la durmadan üzerine (başkasına) nikahlarsam boş ol» deyip sonra Hind babası Amr'in evine varıp birkaç ay durduktan sonra Zeyd Hind'in üze­rine Zeynebi nikâhlasa, yapılan şarta binâen Hind boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFENDİ, Cilt 1, Sahife 88

Zeyd, Amr'e «bugünden sonra seninle beraber yemek yersem, karım Hind üç talâk boş olsun» dedikten sonra, Zeyd Amr ile bir sofrada oturup lâkin Zeyd Anır'in yediği sahandan yemeyip başka sahandan yemek ye­se, Hind Zeyd'den boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz. FEYZİYE, 83

[49] Bu cümlelerde aşağıdaki hükümler îzah edimektedir : Nikâhlı bir kimse karısına bir şeye talik suretiyle talâkı şartlasa, bu şart işlendiği zaman kaç talâkla talik edildi ise o kadar talâkla boş olur. Fakat metinde geçen son cümlenin anlamından anlaşılan ve îzah edilen hükümler şudur: Üç talâkı bir şeye talik ederek boşama şartı ve­ren bir kimse için çâre imkânı vardır.

Binâenaleyh bir kimse, karısına «eğer şu eve girersen sen üç talâk boşsun» dese ve sonra «nedamet ve benzeri sebeplerden dolayı» üç talâkın vukuu olmazdan evvel karısını o eve katmak istese, bunun çare ve yolu şöyledir: Şart vâkî olmazdan evvel karısını bir talâkla boşar sonra iddet bitince karısı eve girer sonra karısını nikâhlar, eğer bu ikinci nikâhdan sonra o eve girerse yemin sona erdiği için bir şey (talâk) vâkî olmaz.

DAMAD

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, «falan işi işlersem karım Hind üç talâk boş olsun» dedikten sonra o işi işlemeden Hind'i bir talâk ile boşayıp iddet bittikten sonra Zeyd o işi işleyip sonra Hind'i nikâhlasa, yapılan şarta binnâen Hind üç talâk boş olur mu?,.

ELCEVAP... Olmaz.     ALİ EFENDİ, Cilt 1, Sahife 80

Zeyd, «falan işi işlersem karım Hind üç talâk boş olsun» dedikten sonra Zeyd o işi işlemeden karısı Hind'i nikâhlasa (yâni bir talâk verip iddeti bittikten sonra nikâhlasa), Zeyd o işi yine işleyince yapılan şarta binâen Hind Zeyd'den üç talâk boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.   ALİ EFENDİ, Cilt 1, Sahife 80

Kendisi dâvaya başlayan cinsinden olan Zeyd, «falan hususu Amr'-den dâva edersem karım üç talâk boş olsun» dedikten sonra Zeyd o hu­susu Amr'den dâvaya Bekir'i vekil edip Bekir de o hususu Amr'den dâ­va etse, Zeyd'in karısı üç talâk boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.                                 ALİ EFENDİ, Cilt 1, Sahife 81

Bir köy halkından Zeyd'in koyunları başka köyün mer'asında yayı­lırken Zeyd' koyunlarını evvelki köyün mer'asında otlatmak istediğinde evvelki köy halkından birkaç kimseler Zeyd'e incinmekle «koyunlarını mer'amızda otlatırsan, karılarımız boş olsun» deyip sonra Zeyd otlatma dan koyunlarını büyük oğlu Amr'e bağışlayıp ve teslim edip Amr'de eline teslim aldıktan ve sonra Amr (bağışlanan) koyunları evvelki köyün (ta­lâk veren kimselerin köyünün) mer'asmda otlatsa, o kimselerin karıları boş olurlar mı?.. ELCEVAP... Olmazlar.                              ALİ EFENDİ, Cilt 1, Sahife 81

Zeyd, Amr'e «seni evime korsanı karım üç talâk boş olsun»  dedik­ten sonra, Zeyd, evinde yok iken Amr Zeyd'in izni olmadan Zeyd'in evi­ne girse, mücerred girmekle Zeyd'in karısı üç talâk boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                  ALİ EFENDİ, Cilt 1, Sahife 81

Zeyd, «falan .işi işlersem, k'arım   Hind üç talâk boş olsun» dedikten sonra, o işi işlemeden Zeyd Hind'i bir talâk ile boşayıp sonra Hind hayız sahibi olmakla iki defa hayız   günlerinde kan görüp üçüncü defa hayız. günlerinde bulanık su yahut toprak rengi su görüp kan görmese, o kan su hükmünde olup Hind'in iddeti bitmiş olur mu?.. ELCEVAP... Olur.   .

Bu surette yazıldığı üzere Hind'in iddeti bittikten sonra Zeyd o işi işleyip sonra Hind'i nikâhlasa, yapılan şartı mezkûre binâen Hind Zeyd'-den üç talâk boş olur mu?.. ELCEVAP olmaz .

Bu surette Zeyd Hind'i  (ikinci defa) nikahladıktan sonra o işi yine işleyince yapılan şarta binâen Hind Zeyd'den üç talâk boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                              BEHÇE, 89

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind için «falan işi işlersem Hind üç talâk boş olsun» dedikten sonra Zeyd o işi işlemeden Hind'i bir talâk ile boşa­yıp lâkin Hind'in iddeti bitmeden Zeyd o işi işlese, Hind üç talâk boş olur mu?.. ELCEVAP... Olur. ^                                                          FEYZİYE, 90

Bu son fetvadaki hükmün açıklığı şudur : Üç talâkı talik eden kimse talik edilen şartın tahakkukundan evvel bir talâk veriyor, fakat iddeti bit­meden talik edilen iş işlendiğinden üç talâk vâkî oluyor. Zira iddeti içinde iken karı - kocalık mevcuttur. Binâenaleyh karı - kocalık hakları var iken elbette talik edilen şartlar tahakkuk eder.

Zeyd' «eğer falan eve girersem karım Hind üç talâk boş olsun» de­dikten sonra Zeyd Hind'i bir talâk ile boşayıp sonra Hind'in iddeti içinde Zeyd o eve girse, Hind Zeyd'den üç talâk boş olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                                             FEYZİYE, 84

Bir köy halkından Zeyd, karısı Hind'e «eğer falan zamanda bu köy­den çıkmazsam üç talâk boş ol» dedikten sonra o zaman gelmezden evvel Hind'i bir talâkla boşayıp iddeti bittikten sonra  o  zaman  gelse,  lâkin

[50] İLGİLİ FETVALAR                                                    

Zeyd, karısı Hind'i şu kadar müddet, nafakasız terkedip ve|. Hind «Zimmetinde olan mehrinin şu kadarından (belli miktarından) beni kur­tarırsa (yâni bana bağışlarsa) boş olsun» deyip bir müddet sonra Hind mehrinin o kadarından Zeyd'i kurtardığında Zeyd, Hind'i o müddet de infak ettiğini dâva edip ve Hind inkâr edip Zeyd'in de delili olmasa, talâkın vâkî olmaması hakkında Zeyd yeminiyle tasdik olunup Hind ile kan - koca muamelesine kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olur.

Bu surette Hind nafakayı almadığı hakkında yeminiyle tasdik olu­nur mu?.. .ELCEVAP... Olunur.  İBNİ NÜCEYM, 58 Hind, kocası Zeyd'den «sen beni üç ay evvel boşamış idin» diyerek dâva edip ve Zeyd inkâr edip Hind dâvasına delil (şâbid) dikip talâkın vukuuna hükmolunsa, Hind'in iddeti boğama vaktinden mi itibar olunur, yoksa boşanma sabit olduğu vakitten (mahkeme karan vaktinden) mi?., ELCEVAP... Boşama vaktinden itibar olunur.           İBNİ NÜCEYM, 76

[51] Yâni talâkın vukuu iki şarta bağlanırsa, tahakkuk edip karının boş olması da iki şartın işlenmesi şarttır. Aksi takdirde şartın biri işle­nir diğer işlenmezse, talâk vâkî olmaz.   Aynı zamanda iki şartın tahak­kuku zamanında nikâhın mevcut olması da şarttır.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd,  «karın Hind zâniye ve fahişedir»   denildiğinde Zeyd  «zâniye ise boş olsun» deyip lâkin Zeyd Hind'in zâniye ^olmadığına musir olup, zâniye olduğu sabit olmasa, mücerred böyle demekle    Hind'in talâkına hüküm olunur mu?.. ELCEVAP .. Olunmaz.                              ALİ EFENDİ, Cilt 1, Sahife. 82

Zeyd, karısı hâmile Hind'i üç talâkla boşadıktan sonra Hind hilkati belli bir çocuk daha düşürse Hind'in iddeti hangi çocuktan biter?.. ELCEVAP... İkinci çocuktan biter.

Bu surette birinci düşen çocuktan sonra hülle için kendini Amr'e ni­kâhlasa ve Amr de^Hind'e duhûl ettikten sonra Hind'i boşasa, sonra di­ğer çocuğu düşürmüş olsa, şer'î tahlil (şer'î hülle) hâsıl olmuş olur mu?.. ELCEVAP. . Olmaz. BEHÇE

Zeyd, karısı Hind'e  «eğer sana fahişe, orospu ve kerhaneci dersem boş ol» dedikten sonra Zeyd Hind'e «fahişe» deyip lâkin «orospu ve ker­haneci» demeyip zikrolunan şarttan birini de niyyet etmiş olmasa, sâde «fahişe» demekle Hind Zeyd'den boş olur mu?., ELCEVAP... Olmaz. BEHÇE, 86

[52] Yâni bir kimse karısına bir işi yapmaması veya bir eve ve^. v--evin  kapısından  girmemesini  beyan  eden  sarin   şartlasa, fakat o şart İşlenmezden evden doğrudan doğruya üç talâkla boşasa ve iddet bittikleri so^r.-.

kocaya varıp zamanla ondan da boşansa veya ikinci kocas tince tekrar birinci kocasına nikâhlansa, bu nikâhtan sonra daha evvel talik edilen şart mû'teber değil. Binaenaleyh bundan sonra o şart işlen­diğinde karısı boş olmaz. Zira kadının üzerinden bir nikâh geçmekle şart sakıt olmuştur.                    

İLGİLİ   FETVALAR                             

Zeyd, «falan işi işlersem karım Hind üç talâk boş olsun» dedikten sonra Zeyd, o işi işlemeden Hind'i bir talâk ile boşayıp iddeti bittikten sonra Zeyd o işi işlese, sonra Hind'i nikâhlasa yapılan şarta binâen Hind üç talâk boş olur mu?..                                                                    '

ELCEVAP... Olmaz.   ALİ EFENDİ, Cilt 1, Sahife 79

Zeyd, büyük kızı Hind'e «seni Amr'e nikahlarsam Zeyneb üç talâk boş olsun» dese, sonra Zeyd başka memlekete gittikten sonra Hind ken­dini Zeyd'in izni olmadan nikâhlasa, Zeyneb yapılan şarta binâen üç ta­lâk boş olur mu?..

ELCEVAP. . Olmaz.'    FEYZİYE, 92

Zeyd, «kaynatam Amr'in evine girersem karım Hind üç talâk boş ol­sun» dedikten sonra o eve girmeden Amr (kaynatası) ölüp kızı Hind'i terketrnekle Amr'in evi Hind'e intikâl edip sonra Zeyd o eve girse, yapı­lan şarta binâen karısı üç talâk boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.   ALİ EFENDİ, Cilt 1, Sahife 81

[53] Yâni bir kimse karısı üzerine evlenirse, o aldığı kadının boş ol­ması şeklinde şart eder ve evlenirse aldığı kadın boş olur. Fakat karısı üzerine evlenmezden evvel bâyin talâkla boşarsa iddeti bitmeden evlense dahi aldığı kadın boş olmaz. Zira şart yapılan kadın kocanın nikâhı altın­dan tamamen boşanmış ve karı - koca alâkaları kesilmiştir. Şayet ric'î takla boşarsa talâk vâkî olur.                                                             

% ELCEVAP...  Olur.     ALİ EFENDİ, Cilt 1, Sahibi 88

Hind, kocası Zeyd'e «benim üzerime evlenirsen» dediğinde Zeyd «se­nin üzerine her kimi nikahlarsam boş olsun» deyip, sonra Hind'in üzeri­ne Zeyneb'i nikâhlasa, Zeyneb boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.       ALİ EFENDİ, Cilt 1, Sahife 88

Zeyd, karısı Hind'e «sen Öldükten sonra evlenirsem anam avretim olsun» dedikten sonra Hind ölüp Zeyd Zeyneb'i nikâhlasa böyle demekle Zeynep Zeyd'den boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFENDİ, Cilt 1, Sahife 88

Zeyd, karısı Hind'e «üzerine evlenirsem vekilim olup aldığım avreti boşa» deyip sonra Zeyd Hind'i (vekil ettiği karısı Hind'i) boşayıp iddet bittikten sonra Zeynebi nikâhlasa, Hind (daha evvel)   yapılan vekâlete binaen Zeyneb'i boşamaya kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                      FEYZİYE, 93

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'e «üzerine her kimi nikahlarsam, üç talâk boş olsun» dedikten sonra Zeyd Hind'i bir talâkı bâyinle boşayıp sonra Hind'in iddeti içinde Zeynebi nikâhlasa, yapılan şartabinâ 'en Zey­neb Zeyd'den üç talâk boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                               BEHÇE, 90

Zeyd, karısı Hind'e «üzerine evlenirsem, alıp alacağım boş olsun» da-dikten sonra Zeyd Hind'in üzerine Zeyneb'i nikahlamak istese, Hind ve Zeyneb boş olmamağa şer'î çâre nedir?..

ELCEVAP... Gıyabî nikâh olunup Zeyd fili ile kabul etmesi gerekir.

BEHÇE, 90

Bu son fetvadaki cevap kısmında «Zeyd fili ile kabul etmesi gerekir» cümlesinin açık anlamı şöyledir: Nikahlanma ve evlenme imkânı ol­madığı zaman, gıyabında başka bir kimsenin onun nâmına nikâhla zevce alıverir ve nâmına nikâh kıyılan kimse de sözü ile kabul göstermeyip hediye göndermek ve mehri muacceli göndermek suretiyle fîlen kabul et­mesi demektir.

Daha geniş izahat birinci cildin «Fudûli Nikâh Faslı» adı altındaki bahiste geçmiştir.

Zeyd, karısı Hind'e «üzerine Zeyneb'i nikahlayıp sonra seni boşar-sam Zeyneb üç talâk boş olsun» dedikten sonra Zeyd, Zeyneb'i nikahla­yıp lâkin Hind'i boşamazsa, yapılan bu şarta binâen Zeyd'den boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.

Bu surette Zeyd Hind'i boşamadan Zeyneb'i bir talâkla boşayıp Zey-neVin iddeti bittikten sonra Hind'i boşayip sonra Zeyneb'i nikâhlasa, ya-pilan bu şarta binâen Zeyneb Zeyd'den üç talâk boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz BEHÇE, 92

[54] Yâni bir kimse zor karşısında veya başka bir sebeple karısını boşayacağında «sen boşsun» sözüne «İnşallah» sözünü bitiştirerek «sen boşsun inşallah» veya «karımı boşadım inşallah» veya «karımı üçten do­kuza boşadım inşallah» gibi cümleleri söylese, talâk vâkî olmaz.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, karısı Hind'e «boş ol» dedikten sonra cehren (sesli olarak) ve bitişik olarak    «Allah (C.C.) in dilemesiyle  (yâni boş ol inşallah) dese, Hind Zeyd'den boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                                BEHÇE, 80

Zeyd, karısı Hind'e cehren ve bitişik olarak «İnşallah irâden elinde ölsün»  dediğinde    Hind, «ben kendimi ihtiyar ettim ve boşadım»  dese, Hind Zeyd'den bâyin olur mu?.-. ELCEVAP... Olmaz.                                            Abdurrahim, Cilt 1, 230

Zeyd, karısı Hind'e cehren ve bitişik olarak «İnşâallah benden üç ta­lâk boş ol» dediği sabit ve nıukarrar olunca, Hind Zeyd'den üç talâk boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                     Abdurraium, Cilt 1, Sah. 230

Zeyd, «falan işi işlersem avretim boş  olsun»   dediğinde cehren ve bitişik olarak (hemen)  «İnşâallah» deyip sonra Zeyd o işi işlese, yapılan şarta binâen avreti boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                     Abdurrahim, Cilt 1, Sah. 231

Zeyd, karısı Hind'e  «boş ol»  dedikten sonra sesli ve bitişik olarak «İnşallah (yâni boş ol İnşallah)» dese, Hind boş olur mu?.. ELCEVAP..   Olmaz.  ALİ EFENDİ, 70

Zeyd, Amr'e «falan işi işlersen karın üç talâk boş olsun mu?» deyip Amr de «olsun» dediğinde, sesli ve bitişik olarak «İnşallah : Yâni falan işi işlersem karım boş olsun İnşallah» deyip sonra o işi işlese, karısı boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                      ALİ EFENDİ, 87

Zeyd, karısı Hind'e  «sen üç talâk boşsun İnşallah»  deyip  istisnayı (Yâni inşallahı) bitişik olarak zikretmekle söz manasız (Yâni talâk ver­mek mânâsız) olsa talâk vâkî olur mu?.. ELCEVAP.    Olmaz.         İBNİ NÜCEYM, 56

Hind, kocası Zeyd'den «sen bana üç talâk boş ol, deyip bu şekilde beni boşamış idin» diye dâva edip ve Zeyd «üç talâk boş ol dediğimde ses­li olarak, bitişik ve duyulur şekilde inşallah demiş idim» diye dâva etti­ğinde Hind «inşallah dememiş idin» diye dâvasına diktiği şâhidier Zeyd, Hind'e «üç talâk boş 'ol» deyip «inşallah dememişdi» diye şehâdet etseler, şehâdetleri makbul olup Hind Zeyd'den üç talâk boş olur mu?.. ELCEVAP... Olur.   BEHÇE, 80

Bu fetvaların gerçek izah ve anlamlarını şu satırları okuyarak anla­malıyız:

Talâka muttasıl = bitişik olarak zikredilen «inşallah» kelimesi, ta-laâkm vukuuna manîdir. Velev ki kasda mukârin ve mânasını söyleyici için malûm olmasın. Çünkü Allah (C.C.) teâlânın meşiyetine, = Dileme ve irâdesine vâkıf olmak imkânsızdır. Şu kadar var ki, bü istisnanın ta­lâka muttasıl ve işitilecek derecede cehren zikredilmesi lâzımdır.

Binâenaleyh bir kimse, talâkı söyledikten sonra biraz sükût eder ve­ya araya zait bir kelime ilâve ederse, derhal talâk vâkî olur.

Meselâ: «Sen boşsun rıc'îyyen inşallah» dese, hemen talâk vâkî olur. Çünkü «boşsun» sözü ric'î talâkı ifade etmekte olduğundan «Ric'iyyen» lafzı zait bulunmuş olur.

Fakat nefes almak, öksürmek ve aksırmak gibi bir arıza sebebiyle veya te'kîdi, tekmili ve îlâmi ifâde eder bir kelimenin meselâ, nidanın ilâ­vesiyle hâsıl olan ayırma, istisnanın sıhhatine (talâkın vâkî olmaması­na) mâni olmaz.-?isen boşsun ey kadın inşallah» denilmesi gibi ki «Ey ka­dın» nida lafzı talâkın vâkî olmamasını önlemez. Bu kelimeden sonra söy­lenen «inşallah» kelimesi talâkın vukuunu önler.

TÂLİKLA İLGİLİ MUHTELİF FETVALAR

Zeyd, «validem Hind'in evinin şu kapısından içeri girersem avretim üç talâk boş olsun» dedikten sonra Zeyd bu evin o kapısından girmeyip sonra Hind o evin duvarını delip başka bir kapı açtırıp Zeyd o açtırdığı kapıdan girse, yapılan bu şarta binâen Zeyd'in karısı üç talâk boş. olur mu?..

ELCEVAP... «Şu kapısından içeri girersem» dedi ise, olmaz ama «şu evin kapısından içeri girersem» dedi ise olur.                               FEYZİYE, 80

Zeyd, Amr'e hitâb ederek «eğer falan i§i işlersem her ne söylerse?

Öyle olsun» dedikten sonra o işi işlese, lâkin Zeyd ve Amr talâ eder bir söz söylemeseler mücerred böyle deyip o işi işlemekl karısı boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.  BEHÇE, 83

Zeyd,  «şarap içersem karılarım Hind ve Zeyneb yedi talâk boş ol-. şunlar» dedikten sonra Zeyd şarap içse, kanları (Hind ve Zeyneb) üçer talâk boş olurlar mı?.. ELCEVAP... Olurlar.     BEHÇE, &,

Zeyd, anası Hind'e «karım Zeyneb'i istemezsen üç talâk boş olsun» dediğinde, Hind «Zeyneb'i isterim» dese, mücerred böyle demekle Zeyneb "Zeyd'den üç talâk boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.    BEHÇE, 84

Zeyd, anası Hind'e «karım Zeyneb sana yaramadı ise bana da yara­maz üç talâk boş olsun» dese, Zeyneb Zeyd'den hemen üç talâk boş olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                 ,                                                                   

Bu surette Zeyd, Zeyneb'i hullesiz nikâhlamaya kadir olur mu? ELCEVAP..   Olmaz BEHÇE, 84

Zeyd, Amr'e «falan zamana kadar sözümü söyleyip ve falan işi işler­sen, avretin üç talâk boş olsun mu?» deyip Amr de «olsun» dedikten son­ra Amr o zaman geçmeden o sözü söylese lâkin o işi işlemese, mücerued böyle demekle karısı üç talâk boş olur mu? ELCEVAP... Olmaz.                                                                   BEHÇE, 8E

Bu fetvada talâkın vâkî olmaması, talâk «söz ve işe» bağlanmıştı halbuki burada da «söz» söyleniyor iş işlenmiyor. Binâenaleyh iki şart tam vâkî olmadığı için talâk vâkî olmaz.

Zeyd, kendi isteğiyle içip sonra sarhoş olmuş iken karısı Hind'i üt talâkla boşasa, Hind Zeyd'den üç talâk boş olur mu? ELCEVAP... Olur.   HAMİŞİ BEHÇE, 81

Zeyd, borçlu olduğu Amr'e «sana olan şu kadar para borcumu yirm güne kadar edâ etmezsem karım Hind üç talâk boş olsun» dedikten sonr; yirmi gün geçmeden o borcun Zeyd'in kardeşi Zeyd'in emriyle Amr'e ed; etse, Zeyd'in karısı yapılan şarta binâen üç talâk boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz    BEHÇE, 8!

Hind, kocası Zeyd'e «sen diğer karın Zeyneb ile cima'ı çok ediyor sun» dediğinde Zeyd «Zeyneb'in cima'ı lezizdir, eğer Zeyneb'in cima'ı se nin cima'mdan leziz değilse sen benden boş ol» dese, şer'i hüküm nedir? ELCEVAP... Bilinen ve takdir edilen işden olmamakla talâk vâkî olma; (Zira o hal Zeyd için belki öyledir).  BEHÇE, 8 Zeyd, şaraptan sarhoş iken karısı Hind'e «bir aya kadar evime et ge-tirirsem benden boş ol» deyip sonra bir ay geçmeden Zeyd evine et getirt­mekle yapılan şarta binâen Hind boş olduktan sonra iddet bittikten son­ra Zeyd Hind'e «benden Üç talâk boş ol» dese, Zeyd'e Hind'i hullesiz ni­kahlaması caiz olur mu?.. ELCEVAP..   Olur.    BEHÇE, 91

Birinci talâkdan sonra nikâh bulunmadığından ve iddet debittiğin-den sonraki verilen talâk vâkî olmamıştır.

Zeyd, «falan işi işlersem karım boş olsun» deyip lâkin o işi işlemez­se mücerred böyle demekle karısı boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.    Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 78

Zeyd, Amr'e «falan işi işlersen karın üç talâk boş olsun mü?» dedi­ğinde Amr sükût edip ve bir şey söylemeyip sonra Amr o işi işlese, Mü­cerred Zeyd böyle deyip Amr sükût etmekle karısı üç talâk boş olur mu?.: ELCEVAP... Olmaz.  Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 78

Zeyd, «falan işi işlersem helâlim haram olsun» dedikten sonra Zeyd o işi işleyip karısı  Hind boş  olsa,  Zeyd'e  Hind'i  rızâsiyle nikahlaması caiz olur mu?..   ELCEVAP... Olur.  Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 79

Zeyd, «eğer şu iskeleden gemiye binip denize sefer edersem karım üç talâk boş olsun»  dedikten sonra Zeyd o iskeleden gemiye binmeyip başka iskeleden gemiye binip sefer etse, karısı üç talâk boş olur mu?.. ELCEVAP..   Olmaz. ALİ EFENDİ, 79

Zeyd, kaynanası Hind'e «bugünden sonra evine girersem karım Zey-neb üç talâk boş olsun» dese, sonra Hind (kaynanası) evi Zeyneb'e (Zeyd in karısına) bağışlayıp ve teslim edip kendisi çıktıktan sonra Zeyd o eve girse, yapılan şarta binâen Zeyneb üç talâk boş olur'mu?.. ELCEVAP...  Olmaz.     (Zira ev şart yapılanın mülkiyetinden çıkmıştır).

ALİ EFENDİ, 81

Zeyd, bir işi işledikten sonra «eğer o işi işledim ise karım üç talâk boş olsun» dese, Zeyd'in karığı üç talâk boş olur mu?.. ELCEVAP... Olur. (Zira o işi işlemiştir).             Ali Efendi ,Cilt 1, Sah. 82

Zeyd, «Amr'in eşyasından evimde bir şey varsa karım boş olsun» de­dikten sonra yemin zamanında Amr'in eşyasından bir kilim Zeyd'in evin­de olduğu sabit ve zahir olsa, Zeyd'in karısı boş .olur mu?.. ELCEVAP... Olur.   ALİ EFENDİ, 82

Zeyd, "falan işi işlersem üç talâk üzerime olsuna deyip sonra o işi işlese Zeyd'in karısı Hind üç talâk boş olur mu?..

ELCEVAP... Böyle demek örf  (ve âdet), lerinde  «avretim üç talâk boş olsun» demek ise olur.     ALİ EFENDİ, 83

Bekâr olan ZeyH    ta]âk üzerime olsun»   dedikten

[55] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/69-85.

[56] Hastalık dimağda olmadıkça sözle olan tasarruflarına mâni ol-£ madığmdan hastanın talâkı vâkidir. Velev ki bu hastalık ölüm hastalığı i olsun.                                                   

Ölüm hastalığı öyle bir hastalıktır ki; çok zaman onda ölüm korkusu olduğu halde, hasta erkekten ise hanesi hâricinde ve, kadından ise hânesi dâhilinde olan ihtiyaçlarını görmekten âciz olup bu hal üzere bir sene geçmeden vefat etmesi, gerek döşekte yatar olsun, gerek olmasın.       

Kısas, recim ve meydanda savaşmak gibi helak zamanı ve tehlike dej:ölüm hastalığı gibidir. Keza zevcin irtidad etmesi de Ölüm hastalığı gibidir.                                                                                                   

Ölüm hastalığının uzun îzah ve hükümlerini musannif merhum metinde zikretmiştir.                                                                                        

[57] Her ne kadar zevç, zevcesinin mala vâris olmasını önlemek ve| 1 kadını mahrum etmek gibi davranarak hasta hâlinde talâk vermiş ise deiddeti içinde iken zevcin ölmesi neticesinde irsden mahrum değildir.

İLGİLİ   FETVALAE

Zeyd, ölüm hastalığında dâhil olduğu karısı Hind'i rızâsı yok iken bâyin bir talâkla boşadıktan sonra iddeti bitmeden Zeyd ölse, Hind Zeyd'e vâris olur mu?..

ELCEVAP... Olur.   Behçe ve Ali Efendi, 90

'. Zeyd, ölüm hastalığında dâhil olduğu karısı Hind'e «falan işi işler­sem boş ol» dedikten sonra Zeyd o işi işleyip Hind'in iddeti içinde Zeyd ölse, Hind Zeyd'e vâris olur mu?..

ELCEVAP... Olur.    FEYZİYE, 80

' Hasta olan murahık  (buluğ yağına yaklaşan) Zeyd, karısı Hind'i üç talâkla boşadıktan sonra Hind'in iddeti bitmeden Zeyd & hastalıktan Öl­se, Hind Zeyd'e vâris olur mu?,, ELCEVAP... Olur.  İBNİ NÜCEYM, 81

Zeyd,, ölüm hastalığında dâhil olduğu karısı Hind'i boşadıktan sonra Zeyd bir müddet geçince öldüğünde (Zeyd'in)) veresesi Hind'in'iddeti bit-ıti diye dâva etse ve Hind iddetin bittiğini inkâr edip veresenin iddiaları, sabit olmasa, Hind yemin edince Zeyd'e vâris olur mu?.. ELCEVAP... Olur. FEYZİYE, 80

[58] Yâni herhangi bir sebeple hastalaşan zevç, zevcesini bâyin ta­lâkla boşasa ve o sebeple de ölse, kadında iddet içinde olsa, kadın vâris ol­maz. Zira çok zaman böyle hallerde Ölmeyip selâmette olması matlubdur.

  İLGİLİ    FETVALAR

Zeyd, hasta olup lâkin çok zaman helak hâli olmayıp evinin hârici ihtiyaçlarını görmeğe kadir iken dâhil olduğu karısı Hind'i bâyin talâk­la boşadıktan sonra iddeti içinde Zeyd Ölse, Hind Zeyd'e vâris olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                               FEYZİYE, 79

Zeyd, hasta iken karısı Hind'i talâkla boşadıktan sonra Zeyd sıhhat bulsa sonra Hind'in iddeti bitmeden Zeyd başka  hastalıktan  ölse,  Hind Zeyd'e vâris olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.         ALİ EFENDİ, 99

Ölüm hastalığında  olan Zeyd, karısı  Hind'i  talâkı  bâyinle  boşadık­tan sonra iddeti içinde Hind ölse, Zeyd Hind'e vâris olur muELCEVAP...  Olmaz.   ALİ EFENDİ

[59] Hind, kendisine dâhil olan (Cima eden) Zeyd'in ölüm hastalığım da mehri üzerine Zeyd ile hulû olduktan sonra. (Mehrini talâk vermeK üzere anlaştıktan sonra) iddeti içinde Zeyd Ölse, Hind Zeyd'e vâris olıiı mu?..        '                

ELCEVAP... Olmaz.

Hind, kocası Zeyd'in ölüm hastalığında «zimmetinde baki kalan şu kadar para mehrim üzerine beni hulû eyle «boşa» demekle Zeyd'de o ka­dar para mehri üzerine hulû ettikten (boşadıktan) sonra Hind'in iddeti bitmeden Zeyd ölse, Hind Zeyd'e vâris olur mu?..                                

ELCEVAP... Olmaz.  İBNİ NÜCEYMJ 78

[60] Zeyd, hasta iken karısı Hind'i bâyin talâkla boşadıktan sonra Zeyd sağlamlaşıp sonra Hind'in iddeti bitmeden Zeyd başka hastalıktan ölse Hind Zeyd'e vâris olur mu?..                                                     

ELCEVAP... Olmaz.    ALİ EFENDİ, 91

Zeyd, sağlamlığında dâhil olduğu karısı Hind'i boşayıp Hind'in idde­ti bittikten sonra Zeyd ölse, Hind Zeyd'e vâris olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.     FEYZİYE, 79

Zeyd, ölüm hastalığında karısı    Hind'i   (onun)  isteğiyle  üç talâkla boşadıktan sonra Hind'in iddeti bitmeden Zeyd ölse, Hind Zeyd'e vâris olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.       BEHÇE

[61] İLGİLİ FETVALAR                          

Hind, kızı küçük Zeyneb'i şâhidler huzurunda Amr'e nikahlayıp Amr Zeyneb'e dâhil olduktan sonra Zeyneb «ölüm hastalığında bâliğa oldum»

diye kıyılan bu nikâhı Amr'in huzurunda hâkime feshettirdikten sonra iddeti içinde Zeyneb ölse, Arar Zeyneb'e vâris olur mu?..

ELCEVAP... Olur.

Zeyd, ölüm hastalığında dâhil olduğu karısı Hind'e «altı ay evvel se­ni üç talâkla boşamıştım» dediğinde Hind inkâr edip sonra sekiz gün geç­tiğinde Hind'in iddeti içinde Zeyd ölüp Hind terekeden hissesini almak istediğinde diğer verese Zeyd'in (ölen kocasının ölmeden evvel) söyle­mesi üzerine boşanması sabit değil iken mücerret Zeyd böyle demekle «vâris olmazsın» diye Hind'i hissesini almaktan men etmeye kadir olur^ lar mı?..

ELCEVAP... Olmazlar.

ALİ EFENDİ, 90

[62] Ric'î talâk; nikâhlı gidermediği ve cima'ı haram kılmadığından sağlam iken, veya hasta iken verilen talâk'ı rıc'î veya birinin sağlam ve sıhhatli diğerinin hasta olması hâlinde olsa da zevce iddette iken zevç ölürse, kadın vâris olur. Fakat ric'î talâk veren zevcin ölümü kadının id-detinden sonra olursa, talâk vâkî olmaz.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'i talâkı ric'î ile boşadıktan sonra id­deti bitmeden Hind ölse, Zeyd Hind'e vâris olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                                         ALİ EFENDİ, 90

Zeyd, sıhhatında dâhil olduğu karısı   Hind'i boşayıp   Hind'in iddeti bittikten sonra Zeyd ölse, Hind Zeyd'e vâris olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz. .   FEYZÎYE, 79

Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/87-91.

[63] Ric'at veya Rac'at lügatta; geri dönmek ve gerilemek manasına­dır. Şer'î tarifi işe metinde geçmektedir.

RİCATIN MEŞRÛİYYETİ:

Kitaptan delil şu mealdeki âyeti celîylelerdir:

«O   kadınları   mâruf   veçhile   nikâhınızda   tutun.»   Bakara   Sûresi, Âyet 231.

Sünnetten delil ise muhtelif rivayette Hadis'i Şerifler mevcuttur. Fa­kat çok uzayacağından biz burada şu mealdeki Hadis'i Şerif'i nakletmek­le kifayet ediyoruz:

«İbn Ömer (R.A.)'dan rivayet olunduğuna göre kendisi karısını bo-şadığı Peygamber (S.A.V.) Ömer'e: O na emret de kadına müracaat etsin, buyurmuşlardır.» Buhari, Müslim.

Bu Ric'at (rücû) hakkı, iddetin nihayet bulmasına kadar devam eder. İddet bitince ruc'û hakkı nikâhla kan - koca hakkına devam edilebilir.

[64] Metinin bu ifâdelerinde de beyan edildiği gibi ric'ât (müracaat) ya sözle veya fiil ile olmak üzere iki kısımdır.

1)    Sözle olan ric'ât; boşanan kadın gerk hazır olsun, gerek gâib ol­sun veya uyur olsun zevcin «ben karıma müracaat ettim» demesidir.

2)    Fiil ile olan ric'at; zevcin boşanan karışım ellemesi veya öpmesi, cima' etmesi gibi ona (karısına) karı - koca muamelesini etmesidir.

Fiil ile olan ric'at, yedi türlüdür: Cima' yapmak, kanunda, uyluğun­da münâsebette bulunmak, kucaklaşmak, âletini dokundurarak, oynaş­mak, el ve sâiresi ile dokunmak, öpmek ve tenasül azasına (fercine) bak­maktır.          

Ric'î talâkla boşanan kadının evine iddetinde iken kocası girebilece­ği cihetle fîli müracaat mümkün ise de, sözle müracaattan evvel fili ile müracaat mekruhtur. Fîli müracaat olsun kavlî müracaat olsun şahit dik-    : meye ihtiyaç yoktur,

NİMETÜL İSLÂM    ;

İLGİLİ   FETVALAR

dâhil olduğu kansı    Hind'i talâkı ric'î ile boşadıktan sonra   Hind iddeti içinde Zeyd'i şehvetle mesetmesi = dokunması veya öpmesi ric'at olur mu?..

ELCEVAP... Olur.  BEHÇE, 96

Zeyd, dâhil olduğu ve hâmile olmayan kansı Hind'i talâkı ric'î ile boşayıp sonra Hind'e «müracaat ettim» dediğinde Hind hemen arkasına bitişik olarak «iddetim bitti» deyip talâk vaktinden iddetin geçtiği nvkün olur, vakit geçmiş olmasa Hind sözü ile  (iddetim bitti demesi ile)  tasdik olunur mu?..

ELCEVAP... Olunmaz.   BEHÇE,.96   .

«Şart olsun» demek «avretim boş olsun» demek mânasına mâruf olan belde halkından Zeyd, «Anam Hind'in evine girersem şart olsun» de­dikten sonra Zeyd Hind'in evine girmekle dâhil olduğu karısı Zeyneb Zeyd'den boş olsa, Zeyneb'e iddeti içinde müracaat edip Tecdidi Nikâh etmeden Zeyneb'le karı - koca muamelesine kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.  BEHÇE, 96

Zeyd, karısı Hind'i talâkı ric'î ile boşadıktan sonra ve iddet geçmezden evvel Zeyd Hind'in gıyabında «Hind'e müracaat ettim»  diye şâhid dikip ve îlân etse, Zeyd Hind'e şer'an müracaat etmiş olur mu?.. ELCEVAP... Olur.    BEHÇE, 95

RİC'Î TALÂKLA BÂİN TALÂK ARASINDAKİ FARKLA i İLGİLİ FETVALAR                            

Talâkı ric'î ile talâkı bâinin tarifleri mahallerinde zikredilmiştir. Bu­rada her ikisinin arasındaki farklar madde madde beyan ve nakledile­cektir.

1  - Talâkı ric'î tecdidi nikâha muhtaç olmaz, fakat talâkı bâyinde „tecdidi nikâha muhtaçdır.

2 - Talâkı ric'î nıehrin ziyâdeleştirmesine muhtaç olmaz. Bâyin ta-lâk bunun hilâiınadır.

3 -  Talâkı ric'î de şâhidler dikmeye muhtaç olmaz. Talâkı bâyinde ise bunun aksidir.

4  - Talâkı ric'îde kadının rızasına muhtaç plmaz. Halbuki bâyin talâkda muhtaçtır.

5 - Talâk'ı ric'îde zevce küçük olursa velîsinin rızâsına muhtaç ol­maz, Bâyin, talâkda muhâlifdir.

6  - Talâkı ric'îde zevç, zevceye zıhar yaparsa müzahir olmuş olur. Bâyin talâkda aksidir.

7  - Talâkı ric'îde zevç î'la yaparsa mûlî (î'lâ edici) olur. Talâkı bâyinde olmaz.

8  - Talâkı ric'îde zevç, zevcesine kazf (zina ile iftira) ederse, lîan lâzım gelir, had lâzım gelmez.

9  - Talâkı ric'îde zevce iddetle oldukça kan - kocadan birinin 'ilmesinde, diğeri ona vâris olur.

[65] îddet bittikten sonra müracaatın yapıldığının kabul ve sıhhati içjn, nikâh kendilerinin arasında her ikisinin bir birini alıp varmak suretiyle tahakkuk ettiği gibi, ric'atte de her ikisinin birbirini' tasdik etmele­ri şarttır. Şayet iddet bittikten sonra zevcin «ben daha evvel iddet içinde müracaat etmiştim» sözünü kadın reddederse, ric'at sahih olmaz. Zira müracaat ettiğine dair zevcin delili yoktur. Eğer zevç delil dikerse, mü­racaat sahih olur.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, başka memlekete gittikten sonra dâhil olduğu karısı Hind'e belli bir mektup yazıp ve mektupta «boş ol» diye yazıp ve mektubu Hind'e yollasa, vâkî olan talâk ric'î midir yoksa bâyin mi?

ELCEVAP... Ric'îdir.

Bu surette Zeyd, «iddeti içinde Hind'e müracaat ettim» diye sözüyle müracaat edip iddetten sonra o memlekete varıp müracaatını Hind'e dui-yurduğunda Hind de Zeyd'i tasdik etse, Zeyd tecdidi nikâh etmeden Hind ile karı - koca muamelesine kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olur.     BEHÇE, 93

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'i talâk'ı ric'î ile boşadıktan sonra Zeyd Hind'in iddeti içinde müracaat edip tecdidi nikâh etmeden Hind ile karı - koca muamelesine kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olur.  HAMİŞİ BEHÇE, S 6

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'i talâkı ric'î ile boşadıktan sonra Hind-iddet bittikten sonra kendini Amr'e  nikahladığında Amr'in  huzurunda «Hind'den ben iddet bitmezden evvel sana müracaat etmiştim» diye dâ­va edip, Hind ve Amr inkâr edip Zeyd dâvasına delil dikmezse, sâde sö­züyle Hind'i Amr'den tefrik ettirmeye kadir olur mu?., .   ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFENDİ, 74

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'i talâkı ric'î ile boşayıp Hind'in idde­ti bittikten sonra Zeyd Hind'den «iddet bitmezden evvel sana müracaat etmiştim» diye dâva edip ve Hind inkâr etse, Zeyd iddiasına delil (ve şahid) dikince tecdidi nikâh etmeden Hind ile karı - koca muamelesine ka­dir olur mu?.,

ELCEVAP... Olur. NETİCE, 77

Zeyd, dâhil olduğu karı Hind'i talâkı ric'î ile boşadıktan sonra, «eğer Hind'i bir daha nikahlarsam üç talâk boş olsun» deyip sonra Zeyd Hind'e iddeti içinde müracaat etse, yapılan şarta binâen Hind Zeyd'den üç talâk boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.  FEYZİYE, 83

Zeyd, dâhil olduğu karısı    Hind'i talâkı ricrî ile boşadıktan sonra Zeyd, «eğer Hind'e müracaat edersem benden üç talâk boş olsun» deyip sonra Zeyd Hind'e müracaat etmeden Hind'in iddeti bittikten sonra Zeyd Hind'i nikâhlasa, yapılan şarta binâen Hind Zeyd'den boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.  NETİCE, 68

[66] Yâni kadın iddetini çekerken üçüncü hayzın on günü bitip temiz­lendikten sonra müracaat zamanı bittiğinden zevcin müracaat hakkı kal­mamıştır. Hattâ on gün hayız kanı aksa ve fakat kanın akması kesilme-yip devam etse yine müracaat hakkı bitmiştir. Binâenaleyh bu müddet­ten sonra müracaat sahih olmaz.

[67] İLGİLİ FETVALAR:

Zeyd,     Hind'i nikahlayıp halveti  sahiha bulunduktan  sonra     Zeyd Hind'e duhul etmeden (cima' etmeden) «boş ol» dese Zeyd Hind'e iddet içinde müracaata kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.      BEHÇE, 95

Zeyd, hâmile karısı Hind'i boşadıktan sonra birkaç gün geçtiğinde Hind'e sıkıt vâkî olsa  (çocuk düşürse)  ve düşürdüğü ölü çocuğun bâzı veya tamam azaları belli olsa, Hind'in iddeti bitmiş olur mu? ELCEVAP... Olur.

Bu surette Hind hilkati belli bir yavruyu ölü olarak düşürmekle «id-detim bitmiştir» dese, yeminle beraber kadın sözüyle tasdik olunup ken­dini başkasına nikâhlamaya kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.  BEHÇE, 99

[68] Yâni talâkı ric'î ile boşanan kadını iddeti içinde cima1 etmek ha­ram olmaz. Zira cima' yapmak müracaattan sayılmıştır.    Fakat üçüncü talâkı ric'î de iddetin bitmesiyle ric'at biter ve karısını iki talâkı bâyinle bozarsa, nikâhı tazeleyip kalan bir talâkla karısına sahip olabilir. Nikâh Lâzelemeden alamaz. Ricr'î talâkda nikâha lüzum yoktur.        

İLGİLİ FETVALAR

ZeyfF, dâhil dlduğukarısı Hürre Hind'i hiç boşamamış iken «boş ol» dese ve Zeyd Hind'e iddeti içinde müracaat edip tecdidi nikâh (nikâh ta­zeleme) bulunmadan Hind ile karı - koca muamelesine kadir olur mu?

ELCEVAP... Olur.

FEYZİYE, 77

Zeyd, karısı Hürre Hind'i üç talâkdan aşağı (bir veya İki) bâyin ta­lâkla boşasa, Zeyd Hind'i rızası ile hullesiz nikâhlamaya kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olur.

FEYZİYE, 77

[69] Yâni eğer zevç zevceye «ben seni birinci kocana helâl kılmak üzere nikahladım» der veya kadın aynı şekilde vardığım .sözüyle söylese, mekruhtur. . Şayet sözleriyle söylemezler bu tahlil yapmayı kalpleriyle niyet ederlerse ve sözleriyle şartlamazlarsa, mekruh olmaz. Zira kalple üyyet muteber değildir.

[70] Zîra emri ilâhinin hellâllığma tealluk eden muamelenin ifası içirt zevç, zevcenin sözünün doğruluğuna kanâat getirdiği takdirde, kabul et­mesi gereklidir. Fakat doğruluğuna kanâat getirmediği takdirde gözüne iltifat etmez.

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'i üç talâkla boşayıp iddet bittikten sonra kendini Amr'e nikahlayıp sonra Amr Hind'i boşadıktan sonra bir müddet geçmesiyle Hind kendini Zeyd'e nikahlamak isteyip ve «Amr ba­na dâhil oldu» dediğinde Amr Hind'i tekzip etse lâkin Zeyd Hind'i tasdik etse, Zeyd'e iddet bittikten sonra Hind'i nikahlaması caiz olur mu?..

ELCEVAP... Olur.     İBNİ NÜCEYM VE FEYZÎYE, 75

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'i üçtalâkla boşadıktan sonra ve Hind iddet bittikten sonra kendini Amr'e nikahlayıp sonra Amr Hind'i boşa­dıktan sonra bir müddet geçince Hind kendini Zeyd'e nikahlamak isteyip $e «Amr bana dâhil oldu»-dediğinde Zeyd Hind'i tasdik edip nikahladık­tan sonra Hind «Amr bana dâhil olmadı» dese, Hind'in sözüne iltifat olunur mu?..

ELCEVAP... Olunmaz.

FEYZİYE

[71] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/93-101.

[72] îlâ Lügatta: Yemin etmek manasınadır. Şer'î tarifi metinde nezkûrdur.

îlânın sebebi, şartı, rüknü ve hükmü vardır.

Sebebi; Karı _ koca arasında meydana gelen çekişme ve iyi muâmele-ün bulunmaması neticesinde îlânın yapılışıdır.

Şartı: Kocanın talâk vermeye ehil, karısınında mahal olması ve îlâ-nn dört aydan az olmamasıdır.

Rüknü: Kocanın karısına yaklaşmamak üzere «vallahi dört ay yak-aşmıyacağım» demesi veya buna benzer bir şeyi söylemesidir.

Hükmü: Kocanın sözünde durup karısına yaklaşmadığı taktirde müd-3et (dört ay) geçince bir talâkı bâin vâkî olmak ve sözünde durmadı-şı taktirde keffâret veya muallak olan cezanın lüzumudur.

Tariflerini zikrettiğimiz bu maddelerin daha geniş izahatı metinde gelecektir.         .                      .                               

İlânın talâk gibi sarih ve kinaye lafızları vardır.

Sarih sözleri: «Sana yaklaşmam, seninle cima' etmem» gibi niyyete htiyaç bırakmıyan lafızlardır.

Kinaye sözleri: «Sana dokunmam, sana gelmem, seninle bir yasdık-İa yatmam» gibi mutlaka niyyete muhtaç olan lafızlardır.

İlânın Hikmeti Meşrûiyyesi: Câhiliyyet devrinde kadınların hakla­rında reva gördükleri tahakkümler neticesi olarak darıldıkîarı karıları-ıa senelerce darılıp yaklaşmazlar ve yaklaşmıyacaklarma yemin eder­lerdi.

Kadınlar bundan mutazarrır ve bîzar olmalarıyla şer'î şerif, kadın-:.arı himaye ederek zikredilen îlâ yeminine bir had (dört ay) tâyin.etmiş ./e o haddin geçmesini talâkdan saymıştır.

İlânın şer'î delilleri:

Kitabı İlâhîden şu mealdeki âyeti celiyledir:            -                       

«Kadınlarına îlâ yapanlar için dört ay beklemek vardır.» Bakara, 226 Bu âyeti celiyle ile câhiliyye devrindeki senelerce îlâ yapma şeklini yıkmış ve aynı zamanda dört aydan aşağı zamana yemin ederek îlâ yap­manın ilâdan sayılamıyacağı açıklanmış oluyor.

Nitekim bu gerçek ilânın meşru'iyyetini beyan eden şu kıymetli söz mealinde de beyan edilmiştir.

«İbni Abbas (R.A.) den rivayet olunmuştur, demiştir ki; Câhiliyyel devrinin îlâsı bir sene, iki sene idi. Allah (C.C.) dört ayı ona vakit tâyiıj etti. Binâenaleyh dört aydan az olursa îlâ değildir.» Beyhaki.

İlânın sünnetden delili pek çoktur. Fakat biz burada şu mealdeki se­netle iktifa ediyoruz:

«Âişe (R.A.) *den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Rasûlullâah (S.A.V.) kadınlarına îlâ yaptıda (Mâriyeyi veya balı kendisine) haram kıldı. Ar­kasındanda haramı helâl yaptı. (Yâni dört ayın içinde yeminini boza­rak cima, yapmak ve yememeye yemin ettiği balı yemek suretiyle hararr kıldığını helâl yaptı) ve yemin için keffâret verdi.» Tirmizi.

Bu fîli Rasül hakkında açıklayıcı izahat üstad Ahmet Davudoğh. hocamızın tercüme ve îzah ettiği «SELÂMET YOLLARI» adlı eserindi mezkûrdur.

[73] İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, karısı Hind'e «senin döşeğine girersem benden boş ol> dedi; ğinde îlâya niyyet edip sonra dört ay geçip cima' yapmaya kadir ikeri Hind'i cima' etmese, Hind Bâyin talâkla boş olur mu?.. ELCEVAP... Olur..                                                                FEYZÎYE, 9'

Zeyd, karısı Hürre Hind'e «Vallahi doksan gün sana cima* etmiyec& ğim» dese, Zeyd ,bu müddet zarfında rücû etmemekle Hind bâyin talâkİE boş olur mu?..                                                                                   

ELCEVAP.,. Olmaz.  FEYZÎYE, 91

Bu son fetvada dört aydan aşağıya yemin ettiği için talâk vâkî ol­mamıştır.                                                                        

Zeyd, karısı Hind'e «eğer dört aya kadar sana cima' edersem bendeij • boş ol» deyip sonra» dört ay geçip Zeyd Hind'e cima' etmese,""Hind Zeydi den bir talâkı bâyinle boş olur mu?..                                                      

ELCEVAP... Olur.       İBNİ NÜCEYM, 1İ

Zeyd, karısı Hind'e «Vallahi döşeğine girmiyeceğim» dediğinde îl| niyyet edip sonra dört ay geçip cima' etmeye kadir iken cima' etmese Hind bâyin talâkla boş olur mu?,,

ELCEVAP... Olur AIİ EFENDİ,

[74] İLGİLİ FETVALAR                                                 

Zeyd, karısı Hind'e «Vallahi sana yaklaşmıyacağım» dedikten sonra

Zeyd îlâ müddeti içinde (dört ay içinde karısına) yaklaşsa, Zeyd'e ne, lâ­zım olur.                                                                              

ELCEVAP... Keffâreti yemin lâzım olur.   FEYZİYE, 97

Zeyd, karısı Hind'e îlâ niyyet etmeksizin «seninle bir döşekte yat­mam» dese, Zeyd îlâ edici olmuş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.     İBNİ NÜCEYM, 75

Zeyd, karısı Hind'e «bundan sonra sana cima' edersem anam ile zina etmiş olayım» dedikten sonra dört ay geçmeden Zeyd Hind'e cima etse, Zeyd'e bir şey lâzım olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz, (kötü kelimeden dolayı tevbe eder).         BEHÇE, 103

[75] Zeyd, karısı Hind'e «bundan sonra senin döşeğine girip cima' dersem benden üç talâk boş ol» dedikten sonra Zeyd Hind'i dört ay geç-eden cima' etse, Zeyd, Hind'i hullesiz nikâhlamaya kadir olur mu?..

5LCEVAP... Olmaz.

Bu surette Zeyd Hind'i dört ay geçince cima' etmesi, Hind Zeyd'den )âyin talâkın boş olduktan sonra Zeyd tecdidi nikâh edip yine dört ay geçince cima' etmese, Zeyd'den tekrar talâkla boş olup sonra tecdidi ni­kâh edip yine dört ay geçince cima' etmese, Hind Zeyd'den tekrar talâkı sâyinle boş olsa, Zeyd Hind'i hullesiz nikâhlamaya kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.

 BEHÇE, 102

[76] îlâ, bir nev'i yemin olduğundan ilânın (yeminin) bozulması neti­cesinde îcâbeden keffâret ve cezanın lâzım geldiği metinde beyân edil-mektedir. Fakat bu keffâret ve cezanın neler ve nasıl olduğu beyan edil­memiştir, îşte bunları açıklamak gerekir.

Keffâret: Keffaren yemindir ki, on fakiri keffâret niyyeti ile taam yedirmek veya on fakiri giydirmektir. Bu on fakir yerine bir fakire on gün yedirilirse veya on fakirin hakkını on günde bir fakire birer birer vermek suretiyle îfâsı da caizdir. Hepsini bir günde, vermesi caiz değil. Burada doyurmak iki öğün olup ve katık mevzuubahis değildir. Giydir­mek de, gömlek ve don gibi vücûdunu bir kat elbise ile setretmesidir. Yoksa katıklı ve kumaşlı şekilde yedirme ve giydirme mânâsına değildir.

Bu birinci yerine köle de âzâd edilir. Şayet yedirme, giydirme ve köle azadına kadir olmazsa arka arkaya üç gün oruç tutar. Hattâ iki gün oruç tutup üçüncü gün mirasdan vesair şekilde mala kadir olsa, mal kef-fâreti lâzım geldiği gibi, hastalık gibi şer'î bir özür, meselâ: Kadın kısmı aybaşı mazeretinden dolayı arka arkaya oruç tutmasa yeniden başlar ve arka arkaya oruç tutar.

Keffareti yemin şer'î delili Kur'an-ı Kerîm'de meâlen şöyle beyan edilmektedir:

«Allah (C.C.) sizi yeminlerinizde lâğıvden dolayı sorumlu tutmaz. Fakat kalplerinizin azmettiği yeminler (îlâ yemini gibi yeminler), yüzün­den muâhaza eder (cezalandırır). Bunun da keffareti, ailenize yedir­mekte olduğunuz orta (derece) sinden on yoksulu (fakiri) doyurmak, ya onları giydirmek, yahut bir köle azat etmektir. Fakat kim (bunları) bulamaz (bulmaya muktedir olamaz) sa, üç gün oruç (tutması lâzım­dır). İşte bu andettiğiniz (yemin ettiğiniz) vakit yeminlerinizin keffâ-retidir. Yeminlerinizi muhafaza edin. Allah (C.C.) âyetlerini size böyle açıklıyor. Tâki şükredesiniz.» Mâîde Sûresi, 89.

Ceza: Şart edilerek yemin bağlanan şey, her ne olursa olsun onun vâkî olmasıdır.

Meselâ: Talik edilen şart talâksa, yemin bozulduğunda talâk vâkî olur. Köle azat etmek, hacca gitmek ve yüz rek'af namaz kılmaksabunlar vâkî olur. Ve cezanın lüzumu özürün bulunmasına bağlıdır.

Binâenaleyh bir kimse «Vallahi karıma dört ay içinde yaklaşırsam, üzerime yüz rek'at namaz kılmak lâzım olsun» dese ve dört ay içinde ye­minini bozarak karısına cima' etse, ceza lâzım olur. Yâni yüz rek'at na­mazı kılması lâzımdır. Fakat namaz kılma takatinin mevcut bulunması şarttır.

[77] Zeyd, karısı Hürre Hind'e «Vallahi doksan gün sana cima' etmi-yeceğim» dese, Zeyd bu müddette cima1 etmemekle Hind Talâkı bâyinle boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz. (Zira îlâ yapılan yemin müddeti üç aydır. Halbuki flört ay olması şarttır).   NETİCE, 89

[78] İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, îlâsız karısı Hind ile tenbellik yaparak dört ay cima' etmese, Zeyd mücerred dört ay cima' etmemekle Hind Zeyd'den boş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.                                                  .

Bu surette Zeyd'in kudret ve neş/esi olup zevcesi Hind de (cima'ı) isterken îlâ müddeti geçip cima' etmemekle Zeyd, günahkâr olur mu?..

ELCEVAP... Olur.       HAMÎŞİ BEHÇE, 102

Zeyd, karısı Hind'e «bir daha seni mes etmiyeceğim,' melekler,. yer ve gök şâhid olsun, eğer seni mes edersem (dokunursam) anam ile zina etmiş olayım» dese, îlâ sahih olmuş olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.        .                                                   .

Bu surette Zeyd Hind'i mes etse (dokunsa) Zeyd'e yemin keffâretl lâzım olur mu?..             

ELCEVAP... Olmaz. 

 BEHÇE, 103

[79] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/103-108.

[80] Hulû Lügatta; Çıkarmak, gidermek ve soymak mânâlarmadır. Nitekim Kur'an-ı Kerîm'de (iahlâ) emir sığasıyla geçen kelimenin mea­li şöyledir :

«Ayaklarını çıkarıver» Taha Sûresi, âyet: 16.

Şer'î tarifi metinde mevcud ise de kısa ve öz olarak zikretmek daha yerinde olur :

Kadının kocasına verdiği mal karşılığında kocasının nikâhı giderme­sidir. Yâni boşamasıdır. Bu husus zevcenin teklifi ve zevcin kabul etme­sine bağlı oluşu veya bunun aksi olarak boşanma hususunda anlaşma tek­lifi koca tarafından da olabilir. Binâenaleyh bir nevi taliki talâk kıs­mından mâduttur.

Bunun mâlî kısmına avâmî tâbirle «kadın dalağını (talâkını) satın almak» şeklinde söylenir.

Hulûlaşmamn, rüknü, sebebi, şartı, sıfatı ve hükmü vardır. Ve şöy­ledir:

Rüknü: îcap ve kabulüdür. Yâni biri tarafından söyleneni ve teklif edileni diğerinin kabul etmesidir.

Sebebi: Karı - koca arasında meydana gelen ihtilâf ve kavga etmele­ridir. Hulû dedikodu ve çekişme neticesidir.

Şartı: Sahih nikâhla beraber kocanın talâk vermeye ehliyet ve ka­rının mahalliyetidir. Binaenaleyh talâk bahsinde geçtiği üzere her âkil, bâ.liğ ve mükellef kimselerin talâkı vâkî olur. Hattâ mufcreh ve sarhoşun talâkı dahi sahih ve vâkidir. Deli ve çocuğun talâkları vâkî olmaz.

Sıfat: Koca tarafından yemin (yâni talâkın kabulü zevceye talik) ve karı tarafından karşılık sayılmış (veya verilmiş) olmasıdır. Binâen­aleyh ihtiyaç hissedildiği zaman beis yoktur.

Hükmü: Talâkı bâinin vâkî olması ve o nikâha taallûk eden hakla­rın sakıt olmasıdır.                                                               

Hulûnun Meşruiyyeti: Kitap ve sünnetle sabittir.

Kitabdan olan delillerin mealleri şöyledir:                      

«tEğer karı ile kocanın Allah (C.C.) in hududunu (nikâhı) yerli ye­rince ayakta tutamıyacaklarından korkarsanız (karının) kocasına vere­ceği kurtuluş fidyesi hakkında her ikisine de bir günah yoktur.» Bakara Suresi," 229

«Eğer kadınlar sizlere o mehirden gönül rızâsı ile bir şey verirlerse, onu *hhat ve afiyetle yeyHı.» Nisa Sûresi, 4.

Sünnetten de pek çok delil vardır. Fakat biz burada bir Hadîs'i Şe­rif mePli ile iktifa ediyoruz:

İbni Abbas (R.A.) den rivayet olunduğuna göre Sabit bin Kaysın karı­sı Peygamber (S.A.V.)'e gelerek: Yâ Râsûlellâh, Sabit bin Kaysı ahlâk ve din hususunda ayıplamıyorum, lâkin ben İslâmda küfürden ikrah edi­yorum; demiş Râsulûllah (S.A.V.) :

«Ona bahçesini îâde eder misin? diye sormuş kadın: Evet deyince, Rasûlüllâh (S.A.V.) de (Sâbit'e) : Bahçeyi kabul et ve onu bir defa boşa, buyurmuşlardır.» Buhari.

[81] İLGİLİ FETVALAR

Birkaç kimse Zeyd'e «karın Hind ile mehri üzerinde hulû ol» dedik-

lerinde Zeyd asla hulû kabul etmeye teallûk eden söz söylemeyip, lâkin başı ile işaret etse, mücerred baş ile işaret etmekle Hind ile hulû. yapmış olup Hind bâyin talâkla boş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.       BEHÇE, Sah. 100

Hind, zevci Zeyd'e «mehrimden zimmetinde baki kalan yüz para (miktarı belli veya söylenen para) üzerine beni hulû et» demekle Zeyd zimmetinde Hind'in mehrinden yüz para baki kalmış zanm ile o kadar pa­ra üzerine Hind'i hulû ettikten sonra, Hind'in, Zeyd'in zimmetinde asla mehri kalmadığı meydana çıksa yapılan bu hulû' sahih olup Hind Zeyd'­den talâkı bâyinle boş olur mu?..

ELCEVAP... Olur.

Bu surette Zeyd'in zimmetinde Hind'in mehrinden bir şey kalmadığ] Zeyd'in hulû' yaptığı zamanda malûmu olmayınca Zeyd o kadar paray Hind'den almaya kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olur.      İbni Nüceym, Sahife, 5

Hind, zevci Zeyd ile mehri ve şu kadar (bir miktar) para üzerine hu ]û' olduktan sonra o mikdar parayı hulû' meclisinde Zeyd'e vermese, hâ-

lâ Zeyd o söylenen meblâğı Hind'den istediğinde Hind mücerred hulû' meclisinde vermemekle sakıt olur diye vermemeye kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.   Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 99

Hind, kocası Zeyd ile şu kadar (belli bir miktar) para mehri üzerine hulû' olur olduğunda bu meblâğı Amr tazmin etmek üzere hulû' olup Amr de kabul etse, Zeyd bu meblâğı Amr ve Hind'den hangisinden isterse al­maya kadir olur mu? ELCEVAP... Olur.  FEYZİYE, 95

Hind, kocası Zeyd'e «mehrimden vazgeçmek üzere beni boşa* dedi­ğinde Zeyd de kabul edip Hind'i boşasa, Hind nadim olup «mücerred hu­lû' lafzı bulunmadı» diye mehrini Zeyd'den almaya kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.     FEYZÎYE, 95

[82] İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, karısı Hind'e «seni mehrin üzerine hulû ettim» dese, lâkin Hind o mecliste hulû kabul etmeden kalkıp başka mecliste kabul etse, mücerred başka mecliste kabul etmekle hulû' bâtıl olur mu? ELCEVAP... Olmaz.                       

Bu surette Hind «mücerred başka mecliste kabul etmekle hulû sahih olmaz» deyip mehir nâmına Zeyd'den bir şey almağa kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.        Netice ve Feyziye, 82, 94

Hind, zevci Zeyd'e, «seninle mehrim üzerine hulû oldum» deyip, lâ­kin Zeyd kabul etmeyip o^meclisden kalkıp gittikten sonra bâzı ahbabı Zeyd'e «niçin kabul etmedin?» diye levm ettiklerinde Zeyd de «kabul et­tim» dese, bu mertebe ile Hind bâyin talâkla boş olmuş olur mu?,. ELCEVAP... Olmaz.                                                          

[83] Yâni zevcin yemini ile beraber söz zevcin sözüdür. Zira mal kar­şılığında olan talâk zevç tarafından yemindir. Kadın onun üzerine yemin etmesini iddia ederek yeminin kabulü ile yeminde hânis olmasını gerek­tirir.                   

İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, karısı Hind ile mehri üzerine hulû' yaptıktan sonra Zeyd Hind'e «mehrini benden istersen karım olur musun?» dediğinde Hind de «olurum» deyip bir zaman sonra Hind mehrini Zeyd'den istese, Zeyd Hind'e «mehrini benden islemekle karım oldun» deyip Hind ile karı - ko­ca muamelesine kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.      Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 99

Zeyd, şu kadar (belli bir mikdar) eşyasını karısı Hind'e malûm pa­ra ile satsa ve teslim edip sonra parayı eline almadan Hind Zeyd ile mehri üzerine hulû' yapıp her ,biri karı - koca haklarına tealluk eden hakr lardan diğerinin zimmetini isbât ve ibra ettikten sonra Zeyd bu parayı Hind'den istediğinde Hind Mübâreete (zevcve zevceden biri nikâhın sa­bitliğini iddia edip ve isbat edip diğerinin de kabul etmesine) binâen ver­memeye kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.      BEHÇE, Sahife 101

Hind, kocası Zeyd ile mehri üzerine hulû' yapıp karı - koca haklarına müteallik dâvasından dolayı Zeyd'i ibra ettikten sonra Hind Zeyd'den bir «Semur kürkümü kaparak almış idin» diye dâva ettiğinde Zeyd Mü­cerred karı - koca haklarına tealluk eden dâvadan ibra etmekle «bu dâva­dan da berî olmuş olurum» diye Hind'i def etmeye kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.

FEYZİYE, Sahife 96

Bu son fetvanın açıklayıcı îzahı metinde zikredilmektedir.

[84] Küçük Hind'in babası Zeyd, küçük kızının kocası Amr ile küçük kızın mehri üzerine hulû' yapsa, lâkin hulû'un bedelini tazmin etme­se, küçük kız bâliğa olduğunda dâhil olunmuş olmamakla mehrin yarısı­nı Amr'den almağa kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olur. Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 1

Bu fetvadaki mehrin yarısını alma hakkı, zevcin dâhil olmadığmda-dır. Binâenaleyh zevç yapılan küçük zevcesine dâhil olur ve babası da hu­lû' yapmak suretiyle zevç ile anlaşırsa, bâliğa olduğu zaman mehrin ta­mamını alır ve babası zevç için hulû' bedelini tazmin eder.

Hindiye, Cilt 2, Sahife 503

[85] Yâni bir kimse büyük kızını mehri üzerine hulû' yaparsa, bü­yük kızının izni ve kabulü üzerine caiz ve sahih olur. Şayet baba mehrin tazminatını kabul etmezse, caiz olmaz. Eğer kadın mebirden berî olduğu halde cevaz verirse hulû' vâkî olur.

Hindiye, Cilt 2, Sahife 503

Zeyd, büyük Hind'in kocası Amr ile Hind'in izni olmadan Hind'in mehri üzerine hulû' olduktan sonra Hind vâkıf olduğunda bu hulû' caiz görse, Hind (sonra) nadim olup bu mehri Amr'den almağa kâdirolur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.      Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 98

Zeyd'in karısı büyük   Hind'in kardeşi   Amr,    Hind'in izni olmadan Hind'in mehri üzerine Zeyd il hulû' yapıp mehri kendi malından tazmin etmeyi üzerine aldıkdan sonra Hind vâkıf olduğunda kabul etmese, hulû' vâki olur mu?.. ELCEVAP.. Olur. Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 98

Zeyd'in karısı büyük Hind'in babası Amr, Hind'in izni olmadan Hind in mehri üzerine Zeyd ile  hulû'  yapıp mehri  malından tazmin ettik­ten sonra Hind vâkıf olduğunda kabul etmese, talâk vâkî olur mu?.. ELCEVAP... Olur.   FEYZİYE, 96

Hind, kocası Zeyd ile mehri üzerine hulû yapıp ve Zeyd kabul ettik­ten sonra Zeyd tecdidi nikâh etmeden Hind ile karı-koca muamelesine kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.   FEYZİYE,

[86] İLGİLİ FETVALAR

Mümeyyiz küçük    Hind, kocası    Zeyd ile mehri ve şu kadar eşyası üzere hulû' olup o eşyaları Zeyd'e teslim etse,    Hind bâliğa olduğunda mehri ile o eşyaları Zeyd'den almaya kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur. Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 93

Zeyd, mümeyyiz olan küçük karısı Hind ile mehri üzerine hulû' ya­pıp Hind de kabul etse, baliğa olduğunda mehrini Zeyd'den almağa kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olur.  Ali Efendi, Cütl, Sahife 94

Küçük Hind'in anası Zeyneb, Hind'in kocası Zeyd ile Hind'in* mehri üzerine hulû' olduğunda Zeyneb o mehri tazmin etmeyi üzerine alıp son­ra Hind bâliğa olduğunda dâhil olunmuş olmamakla mehrin yarısını Zeyd'den alsa, Zeyd o mehrin yarısını Zeyneb'e tazmin ettirmeye kadir olur mu?..                                          ,

ELCEVAP... Olur.  Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 79

Küçük Hind'in babası Zeyd, Hind'in Icocası Amr ile mehri üzerine 'hulû' yapıp, hulû' bedelini tazmin ettikten sonra Hind bâliğa olduğunda dâhil olunmuş olmakla o mehri tamamen   Amr'den alsa,   Amr söylenen mehri Zeyd'e tazmin ettirmeye kadir olur mü?..     ELCEVAP... Olur.  FEYZİYE

[87] Zîre teberru olduğu için mîrâsm azından alma hakkı

İLGİLİ FETVALAR

Hind, kocası Zeyd ile mehri ve Zeyd'den olan küçük kızı Zeyneb'i ye­di sene tamamına kadar kendi malından infak etmek üzere hulû' olduk­tan sonra Hind, Zeyneb'i bir ay infak edip sonra^Hind ölse, Zeyneb'in tad olma hasleti olmamakla Zeyd Zeyneb'i alsa, küçük Zeyd'in altı sene ve onbir aylık nafakası ile Hind'i terekesine rücû'a kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olur.

Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 96

Hind, sağlam hâlinde kocası Zeyd ile mehri üzerine hulû' olduktan sonra Hind ölse, veresesi Zeyd'den mehir nâmına bir şey almağa kadir olurlar mı?..

ELCEVAP... Olmazlar.

Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 94

Hâmile Hind, kocası Zeyd ile mehri ve çocuk doğunca çbcuğu yedi sene tamamına kadar kendi malından ifak ve giydirmek üzere hulû' ol­duktan sonra Hind bir çocuk doğursa, Hind zengin iken yedi sene tama­mına kadar o çocuğun nafakası için Zeyd'den bir şey almağa kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.

Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 95

Ölüm hastalığında olan Hind, kocası Zeyd ile mehri üzerinde hulû' olduktan sonra Hind iddeti içinde ölüp veresesini terkettiğinde bu mehrin üçte biri müsait olup Zeyd'in, Hind'in terekesinden hissesi bu mehirden fazla olsa, Zeyd Hind'in terekesinden hisse nâmına bir şey almağa kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.

Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 94

[88] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/110-117.

[89] Zıhâr lügatta:   (Zahr)  yâni sırt kelimesinden alınan bir mas-

dardır. Zevcin zevcesine «sen bana anamın sırtı, arkası gibisin» demek­tir. Şer'î tarifi metinde zikredilmektedir.

Zıhâr'm, şartı, hükmü, keffâreti, rüknü ve meşrûiyyetinin sebep ve delilleri vardı.

Şartı: Kadının, zevcin kendi karısı olması, erkeğin de keffâret ehlin­den olması gerekir. Şartla ilgili açıklayıcı îzahı hemen aşağıda rükün hükmünün (Müsebbih — teşbih edici) maddesinde zikredilmiştir.

Hükmü : Keffâret verinceye veya îfâ edinceye kadar cimâ'm ve ci-mâ'a mukaddime sayılan öpmek, sıkmak ve sâirenin haram olmasıdır.

Keffâret: Tekfir masdarından alınma mübalağa sîğasıdır. Tekfir : iörtmek demektir. Günahları örttüğü için keffârete bu isim verilmiştir. 'Zıhâr keffâreti metinde gelecektir.

Rüknü: Kocanın karısına «sen bana anamın arkası veya karnı gibi­sin»  sözlerine benzer sözlerle teşbîhde müsebbih   (benzetici), müşebbeh ' (benzetilen), müşebbehibih (kendisine benzetilen) ve'edatı teşbihden iba­ret olan dört esasın bulunmasıdır.

Müsebbih : Teşbihi yapıcı zevcdir.    Binâenaleyh zevcenin   (kadının)

zıharı, hükümsüzdür.    Ona haramlık ve hiç bir keffâret terettüp etmez.

Hindiye, Cilt 2, Sahife 506

Zıhar yapan zevcin, âkil baliğ ve müslüman olması şarttır. Binaen­aleyh çocuğun, delinin, zimmînin (vatandaş olan ehli kitah'ın) zıharı sa­hih olmaz.

Nîmetül İslâm

Keza ateh getirmiş (bunamış) in, baygının ve uyuyan kimsenin talâ­kı muteber olmadığı gibi, zihân muteber değildir. Zimmî, her ne kadar talâk verebilirse de, zıhar vermesi olamaz. Zira keffâret ehli değildir. Keffâret mü'minlere vâeiptjr.             

Sarhoşun, mükrehin, hata edicinin vemânâ ve mefhumu belli olan işa­reti ile dilsizin zıharı muteberdir.

Müşebbeh : Kendisi başkasına teşbih olunan kadın (zevce) dir. Yâ­ni karının vücûdunun tamâmı veya baş, boyun gibi kadının tam vücûdu­na söylenen azalan veya kadının bir parçasına şâmil olan yansı ve dört fce biri gibi kelimelerle teşbih edilmesidir.

Zevcenin, nikâhlı veya iddette bulunması şartıyla küçük, büyük, de­li, ehli kitab, cima edilmiş veya edilmemiş olması dahi, zıhara dâhildir. Vâni bunlar teşbih edilerek zıhar yapılabilir. Ve bunların zıhar yapılma-îi sahihdir. Nikâhlı olmayan yabancı kadım talâk vermek suretiyle bo--?ama imkânı olmadığı gibi, zıhar da yapılamaz.

[90] Yâni akıllı, baliğ, mükellef ve müslüman olan kocanın nikâhla karısını mahremi olan kadınlardan birine benzetmektir.   Veya mahremi­nin boyun, sırt, karın ve ferç gibi bakılması haram olan ve vücûdunun tamamından tâbir olunan azalarına, karısının bu azalarını benzetmeğidir ki; bu mahremi süt. emme cihetinden süt anası, süt kız kardeşi, süt hala-p sı ve süt teyzesi gibi kadınlar olsa, nesebden olan aynı mahremlere ben-J zetme nasıl haram ise, süt emme ve akrabalık cihetinden de haramdır.

Binâenaleyh küçük kadının hayızlı, nifaslı, deli, cima' edilmiş ve edil- j memiş kadının zıhâr yapılması sahih olur.                                                  

Zıhâr'ın tarifi olan bu satırların açıklayıcı misalleri metnin aşağı- i smda devam etmektedir.                          

[91] Zıhâr keffâretini îfâ etmedikçe cima' ve cimâ'm mukaddimeleri- ' ni yapmanın haramlığı hükmü, zıhânn hükmüdür.

İGİLİ   FETVALAR

Zeyd, karısı Hind'e «sen benim üzerime anamın sırtı gibisin» dedik­ten sonra keffâreti îfâ etmeden Hind'i bir talâkla boşayıp iddet bittikten sonra Hind kendini Amr'e nikahladıktan sonra Amr ölüp iddet bittikten sonra Zeyd (zıhâr yapan ve keffâreti yapmadan boşayan Zeyd) Hind'i nikâhlasa, keffâreti ifâdan evvel Zeyd'e Hind'i cima' etmesi caiz olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz. (Zira esas olan keffâretin îfası şarttır). BEHÇE, 104

[92] Yukarıda metinde geçtiği üzere zıhârda mahremlerin bakılma­sı haram olan azalarına teşbih edilmesi takdirinde zıhâr ve keffâret lâ­zım olur. Aksi takdirde el, yüz, saç ve bunların emsali azalara teşbih etmekle zıhâr olmaz.

İGİLİ   FETVALAR

- Eğer zevç zevcesine «sen bana babamın veya onun gibi akrabamın sırtı gibi veya yabancı bir erkeğin sırtı gibisin» dese, zıhâr yapmış ol­maz.

Hindiye, Cilt 2, Sahife 507

Zeyd, karısı Hind'e «senin elin anam Zeyneb'in eline benzer»  dese,

mücerred böyle demekle Hind Zeyd'e haram olup Zeyd'e keffâreti zıhâr lâzım olur jnu?                                             

ELCEVAP... Olmaz. (Zira bakılması haram olmayan azaya teşbih edil­miştir).   BEHÇE, 103

Zeyd, karısı .Hind'e «senin memen anam Zeyneb'in memesine ben­zer» dese, mücerred böyle demekle Zeyd'e keffâreti zıhâr lâzım olur mu? ELCEVAP... Olmaz.  NETİCE, 88

Zeyd, karısı Hind'e «başın anamın başına benzer» dese, Zeyd böyle demekle zıhâr yapmış olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                                  NETİCE, 89

Zeyd, karısı . Hind'e    «yüzün kızım   Zeyneb'in yüzüne benzer» dese, Zeyd böyle demekle zıhâr yapmış olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                                  NETİCE, 89

[93] Burada keffâret hükümlerine geçmezden evvel zıhârla ilgili bâ­zı hükümleri zikretmekte fayda mülâhaza olundu.

Eğer zevç zevcesine «sen bana her gün anam gibisin» derse, işte bu bir zıhârdır ve bir keffâretle zıhâr bâtıl olur.

Eğer zevç zevcesine «sen bana günün hepsinde anam gibisin» dese, her yeni gelen günde bir zıhâr vâkî olur. Günün biri geçtimi o günün zı-hân bâtıl olur, yeni gelen diğer günde zıhâr yapmış olur. Binâenaleyh o zevç için zevcesine gece yaklaşmak vardır.

Hindiye, Cilt 2, Sahife 508

Bu mes'elelerin hükmü muvakkat zıhar olduğundan günün bitmesi ile zıhar da bitmiş oluyor. Zira zıharlar iki türlüdür.

ŞÖyle ki Zıhar] ar ya mutlak olur veya muvakkat olur. Mutlak olan zıharm hükmü yalnız keffâret ile veya Ölüm ile nihayet bulur. Muvak­kat olan zıhârın hükmü ise, vaktin çıkması ile de nihayet bulur. Artık keffârete lüzum kalmaz.                                                

Meselâ : Bir kimse, zevcesine «sen bana1 birgün» veya «bir ay» veya «bir sene validem gibisin» dese, muvakkat bir surette zıharda bulunmuş olur. Bu takdirde o muayyen vaktin çıkmasiyle zıharın hükmü biter, keffârete lüzum kalmaksızın karı - koca münâsebetine mübaşeret oluna­bilir. Çünkü zıhâr, yemin mesabesindedir.

Hukûk'u İslâmiye, CÜt 2, Sahife 317

[94] Zıhâr keffâreti, zıhâr yapan kimsenin karısına cima' etmek is­tediğinde vâcib olur. Cima' yapmak kâsdı olmadığı takdirde keffâret va­cip olmaz.

Hindiye, Cilt 22, Sahife 509

Zıhâr keffâretinin kitabı ilâhîden delil ve îzahı, şu mealdeki âyeti celiylelerdir:

«Kadınlarından zıhâr ile ayrılmak isteyib de, sonra dediklerini geri alacaklar (için), bir biriyle temas (cima) etmezden evvel, bir köle âzad etmek (lâzımdır). İşte size bununla Öğüt veriliyor. Allah (C.C.), ne ya­parsanız hakkıyla haberdârdır. Fakat kim (bunu) bulamazsa, (yine) birbiriyle temas etmezden evvel, fasılasız iki ay oruç (tutsun). Buna da güç yetiremezse, altmış yoksul (doyursun). (Keffâretteki) bu (hafif­letme) Allah (C.C.)'a ve Peygamberine îman (da sebat) etmekte oldu­ğunuz içindir. Bu (hükümler) Allah (C.C.)'m (tâ'yin ettiği) hallerdir. Bunları kabul etmeyen kâfirler için ise elem verici azâb vardır.»

Mücâdile Sûresi, 3, 4

[95] Zira mû'teber olan, bir günde bir fakirin ihtiyacını iki sefer def. etmektir. Fakat bu her iki sefer yedirilen altmış (60) fakirin aynısı ol­mak şarttır. Zira eğer sabah yemeğini bir altmış fakire, akşam yemiğin de diğer bir altmış fakire yedirilirse caiz olmaz. Ancak sabah ve akşam yemeklerini aynı altmış fakire tekrar yedirilirse caizdir.

Dâmad, Cilt 1, Sahife 461

Eğer zıhâr yapan kimse altmış fakire iki gün sabah yemeği yedirse veya iki gün altmış fakire akşam yemeği yedirse, keza altmış fakire bir sabah yemeği ve sahur yemeği veya iki gün altmış fakire sahur yemeği yedirirse, zıhâr keffâretinden kifayet eder.

Hindiye, Cilt 2, Sahife 514

[96] Zira cinsi muhteliftir. Yâni keffâretin biri zıhâr, diğeri iftardır j Binâenaleyh yedirilen ve verilen şeyler ayrı ayrı cinsten olan keffâretler; için sahih olur.     

[97] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/119-127.

[98] Liân Lügatta: Hayırdan uzaklaştırmak, artmak ve lanet etmek mânâsına masdardır. Şer'î tarifi metinde geçmektedir.      

Liân, masdar olduğundan mülâan : Lânetleşrriek manasınadır. Zev-[j ^in lanet ve zevcenin gazab mânâsında lianlaşmaları ifade edilir.           

Zevç ve zevcenin yeminleriyle te'kitlenmiş dört şehâdeti gazab veya| [ânetle beraber beşinci yemini yapmaktır ki; bu beşinci gazab veya laneti lanı yapanadır.                                                                                       

Liânın; sebebi, rüknü, şartı ve hükmü vardır.

Sebeb':    Kocanın karısını, had icra edilmesini gerektiren bir sözle fiftirâ ile) suçlandırmış olmasıdır.                                            

Rüknü: Yukarda geçtiği gibi lanet ve yemin ile te'kitlenmiş şehâ-| Jetleridir.                                                                                                                  

Liânın ehli, şehâdet ehli olanlardır.    Binâenaleyh, karı ve kocanın!. ıer ikisi veya birisi iftiradan dolayı had yapılmış yahut köle veya gayrii;nüslim veya konuşamıyan veya çocuk veya deli olursa, aralarında lâinil cereyan etmez.                                                                                          

Nîmetül İslâmîi

Hindi'ye de şöyle denilmektedir: Liân, şehâdet mânâsına mebni sâ-j ;ıt olduğunda bakılır, eğer o mânâ zevç tarafından ise, ona had vurulurj îâyet zevce tarafından ise, ne had vurulur ne de liân olur.                   

Şartı: Karı - koca arasında nikâhın sahih ve mevcut olmasıdır. Şarta ilgili bâzı îzah rüknün izahında geçti.                                               

Hükmü:   Liân yapıldıktan sonra  kadının haram  olmasıdır.     Talâka hil olan, liân da ehil olur. Ve aralarını ayırmak Hâkime râci olmaktırj Liân meşrûiyyetini nâtık deliller:                                                  

Kitâb'ı ilâhiden delil şu mealdeki âyeti celiylelerdir :                      

«Karılarına   zina   isnad   eden   ve  kendilerinin   kendilerinden   baskal âhıdleri de bulunmıyan kimseler (e gelince) onlardan her birinin (ya-İ acağı) şâhidlik, kendisinin hakiykâten sâdıklardan olduğunu 'Allahlj C.C.)'a yemin (ile) dört (defa ifâde ve tekrar edeceği)  şahidliktir. Beşinci (Şehâdet) de, eğer yalancılardan ise, Allah (CC.)'m laneti muhak­kak kendisinin üstüne (olmasını ifâde etmesi) dir. O (kadın) in onun (kocasının) muhakkak yalancılardan olduğuna dört (defa) şehâdef etmesi beşincide de eğer o (kocası) sâdıklardan ise muhakkak Allâlı (C.C.)'m gazabı kendi üzerine (olmasını söylemesi) ondan (o kadından) bu azabı (cezayı) defeder» Nur Sûresi, 6, 7, 8, 9.

Sünnetten delili pek çok olmakla beraber, bir Hadîs'i Şerifinde Re-sûlullah (S.A.V.) Lânetleşenlere şu mealdeki sözünü buyurmuştur :

«Hesabınız Allah (C.C.)'a âtittir; biriniz yalancısınız, senin için o kadın (ı almaya) bir çâre yoktur! Liâm yapan adam:

—  Yâ Resûlullâh ya  (ona verdiğim)  malın ne olacak? demiş, Re sûlüllâh (S.A.V.).

—  Eğer onun hakkında  doğru söyledi isen o mal kadının kendim helâl kıldığın fercine mukabildir.    Şayet onun hakkında yalan söyled isen, onu kendisinden almak senin için daha imkânsızdır.» Buhari, Müs lim: Selâmet yollar, C. 3, S. 412.

[99] Liânın Şer'i tarifinin içinde geçen iftira ve zina haddi geçmek tedir.

Haddi Kazif = İftira Haddi: Nâmusiu bir kadına «Fahişe» diy2 isnadda bulunan kimseye vurulan seksen (80) dayaktır.                          :

Haddi Zina = Zina Haddi: Evli olmayıb zina eden kadın ve erkeği . yüz (100) dayak, evli olanlara, taşla ölümdür. Her iki haddin uzun îzaK bahsinde gelecektir.

[100] Fakat bu Hânın vücûbiyyeti, zevcin iftirayı î'tiraf etmesi,'veyı zevcin inkârı ile zevcenin iki âdil şâhîd dikmesi iledir.    Aksi takdird* liân vâcib olmaz.

İGİLİ   FETVALAR

Zeyd sahih nikâhla nikahladığı karısı Hürre, bâliğa, Müslüman v* namuslu Hind'den doğan çocuk için aralarında nikâh mevcut iken «Be-çocuk benden değildir» diye bu şekilde çocuğun nesebini (kendinden o. madiğim iddia ederek) red ettiğinde, Hind, «bu çocuk zinadan değildir,; .   sendendir» diye Zeyd'i tekzip edip sonra Hind Zeyd'in bu sözünün icâbı-!

m (İsbâtım) hâkim huzurunda istediğinde dâvâlaştıkları hâkim Şer'i Şe-İ rif üzere liân ettiğinde, Zeyd ve Hind lânetleşip hâkim Hind'i Zeyd'den; tefrik etse (ayırsa), Hind Zeyd'den tj>âyin talâkla boş olur mu?..                  

ELCEVAP... Olur.                         

Bu surette yazıldığı üzere tefrüsden sonra Hind'in cimâ'ı Zeyd'e ha-] ram olur mu?..

ELCEVAP... Olur.

Bu surette tefrikden sonra hâkim «bu çocuğun nesebini Zejyd'den nefyettim (ayırdım) Hind'e ilhak ettim» dese, çocuğun nesebi Zeîyd'cten nefyolumıp (red olunup) Hind'e mülhak olmuş olur mu?..

ELCEVAP.,. Olur.     Feyziye ve Netice,1 98, 92

Zeyd, namuslu karısı Hind'e «bire zâniye (zina edici) kadına diye if-j tirâ etmekle Hind Zeyd'in isbâtım talep etmiş olup ve liân şartları mev-! cut olmakla liân teklif olunduğunda, Zeyd kendini tekzip etmeyip liân-! dan çekinmekle şer'i şerif üzere lâînetleştiklerinde  (lanet yeminini yaptıklarında) hâkim Hind'i Zeyd'den lâkla boş olur mu?..

ELCEVAP... Olur.

tefrik etse, Hind Zeyd'den bâyin ta-

Bu surette Hind'in iddeti bitiriceye kadar   (Hind'in nafakası)   Zeyüzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.

BEHÇE, 104

[101] İLGİLİ FETVALAR

Zeyd'in karısı namuslu Hind, bir çocuk doğurduğunda Zeyd «çocuk! benden değildir» diye nesebi red etmekle Hind Zeyd'e isbâtı ile talep edipl hân şartları mevcut olmakla îiân teklif olunduğunda'Zeyd liândan çeki­nip kendini tekzip etse, Zeyd'e haddi kazif = iftira haddi lâzım olur mu?,

ELCEVAP... Olur.   NETİCE, 9^

Zeyd, karısı Hind'i bâyin talâkla boşadıktan sonra iki ay geçincd Hind Zeyd'den bir çocuk doğurduğunda* Zeyd «bu çocuk benden, değil-) dir» diye nesebi nefyetse liân olunur mu?..

ELCEVAP... Olunmaz, (zira nikâhın mevcudiyeti şart olduğundan, bâyin talâkla boşanan ve ölen kadına iftira etmekle liân olmaz).   BEHÇE, 104

Liân yapmak vâcib olduktan sonra talâkı bâinin vukû'u ile sakıt. olur. Talâkı ric'î ile liân sakıt olmaz. Zira ric'îi talâkla karı - koca hakları­nın devamı iddet bitmedikçe mevcut olabilmektedir.

Bâyin talâkla liân sabit olmakla tekrar avdet etmez. Zira «Essâkrtu lâyeûdü — Sakıt olan avdet etmez» kâidesinee ondan sonraki nikâhda liân hakkı avdet etmez.

[102] Liânm sıfat ve şekli Kur'an-ı Kerîm'de mezkûrdur. Nur süresin­deki o âyeti celiylelerin mealini liân bâbınm baş tarafında birinci îzah maddesinde naklettiğimizden tekrara lüzum yoktur.

[103] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/129-133.

[104] İnnin, Lügatta : Cinsî münâsebetten âciz olan ve erkeklik âzası kudretsiz olarak mevcut olan kimsedir. Şer'î, tarifinin izahlı olanı metin­de mezkûrdur.

[105] Yâni gök ayının senesi olan üçyüz elli dört (354) gün te'cil edi­lir ki; bir sene içinde dört mevsim erkeğin üzerinden geçmekle erkekte mevcut özrün kalkma imkânı muhtemel olabilir.

Bu kamerî senede kadının hayız günleri ve Ramazan ayıda hesap olunur.

Hindiye, Cilt 2, Sahîfe 523

İLGİLİ   FETVA

Zeyd, küçük kızı Hind'i Amr'e nikahlayıp, Amr' Hind ile halveti sa-hîhada bulunduğunda Amr'in innîn olduğu meydana çıksa, Zeyd Amr'i hâkime bir seneye kadar tecil ettirmeye kadir olmayıp Hind bâliğa ol­duğunda bulûğu vaktinde bir seneye kadar (İnnîn) Amr'i hâkime tecil ettirmeye kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                        İBNİ NÜCEYM, 82

Eğer zevç hapsolunur ,ve kadının hapse gelmesi' yasaklanırsa, bu hal kamerî seneden hesaplanmaz.

Hindiye, Cilt 2, Sâhife 523

[106] Eğer kadın o innîn ile halvette kaldı ise, mehrin tamamını alma hakkı ve iddet beklemesi vardır. Ve aralarında veraset hükümleri He carî olmaz,     

İGİLİ   FETVALAR                                        

Hind,   Zeyd'in innîn olduğunu bilmeden kendini    Zeyd'e nikahlayıp sonra innînliği meydana çıkmakla Hind Zeyd'i bir sene hâkime tecil et­tirdikten sonra bir sene geçip Zeyd Hind'e vâsıl olmasa   (cima' etmeye yaklaşmasa), Hind kendini hâkime tefrik ettirmeye kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.  (Ve Hind mehrin tamamını Zeyd'den alır).

AH Efendi, Cilt 1, Sahife 100

Hind, Zeyd'in zekeri ve hayaları (yumurtaları) kesilmiş olduğunu bil­meden kendini Zeyd'e nikahlayıp sonra Zeyd'in zeker ve hayalarının ke­silmiş olduğu meydana çıksa, Hind kendini hâkime derhal tefrik ettirme­ye kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olur.                                                                     NETİCE, 89

Hind, Zeyd'in hayalarının kesilmiş olduğunu bilmeden kendini .Zeyd'e nikahlayıp, sonra hayalarının kesilmiş olduğu meydana çıkmakla Hind Zeyd'i hâkime bir sene te'cil ettirdikten sonra bir sene geçip Zeyd Hind'e vâsıl olmasa (cima' etmese, yaklaşmasa), Hind kendini hâkime tefrik et­tirmeye kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olur.       BEHÇE, 104

Zeyd'in zekeri kısa olup karısı Hind'in fercinin içine idhali mümkün olmasa, Hind kendini Zeyd'den tefrik ettirmeye kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.     İBNİ NÜCEYM, 74

Zekerin başı ferce girdiği takdirde o zevç innîn değildir.

Hindiye, Cilt 2, Sahife 522

Hind'in kocası Zeyd, innîn olmakla hâkim bir sene tecil ettikten son­ra Zeyd karısı Hind'e te'cil müddetinde vâsıl olduğunu dâva edip Hind tasdik etmese, Hind dul olunca Zeyd'in sözü makbul olur mu?.. ELCEVAP..; Olur.

Bu surette Hind bakire olmakla hâkim Hind'i kadınlara (veya dok­torlara muayene için) arz ettiğinde kadınlar (veya muayene eden dok­tor) Hind'in bâkireolduğunu haber verseler, Hind'in sözü makbul olur mu?..

ELCEVAP... Olur.   İBNİ NÜCEYM, 61

İnnîn olan Zeyd'i hâkim te'cil edip şer'î müddeti (Kamerî bir sene) tamam olduğunda kansı Hind'in isteği ile 'aralarını tefrik ettiğinde Hind için Zeyd'e iddet nafakası lâzım olur mu?..

ELCEVAP... Olur.    İBNİ NÜCEYM, 75

[107] Hayası burulmuş veya kesilmiş olan erkeğin zekeri kalkmazsa, o zaman innîn hümündedir. Aksi takdirde sağlam zekerli insan demektir. Mecbub = Hadım demektir, zekeri ve hayaları kesilmiş olanlarda aynı' innîn hükmündedir.

İLGİLİ   FETVA

Hind, Zeyd'in zeker ve hayaları kesilmiş olduğunu bilmeden kendini Zeyd'e nikahlayıp sonra Zeyd'in zeker ve hayalarının kesilmiş  olduğu meydana çıksa,     Hind kendisini hâkime derhal tefrik ettirmeye kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur. İBNİ NÜCEYM, 75

[108] Gerek hadım, gerek innîn ve gerekse hayaları sökülen de tefrik­ten sonra olan ikinci nikâhda zevce için muhayyerlik hakkı kalmaz.

Eğer kadın nikâh vaktinde zevcin innîn olup kadınlara yaklaşamadı­ğını bilirse, tefrik ettirmek için dâva ve şikâyet hakkı yoktur. Daha ev­vel bilmez, sonradan vâkıf olursa, yukarda fetvalardaki zikredildiği gibi her hakkı mahfuzdur. Daha mufassal izahat Hindiyenin innîn babında mezkûrdur.

"Hindiye, Cilt 2, Sahife 524

İLGİLİ   FETVA

Hind, kendini Zeyd'e nikâhlasa ve Zeyd de cima' ettikten sonra Zeyd'e innîlik arız olmakla Zeyd cimâ'dan âciz olsa, Hind kendini Hâki­me tefrik ettirmeye kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz. (Zira evvelce cima etmekle kadının hakkı bir sefer

olsun hasıl olmuştur). BEHÇE, 105

Hind, Zeyd'in meczüm (cüzzamlı) olduğunu bilmeden kendini Zeyd'e nikâhlasa, Hind_vâkıf olduğunda râzi olmayıp kendini hâkime tefrik et­tirmeye kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz. Meğer ki Hâkim İmam'ı Muhammed (R.A.)  kavliy-le amel etmeye emrolunmuş olsun.  Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 101

[109] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/134-137.

[110] İddet, Lügatta:    Saymak ve sayı manasınadır.    Şer'î tarifi m tinde mezkûrdur.

Mucibi: Ya dâhil olmanın (cirnâ'in) hâsıl olması, veya halvet ve zef-cin vefatının vâkî olmasıdır.

Binaenaleyh zevcin vefatında zevce hakîkaten ve hükmen dâhil c&f-muş olmasa ve vefat eden zevç yahut onun zevcesi veya her ikisi küçük yaşta bulunmuş olsa bile, nikâhın sahih olması şartı ile o kadına iddet lâzım olduğu gibi boşanma ve tefrik suretinde de zevce fasit nikâhlı olsa bile, dükûlün vukuu ve halvetin hâsıl olması şartı ile o kadına iddet lâzım olur.

Zevcin ölerek ayrılmasında iddetin lüzumu için şart olan, nikâhın sa­hih olmasıdır. Binâenaleyh zina edenin ölmesi hâlinde zina edilen kadı­na iddet beklemek yoktur. Belki zina edilen kadının nikâhı caiz olur ve hâmile olduğu takdirde cima' etmek doğum yapıncaya kadar men olunur. (Muharramâd babında) daha genişi geçmiştir.

Zevcin diri olarak zevcesinden ayrılmasında ayrılık gerek talâk, ge­rek fesh ve gerekse tefrik suretiyle olsun iddetin lüzumu için şart olan duhul veya halvettir.- Binâenaleyh burada halvetin sahih nikâhlı olması şartı ile kayıtlı olmaya hacet yoktur.

Nev'i: İddetin, hayız görmek, ay beklemek, çocuk doğurmak, talâk ve vefattan dolayı beklenen iddetlerdir. Ve vefat iddeti, iddetlerin en uzunudur.

Metinde bunların uzun uzun izahı geleceğinden kısaca maddeler hâ­linde kadının bekleyeceği iddetin nev'üerini hulâsa  olarak nakledelim :

1  - Hayzını gören hür kadın boşanırsa, üç hayız müddeti bekler.

2  - Hayzmı görmeyen hür kadın boşanırsa, üç hayız müddet bekler.

3  - Hayzmı gören bir câriye boşanırsa, iki hayız'müddet bekler.

4 - Hayzım görmiyen bir câriye  boşanırsa, bir buçuk ay müddet bekler.

5  - Hür bir kadının kocası ölürse, dört ay 10 gün bekler.

6  - Cariyenin kocası ölürse, iki ay beş gün bekler.

7  - Hâmile kadınların iddeti, doğmakla biter.

8 - Zevcin ölüm hastalığında verilen talâkı fâr da kadın iki m-üd-detin uzun olanını bekler. Yâni ölüm hastalığında talâkı bâyinle karısını boşayan kimse, kadının iddeti bitmeden ölürse, zevcin ölüm iddeti olan dört ay on gün ile boşanma iddetinden hangisi uzun olursa-'onu bekler.

Meselâ : Talâk iddeti olan üç hayız bittiğinde vefat iddeti bitmezse, vefat iddetinin bitmesini beklemesi lâzım olur. Ölüm iddeti bitip de talâk iddeti bitmiş olmazsa, talâk iddeti bitinceye kadar beklemesi lâzımdır.

Rüknü: İddeti kadına haram olanların lüzumudur ki; iddetinin ko­caya nikâhlanması o kadına ve nikâhlayana ve iddet beklediği evden kadının çıkması haramdır. Ve iddet bekfeyen kadının kız kardeşini yahut halasını, veya teyzesini nikahlamak o kadının kocasına haramdır.

Mahzuru: İddet bekleyen kadının iddet beklediği evden çıkması ve bâyin talâkla boşanan kadının süslenip ve zînetlenmesi mahzurlardan­dır. Mahzurla ilgili uzun izah «yas tutma faslında» gelecektir.

jddet evi; koca ve karının aralarında karı - kocalık hükmü mevcut iken sakin oldukları hânedir.

İddetin meşruiyyeti, Kitap ve sünnetle sabittir.

Kitapdan olan şer'i delillerden bâzılarının mealleri şöyledir:

«Boşanmış kadınlar, kendi kendilerine üç hayız ve temizlenme müd­deti beklerler (Beklesinler)...» Bakara, 228.

«İçinizden ölenlerin (geride) bıraktıkları, karılar, kendi kendilerine dört ay on (gün) beklerler (Allah C.C.'ın hükmü budur)...» Bakara Sû­resi, 234.

«Ey Peygamber! kadınları boşayacağınız vakit iddetlerine doğru bo-şayın ve o iddetîde sayın». Talâk Sûresi, 1.

«Kadınlarınız içinden artık (yaşlı oldukları için) âdetten kesilmiş olanlarla henüz (yaşı müsait olmadığı için) âdetini görmemiş bulunan­lar (in iddetlerin) de, eğer şüphe ederseniz, onların iddetî üç aydır. Yük­lü kadınların iddeti er i ise, yüklerim vaz'etmeleri (doğurmaları ile biter...» Talâk Sûresi, 4.

Hadis'i şerif meali:

«Allah (C.C.)'a ve âhiret gününe iman eden bir kimseye, kendi suyu­nun başkasının ekinini sulaması (yâni kadının başka erkek tarafından hâmile iken onu başkasının cima "etmesi) helâl olmaz.» Ebû Dâvud. Tir-mizi.

[111] Her hangi bir sebeple boşanan kadın boşandıktan sonra rahmin temizlenmesi için üç hayız görmesi gerektiğini Kur'an-ı Kerîm meâlen

şöyle beyan ediyor :

«Boşanmış kadınlar, kendi kendilerine üç hayız ve temizlenme müd­deti beklerler, (beklesinler)...» Bakara, 228.                                 

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, hayız sahibi olan (hayız gören) ve hâmile olmayan dâhil ol­duğu (cima' ettiği)  karısı Hind'i boşasa, "Hind üç hayız görmeden ken­dini başkasına nikâhlamaya kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                                  NETİCE, 84

Zeyd, hayız sahibi olan (hayız gören) dâhil olduğu (cima1 ettiği) karısı genç Hind'i üç talâkla boşasa, Hind'in iddeti ne ile bitmiş olur?.. ELCEVAP... Üç hayız ile.

Bu surette Zeyd Hind'i boşadıktan sonra Hind'in tuhru (temizliği) devam edip hayız görmese, Hind'in İddeti ne ile bitmiş olur?.. ELCEVAP... Yaş ellibeş (55) seneye varınca kan görmezse, üç ay geçme­siyle bitmiş olur    BEHÇE, 107

Zimmî Zeyd, Müslüman Hind'i (Gayrimeşru olarak) nikahlayıp da­hil olduktan sonra Hind Zeyd'den tefrik olunsa, Hind'e iddet lâzım olur

mu?..

ELCEVAP... Olmaz. (Zira bu nikâh bâtıldır. Binaenaleyh bu cihetten de

iddet lâzım olmaz)  BEHÇE, 107

[112] İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, ölüm hastalığında hayız sahibi olup hâmile olmayan dâhil ol­duğu karısı Hürre Hind'i rızâsı olmadan bâyin talâkla boşadıktan sonra Hind üç hayız görmeden Zeyd ölse, Hind Zeyd'e vâris olur mu?..

ELCEVAP... Olur.

Bu surette Hind'in iddeti üç hayız ile mi biter, yoksa Zeyd'in ölümün­den dört ay on gün geçmesiyle mi?..

ELCEVAP... En uzak vakit ile biter. NETİCE, 85

Küçük Hind'in kocası Zeyd ölse, Hind'e Zeyd'den iddet lâzım olur mu?.. ELCEVAP. . Olur.                                                                     BEHÇE, 105

Ölen Zeyd'in, hayız sahibi olan Ümmü Veled'i Hind Zeyd'in ölümün­den  altmış  gün  tamamında kendini   Amr'e. nikahlamak  istediğinde   «üç hayız görüp iddetim bitti» dese, Amr Hind'e inancına Hind'i nikahlaması caiz olur mu?.. ELCEVAP... Olur. BEHÇE, 105

Zeyd, Ümmü Veîed'i (çocuğunun anası câriye) Hind'i âza'd edip Hind de kendini Amr'e' nikahlamak istese, Hind'e iddet lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.

Bu surette Hind hayız sahibi olunca, iddeti ne ile bitmiş olur?.. ELCEVAP... Üç hayız ile bitmiş olur.  BEHÇE, 105

Zeyd,    Hind'i nikahladıktan sonra duhulden  (cimâdan)  evvel    Zeyd ölse, Hind'e iddet lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.    FEYZİYE, 98

[113] Zira bunlarda hayız olmadığından üç hayız hükmünü ifâde eden üç ay geçmekle iddet bitmiş olur.

İLGİLİ    FETVALAR

Zeyd, yaşı ile bâliğa olup asla hayız görmeyip, hâmile de olmayıp ve âyise (amelden, hayızdan kesilme)  yaşma varmayan karısı Hürre Hind'i boşasa, Hind'in iddeti ne ile bitmiş olur?.. ELCEVAP... Üç ay. ile bitmiş olur.  FEYZİYE, 103

Zeyd, sıhhatmda âyise (amelden kalmış) Hind'i talâkı bâyinle bo-şayıp sonra Hind'in iddeti içinde ölse, Hind'in iddeti, iddeti vefata mün-kalip olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.

Bu surette Hind'in iddeti boşandığı günden itibaren üç ay tamamın­da bitmiş olur mu?..

ELCEVAP... Olur.  FEYZİYE, 103

Ölen Zeyd'in ümmü veledi olup hayız sahibi olmayan Hind'in iddeti üç ay ile bitmiş olur mu?..

ELCEVAP.    Olur.  İBNİ NÜCEYM, 85

Zeyd, iyas yaşma (hayızdan kesilme yaşma) dâhil olup hayızdan kesilen dâhil olunmuş karısı Hind'i boşasa, Hind'in iddet zamanı ne ka­dardır?,. ELCEVAP,.. Üç aydır.                                BEHÇE, 105

[114] Bu iddete, iddeti vefat — Vefat iddeti denir. Ve bu vefat iddeti, Kur'an-ı Kerîm'de şu âyeti Celiyle meali ile beyan edilmektedir :

«İçinizden ölenlerin (geride) bıraktıkları zevceler kendi kendilerine dört ay on (gün) beklerler (Allah C.C.'ın hükmü budur). İşte bu müd­deti bitirdikleri zaman artık onların kendileri hakkında meşru vech ile yapdıklan şeyden (evlenmekden, iddet beklediği evden diğerine gitmek­ten, zinetlenmskten) dolayı size günah yoktur. Allah (C.C.) ne işlerse­niz (hepsinden) hakkıyle haberdardır.» Bakara, 234.

İLGİLİ   FETVALAR

Kocası ölen hürre Hind, hâmile olmayınca iddeti ne kadar zaman­da bitmiş olur?.. ELCEVAP... Dört ay on gün geçmesinde bitmiş olur.    FEYZİYE, 100

Ölen Zeyd'in sahih nikâhla nikâhlısı olan hür Hind'e, Zeyd'in ölü­münden yetmiş gün geçmesinde kendini Amr'e nikâhlasa, kıyılan bu ni­kâh sahih olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.  FEYZİYE, 1Û0

Hürre Hind'in kocası Zeyd, öldüğünde Hind hâmile olmayınca, Hind'­in iddeti ne kadardır?.. ELCEVAP... Dört ay on gündür.                      Ali Efendi Cilt 1, Sahife 102

Nâsrâniye (Hıristiyan) Hind'in kocası Müslüman Zeyd Ölse, iddet lâ­zım olur mu?..

ELCEVAP... Olur. AH Efendi, Cilt 1, Sahife, 101

[115] İddetten maksad, rahmin temizlenmesidir. Binâenaleyh rahmin temizlenmesi, doğum suretiyle olmuş olur ve böylelikle doğumla borjb

iddet de bitmiş olur. Velevki boşanma ve zevcin ölümünden birkaç gün veya birkaç saat sonra doğum olsun.

Kitâb'ı ilâhîde bu gerçek şu mealdeki âyeti celiyle ile îzah edilmiştir;

«Yüklü (Gebe) kadınların iddetleri ise, yüklerini va'z etmeleri (Doğurmaları) ile biter». Talâk Sûresi, 4.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, ölüp karısı hâmile Hind'i terkettiğinde, Hind'in iddeti ne ile bitmiş olur?.. ELCEVAP... Hamlini  (çocuğu)  doğurmakla bitmiş olur. FEYZİYE, 100

Zeyd, öldüğünde karısı hâmile Hind Zeyd'in Ölümünden bir ay geçti­ğinde hilkati  (vücûdu) belli bir ölü cenini  (yavruyu) düşürse, Hind'in iddeti bitmiş olup kendini başkasına nikâhlamaya kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur                 NETİCE, 87

Zeyd,  karısı  Hind'i  boşadıktan  sonra Hind hilkati   (vücûdu)   belli olmayan bir ölü cenin düşürse, Hind'in iddeti bitmiş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz, üç hayız görmesi lâzımdır.         İBNİ NÜCEYM, 74

Zeyd, karısı hâmile Hind'i boşadıktan sonra Hind hilkati  (vücûdu) belli bir ölü cenin düşürse, Hind'in iddeti bitmiş olur mu?.. ELCEVAP... Olur. Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 102

[116] Yâni talâk-ı rıc'î ile boşanmış ve iddeti bitmeden kocası ölmü§ olan kadının iddeti, kocası vefat eden kadın gibi vefat iddeti bekler.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, dâhil olduğu karısı    Hürre    Hind'i talâkı rıc'î ile boşadıktan sonra Zeyd Hind'in iddeti içinde ölse, Hind hâmile olmayınca Hind'in iddeti vefata münkalip olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                                                    BEHÇE, 106

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'i talâkı ric'î ile boşayıp sonra Zeyd fcnürâcaat etmeden Hind'in iddeti bitse, Zeyd tecdidi nikâh etmeden Hind ile kan-koca muamelesine kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz. FEYZİYE,

[117] İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, sıhhatmda hayız sahibi olup ve hâmile olmayan karısı Hürre.

Hind'i üç talâkla boşayıp sonra üç gün geçtiğinde Zeyd ölse, Hind'in id­deti, iddeti vefata münkabil olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.

Bu surette Hind'in iddeti ne ile bitmiş olur?.. ELCEVAP... Üç hayız ile bitmiş olur.    BEHÇE, 106

Zeyd sıhhatmda karısı Âyise (hayızdan kesilmiş) Hind'i bâyin ta­lakla boşayıp sonra Hind'in iddeti içinde Zeyd ölse, Hind'in iddeti, iddeti vefata münkalib olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.

Bu surette Hind'in iddeti boşanma gününden itibaren üç ay tama­mında bitmiş olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                                                     NETİCE, 83

Hind'in kocası Zeyd, başka memlekette ölse, Hind'in iddeti zevcin vefatı gününden mi itibâr olunur, yoksa haber vâsıl olduğu günden mi itibar olunur?.. ELCEVAF... Vefatı gününden itibâr olunur.   Ali Efendi, Ciltl, Sahife 102

[118] İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, dâhil olduğu karisi Hind'i talâkı bâyinle boşadıktan sonra Hind iddeti içinde kendini Amr'e nikâhlasa ve Arar Hind'e duhûl (cima) edip sonra nikâhın fesatlığına binâen Amr'den tefrik olunsa, Hind Amr'-

den (iddeti içinde vardığı kimseden) iddeti bitmeden kendini başka (ko­caya) nikâhlamaya kadir olur mu?,. ELCEVAP... Olmaz.   FEYZİYE, 102

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'i boşadiktan sonra Amr  (başka ~bir erkek) Hind'in iddeti bitti iddiâsiyle Hind'i nikâhlasa sonra üç ay geç­tiğinde.   Hind hilkati belli bir Ölü cenin düşürse,    Amr'in nikâhı sahili olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz. FEYZİYE, 103

Hind'in kocası Zeyd, başka memlekette iken Amr Hind'in kocası olduğunu bilmemesi ile Hind'i nikâhlasa ve cima ettikten sonra Zeyd gelip Hind'i Amr'den tefrik ettirse, Hind'e Amr'den iddet lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.   ALİ EFENDİ, 102

Hind'in kocası Zeyd, başka memlekette iken Zeyd'in ölümü şayi olmakla iddet bittikten sonra kendini Amr'e nikâhlasa, Amr'de Hind'i cima ettikten sonra Zeyd hayatta olarak gelip Hind'i (karışım) Amr'den tefrik ettirse, Hind'in iddeti bitmeden Zeyd'e Hind'i cima etmesi caiz olur mu?.. ELCEVAP. . Olmaz.                                      Ali Efendi Cilt 1, Sahife 101

Müslüman    Zeyd'den küfür kelimesi sâdır olsa, karısı    Hind bâyin olur mu?.. ELCEVAP... Olur.

Bu surette Zeyd ve Hind'in araları tefrik olunmak için murafaa ve hâkimin hükmüne muhtaç olur mu?..    . ELCEVAP... Olmaz. NETİCE, 87

[119] Hatta zevç zevcesinden uzakta veya gâibde olsa ve zevcin bo-şadığı haber kadına üç hayızı gördükten sonra yetişse veya zevcin ölüm haberi dört ay on gün geçtikten sonra kadına yetişse, iddeti^ bitmiş olur.

Haberin yetiştiği zamana itibâr olunmaz.

İLGİLİ VETVA

Bir belde halkından    Zeyd, başka memlekete gittikten sonra dâhil olduğu karısı Hind'i o memlekette bâyin talâkla boşasa, Hind'in îddeti, talâkı gününden mi itibar olunur, yoksa, Hind'e haber vâsıl" olduğu gün­den mi itibar olunur?.. ELCEVAP.... Talâkı gününden itibar olunur.  FEYZİYE, alOl

Hind'in kocası Zeyd, başka memlekete gidip bir müddet durduktan sonra Zeyd geldiğinde Hind Zeyd'den «sen beni dört ay evvel başka memlekette bâyin talâkla boşadın» diye dâva ve Zeyd inkâr edip Hind iddiasına delil (ve şahit) dikmekle talâk hükmolunsa, Hind'in iddeti talâkın vâkî olduğu günden mi itibar olunur, yoksa talâkla hükmolundu-ğu günden mi itibar olunur?.. ELCEVAP... Talâk'ın vâkî olduğu günden itibar olunur. FEYZİYE, 101

Zeyd, karısı Hind'i bırakıp başka memlekete gidip bir müddet geç­tiğinde gelip Hind'e «üç ay evvel seni üç talâk ile boşamışdım, iddetin bitti» dese, Hind de tasdik etse, tarafeynin karı ve kocanın) kabul et­meleri ile amel olunur ve Hind'in iddeti talâk gününden, itibâr olunur mu?.. ELCEVAP... Olunur.    İBNİ NÜCEYM, 52

[120] Yâni yeminiyle beraber kadın tasdik olunur. Zira hayzın olma­sı kadının bilgisine âiddir. Başka kimselerin bilgisi olamaz.  

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, hayız sahibi olan dâhil olduğu karısı Hind'i bâyin talâkla bo-şadıktan sonra altmış gün tamamında Hind kendini Amr'e nikahlamak istediğinde «üç hayız görüp iddetim bitti»  dese,    Amr Hind'e inanınca Hind'i nikahlaması caiz olur mu?., ELCEVAP... Olur.                                      Ali Efendi, Cilt İ, Sahife 102

Zeyd ,hayız sahibi olan dâhil olduğu karısı Hind'i talâkı bâyinle bo-şadıktan sonra altmış gün tamamında Hind kendini Amr'e nikahlamak istediğinde «üç hayız görüp iddetim bitti» demekle, Amr inanıp Hind'i nikahladıktan sonra Hind «kendimi Amr'e nikahladığım vakitte henüz iddetim bitmemişdi» dese, sözüne iltifat olunur mu?..                         

ELCEVAP... Olunmaz.    FEYZİYE, İ00

Zeyd, hayız sahibi olan dâhil olduğu karısı Hürre Hind'i talâkı bâ­yinle boşadıktan sonra Hind altmış (60)   günden az vakitte «üç hayız jgö-rüp iddetim bitti» dese, tasdik olunur mu?.. ELCEVAP. . Olunmaz.  FEYZİYE, 100

[121] İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, Hind'i nikahladıktan sonra ve duhul (cima') ve halvedden ev­vel Hind'i boşasa, iddet lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.        Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 101

Nikâhdan sonra cima' ve halvet bulunması olmadığından rahmin te­mizlenme meselesi de olmaz. Binâenaleyh rahmin temizlenme meselesi olmayınca iddet de lâzım gelmez.

( Zimmî (vatandaş) Zeyd, (nikahlanmak sahih olmadığı halde) müs­lüman Hind'i nikahlayıp dâhil olduktan (cima' ettikten sonra Hind Zeyd'-den tefrik olunsa, Hind'e iddet lâzım olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz. (Zira nikâh bâtıldır, bu sebeple iddet lâzım olmaz).

BEHÇE, 107

Zimmî   (vatandaş)  Zeyd, karısı Nasrânî   (Hıristiyan)   Hind'i boşasa, Hind'e iddet lâzım olur mu?.. ELCEVAP... îtikadlarmda olmamak üzere ise, olmaz.        FEYZİYE, 101

Nasrâniye  (Hıristiyan)  Hind'in kocası zimmî  (vatandaş) Zeyd, ölüp sonra Hind şerefi İslâm ile müşerref olsa, Hind'in iddeti bitmeden Hind kendini Müslüman Amr*e nikâhlamaya kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.    FEYZİYE, 101

Bu fetvada zevcinden ayrılınca Müslüman olması ile imameyne göre iddetin lüzumu olan hüküm zikredilmiştir. İmam'ı Azam (R.A.) bu hük­me muhâlfet ederek iddetin lâzım olmadığını beyan ediyor.

Zimmî olan Zeyd, Öldüğünde hâmile (yüklü, gebe) olan karısı   Nas­râniye    (Hıristiyan)    Hind hamlini (yükünü)  doğurmadan kendini baş­kasına nikahlamak istediğinde, Hind hamlini doğuruncaya kadar evlen­meden men olunur mu?.. ELCEVAP... Olunur.     FEYZİYE, 101

Zimmî Zeyd'in dâhil olduğu karısı Nasrâniye Hind, şerefi İslâmla müşerref olup sonra Zeyd'e İslâm arz olunduğunda Zeyd çekinmekle Hind Zeyd'den tefrik olunsa, Hind iddet çekmeyince kendini başkasına ) başka bir kocaya) nikâhlamaya kadir olur mu?.

ELCEVAP... Olmaz.  (Zira müslüman olunca müslüman kadınların bek-e   lemesi şarttır).                                                                     FEYZİYE, 102

Zeyd,  Hind'i  nikahladıktan sonra  duhul ve halvetten  evvel  Hind'i boşasa, Hind'e iddet lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz. FEYZİYE, 102

Erkeklerin İddeti:

Buraya kadar geçen metin ve izahlarda kadınların bekliyecekleri iddetten bahsedilmiştir. Binâenaleyh burada da lüzumlu olduğundan Mehmed Zihni merhumun «NİMETİL - İSLÂM» adlı eserinde zikrettiği erkeklerle ilgili iddet hükümlerini açıklıyarak zikretmeyi uygun gördüm ve maddeler hâlinde şöyle sıralıyahm :

1  - Dört karısı olan kimse birini boşadığında onun iddeti çıkmadık­ça diğerini nikâhlıyamaz. Zira iddet bekleyen kadın iddet bitinceye ka­dar onun demektir. Bu sebeple boşanan kadının iddetinde nikâhlanması beşinci karısı olacağından haram ve caiz değildir.

2 - Boşadığı kadmıri kız kardeşini, veya teyzesini yahut halasını almak istiyen kimse, o kadının iddeti çıkmadıkça kız kardeşini ve diğer­lerini alamaz. Karısının ölümü bu hükümlerden müstesnadır  (Yâni Ölü­mü ile alır.)

3- Hürre kadın üzerine cariyeyi nikâhlıyacak kimse hürre kadını boşasa dahi, onun iddeti baki oldukça başkasının mülkünde olan cariyeyi kendisine  nikâhlayamaz.     JVIuharramat  babında  geçtiği  üzere  cariyeyi hürre üzerine nikahlamak haramdır. Binâenaleyh hürre kadın boşansa, iddeti bitinceye kadar boşayan kimse cariyeyi nikâhlıyamaz, iddetin bi­timini beklemesi lâzımdır.

4 - İddeti olan kadın iddeti bitmedikçe diğer kocaya varamadığı gi­bi ona rağbet eden diğer koca da, onu nikahlamak için iddetin bitmesini bekler.

5  - Karısı üç talâkla boşanmış olan kimse, onu nikahlamak isterse, iddetinin bitiminden sonra fahlilin (helâllama ve hüllenin) olmasını bek-beklemesi lâzımdır.

6 - Câriye satın alan kimse bir hayız veya bir ay beklemedikçe, onu döşeğe alamaz ki buna «istibra» tâbir olunur.

7  - Birinin kendinden hâmile olan cariyesini nikahlayan kimse, câ­riye hamlini doğurmadıkça onu cima' edemez.

8 - Harbiye olan  (gayri müslim memleketli olan)  koca sahibi bir kadın  müslüman  olarak  bizim  memleketimize -hicret  etmek  suretinde hâmile olmadıkça, beklemek lâzım değilse de hâmile olduğuna göre ham­lini  (yükünü)   doğurmadıkça onu nikahlamak helâl olmaz. Alacak olan adam o müddeti bekler.

9  - Dâri harbden (kâfir memleketinden) esir alınmış olan kadında bir hayız görmedikçe ve hayız sahibi değilse bir ay geçmedikçe, cima' olunamaz.

10 - Mürted olan kadının keza puta ve ateşe tapan veseniye ve me-cûsiyenin nikâhı için müslüman olmaları beklenir.

11  - Zinada iddet olmadığı için hâmile bulunan Zâniyeyi (zina yapı­lan kadını) nikâhlamakta beis yok ise de, hamlini (yükünü) doğurunca-ya kadar onu cima etmek helâl olamaz.

Zina olunan kadınların nikahlan ile ilgili hükümler «Muharremat babında» uzunca izah edilmiştir. Tekrar birinci cilde müracaat edip oku­mak faydalı olur.

Hayız yahut nifaslı olan kadının nikâhına mâni yok ise de, o haller cîmâa mâni olduğundan temizlik hâlini beklemek lâzım gelir.

[122] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/139-150.

[123] Metindegeçen  «talâkı bâyinle boşanan»  tâbiri, talâk veya hujîû veya îlâ veya lîan veya başka ayrılma sebeplerinden biri ile cimâdan sojıra ayrılma hâlinde zînet ve süsü terk eder ve yas tutar. Aksi takdirde duhûlden evvel boşanana ve ric'î talâkla boşanan kadına zînet ve süsü terk etmek vâcib değil, belki zevcin rağbeti için talâk'ı rıc'î de kadının zînet ve süslenmesi müstehahbdır.  DÂMAD, 479

Zînet ve süsü terketmek gerektiğini beyan eden bir Hadis-i Şerif meali şöyledir:

«Bir kadın kocasına tuttuğu dört ay on gün (yas) müstesna hiç bir ölü için üç günden fazla yas tutamaz. Asib müstesna hiç bir boyalı elbi­se giyemez. Sürme çekinmez, koku dahi sürünemez; Ancak temizlendiği zaman kust (Bir nevi güzel, bahar ve öd ağacı) ve azfardan bir parça müs­tesnadır.» Buharı, Müslim.

[124] Bu gerçek Kur'an-ı Kerîm'de meâlen şöyle beyan edilmektedir :

«(Vefat iddetini bekleyen) kadınları nikâhla isteyeceğinizi çıtlat­manız da yahut böyle bir arzuyu gönüllerinizde saklamanızda Üzerinize bir vebal yoktur...» Bakara, 235.                                       >

İddet bekleyen kadının iddet bitinceye kadar kocasının evinde ka­rar edeceğini şu mealdeki âyetler beyân etmektedir.

«(Boşanan) o kadınları, gücünüzün yettiği kadar ikâmet ettiğiniz yerin bir kısmında oturun. (Evleri) başlarına dar etmek (onları çık­maya mecbur kılmak) için kendilerine zarar yapmayın. Eğer onlar yük­lü iseler, yüklerini (gebeliklerini) koyuncaya (doğuruncaya) kadar na­fakalarını verin.» Talâk Sûresi, Âyet: 6.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, karısı Hind ile bir evde sakinler iken Zeyd Hind'i üç talâkla bo-şasa, bu ev geniş ve Zeyd Sulahâdan olup aralarında sütre var iken Hind iddeti bitmeden bu evden şer'î bir cihet olmadan çıkmağa kadir olur mu?. ELCEVAP... Olmaz. BEHÇE, 103

Zeyd'in dâhil olduğu karısı   Hind,   Zeyd'in evinde sakin iken   Zeyd Hind'i boşasa, Hind iddeti bitinceye kadar bu evde sakin olmayıp meşru bir cihet olmadan başka eve çıkmağa kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.   FEYZİYE, 98

[125] Ölen Zeyd'in karısı Hind, Zeyd'in vefat zamanında sakin olduğu Zeyd'in evinde iddeti bitinceye kadar şer'î şerifin hakkı ile sakin olmak isteyip lâkin Hind mal ve kendisi üzerine korksa, Hind iddet bitmeden evvel o evden çıkıp anası Zeyneb'in evinde sakin olmaya izni şer'i var mı­dır?..

ELCEVAP... Vardır.

Bu surette Zeyd'in babası Amr, Hind'i Zeyneb'in (anasının) evine gidip sakin olmaktan men etmeye kadir olur mu?..                               

ELCEVAP...  Olmaz.    BEHÇE, İ0&

Zeyd ve karısı Hind, Zeyd'in evinde sakinler iken Zeyd ölse, Hipd iddeti bitinceye kadar o. evde gecelemeyip meşru bir sebep olmadan başka eve çıkıp gecelemeye kadir olur mu?..                                      

ELCEVAP... Olmaz.    BEHÇE, İOD

[126] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/151-153.

[127] Nesebin sübut müddetinin en azının altı ve en çoğunun da iki se­ne oluşunu fukahâ şöyle beyan etmiştir :

Evvelâ en az müddetinin altı ay oluşu şu mealdeki âyeti celîylelerle anlaşılmaktadır :

«Onun (çocuğun) bu (Anasının karnında)» taşınması ile sütten kesil­mesi (müddeti) otuz aydır.» Ahkâf Sûresi, Âyet: 15.

Anneler çocuklarını iki bütün yıl emzbirler.» Bakara Sûresi, Âyet: 233.

Bu her iki âyet-i celîyleyi karşılaştırdığımız zaman birinci âyetteki, hâmile ve emdirme müddeti otuz ay (ikibuçuk sene) beyan ediliyor. İkin­ci âyet-i celiylede de emdirme müddetinin iki sene olduğu beyan edildiği­ne göre, iki buçuk seneden iki senesi çıkınca çocuğun neslinin sabit olma­sı için en az hamilelik müddeti altı ay kalmış oluyor.

Hanefî mezhebinin görüşü gereğince hamilelik müddetinin en çok müddeti de iki senedir. Fakat diğer mezhep sahiplerine göre hamilelik müddetinin en çoğu dört senedir. Hattâ başka imamlardan hikâyeler naklederek dört seneden fazla olduğunu söyleyen fakihler de mevcuttur.

Rahimde çocuğun karar etme müddeti alelekser dokuz ay olduğu ma­lûmdur;

NESEB: Ana baba tarafından olan iştiraktir. Binâenaleyh çocuğu doğuran anadan çocuğun nesebi sabit olur. Fakat babadan sabit olma­yabilir.

Metinde ve yukarıda îzâh edilen müddetler nesebin tâyini için tah­dit edilmiş müddetlerdir.

Ncseb, nikâhla sabit olur. Zina ile sabit olmaz. Çocuk döşek sahibi için (yâni anası) içindir. Zâni mahrumdur. Fakat zina ettiği kadını ni­kâhla aldıktan sonra doğan çocuğun kendinden olduğunu ikrar ettiği takdirde neseb sabit olur.

İLGİLİ    FETVALAR

FEYZİYE, 104

Hamilelik müddetinin en az müddeti ne miktardır?. ELCEVAP... Altı aydır.

Hamilelik müddetinin ekserisi ne kadardır?.. ELCEVAP... İki senedir.  ALİ EFENDİ ,104

Zeyd, zina ettiği Hind'i nikahladıktan sonra Hind altı aydan az va­kitte bir çocuk doğurduğunda Zeyd  «çocuk mutlaka bendendir»   deyip sonra Zeyd ölse, bu çocuğun nesebi Zeyd'den sabit olur mu?.. ELCEVAP.. :Olur.    FEYZİYE, 105

Lâkin fetâvâyı Abdurrahimde, zina ettiği kadını nikahlayan kimse­nin nesebinden sabit olması için altı aydan çok olması lâzımdır, deniyor.

Zeyd, zina ettiği Hind'i nikahladıktan sonra Hind altı aydan az va-kıtta bir çocuk doğurduğunda Zeyd «çocuk bendendir» demese, çocuğun nesebi Zeyd'den sabit olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                              FEYZİYE, 105

Zeyd,  Hind'i nikahladıktan  sonra  yirmi  yedi   (27)   gün   geçtiğinde Hind'e duhûl ve cima' vaktmdan beş ay on gün geçmesi ânında Hind bir çocuk doğursa, o çocuğun nesebi Zeyd'den sabit olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                                                    BEHÇE, 102

Zeyd, Hürre Hind'e zina edip Hind'in bir- çocuğu olsa, o çocuğun ne­sebi Zeyd'den sabit olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                              FEYZİYE, 106

Zeyd, bir kimsenin nikâhı altında ve iddetinde olmayan Hind'e zina edip sonra Hind'i nikahladıktan sonra Hind evlenmeden itibaren altı ay­dan az vakitte bir çocuk doğursa, Zeyd, «çocuk bendendir» deyip Hind'e zina ettiğini demeyince, çocuğun nesebi Zeyd'den sabit olur mu?.. ELCEVAP... Olur.     BEHÇE, 111

[128] İLGİLİ FETVALAR

Zeyd, sahih nikâhla nikahlandıktan sonra Hind'in cariyesi Zeyneb'i Hind'in üzerine nikahlayıp ve duhûl edip ve dâhil olduğu vakitten altı

ayın tamamında Zeyneb bir çocuk doğursa, o çocuğun nesebi Zeyd'den

sabit olur mu?..

ELCEVAP... Olur.    BEHÇE, 111

Bu fetvadan anlaşıldığı üzere nikâh-ı sahihle çocuğun nesebi sabit olduğu gibi nikâh-ı fasitle de neseb sabit olur. Zîra burada Hind'in nikâhı üzerine cariyenin nikâhlanması sahih olmadığı halde çocuğun nesebinin subûtu beyan edilmiştir.

Zeyd, karısı Hind'in üzerine Hind'in kız kardeşi Zeyneb'i nikahlayıp ve cima' edip Zeyneb Zeyd'den bir çocuk doğursa, bu çocuğun nesebi Zeyd'den sabit olur mu?.. ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ, 104

Bu fetvada da nikâhı fasitle nikâhlandığı baldızından olan çocuğun nesebi zina etmiş olan Zeyd'den sabittir.

Zeyd, karısı Hind'i üç talâkla bogadiktan sonra Hinde hülle ettirme­den nikahlayıp ve cima' edip sonra Hind cima' vaktinden altı ay geçmesi neticesinde bir çocuk doğurursa, bu çocuğun nesebi Zeyd'den sabit olur mu?.. ELCEVAP... Olur.        ALİ EFENDİ, 103

Yukarıdaki fetvaların hükmü gereğince nikâhı fasitle olan nesebin subûtunu beyândır.

[129] Yâni iddet bekleyen kadın boşandığı zamandan sonra iddetinin bittiğini söylese ve bu ikrardan sonra altı aydan az vakit içinde çocuk da-ğursa, iddetinin bitmesi ile ilgili sözünün yalanı çocuğun doğumu ile meydana çıktığında, o çocuğun nesebi iddetini beklediği talâk veren ko­ca için sabittir. Fakat; kadının iddetinin bittiğini söyledikten sonra altı ay geçince çocuk dünyaya gelirse, çocuğun nesebi boşayan zevceden sa­bit olmaz.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'i talâk-ı bâyinle boyadıktan sonra yüz gün geçince Hind «hayız ile iddetim bitti» diye ikrar edip ve nefsini Anır'e nikahlayıp sonra ikrar vaktinden dört ay onbeş gün tamamında Hind bir çocuk doğursa, Hind'in iddetinin bitmesi ile olan ikrarı ve kıyı­lan bu nikâh bâtıl olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                   

Bu surette bu çocuğun nesebi Zeyd ve Amr'in hangisinden sabit olur?..

ELCEVAP .. Zeyd'den sabit olur. (Yâni boşayan ve iddetini beklediği ilk kocadan sabit olur. Zira kadının yalanı meydana çıkmıştır). BEHÇE, 110

Zeyd,    dâhil olduğu karısı    Hind'i talâkı bâyinle boşadıktan sonra Hind' altmış gün geçtiğinde «üç hayız ile iddetim bitti» deyip sonra ikrar vaktinden altı aydan çok vakıtta bir çocuk doğursa bu çocuğun nesebi Zeyd'den sabit olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                              BEHÇE, 111

[130] AÇIKLAYICI FETVALAR:

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'i talâkı bâyinle boşadıktan sonra Hind iddetinin bittiğini ikrar etmeden iki seneden az vakitte bir çocuk doğursa, bu çocuğun nesebi Zeyd'den sabit olur mu?..

ELCEVAP... Olur.     Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 102

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'i talâk-ı bâyinle boşayıp sonra Hind iddetinin bittiğini ikrar etmeden iki sene geçmesiyle bir çocuk doğurdu­ğunda «çocuk Zeyd'dendir»  diye Zeyd iddia etmese bu çocuğun nesebi Zeyd'den sabit olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.

Zeyd, dâhil olduğu karısı Hind'i talâkı bâyinle boşadıktan sonra Hind iddeti içinde kendini Amr'e nikâhlasa, kıyılan bu nikâh sahih olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.

Bu surette Amr bu yazıldığı üzere Hind'i nikâhlasa ve cima' etse sonra Hind İddetinin bittiğini ikrar etmeden Zeyd'in boşamasından iki seneden az vakitte ve Amr'in nikahlamasından altı aydan çok vakitte bir çocuk doğursa, Hind kendini Amr'e nikahlama vaktinde Zeyd'in iddeti al­tında olduğu malûm olunca bu (doğan) çocuğun nesebi Zeyd ve Amr'in hangisinden sabit olur?.. ELCEVAP... Zeyd'den sabit olur.    BEHÇE, 10i»

Zeyd, dâhil olduğu Hind'i boşadıktan sonra Hind iddetinin bittiğini ikrar etmeden dokuz ay geçmesiyle bir çocuk doğursa, çocuğun nesebi Zeyd'den sabit olur mu?.. ELCEVAP     Olur.  FEYZİYE, 104

[131] İLGİLİ FETVALAR                                                           

Ölen Zeyd'in karısı Hind'in hamileliği belli olup Hind iddetinin bit­tiğini ikrar etmeden Zeyd'in ölümünden iki seneden az vakitte bir çocuk doğursa, çocuğun nesebi Zeyd'den sabit olur mu?.. ELCEVAP... Olur.     FEYZİYE, 105

Hind'in kocası    Zeyd, öldükten sonra    Hind iddetinin bittiğini ikrar etmeden Zeyd'in ölümünden yirmi beş ay geçmesinde bir çocuk doğursa, çocuğun nesebi Zeyd'den sabit olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.    FEYZİYE, 104

Hind'in kocası    Zeyd öldükten sonra    Hind iddetinin bittiğini ikrar etmeden Zeyd'in ölümünden iki seneden az vakıtta bir çocuk doğursa, o çocuk Zeyd'e vâris olur mu?.. ELCEVAP... Olur. Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 103

Ölen Zeyd'in karısı Hind, iddetinin bittiğini ikrar etmeden Zeyd'in ölümünden on altı ay geçmesiyle bir çocuk doğursa, bu çocuğun nesebi sabit olur mu?..

ELCEVAP... Olur.  ALİ EFENDİ, 103

[132] Ölen Zeyd'in karısı Hind, Zeyd'in ölümünden sonra «Zeyd'den hamileliğim yoktur, hâmile değilim» diye ikrar edip sonra Zeyd'in ölümü, vaktinden onbir ay geçmesiyle Hind:  «Zeyd'den hamileliğim vardır»  de^ yip bir çocuk doğursa, Hind tasdik olunup o çocuğun nesebi Zeyd'den sa­bit olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.  (Zira yalancılığı aleni görülmüştür).    BEHÇE, 111

Zeyd, ölüp karısı Hind'i vesâir veresesini terkettiğinde Hind'in ha­mileliği belli olmayıp sonra onbir ay geçmesiyle bir erkek çocuk doğursa «çocuk Zeyd'dendir» diye kadın iddia etse, diğer verese o çocuğun Zeyd'­den olduğunu inkâr etseler çocuğun nesebi Zeyd'den sabit olması husu­sunda doğum zamanında kabile - (ebe ve doğum yaptıran kadın) olan Zeyneb'in doğuma şahitliği kifayet eder mi, yoksa iki erkek yahut bir er­kekle iki kadının doğuma şahitlik etmeleri lâzım mıdır?..

ELCEVAP... Lâzımdır.

Bu surette iki erkek yahut bir erkek ile iki kadın «bu çocuğu Hind doğurdu» diye hâkim huzurunda şahadet etseler, şahadetleri makbul olup, o çocuğun Hind'den doğumuna ve Zeyd'den nesebin sabit olmasına hük-molunur mu?.. ELCEVAP... Olunur.  BEHÇE, 113

Zeyd, başka memlekette iken ölümü şâyî olmakla karısı Hind iddeti bittikten .sonra kendini  Amr'e nikahlayıp  Amr'den çocuk doğurduktan sonra Zeyd diri olarak gelip Hind'i Amr'den tefrik ettirse, o çocuk Zeyd ve Amr'den hangisine hükmolunur?.. ELCEVAP...  Amr'e hükmolunur.   ALİ EFENDİ, 104

[133] Hür olduğu bilinmeyen köle hakkında metinde hüküm geçmiştir. Fakat nesebi bilinmiyen çocuğa «bu çocuk benimdir» diyen kimse o ço­cuğun babası ve neseb o kimseden sabit olur mu, yoksa olmaz mı?..

Bu hususa ait hüküm fıkıh kitaplarında uzun uzun münakaşa ve fet­va şekilleri beyan edilmiştir. Biz de burada birkaç kelime ile nakledelim.

Nesebi bir kimseden sabit ve malûm olmayan bir şahsı, yaşı onun babası olmağa müsâid bulunan bir kimse «benim oğlumdur» diye ikrar ederse o şahıs (yâni nesebi belli olmayan kimse) onu gerek tasdik etsin ve gerek etmesin nesebi ondan sabit olur've aralarında veraset hükümleri câri olur.    NÎ'METÜLİSLÂM

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd,  nefsinden   tâbire  kadir   olup   doğumunda   nesebi   meçhul   ve Zeyd'e oğul olmağa sâlih olan küçük    Amr için «oğlumdur»  diye ikrar edip   Amr de tasdik edip sonra ölse,   Amr'in nesebi   Zeyd'den sabit olup Zeyd'e vâris olur mu?.. ELCEVAP... Olur.  Abdurrahim, Cilt 1, Sahife 211

Bir kimsenin nikâhı altında ve iddetinde olmayan Hind doğumunda nesebi meçhul olup kendine kız olmağa yaşı müsait olan Zeyneb için «be­nim kızımdır» diye ikrar edip (nesebi belli olmayan küçük) Zeyneb de tasdikten sonra bu hal üzere devam ederlerken (evlâdım diyen) Hind Ölse, Zeyneb'in nesebi Hind'den sabit olup Hind'e vâris olur mu?.. ELCEVAP... Olur. Abdurrahim, Cilt 1, Sahife 211

Yukarıdaki izah ve fetva gereğince nesebi belli olmayan çocuğa «be­nimdir» diyen kimselerin sözleri kabul ediliyor ve çocuk onların olmak­la veraset hükümleri de. câridir.

Fakat, nesebi bilinen ve başkasının çocuğu*olduğu sabit olan çocuğu evlâd edinen kimselerin durumları yukarıya muhaliftir. Anası, babası ve doğumu bilinen çocuğu başka kimse evlâd edinse (evlâdı mâneviye gibi), o çocuğun nesebi ondan sabit olmaz ve dolayısiyle birbirlerine vâris ola­mazlar.                                               .                                                  

[134] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/155-161.

[135] Hıdâne: Lügatta, kucağa almak ve kuluçka olmak demektir ki; besleyip büyütmek üzere bulundurmak mânâsına şâmildir.

Çocuğun malî ihtiyacını baba karşılamaya daha kadir olduğundan, ona mahsustur. Fakat bedenî terbiyeye analar kadir ve daha lâyık oldu­ğundan çocukların bedenî terbiyeleri analara mahsus ve onların hakkı­dır. Lâkin babalar malî infâka mecburdur. Valideler ise, bedenî bakım-mânâsma olan hıdâneye mecbur değildirler.

Hıdâne Kitap, Sünnet, İcma'ı Ümmet ve Kıyası Fukaha olan şer'î de­lillerle sabittir ve daha geniş îzah metinde devam edecektir.

Kitabı İlâhîden olan delilin meali âlisi:

«Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu (cehennem) ateş (in) den koru­yun». Tahrim Sûresi, 6.           

«Eğer (boşanan kanlarınızın kendilerinden olan evlâtlarınızı) sizin fâideriize emzirirlerse, onlara ücretlerini verin. Aranızda (Bu hususta) güzelce müşavere edin. Eğer (ya baba ücretten kaçınmak, yahut ana emzirmemek gibi suretlerle) güçlüğe uğrarsanız o halde (çocuğu) onun (babasının hesabına) bir başka (kadın) enızirecektir. (Zira ana çocuğu­nu emzirmiye zorlanamaz)». Talâk Sûresi, 6.

Sünnetten olan delilin meali:

Bir kadın; «Ya Rasûlallah (S.A.V.) şüphesiz ki; şu oğlum için kar­nım bir kap, memem su tulumu ve sînem de bir muhafaza merkezi idi. Şimdi babası beni boşadı ve beni ondan çekip almak istedi», demiş. Bu­nun üzerine Rasûlullah (S.A.V.) o kadına şu mealde cevap vermiştir :

«Sen nikahlanıp kocaya varmadığın müddetçe çocuğa (bakmaya ve sahip olmaya) daha haklısın» Ebû Dâvud, Hâkim, FETHUL KADİR.

[136] Zîra ananın çocuğa bakmaya lâyık Müslüman bir kadın olması, çocuğa karşı babadan daha şefkatliliğidir

İLGİLİ   FETVA

Zeyd, karısı Hind'i boşadıktan sonra    Hind Zeyd'den olup dört beş yaşında olan küçük oğlu Amr'i Hıdâne hakkı ile alıp terbiye etmek iste­diğinde Zeyd, «ben yanımda tutmaya evlâyım» diyerek vermemeye kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz. Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 107

[137] İLGİLİ FETVALAR

Dört beş yaşında olan küçük    Zeyd'i anasının anası    Hind    Hidâne (terbiye ve bedenî bakımına) hak sahibi olarak terbiye etmek üzere iken Hind'den hidâne hakkı sakıt olmadan    Zeyd'in babası    Amr     (küçük) Zeyd'i Hind'den almağa kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                     Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 107

Küçük Zeyd'in, terbiye ve muhafaza hakkı babasının anası Zeyneb ile ana-baba bir kız kardeşi Hatice'den hangisinindir?.. ELCEVAP...  Zeynebindir. BEHÇE, 114

Küçük Zeyd'in, terbiye ve muhafaza hakkı ana-baba bir dayısı Amr ile ana-baba bir amcası Bekir'den hangisinindir? ELCEVAP... Bekir'indir. BEHÇE, 114

Küçük Hind'in terbiye ve muhafaza hakkı, anasırım anasının anası Zeyneb ile babasının anası Hatice'den hangisinindir?.. ELCEVAP... Zeyneb'indir. BEHÇE, 114

Küçük   Hind'in anasının anası ve   Hidâne sahibi olan   Zeyneb âmâ (kör) olup küçüğü terbiyeye kadir olmasa, terbiye hakkı, (küçük kızın) babasının anası  Hatice'min olmakla  küçük  Hatice'yi hâkimin  karariyle Zeyneb'den alıp terbiyeye kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur  Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 108

Üç, dört yaşında olan küçük Hind'in terbiye hakkı Hind'in anasının ana-baba bir kız kardeşi ilebabası Zeyd'den hangisinindir?., ELCEVAP... Zeynebindir.        FEYZİYE, 106

[138] AÇIKLAYICI FETVALAR

Hind, ölen kocası Zeyd'den olan küçük kızları   Zeyneb ve   Hatice'yi terbiyeye muhafaza hakkı ile yanında durdururken kendini, küçük kızla-

ra yabancı olan Amr'e nikahlayıp küçük kızların kadınlardan başka ter­biye" ve muhafaza edenleri olmasa, küçük kızların en yakın asabaları olan babalarının babası Amr küçük kızları   (yabancı ere varan anaları)   Hind-den almağa kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                                                FEYZİYE, 107

Küçük Hind'in anası ve bedenî muhafızı Zeyneb kendini küçük kızı­na yabancı olan erkeğe nikahladığında küçük kızın anasının anası (ne­nesi) Hatice deli olup küçük kızı terbiyeye kadir olmamakla Haticenin anası (nenesinin anası) küçük kızı Zeyneb'den (yabancı erkeğe varan küçük kızın anasından) alıp terbiye ve muhafazaya kadir olur mu?. ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ, 109

Küçük Zeyd'in anasının anası Hind, terbiye ve muhafaza hakkı ile yanında tutmak üzere iken Hind kendini (küçük) Zeyd'in mahremi olan yakın akrabası Amr'e nikâhlasa, Hind'den terbiye ve muhafaza  hakkı sakıt o3muş olur mu?, ELCEVAP... Olmaz.                                                         ALİ EFENDİ, 109

Küçük Zeyd'in anası ve bedenî muhafızı Hind, küçük Zeyd'e yabancı ve Zeyd'in süt babası olan Amr'e nikâhlasa, küçük Zeyd'in anasının ana­sı Zeyneb küçük Zeyd'i terbiye etmek hakkı ile Hind'den almağa kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                                         

ALİ EFENDİ, 109

[139] İLGİLİ FETVALAR

Küçük Zeyd'i, anasının anası Zeyneb terbiye ve muhafaza hakkı ile tutmak üzere iken Zeyd yedi yaşını tekmil edip istiğna hâsıl olsa, Zeyd'in babası Amr Zeyd'i Zeyneb'den almağa kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.      ALİ EFENDİ, 112

Hind, mutlak kocası Zeyd'den olan küçük kızı terbiye hakkı ile ter­biye üzere iken Zeynep dokuz yaşını tekmil edip şehvet sahibi olsa, Zeyd Zeyneb'i Hind'den almağa kadir olur mu?., ELCEVAP... Olur.    ALİ EFENDİ, 112

Yedi yaşında olan küçük Hind'in terbiye ve muhafaza hakkı anası­nın anası Zeyneb ile* babası Zeyd'den hangisinindir?..           

ELCEVAP... Zeynebindir. FEYZİYE, 108

Hind, mutlak kocası Zeyd'den olan küçük oğlu Amr'i terbiye hakkı ile tutmak üzere iken Amr yedi yaşını tekmil edip istiğna hâsıl olmakla Zeyd Amr'i Hind'den alıp kendi memleketine götürmek istese, Hind Zeyd'i menetmeye kadir olur mu?.. ELCEVAP. . Olmaz.                                                             FEYZİYE, 109

[140] Zîra çocuğun anası terbiye1 ve muhafaza etmekten âciz olabilir. Ancak çocuk anasının memesinden: başka kadının memesini almazsa, bu takdirde ve çocuğun başka yakım olmadığı takdirde anasının emzirmesi zarurîdir.

. İLGİLİ   FETVA

Hind, boşayan kocası Zeyd'den olup emici olmayan küçük Amr'i mu­hafaza hakkı ile terbiye ve yanında tutmak için ücret nâmına Zeyd'den bir şey almağa kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.   BEHÇE, 117

[141] Yehûdiye Hind, boşayan kocası müslüman Zeyd'den olan oğlu küçük Amr'i muhafaza hakkı ile tutmak üzere iken yedi yaşını tekmil ve İslâm sebebi necat   (kurtuluş sebebi)   olduğunu bilip dîne aklı ermekle Zeyd gaip olan müslümandan kimse akrabası olmayıp küfür ülfeti (tel­kini)   korkulmakla hâkim küçük  çocuğun Salih  kimselerden müslüman Bekir'in yanında durmasına karar verince, Bekir küçük çocuğu Hind'den alıp terbiye ve yanında tutmaya kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olur BEHÇE, 116

Yâhûdi ve hıristiyan kadınların müslüman erkekle nikâhlanmaları-nın cevazı nikâh bahsinde geçti. Oraya müracaat lazımdır.

[142] Hind, boşayan kocası Zeyd'den olan küçük kızı Zeynebi muhafa­za hakkı ile yanında tutmakta olup küçük kız yaşım tekmil etmeyip ve Hind'den muhafaza hakkı sakıt olmadan Zeyd küçük kızı Hind'in rızâsı olmadan alıp sefer müddetinde uzak olan başka memlekete götürmeye ka­dir olur mü?..

ELCEVAP...   Olmaz.   (İstiğna  olmadığındandır.   Aksi  taktirde  götürür). BEHÇE, 117

[143] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/163-167.

[144] Nafaka, insanların muhtaç oldukları yiyecek, içecek, giyecek ve oturacakları gibi şeylerdir.

Bu bahiste, zevcenin, evlâtların, ana ve babaların, yakın akrabaların, köle ve cariyelerin nafakaları ile ilgili şer'î hükümler beyan edilecektir.

Umum: mânâda nafakanın- meşrûiyyetini nâtık olan şer'i delillerin

mealleri:

«{Hâli vakti) geniş olan, nafakayı genişliğine göre versin. Rızkı kendisine daraltılmış bulunan (fakir) de nafakayı Allah (C.C.)'m'ona verdiğinden (o miktara göre) versin. AHâh (C.C.) hiç bir nefse, ona verdiğinden başkasını yüklemez. Allah (C.C.) güçlüğün arkasından ko­laylık ihsan eder.» Talâk Sûresi, 7.

«Ey îman edenler! gerek kendinizi, gerek ailelerinizi öyle bir ateş­ten koruyunuz ki, onun yakacağı insanla (kâfirlerle) ve taş (kiprittaşı) dır.» Tahrim Sûresi, 6.                                                                             .

Hadisi şerif meali;    

«Nafakasını verdiği kimseyi ihmaî» etmesi, kişiye günah' cihetinden kâfidir,» >'esaî.

Ebû.Hüreyrev(R.Â.)'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki; Peygam­ber (S.A.V.)'e bir adam geldi ve :

—  Yâ Resûlel'iah .(S.A.V.) bende bir dînar yar  (onu ne yapayım?)

dedi' Resûlullah (S.A.V.):.'                                                        

—  Oı.a kendin için harca! Buyurdu. Adam :

—  Bende bir başkası var dedi. .Peygamber (S.A.V.)

—  Onu çocuklarına harca! Buyurdu. Adam:                               

—  Bende bir başkası var 'dedi. Râsulüllâh (S.A.V.)

— Onu ailene harca! Buyurdu. Adam :.   "

— Bende bir başkası var Peygamber (S.A.V.) :

—  Onu hizmetçine harca! Buyurdu. Adam:

—  Bende bir başkamı var dedi. Fahri Kâinat (S.A.V.) :

—  Sen bilirsin; buyurdular. Ebû Dâvud, Nesâi,.Hâkim, Selâmetyol-ları Cilt S, Sahife 483.

«Yüksek el (veren el) alçak elden (alan elden) hayırlıdır. Biriniz nafakası kendisine âîd olanlardan (vermeye) başlar. Kadın, beni ya doyur veya boşa, der.»    DAREKUNTI

[145] Kocanın karısına bakmasının vâcipljği kitap ve sünnette uzun uzun be"- in edilmiştir,                                 

Kitabı İlâhîden delilin meali:                  

«Onların (çocukların analarının yâni zevcelerin) ma'ruf şekilde yi yeceği, s^yeceği, çocuk kendisinin olan (babaya - kocaya) aittir. Kimse takatinden ziyadesiyle mükellef tutulmaz.» Bakara, 233.

Sünnetten olan delillerin mealleri :

«Sizin üzerinizde onların (karılarınızın) mâruf şekilde (urful â let gereğince ve doğru şekilde) yiyecek ve giyecek haklan vardır.» Müsl m,

Ashabdan bir zât; «Yâ Resûlellah (SA.V.), bizden birimizin kai .sı­nın kocası üzerinde ne hakkı var?» diye soruyor. Resuîullah (S.A.V.) de şu mealdeki sözleriyle cevap veriyor :                  

«Kendin yediğin zaman onu doyurman, giydiğin zaman onu djj ğiy-dirmendir.» Ahmet Bin Hambel, Ebû Dâvud, Nesi.

İLGİLİ   FETVALAR

Zengin olan Hind'in nafakası kocası  Zeyd üzerine vacip olur rrju?.. ÎEVAP... Olur.                                                           

Küçük Zeyd'in karısı Hind'in nafakası Zeyd üzerine lâzım oluk1 3 iu?

ELCEVAP... Olur. BEHÇJE,

Zeyd, Amr'in büyük kızı Hind'i nikahlayıp kendi evine nakletn duhûlden (cimâdan) evvel Hind'in nafakası Zeyd üzerine lâzım olur rlu?. ELCEVAP... Olur. İBNİ NÜCE™, 7

Cimâa takati olan küçük Hind'in nafakası kocası Zeyd üzerine' lizım olur mu?                                                                     

ELCEVAP... Olur.  Abdurrahim, Cilt 1, Sahıfe 281

Cimâa takati olmayan küçük Hind'in nafakası kocası  Zeyd iizejrine lâzım olur mu?..                                                           

ELCEVAP... Olmaz.  Abdurrahim, Cilt 1, Sahifel 281

Hind,  boşayan kocası  Zeyd'den   olup  terbiyesinde   olan  küç^k  kızı Zeyneb'in malı almamakla Zeyneb için Hind, Zeyd üzerine'hâkiirİtmiruf miktar nafaka takdir ettirse, derhal Hind takdir olunan nafakayı [zjyJ*-den (boşanan kocasından) alıp küçük kızma infâka kadir olur rmj?J^( ELCEVAP...  Olur.-                                                  

Zeyd, kapsı Hind'in nafakasını edâ etmeden kaçınırsa, Hâkimi Zeyd'i Hind'in nafakası için hapsetmeye kadir olur mu?..        

ELCEVAP... Olur. İBNİ NÜCEYM, 86

[146] îzahı yapılan yerden buraya kadarı  geçen  cümleleri  açjklayıcı fetvalar şöyledir :

Zeyd, Hind'i «şu kadar    (belli miktar)    para mehri muaccel    (peşin mehir) konuşmasiyle nikahlandıktan sonra Zeyd Hind'e mehri muacceli­ni vermemekle Hind kendini Zeyd'e teslim etmeyip kendi evinde sakin olsa, Hind'in nafakası Zeyd üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.   Ali Efendi, cilt 1, Sahife

Zeyd, karısı Hind'i nafakasız bırakıp başka memlekete gittiğinde Hind hâkime varıp Zeyd üzerine kendine mâruf miktardan ziyâde yevmi­ye şu kadar para nafaka takdir ettirse, Zeyd geldiğinde mâruf miktar­dan ziyâde olduğu meydana çıkınca Zeyd ziyâdeyi vermemeye kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.      Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 117

Zeyd, karısı Hind'i nafakasız bırakıp başka memlekete gitmekle Hind hâkime varıp Zeyd üzerine kendine mâruf mikdar yevmiye (günde­lik) şu kadar para nafaka takdir ettirip sonra -bir müddet kendi mâliyle geçinse, Zeyd geldiğinde Hind takdir olunan nafakayı Zeyd'den almaya kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.    ALİ EFENDİ, 117

Cimâa kudreti olup, ahlaksız olmayan Hind'in kocası Zeyd üzerine nafakası lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur. ALÎ EFENDİ, 117

[147] Hind'in kocası Zeyd üzerine şer'an lâzım gelen nafaka ve elbisesi ikisinin hallerine nazarla mıdır, yoksa her birinin hâline nazarla mıdır?.. ELCEVAP... İkisinin hallerine nazarladır.   BEHÇE, 119

[148] Fakir Zeyd üzerine karısı Hind'in cariyesi Zeyneb'in nafakası lâzım olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.  NETİCE, 100

Kadının kocası zengin olur ve kadının da hizmetçisi olursa, o koca­nın üzerine o hizmetçinin nafakası farzdır. Fakat bu şekil hizmetçisi olan kadın hürre olduğu vakittedir. Binaenaleyh kadın câriye olursa, hiz­metçinin nafakasını almaya- müstahak olmaz.

Hindiye, Cilt 1, Sahife 547

[149] İçtimaî adaletin örneklerinden biri beyan edilmiş oluyor. Binaen­aleyh İslâmm her hükmü, idrak eden ve inananlar için böyledir.

Hâkim, zevce için daha evvel zevci üzerine fakir nafakası ile hükme­dip sonra zevç zenginlese ve kadın dâva etse, hâkim kadına zengin nafa­kasını tamamlamak üzere hükmeder.

Hindiye Cilt 1, Sahife 548

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, karısı Hind'e nafaka vermeyip ezâ ve cefâ etmekle Hind hâ­kime varıp Zeyd'in huzurunda kendine Zeyd üzerine mâ'ruf mikdar yev­miye şu kadar (belli mikdar) para nafaka takdir ettirip o kadar parayı Zeyd'den istediğinde Zeyd hiç bir cihet olmadan vermemeğe kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.      FEYZİYE, 121

Bu fetvada, zamanımızda şehvetine mağlûp olup karısına ezâ ederek bakmayıp gayri meşru yollara sapan veya zulüm yolu ile karısına bakma­yanların yakasından sarılıp karısı hakkım alabileceği beyan edilmektedir..

Hind, kocası Zeyd'in zimmetinde toplanmış olan mukarrar nafakası­nı hâkim huzurunda Zeyd'den istediğinde Zeyd ikrar edip edâ etmeye kudreti olmadığım dâva etse ve zenginliği de sabit olmazsa, Zeyd yemini ile tasdik olunur mu?.. ELCEVAP... Olunur.

Bu surette Zeyd^n zenginliği Şer'i Şerifin beyanı üzerine sabit olma­dıkça Hind Zeyd'i hâkime hapsettirmeye kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.     İBNİ NÜCEYM, 66

'    Zeyd, karısı Hind'e yevmiye şu kadar para, elbise paha takdir edip Hind de râzi olduktan sonra Hind hâkim huzurunda takdir olunan şey­den rücû edip «hâline münâsip kâfi mikdar Zeyd'den elbise isterim» de­meğe kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                                        İBNİ NÜCEYM, 86

Zeyd'in karısı    Hind'in, zengin    Zeyd'e zenginliği miktarı şu kadar (belH inikdar) para nafaka takdir olunmasını dâva ettiğinde Zeyd, «ben fakirim, üzerime ancak fakir nafakası lâzımdır» diye dâva edip   Zeyd'in zenginliği delil ile sabit olmazsa, söz Zeyd'in olur mu?.. ELCEVAP... Olur.    İBNİ NÜCEYM

Zeyd, karısı Hind'in elbisesi için belli mikdar her ay için şu kadar  takdir etse, lâkin Hind râzi olmazsa, Hind bir müddet geçtikten sor

ra o müddette toplanmış ve takdir olunmuş parayı Zeyd'den almağa kadir

olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz. (Zîra o takdir edilene rızası yok idi).

İBNİ NÜCEYM, 71

Kadın, hâkimin kararı verilmezden evvel ve kara ile koca arasında bir mikdar nafaka üzerine rızalaşmadan evvel geçen zaman için zevcin-' den nafaka alma dâvasında bulunduğu vakit, biz  (Hanefîlere)  göre bu şekilde geçen zaman için.hâkim nafaka hükmü ile hükmetmez.

Hindiye, Cilt 1, Sahife 551

Bu izahat gereğince daha evvel karı-koca bir mikdar nafaka üzerin­de yevmiye veya aylık nafakanın tâyinini beyân ederek anlaştılarsa, ge­çen zaman için kadının nafaka alma hakkı vardır. Fetâvâyı Abdurrahim-de de bu hüküm aynen mezkûrdur. Nitekim bu izahat hemen ilerde me­tinde gelecektir^

[150] Bu paragrafta beyan edilen altı sınıf ve şekilde bulunan kadına kocası nafaka vermekle mükellef olmadığı ve böyle kadınların da nafaka almaya hakları bulunmadığı açıklanmaktadır.

a) Haksız yere kocasının evinden çıkan veya giden âsî, itaatsiz ve ahlâksız kadının şer'an nafaka almaya ve istemeye hakkı yoktur. Zîra suçludur. Fakat, kadın haklı olarak çıkarsa, nafaka hakkı sakıt olmaz. Me­selâ: mehri muacceli (peşin mehri) verilmemesi hâlinde olduğu gibi.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd'in karısı Hind, Zeyd'in evinden Zeyd'in izni olmadan haksız ola­rak çıkıp bir müddet kardeşi Amr'in evinde âsî olarak sakin olsa, Hind o (sakin olduğu) müddette nafakaya müstehak olur mu?.. ELCEVAP  . Olmaz.                                       Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 116

Zeyd'in karısı Hind, Zeyd'in evinden Zeyd'in izni olmadan haksız olarak çıkıp başka kocadan olan oğlunun oğlu Amr'in evine vardığında (kadın) hâkime Zeyd üzerine nafaka takdir ettirip bir müddet Amr'in evinde âsî olarak sakin olsa, Hind o (sakin olduğu) müddette takdir olu­nan nafakayı Zeyd'den almağa kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFENDİ, }16

Zeyd, karısı Hind ile Hind'in evinde sakin iken Zeyd başka evq nak­ledip Hind'i o eve götürmese, Hind nafakasını Zeyd'den istediğinde! Hibd Zeyd'in evine gitmekten çekinmez iken mücerred «evinde sâkinsiijl» Şe-yip nafakasını vermemeye kadir olur mu?.,

"ELCEVAP... Olmaz.

FEYZIY

Bu son fetvada kadının hiçbir taksiratı olmayıp kocası kadın, sizlik ve hakaret ettiğinden başka evde sakin olsa da kadının nafak ki sakıt olmaz ve alması hakdır.

b)    Borcundan dolayı hapsolunan kadın da kocasından nafaka ala­maz. Zîra suç ve taksîrât kadının kendindendir. Kocasının taksîr|tı ve suçu yoktur.          

İLGİLİ   FETVA                      

Zeyd, Amr'in karısı Hind'in zimmetinde olan şu kadar (belli bili mik­dar) para hakkını Hind'den istediğinde Hind'in edaya kudreÜ va| iken tehir edip vaktini- geçirmekle Zeyd Hind'i bir müddet hapsettirse bık (jıa-pis) müddetinde    Hind'in nafakası  (kocası)     Amr'in üzerine lâzırii olurmu?..              

ELCEVAP... Olmaz.   NETİCE, İ02

c)   .Zifafa girmemiş hasta kadın için de nafaka hakkı yoktur.    Zira zevcin menfaatlanması için kadın evinden zevcin evine intikâl etnfienjiiş, dolayısiyle rabıta kurulmamıştır. Bu hal zifafa hiç bir mâni sebep lolijıa-dığı haldedir. Aksi takdirde nikâh kıyılır, meşru mazeret yok ikerj zifaf olmazsa nafaka lâzım olur.

İLGİLİ   FETVA

Zeyd, erkeklerin maslahatına lâyık olan (cima' yapılabilecek) kü< ük kızı   Hind'i sahih nikâhla   Amr'e nikahladıktan sonra   Amr    Hind'i bir müddet istemeyip Zeyd'in (babasının) evinde sakin olsa Hind'in buj müd dette Amr üzerine nafakası lâzım olur mu?.. ELCEVAP.,, Olur.                                                                    BEHÇE

d)  Zorla alınmış ve götürülmüş kadın için de nafaka yoktur! 2îra zevciyet  haklarının taallûku için  sahih  nikâhı   îcabettiren  rıza   ye   de­vamlı âilelik şartı lâzımdır.                                                            

e)    Cima edilmiyecek kadar küçük kız çocuklarının nikahlanmadı hâlinde karı-koca muamelesi olamıyacağmdan onun da nafaka alma hak­kı yoktur..  

İLGİLİ   FETVALAR

Cimâa takati olmayan küçük Hind'in nafakası kocası Zeyd üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                      İBNİ NÜCEYM, 65

Zeyd, iki üç yaşında olan küçük kızı Hind'i Amr'e nikâhlasa, Hind'in nafakası Amr üzerine lâzım olur mur?.. ELCEVAP... Olmaz.                                        Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 116

Zeyd, altı yaşında olan küçük kızı Hind'i Amr'e nikâhlasa, Hind er­keklerin maslahatına (cima' edilmeye) sâlih olmadan (büyümeden) Hind in nafakası Amr üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.      ALİ EFENDİ, 116

f) Kadın kocası olmadığı halde hacca gitse, hattâ mahremlerinden biri ile gitse dahi seferde ihtiyacı olan nafakası kendi malından sarfedil-mesi lâzımdır. Kocasına lâzım değildir. Kocası ile olursa evindeki nafaka­dan fazla sarfetmek mecburiyeti de yoktur. Fakat zevç isterse dilediği kadar teberru edebilir.

İLGİLİ   FETVA

Hind, kocası Zeyd ile farz olan haccı ıskat etmek için Kâbe-i Mü-kerretneye giderken Zeyd Hind'i hazarı (memleketteki) nafaka ile infak ederken Hind kanaat etmeyip «hazardaki sarfedilen nafakadan ziyâde beni infak et, kira, binitlerimi ve diğer sefer levazımını mâlinden ver» diye Zeyd'e cebretmeye,kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                                   BEHÇE, 42

[151] Yâni fakir olan kocanın karısı Hâkim tarafından beyinleri ay-rılmayıp kadına kocası nâmına ödünç nafaka alıp sonra zevcinin malın­dan ödenmesi için zevcine havale eder ve böyle yapılmasını hâkim kadına emreder. Şayet zevç ölür veya boşarsa onun malından alınmak üzere mü­racaat olunur.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, karısı Hind'i nafakasız bırakıp başka memlekete gitmekle Hind hâkime varıp Zeyd üzerine kendine mâruf mikdar yevmiye şu ka­dar para nafaka takdir edip ve Ödünç almaya izin alıp bir müddet ödünç­le geçindikten sonra ödünç nafakayı almadan Zeyd Ölse, Hind ödünç alı­nan nafakayı Zeyd'in terekesinden almağa kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ, 118

Zeyd, karısı Hind'i nafakasız bırakıp başka memlekete gitmek iste­diğinde Hind nafakası için Zeyd'denkefil talebine kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.      İBNİ NÜCEYM, 65

[152] Zeyd, boşanmış kârısı Hind'e iddet nafakası şu kadar para tak­dir edip ve borç etmeye izin verse, Hind de iddeti bitinceye kadar ödünçle kendisine infak edip iddeti bittikten sonra ödünç alman nafakayı Zeyd'­den almaya kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olur.  İBNİ NÜCEYM, 63

Zeyd, karısı Hind'i nafakasız bırakıp diğer memlekete gittikten son­ra Hind hâkime varıp Zeyd üzerine kendine şu kadar para nafaka takdir edip ve ödünç almaya izin alıp lâkin Hind ödünç almayıp (borç etmeyip) bir müddet kendi maliyle geçindikten sonra Hind takdir olunan nafaka­yı Zeyd'den almadan Zeyd Hind'i talâk-ı bâyinle boşasa, bu nafaka sakıt olur mu?.. ELCEVAP,.. Olur.   BEHÇE, 122

[153] Yâni zevç zevcesini kendi oturduğu ve iyi komşularla çevrili

evde oturtması lâzımdır. Nitekim bu gerçek Kur'an-ı Kerîm'de meâlen şöyle beyan ediliyor :

«O kadınları, gücünüzün yettiği kadar ikamet ettiğiniz yerin bir kıs­mında oturtun. (Evleri) başlarına dar etmek (onları çıkmaya mecbur kılmak) için kendilerine zarar yapmayın.» Talâk Sûresi, 6.

[154] Yâni bir evin kaç odası olur ve her odanın ayrı ayrı kapısı ve kilidi olursa, zevcenin itirazı nazara alınmaz. Oradaki odalardan birinde oturması lâzımdır.

İLGİLİ   FETVA

Zeyd, bir belde halkından Hind'i o beldede nikahlayıp Hind'in evinde Hind ile sakin olup ve peşin mehrini Hind'e vermiş iken Hind Zeyd'i evi­ne girmekten menetse, Hind'in Zeyd'i girmekten men'i «senin mülkün olan evine giderim yahud benim için bir ev kirala seninle onda oturalım» demek için olmasa (yâni böyle meşru bir sebep olmadığı halde evlendik­leri evine kocasını koymasa), Hind kocasına âsî olmuş olur mu?.. ELCEVAP... Olur.     BEHÇE, 121

Kadın, hâkime kocasını «dövüyor» diye şikâyet edip iyi insanların yanında sakin etmesini talep etse, eğer hâkim böyle olduğunu bilirse ko­casını tekdir eder. Fakat komşularının iyi olduğunu bilirse hiçbir şey em­retmez. Kocası orada iskân ve karar ettirir. Şayet komşuları kötü olursa, iyi kimselerin yanında iskân ettirmesini emreder.

Kocanın evinden (meşru bir sebep yok iken) çıkarak kocasına âsî olan kadın nafakaya müstehak olmaz. Haksız olarak çıkması, kocasının izni olmadan evinden çıkıp gitmesidir. Eğer kocasına öfkelenen ve koca­sını tersleyen kadın kocasının evinden çıkmış olmazsa, cima' etmek im­kânı mevcut olduğundan nafaka sakıt olmaz ve kadın âsîden sayılmaz.

Bezaziye, Cilt 1, Sahife 195

Hind, kocası Zeyd ile yevmiye şu kadar para nafakaya rızalaştıktan sonra Hind Zeyd'in evinden Zeyd'in izni olmadan şer'î bir özür yok iken çıkıp (oğlan) kardeşinin evinde sakin olsa, Zeyd Hind'i hâli üzere (o şe­kilde) terkedip başka memlekete gittiğinde Zeyd o memlekette iken Hind Zeyd'in evine dönüp Zeyd'in evinde dâim ve durucu olunca Zeyd'in üze-rinde kararlaşmış olan nafakasına döndüğü zamandan î'tibaren müste-hak olur mu?,.                                                                                      

ELCEVAP... Olur.  İBNİ NÜCEYM, 77

Zeyd'in evinin müteaddit odaları olmakla karıları Hind ve Zeyneb'i kapısı ve kilidi başka olan birer odada iskân ettirmek istediğinde Hind razı olmayıp Zeyd'e «beni müstakil başka evde iskân et» diye cebretme­ye kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz. FEYZİYE, 61

Bu cümlelerin ifade ettiği hükümlerin daha genişi birinci cildin ka­rı - koca arasında haklarla ilgili fetvalar bölümünde geçmiştir.

[155] Zeyd'in karısı Hind'in anası ve babası her cumada Hind'i (kız­larını) ziyaret için Zeyd'in evine geldiklerinde Zeyd'in izni olmadan evin­de yatmaya kadir olurlar mı?.. ELCEVAP... Olmazlar. B£HÇE, 71

Zeyd'in karısı Hind, cumada bir,kere anası Zeyneb'in evine varıp (anası)   Zeyneb'i görmek istediğinde   Zeyd   Hind'i meşru bir sebep yok iken menetmeye kadir olur mu?.. . ELCEVAP... Olmaz.                                         Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 61

Zeyd'in karısı    Hind'in anası    Zeyneb, her cumada bir kere    (kızı) Hind'i görmek istediğinde Zeyd (karısının anası)  Zeyneb'i hiçbir sebep yok iken menetmeye kadir olur mu?., ELCEVAP... Olmaz.         ALİ EFENDİ, 61

Zeyd, karısı Hind'in evlâtları ve ana babalarından başka olan yakın­larım senede bir kereden başka evine girmekten menetmeye kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olur. BEHÇE, 70

Zeyd'in karısının ana - baba bir (oğlan) kardeşi Amr her gün Zeyd'in evine varır olsa, Zeyd razı olmayıp Amr'i senede bir kerreden başka evi­ne girmekten menetmeye kadir olur mu?.. ELCEVAP     Olur. FEYZİYE, C0

[156] Gâib olan erkeğin karısının, ana ve babasının ve çocuklarının hakları onun mâlinden teminine bağlıdır. Her türlü ihtiyaç ve nafakaları onun nerede ve ne surette olursa olsun mutlaka onun malından karşılan­ması farzdır.

Metindeki bu cümle, kansı ile beraber çocuklarının, ana ve babala­rının hakları birlikte zikredilmiş oluyor. Karısını bırakıp gidenler için de İslârmn gerekli hükümleri beyan edilmektedir.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, karısı Hind'i nafakasız bırakıp diğer memlekete gitmekle Hind hâkime varıp Zeyd'in emanetçisi Amr yedinde (elinde, yanında) olan pa­rasından nafaka takdir ettirmek istese, Amr bu parayı ve zevciyeti ik­rar edince hâkim Hind için bu paradan mâruf mikdar nafaka takdir et­meye kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.   İBNİ NÜCEYM, 87

Zeyd, karısı Hind'i nafakasız bırakıp başka memlekete gitmekle Hind hâkime varıp Zeyd'in, Amr'in zimmetinde karzdan (ödünç verdiği ve ZeyaVe ait) olan parasından nafaka takdir ettirmek istese, Amr bu pa­rayı ve zevciyeti ikrar edince hâkim Hind için bu paradan mâruf mikdar nafaka takdir etmeye kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.    FEYZİYE, 114

Hindin kocası Zeyd, başka memlekete gittiğinde Hind Zeyd'in kar­deşi Amr'e mücerred kardeşi olmakla (yâni yanında kardeşinin malı ve sâiresi olmayıp sâde kardeşlik olmakla)  «Nafaka ve elbisem için mâlin­den bana şu kadar para ver» diye Amr'e cebretmiye kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.        FEYZİYE, 115

Zeyd,    karısını nafakasız bırakıp    başka memlekete gittikten sonra Hind Zeyneb'in kendinde emânet olan parasından nafakasına mâruf mik­dar şu kadar para sarfetse, Hind'e (o sarfettiğini) tazmin etmesi lâzım olur mu?,. ELCEVAP... Olmaz. ALİ EFENDİ, 119

Zeyd, karısı Hind'i nafakasız bırakıp başka memlekete gitmekle Hind hâkime varıp Zeyd'in mudarebi (mudarebe yoluyla ortağı) Amr'in yedin­de olan parasından nafaka takdir ettirmek istese, Amr bu parayı ve zev­ciyeti ikrar edince hâkim Hind için bu paradan mâruf mikdar jıafaka tak­dir etmeğe kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.  ALİ EFENDİ, 119

Zeyd, kansı Hind'i nafakasız bırakıp başka memlekete gidip sonra Zeyd gâib olup hayatı ve mematı bilinmemekle hâkim   Zeyd'in menkûl mallarını hıfz için satmış olsa, hemen parasını Hind'in nafakasına sarfet-meye kadir olur mu?,. ELCEVAP... Olur.                                      Abdurrahim, Cilt 1, Sahife 283

[157] Bu paragrafta herhangi bir meşru sebeple boşanan kadının id-deti bitinceye kadar nafaka hakkı olduğu, fakat kadının kendisi tarafın­dan işlenen kötü halden dolayı boşanır veya ayrılık hâsıl olursa, bu tak­dirde iddet müddetinde nafakanın vâcib olmadığı beyan edilmektedir.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, hayız sahibi olan karısı Hind'i boşadıktan sonra Hind «hayız görmedim, hamileliğim var» diye onbir ay Zeyd'den şu kadar (belli mik­dar) .para iddet nafakası alıp sonra Hind «hamileliğim var zannetmiştim, yok imiş, hayız gördüm» dese, Zeyd bu müddette iddet nafakası nâmına verdiği bu meblâğı Hind'den geri almağa kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                                        ;i.

Bu surette Hind bu (onbir ay) müddetten sonra üç hayız ile iddeti bitinceye kadar Zeyd'den nafaka almağa kadir olur mu?.. ELCEVAP:.. Olur.   BEHÇE, 120

Ölen Zeyd'in karısı Hind, iddet nafakası nâmına terekeden bir şey almaya kadir olur mu?.. ELCEVAP...  Olmaz.                                                       ALİ EFENDİ, 120

Zeyd'in boşanmış karısı Hind, Zeyd'in üzerine nafaka takdir ettir­meden iddeti bitse, Hind Zeyd'den iddet nafakası nâmına bir şey almağa kadir olur mu?.. ELCEVAP...  Olmaz. ALİ EFENDİ, 120

Şu  fetvaîardaki îslâmî  hükümlere  bakalım, bir  de  bulunduğumuz asadaki kadınların haksız yere aylarca, hattâ senelerce haram olan nafaka alışlarına ve yiyişlerine bakalım. İslâm ne diyor, müslümanız diyen haksız sapıklar ne yapıyor?

İddet bekleyen Hind, boşayan kocası Zeyd üzerine hâkime mâruf mikdar yevmiye şu kadar para iddet nafakası için takdir ettirse (yâni üç hayız görme müddeti veya hamileliğin bitme müddeti için nafaka takdir ettirse) Hind bu parayı Zeyd'den alıp nafakasına sarfetmeğe kadir olur mu?.. ELCEVAP.. Olur.  ALİ EFENDİ, 121

Zeyd, ölen Amr'in iddet bekleyen karısı Hind'e nefsini kendine (Zeyd'e) nikahlamak şartı ile nafakasına sarfetmek için bir mikdar pa­ra gönderip, Hind de sarfettikten sonra iddetinin tamamında nefsini Zeyd'e nikâhlamaktan kaçınsa, Zeyd bu gönderdiği parayı Hind'e tazmin ettirmeye kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.  ALİ EFENDİ, 121

Ölen Zeyd'in karısı hâmile Hind, Zeyd'in terekesinden iddet nafaka­sı nâmına bir şey almağa kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.    Abdurrahim Cilt 1, Sahife, 182

Zeyd, karısı hâmile Hind'e talâk-ı bâyinle boşadığmda Hind hamlini doğuruncaya kadar iddet nafakasını Zeyd'den talep edip  almağa kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.        Abdurrahim, CÜt 1, Sahife 282

Zeyd, karısı hâmile    Hind'i boşadığmda Hind hamlini doğuruncaya kadar Zeyd üzerine hâkime mâruf miktardan ziyâde yevmiye şu kadar (belli mikdar) para iddet nafaka hakkı takdir ettirse, Zeyd ziyâdeyi hâ­kime kaldırtmaya kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.  FEYZİYE, 119

Zeyd, karısı hâmile Hind'i boşadıktan sonra Hind Zeyd'den çocuk doğurduğunda çocuğun malı olmakla Zeyd'in (babasının) üzerine hâ­kime mâruf mikdar yevmiye şu kadar para takdir ettirip ve ödünç olarak verilmesine izin alıp iki sene küçük çocuğun terbiye hakkı ile terbiye edip ödünç olarak infak etse, hemen Hind takdir olunan nafakayı Zeyd'den ta­lep ettiğinde Zeyd «mücerred çocuk emdirme müddetinde süt emip taam yememekle nafaka lâzım olmaz» diye vermemeğe kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz. FEYZİYE, 118

Son fetva ile ilgili geniş îzâhat «Hıdâne babında» geçmiştir.

[158] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/169-182.

[159] Bu bölümde de, nafaka hususunda diğer yakınlar zikrediliyor. Ve bu cümlede, fakir küçük çocuğun nafakası bil icmâ babasının üzerine­dir İster baba fakir olsun, ister zengin olsun. Fakat, fakir baba üzerine kâfi mikdar farzdır, zengin baba üzerine ise, hâkimin takdir ettiği mik-dar lâzımdır. Şayet baba çalışıp infaka kadir ise, çalışır ve kazanır sonra infak eder. Eğer infak imkânı olduğu halde infakdan kaçınırsa hapsolu-nur. Anne ise hapsolunmaz.

Baba olmadığı takdirde veya baba infâka kadir olmadığı takdirde küçük fakir çocuğun nafakası, zengin ve infaka kadir annesi üzerine farz­dır.

Metinde, «küçük» kaydı zikredilmekle baliğ ve mükellef çocuğun na­fakası ileride geleceği üzere bâzı sebepler olmadığı takdirde farz olma­yacağına işarettir.

«Fakir» Helimesi ile de, zengin çocuğun nafakası kendi malından lâ­zım olduğunu beyandır.

DÂMAD

Fakir baha ve annenin nafakasının evlâtlarına ve kadının nafakası­nın da kocasına farzlığmda ve infak edilmesinde başka hiçbir ferdin işti­rakine lüzum olmadığı gibi, küçük fakir çocukların nafakasında da baş­ka hiçbir ferdin iştiraki olmadan doğrudan doğruya bahası ve anası üze­rine lâzımdır.

İLGİLİ   FETVALAR

Küçük fakir Zeyd'in nafakası, babası Amr üzerine şer'an lâzım olur .mu?... ELCEVAP... Olur.                                                              FEYZİYE, 119

Küçük Hind'in, babasının Zeyd ile anası Zeyneb'den başka kimsesi olmayıp lâkin (dedesi) Zeyd zengin olup (anası) Zeyneb fakir olsa, Hind'­in nafakası yalnız Zeyd üzerine mi lâzım olur, yoksa Zeyneb üzerine de lâzım olur mu?..

ELCEVAP... Yalnız (babasının babası = dedesi) Zeyd üzerine lâzım olur.

FEYZİYE, 116

Hind, fakir ve muhtaç olup anası zengin Zeyneb'den başka kimsesi olmasa, Hind'in nafakası  (anası)  Zeyneb üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.     FEYZİYE, 116

Zeyd, karısı Hind'i ve küçük çocuklarını nafakasız bırakıp başka memlekete gidip harçlık da göndermezse, Zeyd'in babası zengin Amr Zeyd'e rücû etmek üzere (yâni vereceği nafakaları oğlu Zeyd'den alma­ya hakkı olmak üzere) Hind'i ve çocukları infak etmeye cebrolunur mu?. ELCEVAP... Olunur.       NETİCE, 102

. Küçük Hind'in malı olmayıp babası Amr de fakir ve kazanmaktan âciz olup Amr'in babası küçük (Hind'in baba babası - dedesi) Bekir zen­gin olsa, .küçük Hind'in nafakası (dedesi) Bekir üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur. NETİCE, 103

Fakir ve bâliğa olan Hind'in nafakası babası Zeyd üzerine lâzım olur mu?..

ELCEVAP... Olur. Abdurrahim, Cilt 1, Sahife 273

Zeyd'in küçük çocuklarının anaları ölen Hind'den intikâl eden malla­rı var iken nafakaları Zeyd üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz. Abdurrahman, Cilt 1, Sahife 273

[160] Küçük çocukların nafaka ve her türlü ihtiyaçları babalara aittir. Metinde geçtiği üzere süt emme zamanında emdirme hususunda anne mecbur değildir. Ancak başka süt anne bulunmadığında veya çocuk anne­sinden başka kadının memesini emmediği takdirde, annenin emdirmesi lâzım oluyor. Emdirme ve annenin çocuğu terbiye edip muhafaza husu­sunun yedi veya dokuz yaşına kadar yanında bulundurabileceği ve mu­hafaza hakkının olduğu yukarda «hıdâne babında» geçmiştir.

[161] Zengin olan. Zeyd'in oğlu büyük Amr, hasta olup kâr ve kazanca kadir' olmayıp fakir olsa, Amrin nafakası (zengin babası) Zeyd üzerine lâzım olur mu?..                                                        ,

ELCEVAP... Olur. ALİ EFENDİ, 122

Kocası olmayan fakir bâliğa Hind'in nafakası babası Zeyd'ir   üzeri­ne lâzım olur mu?.. ELCEVAP...  Olur.                                                          ALİ EFENDİ, 122

Âma (kör) olup fakir ve muhtaç olan Zeyd'in babasının babası zen­gin Amr'den başka kimsesi olmasa, Zeyd'in nafakası (dedesi) Amr üze~ rine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                   -                                NETİCE, 106

Kocası olmayan fakir Hind'in babası zengin Amr ile zengin olan oğ­lu Bekir ve kızı Zeyneb'den başka kimsesi olmayan,  Hind'in nafakası Bekir ve Zeyneb üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.  NETİCE, 103

[162] Bu parağrafda da, fakir olan ana, baba ve bunların yukarıya doğru çıkan büyük ana ve babaların nafakaları evlâdları üzerine farzdır. ve bu farziyet ve evlâdlann mâlî durumları farksız veya cüz'î bir farkla iseler, ana ve babaların nafakaları aralarında müsavi olmak üzere farz­dır. Hattâ mâlî durumları arasında fazla miktarda fark olsa dahi nafa­ka farkının olmadığı da beyan edilmiştir.

Bakıma muhtaç olan ana ve babalara sahip çikıp her türlü ihtiyaç­larını karşılamanın lüzumunu beyan eden birkaç islâmî hüküm meali;

«Biz insana ana ve babasını tavsiye ettik (onlara itaat etmesini tav­siye ettik). Onun anası kendisini zâf üstüne zâf (gebelik zahmeti, ağrı zahmeti ve doğurma zahmeti) ile taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl (sürmüştür) Bana, ana ve babana şükret. Dönüşün ancak banadır (de­dik)...»

«Eğer onlar sence (dîni bakımından) ilimde (yeri) olmadık her han­gi bir şeyi bana eş tutman üzerinde seni zorlarlarsa kendilerine itaat et­me onlarla (ana ve babalarınla) dünyada iyi geçin (kendilerine iyilik yap, muhtaçlara infak et, sılâ'ı rahm et). Bana dönenlerin yoluna uy. N'hâyet dönüşünüz ancak banadır.» Lukman Sûresi, 14, 15.

«Onlar (Mü'minler) hangi şeyi nafaka olarak vereceklerini sana so­rarlar. Deki: Maldan vereceğiniz şey (öncelikle) ananın, babanın, akra­banın, yetimlerin, yoksulların ve yol oğlunun (müsafirin hakkı) dır.» Ba­kara, 215.

Behz bin Hâkim'den o da babasından o da dedesinden (R.A.) işitmiş olarak rivayet edilmiştir. Dedesi demiştir ki;

— Yâ Rasûlallâh (S.A.) kime ihsan edeyim? dedim:

—  Annene; buyurdular:

—  Sonra kime? dedim:  .

— Annene; buyurdular:

— Sonra kime? dedim, (yine) :

— Annene: buyurdular:

— Sonra kime? dedim :

—  Babana! ondan sonra en yakın akrabana, ondan sonra müteakiben gelen en yakın akrabana;  buyurdular» Ebû Dâvud, Tirmizi.

İLGİLİ   FETVALAR

Fakir ve muhtaç olan    Zeyd'in küçük oğlu zengin    Amr'den başka kimsesi olmasa, Zeyd,  (küçük oğlu zengin)  Amr'ın malından kendi na­fakasına yetecek mikdar sarfetmesi -caiz olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                                       ALİ EFENDİ, 122

Fakir Zeyd'in oğlu Amr'den başka kimsesi olmayıp lâkin    Amr'de fakir olup kâr ve kazanca kadir olmasa, Zeyd'in nafakası Amr üzerine lâzım olur mu? ELCEVAP... Olmaz.                                                    ALİ EFENDİ, 123

Bu fetvada beyan edildiği üzere muhtaç babamn oğlu hem fakir ve hem çalışma ve kazanma imkânı yoktur. Kendisi zâten muhtaç ve âciz­dir.

Zengin Hind'in nafakası oğlu Zeyd üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                     ALİ EFENDİ, 121

Fakir ve muhtaç olan Zeyd'in, zengin oğullan Amr ve Bekir'den başka kimsesi olmasa, Zeyd'in ve karısı Hind'in nafakaları Amr ve Be­kir üzerlerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                                                 BEHÇE, 123

Fakir olan Hind'in nafakası zengin olan oğlu Amr ile kızları Zeyneb ve Hatice üzerlerine ne şekilde lâzım olur? ELCEVAP... Hepsine beraber (müsavi) lâzım olur

Abdurrahim, Cilt 1, Sahife 272

Fakir olan Zeyd'in nafakası zengin olan oğlu Amr üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                                     ABDURRAHÎM, 272

Hind'in kocası Zeyd, zengin iken Hind oğlu Amr'den nafaka nâmına bir şey almağa kadir olur mu?.. ELCEVAP .. Olmaz. FEYZÎYE, 117

[163] AÇIKLAYICI FETVALAR

Fakir Hind'in kızı Zeyneb ile oğlunun oğlu ZeycTden başka kimsesi olmasa, Hind'in nafakası yalnız üzerine mi lâzım oîur, yoksa Zoyd'e de lâzım olur mu?..

ELCEVAP... Yalnız Zeyneb üzerine lâzım olur.  (Zira Zeyneb daha ya­kındır).    FEYZİYE, 120

Fakir Hind'in kocası olmayıp sakin olmak için eve ihtiyacı olmakla küçük oğlu Zeyd'in evinde sakin olmak istediğinde Zeyd'in vâsisi Amr, «râzi o mam» deyip Hind'i men etmeye kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.  (Zira en yakınının evinde sakin olmak hakkıdır).

FEYZİYE, 115

Fakir olan Hind'in oğlunun kızı Zeyneb ile kızının kızları Hatice zengin olup bunlardan başka kimsesi olmasa Hind'in nafakası bunlar üze­rine lîızım olur mu?..

ELCEVAP... Olur. (Zira bunlar yakınlıkta beraber olduklarından nafaka aralarında müsavidir).   FEYZİYE, 108

Kocası olmayan fakir Hind'in nafakası Hind'in kızı Zeyneb ile ana baba bir kardeşi Amr üzerine ne şekilde lâzım olur?.. ELCEVAP... Yalnız kızı üzerine lâzım olur.  Abdurrahinı, Cilt 1, Sahife 272

Malı olmayan fakir Zeyd'in nafakası, zengin olan kızı Hind ile oğ­lunun oğlu Amr üzerine ne şekilde lâzım olur?..

ELCEVAP... Yalnız (kız) Hind üzerine lâzım olur,  (zira o daha yakın­dır)   ABDURRAHİM, 272

Müslüman Zeyd, fakir ve muhtaç olup zengin ve zimmî (gayri müs-lim vatandaş)   olan oğlanları Amr ve Bekir'den başka kimsesi olmasa, Zeyd'in .nafakası (vatandaş olan oğlanları) Amr ve Bekir üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.    Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 123

Fakir olan Zeyd'in nafakası, yalnız zengin olan oğulları Amr ve Bekir üzerine mi lâzım olur, yoksa oğlunun oğlu Beşir üzerine de lâzım olur mu?..                                                                 

ELCEVAP... Yalnız Amr ve Bekir'in üzerine lâzım folur.(Zira bunlar daha yakındır).  ALİ EFENDİ, 104

[164] Muhtaç olan akraba ve âcizlere yardımda Bulunarak her türlü ihtiyacını karşılamak yakınları üzerine farzdır.    Bul gerçeğin böyle ol­duğunu beyan eden birkaç şer'i delil meali şöyledir: |

«Hısıma, yoksula ve yolda kalmışa haklarını ver» İsra, 26 «Şüphesiz ki,    Allah  (C.C.)   adaleti,  iyiliği ve   (bilhassa)   akrabaya (muhtaç oldukları şeyleri) vermeyi emreder.» Nahl Sûresi, 90

İLGİLİ   FETVALAR

Fakir ve muhtaç olan Zeyd'in oğlunun oğlu zengin küçük Amr'den başka kimsesi olmasa, Zeyd'in nafakası Amr'in  (torunun)  malından lâ­zım olur mu?.. , ELCEVAP... Olur.    HAMİŞİ BEHÇE, 123

Pîri fâni olup kâr ve kazanca kudreti olmayan fakir    Zeyd'in ana baba bir oğlunun kardeşinin oğlu zengin Amr'dan başka kimsesi olma­sa, Zeyd'in nafakası Amr üzerine lâzım olur mu?,. ELCEVAP... Olur.  FEYZİYE, 120

Küçük fakir Hind'in zengin olan amcası küçük Amr'den başka kim­sesi olmasa, Hind'in nafakası (amcası) Amr'in malından lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.

Fakir Hind'in ana - baba bir kız kardeşi zengin Zeyneb'den başka kim­sesi olmasa, Hind'in nafakası Zeyneb üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.   ALİ EFENDİ, 123

Küçük fakir Zeyd'in nafakası, fakir ve muzdar olan amcası Amr'in üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                        ALİ EFENDİ, 123

Hasta olup çalışıp kazanmaktan âciz olan fakir  Zeyd'in  ana-baba bir oğlan kardeşinin kızı zengin Hind ile baba bir oğlan kardeşinin oğ­lu zengin Amr'den başka kimsesi olmasa, Zeyd'in nafakasının üçte ikisi Hind'in ve üçte biri Amr'in üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP..: Olur.                                                                NETİCE, 106

[165] Fakir olan küçük Zeyd'in anası Hind ile baba bir kız kardeşi zengin Zeyneb'den başka kimsesi olmasa, küçük fakirin nafakası bun­ların üzerine ne şekilde lâzım olur?..

ELCEVAP... Beş sehimden iki sehim Hind'e üç sehim Zeynep üzerine lâ­zım olur.   FEYZİYE, 122

Küçük fakir Zeyd'in nafakası, zengin olan anası Hind i,le babasının babası Amr üzerine ne şekilde lâzım olur?.. ELCEVAP... Üçte biri-Hind'e bakisi Amr'e lâzım olur.     FEYZİYE'  122

Her iki fetvadaki hükümde, veraset meselesinde vâris olduklaıfı gi­bi nafakanın lüzumunun da aynı olduğunu beyan etmektedir.

[166] AÇIKLAYICI FETVALAR

Zeyd, karısı Hind'i ve küçük evlâdım nafakasız bırakıp gaip oldu­ğunda küçük evlâtlar fakir olup Zeyd'in babası Amr zengin olsa, Amr, (oğlunun) karısına ve çocuklarına infak etmek üzere cebrolunur mu?.. ELCEVAP... Olunur.                                                          BEHÇE, İ24

Fakir olan küçük Hind'in nafakası, babasının ana baba bir amcası oğlu Zeyd üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                                              BEHÇE, 124

Zeyd,    karısı    Hind'i nafakasız bırakıp başka memlekete gittiğinde Zeyd'in babası Amr fakir iken (oğlunun karısı) Hind, «Zeyd'e rucû et­mek üzere bana infak et»  diye hiçbir sebepsiz cebretmeye kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                          NETİCE, 104

[167] Yâni dinde ihtilâfları olup bîri kâfir diğeri müslüman olan kim­selerin akrabalık sebepleriyle nafaka vacip olmaz. Ancak dinde muha­lefeti olanların kocası müslüman karısı hristiyan veya yahudi gibi Sa­fir kadınlardan olursa veya ana - baba ve evlâd gibi usul ve furû ciheti ile yakınlık olursa, bu takdirde nafaka vacip olur.

İLGİLİ   FETVALAR

Nasrâniye (hristiyan) Hind, fakir ve muhtaç olup zengin olan oğul­ları müslüman Zeyd ve nasrâni olan Amr ile zengin olan kızı nasrâniye Zeyneb'den başka kimsesi olmasa, Hind'in nafakası bunların üzerlerine ne şekilde lâzım olur?.. ELCEVAP... Beraber  (lâzım olur).                            ALİ EFENDİ, #4

Zimmî (gayri müslim vatandaş) olan   Zeyd'in karısı   Hind,   İslama gelmekle Hind'in Zeyd'den olan  (küçük kızı)  Zeyneb'in nafakası  (zim­mî olan babası) Zeyd üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.  ALİ EFENDİ, 123

[168] Fakir Zeyd'in başka memlekette olan zengin oğlu Amr'den başka kimsesi olmamakla Zeyd hâkime varıp Amr'in üzerine şu kadar (belli mikdar) para nafaka takdir ettirip lâkin Zeyd takdir edileni al­mayıp bir müddet geçtiğinde Amr ölse, Zeyd, «mücerred hüccetim var» diye bu müddetin nafakası nâmına terekeden bir şey almağa kadir olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz.  (Zira rucû hakkı yoktur).  FEYZİYE, 114

NAFAKA İLE İLGİLİ MUHTELİF FETVALAR

Zengin olan deli Hind'in nafakası, kocası Zeyd üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.   NETİCE, 107

Zeyd, karısı hâmile Hind'i boşasa, Hind'in hamlini  (gebe ve yüklü olduğu çocuğu)   doğuruncaya kadar  nafakası  Zeyd  üzerine  lâzım  olur mu?.. ELCEVAP... Olur.      NETİCE, 108

Çocuğun doğumu ile kadının iddeti ve nafakası bitmiştir. Fakat do­ğan çocuğun nafakası babasının üzerinedir.

Zeyd'in boşadığı   Hind'in iddeti uzayıp    Hind iddetde oldukça iddet nafakası ile beraber elbisesi de Zeyd üzerine lâzım olur mu?,. ELCEVAP... Olur.     İBNİ NÜCEYM, 84

Zeyd, karısı Hind'e talâkı bâyinle boşadığmda Hind,  «Zeyd'in zim­metinde hakkım yoktur» diye ikrar etse, Hind'in iddet nafakası ikrarda dâhil olmayıp Zeyd'e lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.   İBNİ NÜCEYM, 84

Zeyd'in karısı Hind,   (kocası)     Zeyd'e olan borcu için hapsolundu-ğunda Hind hapisde iken nafakası Zeyd üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.    İBNİ NÜCEYM, 81

Zeyd, Cimâ'a takati olmayan küçük Hind'i nikahlayıp Hind küçük olup Cimâ'a tahammülü olmadıkça nafaka ve elbisesi Zeyd üzerine lâ­zım olur mu?. ELCEVAP... Olmaz.     İBNİ NÜCEYM, 80

JSvlî olan fakir Zeyd'in oğlu Zengin Amr'den başka kimsesi olmasa, Zeyd'in karısı Hind'in nafakası (oğlu) Amr üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.    İBNİ NÜCEYM, 68

Müslüman Zeyd, fakir ve muhtaç olup zengin olan oğlu Zimnıî (va­tandaş) Amr'den başka kimsesi olmasa, Zeyd'in nafakası Amr'in üzeri­ne lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.

Bu surette    Amr infakdan imtina etse,    Hâkim  (infak etmesi için) Zeyd'e cebretmeye kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olur.                                                         İBNÎ NÜCEYM, 65

Zengin olan Zeyd'in nafakası, Zeyd'in kızı Hind üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                                                FEYZİYE, 22

Zengin   Zeyd'in anası   Hind ile babası   Amr muhtaç olup bunların Zeyd'den başka kimseleri olmasa, Hind ve Amr'in nafakaları Zeyd üze­rine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olur.  FEYZİYE, 121

Hind, zengin.olup ihtiyacı yok iken küçük oğlu    Zeyd'in malından nefsi için nafaka takdir ettirip almağa kadir olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                        Ali Efendi, Cilt 1, Sahife 122

Zeyd'in karısı  Hind, hasta  olsa,  tedavisi  Zeyd üzerine  lâzım  olur mu?..

ELCEVAP... Olmaz, (fakat zevcin evinde hastalaşırsa her türlü ihtiyacı­nı karşılaması gerekir). Abdurrahim, Cilt 1, Sahife 284 Kâr (etmeye) ve çalışıp kazanmaya kadir olup talebei ulumdan ol­mayan büyük fakir Zeyd'in nafakası babası Amr üzerine lâzım olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.  NETİCE, 101

[169] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/184-194.

[170] Bu bahsin girişinde âzâd edilen, ve edilecek köle ve cariyeler üzerinde birkaç cümle nakletmek yerinde olacağından arz edelim.

Âzâd, köle ve câriye ile ilgili olduğuna göre, bunların İslâmda var­lığını ve bunlarla ilgili pek çok hükmün olduğunu nâtık âyeti ceiyler lerde beyan edildiğini bilmek ve inanmak îmanın esas temellerinden de­mektir. Zira Kur'an'ı Kerîm'in beyân ettiği' hükümleri istisnasız kabul etmek lâzımdır. Aksi takdirde Kur'an'm hükümlerinden bir hükmünü in­kâr etmek küfürdür.

Binâenaleyh küf farla harp esnasında esir alınan ve harp de bulunan müslümanlara hıssaları nisbetinde taksim ve teslim edilen dolayısiyle kö­le olmuş olan böyle kimselerin durumları, hakları ve hükümleri pek çok âyeti celilelerde çeşitli sebeplerden için beyan edilmiştir. Hattâ köle ve cariyelerin mü'min ve kâfir olanları da olur.

Köle ve cariyelik müessesesinin İslâmda varlığını nâtık olan birkaç âyeti celiyle meali şöyledir:                                                     

«(Ey Mü'minler!) Allah (C.C.)'a eş tanıyan kadınlarla (müşrikler­le), onlar îmâna gelinceye kadar, evlenmeyin, îmân eden bir câriye, müş­rik bir kadından, bu sizin hoşunuza gitse de... Elbet daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de, onlar îmân edinceye kadar, (Mü'min kadınları) ni­kahlamayın. Mü'min bir kul (köle) müşrik (erkek) den — O, sizin ho­şunuza gitse de, elbette hayırlıdır» bakara, 221.

«(Harp esiri olarak) sağ ellerinizin mâlik olduğu kadınlar (Mülkü yemininiz olan cariyeler) müstesna olmak üzere, diğer bütün kocalı ka­dınlar (la evlenmenizde size haram edildi. Bu haramlıklar) üzerinize Al-lâh «C.C.»'m farzı olarak (yazılmıştır)», Nisa, 24.   .

Dâri harpten esir olarak getirilen kadınların memleketlerindeki zevç­leri ile olan nikâhları bozulmuş olur. O esir kadınları (cariyeleri) zevce olarak almak mü'minler için haram değildir.

Köle ve cariyenin âzâdı ile ilgin şer'i delillerin bâzı mealleri de şöy­ledir :

«Kim bir mü'mini yanlışlıkla öldürürse, mü'min bir köleyi âzadet-mesi». Nisa, 91.                                                                                             

«Yahut bir köle âzâd etmektir.» Mâide, 89.

«Kadınlarından   zıhârla  ayrılmak  isteyip   de   sonra   dediklerini  geri

alacaklar (için), birbiriyle (zıhâr yapan koca, karısı ile) temas etmezden evvel, bir köle âzâd etmek (lâzımdır).» Mücâdile, 3.

Hâdis'i Şerif Mealleri:

«Herhangi Müslüman bir kimse, Müslüman Jbir kimseyi (Müslüman bir köleyi) âzâd ederse, Allah «C.C.»'a (âzâd olunan) kimsenin her âzası mukabilinde kendisinin (âzâd edenin) bir azasını cehennemden kurtarır» Buharı Müslim.

«Herhangi bir Müslüman kadın, Müslüman bir kadım (Müslüman ca­riyeyi) âzâd ederse, (âzâd edilen) kadın kendisinin (âzâd edenin) cehen­nemden kurtuluşu olur (yâni cehennemden kurtulmasına sebep olur.)» Tirmizi.

İşte bu hükümlerde köle olan insanları hürriyete kavuşturmanın me­ziyetini îzah etmektedir.

[171] Köle ve cariyenin âzâdı hakkında da pek çok îzâhât verilmiştir. Fakat biz kısa keserek birkaç fetvayı da nakletmekle iktifa edeceğiz.

İLGİLİ   FETVALAR

Zeyd, kölesi    Amr için «oğlumdur» dese,    Amr âzâd  (edilmiş)  olur mu?.. ELCEVAP... Olur.  ALİ EFENDİ, 127

Zeyd* cariyesi   Hind için «kızımdır» dese   Hind âzâd (edilmiş) olur mu?.. ELCEVAP... Olur.    ALİ EFENDİ, 127

Zeydd, kendisine yaş i'tibâriyle oğul olmağa sâlih olmayan kölesi Amr için «oğlumdur» dese, Amr âzâd olmuş olur mu?..

ELCEVAP... Olur.                                        Abdurrahim, Cilt 1, Sahife 299

Zeyd müslümanların huzurunda «hâlâı mülkümde olan kölelerim âzâd ölür» diye ikrar etse, Zeyd'in o .ikrar ettiği günde mülkünde olan köleleri âzâd olur mu?.

ELCEVAP... Olur.   Abdurrahim, CÜt 1, Sahife 299

Zeyd, cariyesi Hind için «kızım gibidir» dese, lâkin âzâd etmeye ni­yet etmese, Hinci âzâd olmuş olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz.                                  Abdurrahim, Cilt 1, Sahife 299

Zeyd, cariyesi Hind için «kızım gibidir» dese lâkin âzâd niyyet et­meyip tatyip etmek murâd etse^ mücerred böyle demekle Hind'in vat-ı (cima'ı) Zeyd'e haram olur mu?.. ELCEVAP... Olmaz. Abdurrahim, Cilt 1, Sahife 299

[172] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/196-199.

[173] Mustafa Uysal, İzahlı Multeka El Ebhur Tercümesi, Merhaba Ofset Yayınları 2/201-203.

Online Bağış
Hediyen Dünyanın En Güzel Hediyesi Olsun
Haftanın Hutbesi
26.11.2021 Mümin Faydasız Sözlerden Ve Lüzumsuz İşlerden Uzak Durur
19.11.2021 Şiddet İnsan Onuruyla Asla Bağdaşmaz
12.11.2021 Allah İle Kul Arasındaki Kutlu Bağ
05.11.2021 İnsan İmanla Yücelir
29 10 2021 Yaşlılarımıza Vefa, Rahmet Ve Mağfiret Vesilemizdir
27.08.2021 Allah’ın Yardım Ettiğine Mağlubiyet Yoktur
Kur'an-ı Kerim Dinle
DİB Kur'an Portalı
Ramazan Pakdil Sureler
Bünyamin Topçuoğlu
Bünyamin T.oğlu Aşirler
İlhan Tok Hatim
Abdussamed Hatim
Abdul Rahman Al Sudais
Ahmed Al Ajmi Hatim
F.Çollak Görüntülü Hatim
İshak Daniş Hatim
5 Hafız OK takipli Hatim
Mehmet Emin Ay Hatim
İsmail Biçer Ok Takipli
İsmail Biçer Aşr-ı Şerifler
114 Sure 114 Hafız
S.Hafızlar Görüntülü
Kur'an International
Tefsir
Cüz Cüz Kur’an Özeti
Elmalı Tefsiri
Elmalı Meali
Fizilali Kur'an
DİB Kuran Meali
Kur'an-ı Nasıl Anlayalım
Fıkıh
K.İslam Fıkhı
R. Muhtar-İbn-i Abidin
Gurer Ve Dürer
Mülteka El Ebhur
Kuduri Tercümesi
Nûru'l-îzâh Tercümesi
Büyük Şafi Fıkhı
Detaylarıyla Namaz
Hadis
Kütübüs-Sitte
Sahihi Buhari
Ellü'lüü vel-Mercan
Hadis El Kitabı
40 Hadis ve izahı
Uydurma Hadisler
Üye Adı
Parola

Şifremi unuttum -
Sayfa oluşturulma süresi: 0.03 saniye 11,204,181 Tekil Ziyaretçi
Copyright © 2012 islamda Hayat
Sitemizdeki Vaaz, Hutbe ve Yazılar kaynak göstermek şartı önceden izin Almadan Ticari Amaçlar Dışında Kullanmak Serbestir.

Tüm Bilgiler Ümmete Vakıftır copyright © 2002 - 2021