De ki: 'Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.' (İsrâ 88)
Günün Ayeti
";
VAAZLAR
Ana Menü
Çocuklar İçin
Kura'an Öğreniyorm
Dinimi Öğreniyorum
Dini Bilgiler
Oyunlar
Ansiklopedi ve sözlük
Osmanlıca Sözlük
İslam Ansiklopedisi
Dini Sözlük
Dini Terimler
Küçük Lügat
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Ramazan Kur’an Ayi

Bu dünya öyle devirlere ve toplumlara şahit oldu ki, kalplerinin karanlığı çehrelerine, çehrelerinin abusluğu toplumlarına sirayet etmekteydi. Kendilerine yapılmasını istemedikleri halde başkalarına zulmü reva görüyorlardı. Her türlü ahlâksızlık zirveye çıkmıştı. Canavarlar dahi yavrularını yanlarında büyütürken, onlar kendi öz çocuklarını diri diri toprağa gömüyorlardı. Evet cahiliye toplumu ve cahiliye insanından bahsediyorum.

Belki zaman dilimi olarak çağlar atladık ancak anlayış ve yaşantı biçimi olarak o normlara daha yakınız şu an. Cehalet, asırların gerisinden o çirkin yüzünü tekrar göstermiştir. Allah’tan başkasına kulluk, adaletsizlik, itikat bozukluğu ve sosyal çöküntü gibi bir çok temel problem çözümsüz kalmıştır. Kur’an-ı Kerim’in açıkça ifade ettiği en temel haramları irtikap edenlere dahi günahkâr olduğunu söylemek cesaret ister bir duruma gelmiştir.

Efendimizin (s.a.v.) gelmesinden önce de böyle karanlıklar çökmüştü. Yüce Mevla’mız kullarına merhamet etti ve geçmişin ve geleceğin tek kitabını, Kur’an’ı Kerim’i Efendimize böyle bir ramazan ayında indirdi.

Rahmet ve mağfiret ayı olan Ramazana “Kur’an ayı” da denilmektedir. Çünkü Allah’ın insanlığa son mesaj olarak gönderdiği Kur’an-ı Kerim Hz Peygambere bu ayda inmeye başlamıştır. Konuyla ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de şöyle bildirilmektedir:

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ

“(O sayılı günler, Ramazan ayı), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin.”[1]

Bu oruç hem Allah’ın bir emri, hem de huzur, güven ve barış kitabı olan yüce Kur’an’ın indirilmesine duyulan bir şükran orucudur.

Kur’an’ın indirilmesi bir milattır. Kur’an’dan önceki fert ve toplumlar, Kur’an’dan sonraki fert ve toplumlar.

Evet Kur’an bu mübarek ayda cehaletin, zulmün, batıl inançların, zorbalığın kararttığı dünyaya bir güneş gibi doğmuştur. Bu herhangi birimizin doğum yıldönümü, evlenme yıldönümü değil, bu bir şirketin bir kurumun bir ülkenin kuruluş yıldönümü değildir. Bu dünyaya Allh’ın nizamının yeniden kurulmaya başlamasının yıldönümüdür. Bu karanlık dünyaya Hz. Muhammed’in nurunun doğmaya başlamasının yıldönümüdür.

İşte biz bu aya onun için ayrı bir önem veririz. İşte bizim sevincimiz onun için bu ayda doruk noktasına ulaşır. İşte biz onun için buu ayda ibadetlerimizi daha bir coşkuyla yaparız. Onun için daha çok yardımlaşırız, daha güler yüzlü oluruz…

Geçen Ramazanlar artık geçti ama yeni bir Ramazana başladık. Sanki Kur’an-ı Kerim yeniden inzal ediliyormuş gibi bu Ramazandan önceki halleri bir kenara atmalıyız.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ آمِنُواْ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِي نَزَّلَ عَلَى رَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِيَ أَنزَلَ مِن قَبْلُ وَمَن يَكْفُرْ بِاللّهِ وَمَلاَئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلاَلاً بَعِيدًا

“Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberin indirdiği Kitab’a inanmakta sebat gösterin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse, şüphesiz derin bir sapıklığa sapmıştır.”[2] ayeti gereğince kendi milâdımızı gerçekleştirmeliyiz.

- Bu Ramazan, namaza başlama milâdı olmalı.

- Zekâtı en güzel mallardan hakkıyla verme milâdı olmalı.

- Müslümanların dertleriyle dertlenmenin milâdı olmalı.

- Evde ve ailede İslâmî bir yaşamın milâdı olmalı.

- Bu ramazan, bütün düşüncelerde, ferdî ve sosyal ilişkilerde bir inkılâbın milâdı olmalı.

- Bu ramazan, aramızdaki küçük ihtilafların kaldırıldığı, İslâm’ın dirilişi ve Müslümanların birliğinin milâdı olmalı.

- Bu ramazan, kuru bir açlık ayı değil, dünyada fakirlerin, mazlumların, biçârelerin de olduğunun hatırlandığı bir milâd olmalı.

- Bu ramazan, Kur’an’a yeniden yönelişin milâdı olmalıdır.

Kur’an tilaveti manevî bir diriliş, bir dinamizmdir. 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَجِيبُواْ لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُم لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

“Ey iman edenler! Size hayat verecek, sizi diriltecek, sizi canlı tutacak, yaşadığınızı hissettirecek şeylere davet ettikleri zaman Allah ve Rasul’üne uyunuz. Biliniz ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz mutlaka O’nun huzurunda toplanacaksınız.” [3]

Kur’an Ramazan ayında inmiştir. Ramazan Kur’an ayıdır. Bu ayda Peygamber Efendimizle Cebrail bir araya gelirler Kur’an-ı Kerimi okurlardı. Bugün hem evlerimizde hem de camilerimizde okuduğumuz mukabelelerin ana menşei budur. Peygamberimiz (s.a.s.) ve Cebrail (a.s.)’ın sünnetini bugün Ramazan münasebetiyle tekrar etmekte ve bu önemli buluşmayı bizlerde gerçekleştirmekteyiz.

Kuran bir aya on bir aydan daha fazla değer katmıştır. O ayı (ramazan ayını) on bir ayın sultanı yapmıştır. Yine Kuran bir günü bin aydan daha hayırlı kılmıştır. Kendisinde inmeye başlayan Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Kuran-ı Kerimde Kadir Süresinde şöyle buyrulmaktadır.

إنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ {} وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ {} لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ {} تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ  وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ {} سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ {}

“Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”[4]

İçinde inmiş olan ayı on bir ayın sultanı yapan, içinde inmiş olduğu günü bin aydan hayırlı yapan Kur’an-ı Kerim içinde, yaşamında ve hayatında olduğu insanı ise insanlar içinde kıymetli yapar, hayırlı yapar. Bir aya, bir güne nur katan, aydınlık veren Kuran insana nur katar aydınlığıyla ışıldatır. Hayıtımıza anlam katar, gönlümüze neşe verir. Dünya ve ahiret mutluluğu kendisinde saklıdır. Hayata hayat katan Kuran’dır. (Kur'an), bütün insanlığa bir açıklamadır;

هَـذَا بَيَانٌ لِّلنَّاسِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ takvâ sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüttür.[5]

 هَـذَا بَصَآئِرُ مِن رَّبِّكُمْ (Kur'an), Rabbinizden gelen basîretlerdir (kalp gözlerini açan beyanlardır)[6]

يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءتْكُم مَّوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَاء لِّمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ

Kuran;  Bize Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.[7]

Kur’an bizim için bir uyarıcıdır.

هَذَا بَلاَغٌ لِّلنَّاسِ وَلِيُنذَرُواْ بِهِ وَلِيَعْلَمُواْ أَنَّمَا هُوَ إِلَهٌ وَاحِدٌ وَلِيَذَّكَّرَ أُوْلُواْ الأَلْبَابِ

İşte bu (Kur'an), kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek Tanrı olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir bildiridir.[8]

Kur’an Allah’ın biz kullarına öğütlerini içermektedir. Bir babanın bir annenin çocuğuna olan öğüdü gibi, merhemetlilerin en merhemetlisi olan Allah (cc), biz kullarına sapıklığa düşmememiz için, ahirette pişman olmamamız için öğüt vermektedir. Allah’ın öğüdüne kulak tıkamayalım. Bakın Allah(cc), öğütten yüz çevirenlerin durumlarını nasıl anlatıyor.

عَنِ الْمُجْرِمِينَ {41} مَا سَلَكَكُمْ فِي سَقَرَ {42} قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ {43} وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْكِينَ {44} وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَائِضِينَ {45} وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدِّينِ {46} حَتَّى أَتَانَا الْيَقِينُ {47}فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعِينَ {48} فَمَا لَهُمْ عَنِ التَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ{49} كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ {50} فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍ {51} بَلْ يُرِيدُ كُلُّ امْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَى صُحُفاً مُّنَشَّرَةً {52} كَلَّا بَل لَا يَخَافُونَ الْآخِرَةَ {53} كَلَّا إِنَّهُ تَذْكِرَةٌ {54} فَمَن شَاء ذَكَرَهُ {55} وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّا أَن يَشَاءَ اللَّهُ هُوَ أَهْلُ التَّقْوَى وَأَهْلُ الْمَغْفِرَةِ {56}

Günahkârlara: Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir? diye uzaktan uzağa sorarlar. Onlar şöyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan değildik, Yoksulu doyurmuyorduk, (Bâtıla) dalanlarla birlikte dalıyorduk, Ceza gününü de yalan sayıyorduk, Sonunda bize ölüm geldi çattı. Artık onlara şefaat edecek olanların şefaati bir fâide verecek değildir. Böyle iken onlara ne oluyor ki, âdeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi (hâla) öğütten yüz çeviriyorlar? Daha doğrusu onlardan her biri, kendisine, (önünde) açılmış sahifeler (ilâhî vahiy) verilmesini istiyor. Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar. Asla (düşündükleri gibi değil)! Bilsinler ki bu, gerçekten bir ikazdır! Dileyen ondan (düşünüp) öğüt alır.[9]

Kuran okumak ibadettir. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in müjdesiyle okuyan için her bir harfine on kat sevap verilecektir. Bu husus şöyle bildirilmektedir

منْ قرأَ حرْفاً مِنْ كتاب اللَّهِ فلَهُ حسنَةٌ ، والحسنَةُ بِعشرِ أَمثَالِهَا لا أَقول : الم حَرفٌ ، وَلكِن : أَلِفٌ حرْفٌ، ولامٌ حرْفٌ ، ومِيَمٌ حرْفٌ

“Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.”[10] Kuran okumak onun şefaatini celbeder. Alemlere Rahmet olarak gelen Hz. Fahri Kainat şöyle buyurmaktadır.

اقْرَؤُا القُرْآنَ فإِنَّهُ يَأْتي يَوْم القيامةِ شَفِيعاً لأصْحابِهِ

“Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir”[11]

Yavaş yavaş tertil üzere, manalarını düşünerek bol bol Kur’an okumalıyız. O, sahifelere hapsettiğimiz sanki ölülere okunacak bir dua kitabı gibi gördüğümüz Kur’an’ın dirilere indiğini, bir hayat kitabı olduğunu göstermeliyiz. Orucumuzu tutup içimiz yanarak, dudaklarımız çatlayarak Kur’an’a sarılıp yüce Rabbimize imanımızı göstermeliyiz.

“Ya açar bakarız, nazm-ı celîlin yaprağına,

Ya üfler geçeriz bir ölünün toprağına.

İnmemiştir Kur’an, bunu hakkıyla bilin,

Ne mezarlıkta okunmak, ne fal bakmak için.”

Dediği gibi Akif’in Kur’anı dirilere hayat veren bir kitap kılmalıyız.

Her biri yıldızlara benzeyen o sahabeler Kur’an’ı okudular, öyle anladılar ki karanlıkların içinden güneşler doğdurdular. Onların gündüzleri ve geceleri Allah’ın ayetlerini anlamak, yaşamak ve yaşatmak mücadelesi ile doldu. Medine’de bütün ev sakinleri gecenin son çeyreğinde kalkmıştır. Evlerde arı vızıltıları gibi Kur’an sesleri yükselmektedir. Allah’ın zikri Kur’an yükselmektedir.

Onları okudukları Kur’an etkiledi, değiştirdi, dönüştürdü.

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَإِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ آيَاتُهُ زَادَتْهُمْ إِيمَانًا وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

“Mü’minler; Allah zikredildiğinde kalpleri ürperen, ayetleri okunduğunda imanları artan ve Rab’lerine tevekkül edenlerdir.” [12] ayetinin muhatabı oldular.

Ramazanın bu ilk günlerinde kendisine gönlümüzü, aklımızı açacağımız ve hayatımıza mutlaka aktarmamız gereken ilahi mesaj Kur’an-ı Kerimdir. Dünyamızı da, ahiretimizi de kurtarmak için yegâne kılavuz Kur’an-ı Kerim’dir. Gerçek hidayet rehberi, iyiyle kötüyü, doğruyla yanlışı, günahla sevabı birbirinden ayıran Furkan Kur’an-ı Kerim’dir. Rabbimizin bizden razı olacağı şeylerin anlatıldığı kitaptır Kur’an.

Bu veya daha birçok sebeplerle hatimlerimizi okurken düşüneceğimiz şey bu olmalıdır. Oruçlarımızı tutarken hatırımızda bu olmalıdır. Kur’an’sız Ramazan olmaz. Kur’an-ı Kerimin hayata aktarılmadığı bir Ramazan eksiktir.

Gönül Dünyamızı, akıl dünyamızı, bedenimizi, ruhumuzu güzelleştirecek, nefsimizi tezkiye edecek, bizi şeytanın vesveselerine karşı koruyacak olan Kur’an-ı Kerime sımsıkı yapışmak müminin en temel görevidir.

Kur’an, hidayet ve rahmet kaynağıdır. Kur’an, hayatı kolay kılan rehberdir.Kur’an zikir dolu, şerefli, üstün, içinde çarpıklık olmayan bir kitaptır. Aklımızı kullanmamız için indirilmiş, öğüt almamız için kolaylaştırılmış yüce bir kitaptır. Kur’an hayatın ta kendisi, hayt kadar canlı ve taze, eskimeyen gündem, kainat kitabını anlama rehberi, ezeli kelem sahibinin konuşmasıdır.

Kur’an, insanlık aleminin eğiticisi, şeriat kitabı, dua kitabı, hikmet kitabı, ibadet kitabı, emir ve davet kitabı, fikir kitabı, zikir kitabıdır. O, allah’ın sapasağlam ipi, o bir nur, o hikmetli bir hatırlatma, o dosdoğru yoldur.

Onun tekrarı usanç vermez, hevalar onun sayesinde kaymaz, görüşler onun sayesinde dağılmaz, alimler ona doyamaz, onun hayretengiz yönleri tükenmez. Her kim onun ilmiyle ilimlenirse ileri gider.her kim onunla amel ederse ecirlenir. Her kim onunla hükmederse adalet eder. Her kim ona tutunursa doğru yolu bulur.

Kur’an’ı hafızlar, imam-hatipler, ilahiyatçılar, hocalar bilmez. Kur’an’I ona kendisini açanlar, edeple yaklaşanlar, onu mürşid group önüne diz çökenler bilir. Kur’an’I bilmek için satırlardan sadırlara aktarmak gerekir. Kur’an’ı bilmek için ona edeple yaklaşmak gerekir. Kur’an’I bilmek için itaat şuuruna varmak gerekir. Kur’an’I bilmek için benliği ayaklar altına almak gerekir.

Bir de şunu bilmek gerek ki; Kur’an dirileri canlılığa ve ebedilik aşkına erdiren kitaptır. Mezarlıktakileri dirilten değil. Akif’in dediği gibi,

Evet bütün beşeriyyetin hakkıdır beka emeli

Fakat bu hakkı ne taştan, ne leşten istemeli

Kıymetli Mü’minler!

Kur’an’dan öğrendiğimize gore, ona yaklaşırken, iyi niyetle, istiazeyle ve temiz olarak yaklaşmalıyız. Onu tane tane özümseyerek okumalı, okunduğunda kulak verip susmalıyız.

Kur’an’a nötr olark yaklaşmalı, ön yargılardan, zihni buhranlardan, manevi kirlerden arınarak yaklaşmalıyız. Hz. Osman diyor ki: eğer kalpler manevi kirlerden temizlenmiş olsaydı, Kur’an’ın okunmasına dooyum olmazdı.

Zulumattan nura, spıklıktan Allah’ın yoluna iletmek için indirilmiş olan bu kitap, eğer bize yaramıyorsa, eğer modern cahiliye devri hala devam ediyorsa, bu bizim Kur’an anlayışıımızın çarpıklığındandır. Bizim Kur’an’a sahabe gibi yaklaşamayışımızdandır.

Kur’an kendilerini ve toplumlarını değiştirmek isteyenlere yardıma hazırdır.prensipleri, düsturrları, projeleri, örnekleri ortadadır. Doktorun verdiği reçete okununca hasta iyileşmez, ilaç vücuda tesir etmelidir.

Müslümanlar oarak şimdiki halimiz, tıpkı Kur’an’a bakış açımız gibi çarpıktır. Ömer Hayyam’ın dediği gibi:

Bir elde kadeh bir elde Kur’an bir helaldir işimiz bir haram

Şu yarım yamalak dünyada ne tam kafiriz ne tam müslüman

Değerli kardeşlerim!

Doğru yolu bulmak için Hz. Ibrahim gibi ayda, güneşte gezmemiz gerekmiyor. Ateş bulmak için Hz. Musa gibi tur dağına gitmemiz gerekmiyor. Su bulmak için Hz. Hacer gibi çöllerde koşturmamız da istenmiyor. Hidayet rehberimiz, nurumuz, ab-I hayatımız, bize en yakın rafta, kitaplıkta bizi bekliyor. Fakat kimimiz cilt kapaklarındaki tozdan, kimimiz, kalplerimizdeki pastan bir türlü onu göremiyoruz. Şöyle kirimizi pasımızı bir temizleyelim, silkinelim, kendimize gelelim, Kur’an’a sarılalım. Yaratanımızın şahsımıza özel göndermiş olduğu mektubun zarfını açalım, okuyalım, anlayalım, uuygulayalım. Tek kurtuluşumuz, tek çaremiz budur.

Bediüzzaman’ın dediği gibi: marız bir asrın, hasta bir unsuurun, alil bir uzvun reçetesi ittiba-ı Kur’an’dır. Uyalım kurtulalım.

Kur’an’a gerçek saygı onu yüceltmeye çalışmak değil, onunla yücelmektir. Yani Kur’an öznemiz olmalı, bizi etkilemeli, değiştirmelidir. Kur’an hayatımızın mihenk taşı olmalıdır. Rehberimiz, danışmanımız, öğretmenimiz, arkadaşımız, yoldaşımız olmalıdır. Kur’an’la yatıp Kur’an’la kalkmalıyız. Kur’an hayatımızın her zerresine girmedikçe kurtuluşumuz mümkün değildir.

Ku’ran’ın dili ile bizim dilimiz ayrı olduğu için midir nedir, dilimizle idrakimiz ayrılmış, dilimizle kalbimiz ayrılmış, dilimizle davranışlarımız ters düşer olmuş. Mesela malını zekatla değil de faizle çoğaltacağına inanan, faizsiz ekonomi olamayacağını savunan, müslümanlar türemiş. Diskodaki sesle eğlenip, ezandan rahatsız olan, insane yapısı kanunları Allah’ın kanunlarından üstün gören müslümanlar var.

Kur’an’a uymak yerine konjektöre uymayı yeğleyenler var. hakka uygunluk yerine, resmiyete, procedure uygunluk arayanlar var. Hakkın yanında değil de gücün, otoritenin, paranın yanında olan müslümanlar gibi acayip müslümanlar ortaya çıkmış.

Toplumbilimciler, ekonomistler, eğitimciler, asayiş görevlileri, bilim adamları, filozoflar… nasıl düzlüğe çıkarız, nasıl zengin oluruz, nasıl asayişi sağlarız, sevgiyi, saygıyı, akrabalar arası, komşular arası ilişkiyi nasıl canlı tutarız mı diye kafa yoruyorsunuz? Tek çaresi ve cevabı var uy ve kurtul.

Beşeriyetin aklının bu kadar derin meseleleri çözmeye gücü yetmez. Zira bu terazi bu kadar sıkleti çekmez. Yani Hüda’nın karşısına deha ile çıkılmaz.

O halde Kur’an karşısındaki duruşumuzu bir kez daha gözden geçirelim. Kur’an okuduğumuzda kalbimiz ürperiyor, imanımız artıyor, hissiyatımız coşuyor, gözümüzden yaşlar akıyor mu? Yoksa o dağları paramparça edecek güçte olan Kur’an’ın uyarıları bizim bir kulağımızdan girip öbür kulağımızdan çıkıyor mu?

Kur’an’a çarpık bakan veya bakış açısı Kur’an olmayan kardeşim!

Eyvah beş on kafirin imanına kandık

Öyle bir uykuya daldık ki cehennemde uyandık demeden Kur’an’ın sabahında uyanalım.

O demde ki perdeler kalkar perdeler iner

Azraile hoşgeldin diyebilmektir hüner. Işte bu hüneri sergileyebilmek için Kur’an’ı hayatımıza özne kılalım.

Kur’an gelmeden önce insanların hali perişan idi. Kur’an Kutlu bir elçi olan Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) ile gönderilmeye başlayınca insanların hayatları değişti, farklılaştı, güzelleşti. Yüce Rabbimizin şu ayetini beraberce hatırlayalım.

وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعاً وَلاَ تَفَرَّقُواْ وَاذْكُرُواْ نِعْمَتَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَاناً وَكُنتُمْ عَلَىَ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ النَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

“Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişilerdiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.” [13]

Kur’anı- Kerim hayatımızda olmaz ise ayette bildirilen uçurumların kenarlarında olunabilir. Allah-u Teâlâ’nın nimetiyle birleşen kalpler ve nihayetinde kardeş olanlar Kur’an olmazsa yeniden ayrılığa düşebilir. Bu sebeple ayetin sırrına mazhar olacağız. Kur’an’a ve İslam’a sımsıkı sarılacağız. Sarılacağız ki, kardeşliğimiz pekişsin. Sarılacağız ki, yanlışlara düşmeyelim. Sarılacağız ki, Yaratanımız ve yaratılanlar bizden razı olsun.

Kuran-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı gece aynı zamanda Peygamber Efendimizin son Peygamber olarak insanlığa gönderildiği ilk gecedir. Ramazan ayı bu sebeple Peygamber ayıdır. Yürüyen Kuran olan Peygamberimizin hayatı bize en doğru yolu göstermektedir. Yazılı olan bir metnin hayata nasıl aktarılacağının cevabı Peygamberimizdedir. Kur’ana uygun bir hayat arzu edenler için Rehber Peygamberimizidir. Peygamber Efendimizin hayatını hayatına aktarmak isteyenler Kuran’a bakmalıdırlar. Etle tırnak nasıl ki birbirinden ayrılmaz ise Kuran ve Sünnet öylece birbirinden ayrılmaz.

Bu aydan istifade etmek için riayet etmemiz gereken bir başka hususu ise Sevgili Peygamberimizin sünnetine riayet etmektir. Çünkü İslam Dininde, Kur’an-ı Kerim’den sonra bilgi ve uygulama açısından en büyük kaynak, Hz. Peygamberin Sünneti kabul edilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de tafsilatlı bir şekilde yer almayan emirlerin ve yasakların uygulama sahasına çıkması hep Sünnetle olmuştur. Abdestin alınış şekli, namazın kaç rekât olduğu ve nasıl kılınacağı, zekâtın nisap miktarı ve hangi mallardan zekât verileceği, haccın yapılış şekli gibi daha birçok ibadet Sünnetlerle bilinebilmektedir. Nitekim Hz. Peygamber Efendimiz, “Ben namazı nasıl kılıyorsam sizde öyle kılın” ve “ Hac ibadetinizin usullerini benden alın”  buyurmuştur.

Bir beşer olarak dünya ve ahiret huzurunu nasıl elde edebiliriz? Sorusunun en güzel cevabını, Sevgili Peygamberimizin Sünnetinde buluyoruz.

Ailevi ilişkilerde mutluluğun anahtarı Hz. Peygamberin Sünnetinde saklıdır. Hz. Aişe validemizin dile getirdiği gibi, O, en duygusal, en nazik, en insancıl, en merhametli, en saygılı ve ailesine karşı her daim en iyi davranan bir aile reisiydi. Komşuluk ilişkilerinde en samimi, en içten davranışları, fakirlere nasıl yardım yapılacağına dair birçok güzel icraatı O’nun Sünnetlerinde görmekteyiz.

“Hayırlınız, ahlâkı güzel olanınızdır.” diyen Sevgili Peygamberimiz, Sünnetiyle ahlaken kemale erişme yollarını bizlere göstermiştir. Hayatı boyunca hiç yalan söylememiş, emanete hıyanet etmemiş, ağzından hiçbir zaman beddua çıkmamış, düşmanları dahi kendisi hakkında kötüleyici bir söz söyleyememişlerdir.

Hz. Peygamberimizin Sünneti, Kur’an-ı Kerim’in en büyük tefsiridir. Bu sebeple, Sünnete tabi olmak, Kur’an’a tabi olmak anlamına gelmektedir. Allah’a hakkıyla itaat etmek ve O’nun sevgisini kazanmak için, Sevgili Peygamberimizin Sünnetine uyulması gerektiği unutulmamalıdır. Nitekim Allah (c.c.) sevmenin yolu Hz. Peygambere tabi olmaktadır. Bir ayette şöyle buyruluyor.

قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

 “(Ey Muhammed) De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”[14]

"Hz. Peygamber (sav) buyurdu ki: "Benim misalimle Cenab-i Hakk'ın benimle göndermiş bulunduğu şeyin misali su adamın misali gibidir: "Bir adam kendi kavmine gelip: "Ben gözlerimle düşman ordusunu gördüm, tehlikeyi haber veriyorum, tedbir alin!" der. Kavminden bir kısmı tavsiyesine uyup, geceleyin, telaşa düşmeden oradan uzaklaşır. Bir kısmı da bu haberciyi yalanlar ve yerinden ayrılmaz. Ancak sabahleyin ordu onları yakalar ve imha eder. İşte bu temsil bana itaat edip getirdiklerime uyanlarla, bana isyan edip Cenab-ı Hakk'tan getirdiklerimi tekzip edip yalanlayanları göstermektedir."[15]

Yine Peygamberimiz (sav): "Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah’ın Kitabı ve Resulünün sünneti".[16] demiştir. Biz de bu Kur’an ve Peygamber ayında O’un emanetlerine sahip çıkalım.      

     Bilal GÜNDÜZ

          Vaiz



[1] ( Bakara, 2/185)

[2] (Nisa/136)

[3] (Enfal/24)

[4] ( Kadir, 97/1-5)

[5] Al-i İmran, 3/138)

[6] Araf, 7/203)

[7] (Yunus, 10/57)

[8] İbrahim, 52.

[9] Müddessir, 40- 56.

[10] (Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 1001)

[11] ( Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 993)

[12] Enfal, 2.

[13] (Al-i İmran, 3/103

[14] ( Ali İmran, 3/31)

[15] Buhari, Rikak 26; Muslim, Fezail 15, (2283).

[16] Muvatta, Kader 3, (2, 899).

Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Günün Hadisi
Dil Seçeneği
Kur'an-ı Kerim Dinle
Ramazan Pakdil Sureler
DİB Kur'an Portalı
İlhan Tok Hatim
Abdussamed Hatim Hatim
Abdul Rahman Al Sudais
Fatih Çollak Hatim
F.Çollak Görüntülü Hatim
İshak Daniş Hatim
5 Hafız OK takipli Hatim
Mehmet Emin Ay Hatim
İsmail Biçer Ok Takipli
114 Sure 114 Hafız Hatim
İshak Daniş Aşir
M.Nebevi İmamları Hatim
K. İmami Shuraym Hatim
S.Hafızlar Görüntülü Hatim
Dünyaca Ünlü Kariler
Kur'an International
Tefsir
Tefsir Külliyatı
Elmalı Tefsiri
Elmalı Meali
Fizilali Kur'an
DİB Kuran Meali
Kur'an-ı Nasıl Anlayalım
Fıkıh
Reddul Muhtar-İbn-i Abidin
Feteva-i Hindiyye
Fikhussunne
Mezhepler Arası Farklar
Detaylarıyla Namaz
Hadis
Kütübüs-Sitte
Sahihi Buhari
Riyazuzsalihin
Ellü'lüü vel-Mercan
Hadis El Kitabı
40 Hadis ve izahı
Dini Kitaplar
P.Hayatı Salih Suruç
Kur'an ve Bilim
Günümüzde İslam
Kıssadan Hisse
Ehli Sünnet Yolu
İslam Tasavvufu
En Güzel Örnek
Gıybet Hastalığı
Adım Adım Kurtuluş
Mesneviden Öyküler